Kadınlardan Fıkraları

loading...

cami hocası Camii hocası hanımlara vaaz veriyormuş. Kadınlardan biri sormuş -Hocam bir muhendisle beraber olursam onun cezası ne kadar hoca - 3 sene demiş - avukatla olursam? - 5 sene - doktorla olursam? - 4 sene - peki hocam hocayla olursam? Hoca : - seni gidi seniii .. sen cennete gitmek istiyorsun galiba...
fıkranın devamı

Bir gün Nasreddin Hoca’ya komşu kadınlardan biri,- “Hoca efendi” demiş, “bizim deli kıza muska mı yaz...
fıkranın devamı


Temel'e sormuşlar;
-"Kadınlardan hoslanmaya ne zaman basladin?"

-"Haçan erçek olmadiklarinu anladugum zaman."

fıkranın devamı

Biri ağır işiten üç yaşlı kadın evlerinin önünde oturmuş eski günlerden konuşmaktadırl...
fıkranın devamı

İki arkadaş muhabbet ederlerken.Biri:"Söyler misin. Sen hangi tür kadınlardan hoşlanırsın?Ç...
fıkranın devamı

Genel müdür ve şoförü, Paris'te bir randevu evine giderler. Her ikisi de birer hatun alıp oda...
fıkranın devamı

Şişman adamın biri bir gün yolda yürürken karşısına bir cin çıkmış. Bu cin hemen adam
fıkranın devamı

Temel ile dursun bara gitmişler. İlerleyen saatlerde 2 bayanla tanışmışlar.Muhabbeti ilerletip...
fıkranın devamı

Kadın 50. katın penceresinden bakarken aşağı düşer, kırkıncı katta bir adam belinden yakal...
fıkranın devamı

Temel'e sormuşlar;-"Kadınlardan hoslanmaya ne zaman basladin?"-"Haçan erçek olmadiklarinu anladu...
fıkranın devamı

Bunları bir kadından hiç duydunuz mu?

1. Peki aşkım, öyle olsun.

2. Bugün anneler günü, annene gidelim.

3. Kaç çocuğumuz olsun hayatım?

4. Sen maç izlerken ben ütü yaparım.

5. Bugün Pazar, istediğin kadar çarşıda kalabilirsin.

6. Yok hayatım istemem, herşeyim var çok şükür...

7. Tanga giymemi ister misin?

8. Seni seviyorum aşkım.

9. Annem seninle mutlaka evlenmem gerektiğini söylüyor.

10. Babam mesleginin gelecek vaad ettigini söyluyor.

11. Spor giyinmene bayılıyorum.

12. Sence popom çok mu küçük?

13. Ben ek kart istemiyorum. Bir kart ikimize yeter.

14. Çok eğlendiniz mi?

15. Bebeğimiz olursa adını sen koy aşkım.

16. Baaaak, bu eşyaları mutfak parasından arta kalanları biriktirerek aldım

17. Daha büyük ekranlı bir televizyon almak istersen alabilirsin.

18. Sana bir bira açmamı ister misin?

19. Bu sene tatile gitmesek de olur.

20. Bana bu kadar fazla vakit ayırma arkadaşlarını çok ihmal ediyorsun.

21. Evin küçüğü büyüğü olmaz şekerim. Ev evdir.

22. Arabayı birkaç yıl daha kullanalım, olmaz mı?

23. Bu akşam mantı mı yapayım, içli köfte mi, hünkar beğendi mi?

24. Sucuklu yumurta yapmana bayılıyorum.

25. Bebeğin mamasını ben yaparım, sen git uyu.

26. Annem ve babam bize geleceklermiş, haydi kaçalım.

27. Abime söyleyeyim, seni şirketine finansman müdürü yapsın.

28. 10 lira fazla bana, 5 ver sen.
fıkranın devamı

Bir şirkete kozalanmak
(Koza: Tırtılın kelebek
oluncaya kadar misafir kaldığı korunaklı yuva.)
Yeni mezun elemanın; askerliğini beklerken, daha iyi
bir iş ararken veya yurt dışında bir master kazanana
kadar düşük profilli ve sıkıcı bir başlangıç
pozisyonunda çalışmayı kabul etmesi. Kelebek olur
olmaz da arkasına bile bakmadan o şirketten uçması...

Leblebi Profesörü
Astları ona bir şey açıklamaya çalışırken, daha leb
demeden bütün konuyu anladığını düşünüp, ikinci
kelimede söz kesen, her şeyi en iyi kendisinin
bildiğini sanan dinleme özürlü yönetici.

Bariyer Plânlaması
Çekirdekten yetişmiş alaylı yöneticinin, ileride
kendisine rakip olabilecek zehir gibi ve eğitimli genç
elemanını, "Rotasyon iyidir; satışı da öğrenirsin.
Kariyerin için faydalı olur." ayaklarıyla kandırıp
başka bir bölüme postalaması. Koltuğunu elinden almak
amacıyla gelecekte yapılabilecek olası hamlelere karşı
engel yaratması.

Hız Tümseği
En basit görevlerde bile bin bir zorluk çıkartarak
işlerinizin akışını yavaşlatan kıl meslektaş.

Iş Ingilizcesi
Türkçe cümlelerin içine Ingilizce kelimeler
serpiştirilerek konuşulan ucube şirket lisanı. Örnek,
"Ebru, benim reportu final hâle getirdim; yarın
birlikte review edelim mi?" Gerçek Ingilizce ile
ilgisi olmadığı için, bu lisan yabancılarla iletişimde
pek işe yaramaz. Az önce Amerikan aksanıyla Türkçe
konuşan kişinin, böyle bir durumda aniden nutku
tutulur. Kekelemelere gelir...

Pijama Yakalı
Mavi veya beyaz yakalıyken, işini kaybedip evde
oturmak zorunda kalan kimse.

Menopozisyon
Sittinsene olarak ifade edilebilecek uzun bir süredir
şirkette çalıştığı için işten çıkarılamayan sadık
çalışanın, emekliliğini beklerken oyalandığı,
yetkileri ve fonksiyonları azaltılmış pozisyon.

Kalite Çemberi
Kaliteyi iyileştirmek veya işin asıl sahiplerinin bile
bulaşmak istemediği kemiklikteki sorunları çözmek
hedefiyle bir araya getirilen insanların, bir dolu
mesai saati ve tonla kırtasiye malzemesi harcadıktan
sonra, bir tam daireyi tamamlayarak başladıkları
noktaya geri dönmeleri.

Kartvizit Bebeği
Çok hatırlı kişilerden torpil getirdiği için işe
alınmak zorunda kalınan, müdürlerin kendi bölümlerinde
istemediği, elemanların evlilik dışı bebek muamelesi
yaptığı vasıfsız kimse.

Masa Saati
Bütün gün ceketini çıkarmadan masasında oturan, mesai
saati bittikten sonra ofiste bir saniye bile durmayan,
suya-sabuna ve zor işlere dokunmayan kişi. Saatinizi,
hareketlerine göre ayarlayabileceğiniz dakik insan...

Ego Müzesi
Üst düzey yöneticinin odasında; diplomalarını, dandik
golf kupalarını ve önemli kişilerle çekilmiş
resimlerini sergilediği bölüm.

Ritm Saz Tamiratı
Bilgisayar, printer, fotokopi makinesi gibi elektronik
ofis ıvır zıvırından hiç çakmayan tiplerin, arıza
anında bir bileni çağırmak yerine alete vurarak tamir
etmeye çalışmaları.

Geyik Fırtınası
Ofis insanlarının bir odaya tıkılıp, saatler boyunca
akıllarına gelen her şeyi konuştukları, hazırlık
yapılmadan gelindiği için de hiçbir sonuç veya karar
alınamadan biten, litrelerce çay ve kahvenin
tüketildiği plânsız, programsız toplantılar. Iş
hayatının yüzde altmışını oluşturan akla ziyan
seanslar.

Estrojenerasyon
(Estrojen: Kadınlık hormonu)
Eğitimli, vasıflı ve ekonomik özgürlüğe sahip
kadınlardan oluşan profesyonel nesil. Sağlıklı bir
gelişme; kahvehaneleri andıran klâsik iş
ortamlarımızın panzehiri.

fıkranın devamı

İki kadın(hayli yaşlı sayılabilir) sohbet ederken kadınlardan biri gençliğinde bahsetmeye başlamış.
"işte ben gençliğimde şöyle güzeldim böyle iyiydim" diye atıp tutarken karşısındakinin inanmadığını görünce cebinden bir fotoğraf çıkarıp göstermiş.
"İşte bak benim gençlik fotoğrafım" diye. Arkadaşı şaşkınlıktan gözleri fal taşı gibi açık sormuş:
"Ay senin gençliğinde fotoğraf var mıydı?"
fıkranın devamı

İki evli kadın bir akşam kocalarını evde bırakıp kadın kadına eglenmek için bir bara gitmişler ama içkinin dozunu fazla kaçırmışlar ve dışarı yalpalayarak çıkmışlar. İkisinin de fena halde çişi varmış ama ortada tuvalet hesabına hiçbirşey yokmuş. Yanlız biraz ileride mezarlık varmış ve iki arkadaş tek çare olarak oraya gitmişler. İkiside karanlıkta işlerini görmüşler ama temizlenmek için tabii orada tuvalet kagıdı vs yokmuş. Kadınlardan birisi sarhoş kafayla külodunu çıkarıp tuvalet kagıdı niyetine kullanmış sonra da orda biyere atmış. Diger kadın ise ''ben külodumu çıkartmam'' demiş. Mezarlıktaki çelenklerden birinin üzerindeki kagıdı almış o da onunla temizlenmiş, sonra iki kadın birlikte eve dönmüşler.
Ertesi sabah kadınlardan birinin kocası ötekinin kocasına telefon eder:
-''Baksana sana ne diyecegim, seninkiyle benimki dün gece birileriyle fingirdeştiler galiba...
benimki eve sarhoş geldi üstelik külotsuzdu''
-''Oooo senin ki gene iyi, benimki kapıdan içeri girdiginde poposundan seni asla unutmayacagım yazılı bir kagıt sarkıyordu...

fıkranın devamı

Üç evli kadın aralarında anlaşmışlar gece bara gideceklermiş. Kocalarından izin almışlar. Gece buluşup güzel bir bara gitmişler. Geç saatlere kadar içip sarhoş olmuşlar. Sabaha karşı bardan çıkıp evin yolunu tutmuşlar. Evleri yakın olduğundan yürüyerek gidiyorlarmış. Ama yolun tam ortasında inanılmaz sıkışmışlar ve eve kadar gidemeyeceklerine karar vermişler. Yakınlarında sadece büyük bir mezarlık varmış ve oraya yapmaya karar vermişler. Ama mezarlık çok çamurmuş. Tuvaletlerini yaptıklarında her tarafları çamur olmuş. Ve çamurları donlarıyla temizleyip donlarını oraya atmışlar. İçlerinden biri böyle eve gidemeyeceğini söylemiş. Gözüne bir mezarın üzerinde duran çelenk takılmış. Çelengin üzerinde uzun yazılı bir şerit varmış. Şeritle kendine don yapmış ve evin yolunu tutmuşlar. Sabah olduğunda kadınlardan birinin kocası panik halinde diğer kadının kocasını aramış:

- Ben artık bu kadınla olamam. Benim kadın eve donsuz geldi.

Diğer adam ağlamaklı bir sesle:

- Dostum seninki yine iyi bizimkinin altına 'SENİ HİÇ UNUTMAYACAĞIZ' diye yazıp göndermişler.
fıkranın devamı

Eski devirde adamın biri delikleri konuştururmuş. Bu adam evlenmeye karar vermiş. Aramış taramış nihayet uygun bir bayan bulmuşlar, o zaman resmi nikah olmadığından imam nikahını kıyıp gerdeğe girmişler. Adam karısının elbiselerini çıkardıktan sonra karşısına geçmiş ve sormuş;
- ''ön delik hiç *arak gördünmü''.
hemen cevap gelmiş;
- ''oooo sayısını unuttum''.
Bunun üzerine adam üç defa;
- ''boşsun'' demiş ve kadını boşamış.
1,2,3,4,5 derken adam altı kadını boşamış. Eşi dostu araya araya köyün birinden garip bir kız bulmuşlar, adam nikahtan sonra gerdek gecesinde aynı işlemleri yapmış kadını soymuş yine aynı soruyu sormuş.
gelen cevap;
- ''bırak *arağı gün yüzü bile görmedim'' demiş.
Bunun üzeine adam işini bitirmiş mutlu bir şekilde yaşamaya başlamış. Gel zaman git zaman adamın boşadığı 6 kadın biraraya gelmişler, adamı mahkemeye verip nafaka almak için dava açmışlar. Kadının huzuruna çıkmışlar;
- ''kadı efendi biz filanca adamdan davacıyız, bu adam bizi aldı boşadı'' diye şikayette bulunmuşlar.
Kadı yanındaki görevlilerden adamın hemen bulunup getirilmesini istemiş, kasaba küçük bir yermiş, adamı hemen getirmişler. Kadı adama sormuş;
- ''Sen bu kadınları alıp boşadınmı''.
adamda;
- ''Evet boşadım'' deyince, kadı nedenini sormuş.
adam;
- ''bunların hepsi bozuktu'' demiş.
Bunun üzerine kadı nereden biliyorsun'' demiş,
adam;
- ''ben delikleri konuştururum'' deyince,
kadı;
- ''hadi konuştur bakalım'' demiş.
fakat kadınlar durumu bildikleri için;
- ''aman kadı efendi bu iş yarına kalsın'' deyince kadı mahkemeyi ertesi güne ertelemiş. Ertesi gün kadı efendi kürsüde yerini almış görevli kadınlar ile adamı kadının huzuruna getirmiş ve mahkeme başlamış. Kadı adama;
- ''hadi delikleri konuştur bakalım'' demiş.
bunun üzerine adam kadınların karşısına geçmiş;
- ''Ya ön delikler hiç *arak gördünüzmü'' demiş.
Fakat kadınlar durumu bildikleri için hazırlıklı gelmişler, ön tarafları pamukla tıkalı olduğu için,
- ''Tııııısssssssss'' diye ses çıkmış bunu duyan adam hemen;
- ''Ya arka delikler hiç *arak gördünüzmü'' deyince, az önce kadınlardan çıkan sesi duyan kadı efendi sağ ayağını altına alıp topuğu ile deliğini tıkadığı gibi;
- ''beraat beraat'' demiş.
fıkranın devamı

Genel müdür ve şoförü, Paris'te bir randevu evine giderler. Her ikisi de birer hatun alıp odalara çıkarlar. Dönüş yolunda genel müdür sorar:
- Dün geceden memnun kaldın mı?
- Evet, sayenizde efendim, ya siz?
- Ben mi? Doğrusunu söylemek gerekirse, karım o orospulardan daha tatlı ve daha becerikli!

Soför kendini tutamayarak konuşur:
- Haklısınız efendim. Karınız, o kadınlardan bin kez daha tatlı ve becerikli.
fıkranın devamı

Bir kral halkı için geniş bir yol yaptırmaya karar verdi.Yapımı tamamlanan yolu halka açmadan önce, bir yarışma düzenlemeye karar verdi. İsteyenin bu yarışmaya katılabileceğini ilan ettiren kral, yoldan en güzel geçecek kişiyi belirleyeceğini söyledi.
Yarışma günü, insanlar akın ettiler. Bazıları en güzel arabalarını, bazıları en güzel elbiselerini getirmişti. Kadınlardan kimileri saçlarını en güzel biçimde yaptırmıştı, kimi de yanlarında en güzel yiyecekleri getirmişti. Gençlerden bazıları spor kıyafetler içinde yol boyunca koşmaya hazırlanıyordu.
Nihayet, tüm gün insanlar yoldan geçtiler, fakat yolu kat edip tekrar kralın yanına döndüklerinde hepsi aynı şikayette bulundu:
Yolun bir yerinde büyükçe bir taş ve moloz yığını vardı ve bu moloz yığını yolculuğu zorlaştırıyordu.
Günün sonunda yalnız bir yolcu da bitiş çizgisine yorgun argın ulaştı. Üstü başı toz toprak içindeydi, ama krala büyük bir saygıyla yönelerek elindeki altın kesesini uzattı:
-"Yolculuğum sırasında, yolu tıkayan taş ve moloz yığınını kaldırmak için durmuştum. Bu altın kesesini onun altında buldum. Bu altınlar size ait olmalı."
Kral gülümseyerek cevap verdi:
"O altınlar sana ait delikanlı."
"Hayır, benim değil. Benim hiçbir zaman o kadar çok param olmadı."
"Evet" dedi kral. "Bu altınları sen kazandın, zira yarışmanın galibi sensin. Yoldan en güzel geçen kişi sensin. Çünkü, yoldan en güzel geçen kişi, ardından gelenler için yoldaki engelleri kaldıran kişidir ! "
fıkranın devamı

Temele sormuşlar;
-"Kadınlardan hoslanmaya ne zaman basladin?"

-"Haçan erçek olmadiklarinu anladugum zaman."

fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama