Kıvırcık Fıkraları

loading...

Üç rahibe kiliseden evlerine doğru yol alırken ileride bir kavşaktan sonra köprü üstüne gel...
fıkranın devamı

3 rahibe kiliseye giderlerken her gun bir kuscu dukkaninin onunden gecerlermis. Dukkanin disarisinda...
fıkranın devamı

Genç kadın bebegin güzelligi karşısında büyülenmiş gibiydi. Kıvırcık sarı saçları, iri mavi gözleri, kalkık bi burun ve küçük kırmızı dudaklarıyla bir kartpostalı andıran bebek, kadının şimdiye kadar gördügü en cana yakın kız çocuguydu.
Onun ipek yanaklarını doya doya öpmek ve cennet kokusunu içine çekmek için egildiginde;
Dokunma bana...'' diye bir ses duydu.
''Beni okşamaya hakkın yok senin...''
Kadın korkuyla irkilip etrafına bakındı. Bebekle kendisinden başka kimse yoktu içeride.
Aynı sesi tekrar duydugunda bebege döndü. Aman allahım!.. Yeni dogmuş görünmesine ragmen konuşan oydu.
''Bana yaklaşmanı istemiyorum'' diye devam etti.
''Hemen uzaklaş benden...''
Kadın, biraz olsun kendini toparlayarak:
''Çocuklarımız hep erkek oluyor'' dedi.
''Onlar da güzel ama kız çocukları başka. Bu yüzden seni öpmek istedim.''
''Beni öpemezsin'' diye aglamaya başladı bebek.
''Benim de seni öpemeyecegim gibi...''
''Neden?'' diye sordu kadın. ''Neden öpemezsin ki?''
Bebek, hıçkırıklara bogulurken:
''Bunun sebebini bilmen gerekir'' dedi.
''Düşünürsen mutlaka bulacaksın...''
Kadın, neler olup bittigini hatırlamak üzereyken kendine geldi. Özel bir hastanenin en lüks odasında yatıyor ve narkozun tesirinden midesi bulanıyordu. Aile dostları olan tanınmış doktor, odayı dolduran çiçeklerden bir tanesini vazodan çıkarıp kadına uzatırken:
''Geçmiş olsun hanımefendi'' dedi.
''Başarılı bir kürtajdı dogrusu.
Ha..! Sahi, ''kız''mış aldırdıgınız bebek.''
fıkranın devamı

3 Rahibe kiliseye giderlerken bir kuşçu dükkanının önünden geçerlermiş. Dükkanın dışarısında kafeste bir papagan varmış, ve rahibeler ne zaman geçse bu papagan bagıra bagıra 3 renk söylermiş, mesela bir sabah beyaz! beyaz! kırmızı!, bir sabah mavi! siyah! kırmızı! dermiş. Rahibeler bir anlam veremez gülüp geçerlermiş. Amaaa rahibelerden birisi bu olayı çözmüş; ''BANA BAKIN! BU PAPAGAN BİZ OGÜN NE RENK İÇ ÇAMAŞIRI GİYİYORSAK O RENKLERİ SAYIYOR!!!
Öteki ikisi çok şaşırmışlar inanamamışlar, ama hep birlikte emin olmak için ertesi sabah üçüde siyah iç çamaşırı giyinmişler, papaganda o sabah ''siyah! Siyah! siyah! diye bagırmış.
Böylece olay iyice anlaşılmış. Bunun üzerine rahibeler papagana oyun etmek için ertesi sabah iç çamaşırı giymeme kararı almışlar, yine yola çıkmışlar.
Kuşçu dükkanının önünden geçerken heyecan dorukta.... Ve papaganın sesi duyulmuş;
''KIVIRCIK! KIVIRCIK! DÜZ!''

fıkranın devamı

Ağanın birisi Amerika'ya gitmiş.tatiline devam ederken başına feci bir kaza gelmiş ve milyonlarca parçaya bölünmüş.olay yerine gelen polisler bakmışlar adamın vücudunun parçaları toplamayla bitmeyecek Amerikalı kıvırcık beyaz saclı bütün profesörleri olay yerine yönlendirmişler.profesörler parçaları bir bir toplamaya başlamışlar günlerce uğraşmışlar.çünkü bu adam Türk'müş ve Amerika Türklere iyi görünmek için onun vücudunun bütün parçalarını toplayıp Türkiye'ye teslim etmek istiyorlarmış. Neyse toplamaya devam etmişler ama bir türlü adamın kolun bir tanesini bacağının tekini ve adamın s.k.ni bir türlü bulamamışlar.topladıkları bütün parçaları laboratuarlarına götürmüşler ve olayı beyaz saraya bildirmişler.beyaz saray da madem parçaları eksik adamı kobay olarak kullanıp üzerinde denemeler yapabilirsiniz diye haber göndermiş.
buna sevinen profesörler ne yapsak ne yapsak derken adamın eksik olan kolunun yerine bir maymunun kolunu eklemeye karar vermişler yapmışlar ve fena görünmemiş ayağına ne yapalım derken profesörün bir tanesi avcı imiş ve geçenlerde bir leopar vurduğunu söylemiş ve bunun ayağını takabileceklerini söylemiş oda akıllarına yatmış ve nasıl olsa kobayımız istediğimizi yapar diyerek kabul etmişler ve bacağı da takmışlar.derken sadece adamın s.ki eksik kalmış ona da bir şey yapalım demişler ve her kafadan bir ses çıkmaya başlamış birisi demiş essek s.ki takalım birisi at birisi sinek derken adamın birisi buna filin burnunu takalım demiş ve oy birliği ile kabul edilmiş bu fıkır ve adama s.ikinin yerine filin burnunu monte etmişler günlerce uğraşmışlar ve birden bu canlıyı canlandırmışlar tam profesörler sevinirken bizim ağa oradan kaçmış ve Türkiye'ye köyüne gelmiş.aradan aylar geçmiş profesörler dayanamayıp Türkiye'ye gelmişler ve ağanın köyünü bulmuşlar. Köyde gezerlerken tarlasında gezen ağayı görmüşler ve sormuşlar ağam nasılsın falan filan derken lafa girmişler ve kolundan memnun olup olmadığını sormuşlar ağa valla çok memnunum keşke öbür kolumu da bulamasaydınız da iki kolumda maymun kolu olsaydı demiş adamlar şaşırıp nasıl yani demişler ağa valla ağaçlara bir çırpıda çıkıyorum hiç merdiven kullanmıyorum derken profesörler sormuşlar ağam peki ya bacağın nasıl ağa ondan da çok memnunum keşke öbür bacağımı da bulamasaydınız da iki bacağım da leopar bacağı olsaydı bir yere gitmek istesem hiç arabaya gerek yok bir koşuda arabadan daha hızlı gidiyorum demiş. profesörler gururlanmış ve biraz çekinerek peki ya s.kin nasıl demişler ağa biraz kızmışş yoo ondan hiç memnun değilim tamam büyük hanım zevkten havalara uçuyor bütün koylu kızlar denemek için sırada bekliyor ama benim büyük bir şikayetim var demiş ağa
profesörler meraklanıp sormuşlar ağam sorun nedir diye
ağa:beni ibne yaptı a.ına koduum yerde ne bulursa g.tüme sokmaya çalışıyor

fıkranın devamı

3 rahibe kiliseye giderlerken her gun bir kuscu dukkaninin onunden gecerlermis. Dukkanin disarisinda kafeste bir papagan varmis, ve
rahibeler ne zaman gecse bu papagan bagira bagira 3 renk soylermis,mesela bir sabah "kirmizi!beyaz!beyaz!", bir sabah "siyah!mavi!beyaz!" dermis, rahibeler bir anlam veremez gulup gecerlermis,amaaaa rahibelerden biri bir gun olayi cozmus
-"BANA BAKIN!! BU PAPAGAN BIZ O GUN NE RENK IC CAMASIRI GIYIYORSAK O RENKLERI SAYIYOR!!!"
Oteki ikisi cok sasirmislar inanamamislar,ama hep birlikte emin olmak icin ertesi sabah ücü de siyah camasir giymisler,ve tahmin edin,papagan o sabah "SIYAH!!SIYAH!!SIYAH!!!"diye bagirmis....boylece olay
iyice anlasilmisBunun uzerine rahibeler papagana oyun etmek icin ertesi sabah camasir
giymeme karari almislar,yine yola cikmislar, kuscu dukkaninin onunden gecerken heyecan dorukta.ve papaganin sesi duyulmus

-"KIVIRCIK! KIVIRCIK! DUZ!"
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama