Kalıp Fıkraları

loading...

Nasreddin Hoca Konya’da akşam namazından çıkmış, yatsıya kadar biraz çarşıda gezinmek istemiş. Tanımadığı kellifelli bi...
fıkranın devamı


Adamın biri bir gün yolda giderken bir kurbağa görür ve kurbağa dile gelir
- Ben aslında bir insanım, eğer beni bir kere öpersen çok güzel bir prenses haline gelirim"
Adam kurbağayı eline alır ve cebine koyar. Kurbağa tekrar dile gelir
- Eğer beni öpersen çok güzel bir prenses olacağım, ve seninle 1 hafta kalmaya razıyım.
Adam kurbağayı cebinden çıkarır, şöyle bir bakar ve gülümseyerek yeniden cebine koyar.
Kurbağa yalvarmaya başlar
- Eğer beni öper ve güzel bir prenses haline çevirirsen seninle bir hafta kalırım ve istediğin her şeyi yaparım
Adam tekrar kurbağayı çıkarır, şöyle bir bakar ve gülümseyerek cebine koyar
Sonunda kurbağa dayanamaz
- Senin neyin var? Sana çok güzel bir prenses olduğumu ve beni öpersen 1 hafta seninle kalıp istediğin her şeyi yapacağımı söyledim. Neden beni öpmüyorsun?
Sonunda adam konuşur
- Bak, ben bir mühendisim. Kızlarla uğraşacak vaktim yok, fakat konuşan bir kurbağa çok ilginç geliyor.

fıkranın devamı

Adamın biri bir gün yolda giderken otostop yapan bir kedi görür,durur ve arabaya alır. Kedi ön...
fıkranın devamı

Bir adamın oğlu çok iyi bir üniversitede veterinerlik okumuş ve daha sonra üniversiteye master...
fıkranın devamı

Bir gün bir iş adamı sevişmek için geneleve gider bir bayan begenir ve parasını öder derlerk...
fıkranın devamı

Ahmet sarayın hizmetkarlarından biri.. Yıllardır Kraliçeyi görür ve onun gögüslerine hayra...
fıkranın devamı

Seçim gezileri için Erzincan'ın Kemah ilçesine giden Akbulut heyeti akşam olunca kalacakları ve ertesi gün propaganda çalışmaları yapacakları komşu ilçeye gitmeye karar verirler.
Fakat komşu ilçedede otel yoktur.
Belediye Başkanı: "akşama kadar yorulduklarını ve komşu ilçedede Otel olmadığını belirtip, Kemah'ta kalmalarını ve ertesi gün gitmelerini" önerir.
Akbulut ve heyetine bu fikir iyi gelir ve akşam heyetteki herkes evlere dağıtılır ve Akbulut'ta Belediye Başkanının evinde misafir edilir.
Ama gece vakti Akbulut'un çişi gelir. Tuvalet evin dışında ve heryer karanlıktır. Tahminen bulurum diye gece vakti ilerlerken, ayağı kapının yanındaki bir çiçek saksısına takılır, içinden çiçek kalıplaşmış toprağı ile fırlar çıkınca Akbulut'un aklına hemen iyi bir fikir gelir ve çiçek saksısının içine büyükçişini yapıp üstüne çiçeği toprağı ile geri oturtur.
Ertesi günü geç kaldıkları için apar topar komşu ilçeye geçerler.
Aradan 10 gün geçtikten sonra Ankara'ya dönen Akbulut: "Kemah Belediye Başkanına bir telgraf çekin misafirperverliği için teşekkür edin" der. Gereken yapılır. Telgıraf çekilir ama; çekilen telgırafa, aradan henüz bir gün geçmeden Belediye Başkanından cevap gelmiştir.
"Sayın Akbulut; Siz gideli taşındığımız 5. ev oldu, koku halen gitmedi. teşekkürü meşekkürü bırakın. nereye s*çtınız onu söyleyin yeter" der.
fıkranın devamı

Temel askerken komutani temele el bombasini gosterek olum bu el bombasi pimini cekip firlatacaksin der ve 10 sn icinde patlayacak der. Temelde tamam komutanim der ve el bombasini alir. Temel pimi ceker ve birden heycanlanir saniyeler azaldikca Temel ne yapacagini sasirir ve bombayi kilotundan iceri atar ve Temelin butun takimlari dagilir. Temel bu olaydan sonra karisinin karsisina nasil cikacagini dusunur ve doktora gidip kendine takma penis ve icinede caktirmamak icin sut koydurur. Arada 9 ay gecer karisi hamile kalir Temel sasirmis vaziyette nasil oldugunu dusunmekteyken ebeyi gorur ve sorar olum mu oldu kizimmi olummu oldu kizimmi. Ebede şoyle yanitlar; ananin a*ı oldu. Kalip kalip yagli peynir oldu
fıkranın devamı

nasrettin hoca birgün camın önünde havaya bakıp hanımına yarın hava iyi olursa tarlaya gidip tarlayı süreceğini kötü olursada evde kalıp evi boyayacağını söylemiş.bunun üzerine hanımı hocaya;
bey;deki inşallah
hoca hanıma;
ya inşallahı maşallahımı var demiş
iyi olursa tarlaya kötü olursa boyaya.
sabah olmuş hava çok güzel hoca tarlanın yolunu tutmuş.derken karşıdan gelen bir jandarma ekibi görmüş.jandarma hocaya yaklaşıp bi köyü sormuş.hocada;
orası çok uzak ancak 2 günde gidebilirsiniz ve oraya araba işlemez demiş..bunun üzerine jandarma hocayı da alıp köyün yolunu tutmuş.hoca istemesede mecburen yola koyulmuş.jandarmayı götüren hoca 2 günde eve gelmek için yollarda çile çekmiş.derken kanter içinde eve ulaşmış.
kapıyı çalmış.
hocanın karısı;kim o demiş
hoca;
benim inşallah...
fıkranın devamı

Nam-ı Kemal karısıyla gerdeğe girdiği gün çok telaşlıymış. Çünkü dalgası iş yapmıyormuş. Bunun üzerine doktordan bu işe bir çare bulmasını istemiş. Doktor:
-"Sen şimdilik biberon ve sütle idare et" demiş.
Nam-ı Kemal de bunu uygulamış. Karısı hamile kalınca. Hastaneye götürmüş. Karısını hemen doğuma alan doktor Nam-ı Kemal'e bunun nasıl olduğunu sormuş. Ama Nam-ı Kemal de bilmiyormuş.
İki saat sonra ameliyat bitmiş.
Ve Nam-ı Kemal telaşlı bir şekilde doktora kız mı oğlan mı diye sormuş.
Doktorda sinirli bir şekilde
-Ne diyon lan o*o*pu çocuğu iki saatten beri kalıp kalıp peynir çıkıyor.
fıkranın devamı

Adamın biri bir gün yolda giderken bir kurbağa görür ve kurbağa dile gelir
- Ben aslında bir insanım, eğer beni bir kere öpersen çok güzel bir prenses haline gelirim"
Adam kurbağayı eline alır ve cebine koyar. Kurbağa tekrar dile gelir
- Eğer beni öpersen çok güzel bir prenses olacağım, ve seninle 1 hafta kalmaya razıyım.
Adam kurbağayı cebinden çıkarır, şöyle bir bakar ve gülümseyerek yeniden cebine koyar.
Kurbağa yalvarmaya başlar
- Eğer beni öper ve güzel bir prenses haline çevirirsen seninle bir hafta kalırım ve istediğin her şeyi yaparım
Adam tekrar kurbağayı çıkarır, şöyle bir bakar ve gülümseyerek cebine koyar
Sonunda kurbağa dayanamaz
- Senin neyin var? Sana çok güzel bir prenses olduğumu ve beni öpersen 1 hafta seninle kalıp istediğin her şeyi yapacağımı söyledim. Neden beni öpmüyorsun?
Sonunda adam konuşur
- Bak, ben bir mühendisim. Kızlarla uğraşacak vaktim yok, fakat konuşan bir kurbağa çok ilginç geliyor.
fıkranın devamı

En yakın komşusundan 10 kilometre uzakta, yaşlı karısıyla birlikte yaşayan çiftçi, eğlence olsun diye bir dişi yavru domuz almış. Domuz kısa sürede büyümüş ve çiftleşme zamanı gelmiş. En yakın erkek domuz 10 kimoletre uzakta bulunduğundan ve domuz "domuz gibi" inatçı olduğundan, yaşlı çiftçi bu seyahati el arabasıyla yapmaya karar vermiş. Kan ter içinde kaldıktan sonra dişi domuzunu çiftleştirmiş ve erkek domuzun sahibine sormuş:
-Hamile kalıp kalmadığını nasıl anlayacağım?Adam:
-Yarın, demiş, çayırda yatıp debeleniyorsa hamiledir yok çamurda yatıyorsa değildir, yine getireceksin.
Adam aynı yolu el arabasıyla yeniden katedip evine dönmüş. Ertesi sabah pencereden baktığında domuzun çamurda yattığını görmüş. Çaresiz domuzu el arabasına koyup yeniden çiftleştirmeye götürmüş. Ama yine aynı sonuç. Aradan günler geçmiş, domuz hep çamurda yatıyor. Yorgun bir günün sabahında, adam karısına ümitsizce seslenmiş,
-Şu camdan bak bakalım, domuz çayırda mı debeleniyor, çamurda mı?Kadın cevap vermiş,
-Valla, ne çayırda ne çamurda, el arabasına binmiş bekliyor.
fıkranın devamı

3 Uzman cerrah tıp seminerine gitmişler. Akşam otelin barında oturmuş birbirlerine hava atıyorlarmış. Birincisi;
- 2 yıl önce bana bir piyanist getirdiler, adamın ellerinin üzerinden kamyon geçmiş. Zavallının bütün parmakları kırılıp kemikleri tuzla buz olmuştu. Son derece başarılı bir ameliyat ile adamın bütün parmaklarını tedavi ettim. Bu yıl çıkarttığı albüm satış rekorları kırdı.
İkinci cerrah;
- Oda bir şeymi azizim ben geçen yıl trafik kazası geçirip iki bacağıda kopmuş bir adamı ameliyat ettim. O kadar başarılı bir ameliyat oldu ki adam bu yıl atletizmde rekor üstüne rekor kırdı. Üçüncü doktor Amerikalı imiş ve dayanamamış;
- Sizinkilerde birşeymi be, bundan birkaç yıl önce Texas'lı bir kovboy uyuşturucuyu çekip atı ile dolaşmaya çıktığı sırada tren altında kalıp paramparça olmuştu. Gece yarısı beni evimden apar topar çağırdılar. Ameliyat masasında hasta önüme geldiğimde yalnızca bir kovboy şapkası ve atın poposu vardı. O kadar başarılı bir ameliyat ile parçaları birleştirdim ki o adam 3 yıldır ABD'yi yönetiyor.
fıkranın devamı

Eve geldiğinde burnu kanıyordu. Meraklanan annesine
-Okula hokkabaz geldi, burnumdan üç tane 1 YTL çıkardı .
-Ama hokkabaz göz aldatır burun kanatmazki...
-Zaten burnumu hokkabaz kanatmadıki, başka para kalıp kalmadığını kontrol eden arkadaşlarım yaptı
fıkranın devamı

Birgün trenle seyahat eden birisi tesadüfen son derece huzursuz olan genç bir adamın yanına oturmuş. Bir süre sonra, genç adam, uzak bir hapishaneden henüz çıkmış bir mahkum oldugunu açıklamış. Mahkumiyeti ailesine o kadar utanç vermiş ki, ne ziyaretine gelmişler, ne de bir mektup yollamışlar. Ama fakir oldukları için seyahat edemediklerini, cahil oldukları için mektup yazamadıklarını umuyor; her şeye ragmen kendisini affetmiş olmalarını hayal ediyormuş.
Ailesinin işini kolaylaştırmak için, kendilerine mektup yazıp tren kasabanın eteklerindeki çiftliklerinden geçerken bir işaret koymalarını söylemiş. Ailesi kendisini affetmişse, raylara yakın bir elma agacına beyaz bir kurdela baglayacakmış. Eger kendisinin geri dönmesini istemiyorlarsa, hiç birşey yapmayacaklar, o da trende kalıp batıya gidecek, belki de bir serseri olacakmış.
Tren, kasabasına yaklaşırken heyecan o kadar artmış ki, pencereden dışarı bakmaya cesaret edemiyormuş. Kompartıman arkadaşı kendisiyle yer degiştirip onun yerine elma agacına bakacagını söylemiş. Bir dakika sonra elini genç mahkumun koluna koymuş, ''Şuraya bak'' demiş. Göz pınarlarında biriken yaşlarla gözleri parlıyormuş. ''Her şey yolunda, bütün agaç bembeyaz kurdelalarla bezenmiş''.
O anda bir ömrü zehirleyen tüm acılar, adeta birden dagılmış, kaybolmuş.
''Affetmezseniz sevemezsiniz. Sevgisiz hayatta anlamsızdır''
fıkranın devamı

Tek oglunu kaybeden üzüntü içindeki çin'li kadın bir din adamına gider ve, ''hangi duaları etsem, hangi büyüleri, sihirleri yapsam oglumu bana geri getirir?'' diye sorar.
Ona birkaç teselli sözü söyleyip, geri yollamak yerine; din adamı, ''Bana asla acı tatmamış bir evden, bir hardal tohumu getir. Onu, senin yaşamından acıyı yoketmek için kullanacagız'' der.
Kadın hemen bu büyülü tohumu aramaya başlar. Çok güzel, kocaman bir evin önüne gelir ve kapıyı çalar. ''Asla acı yaşamamış bir ev arıyorum. Burası öyle bir yer mi? Bu benim için çok önemli'' diye sorar.
Onu içeri alırlar ve ''sen yanlış yerdesin'' diye söze başlarlar. Daha sonra son günlerde başlarından geçen tüm trajik olayları anlatmaya koyulurlar.
Kadın kendi kendine düşünür. ''Bunlar benden daha acılı, bunlara birinin yardımcı olması gerekir.'' Ve orada kalıp onlara yardımcı olmaya karar verir.
Daha sonra başka evler aramayı sürdürür, acısı olmayan. Ama nereye gitse her birinden acı dolu binbir hikaye duyar. Ancak insanların acılarını azaltabilme işine öylesine kendini kaptırır ki neredeyse oglunun acısını ve onu unutturacak olan hardal tohumunu aramayı unutur. Böylece yavaş yavaş acı onun yaşamından çıkar gider...
fıkranın devamı

iki bankçı genç 5 parasız kalmış...ama evlerinede çok uzakmışlar...aralarından biri gel şurdan bi dolmuşa binelim adama durumu anlattıkmı belki para almaz demiş...neyse dolmuş a binmişler...dolmuşcuda kalıplı kıronun biriymiş...gençler ''abi paramız yokta sonra versek olurmu''demiş...dolmuşcuda sinirlenmiş ve gençlere sinirli bi şekilde ''SİZ İNİYORSUN''demiş..gençler dolmuştan inmiş ve ya abi sonra vericez dedik demişler...dolmuşcu tekrar sinirli şekilde gence ''GELİRSEM ORAYA ANASI SİKERİM ,ĞALBİNİ ĞIRARIM!''demiş
fıkranın devamı

Eski Zamanlarde bir tüccar var imiş ipek yolunda ticaret yapar, her gittiği handa günzel hatunlarla ilişkiye girer bir sürüde para harcarmış her becerdiği kadından sonra pişman olurmuş bir gün tövbkar olmaya karar vermiş tövbe etmiş bir daha kuşu uçurmayacağım diye bir müddet kimseyle beraber olmamamış bir yaz günü yine yolda iken bir söüt ağacının gölgesinde dinleniyormuş orda dinlenirken kuş kendiliğinden alarma geçmiş havalanmış adamın elinde kalmış ne yapacağını şaşırmış ondan sonra dalmış develer hemde develer erkek işini bitirmeye bitrmiş başlamış yalvarmaya: allahım şeytana uydum affet şeytan ağacın dalından hassiktir pezevenk abaza kalıp deve sikmek benim bile aklıma gelmezdi...
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama