İki karadenizli otobüs şoförü günlük muhabbetlerini ederken, söz eşlerini nasıl becerdiklerini anlatmaya gelir ve biri anlatmaya başlar;
- ''Ya bizim hatunu öyle çevirdim böyle devirdim'' falan filan... Diğeri hayretler içinde dinlerken kafasına takılanıda sormadan edemez;
- ''Yahu cemal abi o kadar iş edeysun karıya peçi orgazm olayi'mi?''.
Cemal;
- ''Organizma nedir daa sibop ayarı gibi bişey'mi?''...

fıkranın devamı


Karadenizliler, bir konferans düzenlerler.
Bu konferansa konuşmacı olarak ünlü bir
Amerikalı bilim adamı da davet edilir.
Amerikalı konuk, bir hafta erken gelir,
hem tatil yapar hem de Türkleri yakından tanıma
fırsatı bulur, halkla kaynaşır, kendini
sevdirir. Karadenizliler ile Amerikalı bilim
adamı hemen her konuda anlaşırlar uyum içinde
konferans biter.

Ayrılık günü gelir, Karadenizlileri alır bir
düşünce. Biz bu değerli bilim adamına nasıl
teşekkür edelim? Aralarında toplanırlar, başkan
konunun önemini vurgulamak için der ki:
Biz bu Türk dostu, değerli bilim adamına nasıl
bir hediye alalım ki bizi unutmasın? Hem
kullanışlı birşey olsun, hem her eline aldığında
bizi hatırlasın?"
Salonda kısa bir sessizlik olur, arka sıralardan
Temel elini kaldırır:

''Sünnet ettirelim..!"

fıkranın devamı


Bir mecliste konuşulurken,
Amerikalı :
-biz mars'a gideceğiz, demiş.
Alman :
-biz yakıtsız giden otomobil üreteceğiz, demiş.
Fransız :
-atom bombasını etkisiz hale getirecek projelerimiz var, demiş.
Bizim karadenizli de onlardan geri kalmamak için :
-biz de güneşe gideceğiz, demiş.
-güneşe gidemezsiniz, demişler. güneş yakar.
Karadenizli gülümsemiş :
-o kadar da enayi değiliz, tabi, demiş. akşam serinliğinde gideceğiz



fıkranın devamı


Karadenizliler ile Ruslar cephede uzunca bir müddet savaşmışlar. Günlerce siperin arkasından ateş edip durmuşlar, ama hiç ölen olmamış. Sonunda Rusların aklına bir kurnazlık gelmiş:
- "Ünlü bir laz ismi bulalım hep birlikte bağıralım, onlar ayağa kalkar seslenirler, biz de öldürürüz." Olur mu Olur... Ne diyelim, ne diyelim derken TEMEL akıllarına gelmiş:
- "Tamam Temel diyeceğiz... Bir, iki, üc: Temeeeeel!"
Karadeniz cephesinde Temeller ayağa kalkmış:
- "Ne vaaaaar!" Ruslar ayağa kalkan Temelleri öldürmüş. Ruslar:
- "Güzel oldu, bu sefer DURSUN diyelim," demişler... "Bir, iki, üc: Dursuuuuun?" Dursunlar ayakta...
- "Ne vaaaar?" Ruslar, ayağa kalkan Dursunları da öldürmüşler.
- "Güzel bu sefer İDRİS diyelim," demişler... Bir, iki, üç:
- "İdriiiiis!" İdrisler ayakta...
- "Ne vaaaaar?" Ayağa kalkan İdrisleri de öldürmüşler... Karadenizliler cephesinde:
- "Bu böyle olmaz hep azalıyoruz. Aynı oyunu biz de onlara oynayalım."
- "Tamam oynayalım. Ne diyelim?"
- "VLADEMIR diyelim."
- "Tamam. Bir, iki, üç:
- "Vlademiiiir!" çıt yok...
- "Vlademiiiir!" çıt yok...
Birazdan karşı cepheden:
- "Kim seslendiiii?" Karadenizliler hep birlikte ayakta:
- "Biiiz..."

fıkranın devamı


Adam son derece sevdigi ve saydigi karisinin 60inci yas gününde önemli konuklarini da davet ettigi parti için bir pasta ismarlamis.

- "Üzerine ne yazmami istersiniz?" diye sormus Karadenizli pastaci.. Adam bir an düsünüp:
- "Yillarla yoruldun ama, inan daha mükemmelsin" yazilsin! demis adam.

- "Peki efendim pastanin üzerine nasil yerlestirelim bu yaziyi?"
- "Iki satir halinde olsun, üstte 'Yillarla yoruldun ama' altta 'Inan daha mükemmelsin' seklinde olabilir.."

Parti günü tüm davetlilerin önüne kivilcimlar saçan maytaplarla pasta gelmis. Üzerinde aynen söyle yazarak:

"Üstte yillarla yoruldun ama
Altta inan daha mükemmelsin"




fıkranın devamı


Karadenizliler ve ruslar büyük bir savasa giriyorlar.Karadenizlilerin elinde silah olarak sadece el bombasi var ruslar ise tamamen silahsiz fakat buna ragmen savasi ruslar kazaniyor...Karadenizliler elbombalarini ruslara atiyor ve ruslarda elbombalarinin pimini çekip karadenizlilere geri atiyor..

fıkranın devamı


Adamın biri beynini değişmek ister. Bunun için bir beyin doktoruna gider... Doktor fiyat listesini gösterir.. Listede şunlar gözükür...



1 Astronot beyni 25.000



1 Profesör beyni 50.000



1 Karadenizli beyni 1.000.000



Adam listeye baktıktan sonra karadenizli beyninin neden pahalı olduğunu merak eder ve doktora sorar.. Doktor şöyle yanıt verir.



- Bir astoronot öldürüyoruz iki beyin çıkıyor, bir profesör öldürüyoruz 5 beyin çıkıyor ancak 100 karadenizliden ancak bir beyin çıkıyor.

fıkranın devamı


Karadenizli bir babanin Almanyada calisan ogluna gonderdigi mektuptan:
"Uy sevgili usagum, Allah"in selami tabiidur.
Mektubumu cok yavas yazayrum, Cunkim bilirumki, okuman zayuftur, cabuk okuyamazsun. Benden sana sual edersen, Allahuma pin sukur iyiyum,yeni pir is buldum. Emrimde 1500"e yakin adam var, hepside sessuz sedasuz, kend
hallerinde... Ne is pulduumu soraysan soyleyecegum patlama, mezarluk pekcisi oldum...
Gectigimiz hafta puraya iki tefa yagmur yagdu... Piri pazartesinden persembeye oburide persembeden pazara...
Bacin Emine bir usak doguracak, daha erkekmidir kizmidir pelli degil, hacan o yuzden saga dayi mi oldin, teyzemi oldin soyleyemeyrum...
Saga kotu bir havadisim var... Emicen Idris havasuzluktan
boguldioldi... Pilirsin rahmetlinin 9 tane usagu vardi, daha fazla usak olmasin diye bir ilac bulmus, prezervatif midur, nedur, bakmiski ustunde,sikica kafana gecur, diye yazulu, oyle etmis, havasizliktan getmis...
Kotu havadisler piter mu
Pahriyede askerlik yapan 10 usaguda kaybettuk.Pindikleri denizaltu pozulmus,motoru turmus , inmis asagu, denizaltuyu itekleyup, motorunu calistirmak istemuslar...
Temel emicende tukkan actu, o da 30 a alduguni 25 e verir, surumden kazaniyormus oyle dedu...
Bizim koye findukcularun Temel"i muhtar sectuk, akullu usakta...Gecen gun hepimizu zelzeleye karsi asi etturdu. Temel hem akillidur, hemde durusttur... Gecenlerde bir taksinin soforu koye varmis, muhtari ariyor, meger yolda bir tavuk ezmis sahibini soraymus. Muhtar Temel tavuga pakmis, ha bu pizden deguldur
pizumkoyde yassu tavuk yoktir demis.
Senin kucugun Egin cok akullu usak cikti. Gecen gun tepeye varmis, elinde bir ip sallayip duriy. Anan uy usagum ne edeysun orada, demis.O da
heva durumuna bakayrum demis. Cektum oni aksam karsuma, anlat bakayum su hava turumu isinu dedum. Anlattu, meger ip sallaninca havanin Ruzgarli
olduguni; ip islanunca da yagmur yagduguni anlaymis. Cokakillu usak vesselam. Sen o yasta boyle akillu
degildun.
Senin gonderdigun resmi alduk, pir yaninda bir Alman herif piryaninda pi Alman karisi var, ortada da sen. Iyiki resmin arkasina ortadaki penum diye yazmissun yaksam tanimayacaktuk.
Yaa iste boyle usagim. Memlecetten saga pol pol havadis..
Yenihavadis olursa yine yazarum. Baki hudaya emanet ol.
Baban
NOT: Mektupa para koyacaktim, ama gec akluma geldi, zarfi kapatmisum."

fıkranın devamı


Dursun fena halde sıkıntıya düşmüştü.. Bir çocuk kaçırıp fidye istemeye karar verdi. Doğru, Yıldız Parkı"na gitti.. Orada kendi kendine oynayan bir çocukla ahbap oldu.. Trilyoner Temel"in oğlu olduğunu ögrenince, planını yaptı.. Çocuğu hemen bir kalın çınar ağacının arkasına çekti.. Cebinden çıkardığı kağıda fidye notunu yazdı:



"Temel Bey, Oğlunu kaçırdım. Yarın sabah yedide, Yıldız parkındaki büyük çınar ağacının içindeki kavuğa, sarı bir çanta içinde 10 bin dolar bırak..Dursun!."
Notu çocuğun iç cebine itina ile yerleştirdi ve "Şimdi doğru eve git, baban bu notu okusun" dedi..
Ertesi sabah yedi buçukta parka gittiğinde, çınarın kovuğunda sarı bir çanta içinde 10 bin doları buldu. Yanında bir de not vardı:

-İste paran. Ama gene de bir Karadenizli"nin kendi hemşerisine bunu yapabileceğine inanamayrum.

fıkranın devamı


Olayin kahramani Karadenizli bir vatandasimiz...Yillar once istanbul"a yerlesen bu vatandasimizin evine gece evde bulunmadigi bir sirada hirsiz girer.Ertesi gun polis gelir; hirsizin eve nasil girdigini arastirmaya baslar.Zemin kattaki eve, kapinin ust tarafindaki camda bir el buyuklugunde delik acilarak,buradan da ic taraftaki kapi koluna uzanarak girildigi anlasilir...
Polisler zabit tutmus, evi terkedecekler...
O an.. Yaklasik yarim saattir camdaki delige bakip derin dusunceler icinde kafasini kasiyan ev sahibi dikkatlerini ceker.
Polislerden biri dayanamayip sorar:
- Hemserim, delige nicin boyle uzun uzun bakip dusunursun?.
Anlayamadigin birsey mi var? Karadenizli yurttasimiz:

- Hacan der, herseyi anladim anlamasina da...

Koca adam nasil oldu da bu kucucuk delikten iceriye girdi, onu anlamaya calisayrum!..

fıkranın devamı


Temel bir gün trene binmiş.hamsilerini çıkarır kılçıklarını bir yana etlerini bir yana ayırır.etlerini poşete sarıp camdan atar.kılçıklarını ekmeğin arasına koyup yemeğe başlar.karşısındaki adam şaşırır ve "niye etlerini attın kılçıklarını yiyorsun"der.
Temel"de karadenizliler kılçıklarını yedikleri için akıllıdır der
adam imrenir bir tane kılçıklı ekmek ister.Temel olur ama tanesine "500bin" isterim der.Adam "tamam" der ve 5 tane yer. Tabii çok hoşuna gider. Sonra"yahu beğendim yedim ama sana 2,5 milyon verdim, hamsinin kilosu zaten o kadar"der.
Temel"in cevabı "bak gördün mü? akıllanmaya başladın"olur.

fıkranın devamı


İki Karadenizli Karadeniz de cay bahçesinde çalışırlarken nataşalardan birisi kendilerine doğru yaklaşıyor. Bir miktar para karşılığı kendileriyle birlikte olabileceklerini ancak hamile kalmaması için prezervatif kullanmalarının gerektiğini belirtiyorlar. Mesele halloluyor. Olaydan üç gün sonra Temel büyük bir sıkıntı içinde Dursun"a sesleniyor:



- Ulan, Dursun! Hamile kalursa kalsun. Ben artık prezervatifi çıkaracağum.

fıkranın devamı


Efendim, minik bir koyde, evde kalmis bir kiz yasarmis. Cok yasliymis..
Ve de hala bakire kalmakla fena halde ovunurmus..
Olumun yaklastigini hissedince, muhtara para birakmis..
"Bu para ile bana mezar yaptir.
Mezar tasima da "Bakire dogdu, bakire yasadi, bakire oldu" diye yazdir" demis.
Bir sure sonra da olmus.. Muhtar para ile cenazeyi kaldirtmis.
Mezar tasini da, mermerci Temel"e ismarlamis..



Bir Karadenizli"den beklenmeyecek kadar tembel Temel
"Bunca yaziyi yazmak gunler surer" demis icinden.. "Ben bunu ozetlerim.."
Muhtar bir hafta sonra, mezarliga gelmis ve mezar tasini okumus:

"Acilmadan geri iade!."

fıkranın devamı


Bir mecliste konuşulurken,

Amerikalı :

-biz mars"a gideceğiz, demiş.

Alman :

-biz yakıtsız giden otomobil üreteceğiz, demiş.

Fransız :

-atom bombasını etkisiz hale getirecek projelerimiz var, demiş.

Bizim karadenizli de onlardan geri kalmamak için :

-biz de güneşe gideceğiz, demiş.

-güneşe gidemezsiniz, demişler. güneş yakar.

Karadenizli gülümsemiş :

-o kadar da enayi değiliz, tabi, demiş. akşam serinliğinde gideceğiz

fıkranın devamı


Bir gün 3 karadenizli haydarpaşa tren istasyonuna gelirler.

ilk trenin kaçta olduğunu öğrenmek için görevliye soru sorarlar.görevli ilk tren saat 5"te der.ve bu üç arkadaş bir cafeye gidip trenin gelmesini beklerler.

çaydı;muhabbetti derken muhabbet baya koyulaşır.temelin aklına birden bire tren gelir.



- "hey.garson hesabı getir" derken hep birlikte koşarlar.



bakarlar ki tren uzaklaşmış gidiyo.görevliye bi daha ki trenin kaçta kalkacağını sormuşlar.görevli 6 diyince yine aynı cafeye gidip muhabbet etmeye başlamışlar.ilk seferki gibi yine muhabbet baya koyulaşmış.dursun birde bakmışki saat 6 yı 1 geçiyor.hemen istasyona koşmuşlar.tren kaçmış.


bi daha ki tren 7 deymiş.yine aynı cafe ye gidip takılmışlar.yine konuşurken cemal saate bi bakmış saat7 ye 1 var.üçü birden koşarken tren tam harekete başlarken dursun ve cemal trene biner.temel ise koşarken düşer.temel yerde kahkahalar atarak gülmeye başlar.görevlide azda olsa temeli tanıdığı için:



- "oğlum aptalmısın arkadaşların gitti sen kaldın".temel ise bir ara gülmesini durdurup

- "onlar beni yolcu etmeye gelmişlerdi" der.

fıkranın devamı


İki karadenizli yılan, karadeniz ormanlarında geziyorlarmış. Biri diğerine sormuş : - Ula piz zehirlu yılanmiyik da? - Haçan nerden çiktü pu şimdu?
- Az önce dilimu isirdumda...

fıkranın devamı


Bir mecliste konuşulurken,
Amerikalı :
-biz mars'a gideceğiz, demiş.
Alman :
-biz yakıtsız giden otomobil üreteceğiz, demiş.
Fransız :
-atom bombasını etkisiz hale getirecek projelerimiz var, demiş.
Bizim karadenizli de onlardan geri kalmamak için :
-biz de güneşe gideceğiz, demiş.
-güneşe gidemezsiniz, demişler. güneş yakar.
Karadenizli gülümsemiş :
-o kadar da enayi değiliz, tabi, demiş. akşam serinliğinde gideceğiz

fıkranın devamı


Gurbette çalışan iki Karadenizli den biri izinden dönmüş,hemşerisine memleketten haberler veriyordu.
-Memlekete kar yağdı;kurtlar,çakallarköye indi!deyince araların da şu söyleşi geçti:
-Bir zarar verdiler mi?
-Sizin cil horozu çakal kaptı!
-Peki,Karabaş neredeymiş?
-Eşek Karabaş ı tekmeyle öldürmüş!
-Eşek değirmen de değil miydi?
-Değirmenden babanın tabutunu getirmişti!
-Uy babam öldü mü?
-Öldü ya...Ananın ölümüne dayanamadı da!
-Ah anam ah o da mı öldü?Desene ocağım söndü.Evim boş kaldı.
-Hayır,boş kalmadı.O da yangın da yandı,kül oldu

fıkranın devamı


Kayseri`li birgün hayvan pazarına bir öküz almaya gitmiş Karadeniz`linin birisiyle pazarlığa tutuşmuş anan aşağı baban yukarı pazarlığı bitirmişler. Kayseri`li parayı vermiş öküzü alıp gitmiş aradan bir iki saat geçmemiş bunlar tekrar karşılaşmışlar Karadeniz`li, Kayseri`liye
-Hani siz Kayseri`liler çok uyanıktınızya ben seni kazıkladım sana sattığım öküzün ayağı topaldı demiş.
Tabi bizim Kayseri`li de hemen yapıştırmış,
-O da bişeymi benimde sana verdiğim paralar sahteydi.

fıkranın devamı


Iki karadenizli yilan, karadeniz ormanlarinda geziyorlarmis. Biri digerine sormus :
- Ula piz zehirlu yilanmiyik da?
- Haçan nerden çikti pu simdu?
- Az önce dilimu isirdimda...

fıkranın devamı


Karadenizlilerle Ruslar sicak savastalarmis. Karadenizliler el bombalarini
firlatiyorlarmis. Ruslar da el bombalarinin pimini çekip geri firlatiyorlarmis...

fıkranın devamı


Açik denizde geminin kaptani ölünce Karadenizli diyerek Temel i kaptanliga
getirirler... Bir gün, iki gün derken isler iyi gider, fakat üçüncü gün sabaha karsi
gemi karaya oturunca bütün tayfalar :
- Ne ettin de karaya oturttun gemiyi kaptan?..
diye sorunca, Temel cevap verir :
- Pen pisey etmedum... Denuz pitti...

fıkranın devamı


Adanali Cemal, Kayserili Kemal ve Temel bu üç arkadas Bogaz Köprüsünde tamir yapiyorlarmis ve karilari bunlara yemeleri için bir seyler hazirliyormus. Ama hep ayni seyler. Kayserili yemek torbasini açiyor pastirmali ekmek. Adanali açiyor köfte ekmek.
Temel açiyor ekmek arasi hamsi. Bu hep böyle devam ediyormus. Neyse günlerden birgün bunlarin canina tak etmis ve demisler yine ayni seyleri hazirladilarsa kendimizi köprüden atalim. Adanali bakmis ekmege köfteli hop assaga atlamis,Kayserilininki de
pastirmali,oda atlamis asagi. Temel bakmis hamsili, o da dayanamamis ve atlamis.Bunlarin evlerinde de agit yakiliyormus.
Adanalininr karisi: -Vah zavalli kocacigim köfte ekmegi ne çok severdi hep kendi ellerimle hazirlardim.
Kayserili -Vah zavalli kocacigim pastirmali ekmegi ne çok severdi hep kendi ellerimle hazirlardim
Karadenizli ise -Vah zavalli kocacigim hamsi ekmegi ne çok severdi her sabah kalkip kendi hazirlardi..

fıkranın devamı


Karadenizliler ile Ruslar cephede uzunca bir müddet savaşmışlar. Günlerce siperin arkasından ateş edip durmuşlar, ama hiç ölen olmamış. Sonunda Rusların aklına bir kurnazlık gelmiş:
- "Ünlü bir laz ismi bulalım hep birlikte bağıralım, onlar ayağa kalkar seslenirler, biz de öldürürüz." Olur mu Olur... Ne diyelim, ne diyelim derken TEMEL akıllarına gelmiş:
- "Tamam Temel diyeceğiz... Bir, iki, üc: Temeeeeel!"
Karadeniz cephesinde Temeller ayağa kalkmış:
- "Ne vaaaaar!" Ruslar ayağa kalkan Temelleri öldürmüş. Ruslar:
- "Güzel oldu, bu sefer DURSUN diyelim," demişler... "Bir, iki, üc: Dursuuuuun?" Dursunlar ayakta...
- "Ne vaaaar?" Ruslar, ayağa kalkan Dursunları da öldürmüşler.
- "Güzel bu sefer İDRİS diyelim," demişler... Bir, iki, üç:
- "İdriiiiis!" İdrisler ayakta...
- "Ne vaaaaar?" Ayağa kalkan İdrisleri de öldürmüşler... Karadenizliler cephesinde:
- "Bu böyle olmaz hep azalıyoruz. Aynı oyunu biz de onlara oynayalım."
- "Tamam oynayalım. Ne diyelim?"
- "VLADEMIR diyelim."
- "Tamam. Bir, iki, üç:
- "Vlademiiiir!" çıt yok...
- "Vlademiiiir!" çıt yok...
Birazdan karşı cepheden:
- "Kim seslendiiii?" Karadenizliler hep birlikte ayakta:
- "Biiiz..."

fıkranın devamı


Dursun fena halde sıkıntıya düşmüştü.. Bir çocuk kaçırıp fidye istemeye karar verdi. Doğru, Yıldız Parkı'na gitti.. Orada kendi kendine oynayan bir çocukla ahbap oldu.. Trilyoner Temel'in oğlu olduğunu ögrenince, planını yaptı.. Çocuğu hemen bir kalın çınar ağacının arkasına çekti.. Cebinden çıkardığı kağıda fidye notunu yazdı:

"Temel Bey, Oğlunu kaçırdım. Yarın sabah yedide, Yıldız parkındaki büyük çınar ağacının içindeki kavuğa, sarı bir çanta içinde 10 bin dolar bırak..Dursun!."

Notu çocuğun iç cebine itina ile yerleştirdi ve "Şimdi doğru eve git, baban bu notu okusun" dedi..

Ertesi sabah yedi buçukta parka gittiğinde, çınarın kovuğunda sarı bir çanta içinde 10 bin doları buldu. Yanında bir de not vardı:

"İste paran. Ama gene de bir Karadenizli'nin kendi hemşerisine bunu yapabileceğine inanamıyorum. Temel..."

fıkranın devamı

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
etiketler

ilanzi.com

FikraCenneti.com sitemizde çeşitli kategorilerde fıkralar okuyabilirsiniz.
sarışın fıkralarıçocuk fıkralarıpomak fıkralarımühendis fıkralarıerzurumlu fıkralarınasrettin hoca fıkralarıkısa fıkraaşk nasıl birşey