Kafama Fıkraları

loading...

Bir İngiliz bir Fransız bide temel uçağa binmiş,Fransa'nın üstünden geçerken Fransız bi sandalye bırakmış,sonra İngiltere nin üstünden geçerken İngiliz bi masa bırakmış,Türkiye'ye uğramadan olurmu temel gelmiş bi el bombası atmış sonra bakmak için Fransa'ya gitmişler bi Fransız ağlıyormuş neden ağlıyon diye sormuşlar salağın biri kafama sandalye attı demiş,sonra İngiltere'ye gelmişler bi İngiliz ağlıyormuş neden ağlıyorsun diye sormuşlar oda salağın biri kafama masa attı demiş Türkiye'ye gelmişler bi adam gülüyormuş neden gülüyorsun diye sormuşlar oda öyle bi osurdumki arkadaki bina patladı demiş.
fıkranın devamı

Bir gün temel uçağa biner. Elma yemek ister. Ama uçakta elma yemek yasakmış. Elmayı camdan dışarı atmış. Sonra Bobmba atmış. Ve kakalı bez atmış. Aşağı aindiğinde bir çocuk ağlıyormuş. Temel sormuş niye alıyorsun. Kafama elma düşdü. Diğer çocuk gulüyormus. Temel sormuş niye gülüyorsun. Bir fıs yaptım ev patladı. Ve son çocuk burnunu tutuyormuş. Temel yine sormuş niye burnunu yıkıyorsun. Çocuk demiş kardeşim osurduda kötü kokuyor. atmış.
fıkranın devamı


Birgün temel amerikan birde ıraklı 3 yolcu ucaga biner aradan cok gecmeden amerikan aşağıya elma atar temel sorar

-"neden attın o elmayı" der amerikan

-"bizim orda cok var" der sonra ıraklıpencereden asagı armut atar temel sorar

-"sen niye attın" der oda

-"bizim orda cok var" der temelde kendi kendine derki bunlar atıyosa bende atarımder sonra asagı bir bomba atar ikiside sorar

-"sen neden attın" der temelde aynı cevabı verir temel asagı iner ve dolasmak ister dolasırken aglayan 1 cocuk görür neden agladıgını sorar cocuk

-"gökten kafama elma düstü" der az sonra 1 tane daha aglayan cocuk görür onada sorar cocuk cevap verir

-"gökten kafama armut düstü" der sonra gülen 1 cocuk daha görür onada sorar

-"neden gülüyosun" diye cocuk

-"1 osurdum ev patladı"

fıkranın devamı


Sovmenin biri yaptigi sovuyla dünyada çok büyük bir üne kavusmus. Sovunu
bir timsahla gerçeklestiriyormus. Sopasiyla timsahin basina vuruyormus, timsah
agzini açip adamin kafasini agzina aliyormus, adam tekrar sopayla timsahin
basina vurunca tekrar agzini açip hiçbir zarar vermeden adamin kafasini
serbest birakiyormus. Sovmen bütün dünya ülkelerini gezer, sira Türkiye ye
gelir. Büyük bir kalabalik sovu heyecanla izlemektedir. Sov biter, sovmen
alkislardan aldigi zevkle seyircilere döner kasilarak sorar :
- Aranizda bunu yapabilecek biri var mi?
Seyircilerin arasindan bizim Temel atilir :
- Ben yaparim ama söz ver, kafama hizli vurmayacaksin...

fıkranın devamı


İshal olan Temel hastaneye gitmiş. Doktor dahiliye servisine sevk etmiş.

Ancak evrak karıştığı için Temel'i psikiyatriye yatırmışlar.

Bir süre sonra, sevki yapan doktor Temel'e rastlamış:

"Yahu sen ne arıyorsun psikiyatride?"

"Bilmem, buraya yatırdılar işte..."

"Peki ishalin geçti mi?"

Temel'den yanıt:

"Yoo, aynen devam ediyor ama artık kafama takmıyorum.

fıkranın devamı

Adam bir timsaha tasma takmış, sokaklarda geziyor. Bir kahveye girmiş "ey ahali buraya bakın" de...
fıkranın devamı

Bir gün ingiliz fransız ve bizim temel helikopterde giderken fransız elindeki elmayı aşağı f
fıkranın devamı

Adamin biri otostop çekiyormus. Saatlerce bekledikten sonra ancak bir tir durdurmayi basarabilmis.N...
fıkranın devamı

- Mısır yağı mısırdan, soya yağı soyadan, ayçiçeği yağı ayçiçeğinden, zeytin yağı zeytinden elde ediliyorsa; bebek yağı neyden elde ediliyor?
- Süper yapıştırıcılar madem her şeyi yapıştırabiliyorlar da kendilerinin içinde bulundukları tüpün iç cidarlarını niye yapıştırmıyorlar?
- Yanlış çevrilen telefon numaraları niye hiçbir zaman meşgul çalmaz?
- Sadece 'tek heceli' kelimesini söyleyebilmek için niçin dört hece kullanmaktayız?
- Neden insanlar gökyüzünde 400 milyon yıldız var denildiğinde inandıkları halde, 'yeni boyalı' yazan yüzeyi elleriyle yoklarlar?
- Niçin limonlu gazozların içerisinde bir sürü suni tatlandırıcı varken bulaşık deterjanında 'gerçek limon suyu' kullanılmaktadır?
- Evli insanlar gerçekten daha mı uzun yaşamaktadırlar, yoksa öyle mi hissetmektedirler?..
- Işık 300.000 km/sn hızla yayıldığına göre karanlık hangi hızla çökmektedir?
- Işık hızında giden bir arabada oturduğumuzu varsayarsak, farları (ışıkları) yakınca ne olur?
- Niçin fare kokulu kedi maması yok?
- Teflona hiçbir şey yapışmadığı halde teflon, 'tavaya' nasıl yapıştırılmıştır?
- 24 saat açık denen benzin istasyonlarının kapılarında neden kilit vardır?
- Eğer uçağın karakutusu kaza anında parçalanmıyorsa neden bütün uçak bu kutunun üretildiği maddeden yapılmamaktadır?
fıkranın devamı

BIRINCI DAKIKA
Sevgili günlük,
Bu sabah Hürriyet'in Kelebek ekinde sigarayı bırakmanın vücuda yaptığı olumlu etkileri anlatan bir haber okudum. Bu tarz haberlerden oldum olası tiksinmeme rağmen nedense coşup sigarayı bırakmaya karar verdim. Kararım kesin, sigarayı bırakıyorum. Bu kararımın vücuduma etkilerini gösteren tabloyu başucuma astım. İçimin zehirden temizlenmesini tabloya bakarak daha rahat hissedeceğim. Simdi masanın üzerindeki dolu sigara paketini buruşturup çöpe sallıyor ve sağlıklı gürbüz bir kişi olma yolundaki ilk adımımı atıyorum.

SEKIZINCI SAAT
Sevgili günlük,
Tabloya göre sigarayı bıraktıktan sekiz saat sonra tansiyon ve nabız normale dönüyormuş. İnanır misin, bunu hissediyorum sanırım. Tamam, tansiyon ve nabzımın bundan sekiz saat önceki halinde de anormallik hissetmemiştim, ama normale dönmesi iyi bir şey herhalde. Coşkumu paylaşmak için Teoman'ı aradım, sigarayı bırakmama "geçici Ubeyd Korbey sendromu" adini takti. "Oğlum" dedim, "bak tam sekiz saattir sigara içmiyorum, tansiyonum ve nabzım cillop gibi oldu". Bunu söyleyince kendi nabzının ve tansiyonunun da harika olduğunu söyledi, meğer sekiz saattir uyuyormuş. Y_a_v_s_a_k iste, ben ne diyorum o ne diyor. Yalnız laf aramızda, kafama takıldı gerçekten, demek ki günde sekiz saat uyuyan bir sigara tiryakisinin tansiyonu ve nabzı da günde bir kere normalleşiyor. E peki, tansiyon ve nabız günde üç kez normale dönemeyeceğine göre benim kazancım ne bu isten? Demek ki, savaşı erken bırakmayacaksın. Yoksa Teoman i_t_i_n_d_e_n ne farkım kalır? Onun tansiyonu da normal, benimki de.... Neyse, bakıcaz....

ONUNCU SAAT
Sevgili günlük,
Sigarayı bırakırken başlangıcın çok zor geçtiğini duymuştum. Hiç de değilmiş. Az önce yemek yedim, iştahım açılmış, yemeklerin tadını daha iyi aldım. Yıllardır ilk kez yemeğin üzerine sigara içmeyeceğim.

ON BIRINCI SAAT
Acaba azaltarak mi bıraksam? Sadece yemeklerden sonra içsem mesela? Yok yok, dayanmam lazım. Kuruyemişçiye gidip kabak çekirdeği alayım, oyalanırım.

ON ÜÇÜNCÜ SAAT
İki saattir aralıksız kabak çekirdeği yiyorum. Ve bir de yıldıran dejavu: "abi bu çekirdeğe elini sürünce bırakamıyorsun."

ON DÖRDÜNCÜ SAAT
Kabak çekirdeğini bırakınca yemekten sonrakine benzer bir sigara içme isteği uyandı. Çöpe attığım sigara paketini ararken telefon çaldı, Teoman mis. "Sağlığında yeni düzelmeler var mi?" diye sorup kahkaha attı. Vay ayı vaaay, sigarayla mücadelemde basarisiz olmamı bekliyor demek ki. Bu beni sinirlendirmekten çok kamçıladı. Ulan Teoman, görüşürüz bakalım. İlk isim sigara paketinin olduğu çöp torbasını evden atmak.

ON YEDINCI SAAT
Sevgili günlük,
Kendimden utanıyorum. Az önce kapıdaki çöp torbasını geri almaya karar verdim, kapıcı g.türmüs. Kararsızım, sigarayı bırakanların sinirli olmaya başladığı ve kilo aldığı söyleniyor. Şişman ve sinirli biri olup Hüseyin'e benzemeyeyim sakin?

YIRMI DÖRDÜNCÜ SAAT
Sevgili günlük,
Biliyor musun, sigarayı bıraktıktan 24 saat sonra kalp krizi riski yüzde 25 azalıyormuş. Fena değil ha, ne dersin? Teoman'ı aradım az önce, sana en fazla 15 gün veriyorum dedi. Kalp krizi riskinin azalmasından söz ettim, güldü. Gül bakalım Teoman efendi, gül... Gidip kabak çekirdeği alayım.

IKINCI GÜN
Sevgili günlük,
Dün çok kötü geçti. Kuruyemişçiye gidip bir kilo kabak çekirdeği aldım. Gazeteleri çıkmadan okusaydım keşke, Hincal Uluç kösesinin yazısını "kabak çekirdeğinin cinsel güce katkılarına ayırmış. Allahım, ya kuruyemişçi de okumuşsa yazıyı? Ulan yüz gram al çık, bir kilo niye alıyorsun? Bundan sonra o dükkanın önünden geçemem.

ÜÇÜNCÜ GÜN
Sevgili günlük,
Çok güzel bir gündeyiz. Sigarayı bırakmamın üzerinden 72 saat geçti, yani sinir uçlarım bugünden itibaren yenilenmeye başlıyor. Daha da güzeli, sevgilim geliyor. Bugün biraz sinirli gibiyim, kızın yanında arıza yapmasam bari...

DÖRDÜNCÜ GÜN
Sevgili günlük,
Dün ne güzel başlamıştı hatırlarsın, ama korktuğum başıma geldi ve sevgilimle kavga ettim. Her şey iyi başlamıştı halbuki. Bir ara dışarı çıktık, ben sosisli sandviç almak istedim, hanımefendi karşı çıktı. Neymiş, yürüyerek yemek yenilmezmiş. Durduk yerde kavga çıktı. Sonunda dayanamayıp karşıdaki lokantaya gittim ve patlıcan musakka söyledim. Garson tabağı getirir getirmez hatunun yanına koştum ve "yürüyerek yemek öyle yenmez böyle yenir" diyerek elimde tabak yürümeye başladım. Bir yandan da musakkayı yemeye çalışıyorum. kız kaçmaya başladı, ben de pesinden koşuyorum. Bir ara ağzımdan köpükler çıktığını fark edince durakladım. Elimdeki tabağı çöpe atıp eve döndüm. Sevgilimin telesekreterine not bıraktım, umarım arar.

BESINCI GÜN
Bu sabah İstikbal'den çek-yat gelecekti, öğlene kadar bekledim, ne gelen var ne giden. Birden sinirlerim tepeme çıktı, elimde odunla beklemeye başladım. Hayır, niye sözünde durmuyorsun kardeşim? Sabah dediysen sabah getir. Adamlar saat üçte geldiler, ben odunla kapıya çıkınca tedirgin olup kaçtılar. İstikbal'i arayıp siparişi iptal ettim, Yataş'ı var Mobella'si var canim, banane yani...

ALTINCI GÜN
Sevgilim aradı, bana çok kızgın olduğunu söyleyip bir çuval zır zır yaptı. Zaten ona moralim bozuk, bir de Teoman gelip karşımda fosur fosur sigara içmesin mi? Dumanı suratıma üflediğinde çaktırmamaya çalışarak içime çekmeye çalıştım. Ulan özlemişim be...

YEDINCI GÜN
Kabul etmem gerekir ki bugün çok sinirliydim. Gevşemek için televizyonu açıp belgesel izlemeye başladım. Discovery Channel'da Timsah Avcısı diye bir lavuk var, 10 dakika dayanamadım herife. Eline bir yılan almış, yılan çıtır çıtır ısırıyor, bu gevrek gevrek gülüyor. Neymiş, yılan zehirsizmiş. Ya arkadaşım, zehirsiz diye ne bu yani? National Geographic'i açıyorum, zürafalar var, daha iyi. Ama zürafalardan, Mary ve ailesi diye söz ediliyor. Allah belanızı versin hepinizin. Süt içip uyumaya karar veriyorum, süt şişesinin üzerine "lütfen çalkalayınız" yazmışlar. Çal-ka-la-mi-yo-rum. Mecbur muyum lan sizin şişenizi temizlemeye. Para almasını biliyorsunuz essogluessekler sizi be!

SEKIZINCI GÜN
Aksam arkadaşlarla bira içmeye gittik. Bu insanlar ne kadar anlayışsız var ya günlük, aklin oynar. Ulan zaten sigarasız bira içiyorum, beynim sulanmış, hala üzerime geliyorlar. Masada ideolojik hadise çıktı, dışarı kadar uzadı. Tartışma sorun değildi de "sigarayı bıraktığından beri kilo aldın lan koca g.t" deyince dayanamayıp kafa attım Teoman'a. Yapmasam iyiydi.

SEKIZINCI GÜN
Teoman arayıp bir daha benimle görüşmek istemediğini söyledi. Çok umurumdaydı lavuk. Gereken cevabi verdim zaten. Bu arada, gazetede okudum yine. Sigarayı bırakmanın çeşitli yöntemlerinden bahsediyordu. Azaltarak bırakma ve marka değiştirerek bırakma maddeleri ilgimi çekti. Acaba? Ama yok yok, bu kadar dayandım, gerisini getirmek lazım.

DOKUZUNCU GÜN
Sevgili günlük,
Sana ne zamandır sevgili günlük diye seslenmediğimi fark ettim. Oysa sen bu dünyada beni anlayan tek varlıksın, tek dostumsun. Bugün ne oldu biliyor musun, sevgilim beni terk etti. Alçak kadın, manyaklaştığımı söyleyip ayrıldı benden. Bu arada kabak çekirdeğinin b.kunu çıkardım, her tarafımda sivilce çıktı.

ONUNCU GÜN
İki gün önce, sigarayı bırakmanın çeşitli yöntemlerinden söz etmiştim. Ben iki yöntemi
birleştirip hem marka değiştirdim hem de azalttım. Günde üç tane yemeklerden sonra Parliement içiyorum. O kadar zaman sonra ilk içilen sigaranın bir güzel kafası var, şaşırırısın.

ON BIRINCI GÜN
Kendime bir iyilik yapıp sigarayı beşe çıkardım. Ha üç, ha beş. Eskiden günde bir paket içiyordum, simdi beş tane içiyorum. Yine kazançlıyım yani...

ON IKINCI GÜN
Bugün gazetede Amerika'da yapılan bir araştırmayla ilgili haber okudum. Habere göre günde 10 taneye kadar sigaranın çok fazla zararı yokmuş. Üstelik sigaranın markasını değiştirmekten falan bahsedilmiyordu. Madem öyle günde 10 tane Camel içebilirim.

ON ÜÇÜNCÜ GÜN
Sevgilimi ve Teoman'ı arayıp özür diledim. Sevgilim, bir süre daha görüşmek istemediğini söyledi. Ağzımdan köpükler çıkarken koşturduğum sahneyi unutamıyormuş. Haklı kız, bir şey söyleyemedim. Teoman aramızda geçen hadiseyi sigaraya yordu, ona göre yavaş yavaş sigara içmeye başlayınca beynim tekrar faaliyete geçmiş. Neyse barıştık ve yarin aksam buluşmaya karar verdik.

ON DÖRDÜNCÜ GÜN
Teoman'la ocak başına gittik. İçtiğim sigaraları saymadım. Teoman'ın da dediği gibi, sigaranın zararlarını bilerek içiyorum, kime ne? Sana da soruyorum günlük, sanane?

ON BESINCI GÜN
Püfür püfür içiyorum sigaraları. Bir de, "sigaraya tekrar başlayınca ne olur" tablosu yapmaya başladım. Sevgilim de bir daha sigarayı bırakmayacağım sözünü verince geri döndü. Elveda günlük, bir daha isim olmaz seninle.
fıkranın devamı

Adamın biri eczaneye gider ve en sağlamından bir prezarvatif istediğini söyler. Eczacıda elinde bulunanlardan bir tanesini verir. adam orada deneyip deneyemeyeceğini sorar? Eczacıda arkadaki kabinde deneyebilceğini söyler. 2 dakika sonra adam gelir ve,
- ''daha sağlamı yokmu bu yırtıldı'' der.
Eczacı başka bir markanın prezervatifini verir ve adam denemeye gider. 2 dakika sonra çıkan adam gene yırtıldığını ve tekrardan;
- ''en sağlamını istiyorum'' der.
Eczacıda elinde bulunan en sağlam prevervatifi verir ve;
- ''bundan başkada yok'' der.
Biryandan da eczacı meraktan ölmektedir nasıl yırtıldığı konusunda ve adamı kabin boşluğundan izlemeye karar verir. Bir bakar'ki gözlerine inanamaz adam prezervatifi kafasına geçirmeye uğraşıyor.
çok sinirlenen eczacı;
- ''ne yapmaya çalışıyosun'' diye sorar.
pişkin bir şekilde cevap verir;
- ''bu akşam'ki baloya çük olarak gideceğim onun için kafama geçirmeye çalışıyorum'' der.
Sinirden köpüren eczacı;
- ''bence sen ağzının kenarına *ok sür *öt olarak git der''...
fıkranın devamı

Bir Alman bir Fransız birde Temel bir guzergahı hava yolu ile katetmek zorundalar..
Almanya semalarındayken Alman
-"bizim buraların patatesi cok meshurdur.. Bizde de adettir" diyip elindeki patatesi camdan aşşağı atar..
Fransadan gecerken de Fransız
-"bizim buralarında şarabı meşhurdur.. bizde de adettir" diyip şarap şişesini aşşağı fırlatır..
-Karadenizden geçtikleri sırada Temel dinamiti çıkarır.. Ateşlemek üzereyken diğerleri zıplar..
-"Napıyorsun arkadaşım delirdin mi?" dediklerinde Temelde
-bizim buralarında madeni meşhurdur kardeşim" diyerek elindeki dinamiti ateşleyip aşşağı sallar..
Aynı güzergahı karayolu ile gitmek zorunda olan adamlarımız Almanyadan geçerken yol kenarında ağlayan bir çocuk görürler.. kafası bantlıdır..Alman iner arabadan:
-Noldu evladım neden ağlıyorsun
-Amca geçen burda dikilirken kafama patates düştü kafam yarıldı ühühühü diyerek ağlar..Alman'ın kalbi sızlamaktadır..
-Ah canım kıyamam al bu parayı git kendine gazoz gofret filan al..
Fransadan geçerken yine yol kenarında ağlayan bir çocuk.. Fakat bunun kafa bantlı kol alçıda.. Fransız iner..
-Neden ağlıyorsun evladım..
-Gecen burda dikilirken üstüme şarap şişesi düştü amca canım çok acıdı..der..Suçluluk içersindeki Fransız parayı uzatır..
-Git kendine bişiler al.. ağlama lütfen..
Neyse en son durak Trabzon.. ve yol kenarında yerde tepinen bir çocuk.. Kahkaya boğulmuş gülmekten kıvranıyor..Temel iner aşağıya..
-Noldi la ne tepineysun ?
-Ahahaha amcacum geçen şu karşiki köye doğru bi osurdum havaya uçti daaaa ahahhah !!!!!!!
fıkranın devamı

Bir gün Temel eczacı olan arkadaşı Dursunun yanına gider ve
- Ula Dursun bana bi prezervatif ver
der.
Dursun da bunun alet küçüktür diye düşünerek en küçüğünü verir
Temel 15 dakka sora geri gelir ve
- Ula Dursun bunun büyüğünden ver
der.
Dursunda bi büyüğünü verir. 15 dakka sora Temel yine gelir ve
- Ulan Dursun en büyüğünden ver
der.
Dursun da
- Ula i**e senin alet ne kadar ki en büyüğünü istiyosun
der.
Temel
- Yok ula bilduğun gibi değil. yaw penum kis arkadaşım peni kiyefet balosuna çağırdı. Ben de prezervatifi kafama takıp babamın y****ğına benzemek istiyorum
der.
Bunun üzerine Dursun da
- Ula i**e baştan sölesene onun daha kolayı var ben senin iki yanağına orkid takayım git ananın a**na benze
der.
fıkranın devamı

Şiddetli ishal olan Temel, hastaneye kaldırılmış.
Doktor, kısa bir muayeneden sonra, hastabakıcıya talimatını vermiş:
-Hastamız şiddetli ishal, kendisini hemen tekerlekli sandalyeye oturtun ve ilgili servise götürün.
Hastabakıcı Temel'i tekerlekli sandalyeye koymuş ama yanlışlıkla koridorun sonundaki psikiyatri servisine bırakmış.
Aradan birkaç gün geçmiş. Temel'e ilk teşhisi koyan doktor, Temel'i psikiyatri servisinde görünce şaşkınlıkla sormuş:
-Yahu sen ishaldin, ne arıyorsun psikiyatri servisinde:
Temel kafasını sallamış:
-Ne pileyum, sizin hastabakıcı puraya ceturdi...
-Peki ishal durumun nasıl?
-Aynen eskisi gibi ama...
-Aması ne?
-Artuk kafama takmayrum...
fıkranın devamı

Temel Amerikan vatandaşı olmak için yeşil kart veren bir büroya başvurmuş.Bu kartı alabilmenin iki şartı varmış.Bunların birini yerine getirmek yeterliymiş.Neyse Temel Amerikan vatandaşı olmuş.Senelerce orda kalmış.Ve en sonunda memleketi Trabzon'a gitmiş.
Temel artık ibne olmuş.Ama akrabaları gördüklerine inanmak istememişler.'Noldu temel ne bu halin.'demişler.
O da başlamış anlatmaya.'Valla arkadaşlar!Büronun iki şartı vardı.Ya 3 üniversite bitirip,binlerce kitap okuyup,4 dil öğrenip entel olacaksın ya da ibne olacaksın dediler.!demiş.Bunun üzerine ahali 'eee' demiş.Temel de:'Ben de bilmediğim o kadar zımbırtıyı kafama sokacağıma bildiğim şeyi dötüme soktum ibne oldum.'demiş.
fıkranın devamı

Temel bir gün doktora gitmiş ve meramını doktora aktarmış: - Doktor bey parmağımı karnıma bastırıyorum acıyor, omzuma bastırıyorum acıyor, kalbime bastırıyorum acıyor, kafama bastırıyorum acıyor, gözüme bastırıyorum acıyor... Doktor bu duruma çok şaşırmış. Temel'e yapılabilecek bütün tahliller yapılmış ama bir şey çıkmamış. En sonunda anlaşılmış ki Temel'in parmağı kırık...
fıkranın devamı

Şovmenin biri yaptığı şovuyla dünyada çok büyük bir üne kavuşmuş.Şovunu bir timsahla gerçekleştiriyormuş.Sopasıyla timsahın başına vuruyormuş,timsah ağzını açıp adamınkini ağzına alıyormuş,adam tekrar sopayla timsahın başına vurunca tekrar ağzını açıp hiçbir zarar vermeden adamınkini bırakıyormuş.Şovmen bütün dünya ülkelerini gezer,sıra Türkiye'ye gelir.Büyük bir kalabalık şovu heyecanla izlemektedir.Şov biter,şovmen alkışlardan aldığı zevkle seyircilere döner kasılarak sorar:'Aranızda bunu yapabilecek biri var mı?'.Seyircilerin arasından bizim Temel atılır:'Ben yaparım ama söz ver,kafama hızlı vurmayacaksın'
fıkranın devamı

Sirkte bir arslan terbiyecisi eğittiği arslan ile birbirinden ilginç ve tehlikeli gösteriler yapıyormuş. En son gösterisinde eline bir sopa almış, arslanın kafasına sopa ile vurmuş, arslan ağzını açmış, adam da erkeklik organını arslanın ağzına sokmuş. Seyirciler çılgınca alkışlamışlar. Adam seyircileri selamladıktan sonra;
- Aranızda bu hareketi yapabilecek bir gönüllü var mı?
Diye sormuş. Arkalarda oturan bir adam seslenmiş;
- Ben yaparım ama kafama vurmayacaksın...
fıkranın devamı

Bir gün Tansu Çiller,Mesut Yılmaz ve Saddam Hüseyin bir helikoptere binmişler gidiyorlar... Üçü de kendi memleketlerini övüyor!!! Tansu Çiller'in memleketinden geçerken,demişki
-Bizim memleketin domatesi meşhur,bir domates yemiş ve kabuğunu aşağıya atmış.Sonra aşağıya inmişler bakmışlar bir çocuk ağlıyor nedenini sorduklarında çocuk domates kafalı birinin yukarıdan domates attığını söylemiş.Tansu Çiller çok utanmış.
Helikoptere tekrar binmişler bu sefer,Mesut Yılmaz'ın memleketine gelmişler -Bizim memleketin salatalığı meşhur diyerek bir salatalık yemiş ve aşağı atmış,inip bakmışlar yine bir çocok ağlıyor nedenini sorduklarında hıyarın biri kafama hıyar attı demiş.Mesut çok utanmış.Tekrar helikoptere binmişler.
Saddam'ın memleketine gelmişler Saddam bizim memleketin bombası meşhur diyerek aşağı bomba atmış.İnip baktıklarında bu sefer bir çocuk gülüyor.Şaşırarak sormuşlar neden gülüyorsun? çocuk cevaplamış
-Bir osurdum arkamdaki bina yıkıldı!!!!!
fıkranın devamı

Dünyanın bana zindan olduğu günlerdi. Sanırım birkaç defasında da
evden ağlayarak dışarı çıkmıştım... Hayatım kararmıştı da bir ışık
bekliyordum sanki ama yoktu. İşte böyle düşündüğüm günlerde
daire kapıma sıkıştırılmış bir Mektup buldum. Hayretle baktım
üzerinde göndericisi yazmayan zarfa. Sonra odama girip açtım...
"Acıları paylaşmak insanların vazifesidir" diyordu.
"Senin geçtiğin sokakta ben de vardım. Ama bir sokakta ya ben olmamalıydım veya paylaşılmamış acılarını içinde gezdiren bir insan!..."
Mektubun sonunda da isim yazmıyordu.
Peki kimdi bu? Kimdi, neden yazmıştı bu notu ve neden bana yazmıştı?
Aslında hoş sözlerdi...Ve aslında bir mektuba da deliler gibi
ihtiyacım vardı. Acaba dediğini yapacak mıydı, yazacak mıydı her gün?.. Bunu zaman gösterecekti. İlk gün kafam karıştı.Hem kendi problemlerimi hem dün gelen mektubu, hem de yeni mektupların gelip gelmeyeceğini düşünüyordum. Sonraki gün posta kutumda beyaz bir zarf buldum. Kalbimin çarptığını hissettim... Yazı aynıydı, odama girip okumaya başladım mektubu.
Bu inanılmazdı.. Bir bardak su içercesine bitiverdi mektup.Doymadım! Bir bardak su daha almış gibi kendime ve susuzluğumu kandırır gibi yeniden okudum altı sayfayı...
Sanki tanıyordu beni, sanki yıllardır dertleşiyordum onunla...
Altıncı sayfanın sonunda diyordu ki;
"Yarın yine yazacağım..."
Yarın yine yazdı, öbür gün yine..Ve sonraki günler yine yazdı...
Her mektubunun sonunda, yarın yine yazacağına ait not vardı ve her gün de dediğini yapıyordu. Her gün işyerinden dönerken kalbim çarpıyordu heyecanla... Her gün görüyordum posta kutumun bugün de boş olmadığını ve gariptir; artık yapayalnız olmadığımı,
kalbimin boş olmadığını hissediyordum. Bu mektuplar yüreğime giriyor sıkıntılarımı eritiyor ve beni yarınlara doğru itiyordu. Zannediyordum ki; bunlar olmadan yaşayamayacağım.Öylesine alışmıştım ki onlara, olmasalar sanki nefes alamayacağım!...Vakit buldukça oturup eski mektupları bile yeniden okuyordum.Zaman geçti ve zamanla beraber sıkıntılarımda geçti.O günlerden geriye sadece eski mektuplar kaldı. Bir gün içimde karşı koyamadığım bir merak peydahlandı; kimdi bu? Nasıl biriydi? Onunla ilgili her şeyi merak etmeye başladım. O her gün yazıyordu ve nasılsa her gün yazmaya devam edecekti.Bundan emin olduğum için de, yazılarında anlattıklarından çok nasıl bir kalemle yazdığına, neden bu kağıdı seçtiğine, yazı stiline aklımı takmaya başladım... Yazıları öylesine deva olmuştu ki bana, onunla ilgili her şey de mükemmel olmalıydı. Ama her şey... O gün evde kalmıştım. Kahvaltı yapmış ve bu harika mektupların en azından nasıl birisi tarafından getirildiğini görmeyi koymuştum kafama... Öğle vaktine doğru sokağa giren postacıyı gördüm.
Koşarak aşağı indim. Mektubumu kutuya bırakmıştı, eli henüz
havadaydı...Göz göze geldik. Aman Allahım... Aman Allahım,
bu ne kadar çirkin bir adamdı böyle! Dondum kaldım... O da başını
eğdi döndü ve gitti. Orda öylesine bekliyordum şimdi... Kutuyu açıp mektubu bile alamıyordum. Bunca zaman, bunca güzel bir mektubu, bu kadar çirkin biri mi taşımıştı? O öptüğüm, kokladığım, göğsüme bastırdığım, yastığımın üzerine koyduğum mektuplarıma benden önce bu adamın mı eli değmişti? Saçmaladığımı biliyordum ama böylesine güzel duygularıma bu çirkin yaratık karıştı diye az önce getirdiği zarfı alamıyordum. Kapıyı açtım, dışarı çıkıp bir adım attım. Çoktan gitmişti. Neye olduğunu bilmiyordum ama çok kızgındım. Zarfa dokunmadan çıktım yukarıya. Odama girdim, eski mektuplarıma baktım. Biliyordum, onlar benim en zor günlerimle bugünüm arasında köprü olmuşlardı, ama onlara da dokunamadım. Bu güzelliğe bu çirkinliği yakıştıramıyordum!
Ertesi gün iş dönüşü baktım ki, kutuda hâlâ o aynı kirli mektup var!
Almadım. Sonraki gün baktım; aynı mektup yine yapayalnız beklemekte.
Bir kaç gün sonra ise kutuya bile dönüp bakmamaya başladım...
Altı yedi hafta sonra dünya yine karanlık gelmeye başladı bana.
Bir dosta, bir morale ölürcesine ihtiyaç duymaya başladım...
Her şey çok ağırlaşmıştı yeniden. Uyku bile uyuyamıyordum.
Mektup aklıma geldiğinde gece yarısını geçiyordu. Tereddüt
bile etmeden aşağı indim, kutumu açtım ve mektubu aldım.
Bir saat içinde üç defa okumuş, özlemiş olarak göğsüme bastırmış
ve uzun zamandır ilk defa böylesine huzur içinde uyuyabilmiştim.
Bunlar benim ilacımdı biliyordum. En çok o gün merak etmiştim,
bir daha ne zaman yeni bir mektup geleceğini... Ve o akşam gözlerime inanamadım; kutumda mektup vardı. Yazı aynıydı, zarfta yine isim
yoktu. Üstelik bunda postanenin damgası da yoktu... Açtım zarfı;içindeki kısacık mektupta şunlar yazıyordu;
"Sana gelmiş bir mektubu kırk sekiz gün okumamakla ne kazandığını
bilmiyorum... Ama artık benim sana yazmaya vaktim olmayacak.
Çünkü tayinim çıktı ve bugün başka bir şehre gidiyorum. Hoşçakal!

Çirkin Postacı..."

Donmuş kalmıştım şimdi... Derin bir pişmanlık düğümlendi boğazıma,
hıçkırarak eve girdim. Çantamı açtım; tarakların,rujların ve diğer
karışıklığın arasında bulduğum mavi göz kalemiyle, bir kağıda;
"Lütfen bana tekrar yaz" yazıp posta kutuma koydum.

Bir daha hiç kilitlemediğim kutuda, aynı notum iki yıldır yapayalnız bekliyor...




fıkranın devamı

Onu ilk kez orta 2 de görmüstüm. Gerçekten çok güzeldi. Dümdüz saçlari, ela gözleri vardi. Içimde acayip birsey hissetmistim. Ama o bana sadece bakmisti. Benim sanki dünyam yikilmisti. Sonraki günler gene okulda onu görüyordum. Ama o bana sadece bakiyordu. Onu düsünerek bütün yili geçirmistim.

Son siniftaydim. Okulun ilk günüydü. Herkes birbiriyle selamlasiyordu. Ben biraz geç gitmistim. Zaten okulun ilk günüydü. Gene onu görmüstüm. Çok güzeldi. Daha bir güzel olmustu. Sanki bütün bir yaz, güzellik merkezinde geçirmis gibiydi. Koridorda yürürken herkes ona bakiyordu. O an "ALLAHIM!! NE KADAR GÜZEL BIR KIZ.!!!!!!" diye geçirdim içimden. Ama biliyordum, böyle bir kiz benimle beraber olmazdi. Sinifi benimkinin hemen yaniydi. Arkadaslarimi görme bahanesiyle siniflarina girerdim. Amacim onu daha çok görmekti. Ogün birçok kez onunla göz göze gelmistim. Ama o hep baska taraflara bakiyordu. Benimse sanki dünyam yikiliyordu. O aksam eve gittim. Gece hep onu düsündüm. Kendi kendime: "BEN NE YAPIYORUM!!" dedim. Muhakkak beraber oldugu biri vardir diye geçiriyordum içimden. Unutmaya çalisiyordum. Ama hep onu düsünüyordum. Hergün gözgöze bakismalarla sömestr gelmisti. Kafama koymustum. Tatilden sonra muhakkak onunla tanisacaktim. Ve bu hayalimle yariyil tatiline girmistim.

Nihayet tatil bitmisti. 15 gün bana 15 asir gibi gelmisti. Ve nihayet onu görmüstüm. Koridorda yürümüyor adeta süzülüyordu. Sinifina girdi. Arkasindan bende girmistim. Sinif çok kalabalikti. Yerine oturdu. Sonra bana bakti. Ve güldü. Beni o sekilde donmus bir mumya gibi görünce yüzünde bir gülümseme oldu. Bense kipkirmizi olmustum. Hemen ordan uzaklastim. Hiç tenefüse bile çikmadim. Okul çikisinda eve yildirim hiziyla varmistim. O aksam hiç uyuyamadim. Uzun zamandir hoslandigim kiz bana gülümsemisti, ama ben kaçmistim. O kalabalik ortam benim bütün cesaretimi kirmisti. Bir hafta boyunca hiç onun yüzüne bakamamistim.

Bir gün kantinde tek basima otururken yanima geldi. Ben saskinliktan hiçbirsey yapamamistim. O dünya güzeli kiz neden yanima gelmisti diye kendi kendime sorarken, bana : "Geçen gün için sizden özür dilerim. " dedi. Ve uzun uzun gözlerimin içine bakti. Gözlerimin içine bakarken yüregimde bir sicaklik hissettim. Ama heyecanimdan hiçbirsey söyleyemedim. Ve yanimdan kalkti gitti. Hiçbirsey anlamamistim. Neden özür diledi. Ve neden gözlerimin taa içine uzun uzun bakmisti.

Artik karar vermistim. Onunla ne pahasina olursa olsun tanisacaktim. Birgün okul çikisinda gözlerim onu aradi. Ve en sonunda onu gördüm. Hemde yanlizdi. Iste firsat diye geçirdim içimden ve ona dogru yürümeye basladim. Yanina vardigimda bana bakti ve gene uzun uzun gözlerimin içine bakti. O an nasil yaptim hala bilmiyorum ama ona : " SIZINLE KONUSABILIRMIYIZ??" dedim. Bir an bir suskunluk oldu. Ve "OLABILIR!" dedi. Sanki dünyalar benim olmustu. Uzun zamandir hoslandigim kizla tanisma imkani bulmustum. Okulumuzun hemen yaninda park vardi. Oraya dogru yürümeye basladik. Ama hiçbirsey konusmuyorduk. En sonunda parka varmistik. O oturmustu ben ayaktaydim. "BENIMLE NE KONUSMAK ISTIYORSUNUZ?" dedi. Bende bütün cesaretimi toplayarak: "SINIFLARIMIZ YANYANA. SIZIN SINIFTA HEMEN HERKESI TANIYORUM. SIZ HARIÇ.. SIZINLEDE TANISMAK ISTEMISTIM DE." demistim. Oda "BILIYORUM. HEMEN HER TENEFFÜS BIZIM SINIFTASINIZ." dedi. Heyecanim giderek azaliyordu. Ama kalbim deli gibi atiyordu. Sonra : "BEN RIDVAN" dedim elimi uzatarak. "BENDE ARZU!!!" dedi. Tokalastik. ARZU dedim içimden. "EFENDIM" dedi. Sadece bakisiyorduk. Bir an "ELLERINIZ TITRIYOR!!" diye bir ses duydum. Özür dilerim dedim. Ellerimiz ayrilirken dualar ediyordum. Bu an hiç bitmesin diye. "YARIN DAHA ÇOK VAKTIMIZ OLUR. EVE GEÇ KALDIM!!" dedi. Ben sadece bakakalmistim. Ayrilirken gene bana bakti ve güldü. Ama bu seferki bir baska gülüstü. Kalbim deli gibi atiyordu. Sabahi iple çekiyordum. O gün zar zor uyumustum.

Erkenden kalkmistim. Apar topar okula varmistim. Koridorun ucunda adeta kamp kurmustum. Içimden "ARZU, ARZU, ARZU" diyordum. Bir an "EFENDIM!" diye birses duydum. Arkami döndüm ve onu gördüm.Meger o gün erken gelmis. Ben heyecandan ne yapacagimi bilmezken o bana "MERHABA" dedi. Biraz bekledikten sonra "MERHABA" diye karsilik verdim. "ILK IKI DERSIM BOS. " dedi. Ve lafini bitirmesine izin vermeden "BENIMKILERDE " dedim. Beraber kantine indik. Kimseler yoktu. Masanin etrafina karsilikli olarak oturduk. Sadece bakisiyorduk. Bir an kitaplarim yere düstü. Ve o ses beni kendime getirdi. Onunla muhabbet etmeye basladim. Nereli, kaç yasinda, kaç kardes herseyini ögrenmistim. Konustukça ne kadar güzel konusuyo, ne güzel fikirleri var diyordum. Sonra zil çaldi. 2 ders bu kadarmi kisa sürerdi. Siniftayken yillar gibi gelen dakikalar, simdi sanki birkaç saniye gibiydi. "ZIL ÇALDI. GITMEM GEREKIYOR. " dedi ve yanimdan ayrildi. Giderken gene o hasta oldugum gülümsemesini yapti.

Daha sonraki günler gene onunla kantine inip muhabbet ettik. Bazen siniflarina gittigimde onunla konusan erkek gördümmü ters ters bakardim o çocuklara. Onun hiçbir erkekle beraber olmasina tahammül edemiyordum. Onu herkesten kiskaniyordum. Hemen her teneffüs beraberdik. O da bundan rahatsiz gibi görünmüyordu. Samimiyetimiz bayagi ilerlemisti. En sonunda kafama koydum. Ona soracaktim. Beraber oldugu biri varmi. Eger beraber oldugu biri yoksa, acaba beni kabul edermi??? Evet bunu yapacaktim.

Bir cuma günü, okul çikisinda "HAFTASONU NE YAPACAKSIN?" diye sordum ona. Arkadaslariyla okulda bulusup taksime gidecegini söyledi. Üzülmüstüm. Oysa benimle beraber olmasini o kadar çok istiyordumki!!! Kafami önüme egdigim anda "AMA PAZAR GÜNÜ EVDEYIM!!" dedi. Kafami kaldirip yüzüne baktigimda gülümsüyordu. Hemen lafi degistirip "ISTERSEN EVINE KADAR BERABER YÜRÜYELIM" dedim. "TAMAM" dedi. Yolda yürürken hep o konusuyordu. Bense pazar günü ne yaparim diye kafamda planlar yapiyordum. Evinin önüne geldigimizde "ISTE EVIM BURASI ". "BENIMLE BERABER YÜRÜDÜGÜN IÇIN TESEKKÜRLER" dedi ve usul usul bana bakarak evine girdi. Pazar gününü iple çekiyordum. Bir bahane bulur ve evine giderim diye düsünüyordum. Pazar günü erkenden kalktim. Ama pencereden disari baktigimda bütün planlarim altüst olmustu. Disarida acayip bir yagmur vardi. Bende mecburen evde oturmak zorunda kaldim.

Okullarin kapanmasina bir ay kala "LISEYI NERDE OKUYACAKSIN?" diye sordum ona. "BILMIYORUM!! AMA BÜYÜK IHTIMALLE BAKIRKÖY'DE" dedi. "NASIL YANI BÜYÜK IHTIMALLE" diye sordum. "SANA GÖSTERDIGIM EV TEYZEMIN EVI... ANNEM BABAM VE ABIM KEMERBURGAZDA OTURUYORLAR.. ORDAKI OKULLAR PEK IYI DEGIL.. ONUN IÇIN BENI BURAYA, TEYZEMIN YANINA GÖNDERDILER." dedi. Nasil yaptim bilmiyorum ama "IYIKI GÖNDERMISLER" dedim. Bana bakti ve güldü. "INSALLAH AYNI OKULA DÜSERIZ" dedim. O da kafasini evet der gibi salladi.

Son hafta "TATILDE NE YAPACAKSIN" diye sordum Arzu'ya. "MEMLEKETE GIDECEGIZ" dedi. Ben sanki yikilmistim. "YANI IZMIR'EMI GIDIYORSUNUZ" diyebildim. Basini öne egerek "EVET!!!" dedi. Bir an durdum ve "SEN GELENE KADAR SENI BEKLEYECEGIM!!!" dedim. Bana bakti ve güldü. Gözlerine baktim sanki isil isil parliyordu. Ve aniden boynuma sarildi. Sanki "BENI BIRAKMA !!" der gibiydi. O an kalbimde bir sicaklik hissettim. Aglamamak için kendimi zor tuttum. Sonra "HADI GIT... NE OLUR ÇABUK DÖN!!" dedim. Ve gitti.

Okul bitti. Tatile girdik. Ben hep onu düsünüyordum. Geceleyin sokaklarda bos bos dolasip onu hayal ediyordum. Eve geç gidiyordum. Bu aralar evlede aram açilmaya baslamisti. Onun yanindayken birkaç saniye gibi geçen saatler, artik asirlar gibi geliyordu. Onu çok özlüyordum. Acaba oda beni özlüyormu diye içimdende geçiriyordum. Hergün dualar ediyordum. Onun yüzünü biran önce görmek için. En sonunda dualarim kabul olmustu. Okullarin açilmasina bir ay kala istanbula gelmisti. Telefon çaldiginda bakmistim. Arayan oydu. Sesini hemen tanidim. "BEN GELDIM.. BENI HALA BEKLIYORMUSUN?" diye sordu bana. "EVET. HEMDE DUALAR EDEREK BEKLIYORUM" dedim. Okulun önünde bulusalim dedi. Tamam dedigim gibi disari çiktim. Yürümüyor sevincimden kosuyordum. Okula vardigimda ter içinde kalmistim. Onu beklemeye basladim. Ve onu köseden dönerken gördügümde gözlerime inanamadim. 2 ay boyunca göremedigim, ugruna dualar ettigim kiz bana gülümseyerek geliyordu. Bende ona dogru yürümeye basladim. En sonunda beraber olmustuk. "HOSGELDIN" dedim, oda "HOSBULDUK" dedi. Gözlerim dolmustu. "SENI ÇOK ÖZLEDIM ARZU" dedim ve boynuna sarildim. Öyle bir sarildim ki 2 ayin hincini çikartiyordum adeta. Oda bana sariliyordu. Sonra gözlerimiz bulustu. "SENIN EN ÇOK NEYINI ÖZLEDIM BILIYORMUSUN!!! ELA GÖZLERINI VE EN ÇOK DA GÜLÜSÜNÜ" dedim. Bir an bakakaldi. Sana birsey söyleyecegim dedi. Ailem liseyi bakirköyde okumama izin verdi. Bu lafi duyunca sanki dünyalar benim olmustu. Sevdigim kizla ayni yerde liseyi okuyacaktim.

Birbirimizin telefonlarini aldik ve onun hangi liseye kayit olacagini ögrendim. Kendimi de o liseye kayit ettirdim. Okulun ilk günüydü. Onu kapinin önünde bekleyeme basladim. En sonunda görünmüstü. Ama yaninda bir erkek vardi. O an dünyam basima yikilmisti. Sevdigim kizin yaninda bir erkek vardi. Hemde bayagi büyük biriydi. Bu bana çok koymustu. Ben bunlari düsünürken o beni gördü kosarak yanima geldi. "MERHABA" dedi. Ben sadece gözlerine bakiyordum. Cevap vermedigimi görünce "NE OLDU" dedi. "KIM O ÇOCUK" dedim. Sakayla karisik "YOKSA KISKANDINMI?" dedi. Bayagi sinirlenmistim. O da bunu anlayinca o benim abim. Okulun ilk günü beni birakmaya geldi. Nasil bir okul oldugunu annemlere söyleyecek dedi. Ben "OH BE " dedim. "NEDEN OH BE DEDIN" diye sordu bana. "HIIIÇ" dedim. Gözlerimin içine bakti. Sanki bana birseyler anlatmak istiyordu. Sonra "ARZU" diye bir ses duydum. Ikimizde ayni yöne bakinca abisinin yanimiza geldigini gördüm. Hadi gir içeri dedi. O da tamam dedi. Abisi bana bir bakti. Sonra çekti gitti. Ben çok mutluydum. Çünkü sevdigim kizla ayni okuldaydim.

Bir hafta sonra Arzu' ya "SENINLE BIRSEY KONUSACAGIM." dedim. "NE HAKKINDA" diye sordu. "ÖZEL BIRSEY" dedim. Gözleri parlayarak "TAMAM" dedi. "CUMARTESI OKULUN ÖNÜNE GEL ORDA BULUSUP BIRYERLERE GIDIP KONUSURUZ" dedim. O da olur dedi. Bu sefer bütün cesaretimi toplayip bu kiza onu deliler gibi sevdigimi söyleyecegim. Diye içimden geçiriyordum. Cuma günü arzu birini getirdi yaninda. Ben arkadasi sanmistim. Sizi tanisatirayim dedi. Kizin adi fulyaymis. Arzu' nun yegeniymis. Ayni okulda olmasinin bir sebebi de oymus. Ailesi bir akrabasi yaninda olursa daha iyi olur demis.

Ertesi gün erkenden kalktim güzelce giyinip okulun yolunu tuttum. Okulun önünde beklemeye basladim. Köseyi döndügünü görünce sok olmustum. Harika giyinmisti. "NE KADAR GÜZEL!!" diye geçirdim içimden. Yanima geldi "MERHABA" dedi. "BUGÜN ÇOK GÜZELSIN" dedim. Yanaklari kipkirmizi oldu. Basini önüne egip "TESEKKÜR EDERIM!!" dedi. Ileride bir café var oraya gidelim dedim. Olur dedi. Kafeye vardigimizda birseyler söyledik. Ve konusmaya basladik. "BENIMLE NE KONUSMAK ISTIYORSUN?" diye sordu Arzu. "BIR KIZDAN HOSLANIYORUM. AMA ONA BIR TÜRLÜ AÇILAMIYORUM. BANA YARDIM EDERMISIN?" dedim. Ben bunlari söyledikten sonra gözleri dolmustu. Aglamamak için kendini zor tutuyordu. Gözlerimin içine bakarak "O KIZI TANIYORMUYUM?" diye sordu. "EVET!!! HEMDE ÇOK YAKINDAN TANIYORSUN.." diye cevap verdim gözlerinin taa içine bakarak. Sanki daha bi yikilmisti. Ama bilmiyorduki hoslandigim kiz oydu. "SENCE NE YAPMALIYIM?"
diye sordum ona. Içinden ne geliyorsa onu yap dedi. "BEN DUYGULARIMI KOLAY KOLAY ANLATAMAM.." dedim. "SEN BILIRSIN." "ARTIK BENI EVE GÖTÜR!!!" dedi. "NEDEN! NE OLDUKI ?" diye sordum. "BASIM AGRIYOR!" diye karsilik verdi. Peki deyip onu evine kadar götürdüm. Eve gidene kadar yolda hiç konusmadik. Evinin önüne gelince gözlerimin içine bakti. Içim sizlamisti o bakislar karsisinda. Boynuma sarilip kulagimin içine birseyler söyledi. Ama anlamamistim. Tekrar söylermisin dedim. Bosver dedi yüzüme bakmadan apartmanin içine girdi. Sanirim agliyordu. Sanirim onu üzmüstüm. Hayatta tek deger verdigim insani aglatmistim. Bu bende tarif edilemez bir aciya sebep olmustu. Ondan sonraki günler benimle pek konusmamaya baslamisti. Onu her gördügümde bir yerlere dalip gidiyordu. Bir hafta sonra "ARZU NEYIN VAR!!! KAÇ GÜNDÜR BENIMLE FAZLA KONUSMUYORSUN.." diye sordum. Oda bana "O HOSLANDIGIN KIZLA SENI YANLIZ BIRAKIYORUM YA!! DAHA NE ISTIYORSUN!!" dedi. Sinirli sinirli bakarak. Beni okul çikisinda eski okulumuzun ordaki parkta bekle. Sana o kizin kim oldugunu söyleyecegim dedim. Basini öne egerek "OLUR BEKLERIM!!" dedi. Okul çikisini iple çekiyordum. Çok ama çok heyecanliydim. Ve sonunda zil çalmisti. Okulun kapisindan çikarken "ALLAHIM BANA GÜÇ VER!!" diye dualar ettim. Parkin önüne gelip beklemeye basladim. Bir kaç dakika sonra yanima geldi. "HADI SÖYLE!!" dedi. "SANA DAHA ÖNCEDE SÖYLEMISTIM.. BEN DUYGULARIMI, IÇIMDEKILERI KOLAY KOLAY DILE GETIREN BIRI DEGILIM. " dedim. Gözlerinin taa içine bakarak. "HOSLANDIGIM KIZIN EN ÇOK NEYINI BEGENIYORUM BILIYORMUSUN""diye sordum. Gözlerimin içine bakarak "SÖYLE!!" dedi. Gözlerimi kapatip ve bütün cesaretimi toplayip
"ELA GÖZLERINI!!!!! VE EN ÇOK DA GÜLÜSÜNÜ!!!!" dedim. Sonra gözlerimi açtim. Rahat bir dakika sadece bakistik. Sonra boynuma sarildi. Ve hüngür hüngür aglamaya basladi. Kulagima "BENDE!" dedi. O kiz kim anladinmi? Diye sordum. Basini salladi. Sonra yüzüme bakarak tekrar "BENDE!" dedi. Ve kosarak evine gitti. Hiç kipirdayamiyordum. Sanki donup kalmistim. "ALLAHIM SANA SÜKÜRLER OLSUN!!" diye defalarca içimden geçirdim. En sonunda benimde artik bir sevdigim var. diyordum. Heyecanimdan kalbim deli gibi atiyordu. O hoslandigim kiz, ugruna dualar ettigim kiz. O da benden hoslaniyormus. Bunu bildikçe sevincim bir kat daha artiyordu. Sonra o parktan taa eve kadar yürüyerek geldim. Aksam yattigimda ne kadar yoruldugumu anladim. Sabahleyin kalkar kalkmaz kahvalti bile yapmadan okula gittim. Siniflarina gittim daha gelmemisti. Çok iyi dedim içimden. Onu karsilarim. Dedim içimden.. 10 dakika sonra koridorun ucunda görünmüstü. Sanki bana daha bir baska gözüküyordu. Daha bir güzellesmis gibiydi. Koca okulda sadece koridorda yürüyen ARZU, birde ona bakan BEN vardim sanki. Hiçkimseyi gözüm görmüyordu. Koridorda yürürken sadece o bana bende ona bakiyordum. Yanima geldi "MERHABA" dedi. Kekeleyerek "MERHABA" diyebildim. "KANTINE GIDELIMMI " diye sordu. "TABIKI" dedim. Kantine vardigimizda kimseler yoktu. Kantinin ortasinda durdu, bana döndü, resmen aglamak üzereydi. Boynuma sarilip "NE OLUR BENI BIRAKMA!!" dedi. O anki duyguyu anlatamam. Hani derler ya yasanmadan anlamazsin, gerçektende öyle birseydi. Aglayarak cevap verdim. "HIÇBIR ZAMAN!!" dedim. Sonra bana daha bi siki sarilmaya basladi. Rahat bir dakika boyunca birbirimize sarilmistik. Sonra gözlerimiz birbirimize bakti ikimizde agliyorduk. "BILIYORUM!! DUYGULARINI DILE GETIREMIYORSUN.. AMA INAN SENDEKI DUYGULARIN AYNISINI BENDE SANA HISSEDIYORUM. SÖYLEMESENDE BILIYORUM. BENI DELI GIBI SEVIYORSUN. BUNU HISSEDEBILIYORUM.." dedi. Ben sadece kafami öne egip "EVET!!" diyebildim. Neden bilmiyorum ama söyleyemiyordum. Onu deliler gibi sevdigimi ugruna canimi verebilecegimi bagira bagira söylemek istiyordum, ama yapamiyordum. Bütün bir yil boyunca hep beraber dolastik. Hafta sonlarini ve teneffüsleri iple çekiyordum. Onu daha fazla görebilmek amaciyla.

Yil sonu yaklasiyordu. Okulun kapanmasina yaklastikça daha bir hüzünleniyordu. Bir gün "NEDEN SON GÜNLERDE HÜZÜNLENIYORSUN?" diye sordum. "BILIYORSUN!! TATILLERDE HEP MEMLEKETE GIDIYORUZ. SENDEN AYRILMAK BENI MAHVEDIYOR. ONUN IÇIN ÜZÜLÜYORUM." dedi. Biliyordum. Her yaz memlekete giderlerdi. Ve bu beni daha bir üzerdi. "NE OLUR GITME!! HIÇ OLMAZSA BU YAZ ISTANBUL DA KAL" dedim aglayarak. "AGLAMA!!! SEN AGLADIKÇA BEN DAYANAMIYORUM. ÇOK ÜZÜLÜYORUM." diyordu. "BENIM IÇINDE ÇOK ZOR GEÇECEK. SENSIZ 2 KOCA AY" dedi. Ve sonunda okullar kapandi. Giderken onu son bir kez daha görmek için evlerine gittim. Kapida babasinin arabasi vardi. Evet gidiyorlardi. Az sonra hepsi birden kapidan çiktilar. Annesi, babasi, abisi ve en sonunda ARZU.. herkes arabaya bindi. Arzu tam binerken kendimi gösterdim. Aglayarak ona baktim sanki o da agliyordu. "NE OLUR BENI BIRAKMA!! GITMEME IZIN VERME" der gibiydi. Araba çalisti. Sanki, deliler gibi sevdigim kizi elimden zorla aliyorlar, götürüyorlar gibiydi. Gitmisti. 2 ay boyunca onu göremeyecek, onunla olamayacaktim. Her gece dualar ediyordum. sokaklarda bos bos dolasiyordum. Onu düsünüyordum. "KESKE YANIMDA OLSA" diyordum.

Birgün telefon çaldi. Arayan ARZU' ydu. Hatrimi sormak için aramis. "YAKINDA GELECEGIM.!!! SENI ÇOK ÖZLEDIM." dedi. "BENDE!!" diye cevap verdim. "BENI DÜSÜNÜYORMUSUN?" diye sordu. "HER GÜN HER SAAT " dedim. "DINLE O ZAMAN" dedi. "BENI YANINDA ISTIYORSAN, GECELERI AY' A BAK BENI DÜSÜN.... EGER KALBINDE BIR SICAKLIK HISSEDERSEN, ANLAKI BENDE SENI,,, AY' A BAKIP DÜSÜNÜYORUMDUR." dedi. Ben aglamaya basladim. Beni, benden fazla seven biri vardi diye geçirdim içimden. "TAMAM!! CANIM" dedim. Sonra telefonu kapatti. O aksam onun dedigini yaptim. Aya baktim onu düsündüm 10-15 dakika sonra bir kalbimde sicaklik hissettim. "ALLAHIM!! SEN NE BÜYÜKSÜN!" dedim içimden. Gerçektende kalbimde onu hissettim. Ne olur çabuk gel dedim aya bakarak.

Aradan bir ay geçti. Tekrar telefon çaldi. Arayan gene ARZU'ydu. "ISTANBULA GELDIM. TEYZEMLERDEYIM. BIR SAAT SONRA OKULUN ÖNÜNDE BULUSALIM CANIM " dedi. "TAMAM" dedim. En güzel kiyafetlerimi giydim. Eee kolaymi? Sevdigim kiz uzaktan geliyor. O kadar çok heyecanliydim ki. Hemen okulun önüne gittim. Daha 20 dakika vardi. Onu beklerken her dakika bir ömür gibi geliyordu bana. En sonunda görmüstüm onu. 2 aydir göremedigim sadece kalbimde hissettigim kiz, bana dogru geliyordu. Bende ona dogru kosmaya basladim. Yan yana geldigimizde "HOSGELDIN " dedim. Aglamaya basladim. Ve sonra öyle bir sarildim ki, bütün özlemimi sanki ondan çikariyordum. "SENI ÇOK ÖZLEDIM CANIM!!" diyordum. "BENDE!!!" dedi. Hep o bana BENDE! derdi. Sonra "GEL!!! SENI TEYZEMLE TANISTIRACAGIM" dedi. Teyzesinin evine dogru yola koyulduk. Eve vardigimizda teyzesini gördüm. Koltuga oturdum. Arzu' da yanima oturdu. Teyzesi "BU O ÇOCUK MU?" diye sordu. Arzu' da utanarak "EVET!!" dedi. Teyzesi "BAHSETTIGIN KADAR VARMIS KIZ " dedi. Bir ara gülüstüler. Ben hiçbirsey anlamamistim bu konusmadan Ama onlarin gülmesi benimde hosuma gitmisti. Bütün gün teyzesinde oturduk. Muhabbet ettik. Teyzesi beni sevmisti. Ayrilirken kapinin önünde ben ayakkabilarimi giyerken teyzesi ve ARZU beni izliyordu. Ben hosçakalin diyecekken teyzesi "BEN SIZI YANLIZ BIRAKAYIM ?" dedi gülerekten. Sanki aklimi okumustu. "TEYZEN ÇOK IYI BIRI..
NE OLUR KENDINE DIKKAT ET.!!!!!!!" dedim ve ona doya doya sarildim. O da "GÜLE GÜLE" dedi. Onu çok seviyordum. Oda bunu biliyordu. Ama bunu bir türlü söyleyemiyordum. Okullar açilana kadar hergün onunla beraberdim. O yanimdayken zaman hiç geçmesin, o anlar hiç bitmesin istiyordum.

Okullar açildiginda gene beraberdik. Siniflarimiz gene yanyanaydi. Her teneffüs onu görmek için yanina giderdim. Her yanina gidisimde, ayri bir heyecan vardi yüregimde. Kalbim onun yanindayken deli gibi atardi. Eger ben onu üzmüssem, yanliz kaldigimiz bir anda bana masum masum bakar, ben ne oldugunu anlar nedenini bile sormadan "ÖZÜR DILERIM! " derdim.. Bütün yil boyunca hep böyle geçti. Derslerim zayifmis artik hiç umrumda bile degildi. Onunla beraberken dünyayi tanimiyordum. Yil sonunda onun dogum günü vardi. Ona söz vermistim. Okullarin kapandigi hafta onu bir yere götürecektim ve dogum gününü orda beraber kutlayacaktik. Hafta sonu Arzu'yla beraber yola koyulduk. Aksam saat 10'da teyzesinden zor izin almistim. Doya doya 2 saatim vardi. Onunla sahile gittik. Bir demet kirmizi gül almistim. O gün hava biraz bozuktu. Çiçegi Arzu 'ya verdim. Biraz yürüdükten sonra bir bankta yanyana oturduk. Bana "KIRMIZI GÜLÜN NE ANLAMA GELDIGINI BILIYORMUSUN?" diye sordu. Basimi evet anlaminda salladim. "SÖYLE O ZAMAN" dedi. Gözlerine baktim, sanki o iki kelimeyi ona söylemem için bana yalvariyordu. "AYAGA KALK" dedim. Onu karsima aldim ve bütün cesaretimi toplamaya çalisiyordum. Gözlerimi kapadim. "HADI SÖYLE" diyordu. Söylemiyor adeta yalvariyordu. "ARZU" dedim. "EVET !!! DEVAM ET !" dedi. "BEN SE..." dedim ve burnuma bir yagmur damlasi geldi. Sonra bir tane daha, bir tane daha. Ve yagmur baslamisti. O an onun gözlerine baktigimda sanki "NE OLUR DURMA!!!! SÖYLE !" diyordu. Ama benim bütün cesaretim kirilmisti. O yagmur beni mahvetmisti. Yagmur o anki bütün büyüyü bozmustu. Sonra o bana ben ona bakarak gülmeye basladik. Yagmur deli gibi yagiyordu. Birden onun gözlerine baktim. Gülmeyi birakmis sadece bakisiyorduk. "NEREYE GIDERSEN GIT YANINDA OLACAGIM!!!!!!!!!
O IKI KELIMEYI SÖYLEYEMESENDE!!!!" dedi. Gözlerimin taa içine bakarak. Ondan sonra bir sarildi ki... O an hiç bitmesin istedim. Islanmaya baslamistik. Seni evine götüreyim dedim. Eve kadar yürüdük. Hiç durmadan çiçeklere bakiyordu. "BENIM GÜZELLERIM!!" diyordu. Eve geldik. Iyi geceler dedim. Ve ona sarildim. Onu eve biraktiktan sonra sokaklarda, o yagmurlu caddelerde dolasmaya basladim. O kadar mutluydum ki. Her ne kadar söyleyemesemde, bir sevdigim vardi. Hemde benim onu sevdigim kadar. Ve o kötü an gene gelmisti. Her yaz oldugu gibi gene memlekete gidiyorlardi. Onu ugurlamaya gidecektim. Ama o izin vermedi. "SENIN AGLAMANA DAYANAMIYORUM.. SENI ÜZMEK ISTEMIYORUM." dedi. Onun yaninda aglamami hiç istemezdi. Ve gitti. Ben gene o bos sokaklarda deli gibi onu düsünüyordum. Her gün aya bakiyordum. Onu düsünüyordum.

Ama bu sefer tatil sanki daha bi erken bitmisti. Gene okul açilmisti. Onu gene görmüstüm. Okulun koridorunda yürürken bana öyle bir bakiyordu ki.. anlatamam. Yanima geldiginde "HOSGELDIN.. CANIM!!" dedim. "HOSBULDUK!!" dedi. Bütün bir yili onunla beraber geçirdim. Okulun kapanmasina 2-3 ay kala "ÜNIVERSITE SINAVINA GIRECEKMISIN?" diye sordum. Evet dedi. "PEKI ISTANBUL IÇINI KAZANABILIRMISIN?" dedim. "BILMIYORUM... AMA SANMAM. ISTANBUL IÇI ÇOK PUAN... O KADAR PUANI ALAMAM" dedi. Bende " O ZAMAN SENDE, AÇIKÖGRETIMI YAZ" dedim. olur dedi. "AMA SENDE BIR YERE GITME OLURMU. SENSIZ BEN BURALARDA NE YAPARIM" dedi. "SENI HIÇBIR ZAMAN BIRAKMAYACAGIM.." dedim. Okul kapanmisti. Sinav günü gelmisti. onu aradim. "INSALLAH KALBINDEKI YERI KAZANIRSIN" dedim . "KAZANDIM BILE... ÇÜNKÜ KALBIMDE SEN VARSIN!!! " dedi.. Ben o an müthis derecede sevinmistim. Sonra sinava girdim. Sinavda dualar ediyordum. Arzu yanimda olsun diye. Ama onun benim yanimda olmasi için benimde istanbul içinde bir yere puan tutturmam lazimdi. Ve bunlari düsünerek sinavdan çikmistim. Sinavdan sonra hemen arzuyu aradim. Nasil geçti diye sordum. "ÇOK IYI.. SENINKI NASILDI" diye sordu. Benimkide iyiydi dedi. O sene tatile gitmemisti. Bütün yaz beraberdik Sinav sonuçlari açiklaninca kendi kazandigim yere baktigimda sok olmustum. Bogaziçi gibi bir yeri tutturmustum. Bu mutlu haberi hemen arzuya ilettim. O da çok sevindi. Sen nereyi kazandin diye sordum. "ILK TERCIHIM AÇIKÖGRETIMDI.. ORAYI KAZANDIM.." deyince dünyalar benim olmustu. Bir ara ailesinin yanina gitti. Bir hafta kadar sonra geri geldi. Onlarida çok özledim. Onun için gittim dedi. En sonunda ben üniversiteye yazildim. Ilk gün beraber gittik. Kantindeki manzara çok güzeldi. Köprünün bir kismi gözüküyordu. Deniz ayaklarinin altindaydi. Kantinde çevreme baktim. Her kesimden insan vardi. "NE KADAR ÖZGÜR BIR YER DEGIL MI?" diye sordum. Gözlerimin içine öyle bir baktiki "NE OLDU? NIYE ÖYLE BAKIYORSUN" dedim. "BEN SANA BIR ISIM TAKMISTIM. DEMIN ONU SÖYLEDIN?" dedi. "NEYMIS O ISIM" diye sordum. "BASBASA KALDIGIMIZ BIR ZAMAN SÖYLERIM." dedi. "PEKI " dedim.

Yariyil tatili yaklasirken arkadaslarimla kantinde konusurken biri "YAA. HARÇLARADA BAYA ZAM YAPTILAR BEE" dedi. Ben sasirmistim. Daha bir açiklayici olmasini istedim. Çok para istiyorlarmis. Zaten benim babam harcin bir kismini zar zor vermisti. Bu kadar parayi kesinlikle bulamazdi. Hemen rehber ögretmenin yanina gittim. Herseyi anlattim hocaya. Hoca "DERSLERIN NASIL DIYE SORDU." diye sordu. "PEK IYI DEGIL" dedim. Biraz daha konustuktan sonra benim babamin bu parayi bulamayacagini söyleyerek birazda kizarak kaydimi sildirdim. Üniversite hayatim tamamen bitmisti. Canim çok sikiliyordu. Ama ARZU hep yanimda oldu. Bu durumu hemen atlattim. Bir ay sonra arzu telefon etti. Aglayarak "NE OLUR YANIMA GEL!!" dedi. Ben sok olmustum. Telefonu kapattigim gibi teyzesinin evine gittim. Kapiyi çalar çalmaz açti. Beni karsisinda görünce daha çok aglamaya basladi. Onu salona kadar götürdüm. "NE OLDU KIZIM.. ANLATSANA" dedim. "BILIYORSUN.. BABAMI ISTEN KOVMUSLARDI.... KAÇ AYDIR IS ARIYOR.. EN SONUNDA BURDA YAPAMIYACAGIMIZI, IZMIRDEKI AKRABALARDAN BIRININ IS TEKLIFI YAPTIGINI SÖYLEDI. BABA GITMEYELIM DEDIM AMA O BENI DINLEMEDI. 2 GÜN SONRA IZMIRE TASINIYORUZ.." dedikten sonra hüngür hüngür aglayarak boynuma sarildi. Ben bu sözleri duyunca sok oldum. Dayanamayip bende agladim. "SEN AGLAMA.. BEN SENIN AGLAMANA DAYANAMIYORUM. " dedi. Salonun ortasinda konusmadan öylece duvarlara bakiyordum. "PEKI NE YAPACAGIZ" dedim. "BILMIYORUM. " dedi. Ben felaket derecede üzülmüstüm. Sevdigim kiz bu sefer gerçekten gidiyordu. Hemde dönmemecesine. Bir ara o bana bakti ve gülmeye basladi. "NEDEN GÜLÜYORSUN" dedim. "SEN BENIM EN ÇOK NEYIMI SEVIYORDUN" diye cevap verdi. Sonra bende gülmeye basladim. "SENI AGLARKEN GÖRMEK BENI KAHREDIYOR.. LÜTFEN AGLAMA" dedi. Sonra bende ne demek istedigini anladim. Gözlerine baktim aglamamak için kendini zor tutuyordu. O bana ben ona bakiyorduk. Ikimizde biliyorduk 2 gün sonra ayrilacagiz. Sonra birden "HANI SEN ÜNIVERTEDEKI ILK GÜNÜMDE BANA BIRSEY SÖYLEMISTIN HATIRLADINMI" diye sordum. "HIÇ UNUTMADIM KI " dedi. "NEYDI BANA TAKTIGIN O ISIM " dedim. Elini kalbime koydu ve gözlerimin içine bakarak "ÖZGÜR ADAM" dedi. Ben donmustum. Ama kalbimde öyle bir sicaklik hissettim ki anlatamam. "NEDEN.... " diyecektimki elini agzima götürüp susmami söyledi. "SEN SOKAKLARDA BENI DÜSÜNÜRKEN BEN SENI RÜYALARIMDA GÖRÜYORDUM. SOKAKLARDA DOLASIP BENI DÜSÜNÜYORDUN. BUNU SADECE ÖZGÜR BIR ADAM YAPAR." dedi. O an içimden "ISTE GERÇEK SEVGI BU OLMALI " dedim. O gün onlarda kaldim sabahleyin kalktigimizda telefon çaldi. Arayan babasiydi. Hemen eve gelmesini istedi. Onu istemiyerek de olsa evine götürdüm. Ona sordum "NEREDEN SAAT KAÇTA GIDIYORSUNUZ." Cevap vermedi. "SENIN AGLAMANA DAYANAMIYORUM. " dedi. "AKSAMA SON KEZ BULUSALIM"dedim. Kafasini evet anlaminda salladi.

Onu biraktiktan 1-2 saat sonra yagmur yagmaya basladi. Aksam olunca evinin önünde onu beklemeye basladim. Onu çagirdim. Asagiya geldi. "BIRAZ YÜRÜYELIM" dedim. "AMA BU YAGMURDA.. YA HASTA OLURSAN BEN NE YAPARIM" dedi. "SANA BIRSEY SÖYLEYECEGIM." dedim. Gözlerinin taa içine bakarak. Gözlerinin içi parlamisti bir anda "HADI YÜRÜYELIM !!! " dedi. Yagmur altinda koca sokakta yürümeye basladik. Bir kaç adimdan sonra bana döndü. "NE OLUR SÖYLE!! ARTIK O IKI KELIMEYI DUYMAK ISTIYORUM!!!" dedi. Anlamisti sanirim. Bu sefer söyleyecektim. Gözlerimi kapattim. "SÖYLE!! NE OLUR SÖYLE!!" diyordu. "SENI S.." dedim ve ARZU diye kalin birsesle irkildim. Camdan babasi çagiriyordu. Arzuda bana usul usul bakarak evine gitti. O koca caddede sadece o ve ben vardik. O bana bakarak eve giderken, ben ona elimi uzatmis "NE OLUR GITME.. BENI BIRAKMA!!!!!" diyordum. Apartmana girerken bana son bir kez bakti ve güldü. Ben kaderime isyan ediyordum. Sevdigim kiza bir kez olsun onu deliler gibi sevdigimi söyleyemedim diye. Sevdigim kizi elimden aliyorlar diye. Kalbim çok aciyordu. Onsuz ne yapacagimi düsünüyordum. Ertesi gün erkenden kalktim. Evlerinin önüne gittim. Ama camlarinda perde yoktu. Apartmana kosarak girdim. Kapi açikti eve girdim hiçbir esya yoktu. Bütün odalar bombostu. "SIZ KIMSINIZ" diye bir sesle irkildim. "BEN ARZUNUN BIR ARKADASIYIM. ONU ZIYARETE GELDIM " dedim. "ONLAR TASINDILAR.. BIR DAHA ISTANBULA BELKIDE HIÇ GELMEYECEKLER. BEN ONLARIN KOMSUSUYUM. SEN GALIBA O ÇOCUKSUN." dedi yasli teyze. "HANGI ÇOCUK" diye sordum. "BAZEN ARZU' YU EVDE GÖRÜRDÜM. ÇOK NADIREN. ONU HER GÖRDÜGÜMDE KENDI DUVARINA BAKIP DALARDI.. GÖZLERI DOLARDI.. SANIRIM BIRINI DÜSÜNÜYORDU. DELIKANLI,,,,, BIZDE GENÇ OLDUK.. BIZDE BU DUYGULARI YASADIK.. ALLAH SANA YARDIM ETSIN!!!" dedi ve gitti. Ben hemen onun odasina gittim. Ve duvarina baktim. Baktigim gibi gözlerim doldu. Bir kalp resmi vardi. Çok ufakti. Ama benim için çok büyüktü. Kalbin içinde birseyler yaziyordu. Yaklasip baktigimda kalbimde bir sicaklik hissettim. Kalbin içinde "ÖZGÜR ADAM" yaziyordu. Gözlerim dolmustu. O bana böyle bir isim takmisti. Demek duvara bakip beni düsünüyordu. Diye geçirdim içimden. Ne yapacagimi bilmiyordum. Gene sokaklarda bos bos dolasiyordum. Ama bu seferki bir baskaydi. Içimde kötü bir his vardi. Sanki bir sey olacakmis gibi bir his vardi içimde.

Aradan 4 gün geçti. O GÜN 2 MARTTI. Aksam uyuyamamistim. Geceleyin hava biraz bozuktu. Gökyüzüne bakip ayi aradim. Ama bulamadim. Uykuya dalar gibi oldum. Kalbimde çok büyük bir aciyla uyandim. Kalbim çok aciyordu. O an aklima arzu geldi. Acaba ne oldu diye düsünürken, aklima gökyüzü geldi. Orda ayi aradim. Bir kaç dakika sonra görmüstüm. Hemde bütün ihtisamiyla duruyordu. Bembeyazdi. Onu düsünürken gene kalbimde bir aci hissettim. Tam o anda ayin yanindan bir yildiz kaydi. 10 saniye boyunca o yildizin kayisini izledim. Izlerkende kalbim aciyordu. Yildiz kaydi. Kalbimin acisida durdu. "ACABA NE OLDU" dedim içimden. Ertesi günler içimde bir huzursuzluk vardi. Asagi yukari 2 hafta olmustu. ama arzu hala aramamisti. 9 mart günü telefon çaldi. Arayan fulyaydi. Sesi aglamakliydi. "RIDVAN" dedi. "BEN SU AN IZMIRDEYIM. ARZU VE BABASI TRAFIK KAZASINDA ÖLDÜ.. MURAT ABIMDE KOMADAN YENI ÇIKTI. NE OLUR METIN OL" dedi. Ben yikilmistim. Telefonu kapattim. Yere diz çöktüm. "ALLAHIM!!!! NEDEN BEN ?" dedim. Kendi kendime bir söz söyledim; "KAYBETMEYE MAHKUM BIR ADAMSIN!!" kisaca KMBA derdim. Disari çiktim. Sahil kenarina gittim. Aglamamak için acayip çaba sarfediyordum. Çünkü o benim aglamami istemezdi. Sahile vardim. Kimse yoktu. Deniz acayip dalgaliydi. "HAYIR YA !!! NEDEN BEN YA NEDEN!!!" bagirmaya basladim. En sonunda dayamayip agladim. Gözümden bir yas damladi. Kalbimde bir sicaklik hissettim. Sanki bana aglama diyordu. Ama ben kendimi tutamiyordum. Deliler gibi agliyordum. Simdi ne yapacagim diyordum kendi kendime. O aksam deli gibi yagmur yagiyordu. O yagmurlu sokaklarda, o soguk caddelerde ben tek basima aglayarak dolasiyordum. Aglamam hiç durmuyordu. Hep onu düsünüyordum. Birkaç gün sonra gene fulya aradi. "NE OLUR AGLAMA.. BILIYORSUN!! O SENIN AGLAMANI HIÇ ISTEMEZDI." dedi. "PEKI " dedim. Bana telefonda herseyi anlatti. Kazanin nasil oldugunu. Kimin hatali oldugunu. Ondan mezarligin adresini aldim. Sonra hemen bir ise basladim. Amacim para bulup bir an önce mezarliga gitmekti. Kafama koymustum, mezarligin yanina gittigimde birsey yapacaktim. HALA DÜSÜNÜYORUM.....

YAPSAMMI........ YAPMASAMMI.......

NOT: bu hikayenin yazarini görmek isterseniz, pazar günleri aksam saatlerinde BAKIRKÖY sahiline gidin..... orda bir uçtan bir uca dolasan birini göreceksiniz..
İŞTE O KİŞİ BU HIKAYEYİ YAŞAYAN KİŞİDİR....

fıkranın devamı

Onu ilk kez orta 2 de görmüstüm. Gerçekten çok güzeldi. Dümdüz saçlari, ela gözleri vardi. Içimde acayip birsey hissetmistim. Ama o bana sadece bakmisti. Benim sanki dünyam yikilmisti. Sonraki günler gene okulda onu görüyordum. Ama o bana sadece bakiyordu. Onu düsünerek bütün yili geçirmistim.

Son siniftaydim. Okulun ilk günüydü. Herkes birbiriyle selamlasiyordu. Ben biraz geç gitmistim. Zaten okulun ilk günüydü. Gene onu görmüstüm. Çok güzeldi. Daha bir güzel olmustu. Sanki bütün bir yaz, güzellik merkezinde geçirmis gibiydi. Koridorda yürürken herkes ona bakiyordu. O an "ALLAHIM!! NE KADAR GÜZEL BIR KIZ.!!!!!!" diye geçirdim içimden. Ama biliyordum, böyle bir kiz benimle beraber olmazdi. Sinifi benimkinin hemen yaniydi. Arkadaslarimi görme bahanesiyle siniflarina girerdim. Amacim onu daha çok görmekti. Ogün birçok kez onunla göz göze gelmistim. Ama o hep baska taraflara bakiyordu. Benimse sanki dünyam yikiliyordu. O aksam eve gittim. Gece hep onu düsündüm. Kendi kendime: "BEN NE YAPIYORUM!!" dedim. Muhakkak beraber oldugu biri vardir diye geçiriyordum içimden. Unutmaya çalisiyordum. Ama hep onu düsünüyordum. Hergün gözgöze bakismalarla sömestr gelmisti. Kafama koymustum. Tatilden sonra muhakkak onunla tanisacaktim. Ve bu hayalimle yariyil tatiline girmistim.

Nihayet tatil bitmisti. 15 gün bana 15 asir gibi gelmisti. Ve nihayet onu görmüstüm. Koridorda yürümüyor adeta süzülüyordu. Sinifina girdi. Arkasindan bende girmistim. Sinif çok kalabalikti. Yerine oturdu. Sonra bana bakti. Ve güldü. Beni o sekilde donmus bir mumya gibi görünce yüzünde bir gülümseme oldu. Bense kipkirmizi olmustum. Hemen ordan uzaklastim. Hiç tenefüse bile çikmadim. Okul çikisinda eve yildirim hiziyla varmistim. O aksam hiç uyuyamadim. Uzun zamandir hoslandigim kiz bana gülümsemisti, ama ben kaçmistim. O kalabalik ortam benim bütün cesaretimi kirmisti. Bir hafta boyunca hiç onun yüzüne bakamamistim.

Bir gün kantinde tek basima otururken yanima geldi. Ben saskinliktan hiçbirsey yapamamistim. O dünya güzeli kiz neden yanima gelmisti diye kendi kendime sorarken, bana : "Geçen gün için sizden özür dilerim. " dedi. Ve uzun uzun gözlerimin içine bakti. Gözlerimin içine bakarken yüregimde bir sicaklik hissettim. Ama heyecanimdan hiçbirsey söyleyemedim. Ve yanimdan kalkti gitti. Hiçbirsey anlamamistim. Neden özür diledi. Ve neden gözlerimin taa içine uzun uzun bakmisti.

Artik karar vermistim. Onunla ne pahasina olursa olsun tanisacaktim. Birgün okul çikisinda gözlerim onu aradi. Ve en sonunda onu gördüm. Hemde yanlizdi. Iste firsat diye geçirdim içimden ve ona dogru yürümeye basladim. Yanina vardigimda bana bakti ve gene uzun uzun gözlerimin içine bakti. O an nasil yaptim hala bilmiyorum ama ona : " SIZINLE KONUSABILIRMIYIZ??" dedim. Bir an bir suskunluk oldu. Ve "OLABILIR!" dedi. Sanki dünyalar benim olmustu. Uzun zamandir hoslandigim kizla tanisma imkani bulmustum. Okulumuzun hemen yaninda park vardi. Oraya dogru yürümeye basladik. Ama hiçbirsey konusmuyorduk. En sonunda parka varmistik. O oturmustu ben ayaktaydim. "BENIMLE NE KONUSMAK ISTIYORSUNUZ?" dedi. Bende bütün cesaretimi toplayarak: "SINIFLARIMIZ YANYANA. SIZIN SINIFTA HEMEN HERKESI TANIYORUM. SIZ HARIÇ.. SIZINLEDE TANISMAK ISTEMISTIM DE." demistim. Oda "BILIYORUM. HEMEN HER TENEFFÜS BIZIM SINIFTASINIZ." dedi. Heyecanim giderek azaliyordu. Ama kalbim deli gibi atiyordu. Sonra : "BEN RIDVAN" dedim elimi uzatarak. "BENDE ARZU!!!" dedi. Tokalastik. ARZU dedim içimden. "EFENDIM" dedi. Sadece bakisiyorduk. Bir an "ELLERINIZ TITRIYOR!!" diye bir ses duydum. Özür dilerim dedim. Ellerimiz ayrilirken dualar ediyordum. Bu an hiç bitmesin diye. "YARIN DAHA ÇOK VAKTIMIZ OLUR. EVE GEÇ KALDIM!!" dedi. Ben sadece bakakalmistim. Ayrilirken gene bana bakti ve güldü. Ama bu seferki bir baska gülüstü. Kalbim deli gibi atiyordu. Sabahi iple çekiyordum. O gün zar zor uyumustum.

Erkenden kalkmistim. Apar topar okula varmistim. Koridorun ucunda adeta kamp kurmustum. Içimden "ARZU, ARZU, ARZU" diyordum. Bir an "EFENDIM!" diye birses duydum. Arkami döndüm ve onu gördüm.Meger o gün erken gelmis. Ben heyecandan ne yapacagimi bilmezken o bana "MERHABA" dedi. Biraz bekledikten sonra "MERHABA" diye karsilik verdim. "ILK IKI DERSIM BOS. " dedi. Ve lafini bitirmesine izin vermeden "BENIMKILERDE " dedim. Beraber kantine indik. Kimseler yoktu. Masanin etrafina karsilikli olarak oturduk. Sadece bakisiyorduk. Bir an kitaplarim yere düstü. Ve o ses beni kendime getirdi. Onunla muhabbet etmeye basladim. Nereli, kaç yasinda, kaç kardes herseyini ögrenmistim. Konustukça ne kadar güzel konusuyo, ne güzel fikirleri var diyordum. Sonra zil çaldi. 2 ders bu kadarmi kisa sürerdi. Siniftayken yillar gibi gelen dakikalar, simdi sanki birkaç saniye gibiydi. "ZIL ÇALDI. GITMEM GEREKIYOR. " dedi ve yanimdan ayrildi. Giderken gene o hasta oldugum gülümsemesini yapti.

Daha sonraki günler gene onunla kantine inip muhabbet ettik. Bazen siniflarina gittigimde onunla konusan erkek gördümmü ters ters bakardim o çocuklara. Onun hiçbir erkekle beraber olmasina tahammül edemiyordum. Onu herkesten kiskaniyordum. Hemen her teneffüs beraberdik. O da bundan rahatsiz gibi görünmüyordu. Samimiyetimiz bayagi ilerlemisti. En sonunda kafama koydum. Ona soracaktim. Beraber oldugu biri varmi. Eger beraber oldugu biri yoksa, acaba beni kabul edermi??? Evet bunu yapacaktim.

Bir cuma günü, okul çikisinda "HAFTASONU NE YAPACAKSIN?" diye sordum ona. Arkadaslariyla okulda bulusup taksime gidecegini söyledi. Üzülmüstüm. Oysa benimle beraber olmasini o kadar çok istiyordumki!!! Kafami önüme egdigim anda "AMA PAZAR GÜNÜ EVDEYIM!!" dedi. Kafami kaldirip yüzüne baktigimda gülümsüyordu. Hemen lafi degistirip "ISTERSEN EVINE KADAR BERABER YÜRÜYELIM" dedim. "TAMAM" dedi. Yolda yürürken hep o konusuyordu. Bense pazar günü ne yaparim diye kafamda planlar yapiyordum. Evinin önüne geldigimizde "ISTE EVIM BURASI ". "BENIMLE BERABER YÜRÜDÜGÜN IÇIN TESEKKÜRLER" dedi ve usul usul bana bakarak evine girdi. Pazar gününü iple çekiyordum. Bir bahane bulur ve evine giderim diye düsünüyordum. Pazar günü erkenden kalktim. Ama pencereden disari baktigimda bütün planlarim altüst olmustu. Disarida acayip bir yagmur vardi. Bende mecburen evde oturmak zorunda kaldim.

Okullarin kapanmasina bir ay kala "LISEYI NERDE OKUYACAKSIN?" diye sordum ona. "BILMIYORUM!! AMA BÜYÜK IHTIMALLE BAKIRKÖY'DE" dedi. "NASIL YANI BÜYÜK IHTIMALLE" diye sordum. "SANA GÖSTERDIGIM EV TEYZEMIN EVI... ANNEM BABAM VE ABIM KEMERBURGAZDA OTURUYORLAR.. ORDAKI OKULLAR PEK IYI DEGIL.. ONUN IÇIN BENI BURAYA, TEYZEMIN YANINA GÖNDERDILER." dedi. Nasil yaptim bilmiyorum ama "IYIKI GÖNDERMISLER" dedim. Bana bakti ve güldü. "INSALLAH AYNI OKULA DÜSERIZ" dedim. O da kafasini evet der gibi salladi.

Son hafta "TATILDE NE YAPACAKSIN" diye sordum Arzu'ya. "MEMLEKETE GIDECEGIZ" dedi. Ben sanki yikilmistim. "YANI IZMIR'EMI GIDIYORSUNUZ" diyebildim. Basini öne egerek "EVET!!!" dedi. Bir an durdum ve "SEN GELENE KADAR SENI BEKLEYECEGIM!!!" dedim. Bana bakti ve güldü. Gözlerine baktim sanki isil isil parliyordu. Ve aniden boynuma sarildi. Sanki "BENI BIRAKMA !!" der gibiydi. O an kalbimde bir sicaklik hissettim. Aglamamak için kendimi zor tuttum. Sonra "HADI GIT... NE OLUR ÇABUK DÖN!!" dedim. Ve gitti.

Okul bitti. Tatile girdik. Ben hep onu düsünüyordum. Geceleyin sokaklarda bos bos dolasip onu hayal ediyordum. Eve geç gidiyordum. Bu aralar evlede aram açilmaya baslamisti. Onun yanindayken birkaç saniye gibi geçen saatler, artik asirlar gibi geliyordu. Onu çok özlüyordum. Acaba oda beni özlüyormu diye içimdende geçiriyordum. Hergün dualar ediyordum. Onun yüzünü biran önce görmek için. En sonunda dualarim kabul olmustu. Okullarin açilmasina bir ay kala istanbula gelmisti. Telefon çaldiginda bakmistim. Arayan oydu. Sesini hemen tanidim. "BEN GELDIM.. BENI HALA BEKLIYORMUSUN?" diye sordu bana. "EVET. HEMDE DUALAR EDEREK BEKLIYORUM" dedim. Okulun önünde bulusalim dedi. Tamam dedigim gibi disari çiktim. Yürümüyor sevincimden kosuyordum. Okula vardigimda ter içinde kalmistim. Onu beklemeye basladim. Ve onu köseden dönerken gördügümde gözlerime inanamadim. 2 ay boyunca göremedigim, ugruna dualar ettigim kiz bana gülümseyerek geliyordu. Bende ona dogru yürümeye basladim. En sonunda beraber olmustuk. "HOSGELDIN" dedim, oda "HOSBULDUK" dedi. Gözlerim dolmustu. "SENI ÇOK ÖZLEDIM ARZU" dedim ve boynuna sarildim. Öyle bir sarildim ki 2 ayin hincini çikartiyordum adeta. Oda bana sariliyordu. Sonra gözlerimiz bulustu. "SENIN EN ÇOK NEYINI ÖZLEDIM BILIYORMUSUN!!! ELA GÖZLERINI VE EN ÇOK DA GÜLÜSÜNÜ" dedim. Bir an bakakaldi. Sana birsey söyleyecegim dedi. Ailem liseyi bakirköyde okumama izin verdi. Bu lafi duyunca sanki dünyalar benim olmustu. Sevdigim kizla ayni yerde liseyi okuyacaktim.

Birbirimizin telefonlarini aldik ve onun hangi liseye kayit olacagini ögrendim. Kendimi de o liseye kayit ettirdim. Okulun ilk günüydü. Onu kapinin önünde bekleyeme basladim. En sonunda görünmüstü. Ama yaninda bir erkek vardi. O an dünyam basima yikilmisti. Sevdigim kizin yaninda bir erkek vardi. Hemde bayagi büyük biriydi. Bu bana çok koymustu. Ben bunlari düsünürken o beni gördü kosarak yanima geldi. "MERHABA" dedi. Ben sadece gözlerine bakiyordum. Cevap vermedigimi görünce "NE OLDU" dedi. "KIM O ÇOCUK" dedim. Sakayla kariaptal"YOKSA KISKANDINMI?" dedi. Bayagi sinirlenmistim. O da bunu anlayinca o benim abim. Okulun ilk günü beni birakmaya geldi. Nasil bir okul oldugunu annemlere söyleyecek dedi. Ben "OH BE " dedim. "NEDEN OH BE DEDIN" diye sordu bana. "HIIIÇ" dedim. Gözlerimin içine bakti. Sanki bana birseyler anlatmak istiyordu. Sonra "ARZU" diye bir ses duydum. Ikimizde ayni yöne bakinca abisinin yanimiza geldigini gördüm. Hadi gir içeri dedi. O da tamam dedi. Abisi bana bir bakti. Sonra çekti gitti. Ben çok mutluydum. Çünkü sevdigim kizla ayni okuldaydim.

Bir hafta sonra Arzu' ya "SENINLE BIRSEY KONUSACAGIM." dedim. "NE HAKKINDA" diye sordu. "ÖZEL BIRSEY" dedim. Gözleri parlayarak "TAMAM" dedi. "CUMARTESI OKULUN ÖNÜNE GEL ORDA BULUSUP BIRYERLERE GIDIP KONUSURUZ" dedim. O da olur dedi. Bu sefer bütün cesaretimi toplayip bu kiza onu deliler gibi sevdigimi söyleyecegim. Diye içimden geçiriyordum. Cuma günü arzu birini getirdi yaninda. Ben arkadasi sanmistim. Sizi tanisatirayim dedi. Kizin adi fulyaymis. Arzu' nun yegeniymis. Ayni okulda olmasinin bir sebebi de oymus. Ailesi bir akrabasi yaninda olursa daha iyi olur demis.

Ertesi gün erkenden kalktim güzelce giyinip okulun yolunu tuttum. Okulun önünde beklemeye basladim. Köseyi döndügünü görünce sok olmustum. Harika giyinmisti. "NE KADAR GÜZEL!!" diye geçirdim içimden. Yanima geldi "MERHABA" dedi. "BUGÜN ÇOK GÜZELSIN" dedim. Yanaklari kipkirmizi oldu. Basini önüne egip "TESEKKÜR EDERIM!!" dedi. Ileride bir café var oraya gidelim dedim. Olur dedi. Kafeye vardigimizda birseyler söyledik. Ve konusmaya basladik. "BENIMLE NE KONUSMAK ISTIYORSUN?" diye sordu Arzu. "BIR KIZDAN HOSLANIYORUM. AMA ONA BIR TÜRLÜ AÇILAMIYORUM. BANA YARDIM EDERMISIN?" dedim. Ben bunlari söyledikten sonra gözleri dolmustu. Aglamamak için kendini zor tutuyordu. Gözlerimin içine bakarak "O KIZI TANIYORMUYUM?" diye sordu. "EVET!!! HEMDE ÇOK YAKINDAN TANIYORSUN.." diye cevap verdim gözlerinin taa içine bakarak. Sanki daha bi yikilmisti. Ama bilmiyorduki hoslandigim kiz oydu. "SENCE NE YAPMALIYIM?"
diye sordum ona. Içinden ne geliyorsa onu yap dedi. "BEN DUYGULARIMI KOLAY KOLAY ANLATAMAM.." dedim. "SEN BILIRSIN." "ARTIK BENI EVE GÖTÜR!!!" dedi. "NEDEN! NE OLDUKI ?" diye sordum. "BASIM AGRIYOR!" diye karsilik verdi. Peki deyip onu evine kadar götürdüm. Eve gidene kadar yolda hiç konusmadik. Evinin önüne gelince gözlerimin içine bakti. Içim sizlamisti o bakislar karsisinda. Boynuma sarilip kulagimin içine birseyler söyledi. Ama anlamamistim. Tekrar söylermisin dedim. Bosver dedi yüzüme bakmadan apartmanin içine girdi. Sanirim agliyordu. Sanirim onu üzmüstüm. Hayatta tek deger verdigim insani aglatmistim. Bu bende tarif edilemez bir aciya sebep olmustu. Ondan sonraki günler benimle pek konusmamaya baslamisti. Onu her gördügümde bir yerlere dalip gidiyordu. Bir hafta sonra "ARZU NEYIN VAR!!! KAÇ GÜNDÜR BENIMLE FAZLA KONUSMUYORSUN.." diye sordum. Oda bana "O HOSLANDIGIN KIZLA SENI YANLIZ BIRAKIYORUM YA!! DAHA NE ISTIYORSUN!!" dedi. Sinirli sinirli bakarak. Beni okul çikisinda eski okulumuzun ordaki parkta bekle. Sana o kizin kim oldugunu söyleyecegim dedim. Basini öne egerek "OLUR BEKLERIM!!" dedi. Okul çikisini iple çekiyordum. Çok ama çok heyecanliydim. Ve sonunda zil çalmisti. Okulun kapisindan çikarken "ALLAHIM BANA GÜÇ VER!!" diye dualar ettim. Parkin önüne gelip beklemeye basladim. Bir kaç dakika sonra yanima geldi. "HADI SÖYLE!!" dedi. "SANA DAHA ÖNCEDE SÖYLEMISTIM.. BEN DUYGULARIMI, IÇIMDEKILERI KOLAY KOLAY DILE GETIREN BIRI DEGILIM. " dedim. Gözlerinin taa içine bakarak. "HOSLANDIGIM KIZIN EN ÇOK NEYINI BEGENIYORUM BILIYORMUSUN""diye sordum. Gözlerimin içine bakarak "SÖYLE!!" dedi. Gözlerimi kapatip ve bütün cesaretimi toplayip
"ELA GÖZLERINI!!!!! VE EN ÇOK DA GÜLÜSÜNÜ!!!!" dedim. Sonra gözlerimi açtim. Rahat bir dakika sadece bakistik. Sonra boynuma sarildi. Ve hüngür hüngür aglamaya basladi. Kulagima "BENDE!" dedi. O kiz kim anladinmi? Diye sordum. Basini salladi. Sonra yüzüme bakarak tekrar "BENDE!" dedi. Ve kosarak evine gitti. Hiç kipirdayamiyordum. Sanki donup kalmistim. "ALLAHIM SANA SÜKÜRLER OLSUN!!" diye defalarca içimden geçirdim. En sonunda benimde artik bir sevdigim var. diyordum. Heyecanimdan kalbim deli gibi atiyordu. O hoslandigim kiz, ugruna dualar ettigim kiz. O da benden hoslaniyormus. Bunu bildikçe sevincim bir kat daha artiyordu. Sonra o parktan taa eve kadar yürüyerek geldim. Aksam yattigimda ne kadar yoruldugumu anladim. Sabahleyin kalkar kalkmaz kahvalti bile yapmadan okula gittim. Siniflarina gittim daha gelmemisti. Çok iyi dedim içimden. Onu karsilarim. Dedim içimden.. 10 dakika sonra koridorun ucunda görünmüstü. Sanki bana daha bir baska gözüküyordu. Daha bir güzellesmis gibiydi. Koca okulda sadece koridorda yürüyen ARZU, birde ona bakan BEN vardim sanki. Hiçkimseyi gözüm görmüyordu. Koridorda yürürken sadece o bana bende ona bakiyordum. Yanima geldi "MERHABA" dedi. Kekeleyerek "MERHABA" diyebildim. "KANTINE GIDELIMMI " diye sordu. "TABIKI" dedim. Kantine vardigimizda kimseler yoktu. Kantinin ortasinda durdu, bana döndü, resmen aglamak üzereydi. Boynuma sarilip "NE OLUR BENI BIRAKMA!!" dedi. O anki duyguyu anlatamam. Hani derler ya yasanmadan anlamazsin, gerçektende öyle birseydi. Aglayarak cevap verdim. "HIÇBIR ZAMAN!!" dedim. Sonra bana daha bi siki sarilmaya basladi. Rahat bir dakika boyunca birbirimize sarilmistik. Sonra gözlerimiz birbirimize bakti ikimizde agliyorduk. "BILIYORUM!! DUYGULARINI DILE GETIREMIYORSUN.. AMA INAN SENDEKI DUYGULARIN AYNISINI BENDE SANA HISSEDIYORUM. SÖYLEMESENDE BILIYORUM. BENI DELI GIBI SEVIYORSUN. BUNU HISSEDEBILIYORUM.." dedi. Ben sadece kafami öne egip "EVET!!" diyebildim. Neden bilmiyorum ama söyleyemiyordum. Onu deliler gibi sevdigimi ugruna canimi verebilecegimi bagira bagira söylemek istiyordum, ama yapamiyordum. Bütün bir yil boyunca hep beraber dolastik. Hafta sonlarini ve teneffüsleri iple çekiyordum. Onu daha fazla görebilmek amaciyla.

Yil sonu yaklasiyordu. Okulun kapanmasina yaklastikça daha bir hüzünleniyordu. Bir gün "NEDEN SON GÜNLERDE HÜZÜNLENIYORSUN?" diye sordum. "BILIYORSUN!! TATILLERDE HEP MEMLEKETE GIDIYORUZ. SENDEN AYRILMAK BENI MAHVEDIYOR. ONUN IÇIN ÜZÜLÜYORUM." dedi. Biliyordum. Her yaz memlekete giderlerdi. Ve bu beni daha bir üzerdi. "NE OLUR GITME!! HIÇ OLMAZSA BU YAZ ISTANBUL DA KAL" dedim aglayarak. "AGLAMA!!! SEN AGLADIKÇA BEN DAYANAMIYORUM. ÇOK ÜZÜLÜYORUM." diyordu. "BENIM IÇINDE ÇOK ZOR GEÇECEK. SENSIZ 2 KOCA AY" dedi. Ve sonunda okullar kapandi. Giderken onu son bir kez daha görmek için evlerine gittim. Kapida babasinin arabasi vardi. Evet gidiyorlardi. Az sonra hepsi birden kapidan çiktilar. Annesi, babasi, abisi ve en sonunda ARZU.. herkes arabaya bindi. Arzu tam binerken kendimi gösterdim. Aglayarak ona baktim sanki o da agliyordu. "NE OLUR BENI BIRAKMA!! GITMEME IZIN VERME" der gibiydi. Araba çalisti. Sanki, deliler gibi sevdigim kizi elimden zorla aliyorlar, götürüyorlar gibiydi. Gitmisti. 2 ay boyunca onu göremeyecek, onunla olamayacaktim. Her gece dualar ediyordum. sokaklarda bos bos dolasiyordum. Onu düsünüyordum. "KESKE YANIMDA OLSA" diyordum.

Birgün telefon çaldi. Arayan ARZU' ydu. Hatrimi sormak için aramis. "YAKINDA GELECEGIM.!!! SENI ÇOK ÖZLEDIM." dedi. "BENDE!!" diye cevap verdim. "BENI DÜSÜNÜYORMUSUN?" diye sordu. "HER GÜN HER SAAT " dedim. "DINLE O ZAMAN" dedi. "BENI YANINDA ISTIYORSAN, GECELERI AY' A BAK BENI DÜSÜN.... EGER KALBINDE BIR SICAKLIK HISSEDERSEN, ANLAKI BENDE SENI,,, AY' A BAKIP DÜSÜNÜYORUMDUR." dedi. Ben aglamaya basladim. Beni, benden fazla seven biri vardi diye geçirdim içimden. "TAMAM!! CANIM" dedim. Sonra telefonu kapatti. O aksam onun dedigini yaptim. Aya baktim onu düsündüm 10-15 dakika sonra bir kalbimde sicaklik hissettim. "ALLAHIM!! SEN NE BÜYÜKSÜN!" dedim içimden. Gerçektende kalbimde onu hissettim. Ne olur çabuk gel dedim aya bakarak.

Aradan bir ay geçti. Tekrar telefon çaldi. Arayan gene ARZU'ydu. "ISTANBULA GELDIM. TEYZEMLERDEYIM. BIR SAAT SONRA OKULUN ÖNÜNDE BULUSALIM CANIM " dedi. "TAMAM" dedim. En güzel kiyafetlerimi giydim. Eee kolaymi? Sevdigim kiz uzaktan geliyor. O kadar çok heyecanliydim ki. Hemen okulun önüne gittim. Daha 20 dakika vardi. Onu beklerken her dakika bir ömür gibi geliyordu bana. En sonunda görmüstüm onu. 2 aydir göremedigim sadece kalbimde hissettigim kiz, bana dogru geliyordu. Bende ona dogru kosmaya basladim. Yan yana geldigimizde "HOSGELDIN " dedim. Aglamaya basladim. Ve sonra öyle bir sarildim ki, bütün özlemimi sanki ondan çikariyordum. "SENI ÇOK ÖZLEDIM CANIM!!" diyordum. "BENDE!!!" dedi. Hep o bana BENDE! derdi. Sonra "GEL!!! SENI TEYZEMLE TANISTIRACAGIM" dedi. Teyzesinin evine dogru yola koyulduk. Eve vardigimizda teyzesini gördüm. Koltuga oturdum. Arzu' da yanima oturdu. Teyzesi "BU O ÇOCUK MU?" diye sordu. Arzu' da utanarak "EVET!!" dedi. Teyzesi "BAHSETTIGIN KADAR VARMIS KIZ " dedi. Bir ara gülüstüler. Ben hiçbirsey anlamamistim bu konusmadan Ama onlarin gülmesi benimde hosuma gitmisti. Bütün gün teyzesinde oturduk. Muhabbet ettik. Teyzesi beni sevmisti. Ayrilirken kapinin önünde ben ayakkabilarimi giyerken teyzesi ve ARZU beni izliyordu. Ben hosçakalin diyecekken teyzesi "BEN SIZI YANLIZ BIRAKAYIM ?" dedi gülerekten. Sanki aklimi okumustu. "TEYZEN ÇOK IYI BIRI..
NE OLUR KENDINE DIKKAT ET.!!!!!!!" dedim ve ona doya doya sarildim. O da "GÜLE GÜLE" dedi. Onu çok seviyordum. Oda bunu biliyordu. Ama bunu bir türlü söyleyemiyordum. Okullar açilana kadar hergün onunla beraberdim. O yanimdayken zaman hiç geçmesin, o anlar hiç bitmesin istiyordum.

Okullar açildiginda gene beraberdik. Siniflarimiz gene yanyanaydi. Her teneffüs onu görmek için yanina giderdim. Her yanina gidisimde, ayri bir heyecan vardi yüregimde. Kalbim onun yanindayken deli gibi atardi. Eger ben onu üzmüssem, yanliz kaldigimiz bir anda bana masum masum bakar, ben ne oldugunu anlar nedenini bile sormadan "ÖZÜR DILERIM! " derdim.. Bütün yil boyunca hep böyle geçti. Derslerim zayifmis artik hiç umrumda bile degildi. Onunla beraberken dünyayi tanimiyordum. Yil sonunda onun dogum günü vardi. Ona söz vermistim. Okullarin kapandigi hafta onu bir yere götürecektim ve dogum gününü orda beraber kutlayacaktik. Hafta sonu Arzu'yla beraber yola koyulduk. Aksam saat 10'da teyzesinden zor izin almistim. Doya doya 2 saatim vardi. Onunla sahile gittik. Bir demet kirmizi gül almistim. O gün hava biraz bozuktu. Çiçegi Arzu 'ya verdim. Biraz yürüdükten sonra bir bankta yanyana oturduk. Bana "KIRMIZI GÜLÜN NE ANLAMA GELDIGINI BILIYORMUSUN?" diye sordu. Basimi evet anlaminda salladim. "SÖYLE O ZAMAN" dedi. Gözlerine baktim, sanki o iki kelimeyi ona söylemem için bana yalvariyordu. "AYAGA KALK" dedim. Onu karsima aldim ve bütün cesaretimi toplamaya çalisiyordum. Gözlerimi kapadim. "HADI SÖYLE" diyordu. Söylemiyor adeta yalvariyordu. "ARZU" dedim. "EVET !!! DEVAM ET !" dedi. "BEN SE..." dedim ve burnuma bir yagmur damlasi geldi. Sonra bir tane daha, bir tane daha. Ve yagmur baslamisti. O an onun gözlerine baktigimda sanki "NE OLUR DURMA!!!! SÖYLE !" diyordu. Ama benim bütün cesaretim kirilmisti. O yagmur beni mahvetmisti. Yagmur o anki bütün büyüyü bozmustu. Sonra o bana ben ona bakarak gülmeye basladik. Yagmur deli gibi yagiyordu. Birden onun gözlerine baktim. Gülmeyi birakmis sadece bakisiyorduk. "NEREYE GIDERSEN GIT YANINDA OLACAGIM!!!!!!!!!
O IKI KELIMEYI SÖYLEYEMESENDE!!!!" dedi. Gözlerimin taa içine bakarak. Ondan sonra bir sarildi ki... O an hiç bitmesin istedim. Islanmaya baslamistik. Seni evine götüreyim dedim. Eve kadar yürüdük. Hiç durmadan çiçeklere bakiyordu. "BENIM GÜZELLERIM!!" diyordu. Eve geldik. Iyi geceler dedim. Ve ona sarildim. Onu eve biraktiktan sonra sokaklarda, o yagmurlu caddelerde dolasmaya basladim. O kadar mutluydum ki. Her ne kadar söyleyemesemde, bir sevdigim vardi. Hemde benim onu sevdigim kadar. Ve o kötü an gene gelmisti. Her yaz oldugu gibi gene memlekete gidiyorlardi. Onu ugurlamaya gidecektim. Ama o izin vermedi. "SENIN AGLAMANA DAYANAMIYORUM.. SENI ÜZMEK ISTEMIYORUM." dedi. Onun yaninda aglamami hiç istemezdi. Ve gitti. Ben gene o bos sokaklarda deli gibi onu düsünüyordum. Her gün aya bakiyordum. Onu düsünüyordum.

Ama bu sefer tatil sanki daha bi erken bitmisti. Gene okul açilmisti. Onu gene görmüstüm. Okulun koridorunda yürürken bana öyle bir bakiyordu ki.. anlatamam. Yanima geldiginde "HOSGELDIN.. CANIM!!" dedim. "HOSBULDUK!!" dedi. Bütün bir yili onunla beraber geçirdim. Okulun kapanmasina 2-3 ay kala "ÜNIVERSITE SINAVINA GIRECEKMISIN?" diye sordum. Evet dedi. "PEKI ISTANBUL IÇINI KAZANABILIRMISIN?" dedim. "BILMIYORUM... AMA SANMAM. ISTANBUL IÇI ÇOK PUAN... O KADAR PUANI ALAMAM" dedi. Bende " O ZAMAN SENDE, AÇIKÖGRETIMI YAZ" dedim. olur dedi. "AMA SENDE BIR YERE GITME OLURMU. SENSIZ BEN BURALARDA NE YAPARIM" dedi. "SENI HIÇBIR ZAMAN BIRAKMAYACAGIM.." dedim. Okul kapanmisti. Sinav günü gelmisti. onu aradim. "INSALLAH KALBINDEKI YERI KAZANIRSIN" dedim . "KAZANDIM BILE... ÇÜNKÜ KALBIMDE SEN VARSIN!!! " dedi.. Ben o an müthis derecede sevinmistim. Sonra sinava girdim. Sinavda dualar ediyordum. Arzu yanimda olsun diye. Ama onun benim yanimda olmasi için benimde istanbul içinde bir yere puan tutturmam lazimdi. Ve bunlari düsünerek sinavdan çikmistim. Sinavdan sonra hemen arzuyu aradim. Nasil geçti diye sordum. "ÇOK IYI.. SENINKI NASILDI" diye sordu. Benimkide iyiydi dedi. O sene tatile gitmemisti. Bütün yaz beraberdik Sinav sonuçlari açiklaninca kendi kazandigim yere baktigimda sok olmustum. Bogaziçi gibi bir yeri tutturmustum. Bu mutlu haberi hemen arzuya ilettim. O da çok sevindi. Sen nereyi kazandin diye sordum. "ILK TERCIHIM AÇIKÖGRETIMDI.. ORAYI KAZANDIM.." deyince dünyalar benim olmustu. Bir ara ailesinin yanina gitti. Bir hafta kadar sonra geri geldi. Onlarida çok özledim. Onun için gittim dedi. En sonunda ben üniversiteye yazildim. Ilk gün beraber gittik. Kantindeki manzara çok güzeldi. Köprünün bir kismi gözüküyordu. Deniz ayaklarinin altindaydi. Kantinde çevreme baktim. Her kesimden insan vardi. "NE KADAR ÖZGÜR BIR YER DEGIL MI?" diye sordum. Gözlerimin içine öyle bir baktiki "NE OLDU? NIYE ÖYLE BAKIYORSUN" dedim. "BEN SANA BIR ISIM TAKMISTIM. DEMIN ONU SÖYLEDIN?" dedi. "NEYMIS O ISIM" diye sordum. "BASBASA KALDIGIMIZ BIR ZAMAN SÖYLERIM." dedi. "PEKI " dedim.

Yariyil tatili yaklasirken arkadaslarimla kantinde konusurken biri "YAA. HARÇLARADA BAYA ZAM YAPTILAR BEE" dedi. Ben sasirmistim. Daha bir açiklayici olmasini istedim. Çok para istiyorlarmis. Zaten benim babam harcin bir kismini zar zor vermisti. Bu kadar parayi kesinlikle bulamazdi. Hemen rehber ögretmenin yanina gittim. Herseyi anlattim hocaya. Hoca "DERSLERIN NASIL DIYE SORDU." diye sordu. "PEK IYI DEGIL" dedim. Biraz daha konustuktan sonra benim babamin bu parayi bulamayacagini söyleyerek birazda kizarak kaydimi sildirdim. Üniversite hayatim tamamen bitmisti. Canim çok sikiliyordu. Ama ARZU hep yanimda oldu. Bu durumu hemen atlattim. Bir ay sonra arzu telefon etti. Aglayarak "NE OLUR YANIMA GEL!!" dedi. Ben sok olmustum. Telefonu kapattigim gibi teyzesinin evine gittim. Kapiyi çalar çalmaz açti. Beni karsisinda görünce daha çok aglamaya basladi. Onu salona kadar götürdüm. "NE OLDU KIZIM.. ANLATSANA" dedim. "BILIYORSUN.. BABAMI ISTEN KOVMUSLARDI.... KAÇ AYDIR IS ARIYOR.. EN SONUNDA BURDA YAPAMIYACAGIMIZI, IZMIRDEKI AKRABALARDAN BIRININ IS TEKLIFI YAPTIGINI SÖYLEDI. BABA GITMEYELIM DEDIM AMA O BENI DINLEMEDI. 2 GÜN SONRA IZMIRE TASINIYORUZ.." dedikten sonra hüngür hüngür aglayarak boynuma sarildi. Ben bu sözleri duyunca sok oldum. Dayanamayip bende agladim. "SEN AGLAMA.. BEN SENIN AGLAMANA DAYANAMIYORUM. " dedi. Salonun ortasinda konusmadan öylece duvarlara bakiyordum. "PEKI NE YAPACAGIZ" dedim. "BILMIYORUM. " dedi. Ben felaket derecede üzülmüstüm. Sevdigim kiz bu sefer gerçekten gidiyordu. Hemde dönmemecesine. Bir ara o bana bakti ve gülmeye basladi. "NEDEN GÜLÜYORSUN" dedim. "SEN BENIM EN ÇOK NEYIMI SEVIYORDUN" diye cevap verdi. Sonra bende gülmeye basladim. "SENI AGLARKEN GÖRMEK BENI KAHREDIYOR.. LÜTFEN AGLAMA" dedi. Sonra bende ne demek istedigini anladim. Gözlerine baktim aglamamak için kendini zor tutuyordu. O bana ben ona bakiyorduk. Ikimizde biliyorduk 2 gün sonra ayrilacagiz. Sonra birden "HANI SEN ÜNIVERTEDEKI ILK GÜNÜMDE BANA BIRSEY SÖYLEMISTIN HATIRLADINMI" diye sordum. "HIÇ UNUTMADIM KI " dedi. "NEYDI BANA TAKTIGIN O ISIM " dedim. Elini kalbime koydu ve gözlerimin içine bakarak "ÖZGÜR ADAM" dedi. Ben donmustum. Ama kalbimde öyle bir sicaklik hissettim ki anlatamam. "NEDEN.... " diyecektimki elini agzima götürüp susmami söyledi. "SEN SOKAKLARDA BENI DÜSÜNÜRKEN BEN SENI RÜYALARIMDA GÖRÜYORDUM. SOKAKLARDA DOLASIP BENI DÜSÜNÜYORDUN. BUNU SADECE ÖZGÜR BIR ADAM YAPAR." dedi. O an içimden "ISTE GERÇEK SEVGI BU OLMALI " dedim. O gün onlarda kaldim sabahleyin kalktigimizda telefon çaldi. Arayan babasiydi. Hemen eve gelmesini istedi. Onu istemiyerek de olsa evine götürdüm. Ona sordum "NEREDEN SAAT KAÇTA GIDIYORSUNUZ." Cevap vermedi. "SENIN AGLAMANA DAYANAMIYORUM. " dedi. "AKSAMA SON KEZ BULUSALIM"dedim. Kafasini evet anlaminda salladi.

Onu biraktiktan 1-2 saat sonra yagmur yagmaya basladi. Aksam olunca evinin önünde onu beklemeye basladim. Onu çagirdim. Asagiya geldi. "BIRAZ YÜRÜYELIM" dedim. "AMA BU YAGMURDA.. YA HASTA OLURSAN BEN NE YAPARIM" dedi. "SANA BIRSEY SÖYLEYECEGIM." dedim. Gözlerinin taa içine bakarak. Gözlerinin içi parlamisti bir anda "HADI YÜRÜYELIM !!! " dedi. Yagmur altinda koca sokakta yürümeye basladik. Bir kaç adimdan sonra bana döndü. "NE OLUR SÖYLE!! ARTIK O IKI KELIMEYI DUYMAK ISTIYORUM!!!" dedi. Anlamisti sanirim. Bu sefer söyleyecektim. Gözlerimi kapattim. "SÖYLE!! NE OLUR SÖYLE!!" diyordu. "SENI S.." dedim ve ARZU diye kalin birsesle irkildim. Camdan babasi çagiriyordu. Arzuda bana usul usul bakarak evine gitti. O koca caddede sadece o ve ben vardik. O bana bakarak eve giderken, ben ona elimi uzatmis "NE OLUR GITME.. BENI BIRAKMA!!!!!" diyordum. Apartmana girerken bana son bir kez bakti ve güldü. Ben kaderime isyan ediyordum. Sevdigim kiza bir kez olsun onu deliler gibi sevdigimi söyleyemedim diye. Sevdigim kizi elimden aliyorlar diye. Kalbim çok aciyordu. Onsuz ne yapacagimi düsünüyordum. Ertesi gün erkenden kalktim. Evlerinin önüne gittim. Ama camlarinda perde yoktu. Apartmana kosarak girdim. Kapi açikti eve girdim hiçbir esya yoktu. Bütün odalar bombostu. "SIZ KIMSINIZ" diye bir sesle irkildim. "BEN ARZUNUN BIR ARKADASIYIM. ONU ZIYARETE GELDIM " dedim. "ONLAR TASINDILAR.. BIR DAHA ISTANBULA BELKIDE HIÇ GELMEYECEKLER. BEN ONLARIN KOMSUSUYUM. SEN GALIBA O ÇOCUKSUN." dedi yasli teyze. "HANGI ÇOCUK" diye sordum. "BAZEN ARZU' YU EVDE GÖRÜRDÜM. ÇOK NADIREN. ONU HER GÖRDÜGÜMDE KENDI DUVARINA BAKIP DALARDI.. GÖZLERI DOLARDI.. SANIRIM BIRINI DÜSÜNÜYORDU. DELIKANLI,,,,, BIZDE GENÇ OLDUK.. BIZDE BU DUYGULARI YASADIK.. ALLAH SANA YARDIM ETSIN!!!" dedi ve gitti. Ben hemen onun odasina gittim. Ve duvarina baktim. Baktigim gibi gözlerim doldu. Bir kalp resmi vardi. Çok ufakti. Ama benim için çok büyüktü. Kalbin içinde birseyler yaziyordu. Yaklasip baktigimda kalbimde bir sicaklik hissettim. Kalbin içinde "ÖZGÜR ADAM" yaziyordu. Gözlerim dolmustu. O bana böyle bir isim takmisti. Demek duvara bakip beni düsünüyordu. Diye geçirdim içimden. Ne yapacagimi bilmiyordum. Gene sokaklarda bos bos dolasiyordum. Ama bu seferki bir baskaydi. Içimde kötü bir his vardi. Sanki bir sey olacakmis gibi bir his vardi içimde.

Aradan 4 gün geçti. O GÜN 2 MARTTI. Aksam uyuyamamistim. Geceleyin hava biraz bozuktu. Gökyüzüne bakip ayi aradim. Ama bulamadim. Uykuya dalar gibi oldum. Kalbimde çok büyük bir aciyla uyandim. Kalbim çok aciyordu. O an aklima arzu geldi. Acaba ne oldu diye düsünürken, aklima gökyüzü geldi. Orda ayi aradim. Bir kaç dakika sonra görmüstüm. Hemde bütün ihtisamiyla duruyordu. Bembeyazdi. Onu düsünürken gene kalbimde bir aci hissettim. Tam o anda ayin yanindan bir yildiz kaydi. 10 saniye boyunca o yildizin kayisini izledim. Izlerkende kalbim aciyordu. Yildiz kaydi. Kalbimin acisida durdu. "ACABA NE OLDU" dedim içimden. Ertesi günler içimde bir huzursuzluk vardi. Asagi yukari 2 hafta olmustu. ama arzu hala aramamisti. 9 mart günü telefon çaldi. Arayan fulyaydi. Sesi aglamakliydi. "RIDVAN" dedi. "BEN SU AN IZMIRDEYIM. ARZU VE BABASI TRAFIK KAZASINDA ÖLDÜ.. MURAT ABIMDE KOMADAN YENI ÇIKTI. NE OLUR METIN OL" dedi. Ben yikilmistim. Telefonu kapattim. Yere diz çöktüm. "ALLAHIM!!!! NEDEN BEN ?" dedim. Kendi kendime bir söz söyledim; "KAYBETMEYE MAHKUM BIR ADAMSIN!!" kisaca KMBA derdim. Disari çiktim. Sahil kenarina gittim. Aglamamak için acayip çaba sarfediyordum. Çünkü o benim aglamami istemezdi. Sahile vardim. Kimse yoktu. Deniz acayip dalgaliydi. "HAYIR YA !!! NEDEN BEN YA NEDEN!!!" bagirmaya basladim. En sonunda dayamayip agladim. Gözümden bir yas damladi. Kalbimde bir sicaklik hissettim. Sanki bana aglama diyordu. Ama ben kendimi tutamiyordum. Deliler gibi agliyordum. Simdi ne yapacagim diyordum kendi kendime. O aksam deli gibi yagmur yagiyordu. O yagmurlu sokaklarda, o soguk caddelerde ben tek basima aglayarak dolasiyordum. Aglamam hiç durmuyordu. Hep onu düsünüyordum. Birkaç gün sonra gene fulya aradi. "NE OLUR AGLAMA.. BILIYORSUN!! O SENIN AGLAMANI HIÇ ISTEMEZDI." dedi. "PEKI " dedim. Bana telefonda herseyi anlatti. Kazanin nasil oldugunu. Kimin hatali oldugunu. Ondan mezarligin adresini aldim. Sonra hemen bir ise basladim. Amacim para bulup bir an önce mezarliga gitmekti. Kafama koymustum, mezarligin yanina gittigimde birsey yapacaktim. HALA DÜSÜNÜYORUM.....

fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama