Geldik Fıkraları

loading...

 Ali baba ve 7 cüceler HD izle/ İnternetten film izlemek istediğim oluyor 
bazen, güncel herkesin övdüğü filmler. İlk çıkan linke tıklıyorum,
görüntü kalitesi sıfır. Ses arkadan geliyor üstelik, kesintiler sıkça olmakta.
Toplumumuzun büyük bir eksikliği olan sinema alışkanlığı burda kendini
ele veriyor işte. Sinemada izlense o film öyle mi olur? Oyuncuların emeği,
senaryonun güzelliği öyle güzel yansır ki beyaz perdeye insan kendini kurgunun
içinde bulur. Şimdilerdeyse bu eksiklik full hd izle, hd izle, tek parça izle,
Ali baba ve yedi cüceler izle diye diziliyor önümüze.Ve eskilere göre
bir nebze olsun iyileşenbu sektör biraz olsun isteklerimizi karşılıyor.
Gerçi bir nebze dedimde baya ilerleme var aslında. Siyah beyaz filmlerden
hd kalitede filmlere, dizilere geldik. Büyük bir gelişme aslında.
Ali baba ve yedi cüceler izle ve görüntünün net olması için bile izlenir bazı filmler.
Çünkü insanın içini açacak derecede nettir görüntü. İzlerken sıkılmaz; tam tersi daha çöm izlemek istersin.

fıkranın devamı

Bir gün Hoca’nın yanına dört çocuk gelmiş. Torba içinde getirdikleri bir miktar cevizi Hocanın önüne koyup;- “Hoc...
fıkranın devamı

Nasreddin Hoca bir Kadı ile Bir tüccara yoldaş olmuş. Ortada Hoca, sağında Kadı efendi, solunda Tüccar efendi, hem konuşuyorl...
fıkranın devamı

Nasreddin Hoca , yeni öğrencilerine [mollalarına] dünya ve ahireti genel anlamı ile anlatmaya, kavratmaya çalışmış.“Ahi...
fıkranın devamı


Büyük bir kaya soygunundan sonra çalıntı otomobille yol alan üç soyguncu, kent dışında otomobilden inip tarlalar arasında geldikleri yöne doğru hızla ilerlediler. Uzun süren bu iz kaybettirme yürüyüşünden sonra ıssız bir yer bulup oturdular. İçlerinden biri:
- Haydi sayalım artık, dedi. Kaç milyon kaldırdığımızı merak ediyorum.
İkincisi elini şöyle bir salladı:
- Yorgunluktan öldük yahu! Şimdi o kadar parayı saymakla ne diye uğraşalım. Yarın gazetelerde okur, biz de öğreniriz kaç milyon kaldırdığımızı.
Üçüncüsü öfkeyle yerinden fırladı:
- Deli misin be! Yarın her gazete ayrı bir rakam verir, biz de birbirimize gireriz!

fıkranın devamı


Kırşehirli iki arkadaş askere gitmişler ikisi de paraşütçü olmuş. Belli bir eğitim gördükten sonra paraşütle deneme yapıyorlarmış. İkisi de uçaktan atlamışlar. Ellerinde yüksekliği gösteren bir alet varmış. Arkadaşlardan birisi alete bakarak sayıyormuş.'250,200,150,100,90,80,70,60,50,40,30,20 açmasak da olur. Geldik'

fıkranın devamı


Adam yepyeni Porshe'yi almis deniyor.Bastikça gidiyor.100, 150, 200, 250... Muazzam bir hizlanma, büyük keyif! Birden karsina bir pano çikiyor "YAVASLA 50 Km" "Aman her seferinde bizi bulur, tam gazladik yol çalismasina denk geldik!"diye söylenip seri vites küçültüyor...5...4....3... Arabadan çikan motor sesleri, arka koltuga yapisma hissi arasinda 50 kilometreye düsüyor. Bir süre böyle gidiyor, bir pano daha "YAVASLA 40 Km" "Böyle yol çalismasini sevsinler" dilekleriyle vitesi 2'ye takiyor. Bir süre sonra yeni pano "YAVASLA 30 Km" 30'a düsüyor, artik Porshe isyan sesleri çikartmaya basliyor. Bir pano daha "YAVASLA 20 KM" Araba durdu duracak öyle gidiyor.Yine bir pano "YAVASLA 10 Km" Porshe 1'inci viteste hayatinin azabi 10 kilometre gittikten sonra bir pano daha geliyor."YAVASLA'YA HOSGELDINIZ"




fıkranın devamı


Bir makine mühendisi, bir eLektrik mühendisi ve bir de biLgisayar mühendisi binmisLer bir arabaya gidiyoLar. YoLun yarIsIna geLdikLerinde araba bozuLuyor ve makine mühendisi;
- "ben haLLederim" deyip yatIyor arabanIn aLtIna, bi kaç yere çekiç vuruyo, vida sIkIyo faLan, biniyorLar arabaya, haLa bozuk. Bu sefer eLektrik mühendisi hemen atLIyo,
- "Bana bIrakIn" diye... KabLoLarI kontroL ediyo, eLektrik aksamIna bakIyo, biniyoLar arabaya ama tIk yok gene. Makina ve eLektrik mühendisi biLgisayar mühendisine dönüyorLar. sIranIn kendisine geLdigini anLayan biLgisayar mühendisi:
- "eee.. şey... arabadan çIkIp bi daha girsek?"

fıkranın devamı


- Lan olum Rus ruleti öyle mi oynanır dur da göstereyim.
- Teker teker gelin layn...
- Sevgilim, abin bizi böyle görse ne yapardı?
- Korkma, bu tünelden yllardr tren geçmiyor...
- Abi çevremizde fazla polis yok, teslim olmayalım, kaçalım abi...
- Geeel, geeel, sağ yap gel.
- Abi çok seri bi araba bu yaaa...
- Demek piranha dedikleri şey bu. Hiho, bak Hulusi abi bıyıkları ile oynuyom bi şey olmuyo.
- O irmikleri neden aldın Nurhan, helva mı yapıcan? Niye?
- Burası Fener tribünü değil mi?
- Bah bah bah hala uzunlarla geliyo...
- Müjdemi isterim Turhan abi bi kızın daha oldu.
- Ordular ileri... Allah, allah, allah, allah...
- Kim bekler lan yeşilin yanmasını?!
- Bekle Cemşit abi ben bi dalıp çıkıcam.
- Hala karlı gösteriyor mu hanım?
- Elektrikçiye ne gerek var canım, ben hallederim.
- Gel abi burası boyu geçmiyo.
- Vakkas abi. Senin için öyle böyle diyorlar, doğru mu?
- Hihoha... Bak gelen şey köpekbalığına ne kadar da benziyor.
- Rasim abi, kafesin kapısı kapalı değil mi?
- Baba... Ben hamileyim.
- Yapma Satılmış abi, şeytan doldurur.
- Bu külüstür essahtan 200 yapıyor mu?
- Semra'cığım bak arabanın ibresi 200'ü gösteriyor.
- Ben öldükten sonra tablolarım çok para edecek Ayşegül..
- Boğaza gelip temiz hava almayı iyi akıl ettik... Çocuğum oynama şu arabanın el freniyle...
- Doktora neyin gerek yok. Beni üfürükçü Sabit hocaya götürün.
- Ohooo doktorun her dediğini yapsak açlıktan ölürüz birader. Hadi yeyin yeyin afiyet olsun...
- Ulan, biz bugüne kadar kaç bomba imha ettik be! İşimi bana mi öğretiyon, lavuk! Kes şu mavi teli!
- Sayın seyirciler! Simdi en büyük numaraya geldik. Aslanın ağzını açıp, başımı içine sokuyorum.
- Burası eskiden mayın tarlasıymış ama artık bi tane bile kalma...
- Havlayarak üzerimize geliyor, çünkü bu cinsler çok insan canlısıdır.
- Paraşütü en aşağıda ben açacağım.
- Komutanım, pimini çektikten sonra kaça kadar sayıcaktık?
- Olum bu mantarlar zehirli değil, bak ben nasıl yiyorum.
- Amma keskin virajmış yav!!
- Dikkat kaptanınız konuşuyor: Eşhedü en la ilahe illallah ... (Pilot Temel)
- Önüne baksana lan! Ne çarpıyon omzuma?
- Bu kadar korkma canım! Bu yılanların hepsinin zehirleri alınmış.
- Uçağın pervanesini görüyon mu? O kadar hızlı dönüyo ki sankim dönmüyomuş gibi.
- Kaplanlar da aynı kedi yavruları gibidir. Bak böyle gıdışından sevicen bak iyi bak...

fıkranın devamı


Bir gun bir adam kahveye girmis, ve herkezi teker teker gosterirken, sunu demis: "Ulan, hepinizin agzina teker teker sicarim ulan! Bitek sordaki beyaz ceketli haric." Neyse, oturmus, cayini icmis. Birden yine bizimkinin kafasi bozulmus. Kalkmis okadar milletin icinde ve yine herkezi teker teker gosterirken: "Ulan hepinizin agzina teker teker sicarim ulan! Bi tek sordaki beyaz ceketli haric!" Neyse bu boyle surekli devam etmis. 2 saat sonra, yasli bir adam bizimkinin tarafina geldikten sonra sunu demis: "Yav oglum anladik, hepimizin uzerine sictiiii, batirdin. Pekiya o beyazceketliyi neden atliyosun?"
Bizimkide demiski: "Eeeeee babalik, ozaman ben sictiktan sonra, kicimi neyle silecem?......"



fıkranın devamı


ir gun bir adam kahveye girmis, ve herkezi teker teker gosterirken, sunu demis: "Ulan, hepinizin agzina teker teker sicarim ulan! Bitek sordaki beyaz ceketli haric." Neyse, oturmus, cayini icmis. Birden yine bizimkinin kafasi bozulmus. Kalkmis okadar milletin icinde ve yine herkezi teker teker gosterirken: "Ulan hepinizin agzina teker teker sicarim ulan! Bi tek sordaki beyaz ceketli haric!" Neyse bu boyle surekli devam etmis. 2 saat sonra, yasli bir adam bizimkinin tarafina geldikten sonra sunu demis: "Yav oglum anladik, hepimizin uzerine sictiiii, batirdin. Pekiya o beyazceketliyi neden atliyosun?"
Bizimkide demiski: "Eeeeee babalik, ozaman ben sictiktan sonra, kicimi neyle silecem?......"

fıkranın devamı


Adam karısı ile birlikte doktora muayene olmaya gider. Muayene biter ve doktor odasından çıkarak kadının yanına gelir ve Kocanızın ölmemesini istiyorsanız şu kağıda yazdıklarımı uygulayacaksınız der:
1- Sabahları güler yüzle güzel bir kahvaltı hazırlayın ve ise mutlu gitmesini sağlayın
2- Ögleleri eve geldiğinde güler yüzle karşılayın ve güzel bir öğle yemeği ile takdir edildiğini hissettirin, böylece günün geri kalan kısmını da iyi geçirmesine yardım edin.
3- Akşamları eve geldiğinde yemek özellikle güzel olmalı. Eve gelince eline bir kadeh içki verin dinlenmesini sağlayın.
4- Haftada en az üç kere birlikte olun, eğer isterse daha fazla birlikte olun. Ve tamamıyla tatmin olduğundan emin olun.
- "Eger bu dediklerimi harfiyyen uygularsanız kocanızın sağlık yönünden hiçbir problemi olmayacak" der doktor.
Eve geldiklerinde adam karısına sorar,
- "Ne dedi doktor sana?"
- "... ölecekmişsin.."

fıkranın devamı


Afrikadaki bir kabileye beyaz bir doktor atanmis doktor geldikten sonra dogan tüm çocuklar beyaz olmaya baslamis,kabiledeki erkekler ayaklanmislar,kabile sefi herkesi yatistirmis ama kendi çocuguda beyaz olunca doktorun yanina çikmis:
- Burda ki tüm çocuklar beyaz doguyor nasil oluyor bu is ?
- Bak su karsidaki beyaz ati görüyor musun, at beyaz ama tay siyah
- Doktor ben çocugu unuttum sende ati unut!

fıkranın devamı


trabzon rize arasında felaket bir trafik kazası olur. polis ekipleri olay yerinde inceleme yaparken birde bakmışlar ki temelle dursunun kafa gözü darma dağınık kan revan içerisinde yatıyorlar ama diğer yolcular sapa sağlam polisler buna şaşırır ...



temele sorarlar nasıl oldu bu?

Temel anlatmaya başlar :

Rizeden yolcu aldım havada sıcaktı minibüs dolu, efkarlandım attım ferdinin kasetini, arabanın penceresini açtım kafamı çıkardım.

pencereden bir yandan da hava alıyorum.



bide ne göreyim, dursunda aynı vaziyette trabzondan geliyormuş...

bu vaziyete geldik işte

fıkranın devamı


Temel ile Dursun arabalarını park edip, kaldıkları 100 katlı otele çıkarlar.


25.katta Dursun Temel"e:


- "Sana birşey söyleyeceğum!" demiş.


Temel:





- "Eve gelelim de söylersun da!"


50.katta Dursun Temel"e yine:


- "Sana birşey söyleyeceğum!" demiş.


Temel:


- "Eve gelelim de söylersun da!"


75.katta Dursun Temel"e yine:





- "Sana birşey söyleyeceğum!" demiş.


Temel:





- "Eve gelelim de söylersun da!"


100.kata geldiklerinde Temel Dursuna(evin önüne geldiklerinde):


- "Şimdi söyle da!"


- "Temel anahtarı arabada unuttuk."

fıkranın devamı


Trafik polisleri yoldan geçen araçlara bakarlar ve hiç kimse emliyet kemeri takmamıştır.sonra temel ve ailesi geçer onlar emliyet kemeri takmıştır.trafik polisi onları durdurur.VE tebrik eder ilk defa siz emliyet kemeri takmışsınız ve onlara beşyüz milyon ödül verir.derki merak etim bu ödüle ne yapacan temelde derki ehliyet alacam ve hemen karısı lafı değişştirir.temel biraz içince böyle sapıtır arkadan babası derki kaçak arabayla yola çıkmayalım der ve amcası derki rakı varmı ve biriside bağajdan çıkıp sınıra geldikmi sınıra geldikmi diye bagırır ve yakayı ele verirler....buda burada biter...

fıkranın devamı


İki deli hastaneden kaçmışlar o kadar koşmuşlarki şehrin ortasına geldiklerinde nefes nefese kalmışlar. Aksilik ikisininde acil tuvalet ihtiyacı gelmiş, büyük olan ordan geçen genç bir delikanlıya:
- "Afedersiniz burada tuvalet var mı? Arkadaşla çok şıkıştık." Deli olduklarını anlayan genç ilerde cadde ortasında duran çöp varıllerini göstererek:
- "İşte burası tuvalet."
Dalgasını geçer ve gider. Bizmkileri hemen çöp varillerinin üzerine çıkarlar. Büyük tuvaletlerini yapmaya başlarlar. Bu arada delileri gören halk seyretmek için etrafına toplanır. Bir kalabalık bir kalabalık büyük deli yanındaki deliye:
- "Ulan iyiki acele etmişiz şu tuvalet sırasına, bak bizi bekliyorlar."

fıkranın devamı


Adamin biri isten eve gelmis. Tam Apartmanin kapisindan içeri girerken yerde
telefon faturasini görmüs. Fatura tutarina bakmis ve tam 3 milyar oldugu
görmüs. Hemen telefon idaresini arayarak ekstre istemis. Ekstre geldikten
sonra bir bakmiski hep kendi arkadaslarinin telefon numaralari. Ne yapalim
mecburen ödeyecegiz demis. Adamin bir de geveze bir papagani varmis.
Kendi kendine "Gece olunca sunu bir izliyeyim bakalim ne yapiyor." diye
düsünmüs... Gece olmus adam gizlice papagani izlemeye baslamis. Papagan
adamin arkadaslarini telefonla arayip saatlerce sohbet ediyormus. Bunun
üzerine çok sinirlenmis ve papagani yakalayip duvara çivilemis ve :
- Surada bir iki gün çakili kalinca belki aklin basina gelir, demisve yatmaya
gitmis. Papagan tam bu sirada duvarda çarmaga gerilmis Isa yi görünce :
- Hey birader sen kaç gündür burada asilisin diye sormus.
- Asagi yukari 2000 yil olucak...
Papagan :
- Oha!.. Kiminle konustun o kadar?

fıkranın devamı


Japonya'da bir çocuk 10 yaslarindayken bir

trafik kazasi

geçirmis ve sol kolunu kaybetmis. Oysa çocugun

büyük bir ideali

varmis . Büyüyünce iyi bir judo ustasi olmak

istiyormus. Sol kolunu

kaybetmekle birlikte, bu hayali de yikilan

çocugunun büyük bir

depresyona girdigini gören babasi, Japonya'nin

ünlü bir Judo

ustasina gidip yapilacak bir seyin olup olmadigini

sormus..

Hoca:

-Getir çocugu ..bir bakalim, demis.

Ertesi gün baba-ogul varmislar hocanin yanina..

Hoca çocugu süzmüs ve

-Tamam demis..yarin esyalarini getir,

çalismalara basliyoruz.

Ertesi gün çocuk geldiginde hocasi ona bir

hareketgöstermis ve

bu

hareketi çalis demis.

Çocuk bir hafta ayni hareketi çalismis..

Sonrahocasinin yanina

gitmis. "Bu hareketi ögrendim baska hareket

göstermeyecek misiniz?"

diye

sormus.Hocanin cevabi:

Çalismaya devam et olmus...

2 ay,3 ay,6 ay derken çocuk okuldaki bir

yilinidoldurmus..

Çocuk

bu bir yil boyunca hep o ayni hareketi tekrarlamis.

.Hocanin yanina

tekrar

gitmis:

-Hocam bir yildir ayni hareketi yapiyorum bana

baska hareket

göstermeyecek misiniz?

-Sen ayni hareketi çalis oglum . Zamani gelince

yeni harekete

geçeriz..

2 yil ,3 yil, 5 yil derken çocuk judodaki 10.yilini doldurmus.

.Bir gün hocasi yanina gelip. .."Hazir ol ! "

demis.. "Seni

büyük

turnuvaya yazdirdim. Yarin maça

çikacaksin!"..Delikanli sok olmus..

Hem

sol kolu yok hem de judo da bildigi tek hareket var.

..Ünlü

judocularin

katildigi turnuvada hiçbir sansinin olmayacagi

düsünmüs ; ama

hocasina

saygisindan ses çikarmamis. ..

Turnuvanin ilk günü delikanli ilk müsabakasina

çikmis. Rakibine

bildigi tek hareketi yapmis ve kazanmis.

Derken.. ikinci

üçüncü

maç....çeyrek, yari final ve final...Finalde

delikanlinin karsisina

ülkenin son on yilin yenilmeyen sampiyonu çikmis.

.Tam bir üstat

delikanli

dayanamayip hocasini yanina kosmus..

-Hocam hasbelkader buraya kadar geldik ama

rakibime bir bakin

hele.. Bende ise bir kol eksik ve bildigim tekbir

hareket var..bu

kadar

bana yeter.. bari çikip ta rezil olmayayim izin

verin turnuvadan

çekileyim..

-Olmaz demis hocasi. Kendine güven,çik dövüs.

Yenilirsen de

namusunla yenil.

Çaresiz çikmis müsabakaya. Maç

baslamis.Delikanli yine bildigi

o

tek hareketi yapmis ve tak.!Yenmis rakibini sampiyon

olmus. Kupayi

aldiktan sonra hocasinin yanina kosmus:

-Hocam nasil oldu bu is? Benim bir kolum yok ve

bildigim tek

bir hareket var. Nasil oldu da ben kazandim.?

-Bak oglum 10 yildir o hareketi çalisiyordun. O

kadar çok

çalistin ki , artik yeryüzünde o hareketi senden

daha iyi yapan hiç

kimse yok.

Bu bir, ikincisi de o hareketin tek bir karsi

hareketi vardir.

Onun için de rakibinin senin sol kolundan tutmasi

gerekir.!

Bunu anlatan dostumuz bir de sunu ekledi:

İnsanlarin eksiklikleri bazen , ayni zamanda en

güçlü

taraflari olabilir: Ama yeter ki bu eksiklik

kafalarinda

olmasin..

fıkranın devamı


Amerika’da ölen bir kadin için kilisede cenaze töreni düzenlenmisti.
Tören sonunda cenaze görevlileri tabutu tasirken, tabutun ön bölümünü
yanlislikla kilisedeki sütunlardan birine çarptilar. Bu olaydan sonra
tabuttan bir inilti sesi duyuldu. Tabut açildi ve öldügü sanilan kadinin
yasadigi anlasildi. Bir süre hastanede tedavi edilen kadin iyilesti ve 10
yil daha yasadi. 10 yil sonra öldügünde ise cenaze töreni yine ayni kilisede
yapildi. Tören sonrasi görevliler tabutu tasirken, kilisedeki ayni sütunun önüne geldiklerinde, ölen kadinin kocasinin, arkalardan sesi duyuldu;
"Lütfen sütuna dikkat ediniz..."

fıkranın devamı


Iki tavuk markette geziyorlarmis. Yumurta reyonuna geldiklerinde l.tavuk digerine 40.000 TL degerindeki yumurtalari göstererek :
-"Bak bunlari ben yaptim" der.
Biraz daha ilerler, biraz önceki yumurtalardan daha küçük ve 30.000 TL degerindeki yumurtalari görürler. Bu sefer diger tavuk
-"Bak bunlari da ben yaptim, seninkilerden yapacaktim ama kocam 10.000 TL için yirtinmaya degmez dedi" der.

fıkranın devamı


Yer yuzundeki hayatini,butun kurallara uygun yasayip tamamliyan Temel,

yukarida 1.sinif torenle karsilanmis. Refakatci melek "Efendim siz direk

cennete alinacaksiniz.Arzu ederseniz islemleriniz tamamlanincaya kadar bir

tanitma gezisi yapalim" demis, Melek onde Temel arkada Cennet hazirlik

bolumune girmisler. Ilk kapinin arkasindan canhiras feryatlar gelmekte

imis. Kapiyi acip iceri girdiklerinde iki melegin aralarinda tuttuklari

adamin sirtinda

Temel "Uyyy...Bu nedur ?"

Melek "Efendim,burasi kanat takma bolumu.Cennete katilan sizin gibi aziz

mertebesindekilere kanat takiyoruz,bunun icin delik deliyorlar " demis.

Ikinci kapiya geldiklerinde gene kapinin arkasinda canhiras feryatlar;

kapiyi acip iceri girmisler.Iki melek aralarindaki adamin kafasinda

matkapla delik aciyorlarmis.

Temel "Uyyy...Bu nedur?"

Melek "Efendim burasi halka takma bolumu.Sizin gibi aziz

mertebesindekilerin baslarinin uzerindeki kutsal halkayi takmak icin delik

deliyorlar" deyince

Temel "Uyyyy....Ben cehenneme gidiyorum"

Melek "Aman efendim.Ne yapiyorsunuz orada insanlari kaziga oturturlar"

Temel "Olsun.Hic olmazsa delugum hazirdir daa!.."

fıkranın devamı


Birgün temel ile dursun bir çeteden kaçıyorlar sonra temel ile dursun kaçmaya başlıyorlar.temel ile dursun direğe çıkıyorlar.temel direğin üstüne çıkıyor dursun aşağıda kalıyor çeteler hep dursunu dövüyorlar bu böylece gitmiş.sonra birgün dursun temele
-Hep ben aşağıda oluyorum sen biraz yukarı çık da sende dayakye sonra temel aşağıda duruyor ve çeteler geldikten sonra bakmışlar ozaman çetelr
--Hep aşağıdakini dövüyoruz bu seferde yukarı çıkıp dövelim demiş
böylece hep dayak yiyen dursun olmuş:(((

fıkranın devamı


Bir gün bi uçakta Fransız, İngiliz, Alman, Rus, İranlı, Hollandalı ve Türk, laylaylom gidiyorlarmış. Uçak rotasını takip ederek giderken İngiltere’nin üstünden geçiyor.
İngiliz şöyle bi aşağıları süzüyor ve lafa giriyor:
- Arkadaşlar, burası benim memleketim İngiltere. Bizim biramız acayip meşhurdur, şahane biralar üretiriz, içmelere doyamazsınız.
İngiltere bitiyor, Fransa’nın üstünden geçerken Fransız lafa başlıyor:
- Burası da Fransa. Bizim kızlarımız meşhurdur, öpmelere kıyamazsın.
Derken Almanya’ya geliyor uçak,
Alman bi iç çekiyor:
- Hey gidi memleket diyor. Biz bi arabalar üretiriz, binmelere kıyamazsınız.
Sonra Hollanda’nın üzerinden geçerken Hollandalı bakıyor şöyle bi aşağıya:
- Burası da Hollanda diyor. Ah o güzel evler, bizim evlerimiz meşhurdur...
Uçak geçiyor Rusya’ya sonra (nasıl bi rotaysa artık)
Rus bakıyor aşağıya:
- Bizim KGB miz meşhurdur. Dünyada sinek havalansa haberdardır.
Sonra İran’a dönüyor uçak.
İranlı bakıyor şöyle bi göz süzerek:
- Abiler burası da İran bizim de halımız meşhurdur, yumuşacıktır..
Geldik Türkiye’ye...
Türk bakıyor aşağıya, düşün düşün nerden başlasam ki (o kadar çok meşhur şeyimiz var ki en orijinalini söylemeliyim diye) Sonra başlıyor anlatmaya...
- Arkadaşlar burası Türkiye. Bizim delikanlımız çok meşhurdur...Öyle ki; alır Fransız’ın kızını, içer İngiliz’in birasını, atar Almanın arabasına, götürür Hollandalının evine, yatırır İranlının halısında çatır çatır s.ker… KGB nin de bi s.kimden haberi olmaz

fıkranın devamı


İki acemi er paraşüt eğitimlerini tamamladıktan sonra ilk atlayışları için havalanırlar. Makul seviyeye geldiklerinde komutanları son kontrolleri yapıp: - "Atladıktan bir süre sonra paraşütün sağ tarafındaki ipi çekin, paraşütleriniz açılacaktır. Şayet açılmazsa hiç telaşa kapılmayın, sol tarafta yedek bir ip var onu çekin, sorun kalmaz. İndiğinizde sizi bir jip bekliyor olacak; sizi karargaha geri götürecek." Askerler korkarak da olsa atlamışlar. Heyecanla sağ taraftaki iplerine asılmışlar.. Tık yok. Biraz da korkuyla sol taraftaki iplere asılmışlar, paraşütler yine açılmamış... Çok sinirlenen asker: - "Bu komutanın hiçbir dediği çıkmıyor; dur bakalım, aşağıda jip de yoksa o zaman görüşürüz onla!"

fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama