Hayal Fıkraları

loading...

Nasreddin Hoca’nın canı bol naneli, yoğurtlu çorba istemiş. Şimdi sofraya gelse de kaşıklasam diye düşünürken kapı çalı...
fıkranın devamı

Nasreddin Hoca azığını heybesine koyup yola çıkmış. Öğlen vakti Akşehir gölü kenarında, bir ağacın altında oturmuş. Ekmeğini,...
fıkranın devamı

Üniversite yemekhanesine giren bir öğrenci tüm yerler dolu olduğundan gidip üniversite profesörünün oturduğu masaya oturmuş.Profesö r kaşlarını çatarak: -Öküzler ve kuşlar aynı masada oturamaz! "
Öğrenci:

-O zaman ben uçuyorum... der.
fıkranın devamı


Yeni evli bir cift vardi.Evliliklerinin daha ilk

aylarinda,bu isin hic de hayal ettikleri gibi

olmadigini anlayivermislerdi.Aslinda

birbirlerini sevmiyor degillerdi.Son zamanlarda o

kadar sik olmasada evlenmeden once sik sik

birbirlerini cok sevdiklerine dair ne kadar da dil

dokmuslerdi.Ama simdilerde kucuk bir soz,ufak

bir hadise aralarinda orta capli bir kavganin

cikmasina yetiyordu.

Bir aksam oturup iliskilerini gozden gecirmeye

karar verdiler.Her ikisi de bosanmayi istemekle

beraber,islerin boyle gitmeyeceginin

farkindaydilar.

Erkek,'Aklima bir fikir geldi'dedi.'Bahceye bir

agac dikelim ve eger bu agac 3 ay icinde kurursa

bosanalim.Kurumaz da buyurse bunu bir daha

aklimizdan gecirmeyelim.Bu sure icinde de ayri

ayri odalarda kalalim.'

Bu ilginc fikir haniminin da hosuna gitti.Ertesi

gun gidip bir meyve fidani aldilar ve birlikte

bahceye diktiler.

ARADAN BIR AY GECTI..

BIR GECE BAHCEDE KARSILASTILAR..

VE HER IKISININ DE ELINDE ICI SU DOLU BIRER

BIDON VARDI... :)))

fıkranın devamı


Bir futbol fanatiği adam birgün arkadaşının yanına gider. Arkadaşı ise ölüm döşeğinde azraille boğuşuyor. Adam perişan arkadaşına der:
-Bana bir iyilik yap ve öbür tarafa gittiğinde orda da futbol var mı yok mu diye haber ver. Arkadaşı tamam der. Adam öldükten iki hafta sonra fanatik arkadaşını odasında ziyaret eder. Adam arkadaşının hayaletini görünce şaşkınlıkla kalkar. Ölü arkadaşı :
-Sana bir iyi bir de kötü haberim var, ilk önce hangisini söyleyim? der.
Arkadaşı :
-"İyi haberden başla".
-"İyi haber her Çarsamba arkadaşlarla maç yapıyoruz. Kötü haber ise, bu Çarsamba kalede sensin varsın!"


fıkranın devamı


Yaslica bir bayan evindeki koltugunda oturup uzun gecmis hayatini gozden gecirirken birden bir peri karsisina cikiverir ve ona 3 dilekte bulunabilecegini soyler.
Peki der yasli kadin "Zengin olmak istiyorum"
Peri bir el hareketiyle kadinin koltugunu som altina ceviriverir.
"Ikinci olarak ta sanirim guzel ve genc bir prenses olmak istiyorum" der.
Birden basinda paha bicilemez bir taci olan dunya guzeli bir prenses oluverir.
"Ucuncu ve son olarak olarak ne istersin ?" diye sorar peri.
O sirada yasli kopegi agir bir sekilde kafasini kaldiriverir ve zayif bir "hav" sesi cikartir.
Prenses cok sevdigi kopegine bakar ve soyle der "Kopegimi yakisikli bir prense donusturebilirmisin?"
Tam o anda, simdi guzel bir prenses olan yasli kadinin onunde dunyada hic kimsenin gormedigi kadar yakisikli bir prense donusur kopek. Hic kimsenin hayal bile edemeyecegi kadar yakisiklidir bu prens.
Kadin ona buyuk bir hayranlikla bakar ve o anda ona asik oluverir. Prens ona dogru yaklastiginda kadinin heyecandan dizleri titremeye baslar.
Prens ona dogru egilir ve dudaklari neredeyse kadinin kulagina degecek sekilde soyle fisildar:
- "Eminim simdi, zamaninda beni hadım ettirdigine cok pismansin."




fıkranın devamı


Genç adam heyecanla eve gelmiş annesinin yanına giderek;
"Anneciğim, evlenmeye karar verdim ve hayalimdeki kadını buldum. Ancak senin de aynı fikirde olup olmayacağını merak ediyorum. Eğlence olsun diye yarın sana üç tane hanım arkadaşımı getireceğim. Bakalım hangisi ile evleneceğimi bulabilecek misin?"
Anne merakla kabul etmiş, getir bakalım, demiş.
Ertesi gün, genç adam yanında üç tane güzel hanımla eve gelmiş. Hep beraber oturmuşlar, sohbet etmeye baslamışlar.
Bu arada anne çay, pasta servisi yaparken, sorular soruyormuş.
Akşam olunca hanımlar izin isteyip, kalkmışlar.
Genç, annesine dönerek; "Tahmin et bakalım. Hangisiyle evleneceğim?"
Anne, büyük bir kararlılıkla; "Kızıl saçlı olanla evleneceksin"
Genç çok şaşırmış; "Nasıl olur, nasıl tahmin ettin? Tam isabet"
"İçlerinden bir tek onu sevmedim"

fıkranın devamı


Klas bir kiz kolejinde biyoloji ogretmenligi yapan Bay Perkins
sinifta sorar:
- Bayan Smythe, lutfen insan vucudunda uygun sartlarda gercek buyuklugunun 6 katina ulasan organin ismini ve bu sartlari soyler misiniz?
Bayan Smythe soruya bozulur ve sogukca:
- Bay Perkins, bu sanirim bana sorulacak uygun bir soru degil. Ailemin bundan haberdar olacagindan emin olabilirsiniz.
der ve kipkirmizi bir suratla yerine oturur.
Bay Perkins, istifini bozmadan ayni soruyu Bayan Johnson'a yoneltir.
Bayan Johnson sukunetle cevap verir:
- Los isikta goz bebegi.
Bay Perkins:
- Dogru! Ve Bayan Smythe size soyleyecek 3 seyim var.Birincisi; dersinize calismamissiniz. Ikincisi; akliniz fikriniz kotu seylerde.Ucuncusu; birgun cok buyuk bir hayal kirikligi ile karsi karsiya kalacaksiniz.....

fıkranın devamı


Yaslica bir bayan evindeki koltugunda oturup uzun gecmis hayatini gozden gecirirken birden bir peri karsisina cikiverir ve ona 3 dilekte bulunabilecegini soyler.
Peki der yasli kadin "Zengin olmak istiyorum"
Peri bir el hareketiyle kadinin koltugunu som altina ceviriverir.
"Ikinci olarak ta sanirim guzel ve genc bir prenses olmak istiyorum" der.
Birden basinda paha bicilemez bir taci olan dunya guzeli bir prenses oluverir.
"Ucuncu ve son olarak olarak ne istersin ?" diye sorar peri.
O sirada yasli kopegi agir bir sekilde kafasini kaldiriverir ve zayif bir "hav" sesi cikartir.
Prenses cok sevdigi kopegine bakar ve soyle der "Kopegimi yakisikli bir prense donusturebilirmisin?"
Tam o anda, simdi guzel bir prenses olan yasli kadinin onunde dunyada hic kimsenin gormedigi kadar yakisikli bir prense donusur kopek. Hic kimsenin hayal bile edemeyecegi kadar yakisiklidir bu prens.
Kadin ona buyuk bir hayranlikla bakar ve o anda ona asik oluverir. Prens ona dogru yaklastiginda kadinin heyecandan dizleri titremeye baslar.
Prens ona dogru egilir ve dudaklari neredeyse kadinin kulagina degecek sekilde soyle fisildar:
- "Eminim simdi, zamaninda beni hadım ettirdigine cok pismansin."

fıkranın devamı


Bir keresinde, Hoca koy okulunda ogretmen dururken, ogrencilerinin birinin ailesi tarafindan kendisine bir buyuk tepsi baklava gonderilir. Agzi sulanir, fakat daha sonra yemek uzere masasinin cekmecesine koyar. Kisa bir sure sonra acil bir is icin disari cagirilir.
Ogrencilerine yapilacak bir suru is verir "Ve herseyi anladiginizi kabul ediyorum" der "yoksa kotu olur" sertce "Cok kotu"
Kapiya vardiginda,
"Bir sey daha" der. "Benim dusmanlarim var. Pek cok dusman. Bana surekli zehirli et, zehirli tatli gonderilir. Hatta," sertce ekler "zehirli baklava. Yemeden once test etmem gerekir. Bu sekilde uyarildiniz. Daha uzun bir omur isterseniz, bana gonderilen hicbir seye dokunmayin. Ozellikle baklavaya." Hoca gider gitmez, yegeni, ogrencilerinden biriydi, masaya gider ve baklavayi alir.
"Yapma!" diye bagirir arkadaslari. "Onlar zehirli olabilir!"
Cocuk onlara siritir.
"Tabii ki degiller," der. "O sadece kendisine saklamak istiyor." Ve baslar tepsiye. "Gercekten cok iyi" der ve bir baskasini yer.
Yere dusup kivranmadigini goren arkadaslari, Hoca'nin masasinin etrafina toplanirlar ve baklavayi paylasirlar.
"Fakat hepsinin gittigini gorunce biz ona ne diyecegiz?" der iclerinden biri, agzindaki kirintiyi silerken.
Hoca'nin yegeni sadece gulumser.
Hoca dondugunde dogruca masasina gider ve cekmecesine bakar. Ogrencilerine hisimla bakar.
"Biri," der "Biri masamdaymis."
Sessizlik vardir.
"Biri cekmecemdeymis."
Sessizlik.
"Ve biri baklavayi yemis."
"Bendim" der yegeni.
"Sendin! Size anlattigim seyden sonra?"
"Evet."
"Belki aciklaman vardir. Eger oyleyse, olmeden once duymak isterim."
"Sey," der yegeni "Bana verdigin is cok zordu. Hic birini yapamadim. Yaptigim hersey yanlis. Senin cok kizgin ve ailemin hayal kirikligina ugrayacagini biliyordum. Oyle utandigimi hissettim ki, yapilacak tek seyin,..., hayatima son vermek olduguna karar verdim. Boylece senin zehirli baklavani yedim. O an dusunebilecegim tek yol o idi. Fakat eglenceli olan sey, henuz hicbir sey olmadigidir. Nedenini merak ediyorum." Hoca yegeninin masum aciklamasini kisa bir sure inceler.
"Belki," der, "yapmis oldugun ise bir bakmam icin sadece ertelenmis bir cezadir."




fıkranın devamı


Temel, marsa gidecek ilk astronottur.

10 milyar dolarlik muhtesem bir uzay gemisi ile giden Temel"den dönüse dek haber alinamayacaktir.10 yil sonra geri döndügünde flaslar patlar herkes merakla etrafini sarar:

"Marsta hayat var mi???"



Temel omuzlarini silker:

"Yok ..."

Bilim adamlari, basin ve tüm dünya hayal kirikligi içindedir. Temel"i uçaga bindirip Trabzona ugurlarlar.Aksam evinde ailesi ile kendi dönüsünü seyreden Temel"in oglu sorar:

"Baba yaw hakkaten hayat yok muydu acaba?"

Temel yine omuzlarini silker:

"Haçan saat 11 dedin miydu bütün tükkanlar kapanaii! Sen puna hayat mi diisun?"

fıkranın devamı


IR BILIM ADAMI OLAN TEMEL`IN FARELER ÃœZERINDE YAPTIGI DENEY Temelin kayit cihazina aldigi notlardan alintilar)



1. gun : Fare uzun sure labirentin icinde dolandi ama peyniri bulamadi. iç guduleri zayif.



3. gun : Negatif. Sadece labirenti degil, odanin hemen her yerini

aradi; tum dolaplari, cekmeceleri, kavanozlari karistirdi. Hatta bir

tablonun arkasina ve ceplerime bile bakti. Bu fare tam bir salak.



7. gun : En ufak bir ilerleme yok. Artik arama istegini bile kaybetti, telefonla kosedeki bufeden iki karisik tost, bir ayran istemis.

Zekadan boylesine yoksun olusu deneylerimde yol almami onluyor.



18. gun : Zamanla becerilerini gelistirmesi lazimdi, ama sifir!Bursa`dan aradi, "kaygilanmamami, peyniri bulacagini" soyledi.

Ona gittikce peynirden uzaklastigini anlatmaya calistim, ama dinlemedi. Ciddi zeka problemi!



74. gun : Umutsuzluga kapiliyorum; fare, henuz bir zeka belirtisi

gosteremedi. En son Tibet`ten aradi, hayatin anlami gibisinden

birsey buldugunu soyledi. Ama peyniri bulamamis ve artik umrunda da degilmis.



Aptal hayvan! Hayallerimden ve kariyerimden geriye kuflu peynirler

kaldi.



93.GUN : LABIRENTIN IÇINE KOYMAYI UNUTTUGUM IÇIN FARENIN PEYNIRI BULAMADIGINI FARKETTIM.

fıkranın devamı


Amerika'da,evlilik ve seks danışmanları vardır.. İşler iyi gitmemeye başladı mı, boşanmak için avukatlardan önce, bu danışmanlara başvurulur, belki son bir umut için..
Amerika'lı Temel ile eşi, son zamanlarda seks yasamlarının eskisi gibi olmadiığını fark etmişler.. Kalkmış danışmana gitmişler..
Danışman onları uzun uzun dinlemiş..
-Seks yasamınıza biraz renk katmanız gerekir
demiş..
-Hep aynı pozisyon, seksi monotonlaştırır.. Hayalinizi kullanın.. Degişik şekiller deneyin!..
-Nasil yani?
demiş, Temel..
-Mesela
demiş, danışman..
-El arabası pozisyonunu deneyin..
-O nasıl oluyor?
demiş, Temel!..
-Basit
demiş, danisman.
-Esin yüzükoyun uzanacak. Sen iki ayağını tutup kaldıracaksın. Esin elleri üzerinde kalkacak.. Bir yandan yürüyeceksiniz.. Bir yandan da... Yani tam el arabası gibi birleşip gideceksiniz.. Anladın mı?..
Eve dönmüşler.. Temel seslenmiş..
-Hadi bakalım.. El arabasına hazır ol!..
-Tamam olurum, ama iki şartla
demiş, karısı..
-Birincisi, acıtırsa hemen bırakacaksın. İkincisi.. Annemlerin evinin önünden geçmeyeceğiz!.

fıkranın devamı


Temel 0 model BMW cekmis altina ,Dursunun yanina gitmis söyle havali havali
" Dursun nasil buldun arabami,bununla Istanbul -Trabzon arasini 3-4 saatte katederum "
Dursun biraz saskin itiraz edecek olmus
" Temel araba güzel hos ama 3-4 saatte imkansiz demis"
Temel iddiaci tabii demis "denemesi kolay simdi yola cikliyorum 4 saat sonra beni Trabzondaki Hüsnü amcanin bakkalindan ara bak nasil orda olacagim"
Dursun" peki " demis deniyelim ,ve 4 saat sonra Trabzonda Hüsnü amcanin dükkani aramis gercektende telefona Temel cikmis biraz havali ,biraz kibirli sekilde "buna BMW demisler yavas bile geldim sayilir demis ,bak Istanbula 3 saatte dönecegim" telefonu kapatmis yola cikmis
5 gün sonra Istanbula varmis Dursun merak ile telasli sekilde sormus " ula Temel nerde kaldun ? "
Temel sinirli ve Hayal kirikligi icinde
"ula Dursun Gevur su dünyanin parasini aldigi arabaya 5 ileri vites koymusta,geri vites te cimrilik yapmis sadece 1 Geri vites koymus

fıkranın devamı


Japonya'da bir çocuk 10 yaslarindayken bir

trafik kazasi

geçirmis ve sol kolunu kaybetmis. Oysa çocugun

büyük bir ideali

varmis . Büyüyünce iyi bir judo ustasi olmak

istiyormus. Sol kolunu

kaybetmekle birlikte, bu hayali de yikilan

çocugunun büyük bir

depresyona girdigini gören babasi, Japonya'nin

ünlü bir Judo

ustasina gidip yapilacak bir seyin olup olmadigini

sormus..

Hoca:

-Getir çocugu ..bir bakalim, demis.

Ertesi gün baba-ogul varmislar hocanin yanina..

Hoca çocugu süzmüs ve

-Tamam demis..yarin esyalarini getir,

çalismalara basliyoruz.

Ertesi gün çocuk geldiginde hocasi ona bir

hareketgöstermis ve

bu

hareketi çalis demis.

Çocuk bir hafta ayni hareketi çalismis..

Sonrahocasinin yanina

gitmis. "Bu hareketi ögrendim baska hareket

göstermeyecek misiniz?"

diye

sormus.Hocanin cevabi:

Çalismaya devam et olmus...

2 ay,3 ay,6 ay derken çocuk okuldaki bir

yilinidoldurmus..

Çocuk

bu bir yil boyunca hep o ayni hareketi tekrarlamis.

.Hocanin yanina

tekrar

gitmis:

-Hocam bir yildir ayni hareketi yapiyorum bana

baska hareket

göstermeyecek misiniz?

-Sen ayni hareketi çalis oglum . Zamani gelince

yeni harekete

geçeriz..

2 yil ,3 yil, 5 yil derken çocuk judodaki 10.yilini doldurmus.

.Bir gün hocasi yanina gelip. .."Hazir ol ! "

demis.. "Seni

büyük

turnuvaya yazdirdim. Yarin maça

çikacaksin!"..Delikanli sok olmus..

Hem

sol kolu yok hem de judo da bildigi tek hareket var.

..Ünlü

judocularin

katildigi turnuvada hiçbir sansinin olmayacagi

düsünmüs ; ama

hocasina

saygisindan ses çikarmamis. ..

Turnuvanin ilk günü delikanli ilk müsabakasina

çikmis. Rakibine

bildigi tek hareketi yapmis ve kazanmis.

Derken.. ikinci

üçüncü

maç....çeyrek, yari final ve final...Finalde

delikanlinin karsisina

ülkenin son on yilin yenilmeyen sampiyonu çikmis.

.Tam bir üstat

delikanli

dayanamayip hocasini yanina kosmus..

-Hocam hasbelkader buraya kadar geldik ama

rakibime bir bakin

hele.. Bende ise bir kol eksik ve bildigim tekbir

hareket var..bu

kadar

bana yeter.. bari çikip ta rezil olmayayim izin

verin turnuvadan

çekileyim..

-Olmaz demis hocasi. Kendine güven,çik dövüs.

Yenilirsen de

namusunla yenil.

Çaresiz çikmis müsabakaya. Maç

baslamis.Delikanli yine bildigi

o

tek hareketi yapmis ve tak.!Yenmis rakibini sampiyon

olmus. Kupayi

aldiktan sonra hocasinin yanina kosmus:

-Hocam nasil oldu bu is? Benim bir kolum yok ve

bildigim tek

bir hareket var. Nasil oldu da ben kazandim.?

-Bak oglum 10 yildir o hareketi çalisiyordun. O

kadar çok

çalistin ki , artik yeryüzünde o hareketi senden

daha iyi yapan hiç

kimse yok.

Bu bir, ikincisi de o hareketin tek bir karsi

hareketi vardir.

Onun için de rakibinin senin sol kolundan tutmasi

gerekir.!

Bunu anlatan dostumuz bir de sunu ekledi:

İnsanlarin eksiklikleri bazen , ayni zamanda en

güçlü

taraflari olabilir: Ama yeter ki bu eksiklik

kafalarinda

olmasin..

fıkranın devamı


Temel Mars'a gidecek ilk astronotmus.10 yil sonraki dönüsüne kadar haber alinamayacakmis.

Temel yillar sonra görevi tamamlayip döndügünde flaslar patlamis,gazeteler,televizyonlar herkes merakla etrafini sarmis;

-Mars'ta hayat var mi?.. Temel omuzlarini silkmis;

-Yok...

Bilim adamlari,basin ve tüm dünya hayalkirikligi içindeymis..Temel'i uçaga bindirip Trabzon'a göndermisler.Aksam evinde, ailesiyle kendi dönüsünü izleyen Temel'e oglu sormus;

-Baba hakikaten hayat yok muydu orada?...

Temel yine omuzlarini silkmis?...

-Saat 11 dedin miydi,bütün dükkanlar kapaniyor...Sen buna hayat mi diyorsun?..

fıkranın devamı


Bir keresinde, Hoca koy okulunda ogretmen dururken, ogrencilerinin birinin ailesi tarafindan kendisine bir buyuk tepsi baklava gonderilir. Agzi sulanir, fakat daha sonra yemek uzere masasinin cekmecesine koyar. Kisa bir sure sonra acil bir is icin disari cagirilir.
Ogrencilerine yapilacak bir suru is verir "Ve herseyi anladiginizi kabul ediyorum" der "yoksa kotu olur" sertce "Cok kotu"
Kapiya vardiginda,
"Bir sey daha" der. "Benim dusmanlarim var. Pek cok dusman. Bana surekli zehirli et, zehirli tatli gonderilir. Hatta," sertce ekler "zehirli baklava. Yemeden once test etmem gerekir. Bu sekilde uyarildiniz. Daha uzun bir omur isterseniz, bana gonderilen hicbir seye dokunmayin. Ozellikle baklavaya." Hoca gider gitmez, yegeni, ogrencilerinden biriydi, masaya gider ve baklavayi alir.
"Yapma!" diye bagirir arkadaslari. "Onlar zehirli olabilir!"
Cocuk onlara siritir.
"Tabii ki degiller," der. "O sadece kendisine saklamak istiyor." Ve baslar tepsiye. "Gercekten cok iyi" der ve bir baskasini yer.
Yere dusup kivranmadigini goren arkadaslari, Hoca'nin masasinin etrafina toplanirlar ve baklavayi paylasirlar.
"Fakat hepsinin gittigini gorunce biz ona ne diyecegiz?" der iclerinden biri, agzindaki kirintiyi silerken.
Hoca'nin yegeni sadece gulumser.
Hoca dondugunde dogruca masasina gider ve cekmecesine bakar. Ogrencilerine hisimla bakar.
"Biri," der "Biri masamdaymis."
Sessizlik vardir.
"Biri cekmecemdeymis."
Sessizlik.
"Ve biri baklavayi yemis."
"Bendim" der yegeni.
"Sendin! Size anlattigim seyden sonra?"
"Evet."
"Belki aciklaman vardir. Eger oyleyse, olmeden once duymak isterim."
"Sey," der yegeni "Bana verdigin is cok zordu. Hic birini yapamadim. Yaptigim hersey yanlis. Senin cok kizgin ve ailemin hayal kirikligina ugrayacagini biliyordum. Oyle utandigimi hissettim ki, yapilacak tek seyin,..., hayatima son vermek olduguna karar verdim. Boylece senin zehirli baklavani yedim. O an dusunebilecegim tek yol o idi. Fakat eglenceli olan sey, henuz hicbir sey olmadigidir. Nedenini merak ediyorum." Hoca yegeninin masum aciklamasini kisa bir sure inceler.
"Belki," der, "yapmis oldugun ise bir bakmam icin sadece ertelenmis bir cezadir."

fıkranın devamı


Temel uzun yoldan gelir ve yol boyunca da esini hayal eder durur. Ama eve geldiginde çok yorgundur ve bu yüzden performansi ile ilgili tereddütleri vardir... Ya yorgunluktan bir sey olmazsa, ya yapamazsam rezil olurum diye düsünür. Sonunda ne yapacagina karar verir ve Fadime’ye seslenir...


- Fadime suyu ocaga koy! Olmadı çay demleruz!

fıkranın devamı


"Basbakan Erdogan, dis destek aramak icin
ingiltereye ziyarete gitmis.
Ziyareti sirasinda Kralice tarafindan cay icmeye davet edilen
Erdogan, Kraliceye kendi liderlik felsefesinin ne oldugunu sormus.
Kralice de "cevremi akilli insanlarla doldurmak" cevabini
vermis.Erdogan bunun uzerine kraliceye cevresindeki insanlarin
akilli olup olmadiklarini nasil ayirt ettigini sormus. Kralice,
"onlara dogru sorulari sorarak ayirt ediyorum" diye yanitlamis ve "izin
verin
gostereyim" demis. Kralice hemen Tony Blair'i aramis ve: "Sayin Basbakan,
lutfen bu soruya cevap verin:Annenizin bir cocugu var, babanizin bir cocugu
var ve bu cocuk sizin ne kiz ne de erkek kardesiniz. Kimdir bu? "diye
sormus. Tony Blair: "Bu benim majesteleri" diye yanitlamis.
Kralice: " Dogru.Tesekkurler,iyi calismalar Blair" demis ve
Erdogan'a donerek:"Gordunuz mu sayin Erdogan?" "Evet majesteleri, cok
tesekkur ederim,bu metodunuzu kesinlikle kullanacagim" diyerek oradan
ayrilmis.
Yurda donup hemen Unakitan'i yanina cagiran Erdogan,
"Kemal abi sana soracagim bir soruyu cevaplamani istiyorum"
demis. Unakitan : "Tabii efendim, nedir?"
Erdogan:"Annenin bir cocugu var, babanin bir cocugu var, ve bu cocuk senin
ne kiz ne de erkek kardesin. Kimdir bu?"
Unakitan saga bakmis sola bakmis dusunmus tasinmis ve en sonunda:
"Efendim bunu biraz dusunup sonra size cevap versem?" demis.Erdogan kabul
etmis ve Unakitan oradan ayrilmis,vakit kaybetmeden
Bakanlar Kurulunu toplantiya cagirmis,saatlerce bu soru uzerinde dusunmus,
ama
kimse bir cevap bulamamis.
En sonunda Kemal Unakitan Kemal Dervis'i aramis ve durumu acikladiktan
sonra:"Annenizin bir cocugu var, babanizin bir cocugu var, ve bu cocuk
sizin ne kiz ne de erkek kardesiniz. Kimdir bu?"
Dervis: "Bunda bilemeyecek ne var, tabii ki benim!" diye
yanitlamis. Cevabi alan Unakitan hemen Tayyip'i arayarak: "Cevabi buldum
efendim, kim
oldugunu biliyorum,Sayin Kemal Dervis" demis.
Tayyip buyuk bir hayal kirikligiyla cevap vermis:
"Yanlis cevap Kemal Abi, Dogru cevap Tony Blair idi."

fıkranın devamı


Gercek bir olay. Bu olay Kayseri'nin Bünyan ilçesi'nde yasanmis. Olay Alfred Hitchcock'un meshur
korku filmlerini bile çok gerilerde
birakacak kadar tüyler ürpertici. Gece bindiginiz otomobilde direksiyonda kimse yoksa ne
yapardiniz? Kendisi Bünyanli olmayan,
politikayla ugrasmis ve halen Kayseri'de yasayan isadami, 22 Subat 2005 tarihinde Bünyan
sinirinda, Kayseri Malatya kara yolu
üzerinde, bir benzin istasyonuna girer. Lokantaya Oturur ve orada kalabalik toplulukla
birlikte bir ufak raki içer.

Yürüyüs mesafesindeki Bünyan'a gitmek için, lokantadan çikar. Ancak disarisi hem zifiri
karanliktir hem de korkunç bir kar-tipi
firtinasi baslamistir. Benzin istasyonuna yaklasik 300 metre mesafedeki, Bünyan'a dönüs
yolu kenarina varir. Oradan geçen bir
arabaya binip, Bünyan'a ulasma derdindedir. Firtina daha da siddetlenir. Adam bir-kaç
adim ötesini bile görememektedir.
Gelip-geçen bir araba da yoktur. Nihayet karanliklar içerisinde, hayalet gibi yavas yavas
yaklasan bir arabanin iki farini farkeder.
Arabanin, tam önünde yavaslamasiyla birlikte hemen arka kapiyi açar ve arabaya biner.
Kapiyi kapatir, araba yeniden hareket eder.
Içeridekilere merhaba demek ister. Ama o da ne? Arabada kimse olmadigi gibi, direksiyonda
da kimse yok. Birden panige kapilir.
Korkuyla, hemen arabadan atlayip, oradan kosarak uzaklasmak ister ama hem araba hizlanmis,
hem de korku ile dizleri baglanmis,
hareket edemez hale gelmistir. Araba keskin bir viraja dogru yaklasir. Adam dua etmeye baslar.
Tüm günahlari için tövbe eder.
Arabayi durdurmasi için Allaha yalvarir. Tam bu esnada, pencereden bir
el uzanir ve direksiyonu kivirarak sert virajdan arabanin dogru yola dönmesini saglar.
Her tehlikeli dönemece yaklastikca,
Allah'a yalvaris ve yakarisi artar ve her seferinde de bir el disaridan uzanip, direksiyonu çevirir.
Sonunda kendisini biraz toparlar,
ayaklarini kimildatir. "Ya Allah koru beni..." deyip, kapiyi açmasiyla birlikte, kendisini
arabadan disari firlatir. Bir kaç takla attiktan sonra,
sarampolde kendisine gelir.

Defalarca üç Kulfu-bir Elham okuyarak, Bünyan'a yürüyerek ulasir ve bir kahvehaneye girer.
Üstü basi islak ve soka girmis haldedir.
Kendisini taniyanlar hemence sobanin basina alirlar. Eline bir çay verirler. Bir müddet sonra
kendisine gelip, sesi titreyerek, basina
gelen doga üstü ve korkunç olayi anlatir. Olayi dinleyenler inanmak istemeseler de, anlatan
kisinin akli basinda ve toplumsal sorumluluk
tasiyan bir pozisyonda oldugunu bildiklerinden, herkeste derin bir sessizlik olusur. Yaklasik
yarim saat sonra, ayni kahvehaneye
Koyunabdal Köyü'nden iki kisi girer. Bir masaya oturur ve iki bardak çay söylerler. Bu arada,
gelenlerden birisi, digerine sunlari söyler :

- Ahmet baksana, su sobanin basin da oturan gerizekali, bizim araba yolda kalinca, biz arabayi iterken,
arabaya binip-inen salak degil mi?

fıkranın devamı


Neredeyse dümdüz denecek kadar küçük göğüslü bir kadın, eninde sonunda kendine bir sütyen almaya karar vermiş ve bir iç çamaşırı mağazasına girmiş. Satıcı kıza sormuş: - "50 beden sütyeniniz var mı?" Tezgahtar kız kahkahalarla gülmeye başlamış ve kadın büyük bir hayal kırıklığı içinde başka bir mağazanın yolunu tutmuş. Yine aynı şekilde aşağılanarak reddedilmiş. Kadının morali o kadar bozulmuş ki, son kez ve bütün cesaretini toplayarak bir grosmarket'in kapısından içeri girmiş ve önüne çıkan ilk görevlinin karşısında bluzunu yırtarak: - "BUNLARA İYİ BAKIN! BUNLAR İÇİN BIR ŞEYİNİZ VAR MI!" diye bağırmış. Adam bir gördüklerine bir kadına bakmış ve cevap vermiş: - "Hanımefendi, sivilceler için ürünlerimiz 4. reyonda..."

fıkranın devamı


Kadının biri, 46 yaşındayken kalp krizi geçiriyor ve
hastaneye kaldırılıyor. Ameliyat masasındayken, ölüme yakın,
birden
bir hayal görüyor.Azraili görüyor ve soruyor: "Benim saatim
geldimi?"

Azrail cevap veriyor:
"Hayır, senin daha 43 sene, 2 ay vede 8 günün var".

Narkozdan uyandığında, estetik yaptırmaya karar veriyor.
Yüzünü gerdirttiriyor, dudaklarını doldurtturuyor vede
Göğünslerini düzelttiriyor. Kısacası: "Yeniden doğmuş gibi"
Daha uzun bir süre yaşıyacağını bildiği için şimdi, o
kadar ameliyatın değdiğini düşünüyor. Son ameliyattan sonra,
hastaneden tamamen yeni bir insan gibi çıkıyor.
Tam karşıdan karşıya geçiyor ki, ambülans çarpıyor.
Ölüyor. Cenette Azrail'e soruyor: "40 seneden daha fazla
yaşıyacağımı sanıyordum! Neden o zaman bana o ambülansın
çarpmasını sağlayıp, Beni öldürttün?"

Azrail cevap veriyor:
Kız, ben seni tanıyamadım...

fıkranın devamı

- Alo! Ben Eşcinselmiyim hattı, buyrun?+ alo, etrafımdaki erkeklere müthiş ilgi duyuyorum. kas...
fıkranın devamı

Neredeyse dümdüz denecek kadar küçük göğüslü bir kadın eninde sonunda kendine bir sütyen ...
fıkranın devamı

Bir gün iki müfettişe şikayet üzerine okul inceleme görevi verilmiş bunlar yola düşmüş...
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama