Hafıza Fıkraları

loading...


Sayın Teknik Servis Yetkilisi,

Geçen yıl aldığım "Erkek Arkadaş 5.0" programını "Koca 1.0" seviyesine yükselttim. Ama tüm sistem performanslarında bir yavaşlama söz konusu.

Özellikle "ErkekArkadaş 5.0" bölümünde bulunan "Çiçek 8.0" ve "Mum IşığındaYemek 6.3" işlemleri "Koca 1.0" programında yok.

"Koca 1.0" programı devreye girince bir çok program devre dışı kaldı. "Romantizm 9.5" ile "Özel İlgi 6.5" kesinlikle devre dışı, ama bunu yerine "Sınırsız TV 0.4" ve "Maraton 1.35" sürekli çalışıyor. "Sohbet 8.0" ve "EvTemizliği 2.6"yi çalistirinca da sistemi çökertiyor. "Kavga 5.3", "Evi Terk Et 3.2" programı fayda etmedi.

"Koca 2.0" sürümünü yüklesem işe yarar mi? Sizce ne yapmam gerekiyor?


İmza

Umutsuz


Sayın Umutsuz.

Bir kere bu olayı şöyle görmeniz gerek "ErkekArkadaş 5.0" bir eğlence paket programıdır, "Koca 1.0" ise başlı başına bir işletim sistemi.

"http:/ Beni sevdiğini düşünüyordum.html" komutunu yazarak "GözYaşı 6.2"'yi indirin ve "Suçlu His 3.0"'ı güncellemeyi unutmayın. Eğer bu uygulamalar doğru sonuç verirse "Çiçek 2.0" ile "Mum Işığında Yemek 2.1" kısa bir süre için devreye girebilir. Ama sakın çok sık uygulamaya koymayın yoksa "Koca 1.0" otomatik olarak koruma programı olan "Sessizce Surat Asma 2.5"’i devreye sokar.

Ama ne yaparsanız yapın kesinlikle "Kaynana 1.0"'ı çalıştırmayın. Ekran görüntüsünü bozan ve sistem kontrolünü kaybettiren bir virüs ortaya çıkar.

Ayrıca "Erkek Arkadaş 5.0"'ı kesinlikle yeniden yüklemeyin. Bu kabul edilmez uygulama ciddi sorunlar yaşatabilir ve "Koca 1.0" bunu kaldıramaz.

"Koca 2.0" ise size ek yük getirmekten baska ise yaramaz.

Kısacası "Koca 1.0" çok güzel bir işletim sistemi, ama sınırlı hafızaya sahip ve yeni uygulamaları hemen kavramaya müsait değil.Performans arttırıcı ek programlar tavsiye ederiz, mesela, "SıcakYemek 3.0" ve "Sevgi Sözcükleri 7.7" çok faydalı olur.

İyi Şanslar

fıkranın devamı


Hasta doktora sikayet ediyordu;
-"Doktor bey hafizam çok zayif, herseyi unutuyorum"..
-"Ne zamandan beri"?..
-"Ne, ne zamandan beri?..

fıkranın devamı

Doktorun birisi muayene ücretlerinde kampanya yapmaya karar verir. Tedavi ettiği hastadan 100 mily...
fıkranın devamı

Taksi ışık için durmuş, adamda kapıyı açıp içeri binmesi ile kapıyıkapatmış, araba ha...
fıkranın devamı

Adamın biri ölüp cennetin kapısına dayandığında, cennetin baş meleği durdurur onu. İçeri...
fıkranın devamı

Amerika'da kadınlar ve erkekler bilgisayarın dişi mi yoksa erkek mi olduğunu tartışıyorlarmış... Kadınlar bu aletin erkek olduğunu savunmuşlar: "Cünkü" demişler, "bilgisayarlar aslında sorunları çözmek için yaratılmış olmalarına rağmen ömürlerinin dörtte üçünü sorun yaratarak geçirirler... Daha da önemlisi, bunlardan bir tane aldığınız an, biraz daha sabretmiş olsaydınız çok daha gelişmiş bir modeline sahip olabileceğinizi görüp pişman olursunuz...." Erkekler tabii tam ters görüşte... "Bilgisayar dişidir" diyorlar, "çünkü onun mantığını yaratıcısından başka hiç kimsenin anlaması mümkün değildir, bu bir. Yaptığınız en küçük hatayı bile derhal hafızasına kaydedip tekrar tekrar önünüze koyar bu ikiii... Ve bir bilgisayar aldıktan kısa bir süre sonra fark edersiniz ki, bir o kadar daha parayı ona gereken aksesuarlar için harcamaktasınız, bu da üüüççç..."
fıkranın devamı

Kağıda bakarak ezan okuyan bir müezzine sordular:
- Yazacağın yerde ezanı ezberleyip okusan olmaz mı?
- Gidin, kadıya sorun.
Kadıya gittiler ve "Selamün aleyküm" dediler.
Kadı bir kağıt çıkarıp uzun uzun baktıktan sonra "Ve aleyküm selam" dedi.
Bunun üzerine müezzini mazur görüp kadının huzurundan çıktılar.
fıkranın devamı

Adamın biri caddeye çıkmış, taksi aranırken tam önünde bir taksi kırmızı
ışık için durmuş, adamda kapıyı açıp içeri binmesi ile kapıyı kapatmış,
araba hareket etmiş.. "10 saniye gecikseniz hareket etme zorunda kalacaktım.
Harika bir zamanlama!" demiş şoför.. "Tıpkı Bill gibi!"
"Kim?"
"Bill Smith.. O her şeyi mükemmel yapan biridir..!"
"Poh!" demiş adam, "Herkesin yapamadığı bir şeyler vardır..!"
"Bill için bu kural geçerli değildir!" demiş şoför.. "Muhteşem bir
sporcudur.. Teniste üstüne yoktur, Pavarotti gibi şarkı söyleyebilir,
Broadway starları gibi dans edebilir!"
"Bill gerçekten acayip biriymiş!" demiş adam..
"Oh! evet!" diye devam etmiş şoför,"Bill'in müthiş bir hafızası vardır,
herkesin yaş gününü hatırlar, şarap konusunda bir numaradır, ne hangi
çatalla yenir, bilir.. Her şeyi tamir edebilir.. Benim gibi beceriksiz
değildir.. Ben bir sigorta değiştirsem mahalle kararır.."
"Bu Bill'i çok iyi tanıyorsun" demiş müşteri..
"Yooo" demiş, şoför.. "Hayatımda hiç görmedim!"
"Peki, nasıl bu kadar çok şey biliyorsun hakkında?"
"Sorma!" demiş şoför, "Onun eski karısıyla evliyim!.."
fıkranın devamı

Adamın biri ölüp cennetin kapısına dayandığında, cennetin baş meleği durdurur onu.
-İçeri almadan önce sorularıma cevap vermelisin? Hayatın boyunca tam anlamıyla iyi bir iş yaptın mı, bakalım?
Adamcağız uzun uzun düsünür, hafızasını zorlar, ama ne yazık ki yaptığı iyi bir şeyi hatırlayamaz. Melek tekrar sorar.
-Peki, bari söyle, hiç cesaret gerektiren bir şey yaptın mı, hayatında?
Adam hemen atılır gururla.
-Yaptım, tabii!
-Anlat bakalim, neymiş bu cesur iş?
Adam anlatmaya baslar.
-Ben futbol hakemiydim. Trabzon'da bir Trabzonspor-Fenerbahçe maçını yönetiyordum. Maçin son dakikasinda Trabzon aleyhine penalti çaldim.
-Vay canına, gerçekten cesurmussun sen, hadi geç bakalim!
Cennetin kapıları açılır. Bizim hakem tam geçecekken, melek merak eder:
-Ne zaman olmustu bu maç?
-Asagi yukarı üç dakika oluyor biteli...

fıkranın devamı

İki balık büyük bir akvaryumun ortasında karşılaşmışlar. Biri diğerine:
- Ya ben seni bi yerden tanıyor muyum? demiş.
Diğeride:
- İmkansız, akvaryum çok büyük, sahi ben ne diyordum.

fıkranın devamı


Üç yaşlı adam doktorda hafıza testindedirler. Doktor ilk yaşlı adama sorar:
-Üç kere üç kaç eder?
-274..?
yanıtını alınca doktor üzgün bir şekilde
ikinci yaşlı adama döner:
-Şimdi sizin sıranız. Üç kere üç kaç eder?
-Salı..?
Doktor artık iyice ümitsiz şekilde üçüncü yaşlı adama döner:
-Evet, şimdi de sizin sıranız üç kere üç kaç eder?
-Dokuz..?
cevabını sevinçle karşılayan doktor
-Bu harika, nasıl buldunuz? der.
Üçüncü yaşlı adam sakince:
-Oh, çok kolaydı. Sadece 274 ten salıyı çıkardım.?


fıkranın devamı

Hasta doktora şikayet ediyordu;
-"Doktor bey hafızam çok zayıf, herşeyi unutuyorum"..
-"Ne zamandan beri"?..
-"Ne, ne zamandan beri?..
fıkranın devamı

Bir Doktor muayenesinin önüne kocaman bir pankart asmış,pankartta "her türlü hastalık tedavi edilir,edersem ücret 100 dolar edemezsem 1000 dolar iade" diye.Yoldan geçen Dursun pankartı okur:
- Bak manyak doktora 1000 dolar iade edecekmiş,şuna bir hastalık yaratayımda tedavi edemesin 1000 dolarını alayım
diye dalmış içeri;
- Doktor
demiş:
- Ben tat alma duygumu kaybettim yediğim hiç bir şeyden tat alamıyorum,
doktor:
- Basit, hemşire hastanın gözlerini bağla, bir kaşık ve 8 numaralı kutuyu getirirmisin?
Gözleri bağlanmış bir kaşık 8 numaralı kutudan hastanın ağzına verilmiş Dursuna:
- Çiğne
Dursun çiğner çiğnemez ayağa fırlamış
- Ulan
demiş
- B.k bu doktor tabiki b.k.
- Bak tat alabiliyorsun tedavi tamam
demiş ve 100 doları almış neyse ertesi gün Dursun tekrar gitmiş doktora
- Doktor
demiş:
- Ben hafızamı kaybettim hiç bir şey hatırlamıyorum.
Doktor demişki:
- Kolay oturun hemşiranım 8 numaralı kutuyu getirir misin?
Dursun ayağa fırlamış
- Hayır
demiş
- İstemem
Doktor sormuş:
- Niye yaa
demiş
- Onun içinde b.k var
doktor:
- Bak hafızanız yerine geldi hatırladınız verin 100 dolar
gitti 200 dolar. Dursun kızarak çıkmış:
- Ulan
demiş
- O 1000 dolarını almazsam senin
ertesi gün tekrar doktora; girmiş içeri:
- Doktor bey
demiş
- Benim bir derdim var
- eee
demiş doktor
- Nedir?
- Erkeklik organımda hiç bir hareket yok hiç bir şey yapamıyorum. doktor:
- Kolay, hemşiranım getirirmisin 8 numaralı kutuyu?
Dursun yine ayağa fırlamış
- Ulan
demiş s...im 8 numaralı kutuyu da hemşireyi de ha
demiş doktor demişki
- Bak onuda tedavi ettik bak maşallah 8 numaralı kutuyuda hemşireyide halladebiliyorsun ver bakalım 100 dolar daha.........
fıkranın devamı

Bir Doktor; "100 Dolar karşılığında her türlü hastalığınız tedavi edilir." diye bir ilan vermiş.İlanın altında da "Tedavi yanıt vermezse 500 Dolar geri ödeme yapılır." şeklinde bir not varmış.

Adamın biri bu ilanı okumuş ve bu işten faydalanmaya karar vererek doktorun muayenehanesine gitmiş.Sırası gelip doktor şikayetini sorduğunda hiçbir şeyden tat almadığını hiçbir kokuyu duymadığını söylemiş.Doktor hemşiresine hastasının gözünü bağlamasını ve içerden 8 numaralı kutu ile birlikte bir kaşık getirmesini söylemiş.

Hastanın gözü bağlanmış ve 8 numaralı kutudan bir kaşık yedirilmiş.Adam bok kokusunu duymasına ve tadından anlamasına rağmen 500 doların hatırına ses çıkarmamış ama ikinci kaşık teklifinde dayanamayıp;

-Doktor bey bunun tadı boka benziyor, üstelik bok gibi de kokuyor! diye itiraz etmiş. Doktor;

-Gördünüzmü tat almaya ve koku duymaya başladınız ! diyerek adamdan 100 dolar ücreti almış.

Kendi kendine; -Ulan hem boku yedik hem de parayı kaptırdık diyerek buna çok içerleyen adam ikinci gün tekrar doktora giderek;

-Bende acayip bir unutkanlık başladı.Hiçbir şey hatırlamıyorum.Adeta hafızamı kaybettim!" demiş.

Doktor hemşiresinden tekrar 8 numaralı kutuyu isteyince;

-Amaan doktor bey, bu hastalığımı da bok yedirerek mi tedavi edeceksiniz ? diye sormuş.

Doktor;-Gördünüz mü hafızanız da yerine geldi! Diyerek 100 Dolar daha ücret almış.

Adam zararını çıkartmak için üçüncü gün tekrar doktora gittiğinde;

-Bittim, mahvoldum. Hiç cinsel istek kalmadı bende.Bir kadınla birlikte ne yapılacağını bile unuttum! demiş.

Doktor hemşiresine yine 8 numaralı kutuyu getirmesini söylediğinde iyice kızarak;

- ****rim seni de, hemşireni de, 8 numaralı kutunu da diyerek bağırmaya başlayınca doktordan cevabı almış.

- Gördünüz mü bu sefer de her şeyi hatırlayıp iyileştiniz, lütfen 100 Dolar ücreti rica edeyim!

fıkranın devamı

Bir zamanlar Ayaz adlı bir köle varmış. Takdir bu ya, köle birgün Sultan Mahmud'un kölesi olmuş. Sultan köleyi taşıdıgı asil karakteri sebebiyle çok sevmiş. Derken Sultan'ın öylesine itimadını kazanmış ki, bütüb sultanlıgın haznedarı tayin edilmiş ve en kıymetli ve zarif mücevherler, taşlar ona emanet edilir olmuş. Bu gelişmeyi görensaraylılar ise durumdan pek rahatsız olmuşlar. Hasretleri ve kibirleri yüzünden, sözüm ona basit köleye böyle bir mevki verilmesini vekendi rütbelerine çıkarılmasını bir türlü hazmedememişler. Bu duygular içinde, özellikle Sultan yakınlarındaysa ondan gün geçtikçe daha çok şikayet etmeye başlamışlar ve asil ruhlu kölenin itibarını zedelemek için ellerinden geleni yapmışlar. Bir gün Sultan'ın huzurunda bir saraylının digerine şöyle dedigi duyulmuş; "Köle Ayaz'ın sık sık hazineye gittigini biliyor musun? Onun mücevherlerimizi çaldıgından adım gibi eminim" Sultan buna inanmamış. "İşin aslını kendi gözlerimle görmeliyim" demiş. Duvara küçük bir delik yaptırıp, içeride olanları seyretmeye hazırlanmış. Kölenin sessizce içeri girdigini, kapıyı kapattıgını ve sandıga gittigini görmüş. Orada sakladıgı küçük bir bohçaymış bu. Bohçayı öpmüş alnına koymuş ve sonra da açmış. İçinden çıkan, köleyken giydigi yırtık pırtık bir elbise! Aynanın karşısına geçmiş. Kendi kendine, "Dahaönceleri bu elbiseyi giydigin zamanlar kim oldugunu hatırlıyor musun?" diye sormuş. "Bir hiçtin sen... Hepsi hepsi satılacak bir köleydin ve Allah, Sultan'ın eliyle sana rahmetinden belki de hiç haketmedigin nimetler lütfetti. Asla nereden geldigini unutma! Çünkü mal mülk insanın hafızasını uçurur,unutuluşlara sürükler. Şimdi sen de, nimetçe sende aşagıda olanlara kibirle bakma ve daima hatırla Ayaz, hatırla!" Sandıgı kapatmış, kilitlemiş ve sessizce kapıya dogru yürümüş. Hazine dairesinden çıkarken birden Sultan'la yüz yüze gelmiş. Sultan gözlerini Ayaz'ın yüzüne dikmiş dururken, yanaklarından aşagıya yaşlar süzülüyormuş ve bogazı öyle dügümlenmiş ki, konuşmakta güçlük çekmiş. "Bugüne kadar mücevherlerimin haznedarıydın, ama şimdi... kalbimin haznedarısın. Bana benim de önümde bir hiç oldugum kendi Sultanımın huzurunda nasıl davranmam gerektigi dersini verdin...."
fıkranın devamı

Ben doğalı çok oldu anne.
Bunu en iyi bilen sensin..
Bu mektubu da senin hatırına bu özel günde tüm meleklere yazıyorum..

Beni adam olsun diye doğurduğunu ve binbir türlü çileyi benim yüzümden laf olsun diye çekmediğini anlayabiliyorum. Hayat o kadar kısa geliyor ki artık bana, seni çocukluğumda hatırlar gibi görüyorum. Yanına gelipte boyumu senle ölçtüğümü, pazara giderken arkandan yürüdüğümü, beni ilk okula yazdırırken o gülüşünü ve babam öldüğünde o ağlamanı asla unutamam.

Seni kırdığımda bile o şefkat dolu yüreğin bana kızmadı, karşına gelip ağlamaklı durduğumda yine aynı sevgiyle sarılıp öptün yanaklarımdan. Nasıl bir sevgiyle seversiniz ki, bu ne efsane bir aşk, ne kadar fedakar bir sevgi, bu Allah'tan bir lütuf ve eşsiz bir armağan.

Ne kadar çok yazsam, ne kadar güzel söz söylesem, bu dünya sözleri yetmez bilirim, çünkü sen annesin.

Evladınım; mektubu yazılmamış tüm annelere yazıyorum çünkü böyle öğrettin, paylaşmayı, bu mektubu da çat pat okumanla okuyacağını ve gözünden pırlantalar akıtacağını biliyorum..

Adam oldum mu bilmem, buna sen karar vereceksin çünkü senin yanında hep çocuğum. Gönderdiğim hediyemi kabul et, yanında olsaydım daha güzelini ve değerlisini almaya çalışırdım. Gül yapraklarını kendim kuruttum ve senin için bir dikenini alıp yüreğime batırdım ve kanıyla adını yazdım. Günün kutlu olsun, hakkın ödenmez ama yinede hakkını helal et.

Yüreğinde huzur ve mutluluk; gözlerinde ve yüzünde gülücük eksik olmasın hiçbir annenin.

Hayat yaşandığı kadar vardır. Gerisi ya hafızalardaki hatıra yada hayallerdeki ümittir.

Hüsran ise, bir tek yerde kabullenebiliyorum,

Yaşamak mümkünken yaşayamamış olmakta.

Seninle yaşayamadığımız tüm güzel günler adına....

Oğlun: Seyit KİRİŞ


NOT: Bu yazıyı Gelibolu'da askerlik yaparken anneler gününde anneme yazmıştım.
fıkranın devamı

Adamın biri ölüp cennetin kapısına dayandığında, cennetin baş meleği durdurur onu. İçeri almadan önce sorularıma cevap vermelisin? Hayatın boyunca tam anlamıyla iyi bir iş yaptın mı, bakalım? Adamcağız uzun uzun düşünür, hafızasını zorlar, ama ne yazık ki yaptığı iyi bir şeyi hatırlayamaz. Melek tekrar sorar. -Peki, bari söyle, hiç cesaret gerektiren bir şey yaptın mı, hayatında? Adam hemen atılır gururla. -Yaptım, tabii! -Anlat bakalım, neymiş bu cesur iş? Adam anlatmaya baslar. -Ben futbol hakemiydim. Kadıköy’de bir Fenerbahçe-Galatasaray maçını yönetiyordum. Maçın son dakikasında Fenerbahçe aleyhine penaltı çaldım. -Vay canına, gerçekten cesurmuşsun sen,hadi geç bakalım! Cennetin kapıları açılır. Bizim hakem tam geçecekken, melek merak eder: -Ne zaman olmuştu bu maç? -Aşağı yukarı üç dakika oluyor..
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama