küçük ali okula yeni başlamış.bir gün derse geç kalmış.
öğremen:
bir daha geç kalırsan seni sınıfa almam demiş.
ali:
ben şimdiye kadar okula hep sizden önce geldim ben sizi böyle azarladımmı öğretmenim????
fıkranın devamı
ÇOCUK BAKKALA GİTMİŞ.BAKKAL AMCAYA KENDİSİNE YUMURTA VERMESİNİ SÖYLEMİŞ.YUMURTALARI ALINCA ÖFKEYLE
_NEDEN HEP KÜÇÜK YUMURTA VERİYORSUN?
BAKKAL;
_TAŞIMASI KOLAY OLUR.
ÇOCUK PARAYI VERMİŞ BAKKAL AMCA ONU DURDURMUŞ VE EKSİK PARA VERDİĞİNİ SÖYLEMİŞ.ÇOCUK GÜLÜMSEYEREK
_SAYMASI KOLAY OLUR BAKKAL AMCA...
fıkranın devamı
Gökyüzünün mavi görünmesinin (dikkat! olmasının değil görünmesinin! çünkü normalde atmosferimiz daha doğrusu hava renksiz bir gazdır!) tek sebebi kırılma hadisesidir.
fıkranın devamı
Birisi Akşehir Gölü’ne girip boy abdesti alacakmış. Nasreddin Hoca’ya sormuş;- “Abdest alırken ne yana döne...
fıkranın devamı
Hoca kızını gelin etmiş. Düğünden sonra damat tarafı gelini ata bindirip götürmekteymiş. Epeyce ilerlediklerinde Hoca arkalar...
fıkranın devamı
Timur Han’ın askerlerinin atları, Akşehirlilerin tarlalarına girip ekinlere zarar veriyorlarmış. Nasreddin Hoca’d...
fıkranın devamı
Birkaç bilgin papaz, Nasreddin Hoca’nın cevaplayamayacağını sandıkları bir soruyla, karşısına çıkmak istemişler.- ̶...
fıkranın devamı
Hoca’nın komşusunun hanımı hamileymiş. Gece sancısı tutmuş. Komşu hanımlar koşuşmuşlar. Ebe’yi çağırmış almış get...
fıkranın devamı
Nasreddin Hoca’nın iki karısı varmış. Aralarında kıskançlık, geçimsizlik başgösterince, her ikisine de birbirinden gizl...
fıkranın devamı
Komşusu, Nasreddin Hoca’ya sormuş :- “Hocam, neydi sizin evdeki gürültü? Dün gece evinizin önünden geçerken paldı...
fıkranın devamı
Nasreddin Hoca akşam üzeri, su çekmek için kuyunun başına varmış. Kuyuya kovasını sarkıtmış.O sırada küçük bir çocuk koşarak ...
fıkranın devamı
Nasreddin Hoca’ya sormuşlar:- “ ?”- “Karım ölürse küçük kıyamet, ben ölürsem büyük kıyamet kopacak,...
fıkranın devamı
Kasabada tefeci bir adam varmış. Başı sıkışan birine para verirse getirdiği güne göre faizini hesaplayıp alırmış.Günün birind...
fıkranın devamı
Kasabanın en zenginlerinden olan Murat ağa, kendisinin çok akıllı olduğu için servet sahibi olduğunu sanırmış.Cumadan cumaya ...
fıkranın devamı
Nasreddin Hoca bir yaz günü yolculuk ederken, öğle vaktine doğru bir hayli susar. İlerde bir göl görür. Şöyle kana kana su iç...
fıkranın devamı
George Bush bir ilkokulu ziyaret eder.
Çocuklara:
-Sorusu olan var mı? der ve küçük Bob sözü alır.
-Benim üç sorum olacak:
1- Seçimlerde daha az oy almanıza rağmen nasıl oldu da Başkan oldunuz?
2- Hiroşima'ya atılan atom bombası sizce dünyanın en büyük terör faaliyeti değil midir?
3- Hiç bir neden yokken neden Irak'a saldırmak istiyorsunuz?
Aniden zil çalar ve çocuklar teneffüse çıkarlar. Çocuklar geri döndüğünde bu sefer sözü küçük Tom alır.
Benim 5 sorum olacak;
1- Seçimlerde daha az oy almanıza rağmen nasıl oldu da Başkan oldunuz?
2- Hiroşima'ya atılan atom bombası sizce dünyanın en büyük terör faaliyeti değil midir?
3- Hiç bir neden yokken neden Irak'a saldırmak istiyorsunuz?
4- Bu gün neden zil 30 dakika erken çaldı?
5- Bob nerede?
fıkranın devamı
Delikanlı sevgilisini akşam eve bırakır.Evin önünde masum bir
fısıltıdan sonra ateşlenir.
Bir elini duvara dayayarak
- "Beni bir öper misin"..
Kız:
- "Deli misin evin önünde annemler görür" der..
Erkek:
"Ne olacak canim bu saatte kim görecek, ne olur seni çok seviyorum...
Kız:
- "Ben de seni ama olmaz..."
Erkek çok ateşli tabi devamlı ısrar eder.
Bir ara aniden merdivenlerin ışığı yanar ve kızın küçük kız kardeşi belirir.
Küçük kız:
- "Babam diyor ki ,
Öpecekse öpsün, gerekirse ben öpecekmişim, o da
olmazsa kendisi gelecekmiş ama
o hayvan oğlu hayvana söyle elini ,
Diyafon düğmesinden çeksin dedi'' .....
fıkranın devamı
Siyasal gerginliğin dışında, iki toplumun insanlarının arasındaki sosyo-kültürel farklılığın da büyük boyutlara ulaştığı bir dönem de, bir Türk gurbetçisinin evi: Küçük oğlan, akşam üstü okuldan gelmiş... Kapıdan girer girmez:
-Anne! diye seslenmiş, "Ben Alman oldum!"
Annesi:
-O nasıl söz? Sakın bir daha tekrarlama!
-Anne ben Alman oldum. Bugün sınıfta karar verdik, ben Almanım artık"
Annesi "sus bakayım!" diye tiz perdeden bağırırken, babası da içerden duyup koşmuş. Bir tokat, bir tokat daha.
Çocuk bir yandan yediği dayaktan korunmaya çalışırken, bir yandan da konuşmasını sürdürüyormuş:
-Şu dünyanın işine bakın! Alman oldum. Yarım saat sonra Türklerle başım derde girdi!"
fıkranın devamı
Eve çamaşır makinasını tamir için tamirci çağrılır. Usta makinenin motorunu söker ve bir türlü toplayamayıp terlemeye başlar. Bu arada evin 6 yaşındaki küçük oğlu ustaya cin gibi meraklı bakışlarıyla izlemeye başlar. Çocuk hoşuna gider, bi yandan terini silerken bi yandan da elinde tutttuğu aleti gösterir.
Usta;
- Söyle bakayım, bunun adını biliyor musun?''.
Çocuk;
- ''Tabii.. Onun adı pense.. Hem benim babamda ondan iki tane var!''.
Usta;
- ''Yapma ya... Peki bu ne?''.
Çocuk;
- ''Onun adı tornavida.. Hem benim babamda ondan tam iki tane var!''.
Usta çocuğa gıcık olur..
- ''Ulan biz ustayız bizde birer alet var, babasında ikişer tane''.. Bi daha sorar;
Usta;
- ''Söyle bakayım o zaman bunun adı ne?''.
Çocuk;
- ''Onun adı İngiliz anahtarı.. Benim babamda ondan 2 tane var... Büyüğüyle arabasını, küçüğüyle benim bisikletimi tamir ediyor''.. Deyince usta pantolonunu indirip aletini gösterir...
Usta;
- ''Söyle bakayım lan.. bunun adı ne?''
Çocuk;
- ''Onun adı pipi... Benim babamda ondan da 2 tane var!!!!''.
Usta;
- ''Hassittir lan.. hiç ondan 2 tane olur'mu?''
Çocuk;
- ''Tabii 2 tane var... Büyüğüyle annemi ditiyo, küçüğüyle işiyoooooo!!!!!!''.
fıkranın devamı
-Kızılderili çocuk babasına sorar:
"Baba niye kızılderililer kendilerine 'Oturan Ayı',
'Öfkeli Boğa', 'Hırçın Kartal' gibi tuhaf ve ilginç isimler veriyorlar?"
Baba cevap verir...
-"Sen henüz küçüksün ... büyüyünce anlayıp hak vereceksin...Tamam mı 'Yırtık Perzervatif'..."
fıkranın devamı
Bir süvari alayının denetlemesi varmış.
-Günlerce süren hazırlıklardan ve eğitimden sonra denetleme günü gelmiş çatmış.Bütün hazırlıklar bitmiş herkes denetleme alanında toplanmış.
-Alay komutanı birliğini son kez gözden geçirmiş.Herşey yolunda giderken süvari atlarından biri düzeni bozuyormuş.
-Bütün atlar normal birşekilde beklerken içlerinden biri malını çıkarmış habire sallıyormuş.
-Atı normale döndürmek için yapmadıkları kalmamış.
-Yanına cins cins beygirler getirilmiş,kamçıyla dövülmüş ama at banamısın demiyor.İnadına malı sallıyor.
-Bütün bu olanları alay komutanının karısı da, birliğin yakınındaki lojmanın penceresinden izliyormuş.Herkes tam ümidi kesmişken atın birisi tarafından normale döndürüldüğünü lojmanın pencersinden gören alay komutanının karısı duruma çok sevinmiş.
-Yoksa kocasının paşalık hayalleri suya düşecek.
-Denetleme başarılı geçmiş ama bir şey alay komutanının karısının aklına takılmış.
-Denetleme günü atın yanına gidip onu normale döndüren kişiyi buldurup, sorunu nasıl çözdüğünü öğrenmek ve o kişiyi tebrik etmek için yanına çağırmış.
-İşi düzelten kişi hanımefendinin yakından tanıdığı bölük başçavuşundan başkası değilmiş.Kendisini tebrik ettikten sonra ,atı nasıl normale döndürdüğünü sormuş.
-Sen gittin atın kuyruğunu kaldırıp indirdikten sonra at normale döndü.
-Onlarca kişi uğraştı ama başaramamıştı, sen ne yaptın da sorunu giderdin?
-Başçavuş hanımefendiye ''bu atın huysuzluğunu bildiğim için gidip kuyruğunun altına sıkışmış olan saman çöpünü aldım ..''deyince alay komutanının karısı dayanamayıp şöyle demiş:
-Böyle bir şeyin olduğunu daha önce niye söylemedin.
-Atın kıçına küçük bir saman çöpü kaçmasıyla bu hale geliyorsa ben de albayınıza oklava kaçırırdım.........
fıkranın devamı
Uzaylılar bir görev için dünyaya inecekler görevleri dünya insanları ile cinsel ilişkiye girerek sonuçlarını gözlemlemek. Uzaylılar Türkiyenin tenha bir kasabasında bir çiftlik evine indirmişler gemilerini. Çiftlik evinin kapısını çalarak kapıyı açan adama amaçlarını anlatmaya başlamışlar. Adam biraz şaşkın biraz heyecanlanarak benim hanıma bi sorayım demiş. İçeri girerek karısına böle böle bişi var nedersin demiş. Kadın:
- 'Tamam olur hem bi gecelik değişiklikten bir şey olmaz'
diyerek kabul etmiş. Uzaylılarla beraber biraz oturduktan sonra uzaylı erkekle dünyalı kadın ayrı bi odaya, uzaylı kadın ile dünyalı erkekle ayrı bi odaya geçmişler. Uzaylı adam başlamış dünyalı kadını soymaya ve daha sonra kendi soyunmaya kadın uzaylı adamın penisini görünce çok şaşırmış ve gülmeye başlamış. Uzaylı:
- neden güldün.
- çok küçük demiş. Uzaylı:
- sol kulağımı çek o büyür demiş.
Kadın çekmiş kulağı gerçektende penis büyümüs,
-ama demiş kadın şimdide çok ince. Uzaylı :
-gayet rahat sağ kulağımı çek o kalınlaşır.
Kadın uzaylının kulağını çekince gerçektende penis kalınlaşmış ve sabaha kadar defalarca sevişmişler. Sabah olunca kahvaltıdan sonra uzaylıları gönderen karı koca konuşmaya başlamış. Adam kadına nasıl geçti diye sormuş. Kadın :
-tek kelime ile mükemmeldi.Peki senin nasıl geçti kocacığım.
Adam kendinden çok emin bi şekilde ;
-Yahu karıcım sen şu kocanın kıymetini bilmiyorsun yatakta bak elalemin uzaylıları zevkten kulaklarımı koparacaktı demiş.
fıkranın devamı
Ağanın bir kızı varmış Kalçası geniş beli dar azgınmı azgın bir kız imiş..
bunu farkeden aga kızı hemen baş göz edip karşı köyün cimri agasının oğluna
kızı vermiş.. Neyse düğün dernek derken yeni evli çift el öpmeye kızın babasının köyüne doğru yola çıkmışlar.
Damadın babası da cimri olduğu için oğluna giderken kızın babasına vermesi için hediye falan vermemiş.
Ama damat yolda yolda mahçup mahçup ilerlerken bir çoban ve sürü görmüşler.. çapkın gelin hemen yakışıklı çobanı gözüyle kesmeye başlamış..
Damat çobana:
Ya çoban kardeş biz yeni evliyiz. kayınbabamın elini öpmeye gidiyoruz.
ama ona verecek hediyemiz yok.. senin şu sürüden bir kaç koç alsak bize kaça patlar demiş..
Uyanık çoban bir azgın geline bir salak damada bakıp:
Beyim lafımı olur üç beş koçun..
benimde sizden küçük bir ricam olur
işi hallederiz demiş
damat ta:
-rican nedir.demiş oda Gelinimiz ağa
kızıdır. bilirim.. Ağa kızlarını *ikerken hiç osurmazlarmış diye duydum.
eğer doğruysa sürünün yarısını al git
değil ise 3 koç zaten benden... der.
Cimri ağanın salak oğlu bu ballı teklifi
duyunca kabul etmiş.
çoban geline üç posta atmış fakat gelin
den zırt yok.. çoban kan ter içinde doğrulup valla doğruymuş helal olsun hiç osurmadı.. deyip sürünün yarısını damatla geline vermiş.
evli çift sevine sevine kızın babasının
evine gelirken kızın babası bunları görmüş ve
-Nooldu niye güle oynaya geliyorsunuz
damat demiş.
Damatta ağanın elini öpüp kızını göstererek
-Ağam demiş Aha senin bu kızın varya
Bize şu sürüyü kazandırdı demiş.
Ağada
-Benim kız bu sürüyü nasıl kazandıki ? demiş..
Damatta olanları birbir anlatmış ve çobanın kızını osurtamadığını ve sürüyü çobandan aldıklarını söylemiş..
Bunu duyan ağanın gözleri ayrılmış ve bir damada bir kıza bakıp
-Ulan damat senin dilin ne söylüyor , Onun anasını bir köy *ikti osurtamadı. değil ki kızını sefil bir çobanmı osurtacaaak.. Demiş.
fıkranın devamı
Yeni evli bir çift balayını geçirmek için küçük bir tatil köyüne gitmişler. O tatil köyünün bir tane doktoru varmış ve kıza aşık olmuş kızda doktora bir anda vurulmuş aradan bir kaç gün geçmiş kızın yalnız olduğunu gören kıza takılmaya karar vermiş kıza gitmiş ve demiş ki ''Ben sana aşık oldum ve seninle ilişkiye girmek istiyorum.'' Kızda bende senden hoşlandım ama nasıl olacak kocam var. Doktor ''O basit ben seni kocanın yanında s.kecem.'' demiş. Ardından Sen kocanla beraber yarın sabah denize gir ve girer girmez elinle şeyini kapatarak içime bir şey kaçtı içime diye bağır demiş ve kadın dediğini yapmış o tatil sitesinde tek doktor olduğu için o doktorun yanına gelmişler ve doktor ben karımın içine bir şey kaçtı demiş doktor bakmış ve demiş ki ''Eşininiz içine yengeç girmiş'' Kocası: ''Çaresi ne doktor.'' Doktor: ''Birisi penisini sokacak yengeç penisi tutunca çekip çıkartacak. Kocası baktı penis gidecek ''Ben yapamam demiş ne olur bir çare bulun diye yalvarmaya başlamış Doktor: 'Başka çare yok'' demiş. Kocası: ''Ne olur o zaman siz yapında çıkartın'' demiş. Doktor kadını yatırmış başlamış kadını sikmeye doktor gidip geliyormuş kocası sormuş: ''Ne oldu tutuyor mu doktor bey'' Doktor ''Tutuyor ama geri bırakıyor. ''Doktor zevkten 4 köşe olmuş ve tam boşalacağı sırada ''Başka çaresi yok içine boşaltayımda içinde ölsün bari'' demiş.
fıkranın devamı
Küçük bir balıkçı köyünde Temel tembel olduğu için eşi
Fadime balığa çıkmak zorunda kalırmış.
Sabah erkenden balıkçılar tekneleri ile denize açıldıklarında erkekler hep aynı yöne gitmelerine rağmen fadime kendine göre bir yöne gidermiş. Akşam balıktan dönüldüğünde erkeklerin çok az balık
yakalamış olmalarına fadime'nin kayığı silme balık dolu olurmuş.
Bu duruma dayanamayan erkekler, işin sırrını sormuşlar.
O da;
- ''Biliyorsunuz kocam uykucudur, sabah eşimin pijamasını açıp bakıyorum. Temelin'ki ne tarafa doğru yatmış ise o yöne gidiyorum'' demiş.
Erkek'ler;
- ''"Peki bacı sağa, sola, yukarı ve aşağı olur ise anladık ama ya dimdik durursa ne tarafa gidiyorsun?'' diye sorunca
Fadime;
- ''Canım, o gün hiç balığa çıkılır'mı?''
fıkranın devamı
Kategoriler
Dost Siteler
etiketlerSatışın İçinde Kabak Vasiyetini Hepsi Vampir Kapıcı Aldatma Muhallebi yigit-ozgur-1289 Adamı Fadimenin İlk Pipi Biyoloji Soğuk Mühendis Meşe Hayalet Ayı Meeee Memurum Burada Tecavüz Sarışın Giysilerin İşin MÜEBBET Tren Maymun Bunak Kaybettin Rahibe Yine Kırmızı Cennet Marangoz Tetikçi Kızılderili Boşuna Sihir Evli Ruhi İstikamet Limuzin Isırık Balık Porsche Papaz Temelin Ziraat yigit-ozgur-1016 İş Adam yigit-ozgur-1426