Hamile Fıkraları

loading...

180-ÇİMDUR O!.. Temel askerde nöbetçi kulübesinde gece nöbeti tutmaktadır. Bir ara tel çitlerin dışında ağaçlar arasında ayak sesleri duyar, belli belirsiz karartılar görür, bağırır: -Çimdur O!..,Cevap gelmez,sesler devam edince bir şarjörü o tarafa boşaltır ve allarım düğ-mesine basar. Birlikte koşuşmalar, komutlar, araç homurtuları ve allarım sesleri birbirine karışır. Güvenlik güçleri kısa sürede olay yerine ulaşır, çevre abluka altına alınır ve projektörler ile alan aydın-latılır. Saha dikkatli bir şekilde araştırılırken kulübe yakınından başka bir Karadenizlinin sesi çınlar: - Pir inek furulmuştur,komitanum!.. 181-TAVANA NASIL Almanya’ya çalışmaya giden ilk işçilerimizden birine kalacağı yerden bir oda verilir. Eşyalarını yerleştirirken büyük abdesti gelir, alafranga tuvaleti tanımadığından giderecek bir yer bulamaz, Çok sıkışınca yanındaki bir kesekâğıdının içine yapar, pencereden dışarı atmayı düşünür. İkinci kattan aşağı baktığında insanları görür, daha ileri atmak için sallarken kesekâğıdının dibi yırtılır ve pislik tavana fırlar, yapışır, suları da tabana süzülür. Biraz sonra her tarafı pis bir koku kaplar ve kat görevlisi orada biter. Yerdeki ve tavandaki durumu görür, hayretlere düşer, arkadaşlarını çağırır: -Bu adam yere işerken tavana nasıl s.çtı? Diye merakla olayı çözmeye çalışırlar. 182-SANA BİR KÖY Ümraniye-Artvinliler Derneği Yönetimi, hemşerileri Hasan Mezarcı’yı genel seçimlerde gö-nüllü olarak destekler ve tercih oyları ile farklı seçilmesini sağlar. Aydın bir din adamı olarak tanıdıkları eski Müftüleri, daha sonra Atatürk aleyhindeki söz ve davranışları ile basın-yayında manşet olur. Dernek yönetiminde tartışmalar çıkar ve gerçeği kendisinden öğrenmek için TBMM’deki odasına gidilir. Konu açılır, alınan cevaplardan yayınların doğru olduğu anlaşılır. O sıralarda Orta Asya’daki Türk Cumhuriyetleri bağımsızlığını kazanmıştır ve ileri gelenleri ülkemize sık sık ziyaret eder ve Birleşik Türk Devletleri kurulması konu edilir. Milletvekili Hasan Bey Atatürk’ü eleştirirken bir ara: -Ülkenin bazı fabrikalarını ve arazilerini üzerine geçirdi, diye söyleyince dernek 2.Başkanı ve sözcüsü Fevzi Durmuş: -Fabrikalar ve araziler halka bir örnek olsun, diye bizzat ilgilendi ve sonra da kendi hisselerini halkına hibe etti. Şimdi sizin arkanızda güçlü bir Türkiye var, diğer Türk Devletleri ile “Birleşik Türk Devletleri” kurun ve Başkenti’ni de Ardahan veya Kars yapın; Ardanuç’un Yolağzı ve Yaylacık Köyleri’nin yarısından fazlası benim akrabalarıma aittir, beni kırmazlar, beğendiğin köy senin olsun. Binlerce dönüm arazi; tarlası, çayırı, ormanı, yaylası ve soğuk pınarları ile. Biz sizi dedelerimizin hesabını sorasınız diye buraya göndermedik, onlar gittikleri yerde hesaplaşsın. Biz sizi buraya bizim haklarımızı koruyun diye gönderdik. Şu anda bakanlıklarda rüşvetler dönüyor, sizin göreviniz buna engel olmaktır. Siz şu anda bir millettekisiniz, saygı duyarız. Tartışma şartlarımız eşitlenince konuşuruz, der ve konuyu kapatır. Ertesi günü gazetelerde manşet: ”Bakan Özdağlar’ın makam odasında valizler dolusu rüşvet parası ele geçti”. 183-TEK SU KAYNAĞI Anne alışverişe çıkar, iki buçuk yaşındaki bebeğe babası göz kulak olur. Yavrucak halının üzerinde 'çay seti' oyuncağıyla oynarken baba da koltuğunda gazetesini okur, ara sıra da bebeğinin kendisine -çay seti oyuncağının minik plastik fincanlarıyla- ikram ettiği suları çay niyetine içer ve oyuna katılır. Derken anne eve gelir; baba, anneye sus işareti yapar, bebeği izlemesini ister. Bu çok şirin hareketi anne ile paylaşmayı düşünür. Anne, bebeğin elinde çay fincanıyla salondan çıkıp, biraz sonra içi su dolu olarak babasına getirmesini ve babanın da onu çay içer gibi içmesini izler. Sonra gayet sakin bir tavırla elindekilerle mutfağa geçerken eşine seslenir: - Oyun arkadaşının uzanabildiği tek su kaynağının klozet olduğunu biliyorsun, değil mi koca-cım? 184-BİZ DA… Ardanuç-Yolağzı Köyü’nden “Kotsulo”olarak bilinen Süleyman Dinçer dedemiz çarşıya gi-der. Bir dükkânda alış veriş yaparken köylümüze bir memur takılır. -Amca, O köylü kadınlarla nasıl yatıyorsunuz? Allah aşkına!.diye alaylı bir şekilde so-rar.Dedemizin cevabı hazırdır: -Onlari, şeherlinin karısı saniyeruh, Ço!… 185-SONRA DÖNER Adamın biri köyünden kasabaya gider, yol hayli uzun olunca kasabada yemek yedikten sonra köyüne dönmeyi düşünür. Bir lokantaya girer, garsondan bir çorba ister ve afiyetle yemeye başlar. Bu arada hınzır garson da “şu köylü ile bir dalga geçeyim de aval aval düşünsün”,diye arkadaşına işaret eder ve köylümüz çorbasını içince yanında biter: -Eeemm!.Efendim,arkadan ne alırdınız? Diye sorar. Adam kızarır, bozarır ve cevabı patlatır: -Sen önümdekini kaldır, sonra döner verirsin. 186-BİZ DİYERUH DA Kafkasya’dan yeni göç eden Kontromlu Koçi Pehlivan ile Ali Pehlivan, Samusharlı pehlivanlar ile güreş tutarlar ve önüne gelenleri yıkarlar. Bu işe çok kızan köylüleri kabul etmez, tekrar ettirirler. İki güreşçimiz bu sefer rakiplerinin omuzlarını yere yapıştırdıktan sonra göğüslerine oturur ve “Pes” deninceye kadar kalkmak istemezler. Canları acıyan alttaki güreşçiler bağırırlar: -Ola, biz diyeruh da, aho köyli demiyer… 187-GELİNCİK Bir dağ köyünde hamile bir kadının kocası; doğumdan önce ölür, tek başına kalır, kendisine arkadaş olması açısından dağda yaralı olarak bulduğu bir gelinciği evinde beslemeye başlar. Gelincik kadının yanından bir an bile ayrılmaz. Her ne kadar evcil bir hayvan değilse de, oldukça uysallaşır. Bir kaç ay sonra kadının çocuğu doğar, tek başına tüm zorluklara göğüs gerer ve yavrusuna bakmaya çalışır. Günler geçer ve kadın bir gün birkaç dakikalığına da olsa evden ayrılmak ve yavrusunu evde bırakmak zorunda kalır. Gelincikle bebek evde yalnız kalırlar. Aradan biraz zaman geçer ve anne eve döner, Kapıda Gelincik’in kanlı ağzını yalarken görür, çıldırmış gibi gelinciğe saldırır ve oracıkta hayvanı öldürür. Tam o sırada içerdeki odadan bebeğin sesi duyulur, anne odaya koşar; odada beşiğin içinde bebeğini ve yanında parçalanmış bir yılanı görür. 188-DOKTORA TEZİ VE DANIŞMAN... Bir Tavşan önüne bir daktilo almış, tak tuk tak tuk bir şeyler yazıyor. Oradan geçen bir Tilki: - Hey Tavşan, ne yazıyorsun? - Doktora tezimi yazıyorum. - Ha öyle mi, çok güzel, ne hakkında? - Tavşanların Tilkileri nasıl yedikleri hakkında. - Yok, canım, olur mu öyle şey, hiç Tavşanlar Tilki yerler mi? - Olur canım, gel istersen, sana ispat edeyim. Beraberce Tavşanın yuvasına girerler. Biraz sonra Tavşan tek başına çıkar ve yine daktilosunun başına geçer, tak tuk bir şeyler yazmaya devam eder. Daha sonra oradan geçen bir Kurt, Tavşanı görür. - Hey Tavşan, ne yazıyorsun? - Doktora tezimi. - Ne hak kında? - Tavşanların Kurtları yemesi hakkında. - Yayınlamayı düşünmüyorsun herhalde, buna kim inanır? - Gel istersen göstereyim, der. Beraberce ine girerler, Tavşan biraz sonra dışarıya yalnız çıkar. Tavşanın yuvasını merak mı ettiniz? Manzara şudur: Bir köşede Tilkinin kemikleri. Bir köşede Kurdun kemikleri. Diğer köşede ise tavşanın “Doktora Danışmanı Aslan”, kürdanla dişlerini temizlemektedir!.. 189-TANİMİYAN YOH Artvinli yaşlı bir hanım Trabzon’da uçağa bindirilir, Sabiha Gökçen Hava Alanı’nda oğlu tarafından karşılanacaktır. Uçak havalanır, hostesler servis yapar, nenemiz açık bir çay ister, hostes bir şeyler söylese de anlamaz. Herkes bir şeyler içerken açık çay gelmez, bir müddet sonra isteğini tekrarlar, ancak çay yine gelmez. Nenemiz bu duruma iyice bozulur, inerken yolcuları uğurlayan hostese yanaşır ve: -Sen bizim Yunus’u bilursunuun? Diye sorar. Hostesin “bilmiyorum, neden sordunuz ki?” de-mesi üzerine ağzından baklayı çıkarır: -İstanbol’da Yunus’u tanımayan ŞİLLUH yohtur da. NOT:Sayın admin kategoriler arasında "Artvin Fıkraları" kısmını göremedim.Açmanız olası mı? Teşekkürler.
fıkranın devamı

Hoca’nın komşusunun hanımı hamileymiş. Gece sancısı tutmuş. Komşu hanımlar koşuşmuşlar. Ebe’yi çağırmış almış get...
fıkranın devamı

Nasreddin Hoca’nın komşusu hamileymiş. Sancısı tutmuş ama bir türlü doğuramıyormuş.Kadınlar Hoca’nın yanına gelip...
fıkranın devamı

Üç yıllık evli bir hanım hamile kalamamış. Kaynanası ile kocası gelini ve gelinin anasını suçlayıp duruyorlar, sanki kabahati...
fıkranın devamı


Gerçek; Avustralya Mahkeme Gündemi 12659 - Hamile Bayan Davası

Yaklaşık 8 aylık hamile bir bayan otobüse biner.
Karşısında oturan adamın ona gülümsediğini farkeder.
Hemen başka bir koltuğa geçer.
Bu sefer gülümseme sırıtmaya dönüşür ve bayan da tekrar yer değiştirir.
Adam daha da eğleniyor gibidir.
4. yer değiştirmede adam kahkaha atar, bayan , şoföre şikayet eder ve o da
adamı tutuklattırır.

Olay mahkemeye intikal eder.

Hakim adama ( yaklaşık 20 yaşındadır ) söyleyeceği bir şeyi olup olmadığını
sorar.


Adam cevap verir.'' Sayın Hakim , şöyle oldu:

Bayan otobüse bindiğinde durumunu farkettim.

Üstünde ''Çift Nane İkizleri Geliyor '' yazısı olan bir reklam afişinin
altına oturdu ve ben sırıttım.

Daha sonra kalktı ve üzerinde ''Logan'ın ağrı kesici merhemi şişikleri
azaltır '' yazılı afişin altına oturdu , ben de gülümsemek zorunda kaldım.

Daha sonra '' William'ın büyük çubuğu yaptı '' yazan deodorant afişi
altına oturunca kendimi çok zor tuttum.

Fakat , Sayın hakim , dördüncü defa kalkıp '' Goodyear kauçuğu bu kazayı
önleyebilirdi '' afişinin altına oturunca.... ben koptum.

DAVA DÜŞMÜŞTÜR.

fıkranın devamı


temel bigün hastaneye gitmiş doktora sormuş ne oldu bana demiş. doktoor sen hamilesin uşağım demiş .temel bunu üzerinee


---ulaa fadime ne kadar söleim sevüişirken üüstüme çıkma diyee

fıkranın devamı


- Lan olum Rus ruleti öyle mi oynanır dur da göstereyim.
- Teker teker gelin layn...
- Sevgilim, abin bizi böyle görse ne yapardı?
- Korkma, bu tünelden yllardr tren geçmiyor...
- Abi çevremizde fazla polis yok, teslim olmayalım, kaçalım abi...
- Geeel, geeel, sağ yap gel.
- Abi çok seri bi araba bu yaaa...
- Demek piranha dedikleri şey bu. Hiho, bak Hulusi abi bıyıkları ile oynuyom bi şey olmuyo.
- O irmikleri neden aldın Nurhan, helva mı yapıcan? Niye?
- Burası Fener tribünü değil mi?
- Bah bah bah hala uzunlarla geliyo...
- Müjdemi isterim Turhan abi bi kızın daha oldu.
- Ordular ileri... Allah, allah, allah, allah...
- Kim bekler lan yeşilin yanmasını?!
- Bekle Cemşit abi ben bi dalıp çıkıcam.
- Hala karlı gösteriyor mu hanım?
- Elektrikçiye ne gerek var canım, ben hallederim.
- Gel abi burası boyu geçmiyo.
- Vakkas abi. Senin için öyle böyle diyorlar, doğru mu?
- Hihoha... Bak gelen şey köpekbalığına ne kadar da benziyor.
- Rasim abi, kafesin kapısı kapalı değil mi?
- Baba... Ben hamileyim.
- Yapma Satılmış abi, şeytan doldurur.
- Bu külüstür essahtan 200 yapıyor mu?
- Semra'cığım bak arabanın ibresi 200'ü gösteriyor.
- Ben öldükten sonra tablolarım çok para edecek Ayşegül..
- Boğaza gelip temiz hava almayı iyi akıl ettik... Çocuğum oynama şu arabanın el freniyle...
- Doktora neyin gerek yok. Beni üfürükçü Sabit hocaya götürün.
- Ohooo doktorun her dediğini yapsak açlıktan ölürüz birader. Hadi yeyin yeyin afiyet olsun...
- Ulan, biz bugüne kadar kaç bomba imha ettik be! İşimi bana mi öğretiyon, lavuk! Kes şu mavi teli!
- Sayın seyirciler! Simdi en büyük numaraya geldik. Aslanın ağzını açıp, başımı içine sokuyorum.
- Burası eskiden mayın tarlasıymış ama artık bi tane bile kalma...
- Havlayarak üzerimize geliyor, çünkü bu cinsler çok insan canlısıdır.
- Paraşütü en aşağıda ben açacağım.
- Komutanım, pimini çektikten sonra kaça kadar sayıcaktık?
- Olum bu mantarlar zehirli değil, bak ben nasıl yiyorum.
- Amma keskin virajmış yav!!
- Dikkat kaptanınız konuşuyor: Eşhedü en la ilahe illallah ... (Pilot Temel)
- Önüne baksana lan! Ne çarpıyon omzuma?
- Bu kadar korkma canım! Bu yılanların hepsinin zehirleri alınmış.
- Uçağın pervanesini görüyon mu? O kadar hızlı dönüyo ki sankim dönmüyomuş gibi.
- Kaplanlar da aynı kedi yavruları gibidir. Bak böyle gıdışından sevicen bak iyi bak...

fıkranın devamı


Adam evlenir, 10 sene geçer çocuğu olmaz. Yurtdışına göreve gider.
Hanımından gelen mektupta hamile olduğu yazılıdır. Yurda döndüğünde ise hanımı doğurmuştur ama çocuk zencidir.
Hanımına sorar: "Hanım ne sizin sülâlede ne de bizim sülâlede zenci değil, esmer bile yok; bu iş nasıl oldu?"
Hanım "Çocuğu doğurduktan sonra sütüm gelmedi mecburen bir sütannesi tuttuk, onun sütünü emdi. Sütanne zenciydi herhalde bu yüzden böyle oldu" der.
Adam ikna olmuşa benzer ama içinde yine de ufak bir kuşku vardır ve "bunu bilse bilse annem bilir" düşüncesiyle annesine sorar.
Anne "Olmaz olur mu oğlum, tabii ki olur" der. Seni doğurduğumda benim de sütüm gelmemişti ve inek sütüyle beslemiştim.
Bak boynuzların çıkmaya başlamış bile!"

fıkranın devamı


bir tane çocuk tırnaklarını çok yediğinden annesi çocuğa ; oğlum tırnağını yeme karnın şişer demiş ve ikaz etmiş eğer yersen ellerine lastik bağlarım diye bir gün çocuk tırnaklarını yerken annesi görmüş ve ellerine lastik bağlamış bunlar bir gün misafirliğe gitmiş bir tane hamile kadın varmış çocuk kadına bakarak gülmüş

kadın dayanamayıp sormuş evladım neden gülüyorsun çocuk lastiksiz yedin dimi demiş

fıkranın devamı


İki Karadenizli Karadeniz de cay bahçesinde çalışırlarken nataşalardan birisi kendilerine doğru yaklaşıyor. Bir miktar para karşılığı kendileriyle birlikte olabileceklerini ancak hamile kalmaması için prezervatif kullanmalarının gerektiğini belirtiyorlar. Mesele halloluyor. Olaydan üç gün sonra Temel büyük bir sıkıntı içinde Dursun"a sesleniyor:



- Ulan, Dursun! Hamile kalursa kalsun. Ben artık prezervatifi çıkaracağum.

fıkranın devamı


Fadime yine temelden 9. cocuguna hamileymiş.

temellerin aile doktoru:



-"temel 8 cocuk neyine yetmiyo da 9.yu yapıyosun. bakamazsın bu kadar cocuga yazık gunah" demiş.



temel de su cevabı vermıs:



-"ula doktor napayim fadimenin yanina yatunca trabzon benim sanayrum"...

fıkranın devamı


Temel evlendikten hemen sonra askere gitmiş karısıyla işi yapamadan gittiği için çok üzgünmüş askerden çıkmaya bir kaç gün kala 8 aylık hamileyim diye bir mektup yazmış temel çok şaşırmış askerden döndüğünde bebeğin zenci oluğunu görmüş ve şaşkın halde sormuş



- " ben zenci diilim nereden geldi bu bebek yoksaa" kadın hemen yanıt vermiş



- " bebek doğduktan sonra sütüm yoktu bende sütanne tuttum demiş herhelde ondan geçmiş" temel saf ya inanmış bide annesine sormuş annesi:



- " evet oğlum doğru bende küçükken sana inek sütü içirmiştim bak şimdi boynuzların çıktı" demiş

fıkranın devamı


Bir sarışını bütün gün nasıl oyalarsınız ?
Yuvarlak bir odada gidip köşede oturmasını söyleyerek…

Bir sarisini evlenmeye nasıl razı edersiniz ?
Ona hamile olduğunu söyleyerek…

Bir sarışının Cumartesi günü boyunca gülmesini nasıl sağlarsınız ?
Çarşamba günü bir espri yaparak…

Bir sarışın, niye iki saat boyunca portakal suyu kutusuna bakar?
Üzerinde " konsantre " yazdığı için…

Sarışın çivi çakarken parmağını niye çivinin üstüne koyar?
Çıkan sese dayanamadığı için...

ABD'de sarışın ve zeki kadına ne denir ?
Turist…

Bir sarışın fikrini nasıl değiştirirsiniz ?
Kulağına üfleyerek…

Bir sarışın, bir başka sarışının kulağına üflemesine ne denir ?
Bilgi transferi…

Hamile olduğunu öğrenen sarışın ne der?
Benim olduğuna emin misin ?

Bira şişesi ile sarışının ortak özelliği nedir ?
İkisinin de boyun kısmından yukarısı boştur…

Bir sarışını saatlerce nasıl oyalarsınız ?
İki tarafına da " Ters cevir " yazılı bir kağıt vererek….

Kömürlükteki iskelete ne denir ?
Geçen yılın sarışınlar arası Saklambaç Turnuvası Şampiyonu…

Zekasının yüzde 90'ini kaybetmiş sarışına ne denir ?
Boşanmış…

Kaç sarışınla elektrik akımı oluşturulabilir ?
İki…. Biri küvete girer, diğeri saç kurutma makinesini uzatır.

fıkranın devamı


O gune kadar doktor yuzu gormemis olan temel bir gun rahatsizlanir.
koyde doktor bulunmadigindan sehre gitmesi gerekmektedir,fakat temelde sehre gidecek takat yoktur.
agridan kivranmaktadir ve bu arada da cok acayip midesi bulanmaktadir
sonunda temeli alirlar sehre doktora gotururler
doktor temele sorar
-sikayetiniz nedir?
-efendum ben cimseden sikatci degilum da,
-hastamisiniz?
- ha hasteyum da
-nereniz agriyor?
-ha puram ,karnim agriyor
doktor muayene eder temeli , bu arada temelin de biraz saf oldugunu anlar
-mideniz de bulaniyormu?
-evet toktor bey, hemde coook
-o zaman size mujdeyi vereyim o zaman
-ne mujdesi
-iki aylik hamilesiniz
temel saskin bir sekilde
-uuy yaktin beni fadime, ben sana hep demiyormuydum ustume cikma diye..

fıkranın devamı


Çocuğun biri parkta oturan hamile bir kadına sorar:
-çocuğunuzu seviyor musunuz?
Kadın cevap verir:
-tabiki hem de herşeyden çok.
Bu sefer çocuk sinirlenerek:
-Madem çok seviyorsunuz neden onu yediniz...

fıkranın devamı


Yaklaşık 8 aylik hamile bir bayan otobuse biner.
Karsisinda oturan adamin ona gulumsedigini farkeder. Hemen baska bir koltuga
gecer. Bu sefer gulumseme siritmaya donusur ve bayan da tekrar yer
degistirir. Adam daha da egleniyor gibidir. 4cu yer degistirmede adam kahkaha
atar, bayan ,sofore sIkayet eder ve o da adami tutuklattirir.

Olay mahkemeye intikal eder. Hakim adama ( yaklasIk 20
yasindadir ) soyleyecegi bir seyi olup olmadigini sorar. Adam
cevap verir.'' Sayin Hakim , soyle oldu:

Bayan otobuse bindiginde durumunu farkettim. Ustunde
''Cift Nane Ikizleri Geliyor '' yazisi olan bir reklam afisinin altina
oturdu ve ben sirittim.
Daha sonra kalkti ve uzerinde ''Logan'in agri kesici
merhemi sisIkleri azaltir '' yazili afisinaltina oturdu , ben de
gulumsemek zorunda kaldim.
Daha sonra '' William'in buyuk cubugu yapti '' yazan
deodorant afisi altina oturunca kendimi cok zor tuttum.
Fakat , Sayin hakim , dorduncu defa kalkip '' Goodyear
kaucugu bu kazayi onleyebilirdi '' afisinin altina oturunca.... ben
koptum.
DAVA DÜŞMÜŞTÜR

fıkranın devamı


Istanbul'da üniversitede okuyan genç kiz Ankara'daki babasina telefon etmis:
-"Baba, meraba. Ben Lale...."
-"Ooooo. Güzel kizim benim. N'abersin bakalim?..."
-"Hiç sorma babacigim. Hiç keyfim yok valla..."
-"Hayirdir? Bi sorun mu var?...
Kiz aglamaya baslar; babasi ise üzüntü ve meraktan kafayi yemektedir:
-"N'ooldu kizim? Anlatsana..."
-"Murat evi terketti. Bosanmak istiyormus..."
-"Ne evi lan? Ne bosanmasi? Sen ne zaman evlendin de bosaniyorsun?..."
-"Hani senin hiç hoslanmadigin esrarkes çocuk vardi ya. Ben onunla evlendim."
-"Iyi halt ettin, zilli. Neyse, artik yapacak bi sey yok. Versin mahkemeye, hemen bosanin..."
-"Bosanalim ama benden 10 milyar istiyor. Eger vermezsem, iyi zamanlarimizda çektigi çiplak fotograflarimi Internetten herkese yollayacakmis...."
-"Püüh. Rezil... Çiplak fotograf çektirdin, öyle mi?"
-"Ama babacigim. O benim kocamdi. Ne biliyim böyle bir pustluk yapacagini."
-"Peki. Olan olmus artik. Yarin havale ederim parayi...Ögleden sonra Bankaya gidip çekersin; sonra da alip yakarsin o kahrolasi fotograflari..."
-"Sagol baba. Eeee. Sey...Bi de kürtaj için 2 milyara ihtiyacim var..."
Adam artik iyice fenalasir. Boguk bir sesle konusur:
-"Kürtaj mi? Bi de hamile mi kaldin o çocuktan sen?..."
-"Aslinda ondan degil... Zenci bi çocuk vardi...Zaten o yüzden ayriliyoruz ya...."
Adam bayilmak üzeredir. Nabzi yükselir, tansiyonu düser, artik inleyerek konusmaktadir:
-" Biz seni oraya okumaya yollamistik. Sen ne haltlar çevirmissin. Allahim. Nedir bu basimiza gelenler...Okulu bititir bitirmez Ankara'ya dönüyorsun, yoksa kirarim bacaklarini..."
-"Istersen hemen dönebilirim babacigim. Ben geçen yil okuldan atildim çünkü..."
Adam masanin üzerindeki soguk su dolu sürahiyi basindan asagiya devirir ve ancak bu sekilde konusmasini sürdürebilir:
-"Okuldan mi atildin? Hani birlikte avukatlik yapacaktik, zilli?...Eh ulan? Sen hele bi gel buraya. Ben sana yapacagimi bilirim. Evden disariya adim attirmiycam sana. Ilk isteyenle de evlendiricem...."
-"O is zor be baba. Biliyorsun, moda oldu, artik evlenmeden önce esler birbirlerinden saglik raporu istiyorlar... Pek iyi bi rapor sunacagimi zannetmiyorum ben..."
-"Allahim, çildiracagim... Bir de cinsel hastaliklar haaa.....Kesin o zencidendir..."
-"Çok pis arkadaslari vardi. Bilmem artik hangisinden kapmisimdir..."
Güm diye bir ses duyulur. Adam kisa bir süre için kendinden geçmistir; ancak hemen kendisini toparlayip tekrar telefonu alir.
-"Hemen bu aksam dayini yolluyorum oraya. Seni alip gelecek. Adresini ver bakiyim..."
-" Mahmutpasa Karakolu'ndayim... Gelirken kefalet için de biraz para getirsin yaninda..."
-"Karakol mu?...Bi de karakola mi düstün layyynnn? Ne yaptin?...."
-"Dün kafam çok bozuktu, çok içmisim. Araba kiralayip dolasmaya çiktim. O kafayla Arnavutköy'de kokoreççi dükkanina girdim. Ama neyse ki kimse ölmedi. Dükkan sahibiyle kiralik araba firmasina biraz para vermek gerekir sanirim..."
Adam artik iyice fenalasmistir. Hatta fenalasmak ne kelime; adeta kahrolmustur. Telefonda kisa bir sessizlik olur. Kiz tekrar konusmaya baslar:
-"Babacigim. Sakin üzülme. Bütün bunlar bir sakaydi. Ben sadece sinifta kaldigimi söylemek için aramistim..."
Bunun üzerine adam sevinçle ve mutlulukla haykirir:
-"Canin sagolsun be güzelim, bosveeerrr. Okul da neymis? Hiç mühim degil, tatli canin sagolsun senin...."

fıkranın devamı


80 yaşında bir adam doktora gider. Doktor adamın sağlığını sorduğunda adam "harika, 18 yaşında bir karım var ve benden hamile" der. Doktor bir kaç dakika düşündükten sonra adama döner ve "sana bir hikaye anlatacağım "der";
Avlanmaktan çok hoşlanan bir adam varmış. Her gün tüfeğini alarak ava gidermiş. Fakat bir gün dalgınlıkla yanına tüfek yerine şemsiyesini almış. Ormana gitmiş. Ağaçların arasında yürürken karşıda bir geyik görmüş. Hemen şemsiyeyi çıkartmış nişan almiş ve ... pat ... geyik yere yığılmış. "Adam şaşırmış ve doktora dönerek" olamaz ... başka birisi vurmuş olmalı" demiş.
Doktor "KESiNLiKLE!"

fıkranın devamı


Uzaklarda bir köyde, kocası, çocuğu doğmadan ölmüş, tek başına yaşayan
hamile bir kadın kendisine arkadaş olması açısından dağda yaralı olarak
bulduğu bir gelinciği evinde beslemeye başlar. Gelincik kadının yanından bir
an bile ayrılmaz.

Her ne kadar evcil bir hayvan olmasada, oldukça uysallaşır. Bir kaç ay
sonra kadının çocuğu doğar. Tek başına tüm zorluklara göğüs germek ve
yavrusuna bakmak zorundadır. Günler geçer ve kadın bir gün bir kaç
dakikalığına da olsa evden ayrılmak zorunda kalır.

Gelincik ile bebek evde yanlız kalmışlardır. Aradan biraz zaman geçer
ve anne eve gelir. Eve geldiğinde gelinciği ve kanlı ağzını görür. Anne
çıldırmışcasına gelinciğe saldırır ve oracıkta öldürür hayvanı. Tam o sırada
içerideki odadan bir bebek sesi duyulur. Anne odaya yönelir Ve odada
beşiği, beşiğin içindeki bebeği ve bebeğin yanında parçalanmış olan yılanı
görür.

Einsteinin bir sözü vardır:

"insanlardaki önyargıyı parçalamak benim atomu parçalamamdan daha zor "

fıkranın devamı


Temel'e sormuslar,
-Iki adet beyne sahip olan kimdir?
-Hamile kadun..

fıkranın devamı


Adamin karisi hamileymis.Bir gece yarisi sancilanmis.Çagirilan ebe tam doguma baslarken elektrikler kesilmis.Adamcagiz mecburen fener tutarak doguma yardimci oluyormus.
Nihayet bebek saglikla dogmus.Ancak ebe bakmis bir bebek daha geliyor.Onu da dogurtmus.
Bitmemis ardindan bir tane daha..
Adam derhal feneri söndürmüs.Ebe;
-Ne yaptin,yak su feneri!..
-Olmaz ebe hanim,baksana isigi gören geliyor!..

fıkranın devamı


Bir doktor, hemşiresi ile buluşmalara başlar. Bu buluşmalardan kısa bir süre sonra, hemşire gelir ve hamile olduğunu söyler. Fakat doktor, bu olayı karısının duymasını istemediğinden, hemşireye bir miktar para verir; İtalya'ya gitmesini ve çocuk doğana kadar orada kalmasını ister. Hemşire, "Bebeğin doğdugunu sana nasıl haber vereceğim?" diye sorar. Doktor da; "Bana hemen bir kart gönder ve arkasına "spagetti" diye yaz. Ben durumu anlarım. Başka bir açıklama yapmana gerek yok" der. Hemşire parayı alır ve uçağa binip İtalya'ya gider... Altı ay kadar sonra, bir gün doktorun karısı evden arar ve doktora: - "Sevgilim, bugun postadan senin adına İtalya'dan postalanmış ilginç bir kart geldi. Fakat ne anlama geldiğini anlayamadım..." der. - "Peki karıcığım, ben akşama eve gelince sana gerekli açıklamayı yapacağım" der doktor ve telefonu kapatır. O akşam doktor eve geldiğinde; kartı alır okur ve kalp krizinden olduğu yere düşer. Acil yardım ve tibbi mudahelelerin sonunda doktor kendine gelir ve biraz rahatladıktan sonra acildeki doktorlar adamın elinde hala sıkı sıkıya tuttuğu kartı alır ve okurlar... "Spagetti, spagetti, spagetti, spagetti... İkisi sosisli; ikisi sade!"

fıkranın devamı


Kadın doktora gittikten sonra eve geldi ve kocasına müjdeyi verdi:
- Hamileyim!
Adam şaşkınlık içerisinde:
- İmkansız!.. Ben hep dikkat ederim...

Emin olmak için doktoru ziyaret etti:
- Anlayamıyorum doktor, dikkat etmiştim.

- Bakın bayım... Bu araba kullanırken dikkat etmeye benzer. Siz dikkat edersiniz ama başkası gelip çarpar!..

fıkranın devamı

Karı-koca doktorlarına hamilelik boyunca seks yapıp yapamayacaklarını sormuşlar.."Tabii yapabi...
fıkranın devamı

Bir adamın denizde boğulmaması,balığın tavada yanmaması vebir kadının hamile kalmaması iç...
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama