Kaybolmuş Fıkraları

loading...

Bir gün subaşının eşeği kaybolmuş. Kasabalılar da hayvanı aramaya başlamışlar. Nasreddin Hoca’ya- “Sen de bağlara...
fıkranın devamı

Hoca’nın iki yüz akçe parası kaybolmuş. Bulunması için dua etmeye başlamış. O sırada Akşehir’in zenginlerinden b...
fıkranın devamı


Ateist bir adam bir gün ormanda geziyor ve etrafındaki güzelliklere bakıyormuş. Birden arkasında kocaman bir ayı belirmiş ve onu kovalamaya başlamış. Dakikalarca süren bir kaçışın sonuda adamın ayağı yerdeki dala takılmış ve düşmüş. Ayı adamın üzerine atlamış, pençesini kaldırmış. Tam vurmaya hazırlanırken adam ' TANRIM!!!' diye bağırmış. Zaman durmuş, ayı donmuş, nehir bile akmaz olmuş. Bir anda orman kararmış ve gökyüzünden bir ışık hüzmesi adamın üzerine parlamış.
çok derinden gelen ilahi bir ses adama:
yıllarca bana inanmadın yaradılışı kozmik bir kazaya bağladın, sana bu durumda yardım etmemimi istiyorsun?Adam utanç içinde:
Biliyorum bunca yıldan sonra dindar biri olmayı istemem haksızlık, ama belki ayıyı dindar yapabilirsiniz.Demiş.Ses:
Peki diye karşılık vermiş ve ışık kaybolmuş. Herşey eski haline dönmüş, ayı iki pençesinide göğe doğru çevirmiş ve konuşmaya başlamış:''TANRIM''senin rıskınla orucumu açıyorum,hamdolsun verdiğin nimetlere demiş ve adamın işini bitirerek karnını doyurmuş.

fıkranın devamı


Bir gün bir kral varmış ölmek üzereymiş 3 te oğlu varmış.Kral oğullarına demişki eğer ben ölürsem pembe kuzuya çok iyi bakın demiş.Oğullarıda peki babacığım demişler.Bir gün pembe kuzu kaybolmuş.Kral en büyük oğluna çabık pembe kuzuyu bul ve bana getir demiş oğluda hemen bulacağım babacığım demiş.Oğlu pembe kuzuyu bulmak için tüm ülkeyi dolaşmış ama bulamamış.Babasının yanına gitmiş babacığım ben tüm ülkeyi dolaştım ama pembe kzuuyu bulamadım demiş.Kralda hemen bunun kellesini kesin demiş kralın büyük oğlu ölmüş.Ortancı oğluna söylemiş oda tüm ülkeleri gezmiş ama pembe kuzuyu bulamamış.Kral ortancı oğlununda kellesini kestirmiş.Sıra son oğluna gelmiş oda tüm dünyayı gezmiş ama pembe kuzuyu bulamamış.Sonra düşünmüş demişki kendi kendine babam 2 abimide öldürdü bende kuzuyu bulamadım demiş bana kıyamaz gidiyim söliyim bulamadığımı demiş.Kral sonuncu oğluna bir gün kuzuyu bulması için bir şans vermiş.2 adam birbirinle konuşuyormuş biri ben peygamberim ben peygamberim diyorlarmış.Sonra yaşlı bem beyaz sakallı adam gelmiş demişki sakallarını okşayarak halla halla ben bunları ne zaman yarattım demiş.sonra bir tren istasyonunda bir kadın ve bir maymunu varmış.Maymun arkadaki adama ikide bir ensesine vuruyormuş.Adam kadını uyarmış bir kez daha yaparsa camdan aşağıya maymununuzu atarım demiş.Maymun yine vurmuş bu sefer maymunu camdan aşağı fırlatmış.Kadında bahığra bağıra alamış trenin sahibide maymunu bulupta getirelim kadıncağaz alamasın demiş.Sonra çalılıkların arkasından bir çıkırtı bir ses gelmiş sizce o kim ? bilemediniz sölüyorum pembe kuzuymuş

fıkranın devamı


zencinin biri amerika"dan türkiye"ye uçacakmış tam pasaport kontrolünde bakıyor ki pasaportu yok kaybolmuş ne yapsam etsem diye düşünürken yolda leonardo dı caprio" nun pasaportunu bulmuş çıkarmış üstündeki resmi kendi resmini yapıştırmış ne yapıp edip benim türkiyeye gitmem gerekiyor diye de söylenip duruyormuş tekrardan pasaport kontrolüne girmiş kontrol eden de bizim temel miş sıra adama gelmiş temel almış pasaportu bakmış isim leonardon di caprıo resme bakıyo zenci düşünmüş düşünmüş sonunda arkadaşı dursuna



- "ula dursun bu tıtanıc batmışmıydı yoksam yanmışmıydı..."

fıkranın devamı


Adamın biri kendini dev aynasında görürmüş. Bir gün yolda giderken bir karınca görmüş. Ayağını karıncanın üstünde tutarak,“ Küçük yaratık, istesem senin üstüne basarım ölürsün ”demiş.
Bunun üzerine karınca “ Sıkıysa öldür de görelim “ demiş ve hemen otların arasında kaybolmuş.
Adam otları eze eze karıncanın peşine düşmüş. Karınca kaçarken yerini belli etmek için arada bir ıslık çalarmış. Sonunda, karınca bir ayı inine girmiş, tabii ki adam da peşinden. Karşısında bir ayı gören adam kaçmak istemiş, fakat ayı adamı yakalamış. Karıncaya “ Bu adam seni niye kovalıyordu? “ diye sormuş. Karınca da olanları anlatmış. Bunun üzerine ayı adama: “ Demek dayısın ha?..Bana kabarsana ” demiş. Adam, şakalaşıyordum, demiş. Karıncadan özür dilemiş, ayıya yalvarmış, yakarmış, güç bela canını kurtarmış.

fıkranın devamı


Adamın biri balona binmiş ve uçarken yolunu kaybedip bilmediği bir yerde bir çayıra doğru sürüklenmiş. Balonun aşağıda çok yaklaştığı bir sırada aşağıda birini görmüş ve sormuş:
- Kayboldum, nerede olduğu söyleyebilir misiniz?
- Bir çayırın üzerinde uçmakta olan bir balonun içinde şu kadar yüksektesin!
Balondaki şahıs bu cevap üzerine:
- Siz profesör olmalısınız.
- Evet, nereden anladınız?
- Söylediğiniz her şey %100 doğru fakat verdiğiniz bilgiler hiç bir işe yaramıyor.
Bunun üzerine aşağıdaki adam, yukarıya seslenir:
- Siz de işadamı olmalısınız.
- Evet, siz bunu nereden anladınız?
- Birincisi, kim olduğunuzu, nereden geldiğinizi, nereye gitmek istediğinizi, amacınızı bilmiyorum ve tamamen kaybolmuş durumdasınız, buna rağmen size yardımcı olmamı bekliyorsunuz. İkinci olarak da, benimle karşılaşmadan önce hangi durum ve pozisyonda idiyseniz şimdi de aynı yerdesiniz buna rağmen beni suçluyorsunuz.

fıkranın devamı


Temel Dursun'a misafirliğe gitmiş. Fakat bi zaman sonra bardaktan boşanırcasına yağmur yağmaya başlamış. Dursun

- "Temel bu akşam gitme, çok yağmur yağıyor. Burda kal yarın gidersin.Yoksa çok ıslanırsın" demiş. Temel kabul etmiş. Bir ara Temel ortalıktan kaybolmuş. Sonra kapı çalmış. Kapıyı açan Dursun Temel'i sırılsıklam karşısında görünce şaşkın bi halde sormuş:

- Ula Temel bu ne hal? Temel de

- "Haçan pijamalarımı almağa cittum" demiş.

fıkranın devamı


Ateist bir adam bir gün ormanda geziyor ve etrafındaki güzelliklere bakıyormuş. "Evrim ne güzellikler yaratıyor!" diye düşünüp mest oluyormuş. Birden arkasında kocaman bir ayı belirmiş ve onu kovalamaya başlamiş. Adam bütün gücüyle kaçıyormuş ama her arkasına bakışta ayının daha yaklaşmış olduğunu farkediyormuş. Dakikalarca süren bir kaçışın sonunda adamın ayağı yerdeki dala takılmış, ayi adamın üzerine atlamış, pençesini kaldırmış. Tam vurmaya hazırlanırken adam "TANRIM!!!" diye bağırmış. Bir anda zaman durmuş, ayı donmuş, ormandaki nehir bile akmaz olmuş. Bir anda orman kararmış ve gökyüzünden bir ışık hüzmesi adamın üzerine parlamiş. Çok derinden gelen ilahi bir ses adama: - "Yıllarca bana inanmadın, yaratılışı kozmik bir kazaya bağladın, sana bu durumda yardım etmemi mi istiyorsun? Seni sevgili bir kulum mu saymalıyım?" demiş. Adam utanç içinde: - "Biliyorum bunca yıldan sonra dindar biri olmayı istemem haksızlık, ama belki AYIYI dindar yapabilirsiniz." demiş. Ses: - "Peki." diye karşılık vermiş ve ışık kaybolmuş. Nehir tekrar akmaya baslamis. Herşey eski haline dönmüş. Ayı pençesini indirmiş, iki pençesini de göğe doğru çevirmiş, ve konuşmaya başlamiş: - "Tanrım, senin rızkınla orucumu açıyorum, hamdolsun verdiğin nimetlere."

fıkranın devamı

Cennete kabul odasının kapısı çalınmış, görevli Melek kapıyı açmış, içeri bir adam gi...
fıkranın devamı

Temel bir gemide kaptanmış, fırtınada rotaları kaybolmuŞ. Temel:çabuk pusulayı getirin.Tayfa...
fıkranın devamı

Temel bir gün üne kavuşur ve haliyle Reha Muhtarlı bir haber programına çıkar. Konu konuyu a
fıkranın devamı

Temel & tursun karanlık bir tepe üstünde birşey görmüşler. temel bence bu bir keçi demiş.Du...
fıkranın devamı

Kadının biri, günün birinde doktora gitmiş. Sızlayıp duruyormuş. Doktor, "Neyin var?" diye ...
fıkranın devamı

Büyük bir şirketin üst düzey yöneticilerinden biri bir gün New York üzerinde balonla dolaşm...
fıkranın devamı

Mahallenin iki afacan kardesi tüm mahalleliyi biktirmis. Sürekli ana-babalarina sikayet geliyor ma...
fıkranın devamı

Soğuk ve karlı bir günde bir işadamıyla sarışın sekreteri yollarını kaybetmişler ve bir ormanda kaybolmuşlar.
Bir süre sonrada arabaları bozulmuş ve arabayı terketmek zorunda kalmışlar.
Zor ve uzun bir yürüyüşten sonra ormanın içinde bir kulübe bulmuşler ve kendilerini hemen bu kulübenin içine atmışlar.
Kulübede bir yatak, bir uyku tulumu ve bir sürüde battaniye olduğunu görürmüşler.
Adam bir centilmen olarak sekretere onun yatakta yatabileceğini söylemiş ve kendide uyku tulumu alıp yere yatmış.
Adam yattıktan birkaç dakika sonra sarışından bir ses gelmiş,
- Efendim, ben çok üşüyorum.
Adam tulumun fermuarını açmış ve kalkıp sarışına bir battaniye vermiş ve sonra yine yatmış.
Tam uyumak üzereyken sarışın yine,
- Efendim, ben hala çok üşüyorum! demiş.
Adam yine fermuarını açmış, kalkmış ve sarışına bir battaniye daha vermiş.
Sonra aynı sakinlikle uyku tulumunun içine girip, fermuarı çekmiş.
Tam uykuya dalacağı sırada sarışın yine,
- Efendim, ama ben çooooook üşüyorum. demiş.
Adam sarışına dönüp,
- Burası ıssız bir yer. Ne olduğunu kimse görmez. İstiyorsan bir geceliğine karı-koca gibi davranabiliriz. demiş.
Sarışın cilvelenerek,
- Tabii efendim siz nasıl isterseniz. demiş.
Bunun üzerine adam avazı çıktığı kadar bağırmış,
- Öyleyse kalk ve kahrolası battaniyeyi kendin al!!!!!".

fıkranın devamı

Mahallenin iki afacan kardeşi tüm mahalleliyi bıktırmış. Sürekli ana ve babalarına şikayet geliyor mahalleliden. Kırılan camların, kuyruğuna teneke bağlanan kedilerin, lastiği indirilen arabaların sorumlusu hep afacan kardeşler.
Ana ve babası usanıp bu durumdan kilisenin papazına anlatırlar durumu ve yardım isterler.
Papaz;
- ''gönderin çocukları konuşayım'' der.
Çocukları gönderirler. Papaz önce büyük oğlanı çağırır;
- ''Söyle bakiim evladım, Tanrı nerede?''.
Çocuk susar. Papaz tekrar sorar;
- ''evladım söylesene tanrımız nerede?''.
Çocuk susmaya devam eder. Papaz ısrarla sormaya devam eder, çocuk susmaya.. Sinirlenir Papaz;
- ''konuşsana be çocuk nerde tanrı?''.
Çocuk aniden fırlar kiliseden koşarak kaçıyorken seslenir kardeşine
- ''kaçalım çabuk''.
Eve giderler, odalarına çıkıp kapıyı iyice kapatırlar, küçük oğlan sorar büyüğüne;
- ''neden kaçıyoruz?''.
Büyük yanıtlar;
- ''işte şimdi hapı yuttuk, tanrı kaybolmuş bizden biliyorlar!''...
fıkranın devamı

Sarışın Kumral ve esmer olmak üzere üç kişi teker teker aynanın karşısına geçmiş bu ayna karşısında yalan söyleyenler kayboluyormuş. esmer aynanın karşısına geçince;
- ''ben dünyanın en güzeli olduğumu düşünüyorum'' demiş ve kaybolmuş. kumral;
- ''aynada kendine bakıp düşünüyorum'da ne kadar çekici bir insanım'' demiş ve o da yokolmuş sıra sarışına gelince o da;
- ''ben düşünüyorum'' der demez yokolmuş...
fıkranın devamı

Soğuk ve karlı bir günde bir işadamıyla sarışın sekreteri yollarını kaybetmişler ve bir ormanda kaybolmuşlar.
Bir süre sonrada arabaları bozulmuş ve arabayı terketmek zorunda kalmışlar.
Zor ve uzun bir yürüyüşten sonra ormanın içinde bir kulübe bulmuşlar ve kendilerini hemen bu kulübenin içine atmışlar.
Kulübede bir yatak, bir uyku tulumu ve bir sürüde battaniye olduğunu görürmüşler.
Adam bir centilmen olarak sekretere onun yatakta yatabileceğini söylemiş ve kendide uyku tulumu alıp yere yatmış.
Adam yattıktan birkaç dakika sonra sarışından bir ses gelmiş;
- ''Efendim, ben çok üşüyorum''.
Adam tulumun fermuarını açmış ve kalkıp sarışına bir battaniye vermiş ve sonra yine yatmış.
Tam uyumak üzereyken sarışın yine;
- ''Efendim, ben hala çok üşüyorum'' demiş.
Adam yine fermuarını açmış, kalkmış ve sarışına bir battaniye daha vermiş.
Sonra aynı sakinlikle uyku tulumunun içine girip, fermuarı çekmiş.
Tam uykuya dalacağı sırada sarışın yine,
- ''Efendim, ama ben çooooook üşüyorum''. demiş.
Adam sarışına dönüp;
- ''Burası ıssız bir yer Ne olduğunu kimse görmez. İstiyorsan bir geceliğine karı-koca gibi davranabiliriz'' demiş.
Sarışın cilvelenerek;
- ''Tabii efendim siz nasıl isterseniz'' demiş.
Bunun üzerine adam avazı çıktığı kadar bağırmış,
- ''Öyleyse kalk ve kahrolası battaniyeyi kendin al''...
fıkranın devamı

Adamın biri balona binmiş ve uçarken yolunu kaybedip bilmediği bir yerde bir çayıra doğru sürüklenmiş. Balonun aşağıda çok yaklaştığı bir sırada aşağıda birini görmüş ve sormuş:
- Kayboldum, nerede olduğu söyleyebilir misiniz?
- Bir çayırın üzerinde uçmakta olan bir balonun içinde şu kadar yüksektesin!
Balondaki şahıs bu cevap üzerine:
- Siz profesör olmalısınız.
- Evet, nereden anladınız?
- Söylediğiniz her şey %100 doğru fakat verdiğiniz bilgiler hiç bir işe yaramıyor.
Bunun üzerine aşağıdaki adam, yukarıya seslenir:
- Siz de işadamı olmalısınız.
- Evet, siz bunu nereden anladınız?
- Birincisi, kim olduğunuzu, nereden geldiğinizi, nereye gitmek istediğinizi, amacınızı bilmiyorum ve tamamen kaybolmuş durumdasınız, buna rağmen size yardımcı olmamı bekliyorsunuz. İkinci olarak da, benimle karşılaşmadan önce hangi durum ve pozisyonda idiyseniz şimdi de aynı yerdesiniz buna rağmen beni suçluyorsunuz.
fıkranın devamı

Üniversite öğrencileri yıl sonu dönem ödevleri için öğretmenlerinin tayin ettiği bir köye giderler. Bu köyün muhtarını bulup ödevleri hakkında biraz açıklama yaptıktan sonra yardım isterler. Muhtar bu öğrencileri köyün en yaşlısı olan Hasan Amca' ya gönderir.
Hasan Amca' da köyün kahvesinde oturup çay içerken öğrenciler gelir ve tanışırlar. Sonrada "Hasan Amca bize en güzel anınızı anlatmaya başlar mısınız lütfen, artık işimize başlayalım" derler. Hasan Amca anlatır;
"Bir gün köyün eşşeği kaybolmuştu ee tabii bizde o zamanlar gençtik, köyün delikanlıları toolandık 3 gün 3 gece eşşeği aradık bulduk mike mike getirdik"
Deyince gençler birden bire " Yaa Hasan Amca biz bunu ödev diye nasıl yazalım ayıp denen bir şey var, sen bize başka bir anını anlat en iyisi. Hasan Amca yine
"bir gün yine köyün horozu kayboldu, yine bizler koyulduk üç gün üç gece horozu aramaya başladık, buluncada mike mike getirdik deyince, gençler hep bir ağızdan yaa amca biz bunuda yazamayız, sen bize başka bir güzel anını anlat. Hasan Amca;
"Hah bu çok güzel bunu iyi dinleyin. Bir gün muhtarın kızı kaybolmuştu, Kızı bir görseydiniz bir içim su, tabii biz delikanlılar çıktık üç gün üç gece kızı aradık bulduk mike mike getirdik, deyince gençler yaa Hasan Amca bu da olmaz, sen bize en iyisi kötü bir anını anlat deyice, Hasan Amca;
"Bir gün de ben kaybolmuştum...
fıkranın devamı

Temel bir gün Trabzon sahillerinde dolaşırken bir şişe görmüş. Şişeyi açar açmaz içinden bir cin çıkmış ve
- İnsanoglu sen bana bir iyilik ettin bir insanın iyliğinin altında kalamam dile benden ne dilersen ama sadece 3 dilek hakkın var
demiş.
Bizim Temelde 3 dileğini dilemiş. Birincisi ölümsüzlük, ikincisi zenginlik üçüncüsü ilerde duran bir atın cinsel organına sahip olmak. Cin Temelin dileklerini yerine getirip ortalıktan kaybolmuş. Temel hemen kendine bir porsche alıp köyün kahvesine gitmiş. İçeri girer girmez kanlısı Dursun Temel'in üzerine şarjörü boşaltmış. Temel oralı bile değil.
Zaten Temel'in kahveye porscheyle gelmesinden dolayı şaşkına dönen ahali bu olay üzerine iyice şaşırıp Temel'e sormuşlar
- Ula temel sen ne oldun böyle.
Temel
- Ula siz daha bi şey görmediniz
deyip pantololunu bi açmış o da ne meger o at dişiymiş....
fıkranın devamı

Temel bir gün üne kavuşur ve haliyle Reha Muhtarlı bir haber programına çıkar.
Konu konuyu açar ve sorular yöneltilir Temel'e. Reha Muhtar:
- Temel Bey, bize ilginç bir anınızı anlatır mısınız?
- Bir gün bizim muhtarın eşşeği kaybolmuş, ormanda bulduk. Eşşek bize çok güzel göründü..." derken Reha Muhtar, Temel'in sözünü keser:
- Temel Bey, siz bize güzel bir anınızı anlatın isterseniz. Daha iyi olmaz mı?
- Bir gün bizim muhtarın kızı kaybolmuş, aramaya çıktık. Ormanda bulduk kızcağızı. O zaman gözümüze çok güzel gözüktü ve onu...
Reha Muhtar yine araya girmiş ve sinirlenmiştir:
- Temel bey, sizin kötü bi anınız var mı? Onu anlatın bize
Temel anlatmaya başlar:
- Ben birgün kayboldum...!!!

fıkranın devamı

Temel, Dursun'a misafirliğe gitmiş.
Gece sağnak halde yağmur başlayınca;
Dursun konukseverlik göstermiş: "Temel çok fena yağmur yağıyor, eve gitme, burada kal."
Temel kabul etmiş, ama ansızın ortadan kaybolmuş. Aradan epeyce zaman geçtikten sonra kapı çalmış, bakmışlar kapıda sırılsıklam Temel:
"Neredesun ula Temel merak ettik ?"
"Eve cittum pijamamu aldum da..."
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama