Kahraman Fıkraları

loading...

Temel tır şoförlüğü yapıyormuş.Bir bir tane yokuştan aşşağı son sürat iniyormuş.Yavaşlamak için frene basmış bir de bakmış ki fren tutmuyor.Ne yapcam ne edicem derken yolun ilerisine bakmış ve yol ilerde ikiye ayrılıyormuş.Sağda bir pazar ve tamı tamına 250 insan,solda ise küçük bir çocuk ve önünde de bir duvar.Lan demiş ben çocuğa çarpıp duvara giriyim ve 250 kişiyi kurtarıp kahraman oluyum demiş.Kaza olmuş bitmiş.Ertesi gün Temel gazetelerde 1. sayfaya manşet olmuş:''ŞOK ŞOK ŞOK Temel tamı tamına 251 kişiyi ezerek öldürdü!''.Bunun ardından gazeteciler hemen Temelin odasına doluşmuşlar.İçlerinden biri Temel bey bu olay nasıl oldu demiş? Temel de: Valla herşey çocuğun pazara doğru koşmasıyla başladı.
fıkranın devamı

Dünya'ya en yakın yıldız güneş'tir.

Günışığından daha fazla yararlanmak için saat uygulamasını Benjamin Franklin başlatmıştır.

Bir okyanusun en derin yerinde, demir bir topun dibe çökmesi bir saatten uzun sürer.
fıkranın devamı

Köylünün biri, diğerinin kuzusunu çalmış, kesip yemiş. O da onun keçisini aşırmış, kesip yemiş.Nasreddin Hoca olayı incelediğ...
fıkranın devamı


Yillarca, iki kahraman heykeli, biri erkek, biri disi, birbirlerine bakar durumda parkta dururlarmis, bir gun bir melek cennetten gelene kadar...
"Sizler iyi ve ornek heykel oldunuz, bu yuzden ben de size ozel bir hediye verecegim. Yarim saat icin sizi canlandiracagim, siz de bu sure icinde ne isterseniz yapabileceksiniz!" demis.
Ve melek ellerini cirpar cirpmaz heykeller canlanmis, birbirlerine biraz utanarak yaklasmislar, ama sonra hizla parktaki caliliklarin arkasina kosmuslar. Kisa bir sure sonra caliliklarin arkasindan kikirdesmeler, kahkahalar duyulmus, calilar sallanmis. Onbes dakika sonra, caliliklardan cikmislar, ikisinin de yuzunde genis bir tebessum varmis.
"Onbes dakikaniz daha var!" demis melek, gozlerini anlamli anlamli kirparak... Disi heykelin yuzundeki tebessum biraz daha yayilmis ve erkek heykele donmus:
"Harika! Ama bu sefer guvercini sen tut, ben siccam kafasina !..."

fıkranın devamı


Asiri ishalden sikayetci biri Cerrahpasa'ya gider hemen.. ama burokrasiden dolayi belgeleri karisir ve kahramanimizi yanlislikla psikiyatri servisine havale ederler..
15 gun suren tedaviden sonra, taburcu olacagi gun, bir arkadasi karsilamaya gelir
- "Noldu gecti mi ishal ?"
- "Hayir gecmedi ama artik takmiyorum"

fıkranın devamı


Jim ile Mary akil hastanesinde iki hastadir. Birgun hastanenin yuzme havuzunun etrafinda dolasirken Jim aniden suya atlayip en dibe batar. Bunu goren Mary hemen ardindan atlar ve dibe kadar yuzup Jim'i kurtarir. Tabii Mary'nin bu kahramanca davranisi hastanede olay olur. Bunu duyan bashekim de Mary'nin artik iyilestigini dusunup, hastaneden derhal taburcu edilmesi emrini verir. Islemler yapilir, belgeler cikartilir, Bashekim ayni gun Mary'nin yanina gider:
- Mary, sana bir iyi bir de kotu haberim var. Iyi haberim, yaptigin kahramanca davranistan oturu anladik ki akli dengen tamamen yerinde ve boylece hastanemizden taburcu oluyorsun. Kotu habere gelince, kurtardigin hasta, Jim, intihar etmis. Az once odasinin banyosunda kendisini asmis bulundu.
Mary gayet sakin yanit verir:
- O intihar falan etmedi ki. Ben onu astim kurusun diye.

fıkranın devamı


Sahranın ıssız bir köşesinde,bir din adamı lejyonerlere vaaz vermeye gelir. Vaaz'dan önce binbaşı askerleri uyarır:
-Rahibin ziyareti sırasında, özellikle küfür ve müstehcen kelimeler istemiyorum! Dövüşmeyi bildiğiniz gibi, kendinizi tutmayı da bildiğinizi ona gösterin...
Daha sonra rahip, birliğin önünde vaazına başlar :
-Herşeyden uzakta yaşıyorsunuz, ama geleneklerinizle övünmeniz gerekir.Ben size kendisi de sizin gibi bir kahraman olan Hz. İsa'nın selamlarını getirdim.Söyleyin bana, kahramanlıktan daha saf, daha güzel ne vardır?
Tam o anda birkaç lejyoner ağızlarını açmaya hazırlanırken binbaşı ayağa fırlar ve haykırır :
-Popom, diyene onbeş gün hapis!...

fıkranın devamı


Erler sabah yoklamasında, çavuş içlerinden birine soruyor;
- Söyle bakalım nerdensin ?
- Maraş'lıyım komutanım..
Çavuş sinirleniyor ve askere okkalı bir tokat atıyor. Ardından tekrar soruyor
- bir daha söyle bakalım nerdensin ?
- Maraş'lıyım komutanım..
Çavuş bu sefer iyice hiddetleniyor ve askere okkalı bir tokat daha atıyor. Ardından tekrar soruyor
- ulan sona son defa soruyorum nerelisin ?
- Kahramanmaraş'lıyım komutanım..
- Hah şimdi oldu diyor çavuş ve yanındakine soruyor,
- Oğlum sen nerelisin ?
- Kahramansinop'luyum komutanım !

fıkranın devamı


Olayin kahramani Karadenizli bir vatandasimiz...Yillar once istanbul"a yerlesen bu vatandasimizin evine gece evde bulunmadigi bir sirada hirsiz girer.Ertesi gun polis gelir; hirsizin eve nasil girdigini arastirmaya baslar.Zemin kattaki eve, kapinin ust tarafindaki camda bir el buyuklugunde delik acilarak,buradan da ic taraftaki kapi koluna uzanarak girildigi anlasilir...
Polisler zabit tutmus, evi terkedecekler...
O an.. Yaklasik yarim saattir camdaki delige bakip derin dusunceler icinde kafasini kasiyan ev sahibi dikkatlerini ceker.
Polislerden biri dayanamayip sorar:
- Hemserim, delige nicin boyle uzun uzun bakip dusunursun?.
Anlayamadigin birsey mi var? Karadenizli yurttasimiz:

- Hacan der, herseyi anladim anlamasina da...

Koca adam nasil oldu da bu kucucuk delikten iceriye girdi, onu anlamaya calisayrum!..

fıkranın devamı


Erler sabah yoklamasında, çavuş içlerinden birine soruyor;
- Söyle bakalım nerdensin ?
- Maraş'lıyım komutanım..
Çavuş sinirleniyor ve askere okkalı bir tokat atıyor. Ardından tekrar soruyor
- bir daha söyle bakalım nerdensin ?
- Maraş'lıyım komutanım..
Çavuş bu sefer iyice hiddetleniyor ve askere okkalı bir tokat daha atıyor. Ardından tekrar soruyor
- ulan sona son defa soruyorum nerelisin ?
- Kahramanmaraş'lıyım komutanım..
- Hah şimdi oldu diyor çavuş ve yanındakine soruyor,
- Oğlum sen nerelisin ?
- Kahramansinop'luyum komutanım !




fıkranın devamı


Erler sabah yoklamasında, çavuş içlerinden birine soruyor;
- Söyle bakalım nerdensin ?
- Maraş'lıyım komutanım..
Çavuş sinirleniyor ve askere okkalı bir tokat atıyor. Ardından tekrar soruyor
- bir daha söyle bakalım nerdensin ?
- Maraş'lıyım komutanım..
Çavuş bu sefer iyice hiddetleniyor ve askere okkalı bir tokat daha atıyor. Ardından tekrar soruyor
- ulan sona son defa soruyorum nerelisin ?
- Kahramanmaraş'lıyım komutanım..
- Hah şimdi oldu diyor çavuş ve yanındakine soruyor,
- Oğlum sen nerelisin ?
- Kahramansinop'luyum komutanım !

fıkranın devamı


Orta okul oğrencisi kahramanımız, babasının omuzuna dokunarak, sorar:
-Baba, okulda ders verdiler, "plitika nedir", anlatmamız lazım. Nedir politika?

Baba oğlunun yaşına uygun bir formül bulur:

-Bak yavrum, şimdi şu kelimeleri iyice aklında tut.. Ben ücretli calışıyorum, buna KAPİTALİZİM diyoruz. Parayı nasıl yöneteceğimize annen karar veriyor, ona HÜKÜMET de. Hepimiz aslında senin için cabalıyoruz, sen HALK'sın. Bebek kardeşine bakan dadın, İŞCİ SINIFI. Kardeşini de GELECEK diye düşün. Şimdi bunları böyle ezberle, yarın kahvaltıda sana politikayı anlatırım.

Oğlan bunları ezberler, akşam olur, her kez yatar. Gece bizimki, kardeşi küçük bebeğin ağlamasıyla uyanır. Gider bebeğin odasına bebek altını kirletmiş ağlamaktadır. Annesinin odasına girer, annesi derin bir uyku cekmektedir, uyanamaz. Dadısının odasına gider, bir bakar ki, babası dadısını beceriyor, "bebek ağlıyor" demesine hic aldırıs eden bir halleri yok. Bizimkisi arkasını döner, ve isyan ede ede yatar.

Ertesi sabah kahvaltıda babasına şöyle der:

-Baba ben politika neymiş cözdüm.
-söyle neymiş bakalim yavrum? Diye sorar babası..
-HÜKÜMET uyurken, KAPİTALİZİM İŞCİ SINIFINI s*kiyor, HALK isyanlarda ve kimsenin umrunda değil ve geleceğimiz böylece bok içinde..

fıkranın devamı


Sahranin issiz bir kösesinde,bir din adami lejyonerlere vaaz vermeye gelir. Vaaz'dan önce binbasi askerleri uyarir:
-Rahibin ziyareti sirasinda, özellikle küfür ve müstehcen kelimeler istemiyorum! Dövüsmeyi bildiginiz gibi, kendinizi tutmayi da bildiginizi ona gösterin...
Daha sonra rahip, birligin önünde vaazina baslar :
-Herseyden uzakta yasiyorsunuz, ama geleneklerinizle övünmeniz gerekir.Ben size kendisi de sizin gibi bir kahraman olan Hz. Isa'nin selamlarini getirdim.Söyleyin bana, kahramanliktan daha saf, daha güzel ne vardir?
Tam o anda birkaç lejyoner agizlarini açmaya hazirlanirken binbasi ayaga firlar ve haykirir :
-Popom, diyene onbes gün hapis!...

fıkranın devamı


Komutan teftiş sırasında bir askere sorar: - "Oğlum nerelisin?" - "Maraşlıyım komutanım!" Komutan askere bir tokat patlatır ve tekrar sorar: - "Oğlum nerelisin?" - "Maraşlıyım komutanım!" Komutan askere bir tokat daha patlatır ve tekrar sorar: - "Oğlum bak iyi düşün! Nerelisin?" - "KAHRAMANMaraşlıyım komutanım!" Komutan: - "Aferin işte böyle!" diyerek diğer askere (Temel) döner: - "Oğlum sen nerelisin?" - "Kahraman Trabzonluyum komutanım!"

fıkranın devamı


Yıllarca, iki kahraman heykeli; biri erkek, biri dişi, birbirlerine bakar durumda parkta dururlarmış, ta ki bir gün bir melek cennetten gelene kadar... - "Sizler iyi ve örnek birer heykel oldunuz, bu yüzden ben de size özel bir hediye vereceğim. Yarım saat için sizi canlandıracağım, siz de bu süre içinde ne isterseniz yapabileceksiniz!" demiş. Ve melek ellerini çırpar çırpmaz heykeller canlanmış, birbirlerine biraz utanarak yaklaşmışlar, ama sonra hızla parktaki çalılıkların arkasına koşmuşlar. Kısa bir süre sonra çalılıkların arkasından kikirdeşmeler, kahkahalar duyulmuş, çalılar sallanmış. Onbeş dakika sonra, çalılıklardan çıkmışlar, ikisinin de yüzünde geniş bir tebessüm varmış. - "Onbeş dakikaniz daha var!" demiş melek, gözlerini anlamlı anlamlı kırparak... Dişi heykelin yüzündeki tebessüm biraz daha yayılmış ve erkek heykele dönmüş: - "Harika! Ama bu sefer güvercini sen tut, ben pisliyim kafasına!"

fıkranın devamı

Aslanın biri hayvanat bahcesinden kacar. kimse yakalamaya cesaret edemez. sonunda cılız bir adam ...
fıkranın devamı

Kahraman görevli Sarışın bir gün ata binmeye karar veriyor. Daha önceden hiç ders almamasına...
fıkranın devamı

Erler sabah yoklamasında, çavuş içlerinden birine soruyor; - Söyle bakalım nerdensin ? ...
fıkranın devamı

Tıp fakültesinde ögrenci olan kahramanimiz anatomi dersinde hocasina sorar -Hocam peniste kemik v...
fıkranın devamı

Jim ile Mary akil hastanesinde iki hastadir. Birgun hastanenin yuzme havuzunun etrafinda dolasirken ...
fıkranın devamı

Asiri ishalden sikayetci biri Cerrahpasa'ya gider hemen.. ama burokrasiden dolayi belgeleri karisir ...
fıkranın devamı

Erler sabah yoklamasında, çavuş içlerinden birine soruyor; - Söyle bakalım nerdensin ? ...
fıkranın devamı

Sarışın bir gün ata binmeye karar veriyor. Daha önceden hiç ders almamasına rağmen yardım istemeden sıçrayarak atın üstüne çıkmayı başarır. Ancak atın üstüne çıktığı anda at harekete geçer ve hızlanarak yola koyuluyor. Biraz ürken sarışın atın boynuna sıkıca tutunur. Bu arada at biraz daha huysuzlanarak üstündekini atacakmış gibi çırpınmaya başlar. Sarışın atın altına doğru kayarken can havli ile atın yelesine tutunur. Bir eli yelede bir ayağı üzenğide yere düşecek gibi hızla hareket eden atın altında durmaya çalışırken, lunaparkın kahraman görevlisi gelerek atlı karıncayı durdurur...
fıkranın devamı

ÇİN LOKANTASI
Sanıldığının aksine Çinlilerin eti hiç de lezzetli değil. Ben her
seferinde çıkarıyorum...

GENELLEME
Konuşurken genelleme yapmak sağlığınız için onulmaz yaralar
açabilir. Mesela bütün solak yeminli müşavirlerin sarışın ve kekeme
baldızları seks delisidir gibi bir genelleme yaparsanız bir daha
genelleme yapacak kadar yaşamanıza imkan tanımayabilirler.

MATEMATİK 3 (GENİŞLETİLMİŞ BASKI)
Tanrının o kadar kutsal kitap indirdikten sonra insanlara daha
faydalı olabilecek bir kitap indirmeye karar verdiğini hiç kimse
bilmez. Ben bile çok sonraları öğrenebildim. Tanrının yeni kitabı
belki hiç kimseye doğru yolu göstermeyecekti ama en azından
insanlar, kendilerine altı kere sekiz diye bir soru sorulduğunda
apışıp kalmayacaklardı. Evet Tanrı'nın indirdiği bu kitap şimdilerde
Lise 3 Matematik ders kitabı olarak okutulan kitaptır. Çok
şaşırdınız değil mi? Tabi hemen şunu da ifade etmeme izin verin ki
Matematik 3 kitabı da incil gibi tahrif edilmiş bu yüzden de
güvenilirliğini yitirmiştir. Bu yüzden bu kitaptan yola çıkarak
şer'i hükümler vermemiz maalesef pek mümkün değildir. Ama hiç
olmazsa artık altı kere sekizin kaç ettiğini biliyoruz. (kırksekiz)

ŞAMPUAN
Şayet saçınızın yarısını normal şampuanla saçınızın diğer yarısını
da Recois'la yıkarsanız bir süre sonra kişilik çatışması
yaşayabilirsiniz.

MÜSAİT BİR YER
İlk duyduğum zaman ben de sizin gibi minibüs duraklarını kasteden
bir laf sanmıştım ama sonradan araştırmaya başlayınca işin renginin
aslında hiç de öyle olmadığını farkettim... Yolcular aslında müsait
bir yerde diyerek şöföre bir mesaj vermeye çalışıyorlardı... Peki
yolcuların bu lafından sonra şöförün hemen düğmeye basarak otomatik
kapıyı açması hiç mi ilginç gelmedi size?..

DENİZ
Bir kahramanlık öğesi... Doğu Anadolu bölgemizde de deniz olsaydı
şimdi "kodumun Ermenilerini Doğu'da nasıl denize döktük ama" diye
övünebiliyor olacaktık...

GİZLİ AJAN
Ne yani, şimdi ajanlığı alenen yapanlar da mı var? Açık Ajan yani.
Madem yok, niye peki gizli ajan, o zaman? Salaklığın dikalası işte!

PREZERVATİF
Tecavüzlerde çük izi bırakmamak için icad edilmiş bir tür koruyucu.
Bizim Sağlık bakanlığımız da olayı ne sanıyor oysa.

OTOMATİK KAPI ÇARPAR
Evetş hemf de çofk kötü çarfıyorş... şlafş

KAVA
Kava demirci değil de şayet çıplak model olsa onunla bugün yine
böyle övünebilecek miydik, merak ediyorum doğrusu.

SAVAŞ
Geleneksel bir doğum kontrol yöntemi.

ALP BAHADIROĞLU
Halkı peşinden sürükleyip kurtuluşa götürecek bir kahraman olmak
için herşeye sahipti fakat kırmızı ışıkta karşıdan karşıya geçerken
ezildi.

İZLENİMCİ CABBAR BABA
Türk mafyacılığında bir devrim yaratarak ilk izlenimci hareketi
yaratan Erzurumlu mafya babası. Daha küçük yaştayken babasından
yediği tekme ve tokatların düzeysizliğinden ve bayalığından rahatsız
olan Küçük Cabbar otuzlu yaşlarında kurduğu mafyasıyla izlenimci
hareketi de başlatmış oldu. İşkence ettiği kurbanlarının
bedenlerinde virgül biçimli küçük dokunuşlar, mavi ve mor gölgeler
kaba saba işkenceye alışmış insanları şaşırttı. Çek ve senet
tahsilinde kullandığı teknikle her ne kadar Portekiz Fovistlerini ve
Fransız yeni avangardistlerini çağrıştırsa da arazi ve uyuşturucu
ticaretinde kullandığı işkence teknikleriyle yerini sağlamlaştırmış
oldu. Özellikle Heybeliada'da Bir Pazar Öğleden Sonrası adlı
izlenimci işkencesi, türünün en yetkin örneklerindendir. Fakat daha
sonra yapıtlarını Karaköy Vapur İskelesi Sergi Salonunda sergilemek
isteyince polis taafından enselendi ve idam edildi. Mezarı hala
izlenimciler tarafından ziyaret edilmektedir.

NOTA
Eşcinsel müzisyenlerin birbirlerine yazdıkları şifreli aşk
mektupları...

415.MURAT
Hepiniz şimdi kim bu ya diyorsunuz ama Cumhuriyet kurulmamış olsaydı
şu anda tahtta oturuyor olacaktı. Ya da kahraman yeniçerilerin
başında ikinci sefer sayılı Boing24 numaralı uçakla New York'un
fethine gidiyordu. Oysa Osmanlı Hanedanının son varisi 415.Murat şu
anda Kadıköy postanesinde Telefon tahsilatı bölümünde çalışmaktadır.
Bu arada bu sülaleye 1.Berke ve 1.Tonguç'un da eklendiğni
belirtmemde fayda var...


fıkranın devamı

KUTSAL ÜÇLEME
yalan

ŞİŞME ÖRDEK
Plastik kadın üreticilerinin zoofilileri de düşünmüş olmaları ne
büyük incelik...

CÜMLE İÇİNDE KULLANIMI
Bir kelimeyi bir salağın kafasına soka soka öğretmek istediğimizde Cümle İçinde Kullanımı'ndan yararlanırız. Cümle içinde kullanmamız gerekirse hah hah ha, ay ölcem...

ÇEK
Çekoslavak para birimi...

YUG
Yugoslavak para birimi... Hah hah hah amma safsınız lan. Buraya ne
yazsak salak gibi inanıyorsunuz ya.

BAYRAK
Ülkelerin gururunu, rakımını ve konfeksiyonel zevklerini simgeleyen
saten bez parçası... Bayrak bulunmadan önce göndere isteğe göre
sütyen, don, mini etek gibi daha cazip şeyler çekilirdi. Doğal
olarak okullardaki Cuma günleri törenlerinden de hiç bir öğrenci
kaçmazdı... Çünkü bayrağın henüz icat edilmediği o dönemlerde
törenlerde istiklal marşı yerine okul müdürleri daha yeni
öğrendikleri seks fıkralarını anlatırlar, böylece çocuklara
güleryüzlü olmayı öğretirlerdi. Sonra okulun en güzel kızının donu
çıkarılır ve saygı eşliğinde göndere çekilirdi. Bunu müteakip bütün
öğrenciler el pişirmece oynayarak evlere dağılırlardı... Hele
Pazartesi törenleri daha bir zevkli olurdu. Cuma günü donu göndere
çekilen kıza toplu halde tecavüz edilir ama onun da zevk alması
sağlanırdı... Şimdi dönüp o tatlı günlere baktığımda öğrencilerin
bayrak törenlerini kırmaya çalışmalarını daha iyi anlıyorum.

SUYUN KALDIRMA KUVVETİ
Arşimet bu kanunu bulmamış olsaydı gemiler suyun üzerinde duramayıp
hala batıyor olacaklardı.

CEZMİ ERSÖZ
Kör bir adamın resim yapmaya çalışması ne kadar takdire şayan bir
olaysa, aptal bir adamın yazı yazmaya çalışması da bence aynı oranda
takdire şayandır.

MÖÖ
Selam Aleyküm

MÖÖ
Aleyküm selam

HEADBENG
Salla başını al maaşını...

3.İNÖNÜ YASTIK SAVAŞI
Bazı olaylar ulusların kaderinde çok önemli roller oynadığı halde
bazen o ulusların tarihlerinde yer almayabilir. Mesela 1921 yılının
Ekim ayında İsmet İnönü komutasındaki Kuva-i Milliye ordusu Afyon
yakınlarında sayıca çok üstün olan Yunan ordusuyla büyük bir yastık
savaşına tutuşmuş, savaş sonrasında sersemleyen (sayıca üstün) Yunan
ordusunu Bilecik yakınlarındaki havuza dökmüşlerdir. Kurtuluş
savaşının kazanılmasında en büyük rolü 3.İnönü Yastık Savaşı
oynamasına rağmen bırakın tarih kitaplarında matematik kitaplarında
bile bu olayın bahsine rastlayamazsınız.

KABIZLIK
Kıç iştahsızlığı...

MÜSHİL
İştah şurubu...

REDİAL TUŞU
Pişkinlik de diyebiliriz yani...

21 PARE TOP ATIŞI
Atışı yaptıran generalin uğurlu sayısına göre bazen 24 pare, 8 pare
veyahut şekerpare bile olabiliyor.Ay ay ay hepten zırvaladık.
Hihehe...

NEVRUZ
Nevruz aslında sanıldığı gibi 21 mart'ta değil 18 martta
kutlanmalıdır. Atalarım, başlarına bela olan zalim hükümdar
Dehhak'tan kurtulabilmek için demirci Kava'dan yardım istediler.
Kava da onlara yardım sözü verdi. Buna göre Kava hükümdarı
öldürdüğünde işaret olsun diye bir ateş yakacak böylece kürtler
bayram hazırlığına başlayabileceklerdi. Kava cesurdu, yiğitti,
gözüpekti, fakat belleğinin güçlü olduğu pek söylenemezdi. Hükümdarı
öldürdüğünde yanına kiprit almamış olduğunu farketti. En yakın tekel
bayisinin de üç günlük uzaklıkta olduğunu söylersem Nevruz
bayramının bu gün neden geç kutlandığını sanırım daha iyi
anlayacaksınız.

BATI YAKASINDA YENİ BİR ŞEY YOK
Hala da yeni bir şey yok...

WILLIAM JAMES
Traş olurken aynaya bakmayı icad eden İngiliz bilimadamı ve
berberi...

KORKAKPARİS
Amma manyak bi milletiz ha! Kurtuluş savaşında kahramanlık gösteren
illerimize Kahramanmaraş, Şanlıurfa, Gaziantep gibi ünvanlar
verildi. Peki ya bu savaşta yendiğimiz Fransızlar niye kendi
devletlerine Korkakparis, İngilizler Tırsaklondra, İzmir'de denize
döktüğümüz Yunanlar Atina'ya Islakatina ünvanlarını vermediler?
Sorarım!... Sordum bile!

KISA BOY KOMPLEKSİ
Kısa boy kompleksi

fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama