Jilet Fıkraları

loading...


Fransa da çok ünlü bir lokanta. Bir hayir kurumu yararina gece düzenlenmis,
giris oldukca pahali... Bizim Temel jilet gibi giyinmis, sinek kaydi tras olmus,
kapidakileri atlatip, içeri sizmanin yollarini ariyor...
Bir bakiyor ki, top sakalli, asker kilikli biri, kapiya yaklasiyor. Elinde davetiye
falan yok..
"Ajaaaeenn" (Fransiz aksaniyla) diyor, kapi görevlisi iki büklüm egilip selam
veriyor, içeri aliyorlar hemen top sakalliyi... Az sonra bir top sakalli daha...
O da "Ajaaaeenn" diyor, o da içeri. Biri daha. Biri daha...
Bizim sinek kaydi trasli Temel, kendinden emin adimlarla kapiya yaklasiyor.
Davetiye soran görevlinin kulagina egiliyor. "Ajaaaeenn" diyor... Görevli öfke
ile bagiriyor :
- Hadi ordan ulan... Bu nasil teskilat?.. Sakalin bile yok!..
Temel pantolonunun fermuarini asagi indirirken isaret ediyor :
- Gizli Ajaaaeenn!..

fıkranın devamı

Imamın teki birgün balkondan dışarı bakıyormuş karşıdakı evin balkonunda bir kızın kilot...
fıkranın devamı

Fransa"da cok unlu bir lokanta. Bir hayir kurumu yararina bir gece duzenlenmis, giris oldukca pahali...
fıkranın devamı

Temel 1 sene çalismis bir alet yapmis. Alet bir karis sopa ucundada bir jilet ve bir peynir. bunu A...
fıkranın devamı

Temel askere gitmiş ve denizci olmuş. Komutanında bir karısı varmış ki askerlerle arası çok iyiymiş. Komutan bir görev sebebiyle gemiden ayrılmak zorunda kalmış fakat karısına bir türlü güvenemiyormuş ve aklına bir fikir gelmiş. Karısının organına bir jilet yerleştirmiş. Aradan günler geçmiş komutan görevden geri dönmüş askerleri güverteye toplamış ve hepsinin pantolonunu indirmesini istemiş. Hepsini incelemiş, Temel hariç hepsinin organı kesikler içinde.
Komutan Temele dönmüş ve
- Aferin oğlum senden hiç şüphelenmemiştim
demiş.
Temel de komutanına
- Tetettür ederim tomutanım
demiş....
fıkranın devamı

Temel bilim adamıdır,bulmuş olduğu yeni icadın (fare kapanı) telif
hakkını almak için Dursun'a gitmiş.
-"Ula Dursun, ha bunun telif hakkını bana ver bakayum" demiş.
dursun :
-"hele bi dur bakalım, icadı bana bi anlat."
demiş.
-"tamam"
demiş temel ve başlamış anlatmaya:
-"bak şimdi dursun, fare şu ufak köprünün üstünden geçecek, köprünün sonuna gelecek, jiletin arkasındaki peyniri almak için yerde duran jiletin üstüne gelecek,
jilet kafasını kesecek ve fare ölecek demiş.
dursun:
-"olmaz"
demiş,
-"bu jilet sağa sola hareket etmiyor ki kafasını kessin Farenin"
demiş . Temel de
-"o zaman bu kapanın üzerinde biraz daha çalışayım"
demiş kapanı almış gitmiş. Aradan bir gün geçmiş, temel yine Dursun'un
yanına gelmiş:
-"ula dursun, bu sefer yaptım fare kapanını, ver telif hakkını" demiş.
Dursun kapana bi bakmış kapan aynı kapan ..Sadece peynirin olmadığını görmüş ve temele:
-"anlat bakayım nasıl yaptun oni"
demiş, temel başlamış anlatmaya:
-"bak Dursun demiş fare köprüyü geçecek, jiletin üstüne gelince bakacak ki peynir yok , çok şaşıracak ve Allah Allah diyerek kafasını sağa sola sallayacak ve ölecek"
demiş.

fıkranın devamı

Avustralyada ülkeler arasi iz sürme yarışmasi düzenlenir.
MİT'i temsilen temel katılır.
Amaç en iyi iz süren ekibi bulmaktır. Bu amaçla her yarışmacının eline bir numara verilir ve numaralardan birer tane de karacaların(geyik) üzerine yapıştırılır.
Temele 23 numara düşer.
Hakemler 1 el ateş eder ve karacalar çöle birakilir. Aradan bir gün geçer 1 el ateş daha edilir ve yarişmacilar çöle dağilir.
1 gün sonra FBI gelir 3 gün sonra cia , KGB ve diğerleri fakat bizim temelden ses soluk yok. 1 hafta geçer yok 2 hafta ,3 hafta , 1 ay .
Ümidi keser herkes! Bütün çadirlar toplanir yola çikacaklar karşidan birşey tozu dumana katmiş geliyor. Beklerler ve bir bakarlar 1 adet fil ve üzerinde temel.
Filin üzerine sigara izmaritleriyle yazilmiş 23 rakamı vardır. Kırbaç izleri elektrik yanıklari jilet kesikleri ve her türlü işkence kanıtı vardır.
Temele sorarlar: bu ne ya?
-karaca istediniz getirdim-
-aslanim bu karaca değil fil!
-karacadir
-değildir
Bir müddet tartiştiktan sonra fil yan taraftan dile gelir
*Abi- anamı s*ksinler karacayım
fıkranın devamı

Joe, yatak kariyeri başarılarla dolu bir insandır. Ancak yaşlandıkça bu meziyeti inanılmaz bir baş ağrısı yüzünden durmuştur. Sağlığı ve aşk hayatı, çekilmez bir hal aldığında tıbbı bir yardıma ihtiyacı olduğunu fark eder.
Kapı kapı, doktor doktor gezdikten sonra problemini çözebilecek bir uzman hekim bulur kendine;
"- Size bir iyi, bir de kötü bir haberim var." der doktor.
"- Doktor, önce iyi haberi duymak istiyorum."
"- Sizi baş ağrınızdan kurtarabilirim."
"- Peki, kötü haber nedir doktor bey?"
"- Çok nadir görülen bir durumdur. Söylemesi zor ama hadım edilmeniz gerekiyor. Cinsel organınız, omurganızın alt kısmına baskı yapıyor ve bu baskı sizde dayanılmaz bir baş ağrısı yaratıyor. Bu baskıdan kurtulmanın tek yolu erkeklik organınızı almak."
Joe bu haber karşısında şok olur ve morali çok bozulur. Kendi kendine sorar;
" - Ne yapsam acaba. Erkeklik organım alınırsa ben nasıl yaşarım. Kimin için yaşarım. El içine nasıl çıkarım!"
Cevap vermek için fazla düşünmez ve başka bir şansı olmadığı için bıçak altına yatmaya karar verir.
Hastaneden taburcu olduğunda;
" - Oh be! Dünya varmış. Kurtuldum şu lanet ağrıdan" diye derin bir nefes alır, ancak üstünde önemli bir parçasının eksik olduğunu hisseder. Caddede yürürken farklı bir kişi olduğunu sezinler. Yeni bir başlangıç yapmaya ve yeni bir hayata başlamaya karar verir. Bir erkek giyim mağazasının önünden geçerken vitrinde duran bir takım elbiseye takılır gözleri.
" - İşte tam aradığım takım elbise!" der ve dükkâna girer.
Tezgâhtara;
" - Yeni bir takım elbise istiyorum" der.
Tezgahtar Joe''yu söyle tepeden tırnağa bir süzer ve;
" - Bir bakalım. 44 beden!" der.
Joe gülerek;
" - Kesinlikle doğru, nerden anladınız?"
" - Bu benim işim."
Joe takım elbiseyi dener. Üstüne cuk diye oturur. Joe aynada kendisine hayran hayran bakarken, tezgâhtar sorar;
" - Yeni bir gömlek de ister misiniz?"
Joe bir kaç saniye düşündükten sonra;
" - Elbette" der.
Tezgâhtar Joe''ya şöyle bir bakar;
" - Kol numarası 34 ve 16 numara yarım yaka."
Joe şaşırır;
" - Kesinlikle doğru nerden anladınız?"
" - Bu benim işim!"
Joe gömleği giydi. Evet, gömlek süper olmuştur. Yakasını aynada düzeltirken tezgâhtar sorar;
" - Yeni ayakkabıya ne dersiniz?"
" - Evet lütfen. Bir de ayakkabılarınıza bakayım"
Tezgâhtar Joe''nun ayaklarına bakarak;
" - Evet...9-1/2... E."
Joe iyiden iyiye afallar;
" - İnanamıyorum bir bakışta kaç numara ayakkabı giydiğimi nasıl anladınız? Vallahi bravo!"
Tezgâhtar;
" - Efendim. Bu benim işim."
Joe ayakkabıları da giyer. Gerçekten de ayakkabılar cillop gibi oturur ayaklarına. Şöyle dükkân içerisinde bir tur atarken tezgâhtar sorar;
" - Beyefendi vallahi jilet gibi oldunuz! Size bir tane de şapka veriyim ben!"
Joe aynaya bakarak;
" - Heyt ulan be façayı o biçim düzdüm." diye içinden geçirir ve " - Evet bir de şapka bakayım kendime!" der tezgâhtara.
Tezgâhtar Joe''nun kafasına bakarak;
" - Eveeeeet...7-5/8."
Joe dumur üstüne dumur yaşamış bir şekilde tezgâhtara;
" - Evet..doğru..nerden bildiniz?" diye sorar.
Tezgâhtar iyiden iyiye havaya girmiş bir şekilde;
" - Bu benim işim efendim" der.
Şapka da süper oturmuştur kafasına.
" - Vayyy beee, ulan ben neymişim beee. Ulan ben var ya ben..." diye düşünürken tezgâhtar yine sorar;
" - Size bir tane de don verelim efendim."
Joe bir kaç saniye düşünür ve;
" - Tamam! Hemen bana en fiyakalı donlarınızdan getirin!" der.
Tezgahtar geri adim atarak "Eveeeeet..36 beden!" der.
Joe gülerek;
" - İlk defa yanıldınız. Ben 18 yaşımdan beri 34 beden giyiyorum!" der.
Tezgâhtar kafasını sallayarak;
" - Hayır..size 34 olmaz. Erkeklik organınızı sıkıştırır ve omurganıza basınç yapar, bu da dayanılması güç bir baş ağrısı çekmenize sebep olur!..."

fıkranın devamı

Fransa"da cok unlu bir lokanta. Bir hayir kurumu yararina bir gece duzenlenmis, giris oldukca pahali.. Bizim Temel jilet gibi giyinmis,
sinek kaydi tras olmus, kapidakileri atlatip, iceri
sizmanin yollarini ariyor.. Bir bakiyor ki, top sakalli, asker kilikli biri, kapiya yaklasiyor. Elinde davetiye falan yok..
"Ajaaaeenn" (Fransiz aksaniyla) diyor, kapi gorevlisi iki buklum egilip selam veriyor. Iceri aliyor, top sakalliyi.. Az sonra bir top
sakalli daha.. O da "Ajaaaeenn" diyor.. O da
iceri.. Biri daha.. Biri daha.. Bizim sinek kaydi trasli Temel, kendinden emin adimlarla kapiya
yaklasiyor. Davetiye soran gorevlinin kulagina egiliyor..
"Ajaaaeenn" diyor.. Gorevli ofke ile bagiriyor:
"Hadi ordan ulan.. Bu nasil teskilat?.. Sakalin bile yok!.."
Temel pantolonunun fermuarini asagi indirirken isaret ediyor:
"Gizli Ajaaaeenn!.."
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama