Karınca Fıkraları

loading...

Bir tane çocuk babasına sormuş ki: Baba ben nasıl dünyaya geldim, demiş. Babasıda: Yastığın altına şeker koyduk sabah olunca sen oldun, demiş Çocukta gece yastığın altına şeker koymuş, Sabah olunca bir bakmışki hep karınca dolmuş. Demiş ki: Ben sizi öldürecektim ama ne yapayım baba yüreği işte, demiş.
fıkranın devamı

bir gün idris bir otele gelmiş boş odanız vermı demiş otelçi var ama içinde sinek var demiş idris olsun ben yatarım demiş idrisi yatarken sinek ısırmış idris otelden gitmiş dursun gelmiş boş odanız vermı demiş otelci var ama içinde sinek var demiş dursun olsun ben ginede yatarım demiş dursun yatarken sinek ısırmış otelcen gitmiş temel gelmiş boş odanız varmı demiş otelci var ama içindesinek var demiş temeli yatarken sinek ısırmamış dursun ve idris temele sormuş sen nasıl yatın o odada demiş temel valla ben bitane arı öldürdüm diğerleri cenazesine gitti demiş
fıkranın devamı

Nasreddin Hoca cimri Subaşı’yı hiç sevmezmiş. Bir gün Subaşı Hoca’ya tazı ısmarlamış.- “Hoca efendi, senin ...
fıkranın devamı


Temel'in kol saati durmuş.İçini açmış ve içinden ölü bir karınca çıkmış.
Temel:"Uyyy!Zaten ben tahmin etmiştim,makinistin öodüğünü.



fıkranın devamı


birgün temel,ingilizve fransız bır otel odasında kalmıslar fakat bu otele daha önce gelmıs olan fransız temele karıncalı odayı vermiş.ertesi gün fransız dalga gecmek ıcın
-nasıl karıncalarla iyi uyudun mu
demiş bunun ustune temel
-evet odaya geldıgım de karınca vardı ama ben nasıl kurtulacağımı buldum içlerinden birini öldürdüm hepsi onun cenazesine gittiler demiş



fıkranın devamı


Fil ambulansla giderken karınca filin arkasından niye koşar cvp:=kan vermek için



fıkranın devamı


Bir gün meraklı çocuk annesine ve babasına sorar "Anne ben nasıl oldum?"
Aile hafiften telaşa kapılır, olayı çocuğa nasıl anlatacakları hakkında.
Ama baba hiç bozuntuya vermeden der ki "Biz annenle bir akşam yastığımızın altına iki küp şeker koyduk, sabahına sen oldun"
Bunun üzerine akşam çocuk yastığının altına iki küp şeker koymuş. Sabah kalktığında görmüş ki şekerlerin üstü bir sürü karınca ile dolu... Tam elini kaldırmış, vuracakmış ki, duraksayarak kendi kendine "Baba yüreği işte, kıyamıyor insan" diye iç geçirmiş...

fıkranın devamı


Yazin sicak,guzel gunlerinden bi gun yine bizim karinca serin sulara girip rahatlayip eglenmek yerine yine calismaktadir. Agustos bocegi ise evinin arka bahcesindeki havuzda guzel kizlarla birlikte eglenmektedir.Karinca bunu her gordugunde ise icin icin kiskanmakta ama
-"Sen asil kisin gorecen" diyerek kendini avutmaktadir.Derken tum yaz boyle gecer
ve yavas yavas sonbahar ve de kis gelir.Yagmurlu bir kis aksami karinca evinde,kucuk sobasinin onunde oturmus pencereden disari bakmaktadir.Elinde de yazin topladigi yemek parcaciklarini yemektedir. Derken evin onune bir limuzin gelir.
-"Allah Allah" der icinden.
-"Bu kimdir acep?".
Sofor cikar ve en arka kapiya gider.Kapiyi acinca icerden once iki tane fistik gibi kiz ve ardindan kurkler icinde bizim agustos bocegi
cikar.Yavas yavas karincanin evine dogru gelir.Pencereden cikar ve
-"Hayrola agustos bocegi" der karinca.
-"Ne olsun iste..Bizim arkadaslar cagirdi
da Paris te parti varmis,oraya gidiyorum" der agustos bocegi.
-"Sen de bir sey ister misin? diye bir ugrayayim dedim."
Karinca;

-"Sagolasin.Aslinda var bisiy.Yaparsan sevinirim valla.Orda yasayan La Fontaine adinda bir ibne varmis.
Benim icin onu bi guzel sitermisin!..?"

fıkranın devamı


Bir gün Nasrettin Hoca Otel'e gider.Sonra orda'ki
Adama der Ben bir oda istiyorum
Adam: Bir oda var ama hep karinca var icinde.
NH: Birsey olmaz.
Yarin sabah Adam gelir ve sorar karincalar nerde
diye.
NH: Birisini öldürdüm öbürkileri onun
Cenazesine gitti.



fıkranın devamı


Adamın biri kendini dev aynasında görürmüş. Bir gün yolda giderken bir karınca görmüş. Ayağını karıncanın üstünde tutarak,“ Küçük yaratık, istesem senin üstüne basarım ölürsün ”demiş.
Bunun üzerine karınca “ Sıkıysa öldür de görelim “ demiş ve hemen otların arasında kaybolmuş.
Adam otları eze eze karıncanın peşine düşmüş. Karınca kaçarken yerini belli etmek için arada bir ıslık çalarmış. Sonunda, karınca bir ayı inine girmiş, tabii ki adam da peşinden. Karşısında bir ayı gören adam kaçmak istemiş, fakat ayı adamı yakalamış. Karıncaya “ Bu adam seni niye kovalıyordu? “ diye sormuş. Karınca da olanları anlatmış. Bunun üzerine ayı adama: “ Demek dayısın ha?..Bana kabarsana ” demiş. Adam, şakalaşıyordum, demiş. Karıncadan özür dilemiş, ayıya yalvarmış, yakarmış, güç bela canını kurtarmış.

fıkranın devamı


Yazin sicak,guzel gunlerinden bi gun yine bizim karinca serin sulara girip rahatlayip eglenmek yerine yine calismaktadir. Agustos bocegi ise evinin arka bahcesindeki havuzda guzel kizlarla birlikte eglenmektedir.Karinca bunu her gordugunde ise icin icin kiskanmakta ama
-"Sen asil kisin gorecen" diyerek kendini avutmaktadir.Derken tum yaz boyle gecer
ve yavas yavas sonbahar ve de kis gelir.Yagmurlu bir kis aksami karinca evinde,kucuk sobasinin onunde oturmus pencereden disari bakmaktadir.Elinde de yazin topladigi yemek parcaciklarini yemektedir. Derken evin onune bir limuzin gelir.
-"Allah Allah" der icinden.
-"Bu kimdir acep?".
Sofor cikar ve en arka kapiya gider.Kapiyi acinca icerden once iki tane fistik gibi kiz ve ardindan kurkler icinde bizim agustos bocegi
cikar.Yavas yavas karincanin evine dogru gelir.Pencereden cikar ve
-"Hayrola agustos bocegi" der karinca.
-"Ne olsun iste..Bizim arkadaslar cagirdi
da Paris te parti varmis,oraya gidiyorum" der agustos bocegi.
-"Sen de bir sey ister misin? diye bir ugrayayim dedim."
Karinca;

-"Sagolasin.Aslinda var bisiy.Yaparsan sevinirim valla.Orda yasayan La Fontaine adinda bir ibne varmis.
Benim icin onu bi guzel sitermisin!..?"

fıkranın devamı


temel ile dursun birgün uçağa binmişler:
temel dursuna demiş ki:ula dursun uçağa binince hakkatende insanlar karınca gibi görünüyo demiş.dursunda ula salak zaten onlar karınca demiş daha uçak hareket etmedi demiş.

fıkranın devamı


Temel'in kol saati durmuş.İçini açmış ve içinden ölü bir karınca çıkmış.
Temel:"Uyyy!Zaten ben tahmin etmiştim,makinistin öodüğünü.

fıkranın devamı


birgün temel,ingilizve fransız bır otel odasında kalmıslar fakat bu otele daha önce gelmıs olan fransız temele karıncalı odayı vermiş.ertesi gün fransız dalga gecmek ıcın
-nasıl karıncalarla iyi uyudun mu
demiş bunun ustune temel
-evet odaya geldıgım de karınca vardı ama ben nasıl kurtulacağımı buldum içlerinden birini öldürdüm hepsi onun cenazesine gittiler demiş

fıkranın devamı


Birgün minik emre babasına merak edip sorar:
"baba ben nasıl oldum?"
babası "biz senin olman için yatağın altına şeker serptik . ertesi sabah bir baktık ki sen ordasın"
bunu duyan çocuk yatmadan önce yatağının altına şeker döker ,sabah kalktığında hemen yatağın altına bakar bide ne görsün birsürü karınca doludur.bunu görünce" ah ulan sizi şimdi öldürürdüm ama baba yüreği işte kıyamaz"

fıkranın devamı


Çok güçlü, damizlik bir boga köyündeki tüm ineklerle çiftlesmis. Inekler
yetmeyince diger hayvanlara ve hatta köyün kadinlarina yan gözle bakmaya
baslamis. Bu durumdan rahatsiz olan köy ahalisi ne yapsak diye düsünmeye
baslamis. Köy ihtiyarheyeti toplanmis ve ünü tüm ülkeye yayilan bogayi devlet
üretme çiftligine satmaya karar vermis. Bakicilari devlet üretme çiftligine
satilan bogayi ineklerin arasina salmis, aradan birkaç gün geçmis ancak bogada
hiç bir haraket olmamis. Agacin altinda gevis getiren boganin bakicisi yanina
gitmis ve :
- Boga kardes, köydeyken seni kimse tutamazdi, ne oldu hastamisin?
diye sormus. Boga, bakicisina yavasça dönerek :
- Eeee ne yapalim? Artik devlet memuru olduk, demis...

fıkranın devamı


Onbes sene hapis cezasi yiyen adam, cezaevine buldugu bir karinca ile çok iyi
bir arkadaslik baslatmisti. Adam, onbes sene boyunca karincayi egitmis, onunla
yoldas, candas, arkadas olmustu. Artik karinca öyle bir hale gelmisti ki, adam
"dur" deyince duruyor, "yürü" deyince yürüyor, "takla at" deyince takla
atiyordu. Cezaevinden çikarken karincayi bos bir kibrit kutusuna koydu. Çikar
çikmaz güzel bir lokantaya gitti, siparislerini verdi. Yemegini beklerken "Su
garsona karincamin özelliklerini göstereyimde bir sasirtayim" diye düsünmüs ve
karincayi çikarip masanin üzerine koymustu. Garsonu çagirdi :
- Bakar misiniz ?
- Buyrun beyefendi, diye adamin yanina gelince, adam parmagi ile karincayi
göstererek :
- Su karincayi görüyor musun ? diyerek basladigi sözünün sonunu getirmeden,
garson telasla :
- Özür dilerim beyfendi görmemistim, diyerek basparmagi ile karincayi ezip,
masayi sildi...

fıkranın devamı


Amerikada yaşayan ünlü bir mafya babasının karısı doğum yapacakmış. Hastaneye kaldırmışlar. Tabii ilgi o biçim. Doktorlar, hemşireler etrafında pervane. Neyse doğumhaneye almışlar. Kadın ikiz doğuracakmış. İlk çocuk gelmeye başlamış, çocuk kafasını çıkarınca etraftaki kalabalığı görür görmez hemen bağırmış: -Hey Joe, ön kapıyı tutmuşlar; arka kapıdan kaçalım!

fıkranın devamı

Bir fil bir karınca topluluğunun üstünden geçmiş.karıncaların yarısı ölmüş,yaralanmış...
fıkranın devamı

BİRGÜN TEMEL DURSUN VE İDRİS OTELE GİTMİŞ OTELDE OLAN GÖREVLİYE KAÇ ODA KALDIĞINI SORMUŞ...
fıkranın devamı

Kahraman görevli Sarışın bir gün ata binmeye karar veriyor. Daha önceden hiç ders almamasına...
fıkranın devamı

Yaz zamanı karınca gece gündüz ağır çalışırken ağustos böceği vur patlasın çal oynas
fıkranın devamı

Iki zengin adam yaklaşan sevgililer gününde karılarına ne hediye alsak diye konşurlar ama adam...
fıkranın devamı

Amerika`da yaşayan ünlü bir mafya babasının karısı doğum yapacakmış.Hastaneye kaldırmış...
fıkranın devamı

Yazin sicak,guzel gunlerinden bi gun yine bizim karinca serin sulara girip rahatlayip eglenmek yerin...
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama