Fitil Fıkraları

loading...


Bir tımarhanede deliler ayaklanır ve binanın orta bahçesini işgal ederler. Hiçbiride dağılmaz. Bunun üzerine doktorlar toplanarak yönetmeliği açarlar ve aynısını uygulamaya karar verirler. Yönetmeliye göre bir doktoru çırılçıplak soyar delilerin içine atarlar. Doktor içeri girince * BOMBAAA * diye bağırır. Bunu gören deliler doktoru tuttukları gibi camdan dışarı atarlar. Bunun üzerine doktorlar tekrar toplanır ve konuşurlar. Bu işte bir yanlışlık vardır. Delilerin hepsinin dağılması gerekmektedir. Yeniden denerler. Bir doktoru daha soyup içeri atarlar ve oda * BOMBAAA * diye bağırır. Deliler onu da tuttukları gibi camdan dışarı atarlar. Başhekim en sonunda bir de ben deniyeyim der ve soyunup delilerin arasına girer ve * BOMBAAA * diye bağırır. Bunun üzerine bütün deliler kaçışır ve binayı ve orta bahçeyi terk ederler. Doktorlar merak eder ve biraz akıllı olanlarından toplayarak bu durumu sorarlar. Niçin siz ilk iki doktor girdiğinde binayı boşaltmadınız da son başhekim girdiğinde boşaltınız? derler. Delilerde "İlk giren iki bombanın fitili uzundu ama son giren bombanın fitili kısaydı zamanımız yoktu içerde patlamasın diye böyle yaptık" derler.

fıkranın devamı


Deliler hastanesinde bir grup deliyi dışarı çıkarmak isteyen doktorlar bir türlü delileri dışarı çıkaramıyorlarmış.Bu doktorlar içeri çıplak bi doktor atıp ''Bomba var kaçıııın!!!'' diye bağırmışlar.Ama kimse dışarı çıkmamış.2. kez çıplak doktor atıp ''Bomba var kaçııın!!!'' diye bağırmışlar.Yine dışarı çıkan yok.Bu seferde içeri hekimi sokmuşlar.Ama daha '' bomba var kaçııın'' demeden herkes dışarı fırlamış.Ve doktorlar gelip sormuşlar.
- Neden 2 doktor gönderdikte çıkmadınız hekim gönderdik hemen çıktınız?Deliler şöyle cevap vermiş.
- O gönderdiğiniz doktorların fitili uzundu.En son gelen hekimin fitili kısaydı da ondan hemen dışarı çıktık.

fıkranın devamı


Temel bel ağrısı çekiyormuş. Bir gün bu ağrıya dayanamayıp doktora

Gitmeye karar vermiş. Doktor bel ağrıları için temele fitil vermiş ve bunu her gün anal yoldan al demiş.

Temel tamam diyerek evine dönmüş. Evde karısı Fadime sormuş;

"Doktor ne dedi Temel?"

-"Valla böyle bir şey verdi."

-"Eee ne yapacakmışsın bunu?"

-"Her gün anal yoldan alacakmışım."

-"O ne demek ki? "

-"Bilmiyorum"

-"Ben de bilmiyorum, doktoru arayıp öğrensene."

Temel doktoru aramış.

-"Doktor bey kusura bakmayın ben bunu ne yapacağımı anlayamadım"

Doktor: -"Anüsten alacaksınız beyefendi."

Temel tamam diyerekten telefonu kapatmış ve karısına dönüp;

-"Anüsten alacakmışım"

Fadime: -"O ne demek?"

-"Bilmiyorum"

-"E ben de bilmiyorum şunu adam gibi yarın doktora gidip öğrenelim."

Ertesi gün Temel doktorun odasına girer.

-"Doktor bey ben bunu ne yapacağımı gene anlamadım."

Doktor: -"Makattan alacaksınız."

Temel dışarı çıkıp tekrar anlamadığını Fadime�ye söyler.

Fadime sinirli bir şekilde:

-"Niye şunu adam gibi öğrenmiyorsun" der.

Temel cesaretini toplar doktorun odasına tekrar girer ve sorar:

-"Doktor bey cehaletime verin ben bunu gene anlayamadım."

Doktor:

-"Beyefendi kıçınıza sokun"

Temel dışarı çıkar, Fadime sorar:

-"Ne oldu Temel?"

-"Valla bilmiyorum ama doktor çok kızdı."

fıkranın devamı

Yeni damat düğün gecesinin ertesi sabahı kalkar ve göğsünü yumruklayarak gururla bağırır:...
fıkranın devamı

Temel bel ağrısı çekiyormuş. Bir gün bu ağrıya dayanamayıp doktora Gitmeye karar vermiş. D...
fıkranın devamı

Bir tımarhanede deliler ayaklanır ve binanın orta bahçesini işgal ederler. Hiçbiride dağılma...
fıkranın devamı

Temel ishal olmuş, gittiği doktor da "günde iki defa fitil" salık vermiş. Temel fitilin asıl k...
fıkranın devamı

* Kim bekleyecek lan şimdi yeşil ışığın yanmasını..

* Bak şimdi nasıl balıklama atlıycam..

* Gönder, gönder ben tutarım..

* Ay ! ne cici; ısırır mı ?

* Geel, geel, sağ yap geel!

* Yapma abi, şeytan doldurur..

* Yav bu prizde elektrik var mı ?

* Aabi, acaip seri bu araba yaa..

* Lan eşşek şakası yapmayın bee..

* Kocan eve erken dönmez değil mi sevgilim..

* Hala karlı mı gösteriyor hanım..

* Aaa! Nevzat bak abim geliyor..

* Hocam ne olur son bir soru daha sorun..

* ALLAH, ALLAH ! Bu tuttuğum da ne ?

* Bekle beni, bir dalıp çıkacağım..

* Beyefendi biraz kayabilir misiniz acaba ?


KARDEŞLERiN SON SÖZLERi

* Abiii, FORMAT /U ne demek?

* Abi, seninki aradı, "bi kızı götürcekmiş" dedim.

* Ablaa, babama söyledim, bana da senin balonlarından alcak.

* Abii, Müjgan geldi, ona sünnet resimlerini gösterdim.

* Bak babama söölerim haa.


DALGIÇLARIN SON SÖZLERi

* 20kg ağırlık yeter mi?

* Şu mağarada ne var?

* 100m ye dalarım, bişi olmaz


BALIKÇILARIN SON SÖZLERi

* Hava bugün ne güzel.

* AAa ne güzel balık!

* Şu tıpa ne işe yarıyor abi?

* Çapayı almadık mı?

* Burnu dalgaya mı verecektik?

* Şu koya girdik mi tamam.


MOTORSiKLETÇiLERiN SON SÖZLERi

* Ben şu iki motorun arasından geçerim.(far ışığında)

* Bak şimdi ibreyi sona dayandırcam.

* Kaç basıyorum acaba.

* Demek daha önce motora binmedin. Atla arkama biraz dolaşalım.

* Virajda hangi tarafa yatacaktık?

* Bunun önü nasıl kalkıyo?

* Motor bozuldu, sen beni şu iple çek.

* Nihaaaa köprü! (250 basarken)


DiĞER SON SÖZLER

* Bak Sadık'çığım seninle ilgili bir dedikodu duydum ama önce sana sorayım dedim. Sahi senin Kontrgerilla ile ilişkin var mı ?

* Doğalgazın ülkemize hayırlı olmasını diliyor ve doğalgaz ile çalışan ilk ocağı huzurlarınızda yakıyorum.

* Korkma hanım bu saatte kapımızı kim çalacak. Tanıdık biridir...

* Gerdeğe girmeden önce sana açıklamak istediğim bir şey var Sinan.

* Tahliye mi oluyorum hoca efendi ?

* Postanede bana ait bir koli varmış onu almaya geldim..

* Müjdemi isterim Turhan abi. Bir kızın daha oldu..

* O irmikleri neden aldın Nurhan ? Helva mı yapacaksın? Niçin?

* Bana bişey olmaz...

* Hayatımda hiç bu kadar güzel bir yemek yememiştim..

* Yalan söylüyorsam şuracıkta öliim....

* Yaw şuna bak, ne kadar gerçekci bir oyun....

* Rasim abi, kafesin kapısı kapalı, değil mi?

* Karıcığım, son günlerde biraz kilo aldın galiba?

* Elektrikçiye ne gerek var canım, ben şimdi hallederim...

* Abi bu yeni aldığım modem için paratoner taktık, bişey olmaz.

* Ben kırmızı yanmadan sarı ışıkta geçerim.

* Gel abi burası boyu geçmiyo..

* help help borgkkkkkggggggz help help (hehe turiz karı bize el sallıyo)

* Hanım, bi kibrit yak da bakalım bu ne kokusuymuş....

* Aya bak aya!! Kamyon farı gibi...

* Yaklaşırsanz atlarımm..

* Korkma ben attığımı vururum.

* Suyun derinliği önemli değil,asıl iş atlamasını bilmek.

* Baba..Ben hamileyim.

* Olum beş taş çaldım, ruhun bile duymadı

* Evladım beni karşıdan karşıya geçirir misin ?

* Bakın çocuklar, bu deney seti, kapağı açılınca güvenlik önlemi olaraktan elektriği keser.

* Ey ruuh...Geldiyseeeen.........

* Yaw Ruhi abi burası galiba Fener tribunu diil yaw...

* Moha agam soninda devlet babo köyümüza el attı..Bah uçahlarla hediye atıyolar...

* Bak olm hani akşamlar HARLEM`de dolaşlmazdı, mis gibi dolaş...

* Yaw karıcım koskoca TiTANiK bu hiç batar mı....

* Çavuş bu fitilin uzunluğu ne kadardı?

* Uff anam hepsi seninmi?

fıkranın devamı

..........PARTİSİ GÖMBE BELDESİ BELEDİYE BAŞKAN ADAYI
Kaş ilçesi Çukurbağ köyü doğumlu olup orta tahsilimi Kaş orta okulunda,
Lise tahsilimi ise farklı toplumların kültürünü merak ederek incelemek hemde
değişik oğretmenlerden farklı ders verme biçimlerinden faydalanarak
kültürümü arttırmak amacı ile 4 ayrı lise den sırası ile Elmalı Lisesi,
Fethiye Lisesi, Manavgat lisesi, en Son Korkuteli lisesini okuyarak tamamladım.
Daha sonra Eskişehir F,K,B yani Fizik, kimya, Biyoloji Yüksek okulunu
okurken bayan bir öğretim üyesinin bana aşık olması ve bu aşıklığın
kavgaya dönüşmesi sonucu okulu terk etmeme zorlanarak okulu bitiremeden ayrıldım.
Ancak geri kalan kısımlarının kitaplarını okuyup inceleyerek bu okulu
bitirmiş gibi kendimi hazırladım. Hayatımın bundan sonraki bölümü ise
İzmir'de Otel İşletmeciliği, İstanbulda Marmara melamin tapak faprikasında
yine İstanbulda Lüks Fitil Fabrikasında Teknik eleman ve yönetici olarak çalıştım.
O dönemlerde İstanbulda Yenikapıda Erol Taş'ın kıraathanesinde Erol Taş ile
tanışarak bir gün bana Sende Çekiçi Bir erkek görünümü ve hareketlerin
davranışlarında artist bir karaktere sahip olduğunu söyleyerek sana yadımcı
olacağım diyerek yönetmenle tanıştırması sonucunda küçükken hayal edip durduğum
artist olma amacına ulaşarak bazı filimlerde rol alarak oynadım.
Ancak üstün başarımı çekemeyen bazı kişilerçe tehdit edilerek, yalnız biri
olmam çevrenin olmayışı nedenleri ile istanbulu terk etmek zorunda kalarak
Memleketim olan Antalya Kaş ilçesine dönmek zorunda kaldım.
Bundan sonraki Yaşamım ise: Kaş Adliyesinde 11 sene memurluk yaptıkdan
sonra, her alanda genel kültürümün Enternasyonel'in üzerinde olması,
İlimsel araştırmalarımla kabuğuna sığmayaçak duruma gelerek yapmış olduğum
memurluğu küçük görmeye başladım.
Bu zamana kadar okuduğum 1000'i aşkın kitap ile birlikte Dünya üzerinde
Yaşamış ve Hala yaşayan devlet ve Uygarlıkların, yönetim ve yaşayış
biçimlerini araştırarak Hangi uygarlık ve devletlerin neden daha uzun ve
istikrarlı yaşadıkları ve Hangi uygarlıkların daha kısa istikrarsız
yaşadıklarını sepep ve sonuçları ile birlikte araştırarak ve bunlardan
örnekler çıkararak bir YÖNETİM biçimi ortaya çıkardım.
Bu araştırmalarıma Toplu Yaşayan Arılar, Karıncaların bir arada kavgasız
nizasız bir BEY'in yani Başkanın yönetme şekli ile insanlardan daha güzel
ve demokratik biçimde yaşayışlarını inçeleyerek geliştirdim.
Bu nedenle Türkiyemizin yönetme biçimlerine katkıda olacağımı kendimde
hissederek 1995 genel seçimlerinde Milletvekili adaylığımı koydum ancak
maddiyetsizlik nedeniyle kaybettim. Bu arada Avrupa'ya nazaran Türkiyede
paran varsa varsın Paran olmassa Ne kadar akılı olursan ol ne kadar
bilgili olursan ol Sen de yoksun parolasını anladım.
Bundan Sonra Yine Kendi imkanlarımla Güzel Türkiyemizin Her bir Yanını
Evliya Çelebi misali adım adım gezerek Yörelerdeki Toplumların Yaşayış ve
Kültürlerini, Ayrıca anadoludaki aşamış olan uygarlıkların bu güne dek
bıraktıkları kültürü ve yapıtlarını inçeleyerek notlar alıp dökümanlar yaptım.
Bu gezi sonuçunda Kendi Kalemimden DERLEDİKLERİM adı altında roman
yazmaya başladım hala bu romanı bitirmeye çalışıyorum. Bu romanı öyle bir
özenle hazırlıyorumki okuyucuların kitabı okudukça bir daha okuyası geleçek
şekilde,sürüklenip gideçek şekilde farklı bir yazış biçimde hazırlıyorum.
Bu arada senoya yazma çalışmalarımada başladım. Anadoluda gezdiğim
Yerlerdeki bütün belediye çalışmalarını Hoşuma giden Şehirlerin planlarını,
Buna ilaveten Güzel görünümlü Avrupa kentlerinin pilan ve yerleşim
biçimlerinide inçeleyerek kendimde tam belediye başkanı görevini
yapabileçek bir şeylerin oluştuğunu hissederek, yeni kurulacak
GÖMBE Beldesinin eşi ve benzerine az rastlanan dünyanın dikkatlerini
üzerine çeken, her gün her zaman basın ve Televizyonda bahsedilen şirin ve görkemli
bir şehrin temel taşlarını kısa bir zamanda meydana getireçek vasflar sahip olduğuma
güvenerek bu beldenin Yani GÖMBE'nin belediye başkanlığına soyundum.

Gömbe halkına şimdiden müsdeler olsun. Bu fırsatı kaçırmayacak olan gömbe halkıdır.

Sayın Sevgili GÖMBE halkına sesleniyorum bu bir fırsattır.
Bu vasıflara sahip, bu denli akıllı ve kültürlü bir Belediye başkan adayını
Tirilyonlarca para verseniz, veya çok önçeden sipariş etseniz yine bulamazsınız.
İyi düşünülmesi lazım olan bir konu.

Kaş belediye Başkanlığını GÖMBE'ye
değiştim. Yani Kaş'ı GÖMBE'ye feda ettim. anlarsanız bu işe giriştim
Takdir,ve Düşünme,Karar verme sevgili GÖMBELİLERİNDİR.

Ali .......
fıkranın devamı

I Love You I Love You Do You Love Me Yes I Do
Umit Besen hizla Ingilizce ögrenmeye baslayan bir irka yapabilecegi en büyük zalimligi yapmis, bu sarkiyi peydah etmisti. Caddelerde, sokaklarda kekolar arabalarindan bu yaraticilik örnegi sarkiyi bangirdatir ufacik olmamiza ragmen agiz dolusu kusmamizi saglarlardi. O dönemde, es kaza bir turist ile tanisirsam bu sarkiyi nasil açiklayacagimi kara kara düsünürdüm.
Yillar sonra yabanci bir hanim ile sohbet ederken bu sarki aklima gelmisti. Kendisine böyle bir sarkinin var oldugunu anlatip, sözlerini söyledigimde bana sadece "I Dont believe You" (Hadi Len) demisti.

Çiki Çiki Baba
Sarki sözlerinin illede bir manasi olmasi gerekmez, düsüncesinin bayrak tasiyan örnegi oldu. Aynen söyleydi:
Çiki çiki baba. Ayni ayni yaba. Feli feli kuuli. El fakiri yaba. Oyyyy oyyyyy oyyyy. Ulan ne isti be.

Memisler
Topaloglu. Simdi bu öyle bir adamdi ki ceketinin rengine uysun diye saçini boyamaktan çekinmezdi. Uzayliydi, "Uzaydan gelmedik ki, dünyaliyiz biz" diye sarkisi vardi. Bir de "Memisler" adli sarkisi vardi. Duydugumuzda gülmekten yarilarak ikiye ayrilmistik. Sözleri söyle bir seydi sanirim:
Elmalari yemisler,
Seftaliyi yemisler,
Gülmüsler eglenmisler,
Güllü kizi yemisler,
Lambaya püf demisler,
Nasil etti bu isi,
Tebrik ettim memisi ...
diye sürüp gidiyordu. Inanilmazdi, onu ailecek sevmis, bagrimiza basmistik.

Hayat bayram Olsa
"Bütün dünya buna inansa, bir inansa" gibi hayaller içeren bir sarkidir.
Aslinda sözleri gayet iyi niyetli, barisçidir, fakat haddinden fazla ve sahtekar bir iyimserlik tasir. Üstelik melodisi çok basittir ve kolaylikla sinir bozabilir. Hala heryerde çalinir ve insanlar elele tutusarak bu güzel dilekleri tekrarlarlar. Bu gibi durumlarda yavasça masadan kalkarak tuvalete dogru yol almayi yeglerim. "Hocam nereye? El ele tutussak, birlik olsak" diyenler oldugunda: "Ya iyi diyosun da çok sikistim bilader. El ele tutussak ama prostat olmasak" gibi manasiz cümleler kurarak sivisir, sarki bitene kadar ortama geri dönmezdim. Çikinti bir adam olmak degildi niyetim ama masada el ele tutusarak "Insanlar tutussa, kardes olsa" diye avaz avaz bagiran bu insanlarin, bar ortamindan çikar çikmaz "Vay it sipasi benim arabayi sikistirmis. Hüleaynn ancuk kafali ileri alsana lan" diyerek söz konusu kisilere kafadan dalmasi ne kadar isabetli davranmis oldugumu anlatirdi bana. "Bütün dünya hizla sallansa, hayat ayran olsa" diye mirildanarak yol alirdim karanlikta.

Serseri
Hayatta ne oglunun ne de kendinin ne is yaptigini anlamadigim Selçuk Ural söylerdi bu sarkiyi. Aksi gibi sarki adamin delikanlilik dönemlerine de denk gelmemisti. Kocaman adama kar yikama bir kot takim giydirmisler, bu sarkiyi söyletirlerdi. Sözleri aynen söyleydi:
Serseriyim ... Ah serseri ... Okur yazar ve sevimli ... Biraz çapkin, biraz deli ... Ama sevecen bir serseri.
Ulasilmak ve onikiden vurulmak istenen mantik sanirim suydu: "Serseri erkekler kizlari cezbederler. Ama eli mustali sokak serserileri degil.
Sevimli, hayati 9 - 5 tadinda yasamayan, genç mizaçli." Yani kisaca bir Mickey Rourke tipi erkek anlatisiydi. Gelin görünki koca serserilik felsefesi bizimkilerin dilinde "okur yazar bir sevimli" haline gelmisti. Çok yasayin.

Bir Aslan Miyav Dedi
"Bir aslan miyav dedi. Minik fare kükredi. Fareden korktu kedi. Kedi pir uçuverdi." Türk çocuklarinin Kayahan'a emanet edildigi bir dönem. Hazret lütfedip Cumartesi sabahlari bi çocuk programi yapiyo. Hesapta olaylar gelecekte bi uzay gemisinde mi ne geçiyo, ufak tefek çocuklar tulumlarla ortalikta dolaniyo, koskoca pop yildizi kartondan yapilma "TRT robotlariyla" muhatap olmak durumunda kaliyo. Romantizmin çökmek bilmez kalesi gazi almis ya, sabah aksam bi tarafindan çocuk sarkilari çikariyo.
Bereket hepsi gömüldü gitti tarihin tozlu sayfalarina. Hiç girmeyelim, bu konu burda kapansin.

Horozumu Kaçirdilar
Bakin bu sarki beni her duydugumda korkutmustur. Ulan böyle hiyar çocuk sarkisi olur mu? Horozu kaçiriyorlar, damdan dama uçuruyorlar, bi de suyuna pilav pisiriyorlar. Magdur sahis da olaylari bir bir müsahede ediyor, sonra kafayi yiyip, kaçirilmis, suyuna pilav pisirilmis horoza "geh bili bili"
diyor. Polise, kolluk kuvvetlerine olan güvenim ilk bu sarkida sarsilmisti. Demek ki bi gün herifin biri beni de kaçirabilir, suyuma pilav pisirebilir ve pilavdan yiyebilirdi. Terör sarkisiydi. Umarim yoktur artik.

Abone
Su anda Kral TV'nin elinden ne çekiyorsaniz, iste bu yüzdendir dostlar. Ilk Türk pop sarkisi degildi elbet ama bu günkü tarzi yakalayan ve gelismesini saglayan ilk sarkiydi. Sarisin, hafif toplu, genç bir kiz tellerin arkasindan, Aboneyim abone. Biletlerim cebimde. Balli lokma tatlisi. Aman hadi hayirlisi." diye bagirarak fitili atesledi. Kötü sesli bu genç kizin isminin Yonca oldugunu ögrendigimizde hafizamizi zorlamis ve Devekusu Kabare'de geçirdigi günleri animsamistik. Demek ki bu kiz bir sekilde söhret olmayi kafasina koymustu, oldu nitekim. Sarkici oldu. Evet oldu.
Habolo... Habolo sobolobo, habolo humbaa... Habolo sobolobo habolo
humbaa... Eee bu nasil sarkidir, ne eder, ne anlatir hiç anlamadim.
Anlamaya çalismicamda. Manyakmiyim ben ya!! Du ben sena anlatayim. Bu (Insallah yanilmiyorum) Yonca Evcimik'in, "Saat 9.15 vapurunda. Onu gördüm karsimda. Dizlerimi titretti. Maymun oldum galiba." diye baslayan ve ayni sekilde devam eden bol renkli bir sarkiydi. Klibinde tahta çubuklarla yürüyen saklabanlar, palyaçolar filan vardi. Daha da berbat bir sey söyleyeyim mi ben size bu sarki hakkinda: Severdim. Yonca Evcimik'in o sarkisinda abolo sobolobo falan yoktu. O senin dedigin söyleydi:
Okayi yamasika kombambaa kombambaa...
Okayi yamasika kombambaa kombambaa...
Niye hatirliyorsam?
Habolo sobolobo söyle devam eder: "Bir, ki, uç, dört basladi.
Hemen simdi basladi. Sarkimiz Marsandiz..."
Galiba benim kafam gereksiz bir sürü bilgiyle dolu.

Honki Ponki
Bir tane hit vardi, Çiki çiki baba'dan evvel, nasil unutulur? Senay'in söyledigi:
Honki ponki torino. Calona bimbo boriro. Mitsubisi hibobo kozizo. Çiki çiki sayne tiki tak toooooook... Ah be abicim...

Cüceler
"Cük cük cücelerim, menim güççük cücelerim, tarlalarda boy atasiz, ananiza tez çatasiz" diye sözleri vardi. Fantastik ögeler içeren bir halk türküsüydü. Çok meshur olmustu.

Törkis Kovboylar
"Ooo ooo çekilin yoldan vahsi batidan geliyorlar... Amerikanlar eskidi bunlar Törkis kovboylar, diye bir sarki yazsana" deseler bana, zevk ile yazardim, ama çikip okumazdim.

Arkadasim Essek
Baris Manço'nun "Arkadasim Essek" diye bi sarkisi vardi. Arkadasim es, arkadasim sek, arkadasim esseeekkk... Bu nakarati idrak etmem uzun zaman almisti. "Arkada Simsek" ne alaka, ne simsegi, ne manasiz sarki, diye gicik olmustum. Halbuki ne salakmisim. Biraz hatirlatip keyfinizi yerine getireyim mi?
Sari kiz minik buzagiyi sütten kesti mi... Kuzularla oglaklar tepisiyor mu...
Gizli Not: Yaziyi okuyan her iki kisiden biri sarkiyi söylemeye
baslamistir. Eminim...

Barmen Minik
Barda durur barmen minik sise elindeeeee...
Biz çalariz o durmaz hep oynar yerinde...
Ya bu nasi sarkidir? Barmen niye minik? Yoksa barmenin lakabi mi minik?
Hakan abim, Peker abim. Nasil bir ruh hali içindeyken yaptin sen bunu?

Çile Bülbülüm
Iste klasik bir sazli sözlü eglence yeri sarkisi. Ayilarin kendini
göstermesi için de bire bir. Sarki baslar baslamaz grup kendi içinde göz temaslariyla bulusur, "Allah" kismi gelince insanliktan çikmak üzere anlasir. Bakiniz simdi sarkicimiz söylüyor:
Çileeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeee
AaAaAaAaAhhh
Aaaaahh
Çile Bülbülüm...
ALLAHHHHHH
Be hey ne oluyor!!?? Yahu bir adabi olmasin mi? Melodiye, besteye katkisi olmasin mi? Özellikle erkek vatandaslarimiz çok yapar bunu, aman korumanin ne alemi var; sirf erkekler yapar. Tüm eglencelerimiz nasil basitlesiyorsa, bu "Allah" bölümü de öyle ayilasiyor iste. Adam gibi adamlarin bulundugu bir grupta bu sarkiyi söyleyiniz, aksi takdirde uzak durunuz. Bir de "Allah" kismini kaçirip bir saniye sonra bagiranlar vardir ki, "Yallah" diyip kafa koyulmalidir.

Bakkal Amca
Simdi dikkatle inceleyelim:
- Bakkal amcaa ... Bakkal amca
- Ne var? (Bakkalin zaten sesi boru gibi, bi de "Ne var" diyo. Tam ayi.)
- Unin var mi?
- Var var... (Herif direk uyum sagladi.)
- Sekerin var mi?
- Var var... (Kesin embesil)
- Yagin var mi?
- Var var...
- Ne duruyorsun?
- Ne yapayim? (Dayanamayacagim ya. "Ne yapayim" diye soruyo çocugun
pipisini koparacagi yerde.)
- Helva yapsana... Helva yapsana...
Allah bütün Mahmut Tuncer'leri affetsin.
fıkranın devamı

Bir köyde ateşli bir hasta vardır, kasabaya doktor getirir
köylüler. Doktor hastaya fitil verir ve
köye döndükleri gibi hastaya fitili anüsten vermelerini söyler
köylülere. köylüler tabi;
'Tamam dohtor bey' diyip köye giderler. Köydeki
herkese sorarlar, en bilgelere bile, ama kimse anüs ne demektir
bilemez. Bu nedenle bir türlü ilacı da veremezler hastaya. Hastanın
durumu da gitgide kötüleşmektedir. Bunun üzerine köylü, doktora telefon etmeye karar verir ama kimse buna yanaşmaz. Ne cüret di mi doktoru arayacak bi köylü.
Neyse durumun vahameti üzerine muhtar aramayı kabul eder. Bütün
köylü toplanır santrale, muhtar arar;
"Biz ne yapacağamızı bilemedik dohtor bey"
der. Karşıdan doktor bişiler söyler. Muhtar döner
arkasına:
"Makattan verin dedi dohtor" der.
Yine tüm köye sorarlar, komşu köylere birilerini
yollayıp sordururlar ama makat ne bilen yoktur yine.
Hasta ıse gitti gidecek, ateşler içinde kıvranıyor.
İhtiyar meclisi toplanır. Son çare, doktorun bir kez daha
aranmasına karar verilir. Yine kimse aramak istemez doktoru. Nihayetinde
yine biri kandırılır, telefonun başına geçer, ama bi yandan
söylenmektedır:
"Çok kızacak dohtor çok!!!" diye.
Sonunda telefonu açar, durumu anlatır, doktor bişiler söyler
yine. Telefondakı köylü, yüzü allak bullak, arkasını döner ve:
"Çok kızacak demiştim; götüne sokun dedi"
fıkranın devamı

Bir Köyde Ateşli Bir Hasta Vardır, Kasabaya Doktora Getirir Hastayı
Köylüler. Koca Devletin Koca Doktoruna. Doktor Hastaya Fitil Verir Ve
Köye Döndükleri Gibi Hastaya Fitili Anüsten Vermelerini Söyler
Köylülere. Köylüler Tabı 'Tamam Dohtor Bey' Diyip Köye Giderler. Köydeki
Herkese Sorarlar, En Bilgelere Bile, Ama Kimse Anüs Ne Demektir
Bilemez. Bu Nedenle Bir Türlü İlacı Da Veremezler Hastaya. Hastanın
Durumu Da Gitgide Kötüleşmektedir. Bunun Üzerine Köylü, Doktora, Koca
Devletin Koca Doktoruna Telefon Etmeye Karar Verir Ama Kimse Buna
Yanaşmaz. Ne Cüret Di Mi Doktoru Arayacak Bir Köylü.
Neyse Durumun Vahameti Üzerine Muhtar Aramayı Kabul Eder. Bütün
Köylü Toplanır Santrale, Muhtar Arar, "Biz Ne Yapacağımızı
Bilemedik Dohtor Bey"
Falan Der Iste. Karsıdan Doktor Bir şeyler Söyler. Muhtar Döner
Arkasına: "Makattan Verin Dedi Dohtor" Der.
Yine Tüm Köye Sorarlar, Komsu Köylere Birilerini
Yollayıp Sordururlar Falan, Ama Makat Ne Bilen Yoktur Yine.
Hasta İse Gitti Gidecek, Ateşler İçinde Kıvranıyor Baya.
İhtiyar Meclisi Toplanır. Son Çare, Doktorun Bir kez Daha
Aranmasına Karar Verilir. Yine Kimse Aramak İstemez Doktoru. Nihayetinde
Yine Biri Kandırılır, Telefonun Basına Geçer, Ama Bı Yandan
Söylenmektedir:
"Çok Kızacak Dohtor Çok!!!" Diye.
Sonunda Telefonu Açar, Durumu Anlatır, Doktor Bir şeyler Söyler
Yine. Telefondaki Köylü, Yüzü Allak Bullak, Arkasını Döner:
"Çok Kızacak Demiştim; Götüne Sokun Dedi"

fıkranın devamı

Adamın biri büyük tuvaletini yapamıyormuş. En sonunda doktora gitmeye karar vermiş. Doktor muayeneden sonra bir reçete yazıp hemen ilacı alıp doktorun yanına gelmesini istemiş. Adam söyleneni yapmış. Doktor adamın arkasına geçip eğilmesini istemiş. Adam eğilince doktor fitili adamın arkasından içeri göndermiş ve tuvalete gidip rahatlayabileceğini söylemiş. Adam rahatladıktan sonra doktorun yanına gelip muayene ücreti olan 50 YTL. yi ödedikten sonra evinin yolunu tutmuş. Ancak 1 hafta sonra yine aynı şikayetle doktorun yolunu tutmuş. Aynı tedavi ve 50 YTL. Bu tedavi birkaç ay sürdükten sonra adamın canına tak etmiş ve karısına:
- Hanım ben ilacın adını biliyorum, eczaneden alayım sen arkadan yerleştir, boşu boşuna doktora onca parayı vermeyelim.
Demiş. Karısı kabul etmiş. Adam eczaneye gidip fitili almış. Eve gelip soyunmuş, karısı arkasına geçmiş, doktorun yaptıklarını karısına uygulatmaya başlamış.
- Hanım şimdi sağ elini sağ omzuma koy.
Kadın söyleneni yapmış.
- Şimdide sol elini sol omzuma koy.
Kadın yine söyleneni yapmış. Adam bir an düşünmüş ve;
- Vay *rospu çocuğu vay!...
fıkranın devamı

Temel bel ağrısı çekiyormuş. Bir gün bu ağrıya dayanamayıp doktora gitmeye karar vermiş.
Doktor bel ağrıları için temele fitil vermiş ve bunu her gün anal yoldan al demiş.
Temel tamam diyerek evine dönmüş. Evde karısı Fadime sormuş;
-"Doktor ne dedi Temel?"
-"Valla böyle bir şey verdi."
-"Eee ne yapacakmışsın bunu?"
-"Her gün anal yoldan alacakmışım."
-"O ne demek ki? "
-"Bilmiyorum"
-"Ben de bilmiyorum, doktoru arayıp öğrensene."
Temel doktoru aramış.
-"Doktor bey kusura bakmayın ben bunu ne yapacağımı anlayamadım"
Doktor: -"Anüsten alacaksınız beyefendi."
Temel tamam diyerekten telefonu kapatmış ve karısına dönüp;
-"Anüsten alacakmışım"
Fadime: -"O ne demek?"
-"Bilmiyorum"
-"E ben de bilmiyorum şunu adam gibi yarın doktora gidip öğrenelim."
Ertesi gün Temel doktorun odasına girer.
-"Doktor bey ben bunu ne yapacağımı gene anlamadım."
Doktor: -"Makattan alacaksınız."
Temel dışarı çıkıp tekrar anlamadığını Fadime'ye söyler.
Fadime sinirli bir şekilde:
-"Niye şunu adam gibi öğrenmiyorsun" der.
Temel cesaretini toplar doktorun odasına tekrar girer ve sorar:
-"Doktor bey cehaletime verin ben bunu gene anlayamadım."
Doktor:
-"Beyefendi kıçınıza sokun"
Temel dışarı çıkar, Fadime sorar:
-"Ne oldu Temel?"
-"Valla bilmiyorum ama doktor çok kızdı."

fıkranın devamı

Yaşlı ve cahil bir köylü hayatında ilk defa rahatsızlık geçirir. şehre iner ve bir doktora gider. doktor;
- ''neyin var'' diye sorar.
yaşlı amca;
- ''karnım çok ağrıyor'' der.
doktor hastalığını bilir ve yaşlı amcaya 3 fitil vererek kullanmasını söyler. amca gider ve ertesi gün ağrıları daha fazla artmış olarak doktora tekrar gelir.
doktor;
- ''n'oldu amca'' der.
amca kıvranarak;
- ''fitilleri kullandım ama karnım daha çok ağrıdı'' der.
doktor hemen bir röntgen filmi çeker ve ayrı bir odada filme baktığında adamın midesinde 3 adet fitil görür. doktor hemen adamın yanına koşarak;
- ''amca n'aptın sen'' der.
amca;
- ''n'oldu doktor bey'' der.
doktor;
- ''amca bu fitiller yutulurmu'' der.
amca döner;
- ''n'apacaktım dötümemi sokacaktım'' der.
fıkranın devamı

Adamın biri bağırsaklarında duyduğu rahatsızlıktan dolayı doktora gitmiş. Şikâyetini uzun uzun anlatan adam doktor tarafından iyice bir muayene edilmiş. Kontrolden sonra doktor durumu şöyle bir değerlendirip hastasına bir fitil yazmış ve 1 hafta sonra tekrar gelmesini istemiş.
Bir hafta sonra adam durumunda hiçbir düzelme olmadan gelmiş. Doktor duruma biraz şaşırıp daha güçlü bir fitil yazarak adamı yollamış.
Bir hafta ara ve adam tekrar aynı sorunla gelmiş. Doktor en kuvvetli fitillerden birini yazıp adamı evine yollamış.
10 gün sonra adam sinirli bir şekilde hastaneye gelip doktorun önüne ilaç kutusunu atıp:
-Verdiğin ilaçlar bi boka yaramıyor... diye çıkışmış
Doktor sonunda dayanamayıp sormuş:
-Kardeşim ne yapıyorsun sen yutuyomusun bunu yahu!
Adam yanıtlamış:
-Ne yapacaktım ya, götüme mi sokacam ilacı!

fıkranın devamı

Bir tımarhanede deliler ayaklanır ve binanın orta bahçesini işgal ederler. Hiçbiride dağılmaz. Bunun üzerine doktorlar toplanarak yönetmeliği açarlar ve aynısını uygulamaya karar verirler. Yönetmeliği göre bir doktoru çırıl çıplak soyar delilerin içine atarlar. Doktor içeri girince * BOMBAAA * diye bağırır. Bu gören deliler doktoru tuttukları gibi camdan dışarı atarlar. Bunun üzerine doktorlar tekrar toplanır ve konuşurlar. Bu işte bir yanlışlık vardır. Delilerin hepsinin dağılması gerekmektedir. Yeniden denerler. Bir doktoru daha soyup içeri atarlar ve oda * BOMBAAA * diye bağırır. Deliler onu da tutukları gibi camdan dışarı atarlar. Başhekim en sonunda bir de ben deneyim der ve soyunup delilerin arasına girer ve * BOMBAAA * diye bağırır. Bunun üzerine bütün deliler kaçışır ve binayı ve orta bahçeyi terk ederler. Doktorlar merak eder ve biraz akıllı olanlarından toplayarak bu durumu sorarlar. * Niçin siz ilk iki doktor girdiğinde binayı boşaltmadınız da son başhekim girdiğinde boşaltınız? * derler. Delilerde * İlk giren iki bombanın fitili uzundu ama son giren bombanın fitili kısaydı zamanımız yoktu çerde patlamasın diye böyle yaptık * derler.
fıkranın devamı

Deliler hastanesinde bir grup deliyi dışarı çıkarmak isteyen doktorlar bir türlü delileri dışarı çıkaramıyorlarmış.Bu doktorlar içeri çıplak bi doktor atıp ''Bomba var kaçıııın!!!'' diye bağırmışlar.Ama kimse dışarı çıkmamış.2. kez çıplak doktor atıp ''Bomba var kaçııın!!!'' diye bağırmışlar.Yine dışarı çıkan yok.Bu seferde içeri hekimi sokmuşlar.Ama daha '' bomba var kaçııın'' demeden herkes dışarı fırlamış.Ve doktorlar gelip sormuşlar.
- Neden 2 doktor gönderdikte çıkmadınız hekim gönderdik hemen çıktınız?Deliler şöyle cevap vermiş.
- O gönderdiğiniz doktorların fitili uzundu.En son gelen hekimin fitili kısaydı da ondan hemen dışarı çıktık.
fıkranın devamı

Temel akıl hastanesinde göreve başladıkdan sonra en azılı delilerin kaldığı koguşta baş hekimi rehin alarak isyan başlar bu olaya nasıl müdahele edeceklerini düşünürken Temel:
- Benim bundan önce görev yaptığım hapisanede de böyle bir isyan olmuştu çırılçıplak soyundum ben bombayım dedim bütün deliler teslim oldu
der. Başhekim yardımcısı çırılçıplak soyunur koguşa dalar
- Ben bombayım
der deliler bunu tuttukları gibi camdan atarlar başka bir doktor da aynısını yapar ve aynı akibete uğrar en son Temel soyunur içeri girer
- Ben bombayım
der bütün deliler teslim olurlar isyan biter delilerin liderine sorarlar
- Öbürlerini dışarı attınızda bunda niye teslim oldunuz?
lider derki:
- en son gelen bombanın fititli kısaydı patlar diye korktuk
fıkranın devamı

Temel ishal olmuş, gittiği doktor da "günde iki defa fitil" salık vermiş. Temel fitilin asıl kullanım şeklinden habersiz olduğundan, hap gibi yutmuş, ve tabii ki daha kötü olmuş.
İkinci defa gittiği doktor ona günde üç defa fitil vermiş, Temel daha kötü olup da doktora üçüncü defa gidince doktor şüphelenip sormuş:
"Siz yoksa bu fitilleri hap gibi yutuyor musunuz?"
Temel kızmış,
"Yok, bi tarafıma sokiyrum."
fıkranın devamı

Temel bel ağrısı çekiyormuş. Bir gün bu ağrıya dayanamayıp doktora
Gitmeye karar vermiş. Doktor bel ağrıları için temele fitil vermiş ve bunu her gün anal yoldan al demiş.
Temel tamam diyerek evine dönmüş. Evde karısı Fadime sormuş;
"Doktor ne dedi Temel?"
-"Valla böyle bir şey verdi."
-"Eee ne yapacakmışsın bunu?"
-"Her gün anal yoldan alacakmışım."
-"O ne demek ki? "
-"Bilmiyorum"
-"Ben de bilmiyorum, doktoru arayıp öğrensene."
Temel doktoru aramış.
-"Doktor bey kusura bakmayın ben bunu ne yapacağımı anlayamadım"
Doktor: -"Anüsten alacaksınız beyefendi."
Temel tamam diyerekten telefonu kapatmış ve karısına dönüp;
-"Anüsten alacakmışım"
Fadime: -"O ne demek?"
-"Bilmiyorum"
-"E ben de bilmiyorum şunu adam gibi yarın doktora gidip öğrenelim."
Ertesi gün Temel doktorun odasına girer.
-"Doktor bey ben bunu ne yapacağımı gene anlamadım."
Doktor: -"Makattan alacaksınız."
Temel dışarı çıkıp tekrar anlamadığını Fadime’ye söyler.
Fadime sinirli bir şekilde:
-"Niye şunu adam gibi öğrenmiyorsun" der.
Temel cesaretini toplar doktorun odasına tekrar girer ve sorar:
-"Doktor bey cehaletime verin ben bunu gene anlayamadım."
Doktor:
-"Beyefendi kıçınıza sokun"
Temel dışarı çıkar, Fadime sorar:
-"Ne oldu Temel?"
-"Valla bilmiyorum ama doktor çok kızdı."
fıkranın devamı

Bir tımarhanede deliler ayaklanır ve binanın orta bahçesini işgal ederler. Hiçbiride dağılmaz. Bunun üzerine doktorlar toplanarak yönetmeliği açarlar ve aynısını uygulamaya karar verirler. Yönetmeliye göre bir doktoru çırılçıplak soyar delilerin içine atarlar. Doktor içeri girince * BOMBAAA * diye bağırır. Bunu gören deliler doktoru tuttukları gibi camdan dışarı atarlar. Bunun üzerine doktorlar tekrar toplanır ve konuşurlar. Bu işte bir yanlışlık vardır. Delilerin hepsinin dağılması gerekmektedir. Yeniden denerler. Bir doktoru daha soyup içeri atarlar ve oda * BOMBAAA * diye bağırır. Deliler onu da tuttukları gibi camdan dışarı atarlar. Başhekim en sonunda bir de ben deniyeyim der ve soyunup delilerin arasına girer ve * BOMBAAA * diye bağırır. Bunun üzerine bütün deliler kaçışır ve binayı ve orta bahçeyi terk ederler. Doktorlar merak eder ve biraz akıllı olanlarından toplayarak bu durumu sorarlar. Niçin siz ilk iki doktor girdiğinde binayı boşaltmadınız da son başhekim girdiğinde boşaltınız? derler. Delilerde "İlk giren iki bombanın fitili uzundu ama son giren bombanın fitili kısaydı zamanımız yoktu içerde patlamasın diye böyle yaptık" derler.
fıkranın devamı

Bir tımarhanede deliler ayaklanır ve binanın orta bahçesini işgal ederler. Hiçbiride dağılmaz. Bunun üzerine doktorlar toplanarak yönetmeliği açarlar ve aynısını uygulamaya karar verirler. Yönetmeliye göre bir doktoru çırılçıplak soyar delilerin içine atarlar. Doktor içeri girince * BOMBAAA * diye bağırır. Bunu gören deliler doktoru tuttukları gibi camdan dışarı atarlar. Bunun üzerine doktorlar tekrar toplanır ve konuşurlar. Bu işte bir yanlışlık vardır. Delilerin hepsinin dağılması gerekmektedir. Yeniden denerler. Bir doktoru daha soyup içeri atarlar ve oda * BOMBAAA * diye bağırır. Deliler onu da tuttukları gibi camdan dışarı atarlar. Başhekim en sonunda bir de ben deniyeyim der ve soyunup delilerin arasına girer ve * BOMBAAA * diye bağırır. Bunun üzerine bütün deliler kaçışır ve binayı ve orta bahçeyi terk ederler. Doktorlar merak eder ve biraz akıllı olanlarından toplayarak bu durumu sorarlar. Niçin siz ilk iki doktor girdiğinde binayı boşaltmadınız da son başhekim girdiğinde boşaltınız? derler. Delilerde "İlk giren iki bombanın fitili uzundu ama son giren bombanın fitili kısaydı zamanımız yoktu içerde patlamasın diye böyle yaptık" derler.
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama