Fındık Fıkraları

loading...

Çerez tabağı teoremi-1 Galatasaray Lisesi’nden bir arkadaşım hâlâ evlenemedi. Geçenlerde “Yeter artık evlen, evlen de çoluk çocuk sahibi ol” dedim. Aşağıdaki teoriyi aktardı: Bir kuruyemiş tabağı kalabalık bir grubun önüne geldiği zaman sırasıyla önce antepfıstıkları, ardından bademler, sonra fındıklar gider. En sona beyaz ve sarı leblebiler kalır. Eğer belli bir yaşa kadar evlenmemişsen de durum farklı olmaz. Ya kalan leblebiler ve ayçekirdekleri ile idare edersin ya da olur ya bir fıstık bulurum diye tabağı karıştırır durursun.. Çerez tabağı teoremi-2 Geçen hafta bir türlü evlenemeyen bir arkadaşımın, ileri yaşta evlenmekle, çerez tabağı arasındaki benzerliği anlatan görüşlerini aktarmıştım.Bu yazı üzerine, bazı okurlarımdan eklemeler geldi. Ben tabakta en sona kalanların sarı ve beyaz leblebiler olduğunu yazmıştım. Mektep arkadaşım Merih Tüzün şöyle yazmış: “Sevgili Fatih, aynı tabakta ucu açılmamış kabuklu Antep fıstıkları da kalır. Herkes bir eller, bakar ama kimse açmaya cesaret edemez, tabağa geri bırakır. Onlara ulaşmak cesaret ister. Dişine güveneceksin kıracaksın ki, içinde gizlediği lezzete ulaşabilesin. Ama risklidir, dişini kırabilirsin.” Not : Fatih Altaylı’nın köşesinde epey bir zaman önce yazılmış ve oradan da internet alemine akmış bir yazıdır.
fıkranın devamı

BİR GÜN TEMEL ASKERE GİTMİŞ.KOMUTANI ARANIZDA KARADENİZ Lİ OLAN ÇIKSIN DEMİŞ.BİDAHA DEMİŞ VE HERKEZE TEKER TEKER 3 KERE FINDIK DEDİTTİRMİŞ.SIRA TEMEL E GELİNCE - ÜÇ KERE FINDIK FINDIK AYVAYI YEDÜK DEMİŞ.
fıkranın devamı

Aslen amerikalı savaş muhabirinin biri Afkanıstandaki olayları kendine haber kaynağı edebilmek...
fıkranın devamı

Üç arkadaş .bayram tatilini geçirmek için afrikaya safariye gider.hava ve ortam avlanmaya müsa...
fıkranın devamı

. Açık kapı: Bakire olmayan
. Anadolu: Oynak kadın
. Artema: Başkalarıyla birlikteyken tesettüre uyup örtünen, bunun dışında
özgürce davranan
. Aynalı pembe: Hafifmeşrep,
. Battaniye: Özellikle otellerde çalışan hayat kadını
. Cımbız: Öğrencileri tedirgin eden, iğneleyen kadın öğretmen
. Çalışkan: Sık sık cinsel ilişkiye giren
. Çufçuf: Gezip dolaşarak müşteri arayan hayat kadını
. Davul: Çok şişman kadın öğretmen
. Döküm: Çirkin kadın
. Esnaf: Ahlaksız kadın
. Fındık: Başkalarının cinsel ilgisini çekecek davranışlarda bulunan ama
ilişkiye yanaşmayan
. Hurma: Esmer güzeli
. İstepne: Baldız
. Jandarma: Nikahlı kadın
. Kaldırım kargası: Zayıf, naif, biçimsiz
. Kadayıf: Hoş, güzel, alımlı kız
. Kaknem: Uzun boylu, zayıf, elmacık kemikleri çıkık, koca burunlu, biçimsiz
kadın
. Kurabiye: Genç, güzel, çekici
. Lakerda: Yaşlı hayat kadını
. Mantenot: Metres
. Meflaket: Şişko kadın
. Trikacı: Sakallı, bıyıklı, kıllı erkeklerden hoşlanan
. Zamazingo: Dost, metres, nikahsız eş
. Zürefa: Eşcinsel. "

ALINTI MİLLİYET GAZETESİ
fıkranın devamı

Temel ile fadime birbirlerini çok istiyorlarmış. Fakat utangaçlıklarından birbirlerine
açılmak ne kelime konuşmaları bile çok zormuş. Tesadüfen yalnız kaldıkları bir günde
artık canına tak demiş olan temel fadimeye; habu findukluklardan yukarı bir çikalummi der.
Fadime de he temel çikalum der. Biraz yürürler. Temel konuşacak kelime bulamaz, fadime durumu
anlar bari bir soru sorayımda temel açilsun diye düşünür.
-"Uy temel habu findukluklar kimundur" der.
Temel hemen atılır
-Emicemundur bi tane koparanun a...na koyarum ",
Fadime hemen bir fındık koparır. Temel fırsatı kaçırmaz hemen sarılır fadimeye fındıklıkların altında işlerini bitiriler.
Sonra kalkıp tekrar yürümeye başlarlar ikiside mutludur. Biraz sonra fadimenin canı çeker temele tekrar sorar,
-"Temel, habu findukluklar kimundur.
Temel" dayimundur, bitane koparanun a.. na koyarum der.
Fadime hemen birtane koparır. Temel tekrar sarılır fadimeye uzun uzadıya
fındıkların arasında işlerini görürler.
Tekrar kalkarlar yürüler. Biraz sonra fadimenin canı tekrar ister
temelde aynı işi yapar.
Bu böyle birkaç defa daha devam eder fakat Temelin pili bitmiştir,
ama fadime
doymak bilmez tekrar sorar
"Uy temel ha bu findukluklar kimundur da",
temel "ha bilmeyirum galiba fiskobirluğunduler"

fıkranın devamı

Temel askerdedir ve bolugunun tek karadenizlisidir. Kulagina calinanlara gore de bolugun cavusu sert mi sert bir cavustur ve karadenizlilerden nefret etmektedir. Ilk gun ictima olayi, cavus butun askerleri siraya gecirir ve bagira bagira baslar:
"Bana bakin, ben bugune kadar bolugumde bir tane karadenizli barindirmadim, bundan sonra da barindirmayacagim. Eger icinizde karadenizli varsa simdi bir adim one ciksin"
Temel korkudan kipirdayacak halde bile degildir. Cavus yeniden gurler:
"Karadenizli varsa bir adim one ciksin dedim, ben bulursam cok fena yaparim!"
Temel'den yine ses yok.
Komutan:
"Pekala simdi goruruz. Sag bastan basla oglum herkes 3er kere FINDIK diyecek"
Erler baslar siradan "FINDIK, FINDIK , FINDIK"...
Sira Temel'e gelir:
"finduk"
"finduk"
"sikilduk"
fıkranın devamı

Temel ile fadime birbirlerini çok istiyorlarmış.fakat utangaçlıklarından birbirlerine açılmak ne kelime konuşmaları bile çık zormuş. Tesadüfen yalnız kaldıkları bir günde artık canına tak demiş olan temel fadimeye; habu findukluklardan yukarıi bi çikalummi der. Fadime de he temel çikalum der.Biraz yürürler.Temel konuşacak kelime bulamaz,fadime durumu anlar bari bir soru sorayımda temel açilsun düşünür.
-"Uy temel habu findukluklar kimundur" der.
Temel hemen atılır
-emicemundur bi tane koparanun a...na koyarum ",
fadime hemen bir fındık koparır. temel fırsatı kaçırmaz hemen sarılır fadimeye fındıklıkların altında işlerini bitiriler.
sonra kalkıp tekrar yürümeye başlarlar ikiside mutludur. biraz sonra fadimenin canıçeker temeltekrar sorar,
-"temel , habu findukluklar kimundur.
Temel" dayimundur , bitane koparanun a.. na koyarum der. Fadime hemen birtane koparır . Temel tekrar sarılır fadimeye uzun uzadıya fındıkların arasında işlerini görürler.
Tekrar kalkarlar yürüler . biraz sonra fadime nin canı tekrar ister temelde aynı işi yapar . Bu böyle birkaç defa daha devam eder fakat temelde artık pil bitmiştir,fakat fadime doymak bilmez tekrar sorar "uy temel ha bu findukluklar kimundur da" ,
temel "ha bilmeyirum galiba fiskobirluğundur."
fıkranın devamı

Bir keşiş dünyanın en akıllı adamını bulmak için diyar diyar geziyormuş sıra nasreddin hocanın köyüne gelmiş ve köylülere sormuş.
- sizin köyün en akıllı adamı kim?
demiş. Köylülerde:
- nasreddin hoca demiş.
bunun üzerine keşiş köy meydanında
hoca ile görüşmeye başlamış ve eline bir çomak almış yere bir daire çizmiş, nasreddin hoca da çomakla daireyi ortadan ikiye bölmüş, keşiş bir doğru daha çizerek daireyi dörde bölmüş,hocada
dörde bölünmüş dairenin üç dilimine çarpı işareti koymuş,keşiş
elleriyle aşağıdan yukarıya doğru hareket yapmış,hocada yukarıdan aşağıya yapmış ve keşiş büyük bir hayranlıkla hocayı tebrik etmiş.
Olup bitenden bir şey anlamayan halk keşişe ne olduğunu sormuş keşişde :
- Bu adam gerçekten dünyanın en akıllı adamı, yere dünya çizdim
o ortadan ekvator geçer dedi,ben dünyayı dörde böldüm o da dört de üçü sudur dedi,ben yerden buharlaşma sonucunda ne olur dedim o da yağmur yağar dedi.
Bu sefer hocaya neler olduğunu sorar halk hoca da:
- Bu adam oburun biri, yere bir tepsi baklava çizdi ben de yarısı benim dedim, daha sonra tepsiyi dörde böldü o zaman dört de üçü benim dedim, o da tepsi altından ateşi hafif hafif almalı dedi ben de üstüne fındık fıstık ekelersek daha iyi olur dedim.
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama