Hırsız Fıkraları

loading...

Nasreddin Hoca, bahçesindeki tadı bal gibi olan o güzelim incirlerini toplar. Satmak için pazara götürür.


- Bal bunlar bal!!! Bal gibi incirler! diye bağırmaya başlar.

O sırada bir kadın çıkagelir. Hoca'ya:

- Hoca Efendi, Ben komşunuz falanın karısıyım. Eğer veresiye verirseniz alayım... der.

Hoca razı olur. İncirleri tartar. Bu arada nezaket olsun diye kadına da bir tane uzatır.

- Hanım! İncirlerim çok güzeldir. Ye de tadını gör! 

Kadın uzatılan inciri almak istemeyerek:

- Teşekkür ederim Hoca Efendi! Oruçluyum. Altı yedi sene evvel hastalanmış ve orucumu hozmuştum. Bugün borcumu ödüyorum!... der. Bunu duyan Hoca:

- Haaaaa!! Öyle mi? Öyle ise Hanım bana gücenme. Ben de veresiye verecek mal yok! Allah'ın alacağını altı yedi senede ödeyen, benim alacağımı kim bilir ne vakit verir? der ve kadına incir satmaktan vazgeçer.

ÖĞÜTLER

Nasreddin Hoca, insanları tanımanın bir yolunun da alışverişten geçtiğini bilir. Kişileri ele alırken onların Allah'ın emirlerini ne kadar yaptığını gözler. Çünkü hakikaten Allah'tan korkan ve ibadetini yapan, kul hakkına da dikkat edecek, borcuna vefa, tartıda hile yapmama, verdiği sözde durma gibi hasletleri de olacaktır.

* "Hırsız, cesaret göstereyim derken, hırsızlığını söyler." Kadın, Hoca'ya dindarlığını göstermek isterken önceki borcunu daha yeni ödediğini ağzından kaçırır.

Bu hikayedeHoca, oruç tuttuğunu, namaz kıldığını, babasının hoca olduğunu söyleyerek insanları kandırmaya çalışan açıkgözlerin tehlikesine dikkat çeker. Bu gibi fırsat düşkünleri, sizin nezdinizde kendilerine bir "prestij" sağlamayı umarlar. Fakat unutulmamalıdır ki kişinin kendisinin samimiyeti ve doğruluğu herşeyden önemlidir. Çünkü mezara herkes yanlız girecek ve hesabını yanlız verecektir.

RESİMLİ NASREDDİN HOCA - MÜRŞİDE UYSAL

fıkranın devamı

Bir gün hoca camide namaz kıldırıyormuş. Camiye hırsız girmiş. Ve bir cüzdan çalacakmış. Nasrettin hoca farkına varmış fakat namazı bozmak istememiş. Ve kul euzu rabbil felak arkamdaki salak cüzdanı bırak .Yoksa yersin dayak Hırsız -kuleuzu rabbil naz .Cüzdan bırakılmaz çok konuşma hoca kıldığın namaz kabul olmaz.
fıkranın devamı

bir akşam nasrettin hocanın evine hırsız giriyor buzdolabını çalıyor, nasrettin hovanın karısı: - bey yetiş buzdolabını çalıyorlar !!! demiş. Nasrettin Hocada : - boşver yenisini alırız.demiş yine hırsız girmiş halıyı çalmışlar. karısı: - bey halıyı çalıyorlar !!! demiş. N. Hoca: - boşver yenisini alırız.demiş. yine hırsız girmiş bu seferde Nasrettin Hocanın karısını çalıyorarmış. N.Hocanın karısıda: - bey yetiş ! beni kaçırıyorlar !!! demiş Nasrettin hoca : - boşverr yenisini alırız demiş
fıkranın devamı

Bir gün Nasreddin Hoca'nın evine hırsız girmiş.Karısı bağırarak:Hoca eve hırsız girdi masayı çaldı demiş. Hoca:Boşver yenisini alırız demiş. Ertesi gün aynı hırsızlar yine eve girmişler Hoca'nın karısı:Yine hırsızlar geldi bu sefer kavuğunu çaldılıar demiş. Hoca:Boşver yenisini alırız demiş.ertesi gün bir daha hırsız girmiş bu sefer Hoca'nın karısını kaçırmışlar. Hoca'nın karısı:Hoca beni kaçırıyorlar demiş. Hoca:Boşver yenisini alırız demiş.
fıkranın devamı

temel namaza durdu bunu gören hırsız temelin cüzdanın almış bunu gören temel suriyeyi sesli okumaya başlar ferah nem bulok arkamdaki sala cüzdanımı bırak bırakmassan yersin dayak
fıkranın devamı

Birgün bir apartman varmış ve 4 katlıymış 1. katında polis 2. katında postacı 3. katında kör ve 4. katında ev hanımı bir kadın varmış ve birgün kadın banyoya girmiş ve kapı çalmış üzerine bornozunu almış ve açmış ve polisi görmüş polis bugün en çok hırsızı ben yakaladım demiş kadın tebrik etmiş sonra tam girerken kapı çalmış ve bu sefer postacı ve en çok posta ben dağıttım demiş tebrik etmiş ve banyoya tam girerken kapı çalmış ve körü görmüş nası olsa kör görmez demiş bornozunu almamış ve karşısında kör buyrun demiş kadın körde bugün gözlerim açıldı :D
fıkranın devamı

Nasreddin Hoca’nın evine hırsız girmiş. Bir şeyler çalmış, evden çıkmış kaçarken birisi fark edip içeriye seslenmiş;- &...
fıkranın devamı

Nasreddin Hoca, Akşehir Gölü kenarındaki tarlasına doğru giderken, ukalâ bir adam:- “Hoca Efendi, eşeğinin kaç ayağı va...
fıkranın devamı

Sivrihisar Kadı’sı arada bir içermiş. Bir gün Nasreddin Hoca öğrencileriyle kırlarda dolaşırken, su kıyısında sızmış ya...
fıkranın devamı

- Bir gün Nasreddin Hoca’nın evine hırsız girmiş. Hoca hırsızı görünce yüklüğe saklanmış. Hırsız her yeri aramış. Buld...
fıkranın devamı

Nasreddin Hoca’nın eşeği çalınmış. Bir teselli beklediği dostları kabahati hep Hoca’da bulmuşlar.- “Ahırın ...
fıkranın devamı


Avukat hırsızlıkla suçlanan müvekkilini yaratıcı bir savunma ile hapisten kurtarmak istemektedir. Avukat Yargıca hitaben;
- "Müvekkilim, arabanın camından içeri sadece kolunu sokup çantayı almıştır. Müvekkilimin kolu, muvekkilimin bizzat kendisi değildir. Sadece bir kol tarafından işlenen bir suç için niye bütün bir kişiyi cezalandırıyorsunuz." der...
Yargıç , gülümseyerek;
- "Peki o zaman aynı mantıkla gidiyorum ve müvekkilinizin kolunu 1 yıl hapse mahküm ediyorum. Müvekkiliniz isterse ona eşlik edebilir." der...
Müvekkil gülümser. Avukatın yardımıyla müvekkilin takma kolunu çıkartırlar ve dönüp giderler...

fıkranın devamı


BİR GÜN TEMEL İLE DURSUN BİR OTELE GİTMİŞLER. OTELDEKİ BİR ODAYA GİRMİŞLER.ODADA SADECE İKİ KATLI RANZA VARMIŞ.TEMEL DURSUNA BEN ALTTA SEN ÜSTE YAT DEMİŞ.DURSUN BU DEDİĞİNE HAYIR DEMEMİŞ.NEYSEKİ YATMA VAKTİ GELDİ.HERKES YATTI.ODAYA HIRSIZ GİRDİ.VE ALTTA YATAN TEMELİ DÖVMÜŞ.SONRAKİ AKŞAM Bİ DAHA HIRSIZ GİRMİŞ.HIRSIZ HİNE TEMELİ DÖVMÜŞ.TEMEL BU SEFER DURSUNA SEN ALTTA YAT BEN DE ÜSTTE YATİM DEMİŞ.TEMELİN DEDİĞİNE TAMAM DEDİ.O AKŞAM GENE HIRSIZ GİRDİ DEMİŞ Kİ ALTTAKİNİ ÇOK DÖVDÜK BİRAZ DA YUKARDAKİNİ DÖVELİM DEMİŞ.BU SIRADA DA TEMEL YERİNİ DEĞİŞTİRDİĞİ İÇİN DE DAYAK YİYEN YİNE TEMEL OLMUŞ.



fıkranın devamı


Dünyayı tehlikeden kurtarmış ve fiziği düzgün bir kadın varmış.herkes ona süper kadın dermiş.bu süper kadının evi dört katlıymış.ilk katında polis,2.katında itfaiye,3.katında ise kör adam oturuyormuş.bir gün bu süper kadın üstünü değiştiriken kapı çalmış.polislergelmiş:
-yaşasın yaşasın!! evinize hırsız girdi onu yakalayıp hapse attık demiş.o da ne desin sağol demiş tabii. sonra kadın banyoya girecekken tekrardan kapı çalmış.bu sefer de itfaiye...tekar üstünü giyinmiş ve kapıyı açmış.itfaiye adamları:
-yaşasın yaşasın!!! evinizde yangın çıktı onu söndürdük'demiş.onlara da sağolun demiş. süper kadın banyoya tekrar girmek istemiş ama maniler tükenmiyor.bu sefer de kör adam gelmiş.süper kadın :nasılsa gözleri görmüyor diye üstünü giymemiş ama apıyı açtığında kör adam:
-yaşasın yaşasın gözlerim açıldı"demiiş...

fıkranın devamı


nasrettin hoca ile karısı yatağa yatmışlar ve eve hırsız girmiş .... karısı:hocam eve hırsız girdi (olsun )...hocam masayı çalıyorlar( yenisini alırız )hocam:dolabı çalıyo bıırak karı yenisini alırız hocam seni çalıyolar( bırak yenisini alırız)



fıkranın devamı


Olayin kahramani Karadenizli bir vatandasimiz...Yillar once istanbul"a yerlesen bu vatandasimizin evine gece evde bulunmadigi bir sirada hirsiz girer.Ertesi gun polis gelir; hirsizin eve nasil girdigini arastirmaya baslar.Zemin kattaki eve, kapinin ust tarafindaki camda bir el buyuklugunde delik acilarak,buradan da ic taraftaki kapi koluna uzanarak girildigi anlasilir...
Polisler zabit tutmus, evi terkedecekler...
O an.. Yaklasik yarim saattir camdaki delige bakip derin dusunceler icinde kafasini kasiyan ev sahibi dikkatlerini ceker.
Polislerden biri dayanamayip sorar:
- Hemserim, delige nicin boyle uzun uzun bakip dusunursun?.
Anlayamadigin birsey mi var? Karadenizli yurttasimiz:

- Hacan der, herseyi anladim anlamasina da...

Koca adam nasil oldu da bu kucucuk delikten iceriye girdi, onu anlamaya calisayrum!..

fıkranın devamı


BİR GÜN TEMEL İLE DURSUN BİR OTELE GİTMİŞLER. OTELDEKİ BİR ODAYA GİRMİŞLER.ODADA SADECE İKİ KATLI RANZA VARMIŞ.TEMEL DURSUNA BEN ALTTA SEN ÜSTE YAT DEMİŞ.DURSUN BU DEDİĞİNE HAYIR DEMEMİŞ.NEYSEKİ YATMA VAKTİ GELDİ.HERKES YATTI.ODAYA HIRSIZ GİRDİ.VE ALTTA YATAN TEMELİ DÖVMÜŞ.SONRAKİ AKŞAM Bİ DAHA HIRSIZ GİRMİŞ.HIRSIZ HİNE TEMELİ DÖVMÜŞ.TEMEL BU SEFER DURSUNA SEN ALTTA YAT BEN DE ÜSTTE YATİM DEMİŞ.TEMELİN DEDİĞİNE TAMAM DEDİ.O AKŞAM GENE HIRSIZ GİRDİ DEMİŞ Kİ ALTTAKİNİ ÇOK DÖVDÜK BİRAZ DA YUKARDAKİNİ DÖVELİM DEMİŞ.BU SIRADA DA TEMEL YERİNİ DEĞİŞTİRDİĞİ İÇİN DE DAYAK YİYEN YİNE TEMEL OLMUŞ.

fıkranın devamı


Temel ile Dursun parasizliktan ne yapacaklarini sasirmislardir. Sonunda Dursun Temel'e:
Dursun
- Ula Temel hacen biz neden banka soymuyoruz? Kisa yoldan koseyi doneriz.
Temel:
- Ula hakkattende guzel fikir.
Neyse bunlar planlarini yaparlar. Artik her sey hazirdir. Bankayi soyarlar eve gelirler.
Dursun:
- Ula Temel sayalim mi ne kadar para var?
Temel paralara soyle bir bakar, cok para var en az 3 gunlerini alacak. Dursun'a:
Temel
- Ula Dursun bu kadar parayi saymak uzun surer biz en iyisi yarin bir gazete alalim orda yazar ne kadar para oldugu.

fıkranın devamı


Bir fakir Kırşehirli paraya çok sıkışmış. Her türlü çareye başvurmuş, yardım eden olmamış.
Son çare olarak, 'Allah, sıkışan kuluna yardım eder' inancından hareketle, Allah'a mektup yazmaya karar vermiş. 'Cenab-ı Allah Yüksek Katına' diye başlamış ve 'Allah'ım ne olur bana bir yüz milyon lira gönder' diye bitirmiş. Zarfın üzerine de 'Esirgeyip bağışlayan Yüce Allah' diye yazıp postaya vermiş.
Postacılar mektupları ayırırken, gitmesi mümkün olmayan adresi görünce açmışlar. Mektup sahibine acımışlar ve aralarında para toplayıp yardım etmeye karar vermişler. Ama, ancak 80 milyon lira toplayabilip, göndermişler. Parayı alan Kırşehirli, hemen Allah'a bir mektup daha yazmış.
Postacılar, 'Allah' adresli iknici mektubu açmışlar. Kırşehirli şöyle yazıyormuş:
'Allah'ım gönderdiğin parayı aldım, teşekkür ederim. Ama, bundan sonra para gönderirken, Meleklerinle gönder, hırsız postacılar gönderdiğiniz paranın 20 milyon lirasını çalmışlar.'

fıkranın devamı


Nasreddin Hoca, bir gün eşeğiyle odun getirir. Hava da cok sıcak olduğundan hem kendisi hem eseği kan ter içinde kalırlar. Hoca odunları indirir, yerleştirir. Karısına:
- Hatun, eşek cok yoruldu, onu bir yemleyiver, diye seslenir.
Karısıda o gün yorgun olduğundan:
- Efendi, benim işim var, sen yemleyiver, der.
Hoca sıcaktan iyice bunalmış vaziyette kendini minderin üzerine atar.
- Olmaz! Hiç halim yok, veremem, sen ver der.
Eşeğin yemini sen vereceksin ben vereceğim derken iş kızışır. Epeyce tartışırlar. En sonunda Hoca:
- Pekala! Öyleyse aramızda bahse tutuşalım. Kim önce konuşursa eşeğe o yem versin. Anlaştık mı? der.
Karısı teklifi kabul eder. İkisi de birer köşeye çekilirler. Az sonra kadın, el işini alarak komşuya gider. Hoca birşey diyemez. Aradan biraz zaman geçer. Eve bir hırsız girer. Hoca'yı görünce kaçacak olur. Ama Hoca'dan hiç ses ve tepki gelmediğini anlayınca kaçmaktan vazgeçer. Ortalıkta ne var ne yoksa koca bir çuvala doldurur. Hoca'nın gözleri önünde çuvalı yüklenerek evden çıkar. Karısı epey zaman sonra eve girip evin halini görür. Eşyaların yerinde yeller esmektedir. Telaşla:
- Bu ne hal? Efendi! diye çiğlik atar.
Hoca yattığı yerden doğrularak:
- Haydi bakalım Hatun, bahsi kaybettin. Eşeğin yemini sen vereceksin! der.

fıkranın devamı


Hırsız, gecenin yarısında bir eve girer. Karanlık koridorda, yaktığı küçük el fenerinin ışığında ilerlerken bir ses duyar: - "İsa seni izliyor!" Şaşkınlık ve korkuyla etrafına bakınan hırsız, bir yandan da evdeki değerli şeyleri aramaya devam eder. Tekrar aynı sesi duyar: - "İsa seni izliyor!" Bu kez hırsız elindeki feneri çevrede gezdirmeye başlar ve bir papağan görür: - "Bunu sen mi söyledin?" diye papağana sorar. Papağan: - "Evet, yalnızca seni uyarmak için", der. Hırsız: - "Ne! Beni uyarmak mı! Kimsin sen? Adın ne senin?" Papağan: - "Musa", diye cevap verir. - "Musa?" der hırsız, "hangi salak bir papağana Musa adını koyar ki!?" Kuş cevap verir: - "Bilmiyorum. Tahminimce arkanda duran dobermana 'İsa' adını veren salak olabilir..."

fıkranın devamı

Hakim, "O butiğe hırsızlık amacıyla tam 4 kez arka arkaya girmişsin..." diye sormuş sanığa....
fıkranın devamı

Kadının birinin evi soyulmuş. Yalvara yakara konuyu padişaha kadar götürmüş.Padişah kadına...
fıkranın devamı

Nasreddin Hoca, bir gün eşeğiyle odun getirir. Hava da cok sıcak olduğundan hem kendisi hem ese...
fıkranın devamı

Avukat hırsızlıkla suçlanan müvekkilini yaratıcı bir savunma ile hapisten kurtarmak istemekte...
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama