Köprü Fıkraları

loading...

Evvel zaman içinde vergileri arttıran padişah, kimsenin gıkının çıkmamasından fena halde kuşkulanmış. Vergileri önce iki katına, sonra dört katına çıkarmış. Ahalide yine çıt yok. Hemen vezirini çağırmış. Durumu karşılıklı değerlendirmişler ve bir karara varmışlar. Galata köprüsünün her iki başına iri yapılı ikişer tane zenci yerleştirmişler. Zencilerin görevi, köprüden gelip geçen herkesi pataklamakmış. Ama ahaliden yine ses yok. Padişahı almış bir endişe. Bir süre sonra ahaliden bazıları sarayın önünde toplanıp, padişahla görüşmek istediklerini söylemişler. Padişah bu tepki karşısında sevinmiş ve bu kimselerin huzura alınmasını istemiş. Huzura alınan ahaliyi gören padişah sertçe sormuş; - Tebaam ne ister?! İçlerinden en yaşlısı bir adım öne çıkıp cılız bir ses tonuyla cevap vermiş; - Padişahım bağışlayın, vergi koydunuz sesimizi çıkarmadık, arttırdınız sesimizi çıkarmadık, köprüden her geçişimizde dayak yedik sesimizi çıkarmadık. Lakin bir maruzatımız var. - Çekinme söyle, demiş padişah. - Padişahım, sabah ve akşam köprüde çok kuyruk oluyor. Sabah işe, akşamda eve geç kalıyoruz. Sizden istirhamımız, şu zencilerin sayısını dörtten sekize çıkarsanız da biz de köprüden rahat rahat geçsek.
fıkranın devamı


Kamyon şoförü otoyolda giderken 'Dikkat alçak köprü!' yazısını görmesiyle köprünün altına sıkışması bir olmuş..

Son derece sinirlenmiş ikaz levhasının daha köprüye gelmeden önce konulmamasına.. Otoyol kapanmış, arkasında kilometrelerce araç birikmiş, haber vermesine rağmen ekip saatler sonra gelmiş, içeriden ağır adımlarla sırıtarak bir polis inmiş, kamyonun yanına gelip ellerini beline koymuş:

- "Sıkıştın ha!" demiş..
- "Hayır Memur bey!" demiş şoför.. "Bu köprüyü taşıyordum, mazotum bitti..!"

fıkranın devamı


Ücüncü Boğaz Köprüsü'nü Japon, Amerikan ve Türkler'den oluşan bir konsorsiyum almış. Tam açılışın yapılacağı sırada kurdela kesilirken köprü büyük bir gürültüyle yıkılmıs. Japon; 'gitti bütün emeklerim, mahvoldu kumlarım' diyerek harakiri yapmış.
Amerikalı; 'gitti çeliklerim, tonlarca çelik yıkıldı' diyerek tabancasını çekip intihar etmiş.
Tüm bunlari izleyen Türk müteahhit de derin bir 'Oh!' çekerek yanındakilere dönmüş: '
'İyi ki çimento koymamışım, yoksa bunlar gibi mahvolurdum'...'

fıkranın devamı


Temel boğazda tekneyle turist gezdiriyor birgün bir Amerikalıyı alıyor başlıyolar gezmeye...
Amerikalı bir saray görüyor.
-Bu ne kadar zamanda yapılmış, diyor. Temel :
-5 yılda, diye cevap veriyor... Amerikalı :
-Yazık bizde olsa 1 yılrda yapılırdı. Biraz sonra bir cami göruyor.
-Bu ne kadar zamanda yapılmış, diye soruyor... Temel :
-2 yıl, diye cevap veriyor. Amerikalı :
-Yazık be bizde olsa 3 ayda biterdi, diyor. Temel uyuz oluyor duruma...
Biraz sonra bi tarihi yapı daha göruyolar..gene soruyor Amerikalı... Temel :
-2 ay, diyor. Amerikalı yine :
-Yazık be bizde olsa 1 haftada biterdi, diyor.
Temel iyice kıllanıyor.Tam o sırada Boğaz Köprüsü'nün altına geliyorlar...
Amerikalı yukarıyı göstererek : -Bu köprü ne kadar zamanda yapıldı, diyor.
Temel şaşkın şaşkın bakışlarla kafayı kaldırıp :
-Hangisi? Bu mu? Bu dün burada yoktu yaa...

fıkranın devamı


Temelle Dursun kamyona 6 metre yüksekliğinde eşya yüklemişler,
İstanbula götürüyorlar.Giderken 100 metre ileride bir köprü gözlerine çarpmış.
Köprü yüksekliği 4.50 m. yazıyor.Köpruye 15 metre kala yavaşlamışlar,
etrafa şoyle bir bakındıktan sonra Dursun Temel'e :
-Gazla uşağum, etrafta polis yoktur.




fıkranın devamı


Adamin biri California'da bir kumsalda yururken ayagi eski bir lambaya takilmis, adam lambayi kumlarin icinden cikarmis. Dalgasina Belki cin cikar" deyip ovalamis lambayi, harbi harbi cin cikmis.
Adam cok sasirmis, cin baslamis konusmaya "Tamam, tamam. Beni lambadan kurtardin vs ..."
- "Bu, bu ay icinde dorduncu cikarilisim ve bu isten sikilmaya basladim bu yuzden 3 dilegi unut. Sadece 1 dilek hakkin var!"
Adam oturmus ve bir sure dusunmus ve "Her zaman Hawaii'ye gitmek istedim ama ucaktan korkarim ve deniz beni cok tutar.Benim icin Hawaii'ye bir kopru yap boylece arabayla oraya gidebileyim" demis.
Cin gulmus ve
- "Bu imkansiz. Bu isin lojistigini dusun! Koprunun ayaklari nasil Pasifik'in dibine ulasabilir? Ne kadar beton gerektigini, ne kadar celik gerektigini dusun. Hayir, baska bir dilek dusun" demis.
Adam tamam demis ve gercekten guzel bir dilek dusunmeye baslamis. En sonunda,
- "Dort kere evlendim ve bosandim. Butun karilarim her zaman duyarsiz oldugumu ve onunla ilgilenmedigimi soylerdi. Bu yuzden, kadinlari anlayabilmeyi diliyorum... Nasil hissettiklerini ve neden agladiklarini, bir sey soylemedikleri zaman gercekten ne istediklerini...onlari nasil gercekten mutlu edebilecegimi bilmek istiyorum..."
Cin cevap vermis:
- "Köprü iki seritli mi olsun dört seritli mi ???!!!"

fıkranın devamı


Temel Rize den havaleli bir sekilde kamyonuna çay yüklemis ve istanbula yola cikmis istanbul yakinlarinda 2 cm yükseklikle köprüye sikismis muavini cikmis kamyonun uzerine çaylari biraz ezip kamyonu köprüden geçirecekle bunu goren bi vatandas, temele:



-Böyle olmaz bu is az bi fark var zaten lastiklerin havasini indirirseniz geçersiniz köpruden



temel"de adama:



-Ula hiyar kamyon asagidan sikismaduki yukaridan sıkıştu..

fıkranın devamı


Temel boğazda tekneyle turist gezdiriyor birgün bir Amerikalıyı alıyor başlıyolar gezmeye...Amerikalı bir saray görüyor.
-Bu ne kadar zamanda yapılmış, diyor
Temel :
-5 yılda, diye cevap veriyor...
Amerikalı :
-Yazık bizde olsa 1 yılrda yapılırd
Biraz sonra bir cami göruyor.
-Bu ne kadar zamanda yapılmış,diye soruyor...
Temel :
-2 yıl, diye cevap veriyor.



Amerikalı :

-Yazık be bizde olsa 3 ayda biterdi, diyor.
Temel uyuz oluyor duruma...
Biraz sonra bi tarihi yapı daha göruyolar..gene soruyor Amerikalı...
Temel :
2 ay, diyor
Amerikalı yine :
-Yazık be bizde olsa 1 haftada biterdi, diyor.
Temel iyice kıllanıyor.Tam o sırada Boğaz Köprüsü`nün altına geliyorlar...

Amerikalı yukarıyı göstererek :

-Bu köprü ne kadar zamanda yapıldı, diyor.

Temel şaşkın şaşkın bakışlarla kafayı kaldırıp :

-Hangisi? Bu mu? Bu dün burada yoktu daa...

fıkranın devamı


emel boğazda tekneyle turist gezdiriyor birgün bir Amerikalıyı alıyor başlıyolar gezmeye...

Amerikalı bir saray görüyor.

-Bu ne kadar zamanda yapılmış, diyor

Temel :

-5 yılda, diye cevap veriyor...

Amerikalı :

-Yazık bizde olsa 1 yılrda yapılırdı.

Biraz sonra bir cami göruyor.

-Bu ne kadar zamanda yapılmış, diye soruyor...

Temel :

-2 yıl, diye cevap veriyor.

Amerikalı :

-Yazık be bizde olsa 3 ayda biterdi, diyor.

Temel uyuz oluyor duruma...

Biraz sonra bi tarihi yapı daha göruyolar..gene soruyor Amerikalı...

Temel :

-2 ay, diyor.

Amerikalı yine :

-Yazık be bizde olsa 1 haftada biterdi, diyor.

Temel iyice kıllanıyor.Tam o sırada Boğaz Köprüsü"nün altına geliyorlar...

Amerikalı yukarıyı göstererek :

-Bu köprü ne kadar zamanda yapıldı, diyor.

Temel şaşkın şaşkın bakışlarla kafayı kaldırıp :

-Hangisi? Bu mu? Bu dün burada yoktu yaa...

fıkranın devamı


Misirlilar kendi aralarinda konusuyorlarmis.

-"Bu lazlari bütün dünya konusuyor. Biz de bir seyler yapsak da tum dünya bizi konussa" demisler.



Kimi "Çöle agaç ekelim", kimi "çöle havuz yapalim" biri de "çöle bogaz köprüsü yapalim" demis.



-"Hadi be, oyle sey mi olur, sacmalik" demisler.

-"Tamam, bizde sacmalik aramiyor muyuz " diyerek baslamislar bogaz koprusu yapmaya. 7 ayda bitirmisler. Acilisa bütün dünya gazetecilerini cagirmislar.



Acilisi yapmak icin kurdeleyi kesmisler, tam bezi indirecekler, bir bakmislar ki bizim Temel köprüde balik yakalamaya ugrasiyor.



Herkes saskin bakislarla:

-"Sen ne yapiyorsun, burada balik mi olur?"

Temel de : -"Ula kardesum, hapu çolde pogaz çöprüsü oli da balik olmayi mi?.."

fıkranın devamı


Bektaşi cuma namazına gittiğinde camide imam içki içmek ile vaaz veriyormuş.İmam,içki içenler cehennemde yanacaklar,içki şişeleri Sırat köprüsünde boyunlarına asılacak,içki içmeyenlere Cennette kırk huri verilecek demiş.Vaazı dinleyen Bektaşi,hocam içki şişeleri dolu mu,boş mu olacak demiş.Hoca hiddetle bre zındık sen öbür tarafı meyhane mi zannedersin demiş.Bektaşi mahçup bir tavırla hocaya cevap vermiş, hocam sen de öbür tarafı kerhane mi zannedersin.

fıkranın devamı


Bir gün cehennem ve cennet arasına köprü yapmaya karar verilir,yarısını cennettekiler yarısınıda cehennemdekiler yapacaktır,köprü yapımı başladıktan 1 ay sonra bakılırki cehhennem tarafından çok güzel geniş bir köprü yapılmıştır,ama cennetten tık yok,zebaniler meleklere sorar"Siz neden köprü yapmıyorsunuz?" diye. Melek cevap verir"Nasıl yapalım bütün mühendisler sizde"!!!

fıkranın devamı


Adanali Cemal, Kayserili Kemal ve Temel bu üç arkadas Bogaz Köprüsünde tamir yapiyorlarmis ve karilari bunlara yemeleri için bir seyler hazirliyormus. Ama hep ayni seyler. Kayserili yemek torbasini açiyor pastirmali ekmek. Adanali açiyor köfte ekmek.
Temel açiyor ekmek arasi hamsi. Bu hep böyle devam ediyormus. Neyse günlerden birgün bunlarin canina tak etmis ve demisler yine ayni seyleri hazirladilarsa kendimizi köprüden atalim. Adanali bakmis ekmege köfteli hop assaga atlamis,Kayserilininki de
pastirmali,oda atlamis asagi. Temel bakmis hamsili, o da dayanamamis ve atlamis.Bunlarin evlerinde de agit yakiliyormus.
Adanalininr karisi: -Vah zavalli kocacigim köfte ekmegi ne çok severdi hep kendi ellerimle hazirlardim.
Kayserili -Vah zavalli kocacigim pastirmali ekmegi ne çok severdi hep kendi ellerimle hazirlardim
Karadenizli ise -Vah zavalli kocacigim hamsi ekmegi ne çok severdi her sabah kalkip kendi hazirlardi..

fıkranın devamı


Temel, Dursun'la şafakta köprü altında buluşmak için anlaşmışlar.Temel demiş ki, yatsiya cadar celdim celdim,celmeüm cidersun Tren

Temel ve iki arkadasi istanbul'dan Trabzona'a gitmek üzere tren garina giderler. İlk Trabzon treni 1 saat sonradir, bileti alirlar. Ne yapalim bir saat diy düsünürken yemege gitmeye karar verirler. Yemekte sohbet, muhabbet saate bir bakarlar ki 1 saati geçmis. Hemen kosarlar tren garina ama tren gitmiş. Yine bilet alirlar 1 saat sonrasi için. Ne yapalim vakiti nasil geçirelim derken kahveye giderler. Çaylar kahveler sohbetler uzar da uzar ve saate

baktiklarinda 1 saat olmasina 5 dakika vardir. Hemen kosarlar gara ama trene yetisemezler.Giseye gidip sorarlar yine Trabzon'a gidicek tren varmi diye.Gisedeki adam

"Bakin bu son tren eger bunuda kaçirirsaniz Trabzon'a bugün dönemezsiniz" der .

Bileti alırla yine sikilmislar ne yapalim derken pastaneye gitmeye karar vermisler. Pastalar, kekler, çörekler muhabbet derken saate bir bakmislar ki 1saat olmak üzere hemen kosmuslar gara. Tren yeni hareket ediyor, içlerinden biri uzun ilk vagonu yakalamis, digeri orta boylu son vagona tutmus. Tren gitmis,Temel oturmus yere baslamis gülmeye. Gise memuru yanina gelmis.

"Sen ne garip adamsin. 3 tren kaçirdin, arkadaslarin gitti, sen kaldin, aglayacagina gülüyorsun be adam.

Temel : "Uy hemserum onlar beni geçirmeye geldiydu ben ona güleyrum" demiş.

fıkranın devamı


Günün birinde üç kadın ormanda yürürlerken karsılarına büyük ve vahşi bir nehir çıktı. Ama nehrin karşi kıyısına mutlaka geçmeleri
gerekiyordu.

Peki bunu nasıl başaracaklardı?

Birinci kadın, dizlerinin üstüne çöktü ve Tanrıya dua etti: "Tanrim, lütfen nehrin karşı kıyısına geçebilmem için bana güç ver!"
Pppppfffffuuuuuffffff....
Tanrı ona uzun kollar ve güçlü bacaklar verdi. Böylece nehrin karşı
kıyısına geçebildi. Ancak bunun için 2 saat boyunca dalgalarla boğuştu ve neredeyse 3-4 kez boğulma
tehlikesi geçirdi. Ama, başarmıştı!!!!

Bunu gören ikinci kadın da Tanrıya dua etti:Tanrim lütfen nehrin karşı kıyısına geçebilmem için bana güç ve gerekli
aracı ver!"
Pppppfffffuuuufffff.......
Tanrı ona bir tekne verdi ve o da nehrin karşı kıyısına geçmeyi
başardı, ancak birkaç kez teknenin alabora olma
tehlikesiyle karşilaştı..

Tüm bu olan bitenleri izleyen üçüncü kadın, dizlerinin üstüne çöktü ve Tanrıya yalvardı: "Tanrım,lütfen nehrin karşı kıyısına geçebilmem için bana güç, araç ve zekayı ver!"
Ppppppfffffuuuuffff.....
Tanrı kadını bir erkeğe dönüştürdü... erkek haritaya baktı.... Nehrin biraz yukarısına doğru yürüdü ve köprüden karşıya
geçti....



fıkranın devamı


Padişah bir gün vezirini çağırır ve der ki: - "Yeni bir kural çıkaralım, adı vergi olsun.
Herkesten alınacak, bakalım halk ayaklanacak mı?" Halk toplanır vezir vergiyi sunar, halk dağılır.
Bir hafta sonra padişah vezire sorar: - "Halk ayaklandı mı?" diye. Vezir "kimseden ses çıkmıyor" der.
Padişah'ın aklına başka bir fikir gelir ve der ki; "vezir, köprüden her geçeni becerin". Bir hafta sonra
padişah sorar, "nasıl halk ayaklandı mı?" Vezir de "kimseden ses çıkmıyor padişahım" der.
Padişah "o zaman gideni de geleni de becerin" der ve iki hafta sonra sorar vezire: - "Halk ayaklandı mı?" -
"Hayır..." Padişah sinirlenir bütün halkı meydana toplar ve der ki "ben vergi çıkardım kimse neden ayaklanmıyor?"
O sırada halktan biri bağırır: - "Efendim sabahları köprünün başında adamlarınız bizi becerirken sıra oluyor,
işimize geç kalıyoruz; acaba bir kaç adam daha koyabilir misiniz?

fıkranın devamı

Eskiden arap erkekleri sadece beyaz entari giyerler ve altlarına kilot dahi giymezlermiş.(belki ha...
fıkranın devamı

Birgün bişehirde en inanılmaz şeyi yapanlara ödül verileceği açıklanır.Herkes başından g...
fıkranın devamı

Üç rahibe kiliseden evlerine doğru yol alırken ileride bir kavşaktan sonra köprü üstüne gel...
fıkranın devamı

Nami kemal bir gün bir gemi seyehatina cikmis. Gemide dolasirkan bir fransiz adama raslamis. yanina...
fıkranın devamı

Vatandaşın biri ölüp Sırat Köprüsünü de geçince, bir suyun kenarında üzeri küçük çan...
fıkranın devamı

Günün birinde yolumuz bir köye düştü. Ama bu köy öyle sanıldığı gibi bir köy değil. He...
fıkranın devamı

Bektaşî, vaaz dinlemeye gitmiş. Hoca vaazında içki içmenin bütün kötülüklerini, zararlar
fıkranın devamı

Öbür dünyaya gelenler sıraya sokuluyor, uygun adım yürüyüşle Sırat köprüsü başına sev...
fıkranın devamı

Birgün köyün bütün gencleri toplanarak köyün ulasımını saglayan köprünün basına gider...
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama