Güneş Fıkraları

loading...

kadın yaz tatilini kocasından ayrı olarak geçirmeye karar verir kocasından izin alır ve deniz kenarında bir yere gider. orada bir doktorla tanışır ve onunla arkadaşlık ederler. kocasınada her akşam tatilde gün boyu ne yaptığını anlatan bir mektup yazar ve yollar. mektuplarında hep kocacığım bir beyefendiyle taniştim doktormuş onunla sahile yüzmeye gittik, onunla bu akşam yemeğe çıktık gibi. adam çok sinirlenir ve karısına cevap olarak şunu yazar. _karıcığım sabah güneşin doğuşuda sahile in mayonun altını çıkar ve bacaklarını ayırıp güneşe doğru uzan. _kadın hiçbirşey anlamamıştır kocasına tekrar mektup yazar kocacığım mektubundan hiç birşey anlamadım nedemek istiyorsu der kocasıda nedemek isteyeceğim boşuna dememişler güneş girmeyen yere doltor girermiş diye
fıkranın devamı

Gökyüzünün mavi görünmesinin (dikkat! olmasının değil görünmesinin! çünkü normalde atmosferimiz daha doğrusu hava renksiz bir gazdır!) tek sebebi kırılma hadisesidir.
fıkranın devamı

Kameri takvime göre ramazan hilâli görününce oruca başlanır. Şevval ayı hilâli görününce bayram yapılır.Eskiden ayın ne zaman...
fıkranın devamı

Nasreddin Hoca, Timur Han’ı ziyarete gitmiş. Timur Han Akşehirlilerin yanlış işler yapmakta olduklarını anlatıyormuş. O...
fıkranın devamı

Hoca Konya’ya gidip dönmüş. Karısıyla konuşuyorken söz arasında;- “Oralarda akça pakça karılar da çok.” dey...
fıkranın devamı

Bir tanıdığı Nasreddin Hoca’ya sormuş :- “Hoca, dünya kaç arşın?”Tam o sırada yanlarından bir cenaze geçiyo...
fıkranın devamı

Birisi, Hoca’ya- “Evim hiç güneş görmüyor” diye yakınmış.- “Tarlan görüyor mu?” demiş Hoca.- &#...
fıkranın devamı

Hoca’nın oğullarından biri yakın köylerin birinde çömlekçilik yapıyormuş. Bir gün Hoca yanına gidince :- “ Baba, ...
fıkranın devamı


Bir mecliste konuşulurken,
Amerikalı :
-biz mars'a gideceğiz, demiş.
Alman :
-biz yakıtsız giden otomobil üreteceğiz, demiş.
Fransız :
-atom bombasını etkisiz hale getirecek projelerimiz var, demiş.
Bizim karadenizli de onlardan geri kalmamak için :
-biz de güneşe gideceğiz, demiş.
-güneşe gidemezsiniz, demişler. güneş yakar.
Karadenizli gülümsemiş :
-o kadar da enayi değiliz, tabi, demiş. akşam serinliğinde gideceğiz



fıkranın devamı


Bir mecliste konuşulurken,
Amerikalı :
-Biz Mars`a gideceğiz, demiş.
Alman :
-Biz yakıtsız giden otomobil üreteceğiz, demiş.
Fransız :
-Atom bombasını etkisiz hale getirecek projelerimiz var, demiş.
Bizim Temel de onlardan geri kalmamak için :
-Biz de güneşe gideceğiz,demiş.
-Güneşe gidemezsiniz, demişler.Güneş yakar.
Temel gülümsemiş :
-O kadar da enayi değiliz, tabi,demiş. Akşam serinliğinde gideceğiz.

fıkranın devamı


Bir mecliste konuşulurken,

Amerikalı :

-biz mars"a gideceğiz, demiş.

Alman :

-biz yakıtsız giden otomobil üreteceğiz, demiş.

Fransız :

-atom bombasını etkisiz hale getirecek projelerimiz var, demiş.

Bizim karadenizli de onlardan geri kalmamak için :

-biz de güneşe gideceğiz, demiş.

-güneşe gidemezsiniz, demişler. güneş yakar.

Karadenizli gülümsemiş :

-o kadar da enayi değiliz, tabi, demiş. akşam serinliğinde gideceğiz

fıkranın devamı


Temel tatil için gittiği sahil kentinde, sabah erkenden kalkar ve plaj kumsalında yürümeye başlar. Bu esnada bir çift de sabah sporu için plaja gelmiştir. Kadın sabah güneşinden yararlanmak için kumsalda güneşlenirken, eşi de hemen yanında şınav çekmektedir.
Temel bu manzarayı görür ve şöyle der:
- "Ula kerize bak, kari altindan kaçmiş haberi yok..!"

fıkranın devamı


Bir mecliste konuşulurken,
Amerikalı :
-biz mars'a gideceğiz, demiş.
Alman :
-biz yakıtsız giden otomobil üreteceğiz, demiş.
Fransız :
-atom bombasını etkisiz hale getirecek projelerimiz var, demiş.
Bizim karadenizli de onlardan geri kalmamak için :
-biz de güneşe gideceğiz, demiş.
-güneşe gidemezsiniz, demişler. güneş yakar.
Karadenizli gülümsemiş :
-o kadar da enayi değiliz, tabi, demiş. akşam serinliğinde gideceğiz

fıkranın devamı


Albay, binbaşıya :
-Yarın güneş tutulacak. Bu her zaman görülen bir şey değildir. Erleri talim elbiseleri ile talim meydanına getirin de olayı görsünler. Bende orada bulunup kendilerine gerekli bilgiyi verecegim. Şayet yağmur yağarsa, tabii bir şey göremeyiz .O zaman erleri, üstü kapalı talimgaha götürürsün.
Binbaşı, yüzbaşıya :
-Albayın emri ile yarın sabah saat dokuzda güneş tutulacak. Bu her zaman görülen bir olay değildir. Şayet hava kapalı olursa bir şey görülemeyecektir. Bu durumda tutulma, kapalı talimgahta gerekli talim elbisesiyle yapılacaktır.
Yüzbaşı, teğmene :
-Albayın emri ile yarın sabah dokuzda talim elbisesi ile güneş tutulmasının açılış merasimi yapılacaktır. Şayet yağmur yağarsa ki bu durum pek görülen bir olay değildir, Albay kapalı talimgahta gerekli bilgiyi verecektir. Teğmen, başçavuşa :
-Yarın sabah dokuzda hava güzel olursa, talim kiyafeti ile albay tutulacak. Kapalı talimgahta yağmur yağarsa, alayın meydanında manevra yapılacak. Çünkü bu her zaman görülen bir olay değildir.
Basçavuş, askere :
-Yarın sabah saat dokuzda kapalı talimgahta Albayı tutacağız. Sabah hepiniz talim techizat ile hazır olun.
Askerler kendi aralarında :
-Yarın sabah bizim basçavus Albayı tutuklayacakmış.

fıkranın devamı


Bir İngiliz: Holigan;
İki İngiliz: Kavga;
Üç İngiliz: Savaş;
Bir Fransız: Aşık;
İki Fransız: Duel;
Üç Fransız: Paris komunası;
Bir Zenci: Basketçi;
İki Zenci: Basket takımı;
Üç Zenci: Güneş tutulması;
Bir Kayserili: Satış noktası;
İki Kayserili :Küçük bir pazar;
Üç Kayserili: Hipermarket.

fıkranın devamı


İki tane çiftçi; biri Adana`lı diğeri Kayseri`li, sohbet ediyorlarmış; bu arada haliyle zenginlikleriyle övünüyorlar.. Adana`lı başlamış :
-Bizim orda sabah güneş doğmadan biniyoruz arabaya, akşam oluyor biz hala çiftliğin öteki ucuna yetişemiyoruz demiş... Kayseri`li de bunun üzerine,
-Yav bizim de vardı öyle eski bi arabamız, ama geçenlerde satıp yeni modelini aldık...

fıkranın devamı


İki deli gece yarısı sokak lambasının altında dururken iddialaşırlar. Birisi der bu aydır ötekisi inatlaşır hayır bu güneştir der, derken yoldan gecen üçüncü bir şahsa sorarlar. O da "üzgünüm ben bu mahallenin yabancısıyım bilemeyeceğim" der

fıkranın devamı


Albay, binbaşıya :
-Yarın güneş tutulacak. Bu her zaman görülen bir şey değildir. Erleri talim
elbiseleri ile talim meydanına getirin de olayı görsünler. Bende orada
bulunup kendilerine gerekli bilgiyi verecegim. Şayet yağmur yağarsa, tabii
bir şey göremeyiz .O zaman erleri, üstü kapalı talimgaha götürürsün.
Binbaşı, yüzbaşıya :
-Albayın emri ile yarın sabah saat dokuzda güneş tutulacak. Bu her zaman
görülen bir olay değildir. Şayet hava kapalı olursa bir şey
görülemeyecektir. Bu durumda tutulma, kapalı talimgahta gerekli talim
elbisesiyle yapılacaktır.
Yüzbaşı, teğmene :
-Albayın emri ile yarın sabah dokuzda talim elbisesi ile güneş tutulmasının
açılış merasimi yapılacaktır. Şayet yağmur yağarsa ki bu durum pek görülen
bir olay değildir, Albay kapalı talimgahta gerekli bilgiyi verecektir.
Teğmen, başçavuşa :
-Yarın sabah dokuzda hava güzel olursa, talim kiyafeti ile albay tutulacak.
Kapalı talimgahta yağmur yağarsa, alayın meydanında manevra yapılacak. Çünkü
bu her zaman görülen bir olay değildir.
Basçavuş, askere :
-Yarın sabah saat dokuzda kapalı talimgahta Albayı tutacağız. Sabah hepiniz
talim techizat ile hazır olun.
Askerler kendi aralarında :
-Yarın sabah bizim basçavus Albayı tutuklayacakmış

fıkranın devamı


İki tane çiftçi; biri Adanalı diğeri Kayserili, sohbet ediyorlarmış; bu arada haliyle zenginlikleriyle övünüyorlar.. Adanalı başlamış : - "Bizim orda sabah güneş doğmadan biniyoruz arabaya, akşam oluyo biz hala çiftliğin öteki ucuna yetişemiyoz" demiş... Kayserili de bunun üzerine: -Yav bizim de vardı öyle eski bi arabamız, ama geçenlerde satıp yeni modelini aldık...

fıkranın devamı


Ruh çağırmaya düşkün ve ölümden sonra yeniden dirilişe inanan iki sevgili, birbirlerine söz vermişlerdi. Hangisi önce ölürse, öteki tarafından "çağrıldığında" hemen gelecek kendisine sorulan her soruyu doğru olarak yanıtlayacaktı.
John öldükten birkaç ay sonra sevgilisi Martha, birbirlerine verdikleri bu sözü anımsadı ve John'un ruhunu çağırdı, onunla konuşmaya başladı:
"Birbirimize verdiğimiz sözü anımsıyorsun değil mi, John?" dedi. "Bana oralar hakkında biraz bilgi vereceksin, değil mi?"
John tane tane anlatmaya başladı:
"Burada bulut denen şey yok, gök her gün masmavi, güneş her zaman pırıl pırıl, öğleden sonraları tatlı bir meltem esiyor, geceler ise sımsıcak..."
Martha, biraz daha ayrıntı öğrenmek istedi. John, herşeyi çekinmeden anlattı:
"Sabahları saat onbirde uyanıyoruz... Nefis bir kahvaltıdan sonra plaja gidiyoruz...

Önüm, arkam, sağım, solum, dünyanın en güzel kadınlarıyla dolu...

Tümü üstsüz olarak dolaşıyor ya da yatıp, güneşleniyor. İçlerinden gözüne çarptıklarım, kendilerini tutamıyorlar, ya başımı ya da vücudumun başka bir yerini okşuyorlar ve bana çok çok güzel şeyler söylüyorlar...
Kimileri daha ileri gidip, bana sarılıyorlar, beni kucaklıyorlar...
Öğle yemeğinden sonra özel odalara çekilip, bir iki saat şekerleme yapıyoruz...
Sonra da harika bir gece yaşamına başlıyoruz. Gece de, gündüz de aşk ve eğlence içinde burası..."
Martha bir yandan kendini frenleyip, kıskançlığını belli etmemeye çalışırken, bir yandan da hafif bir öfkeyle mırıldandı:
"Bizim cennet diye bildiğimiz, meğer böyle bir yermiş, ha?"
John birden sesini yükseltti:
"Sana cennetten söz eden kim?" dedi. "Ben şimdi şirin bir fino köpeğiyim ve şu anda sahibim bayanla Miami'de tatildeyiz...

fıkranın devamı


Trabzon patent ofisine yapılan en son patent alma girişimlerinin konuları.:

1. Su geçirmez havlu
2. Güneş enerjisiyle çalışan fener
3. Camlı denizaltı kapısı
4. "Okuma Oğreniyorum" Kitabı
5. Şişirilebilir Dart Tahtası
6. Sözlük indexi
7. Helikopterler için fırlatma koltuğu
8. Sutozu (süttozu gibi)
9. Pedalla çalışan tekerlekli sandalye
10.Su geçirmez poşet çay


fıkranın devamı

- garson hesabi getir- 5 yetmislik abi- cuss, ulan 5 yetmislik icsem ayakta duramam lan- e duruyon i...
fıkranın devamı

Gökyüzü nün mavi görünmesinin (dikkat! olmasının değil görünmesinin! çünkü normalde at...
fıkranın devamı

Kadın yaz tatilini kocasından ayrı olarak geçirmeye karar verir kocasından izin alır ve deniz ...
fıkranın devamı

Güneşli bi hava var.Kadının biri çocuğunu dolaşmaya çıkarmış.Ama çocuk bir türlü susma...
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama