Kedi Fıkraları

loading...

Kısa Anekdotlar


1) Bir erkek ve bir kız kedi saklambaç oynuyorlarmış. Kız kedi demiş ki; "Eğer beni bulursan, ben seninim. Eğer ki bulamazsan dolaptayım"

2) Müdür geçen hastalandı ve bunu facebook'ta paylaştı. Paylaşımı kısa bir kelime "Hastalandım.". Bunu 1 dakikadan az sürede 16 kişi beğenmiş durumda. Onu gerçekten kimse sevmiyor olmalı.

3) Bir gün bir adam tanımadığı bir berbere gidiyor. Berber iki defa adamın canını yakacak şekilde kesiyor. Berber durumu yumuşatmak için,

- Daha önce bize uğramış mıydınız?, diyor. Adamın cevabı ise oldukça ironik,
- Hayır kolumu savaşta kaybettim.

fıkranın devamı

Geçen gün karşı binamıza güzel bir kız taşındı. Onu çok beğendim ve tanışmak istediğimi söyledim. Binada yaşayan kız arkadaşlarımla tanışmaları için yardım istedim ve numarasını alabileceklerini söyledim. Böylece onlara da borçlu oldum ve bir kahve sözü verdim. 


Kızlar gitti numarayı aldılar ve bana getirdiler. Ama bundan sonrası şanssızlık. Ben o numaraya şöyle bir mesaj attım, "Merhaba karşı binanızda yaşıyorum ve sizinle tanışmak istiyorum."

Gelen cevap ise oldukça şaşırtıcı oldu:

"Lütfen beni korkutacak mesajlar atmayın, evimizin karşısında morg var." 

fıkranın devamı

bir gün Nasrettin Hoca yolun kenarında kedisini yıkıyormuş.Yoldan geçen komşusu Hocaya: -Hocam kediyi yıkama ölür demiş. Nasrettin Hoca aldırmamış yıkamaya devam etmiş. Sonra Nasrettin Hocanın kedisi ölmüş. Komşusu dönüşte Nasrettin Hocaya : -Hocam ben size demedim mi?Kediyi yıkamayın ölür diye. Nasrettin Hoca: -Ben kediyi yıkarken değil sıkarken öldü demiş.
fıkranın devamı

adamın birinin beşinde bir kedi dolanırmış bir gün baloya gitmiş kedide arkasından geliyormuş ama hiç görmemiş karısıyla dans eden adamın arkasından gülüyorlarmış bak mış ki kediye söyle demiş yinemi sennnnn
fıkranın devamı

- Gelesen!
- Selam doktor bey!
- Salam... Sabahın hayır! (Selam. İyi sabahlar)
- Ne salamı? Kızımı muayeneye getirdim.
fıkranın devamı


Doktor Azeri olunca:

- Gelesen!
- Selam doktor bey!
- Salam... Sabahın hayır! (Selam. İyi sabahlar)
- Ne salamı? Kızımı muayeneye getirdim.
- Gızım, sen yahşi birine ohşayırsan! (Kızım sen iyi birine benziyorsun.)
- Neee! Kızım kimi okşuyormuş?
- Vallahi kimseyi okşamıyorum baba!
- Sus kız! Koskoca doktor yalan mı söyleyecek? Ellerindeki pişikten anladı herhalde!
- Pişik ele degel kucağa yaraşır. (Kedi ellenmemeli, kucağa alınmalı.)
- Doktor sen ne diyosun yaa?
- Siz haradan gelisiz? (Siz nereden gelirsiniz?)
- Biz at mıyız haradan gelecek? Doktor, ağzını topla...
- Gızım soyunasın, sırtına gulag asmag isterem. (Kızım soyun da sırtını dinleyeyim.)
- Baba ya... bu adam kimin kulağını sırtıma asacak?
- Men indi gızına dayandıraaram. Marağım gabardı. Neçe ağlarsın?
(Ben şimdi kızınızı durdururum. Merak ettim. Neye ağlarsın?)
- Baba ne diyo bu?
- Gızım sen kârhanede çalışırsın? (Kızım sen fabrikada mı
çalışıyorsun?)
- Lan p... doktor... Küüüüütttt...
- Özümü itirdim, dağlara kar düşende, bülbüle gam düşende, ruhum bedenden oynar, gözüme yumruk gelende...

fıkranın devamı


Sultan en guvendigi adamini

Arabistan'a hunkar gondermis.

Hunkar, Arabistan'da gezerken bakmis,

araplar entari giyorlar ama alta

donlari yok. Bir ruzgar estimi, manzara felaket!

Haber salmis, altina don giymeyenler kadi huzuruna cikartilip, hapsedilecek.

Aradan gunler gecmis Arabin bir tanesi don giymemis ve ilk ruzgarda olay
farkedilmis.

Kadi huzuruna cikartmislar. Kadi sormus;

Adin? "Aptulmecit"

Baba adin? "Aptulleziz"

Evli misin? "5 tane karim var!"

Kac cocugun var? "Ilkinden 15, ikincisinden 17,ucuncusunden 16, dorduncusunden
13,

besincisinden 18 tane."

Kadi kararini vermis ve soylemis:

"Aptulleziz oglu, Apdulmecit'in, don giymeye vakti olmadigindan beraatine karar
verilmistir!"

fıkranın devamı


Aşırı derece de duyma özürlü olan Temel dede yi dükkana çağıran tezgahtar,dışardan hiç farkedilmeyen bir duyma cihazını kulağına yerleştirdi.Bir hafta sonra Temel dede,yeniden dükkandaydı.
Tezgahtar, ''nasıl?''dedi,''Kulak cihazı iyi çalışıyor mu?''
-Harika! dedi Temel dedi...
-Umarım ailenizde mutlu olmuştur,dedi satıcı...
-Onların haberi bile yok,dediTemel dede,Bu aleti taktığımdan bu yana vasiyetimi iki kez değiştirdim



fıkranın devamı


Edirne'ye yeni atanan Osmanlı valisi, kesesini doldurmak ister. Bunun için bir kurnazlık düşünür. Kendisini kutlamaya gelen topluluklar temsilcilerini makamında kabul ettikçe, odanın ortasına bağlattığı keçiyi göstererek sorar:
- Bu nedir?
- Keçi, efendimiz.
- Bilemediniz. Beşyüz altın ceza vereceksiniz.
Ermeni topluluğu temsilcileri, Rum topluluğu temsilcileri !!bilemedikleri!! gerekçesiyle beşer yüz altın cezaya çarptırıldıktan sonra Musevi temsilcisi girer.
- Bu nedir haham efendi?
Haham neşeyle gülümseyerek cevap verir:
- Paşa hazretleri, bu ne keçidir, ne tekedir, ne koyundur. Bu, Allah'ın bir belasıdır. Emir buyurun, ne kadar uygun görürseniz verip çıkalım.




fıkranın devamı



Adamin birinin evinde yangin çikmis. Komsulari yardima kosmayip olayi seyretmeye baslayinca is basa düsmüs.

Ilk önce oglunu yanginin içerisinden çikarip disarda beklemesini söylemis. Dalmis tekrar duman ve atesin içerisine, kizini çikartmis disariya.

Sonra karisini, sonra köpegi ve kedisini. Daha sonra disari hiçbir sey getirmeden 3 kere daha içeri girmis çikmis.

Onu seyreden komsularindan biri sormus:

- "Niçin yanan eve girip çikiyorsun disari hiç bir sey getirmiyorsun?"
- "Kayinvalidem içeride!" demis adam ve eklemis:

"Arada bir girip çeviriyorum..!"

fıkranın devamı


- Lan olum Rus ruleti öyle mi oynanır dur da göstereyim.
- Teker teker gelin layn...
- Sevgilim, abin bizi böyle görse ne yapardı?
- Korkma, bu tünelden yllardr tren geçmiyor...
- Abi çevremizde fazla polis yok, teslim olmayalım, kaçalım abi...
- Geeel, geeel, sağ yap gel.
- Abi çok seri bi araba bu yaaa...
- Demek piranha dedikleri şey bu. Hiho, bak Hulusi abi bıyıkları ile oynuyom bi şey olmuyo.
- O irmikleri neden aldın Nurhan, helva mı yapıcan? Niye?
- Burası Fener tribünü değil mi?
- Bah bah bah hala uzunlarla geliyo...
- Müjdemi isterim Turhan abi bi kızın daha oldu.
- Ordular ileri... Allah, allah, allah, allah...
- Kim bekler lan yeşilin yanmasını?!
- Bekle Cemşit abi ben bi dalıp çıkıcam.
- Hala karlı gösteriyor mu hanım?
- Elektrikçiye ne gerek var canım, ben hallederim.
- Gel abi burası boyu geçmiyo.
- Vakkas abi. Senin için öyle böyle diyorlar, doğru mu?
- Hihoha... Bak gelen şey köpekbalığına ne kadar da benziyor.
- Rasim abi, kafesin kapısı kapalı değil mi?
- Baba... Ben hamileyim.
- Yapma Satılmış abi, şeytan doldurur.
- Bu külüstür essahtan 200 yapıyor mu?
- Semra'cığım bak arabanın ibresi 200'ü gösteriyor.
- Ben öldükten sonra tablolarım çok para edecek Ayşegül..
- Boğaza gelip temiz hava almayı iyi akıl ettik... Çocuğum oynama şu arabanın el freniyle...
- Doktora neyin gerek yok. Beni üfürükçü Sabit hocaya götürün.
- Ohooo doktorun her dediğini yapsak açlıktan ölürüz birader. Hadi yeyin yeyin afiyet olsun...
- Ulan, biz bugüne kadar kaç bomba imha ettik be! İşimi bana mi öğretiyon, lavuk! Kes şu mavi teli!
- Sayın seyirciler! Simdi en büyük numaraya geldik. Aslanın ağzını açıp, başımı içine sokuyorum.
- Burası eskiden mayın tarlasıymış ama artık bi tane bile kalma...
- Havlayarak üzerimize geliyor, çünkü bu cinsler çok insan canlısıdır.
- Paraşütü en aşağıda ben açacağım.
- Komutanım, pimini çektikten sonra kaça kadar sayıcaktık?
- Olum bu mantarlar zehirli değil, bak ben nasıl yiyorum.
- Amma keskin virajmış yav!!
- Dikkat kaptanınız konuşuyor: Eşhedü en la ilahe illallah ... (Pilot Temel)
- Önüne baksana lan! Ne çarpıyon omzuma?
- Bu kadar korkma canım! Bu yılanların hepsinin zehirleri alınmış.
- Uçağın pervanesini görüyon mu? O kadar hızlı dönüyo ki sankim dönmüyomuş gibi.
- Kaplanlar da aynı kedi yavruları gibidir. Bak böyle gıdışından sevicen bak iyi bak...

fıkranın devamı


Soguk bir mart gecesinde genc erkek kediler disari cikmak icin susleniyorlar. Tam bu sirada kucuk erkek kedi birinin kolunu cekiyor.
- "Abi nereye gidiyorsunuz? bende geleyim mi?"
- "Hayir,biz disi kedilerle sevismeye gidiyoruz. sen gelemezsin"
Kucuk kedi 2. ve 3 .gunde sansini denemis ama hep olumsuz cevap.
- "Hayir,biz disi kedilerle sevismeye gidiyoruz"
Kucuk kedi yine bir aksam uzeri disariya cikmaya hazirlanan abilerine yaklasmis
- "Abi bende gelebilirmiyim" diye sormus. babacan bir kedi;
- "Hadi gel, lan sende ogren" demis.
Kucuk erkek kedi ve abileri cok soguk ve karli bir mart gecesinde sokaklarda dolasmaya baslamislar ve hemen bir plan yapilmis. Bir evin catisina cikip bekleyecekler ve asagidan disi kediler gecerken saldiracaklar. Aynen plandaki gibi catiya cikmislar baslamislar beklemeye, kar yagiyor ve hava cok soguk, aradan gecen 2 saatten sonra yoldan gelip gecen yok. Abilerinin yaninda bekleyen kucuk erkek kedi iyice usumus ve titrek bir sesle abisinin koluna durtmus;
- "Abicim ben bi on dakika daha sevisir sonra giderim" demis.




fıkranın devamı


Öğretmen tahtaya"KEDİ SÜTÜNÜ İÇTİ" yazdı.Ve Ali'yi tahtaya kaldırdı.Ali peltek konuşuyodu.
- Oku bakayım.dedi.
Ali:
- Tedi tütünü itti.
Öğretmen:
- Düzgün oku.
- Tedi tütünü itti.
- Düzgün oku!!!!!
- Tedi tütünü ittiiiiii.
- Ağzına sıçtımının çocuğu düzgün okusanaaaa!!!
- Ağzına tıttımının tediti tütünü itteneeeee!!!!



fıkranın devamı


Hamsiye tutkuyl bilinen Temek e arkadaşı sormuş
-Uskumru nedir_
-Hamsi balığının amcasıdır.
-Peki ya pisi balığı?
-Hamsinin kedisidir
-Kırlanğıç balığı?
-Hamsinin uçağıdır.
-Kılıç balığı?
-Silahıdır.
-Kalkan balığı nesidir?
-O da savunma bakanıdır.



fıkranın devamı


Edirne'ye yeni atanan Osmanlı valisi, kesesini doldurmak ister. Bunun için bir kurnazlık düşünür. Kendisini kutlamaya gelen topluluklar temsilcilerini makamında kabul ettikçe, odanın ortasına bağlattığı keçiyi göstererek sorar:
- Bu nedir?
- Keçi, efendimiz.
- Bilemediniz. Beşyüz altın ceza vereceksiniz.
Ermeni topluluğu temsilcileri, Rum topluluğu temsilcileri !!bilemedikleri!! gerekçesiyle beşer yüz altın cezaya çarptırıldıktan sonra Musevi temsilcisi girer.
- Bu nedir haham efendi?
Haham neşeyle gülümseyerek cevap verir:
- Paşa hazretleri, bu ne keçidir, ne tekedir, ne koyundur. Bu, Allah'ın bir belasıdır. Emir buyurun, ne kadar uygun görürseniz verip çıkalım.



fıkranın devamı


Ilyas uzun suren bir Amerika yolculugundan donmustu. Temel,agabeyini
havalanindan aldi.Birlikte eve donerlerken, Ilyas sordu.

"Yahu benim sevgili kedim Pamuk ne alemde...ona iyi baktin herhalde ben yokken."kedin öldü." dedi Temel.

Ilyas yikildi birden. Tikandi kaldi...Kendini toparladiginda, soylendi:

"Ne kalpsiz adamsin sen...Pamuk'u ne kadar sevdigimi bilirken ,insan
oyle pat diye "oldu" der mi?"

Temel "ya ne der?" gibi bakti agabeyine. Ilyas anlatti:

"Bir kotu haberi daha alistira alistira daha duygusal vermenin yollari vardir. Mesela 'Pamuk bir gun catiya cikti.' diyebilirdin..

'Pamuk bir gün catiya cikti... Itfaiyeyi cagirdik Geldiler ama indiremediler. Sonunda Pamuk hayatta en sevdigi isi yaparken, catida guvercinlerin pesinde kosarken....' falan diye bir seyler soyleyebilirdin.. Cok mu zor boyle anlatmak, duygusuz adam..."

"Kusura bakma agabey" dedi Temel..."bir daha dikkat ederim."

"Oldu." dedi Ilyas.."simdi soyle bakalim, sen nasilsin,annemle babam nasil?"

"Seyyyy" dedi.. "Ben iyiyim...annem de iyi...babam birgun catiya
cikti.."

fıkranın devamı


Adamın birinin evinde yangın çıkmış. Komşuları yardıma koşmayıp olayı seyretmeye başlayınca iş başa düşmüş.. İlk önce oğlunu yangının içerisinden çıkarıp dışarda beklemesini söylemiş.. Dalmış tekrar duman ve ateşin içerisine, kızını çıkartmış dışarıya.. Sonra karısını, sonra köpeği ve kedisini.. daha sonra dışarı hiçbir şey getirmeden 3 kere daha içeri girmiş çıkmış.. Onu seyreden komşularından biri sormuş “Niçin yanan eve girip çıkıyorsun dışarı hiç bir şey getirmiyorsun?” diye.. “Kayınvalidem içeride!” demiş adam “Arada bir girip çeviriyorum..!”

fıkranın devamı


Adamin biri ofiste bir bakmis yan masadaki calisma arkadasi'nin (erkek) tek kulaginda kupe var... Adam bir anlam verememis cunku arkadasi aslinda cok tutucu ve silik bir tipmis.. o yuzden de dayanamayip sormus:
"Hey Joe.. kupelere ilgin oldugunu bilmiyordum..???"
"Aaaa abarticak bisey yok, sadece bir kupe iste..."
"Sanirim ben yeni farkediyorum.. ne zamandir takiyosun o kupeyi??"
"Karim onu yatagimizin icinde buldugundan beri"

fıkranın devamı


Karı-koca fare, mahzende oturuyorlardı.Birden kulaklarına bir şıpırtı sesi geldi.Erkek gitti baktı; delik fıçılardan birinden şarap damlıyordu.Hemen çağırdı dişisini.Geçtiler damlaların başına bir güzel çektiler kafayı.Alkolün etkisiyle coşan dişi fare, erkeğin yanına yaklaştı.Erkek hiç oralı değildi ve merdivenlere doğru yürüyordu.Dişi fare seslendi :
-Sevgilim, nereye gidiyorsun?Gelsen de tatlı tatlı sevişsek olmaz mı?
-Hadi yahu, dedi erkek.Sana kim bakar! Ben şimdi kedinin hakkından gelmeye gidiyorum!...




fıkranın devamı


Mahallenin iki afacan kardesi tüm mahalleliyi biktirmis. Sürekli ana-babalarina sikayet geliyor mahalleliden. Kirilan camlarin, kuyruguna teneke baglanan kedilerin,lastigi indirilen arabalarin sorumlusu hep afacan kardesler.
Ana-babasi usanip bu durumdan kilisenin papazina anlatirlar durumu ve yardim isterler. Papaz "gönderin çocuklari konusayim" der.
Çocuklari gönderirler. Papaz önce büyük oglani çagirir. "Söyle bakiim evladim,Tanri nerede?". Çocuk susar. Papaz tekrar sorar:"evladim söylesene Tanrimiz nerede?". Çocuk susmaya devam eder. Papaz israrla sormaya devam eder, çocuk susmaya.. Sinirlenir Papaz,"konussana be çocuk nerde Tanri?".
Çocuk aniden firlar,kiliseden kosarak kaçiyorken seslenir kardesine "kaçalim çabuk!". Eve giderler,odalarina çikip kapiyi iyice kapatirlar,küçük oglan sorar büyügüne "neden kaçiyoruz?" Büyük yanitlar:
"iste simdi hapi yuttuk, Tanri kaybolmus bizden biliyorlar!!!"




fıkranın devamı


İngiliz,alman,fransiz ve laz bir adaya dusuyolar.

bunlari bir kabile yakaliyor ve bagliyolar direklere.kabile sefi gelip bunlara..


-Benden getiremiyecegim birsey isteyen kurtulur, eger getirirsem derinizden kano yaparim diyor ve suda yuzen kanolari gosteriyor bir yandan


-İngiliz: bana manchester united takiminin kalecisinin imzaladigi bir futbol topu getir..


şef cadirdan cikariyo bi top.İngilizin istedigi top. ingiliz daha "ama nasil olur falan" demeye kalmadan yuzuyolar dooru suya


-Fransiz:bana 1820 napolyon sarabi getir diyo..ve kis kis guluyo..Şef giriyo cadira bi sise sarapla cikiyo..fransizin istedigi sarap.


fransizda aynen oda yuzulup suya.


-Alman:bana bir limuzin getir diyor.


Bi bes on dakka sonra ormandan bi limuzin gelip parkediyor.Fransizla ayni akibete ugruyor. laza geliyor sira.

-Laz diyor "bi cataliniz varmi"?


Şef:


-Salak mi lan bu herif?İstiycek bisey bulamamis mi diye dusunurken bir yandan da bi catal alip geliyor veriyor laza.

Laz catali vucuduna batirmaya basliyo ..
biyandan da diyorki.

-Aalin lan size kano alin size kano hadi bakiim..


fıkranın devamı


Bir Fransiz,bir Ingiliz ve bir de Temel bir gemiye kacak olarak binmisler ve ambarda saklaniyorlarmis...



Ambar memuruda kacak yolcu varmi diye ambari kontrole gelmis.

Bizimkiler de hemen gordukleri uc cuvala saklanmislar...



Ambar memuru gezerken birden uc cuval dikkatini cekmis ve birinci cuvala bir tekme atmis cuvaldan miyav miyav diye sesler gelmis.

Ambar memuru herhalde kedidir demis ve ikinci cuvala bir tekme atmis cuvaldan havhav diye ses ler gelmis. Herhalde bu da kopektir diye dusunmus.



Sonra ucuncu cuvala bir tekme atmis ordanda patates patates diye sesler gelmis ambar memuruda herhalde bu da temeldir demis ve gecmis gitmis...

fıkranın devamı


Bir Amerikali ile Japon safari'ye çıkmışlar. Her ikisi de son teknolojik silahlarıda birbirlerine nazire yapmak için yanlarına almışlar. Derken uzakta bir aslan görünmüş. Amerikalı lazer tüfeğini doğrultmuş ve aslana ateş etmiş. Ama karavana. Hemen Japon uydudan yönlendirmeli tüfeğini doğrultup ateş etmiş. Fakat o da karavana. Aslan bizimkileri farkedince üzerlerine doğru gelmeye başlamış. Amerikalı bir yudum viski içip acı sonu beklemeye başlamış. Japon hemen botlarını çıkarıp spor ayakkabılarını giymeye başlamış. Amerikalı sormuş :
-Ne o, aslandan hizlı mı koşacaksın ?
-Yoo, senden hızlı koşsam yeter.



fıkranın devamı


Köyde yaşayan bir adam,oranın konuşma uslubuna alışmış,
ve birgün bu adam şehre inmiş,
yolda giderken yanından geçmekte olan,bakımlı,sosyetik,alımlı bir bayan geçer ve bayanın kucagında bakımlı,kıyafetli,süslü bir kedi görür,ve adam -anaaaaam püsüğe bak der.kadın buna bozulur ve adama -o püsük değil kedi,kedi der,adam da: anaaaaaam nekadarda püsüğe benziyor der.

fıkranın devamı


Soguk bir mart gecesinde genc erkek kediler disari cikmak icin susleniyorlar. Tam bu sirada kucuk erkek kedi birinin kolunu cekiyor.
- "Abi nereye gidiyorsunuz? bende geleyim mi?"
- "Hayir,biz disi kedilerle sevismeye gidiyoruz. sen gelemezsin"
Kucuk kedi 2. ve 3 .gunde sansini denemis ama hep olumsuz cevap.
- "Hayir,biz disi kedilerle sevismeye gidiyoruz"
Kucuk kedi yine bir aksam uzeri disariya cikmaya hazirlanan abilerine yaklasmis
- "Abi bende gelebilirmiyim" diye sormus. babacan bir kedi;
- "Hadi gel, lan sende ogren" demis.
Kucuk erkek kedi ve abileri cok soguk ve karli bir mart gecesinde sokaklarda dolasmaya baslamislar ve hemen bir plan yapilmis. Bir evin catisina cikip bekleyecekler ve asagidan disi kediler gecerken saldiracaklar. Aynen plandaki gibi catiya cikmislar baslamislar beklemeye, kar yagiyor ve hava cok soguk, aradan gecen 2 saatten sonra yoldan gelip gecen yok. Abilerinin yaninda bekleyen kucuk erkek kedi iyice usumus ve titrek bir sesle abisinin koluna durtmus;
- "Abicim ben bi on dakika daha sevisir sonra giderim" demis.

fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama