Karne Fıkraları

loading...

babası çocuğun elinde karneyle gezdiğini görür getir bakalım karneyi babası şaşırdı nerdeyse hepsi zayıf bu karne benim değil senin
fıkranın devamı


TEMEK KARNESİNİ GETİRDİ.MATEMATİK NOTLARI ZAYIFTI
ANNESİNE SORDU:
_ANNECİĞİM MATEMATİKTEN PEKİYİ ALSAM NE YAPARSIN?
_BU DA SORU MU YAVRUM.SEVİNÇTEN DELİ OLURUM.
_ÖYLEYSE HİÇ KORKMA ANNECİĞİM DELİ OLMAYACAKSIN.
ÇÜNKÜ ZAYIF ALDIM.



fıkranın devamı


Minik kiz elinde karnesiyle evden iceri girmis. Karnesini babasina gostermis. Babasi bir bakmis bastan asagi pekiyi, bir iki tane de iyi var, ama ogretmen karnenin altina soyle bi not dusmus:
- "Cok akilli ve yetenekli bir cocuk fakat bir kusuru var, derste cok konusuyor. Buna nasil son verebilecegimiz hakkinda fikirlerim var, en kisa zamanda siz velisiyle de paylasmak istiyorum"

Baba bunun uzerine karneyi imzalamis ve ogretmenin goruslerinin altina kendi de bi not dusmus:

- "Lutfen paylasalim, cunku ise yararsa ben de annesinde uyguluyacagim.."

fıkranın devamı


Baba,ortaokul 3. sınıfa giden oğlunun elinde karneyle salona girdiğini görür. "Allah Allah, dönem ne çabuk bitmiş..." diye düşünür ve oğluna seslenir.
-Getir bakalım şu karneyi
-Al baba
Adam bir bakar ki, beden eğitimi ve resim dışındaki tüm dersler zayıf
-Baba: bir dediğini iki etmiyoruz, bilgisayar dedin, bilgisayar aldık, ingilizce kursu dedin. ingilizce kursuna gönderdik, gitar kursu, müzik aletleri ne istersen yapıyoruz. Kız arkadaş uğruna harcadığın çiçek parasının haddi hesabı yok. Ne bu notların hali rezil şey!
-"Çocuk: baba o benim karnerm değil ki, senin kitaplarını karıştırıyordum, birinin arasında karnelerinin birisini bulmuştum..."

fıkranın devamı


TEMEK KARNESİNİ GETİRDİ.MATEMATİK NOTLARI ZAYIFTI
ANNESİNE SORDU:
_ANNECİĞİM MATEMATİKTEN PEKİYİ ALSAM NE YAPARSIN?
_BU DA SORU MU YAVRUM.SEVİNÇTEN DELİ OLURUM.
_ÖYLEYSE HİÇ KORKMA ANNECİĞİM DELİ OLMAYACAKSIN.
ÇÜNKÜ ZAYIF ALDIM.

fıkranın devamı


İmza
-Babacım, karanlıkta yazı yazabilir misin?
-Sanırım. Ne yazmamı istersin?
-Karneme adını yazıp imza atar mısın!

fıkranın devamı


Baba ve oğul birlikte yasarlarmiş.cocuk cok temmellmis.bu evdede yalan söyledinmi sallanan bir duvar varmis.karne gününe bir hafta kala baba oğluna oğlum karnen nasil der ogul hepsi bes der bunun üzerine duvar sallanir ve baba şöyle der utan ulan utan ben senin zamanin da okul birincisiydim hep onur belgesisi getirirdim derdemez duvar babanin üstüne yikilır.

fıkranın devamı

Afacan, yıl sonu karnesini babasına uzatır. Karneyi inceleyen baba: "Ben hayatımda bu kadar be...
fıkranın devamı

Minik kız elinde karnesiyle evden içeri girmiş. Karnesini babasına göstermiş. Babası bir ba...
fıkranın devamı

Karne günüydü.Küçük oğlan okuldan döndü.Annesi : -Karnen nerede?diye sordu. Çocuk güldü ...
fıkranın devamı

Karnesini yeni alan Ahmete annesi sorar:-Oğlum karnen nerde -Anne arkadaşıma ödünç verdim-Niye...
fıkranın devamı

* Çalışkanın notu tembelin çenesini yorar

* ÖSS:Öğrencileri Savurma

* Olmadı bundan iyisi erkek adama hikaye gerisi

* Ortalamam düşük ama medeni cesaretim yüksek

* Deniz dalgasız karne kırıksız olmaz.
fıkranın devamı

Ödev Yapamama Bahaneleri
Simdi size "Modern Odev Yapamama BahaneLeri" nden bahsedecegim...Eskiden oLsa "Hocam, eLektrikLer kesikti odevimi yapamadim!"

der gecerdir ama gunumuzde isLer degisti! (Gerci dunya kadar elektrik kesintisiyLe degisen pek birsey yok ancak bu bahene

artik pek gecerLi degiL) simdi biz bu modern bahaneLere bakaLim ...

* Bahane : Harddiskimde bad-sector oLusmus! AraLarinda odevLerimin de buLundugu 40 kadar dosyayi kurtaramadik

ortmenimmmmmm!

Ogretmenin Cevabi : Afferim sana !!!



* Bahane : Pazar gunu ailecek Bowling oynarken basparmagim topun icine sIkIstI ve inciLdi! 2 gundur yazi yazamiyorum :(

Ogretmenin Cevabi : Ben o bowLing topunu kafanda kirmaz miyim senin!



* Bahane : Biran farkettim de sanirim bizim kopek kizdirinca o kadar da hosgoruLu olmuyormus! Beni isirdi :( (Burda

yalanciktan sargi beziyLe sarilmis eli ogretmene gostermekte fayda vardir azcik da hungur yapin aehuh )

Ogretmenin Cevabi : Ben de kizdirilinca hosgoruLu oLmam! Ac avucLarini !!! (aheuh cattttttt!)



* Bahane : Tam herseyi hazirLamis ders calismaya basLayacaktim ki birden kapi caLdi! IlkokuLda birlikte kirmizi kurdeLa

taktigim arkadasim beni ziyarete geLmis!

Ogretmenin Cevabi : Donem sonunda da karnende bolca 0 ve 1 seni ziyarete gelecek ! ( huaaa yasasi kotuLuQ)



* Bahane : O gece ruyama giren aksakalli dede "Bak evlat, o odevleri yapmazsan ogretmenin sana kizmaz, nedenini de sorma!"

dedi .. Mecburen dinledim :(

Ogretmenin Cevabi : Bu gecerLi bir bahane kabul edildi hIk mIk :(



* Bahane : Tv de hipnozla ilgili bir belgesel izliyordum nasil oldugunu anlamadan dalmisim

Ogretmenin Cevabi : Bak, gozlerime bakkkk!!! Gozlerin kapaniyor....



* Bahane : Icimdeki sesi dinledim! "Freedommmmmmmmm!!!!" (Muhauha bu diyaLog muhtemeLen ogretmenin sizi okul psikologuna

goturmesi ve psikologun da size BraveHeart izlemeyi yasaklamasiyla son buLacaktir)



* Bahane : Kedimi yedim, migdeme oturdu :(

Ogretmenin Cevabi : Afiyet oLsun!



* Bahane : Bir de baktim ki defterimde sayfa kalmamis! (Aman diim bunu denemeyin .. )

Ogretmenin Cevabi : Bak sen! aheuh (bu cevabinizla ogretmeninizi gulme krizine sokmaniz icten biLe degil, sadece yesillik

olsun diye yazdim :) )



* Bahane : Dun butun geceyi bozulan asansorde gecirdigimi soylesem?

Ogretmenin Cevabi : BiLmem inansam mi acaba aheuah? ( Bu cumle tamamlanana kadar ogretmenin eli kuLaginiza dogru bir

harekete gecmisse orda hic durmayin ufaktan kacmaya bakin :) )
fıkranın devamı

Temel ile Dursun Almanya'da okumaya gitmişler. Okulun son haftası Temel Türkiye'ye dönmeye karar vermiş. Dursun'a: -"Dursun, sen benim karneyi al bizim eve telefon et, babamın anlamaması için de bir zayıf varsa bir Muhammed'in, iki zayıf varsa iki Muhammed'in selamı var de." Temel Türkiye'ye döndükten sonra Dursun karneyi alır ve Temel'e telefon açar. Dursun: -"Temel, Ümmeti Muhammed'in sana selamı var."
fıkranın devamı

BABA: Matematikten kaç aldın?
OĞUL: Fenerbahçenin son on senedeki şampiyonluk sayısını aldım baba!
BABA: Ne 1 mi aldın? oglum hani sen sınıfın en akıllısıydın?
OĞUL: Baba sen demez miydin "şampiyon olmasak bile en büyük biziz" diye! Belki matematikten 1 aldım ama yine de en akıllı benim
BABA:...
BABA: komsunun oglu kaç almış?
OĞUL: Galatasaray'ın son beş yıldaki şampiyonluk sayısı kadar.
BABA: elin oglu yüksek not alıyor sen kırık not getiriyorsun. Rezil ettin beni!
OĞUL: Baba "ben Galatasaraylı arkadaşlar 'tüm kupalar bizim oluyor en başarılı biziz'" diye benle dalga geçiyorlar, bana feneri tutturmakla rezil ettin beni dediğim zaman "boşver yine de en büyük biziz" demiyor muydun? Aynı hesap bana ne başkasının yaptığından en akıllı benim.
BABA:....
BABA: öbür komşunun oğlu elinde bir belge ile geliyordu. Ne almış acaba?
OĞUL: ali mi? O da takdir almış. Ama baba herifler hep kopya çektiler, soru kağıtlarını değiştirdiler. Anlayacağın olayda hile var.
BABA: Sus be! Hem bir şey beceremiyor hem de başarılı insanlara çamur atıyorsun.
OĞUL: Haydaa! Yahu Baba sen değil miydin "Galatasaray kupa biz de nal topluyoruz" dediğim zaman "Galatasaray şike yapıyor, hileyle kazanıyor" diyen. Bu da aynı hesap değil mi baba?
BABA:....
BABA: Artık önümüzdeki dönem iyi olur karnen inşallah
OĞUL: Hayatta olmaz baba. Bu hocayla bu müdürle sitttigin sene bu okul bitmez.
BABA: Ne alakası var oğlum bitiren nasıl bitiriyor? Sınav kağıdına bir şey yazıyorsun da hocaların mı siliyor? Sen boş ver hocayı müdürü kendin çalış, dolu kagıt ver sınıfını geçersin. Hem madem okuldaki hocaların kötü dershane sınavında da sonuncu oldun buna ne diyeceksin? Oradaki hocalar ne seni tanır ne beni?
OĞUL: İyi de Baba ben sana "Baba madem fedarasyon ve hakemler bu kadar kötü Galatasaray nasıl şampiyon oluyor? Biz sanki ceza sahasına girip gol atabiliyoruz da hakemler mi saymıyor? Biz boşverelim hakemleri kendi oyunumuzu oynayalım. Hem madem Türkiye'deki hakemler kötü avrupada da macar üçüncüsüne gol atamadan elendik buna ne diyeceksin? Oradaki hakemler ne Galatasaray'ı tanır ne feneri" dediğim zaman "olsun oğlum yine de en büyük biziz" demez miydin. Bu da aynı hesap iste. Ne olursa olsun en akıllı benim.
BABA:....
fıkranın devamı

Tamamen Gerçek Hayattan Alıntı Bu Aşk Hikayesini Okurken Çok
Duygulanacak
Hüzünlenecek ve Bu Hikaye'nin Etkisinde Kalacak ve Bu Etkiyi
Üzerinizden Bir
Kaç Gün Boyunca Atamayacaksınız. Hiyakenin Konusu Bir Gençin Sonu
Ölümle
Biten Çocukluk Sevdasını Anlatıyor...

BIZIMKISI BIR ASK HIKAYESI

Sizin için ne derece önemi var bunu bilmiyorum ama ben bu satırları
yazarken
gözümden damlalar akıyor klavye üzerine. Erkekler ağlamaz lafı bana
göre
değil. Ağlamaktan hiç utanmadım,duygularım,acılarım beni boğduğu zaman
hep
ağladım.Yine ağlıyorum... Sizleri tanımıyorum ama sizlerle paylaşmak
istiyorum.Lütfen;bu satırlara bir seven olarak sahip çıkın ve lütfen
yazılı
satırlar olarak geçmeyin. Okudukça yeryüzünde insanlar neleri yaşarmış
diyeceksiniz buna eminim. Bir memur ailenin en küçük çocuğu olarak
babamın
tayininin çıktığı bir köye taşındık.Huzursuzdum,okulumu bir köy
okulunda
okumaktansa ,şehirde medenice okumak istiyordum.kaydımı yaptırdı babam
okula.İlkokul 4. sınıftan başladım köy okuluna.Beni bir sınıfa
verdiler.Öğretmen köyde yabancı olduğumu biliyordu ve hangi sıraya
oturmak
istiyorsan otur dedi bana.Bir kızın yanı boştu sadece oraya
oturdum.Hayatımı
adadığım,gidişiyle beni bitiren insanla ilk o zaman tanıştım.İsmi
Altınay
idi.Çocuk yaşımda bile onun güzelliği beni çok etkilemişti.Masmavi
gözleri,gamze yanakları ile arada bir bana dönüp gülüşü,yanlış yazdığım
notlarımda kendi silgisiyle defterimdeki hatayı silmesi beni o minik
yaşımda
ona bağladı.O dönemlerde çocukça bir arkadaşlıktı. Zaman ilerledikçe
onsuz
tek saniye geçiremiyordum.ya ben onlara gidip ders çalışıyor, yada o
bize
geliyordu.Mükemmel bir paylaşımcıydı.Yüreğini,sevgisini,dostluğunu daha
o
yaşta vermişti bana.İlkokulu birlikte okuduk ve aynı sırada
bitirdik.Hep
onunla hep ona biraz daha alışarak. Ortaokula geçtiğimizde ailelerimize
rica
ettik ve bizi aynı okula yazdırdılar, hatta aynı sınıfa,hatta aynı
sıraya
oturmamız için babalarımız öğretmenlere adeta yalvardılar.Başarmıştık.
Yine
aynı sıradaydık.Geride kalan ilkokul dönemindeki iki yılda anladım ki
onsuz
hayat bana huzur vermiyordu.Yaşımız olgunlaştıkça o beni,ben onu daha
çok
seviyordum.Çocukça başlayan arkadaşlığımız sevgiye aşka dönüşmüştü
ortaokul
yıllarımız bitmek üzereyken.Şehir merkezinde.Ailelerimiz liseye
geçtiğimiz
sırada ortak bir karar aldılar.Buna göre tek ev kiralayacak ikimiz aynı
evde
kalacaktık.Annem de bizimle kalacaktı.Allah'ım o karar bize
iletildiğinde
dakikalarca sarmaş dolaş kutlamıştık bunu.Ona aşık olmuştum.Aynı
duyguları o
da paylaşıyordu ve bunu fark eden ailelerimiz okul bittiğinde
evlendirelim
diye karar almışlardı bile.Ona tapıyordum artık.Haşa Allah'a şirk koşar
gibi
günah işlercesine seviyordum.İlk elini tuttuğumda sakın bir daha
bırakma
demiştim. Yanakları kızarmıştı,utanmış ve başını önüne !
eğmiş,gülümsemiş ve
elimi sıkı sıkı kavramıştı.Artık her gün elele tutuşup okula gidiyor
okuldan
çıkarken elele dolaşıyor geziyor öyle gidiyorduk evimize.Arada bir
elleri
terler ve her terleyişte elini elimden kurulamak için çekerdi.Bunu her
yaptığında kızar elimi bırakma diye azarlardım,hep tamam tamam diyerek
gülümser ve hızla elini avucuma sokuştururdu. Her şey harikaydı,dünya
cennet
gibiydi gözümüzde.Yıllar akıp gidiyordu mutluluk içinde.Nihayet liseyi
de
bitirmek üzereydik.karne dönemi gelmişti.Karnelerimizi aldık hiç
kırığımız
yoktu.Sevinçle sarıldık birbirimize elimi tuttu.bunu kutlamak için bir
cafeye gidip cola içerek kutlayacaktık.Okulun az ilerisinden geçen bir
çakıl
yol vardı.Her zaman toz duman içinde olurdu.çakıllarla kaplıydı.O yolun
benim ve ölürcesine sevdiğim insanın ayrılmasında bu kadar rol
oynayacağını
bilsem hiç girer miydik o yola.Neler vermezdim o yolu yürümemek için.
Eli
yine elimdeydi,ansızın elini çekti,terlemişti yine eli.Sanırım dört
adım
atmıştım.Dönüp yine azarlayacaktım.Çünkü hem elimi bırakmış,hem de
geride
kalmıştı.Dönüp baktığımda Dünya başıma yıkıldı.Sanki gök kubbenin
altında
kaldım.yerdeydi ve yüzünden kan fışkırıyordu.ne yapacağımı bilemedim
üzerine
kapandım yüzüne yapışmış saçlarını kaldırdığımda hayatımı bitiren o
görüntüyle karşılaştım.Başı kesilmiş bir tavuk gibi
çırpınıyordu.Suratına
bir taş parçası bıçak gibi saplanmıştı ve bakmaya doyamadığım mavi
gözlerinden biri akmıştı.Suratının yarısı yoktu.Hırlıyordu bana bir
şeyler
demek istiyor kanla kaplı diğer gözünü temizleyerek bana bir şeyler
demeye
çalışıyordu.Yoldan geçen bir kamyonun tekerinin altından fırlayan bir
taş
suratına saplanmıştı.Ölürcesine bir aşkı,geleceğimizi kibrit
büyüklüğünde
bir taş parçasının bitireceğini bilemezdim.Donuk donuk hiç konuşamadan
yüzüne bakmaktan başka bir şey yapamıyordum. Ellerini tuttum kaldırdım
başını göğsüme dayadı ve elimi sıkı sıkı tuttu.Akan kan ellerimize
damlıyordu.Yoldan geçen bir araba durmuş bizi seyrediyordu,hastaneye
yetiştirelim dediğimde kanlı olduğu için almadı ve kaçtı gitti.Kimse
arabaya
almıyordu.çevreme bakıp yardım eden demekten,ona dönüp seni
seviyorum,beni
bırakma,dayan demekten başka bir şey yapamıyordum.İki dakikalık bir
çırpınıştan sonra kucağımda öldü.Cennet olan Dünya 5 dakikada cehenneme
döndü.Tam dokuz yıl oldu onu yitireli.
Kendime olan güvenimi yitirdim.Artık kimseyi sevemem,kimsede beni
sevemez
korkusundan kurtaramıyorum kendimi.Bitkisel hayatta gibiyim.Tek elimde
kalan
bu net.bu net aracılığıyla sizinle paylaşmak istedim.Yitiren,ya da ben
yitirenle paylaşmak isteyen herkese elleri terlese bile ellerimi
bırakmamaları şartıyla elimi uzattım.Dost,kardeş,arkadaş ne olursanız
olun
ama elimi bırakmayın.Size sesleniyorum, elimi bırakmayın lütfen...




fıkranın devamı

Atmak : Ders anlatmak
Asmak : Sözlü günü yapılan gezi
Cesur : Kopya çeken kimse
Çöp Kutusu : Basket potası
Dalga Geçme : Ders dinleme
Disiplin : Öğretmenin kozu
Esnemek : Ders esnasında ortaya çıkan bulaşıcı hastalık
Felç : Karnenin alınmasıyla baş gösteren hastalık
Gardiyan : Nöbetçi öğretmen
Hastalık : Mazeret
Hayır Sever : Kopya veren
Okul : Hapishane
İnekleme : Çok ders çalışma
Karne : Loto Kuponu
Şaşkın : Yeni öğrenci
Tebeşir : Cephane
Komedi : Yazılıların açıklanması
Veli : Ara karneden bile haberi olmayan gariban
Çıkış Zili : Can kurtaran
Sözlü : Ecel teri,mizan terazisi
Not Defteri : Loto kağıdı
Öğrenci : Hilkat garibesi,zavallı
Öğretmen : Ahiret sualcisi
Sınıf : Muhabbethane
Ödev : Angarya
Sınıf Geçmek : Tahayyül
Sınıfta Kalmak : Küme düşmek
Teneffüs : Kudurma saati
Giriş Zili : Cenaze marşı
Masal : Anlatılan ders
Enflasyon : Notların öğretmen tarafından düşürülmesi
Devalüasyon : Öğretmenlerin kolay sorarak başarı oranını yükseltmeleri
Vaka-ı Vakvak : İyi bekleyip düşük alan öğrencilerin sözleri
İstenmeyen Gün : Pazartesi
İstenen Gün : Cuma
En İyi Haber : Hoca Yok, ders boş, vallaha...

fıkranın devamı

Karne günüydü.Küçük oğlan okuldan döndü.Annesi :
-Karnen nerede?diye sordu.
Çocuk güldü :
-Arkadaşıma ödünç verdim.Babasını korkutacak...
fıkranın devamı

Karnesini yeni alan Ahmete annesi sorar:
-Oğlum karnen nerde
-Anne arkadaşıma ödünç verdim
-Niye oğlum

-Babasını korkutacakmışta
fıkranın devamı

Ali, iyi dereceli karnesini alarak sınıfını geçmenin sevinciyle evinin yolunu tutar. Akşam, eve geldiğinde, babası, ödül olarak oğluna 5 Milyon TL verir ve yanağına öpücük kondurur. Çocuk parasını harcamak için sabırsızlıkla sabahı beklemektedir. Sabahın erken saatlerinde evden çıkarken, kapıda kendisini babaannesi beklemektedir. Torununun elinde parayı gören babaanne:
-Aliciğim, parana para kazandırmak ister misin?
Ali, biraz düşündükten sonra
-Tamam, ama nasıl?
-Sana bir soru soracağım, bilirsen benden sana 5 milyon, bilemezsen elindekini alırım.
-Tamam, hadi sor.
-Bil bakalım, benim *mım nerede?
Ali, biraz şaşırmıştır ama, işin ucunda 5 milyon vardır ve hemen cevap verir:
-Önünde.
Aliden gelen cevap üzerine, babaanne öne eğilerek şalvarını sıyırır ve Aliye arkasını döner:
-Bilemedin, bak burada.
Ali şaşırmıştır ve kaybetmiştir. Akşam olunca, Ali, babasından 5 milyon daha ister. Babası, sorgusuz sualsiz parayı verir. Alinin yüzü gülmüştür ve yeniden sabırsızlıkla sabahı bekler. Saba, evin kapısında yine aynı muhabbetle karşılaşır. Ama, Ali, bu sefer kendinden emin bir şekilde cevabı yapıştırır.
-*mın arkada.
Babaannesi, kazanmanın sevincini peşin peşin yaşayarak, şalvarının ön kısmını indirir:
-Bilemedin, bak önümde.
Ali, kaybetmenin ikinci üzüntüsünü yaşarken akşamı beklemeye başlar ve babası geldiğinde yine para ister. Babası bu sefer kızarak:
-Verdiğim paraları ne yaptın oğlum! Hergün hergün para mı istenir!
-Ne yapayım baba. Sen, annene söyle, ananın *mı yerinde durmuyor ki!...
fıkranın devamı

Baba, ortaokul üçüncü sınıfa giden oğlunun elinde karneyle salona girdiğini görür. "Allah allah, dönem ne çabuk bitmiş..." diye düşünür ve oğluna seslenir:
-"Getir bakayım şu karneyi!"
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama