Hissetmeye Fıkraları

loading...

Son günlerde kendini iyi hissetmeyen Temel, doktora gider. Tepeden tırnağa muayene olur, kan ve i...
fıkranın devamı

Eski kocaniz yerde aciyla kivraniyorsa ne yapmalisiniz?
Bir kez daha ates edin ama bu kez iskalamayin!

Soru: 35'ten sonra cocuk yapmak dogru mudur?
Cevap:Hayir, 35 tane yeterli gorunuyor

Soru: Bebegin cinsiyetini ogrenmek icin en guvenilir yontem nedir?
Cevap:Dogurmak.

Soru: Doktorum bana dogum yaparken hissedicegim $eyin aci degil sadece normal bir baski olacagini soyledi, bu dogru mu?
Cevap:Tabii,bakiniz meteoroloji uzmanlari da kasirgayi normal bir doga olayi olarak tanimlar.

Soru: Dogum sonrasi iyile$me doneminde ozellikle kacinmam gereken bir$ey var mi?
Cevap:Var..yeniden hamile kalmak.

Soru: Bebegimiz gecen hafta dunyaya geldi. Karim ne zaman kendini yeniden iyi hissetmeye ve normal davranmaya ba$layacak?
Cevap: Cocuklar ayri eve ciktiklari zaman.

- Kucuk oglanlar neden durmadan herseyden sikayet eder?
- Erkek olmayi ogreniyorlar!

- Bir ampulu takmak icin kac erkek gerekir?
- Sadece - bir ampulun altinda durur ve dunyanin onun cevresinde
donmesini bekler! Ya da iki - biri ampulu takar, ikincisi nasil taktigini anlatip boburlenmesini dinler.

- Kelepceli bir erkek nasil biridir?
- Guvenilir!

- Yataginizdaki erkek nefes almaya calisirken kisik sesle adinizi
haykiriyorsa ne yapmalisiniz?
- Yastigi yuzune daha siki bastirmalisiniz.

- Karadul orumcegi ciftlestikten sonra neden erkegini yer?
- Horlamasini baslamadan kesmek icin.

- Erkekle kadin arasindaki fark nedir?
- Kadin her ihtiyacini karsilayacak bir erkegi, erkekse bir ihtiyacini
karsilayacak her kadini ister.

- Bir erkek gencligini nasil korur?
- Para, kurk ve mucevher hediye ederek.

- Kocanizin maillerinizi okumasini nasil engellersiniz?
- Mail klasorunun adini "kullanma talimati" olarak degistirin.
fıkranın devamı

Kadın eşiyle birliktelikten artık zevk alamamaya başlamıştır. Doktora gider, tıpta mutlaka bir çaresi vardır diye.Doktor genç mi gençtir.
-"Doktorcuğum eşimle ilişkiden hiçbir şekilde haz alamıyorum nedense" der. Doktor;
-"Tıp adına denemekte yarar görüyorum efendim bir sakıncası yoksa."
Kadın;
-"Kesinlikle." diyerek paravanın arkasına girip soyunur. Doktor hoşuna gitmiştir. Doktor başlar tıp adına işleme... Aradabir de sormaktadır.
-"Nasıl efendim bişiler hissetmeye başladınız mı?" diye. Kadın;
-"kesinlikle.. hiç bişii"
Doktor kendi kendine 'ulan bizim erkekliktemi gidiyor ne.' diye takar kondomu! Başlar gidip gelmeye.. Bir kaç yüz defa gidip geldikten sonra yavaşlayıp sorar hastasına;
-"Nasıl bişiler hissetmeye başladınız mı?" Kadın gayet şuh bişekilde;

-"Evet doktorcuğum hissetmeye başladım. Emin degilim ama.Lastik kokusumu desem yanık kokusumu desem..."

fıkranın devamı

Kadın eşiyle birliktelikten artık zevk alamamaya başlamıştır. Gider doktora tıpta mutlaka bir çaresi vardır diye.Doktor genç mi gençtir.
- "Doktorcuğum eşimle ilişkiden hiçbir şekilde haz alamıyorum nedense"
der.Doktor:
- "Tıp adına denemekte yarar görüyorum efendim bir sakıncası yoksa."
Kadın:
- "Kesinlikle."
diyerek paravanın arkasına girip soyunur doktor hoşuna gitmiştir.
Doktor başlar tıp adına işleme... aradabir de sormaktadır.
- "Nasıl efendim bişiler hissetmeye başladınız mı?"
diye. Kadın:
- "Kesinlikle.. hiç bişii"
Doktor kendi kendine:
- "Ulan bizim erkekliktemi gidiyor ne."
diye takar kondomu! başlar gidip gelmeye.. birkaçyüzkez gidip geldikten sonra yavaşlayıp sorar hastasına:
- "Nasıl bişiler hissetmeye başladınız mı?"
Kadın gayet şuh bişekilde:
- "Evet... doktorcuuum... hissetmeye başladımmmmm..ama emin değilim. Lastik kokusumuuu..desemmmm yanık kokusumuuu desemmmm."



fıkranın devamı

Adam genç kadına seslendi:
- Bana gözyaşı borcun var!
Genç kadın sordu:
- Nasıl öderim?
Adam gözlerini kırptı;
- Haydi gülümse!
Gülümsedi genç kadın. Adam, cebinden mendilini çıkarıp, borcunu sildi. Ve mendilini özenle katlayıp, yine kalbinin üzerindeki iç cebine koydu.
Bir demet mor sümbül vardı kadının elinde.
İkisi de bahar kokuyordu...
Biri ilkbahar, diğeri güz.
Adam, seslendi yine;
- Bana mutluluk borcun var!
Genç kadın, biraz mahcup, biraz şaşkın sordu:
-Nasıl ödeyebilirim?
Heyecanlandı adam
- Haydi yat dizlerime!
Genç kadın bir kedi uysallığında, yattı dizlerine usulca.
Adam, şefkatle saçlarını taramaya başladı kadının.
Saçları, güneşe ve yağmurlara hasret hiç yaşanmamış baharlara benziyordu. Çaresizliğini ördü sırasıra.
Sonra saçının her teline, mutluluğun çığlıklarını bağladı adam.
Yetmedi, gizli düğüm attı... Ağladı.
Hava kararmak üzereydi. Dışarıda yağmur yağıyordu delice.
Adam, sürekli borç defterlerini kurcalıyordu.
Genç kadının gözlerinin içine baktı;
- Bana yürek borcun var!
Borcunun farkındaydı sanki genç kadın, şaşırmadı.
- Bu borcumu nasıl ödeyebilirim?
Adam kollarını uzattı
- Haydi tut ellerimi!
Sümbül kokusu sinmiş ellerini uzattı genç kadın.
Elleri öyle sıcaktı ki, eriyiverdi bütün borcu avuçlarının içinde.
Genç kadın gitmek üzereydi.
Adam son kez seslendi;
- Bana can borcun var!
Kadın irkildi;
- Can mı?
Sigarasından derin bir nefes çekti adam;
- Evet... Can borcun var. Sensizlik öldürüyor beni!
Hoşuna gitti sözler kadının
- Peki bu borcumu nasıl tahsil etmeyi düşünüyorsun?
Adam, biraz daha yaklaştı;
- Yum gözlerini!
Hiç tereddüt etmeden yumdu gözlerini.
Adam da yumdu gözlerini, masumca bir öpücük kondurdu
kadının titreyen dudaklarına.
- Bu ne şimdi yaptığın? diyerek çattı kaslarını kadın...
Adam, pişmanlıkla, memnunluk arasında gidip geldi. Kekeledi;
- Hayat öpücüğüydü!
Kısa bir sessizliğin ardından bu kez kadın öptü adamı şehvetle...
Adam, şaşırdı;
- Ya senin bu yaptığın neydi?
Genç kadın kapıya yöneldi;
- Veda öpücüğü!
Kalan borçlarına karşılık, yürek dolusu çaresizlik
ve bir de mor sümbüllerini masanın üzerine rehin bırakıp gitti genç kadın.
Adam koştu peşinden sümbülleri geri verdi kadına.
- Ne olur iyi bak umut çiçeklerime, solmasınlar...
Genç kadın sümbülleri aldı:
- Merak etme, gün aşırı sularım çiçeklerini!
Adam sevindi:
- Güneşe, suya gerek yok. Gülümse yeter!
Kadın gözden kaybolurken haykırdı adam,
- Umutlarımı kefil yaptım. Unutma, bana aşk borçlusun!
Haykırışı yağmura karıştı.
Kadın, yağmuru hissetmeyen kalabalığa...





fıkranın devamı

Günün birinde bir çiçekle su karşılaşır ve arkadaş olurlar.

İlk önceleri güzel bir arkadaşlık olarak devam eder birliktelikleri, tabii zaman lâzımdır birbirlerini tanımak için.

Gel zaman, git zaman çiçek o kadar mutlu olur ki, mutluluktan içi içine sığmaz artık ve anlar ki, su'ya aşık olmuştur.

İlk kez aşık olan çiçek, etrafa kokular saçar, "Sırf senin hatırın için ey su" diye...

Öyle zaman gelir ki, artık su da içinde çiçeğe karşı birşeyler hissetmeye başlamıştır. Zanneder ki, çiçeğe aşıktır ama su da ilk defa aşık oluyordur.

Günler ve aylar birbirini kovalalar ve çiçek acaba "Su beni seviyor mu?" diye düşünmeye başlar.

Çünkü su, pek ilgilenmez çiçekle... Halbuki çiçek, alışkın değildir böyle bir sevgiye ve dayanamaz.

Çiçek, suya "Seni seviyorum der. Su, "Ben de seni seviyorum" der. Aradan zaman geçer ve çiçek yine "Seni seviyorum" der. Su, yine "Ben de" der. Çiçek, sabırlıdır. Bekler, bekler, bekler...

Artık öyle bir duruma gelir ki, çiçek koku saçamaz etrafa ve son kez suya "Seni seviyorum." der.

Su da ona "Söyledim ya ben de seni seviyorum." der ve gün gelir çiçek yataklara düşer. Hastalanmıştır çiçek artık. Rengi solmuş, çehresi sararmıştır çiçeğin. Yataklardadır artık çiçek. Su da başında bekler çiçeğin, yardımcı olmak için sevdiğine...

Bellidir ki artık çiçek ölecektir ve son kez zorlukla başını döndürerek çiçek, suya der ki; "Seni ben, gerçekten seviyorum." Çok hüzünlenir su bu durum karşısında ve son çare olarak bir doktor çağırır nedir sorun diye...Doktor gelir ve muayene eder çiçeği. Sonra şöyle der doktor: "Hastanın durumu ümitsiz artık elimizden birşey gelmez."

Su, merak eder, sevgilisinin ölümüne sebep olan hastalık nedir diye ve sorar doktora. Doktor, şöyle bir bakar suya ve der ki: "Çiçeğin bir hastalığı yok dostum... Bu çiçek sadece susuz kalmış, ölümü onun için" der.


Ve anlamıştır artık su, sevgiliye sadece "Seni seviyorum" demek yetmemektedir...



fıkranın devamı

Adam genç kadına seslendi:
-Bana gözyaşı borcun var!
Genç kadın sordu:
-Nasıl öderim?
Adam gözlerini kırptı;
-Haydi gülümse!
Gülümsedi genç kadın. Adam mendilini çıkarıp borcunu sildi.
Adam seslendi yine;
-Bana mutluluk borcun var!
Genç kadın biraz mahçup sordu:
-Nasıl ödeyebilirim?
Heyecanlandı adam.
-Haydi yat dizlerime!
Genç kadın yattı dizlerine usulca.
Adam şefkatle taramaya başladı saçlarını kadının. Saçları güneşe ve yagmurlara hasret baharlara benziyordu.
Çaresizligini ördü sıra sıra.
Genç kadının gözlerinin içine baktı;
-Bana yürek borcun var!
Borcunun farkındaydı sanki genç kadın
-Bu borcu nasıl ödeyebilirim?
Adam kollarını uzattı
-Haydi tut ellerimi!
Sümbül kokusu sinmiş ellerini uzattı genç kadın.
Elleri öyle sıcaktı ki, eriyiverdi bütün borcu avuçlarının içinde.
Adam sonkez seslendi;
-Bana can borcun var!
Kadın irkildi;
-Can mı?
Sigarasından derin bir nefes çekti adam,
-Evet... Can borcun car. Sensizlik öldürüyor beni.
Hoşuna gitti sözler kadının.
-Peki borcumu nasıl tahsil etmeyi düşünüyorsun?
Adam biraz yaklaştı;
-Yum gözlerini!
Yumdu gözlerini. Adam da yumdu gözlerini. Masumca bir öpücük kondurdu kadının dudaklarına
-Bu ne şimdi yaptıgın? diyerek çattı kaşlarını kadın...
Adam kekeledi;
-Hayat öpücügüydü!
KIsa bir sessizlik ardından bu kez kadın öptü adamı şehvetle...
Adam şaşırdı;
-Ya bu senin yaptıgın neydi?
Genç kadın kapıya yöneldi;
-Veda öpücügü!
Kalan borçlarına karşılık yürek dolusu çaresizlik ve bir de mor sümbüllerini masanın üzerine bırakıp gitti genç kadın.
Adam koştu peşinden sümbülleri geri verdi kadına.
-Ne olur iyi bak umut çiçeklerime, solmasınlar...
Genç kadın sümbülleri aldı;
-Merak etme, gün aşırı sularım çiçeklerini!
Adam sevindi;
-Güneşe, suya gerek yok. Gülümse yeter!
Kadın gözden kaybolurken haykırdı adam;
-Umutlarımı kefil yaptım. Unutma, bana aşk borçlusun!
Haykırışı yagmura karıştı.
Kadın, yagmuru hissetmeyen kalabalıga...
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama