Kediyi Fıkraları

loading...

bir gün Nasrettin Hoca yolun kenarında kedisini yıkıyormuş.Yoldan geçen komşusu Hocaya: -Hocam kediyi yıkama ölür demiş. Nasrettin Hoca aldırmamış yıkamaya devam etmiş. Sonra Nasrettin Hocanın kedisi ölmüş. Komşusu dönüşte Nasrettin Hocaya : -Hocam ben size demedim mi?Kediyi yıkamayın ölür diye. Nasrettin Hoca: -Ben kediyi yıkarken değil sıkarken öldü demiş.
fıkranın devamı


Temel evin bahcesinde legenin icinde camaşır suyu ile kediyi yıkıyormuş bunu gören dursun ula temel sen delimisin camaşrsuyu ile kedimi yıkanır öldurecekmısın kediyi temel bir şey olmaz demiş.dursun yanından uzaklaştıktan sonra aradan bıraz vakıt gectıkten sonra geri gelir kedinin öldugunu gorur temel e ula sana ölür demedim mi temel yıkarken ölmediki sıkarken öldü...

fıkranın devamı


Gezgin bir yahudi'nin yolu kayseriye düşer yahudi her gittigi şehirde bir şekilde ticaret yapar ve para kazanır yoluna devam edermiş,burdada bir iş yapmak istemiş,yürürken düşünüyormuş ne yapabilirim derken bir bakmış dilenci kaldırımda oturmuş dileniyor önündeki tas'ı görmüş tas antika kafayı takmış ona ileriden dönmüş adamla laflamaya başlamış derken yahudi ben hayvanları çok severim bana bu tastan süt içen kediyi satarmısın demiş adamda neden olmasın satarım demiş yahudi sormuş kaç lira istiyorsun demiş, dilenci 500 lira istiyorum demiş yahudi yuh demiş bu kedi okadar etmezki demiş işine gelirse demiş dilenci,yahudi düşünmüş hesap yapmış ben butası 500 liraya alırım 750 liraya satarım der ve tekrar dilencinin yanına giderek ver bakalım kediyi der 500 lirayı sayar verir ve kediyi alır gider 1 gün sonra tekrar gelir bakar dilenci orada oturuyor,kediyle yanına giderek arkadaşım bu kedi dünden bu yana hiç bir şey yemedi herhalde alıştı bu kaptan süt içmeye,dilenci derki ne yapabilirim,yahudi şu önündeki tas'ı versene bana demiş dilenci neden demiş,yahudi kedi bir şey yemiyor alışmış verde yemegini onda yesin ,dilenci 500 lira ver vereyim demiş,yahudi ya bu tas o kadar etmezki demiş düşünmüş tas 750 lira ikisinin toplamı 1000 lira demiş sonra al ozman kedini ver paramı demiş,dilenci veremem demiş ,yahudi neden diye sormuş,dilenci ben tas'ın sayesinde günde 10 tane kedi satıyorum demiş,yahudi bir daha kayserinin yakınından bile geçmemiş.

fıkranın devamı


Kasaba gidip bir okka et alir, eve gönderir.
Hoca’nin karisi yahniyi pisirirken komsulari çikagelir. Gözü gönlü tok, eli açik olan kadincagiz komsularina yahni ikram eder. Komsular, yemegin tamamini yiyip bitirir ve dönerler evlerine.

Bütün gün yahni özlemiyle aksami zor eden Hoca evine döner. Istahla oturur sofraya. Biraz sonra karisi önüne bir tabak bulgur asiyla bir kasik koymaz mi? Hoca hiddetlenerek sorar ne olup bittigini.
“Efendi,” der karisi, “Eti bizim Tekir yedi.”
Bu sözü duyan Hoca sinirlenerek eline bir sopa alir ve Tekir kediyi aramaya koyulur. Bir süre sonra Tekir görünür, bir deri bir kemik... Yürüyecek gücü yok, iskelet gibi...

Hoca saskin : “Hatun, yahnilik eti su bizim Tekir mi yedi?” diye sorar. Karisi da “Evet Efendim, o hinzir yedi.” diye cevap verir.
Bunun üzerine Hoca alir eline el terazisini ve tartar Tekir kediyi... Tam bir okka çeker Tekir. Bunun üzerine karisina söyle çikisir

Hoca :

“Hatun! Su gördügün bizim Tekir tam bir okka geldi. Öyleyse, yahnilik et nerede? Sayet et bu ise bizim Tekir nerede?”

fıkranın devamı

Hakim önüne sanığı alır ve sorar:-Söyle, olay nasıl oldu? Pazara neden arabayla daldın?San
fıkranın devamı

Kedinin biri Tanrı dan bir günlüğüne sahibinin yerine geçmek istemiş.Tanrı kedinin isteğini...
fıkranın devamı

Nasrettin hoca bir gün yolun kenarında kedisini yıkıyomuş.Yoldan geçen arkadaşı hocaya:-Hoca...
fıkranın devamı

Temelin bir kedisi varmis ve hergün düzenli olarak gezmege çikartirmis.Birgün yolda karsilastigi...
fıkranın devamı

Bir gün hamile bir kadn mağazada alışveriş yaparken, bir çatışma çıkar ve vurulur. Hemen h...
fıkranın devamı

Kadinin biri kocasina hediye olarak kopek almak icin bir dukkana girmis. Adama sormus: Kanis turu ko...
fıkranın devamı

AMERİKALILARIN KAFATASININ ICINDE NE VAR?

Amerika'da yasayan bir Turk'den gelen mesaj:

Butun arkadaslara merhaba. Bugune kadar sahit oldugum olaylar aklima, basliginda belirttigim soruyu getirdi. Bazi olaylari size de anlatiyorum.Bu konuda herkes kendi kararini vermekte ozgurdur.

AMERIKALILARIN KAFATASININ ICINDE NE VAR?

En son basima gelen hadiseden baslayayim. Dun (2 Ekim Cumartesi) sabah 9`da, AT&T adli dunyaca meshur telefon firmasindan aradilar. "Bize uye olmak istermisiniz?" dediler. (Burada telefon sirketini kendin belirliyorsun, Turkiye`deki gibi tek sirketin yani Turk Telekom`un tekeli yok) Ben, "Turkiye`yi aramanin dakikasi kaca?" dedim, telefondaki "45 cent" dedi. "Ben, 10 dakikalik gorusmeyi 2$`a yapiyorum" dedim. "Iyi ya, bizimkisi 2$ degil 45 cent" dedi. "Bak kardesim, ben 2$`a 10 dakikalik gorusme yapiyorum, anlatamadim mi" dedim. Bana "O zaman dakikasina kac para veriyorsunuz?" demez mi? Kendi kendime "Al iste, sabah sabah bir gerizakali Amerikali daha" dedim.Kendisine kibarca izah ettim: "10 dakika 2$`sa dakikasi 20 cent yapar" dedim. Telefondaki beyinsiz "Mumkun degil bu kadar ucuza olamaz, siz islem hatasi yapmissinizdir" dedi. Kendi kendime "Sen beni Amerikali mi zannettin ki, 2$`i 10`a bolerken islem hatasi yapayim" dedim ve sabah sabah gunaha girmemek icin "Kardesim, sagol, ben sizin sirkete uye olmayacagim" dedim ve kapattim.

Gecenlerde McDonalds`da 3.01$ tutan borcumu odemek icin 5$verdim, 1 cent daha verdim. Herif, once 5$`dan ne kadar para ustu vermesi gerektigini hesap makinesi ile hesapladi, once hesap makinesinin gosterdigi 1.99$`i bana bir suru bozukluk olarak geri verdi, sonra 1 cent daha verdi. Ben "Niye bu kadar bozukluk veriyorsun, direk 2$ kagit para versene" dedim. Kusbeyinli, bu sefer 5.01`den 3.01`i cikardi ve hesap makinesinde 2 rakamini gorunce bendeki parayi alip, 2$ verdi. Simdiye kadar hicbir magazada, kasiyerlerin bozuk para odemek zorunda kaldiklarinda bir miktar daha isteyip, butun para geri cevirebildiklerini gormedim. Mesela hesap 15.25$ tutsa ve siz 20 $ verseniz, size 4 tane 1`lik, 3 tane 25 centlik verirler. hicbirisi 1 tane 25cent alip, tek bir 5dolarlik geri cevirmeyi dusunemez/hesap edemez.

Buyuk bir magazanin girisine ve raflarina su uyariyi asmislardi: "Magazamizda gizli kamera sistemi vardir." Daha sonra sunu eklemeyi ihmal etmemisler, malum bu yaziyi okuyan Amerikalilar "Bana ne, ben zaten buraya gizli kamera sistemi almaya gelmedim" diyebilir diye. "Gizli kamera sistemi sayesinde, yapilan hirsizliklari tesbit edebiliyor ve mahkeme onunde delil olarak gosterebiliyoruz."

Bir bankanin ATM karti muracat formunda su paragrafin altini imzalamanizi istiyorlar:" 5 haneli banka sifremi sayilardan ve harflerden olusturacagima, sifrenin tamaminda ayni rakami veya harfi kullanmayacagima, Q ile 0`i, 2 ile Z`yi birbirine karistirmayacagima..... soz veririm" Anlasilan bankaya gelen bircok sifre probleminde bunlari birbiri yerine kullanip da unutan o kadar cok insan vardi ki bu paragrafi eklemeye luzum gormusler

Su olayi da bir arkadastan duydum, gercek oldugunu soyledi: Kadinin, biri evine yeni bir mikrodalga firin almis. Kadinin, bir de cok sevdigi bir kedisi varmis. Birgun kadinin, kediyi yikamasi gerekmis. Tabi kediyi yikadiktan sonra bir de kurutmak lazim. Aklina bu isi cabucak halledebilecegi parlak(!) bir fikir gelmis. Islak kediyi alip, mikrodalganin icine koymus. Tabi zavalli kedi, mikrodalganin kapagi tekrar acildiginda olu bir sekilde firinin icinde boyluca yatiyormus. Bu durum karsisinda kadin, sevgili kedisini kaybetmenin intikamini almak icin mikrodalga ureticisi firmanin aleyhinde yuklu bir tazminat davasi acmis. Mahkemenin karari ise su: Uretici firma, firinin kullanma klavuzunda "Icinde kedinizi kurutmayiniz" yazmadigi icin sucludur ve istenen tazminati odemekle yukumludur.

Su hadiseleri hepiniz duymussunuzdur: CD suruculer Japonya`da uretilip Amerikan piyasasina ilk girdiginde Amerikalilar`in "Su japonlar ne pratik insanlar, kolaylik olsun diye bilgisayarlara 'mug holder' (seramikten yapilan buyuk bardaklar ki Amerikalilar kahve ve corba icmek icin cok kullanirlar) ilave etmisler" diyerek bir cok CD surucunun 'tray' (CD surucunun CD-ROM koymak icin disariya cikan kismi, CD tepsisi) kısmını içi dolu agir bardaklari koymak suretiyle kirdiklarini; bilgisayarda "Press any key to continue" yazisi çıkınca fellik fellik klavyede 'any' yazili tusu aradiklarini duymayan yoktur.

Isin tuhafi, galiba Amerikalilar`da salak olduklarinin farkinda. Bir gun Elektromanyetik dersinde cocuklara soru cozerken "Biz, bu dersi 2. sinifta aliyoruz" dedim (burada son sinifta okutuluyor). Cocugun biri daha evvel Turklerle kalmis, onlari o kadar zeki bulmus ki, bana "Ortaokul iki de mi, lise iki de mi?" diye sordu. Ben de "İlkokul ikide" diyecektim de cocuklarin gerizekaliligini yuzlerine vurmak gibi olmasin diye "Universite iki" dedim.

Hepinize sevgilerimle...

A. B. . Syracuse University Department of Electrical Eng.& Computer Science
fıkranın devamı

İngiliz, Fransız ve Türk 3 fare barda oturup sidik yarıştırıyorlarmış.

İngiliz bir bardak viski istemiş bir dikişte yutmuş ve demiş ki
- Bir fare kapanı gördüğümde altına yatıp ayağımın ucu ile basıyorum. Kapanın bari gelince 20 tane bench press yapıp sonra peyniri alıp gidiyorum.

Fransız 2 kadeh burbon istemiş, hepsini bir dikişte bitirdikten sonra demiş ki:
- Fare zehri gördüğüm zaman mümkün olduğunca topluyorum evde ezip onu toz haline getirip sabah kahvemin içine atıyorum ki kafa yapsın diye.

Bunlar Türk fareye dönmüşler birasını bitirdikten sonra Türk fare demiş ki:
- Sizlerle uğraşamayacağım şimdi eve gidip kediyi sikmem lazım.
fıkranın devamı

Soguk bir kis gününde temel kedisini almis yikamaya nehire giderken adamin biri sorar;ula temel nereye gideysun temelde nehire ha bu kediyi yikamaya gideyum
adam sasirir
yapma temel etme kedi ölür,ula karisma der temel
o benim kedim hic bir sey olmaz
aradan bir kac saat gecer
adam temeli tekrar görür ama temel aglamaktadir
ula temel ne oldi
keduuuuuuuuuum
keduuuum
der aglar
temel
adam kizarak ula salak ben sana demedum mi?bu sogukta kedi ölür diye
temel ise gayet masum bir tavirla
ula aptal kediyi güzelce yikadim bir sey olamdida kurusun diye sıkarken öldi;))
fıkranın devamı

Nasreddin Hoca evine sık, sık ciğer getirdiği halde bir türlü onları yemek kendisine nasip olmaz. Her seferinde hanımı :
- Kahrolası kedi ciğeri yedi.
- Hınzır hayvan ciğeri yemiş.
- Canı çıkasıca sarman kedi ciğeri aşırmış, diye bahaneler uyduruyormuş.
Bir gün dayanamamış Hoca. Hemen bir kenarda duran baltayı kapıp, mutfak dolabına yerleştirmiş. Hanımı:
- Ne yapıyorsun Hoca demiş, baltanın dolapta işi ne? Hoca cevap vermiş:
- Hanım hanım, sen bizim kediyi hâlâ tanıyamamışsın. Üç akçelik ciğere tenezzül eden hayvan kırk akçelik baltayı bırakır mı sanıyorsun?.
fıkranın devamı

Hoca'nın canı bir gün etlice bir yahni ister...
Kasaba gidip bir okka et alır, eve gönderir.
Hoca'nın karısı yahniyi pişirirken komşuları çıkagelir. Gözü gönlü tok, eli açık olan kadıncağız komşularına yahni ikram eder. Komşular, yemeğin tamamını yiyip bitirir ve dönerler evlerine.
Bütün gün yahni özlemiyle akşamı zor eden Hoca evine döner. İştahla oturur sofraya. Biraz sonra karısı önüne bir tabak bulgur aşıyla bir kaşık koymaz mı? Hoca hiddetlenerek sorar ne olup bittiğini.
"Efendi," der karısı, "Eti bizim Tekir yedi."
Bu sözü duyan Hoca sinirlenerek eline bir sopa alır ve Tekir kediyi aramaya koyulur. Bir süre sonra Tekir görünür, bir deri bir kemik... Yürüyecek gücü yok, iskelet gibi...
Hoca şaşkın : "Hatun, yahnilik eti şu bizim Tekir mi yedi?" diye sorar. Karısı da "Evet Efendim, o hınzır yedi." diye cevap verir.
Bunun üzerine Hoca alır eline el terazisini ve tartar Tekir kediyi... Tam bir okka çeker Tekir. Bunun üzerine karısına şöyle çıkışır
Hoca :
"Hatun! Şu gördüğün bizim Tekir tam bir okka geldi. Öyleyse, yahnilik et nerede? Şayet et bu ise bizim Tekir nerede?"
fıkranın devamı

Iki Fare birgün kafalari cekiyormus. Farenein biri içkinin dozajını biraz fazla kaçırmış. Tüm gün kedi peşinde koştuğu içinde biraz sinirliymiş. Neyse diğer arkadaşı
- "Çok fazla içiyorsun"
demiş. O da
- "Yok bana bişey olmaz"
demis.
İkinci şişeden sonra , kafayı tam bulan fare:
- Bana kediyi getirinnnn....
fıkranın devamı

Adam karısının kedisinden o kadar nefret ediyormuş ki, ne yapıp yapıp ondan kurtulmanın yollarını düşünüyormuş.. Sonunda bir sabah kediyi arabaya attığı gibi evlerinin 20 blok ötesinde bir sokağa götürmüş, onu orda bırakıp doğru işe gitmiş... Aynı akşam işten eve gelmiş bir bakmış kedi evin bahçesinde karısıyla oynuyor, kadın neşe içinde:
-"Ayy bütün gün onu aradım" demiş.. "Ama akşam üstü bir baktım gelivermiş, evin yolunu nasıl da bulurmuş benim akıllı kedim".
Adam tabi çok bozulmuş ama belli etmemiş.. Ertesi sabah yine kediyi arabasına atmış, bu sefer evin 40 blok ötesinde bir sokağa götürüp bırakmış yine işe gitmiş, akşam işten eve gelmiş bir de ne görsün kedi salonda yine karısıyla yerlerde yuvarlanıyor.. Ertesi gün adam kediyi 60 blok öteye bırakmış, akşam gelmiş yine kedi evde.. Sonraki gün 70 blok öteye bırakmış, akşam kedi yine evde.. Adam artık ertesi sabah kediyi arabaya koymuş, 90 blok öteye gitmiş.. Oradan köprü yoluna girmiş, ilk çıkıştan sağa dönmüş, oradan tekrar sağa dönmüş, gitmiş gitmiş, bir 20 blok daha uzağa gitmiş, sola dönmüş, biraz daha gitmiş, ve kediyi orda arabadan atmış..
Saatler sonra evin telefonu çalmış, adam karısını arıyor:
-"Hayatım, kedi orda mı?"
-"Evet.. neden sordun?"
-"Şunu telefona bir çağırsana... kayboldum..!"

fıkranın devamı

Ticarette ün yapmış Kayserili iş adamlarımızın yurt içinde olduğu
gibi dünyada da ünü duyulur. Bunu duyan İsrailli bir esnaf :
-Bu nasıl olur, dünyada ticarette bizim üzerimize insan yoktur.
Bunun için Kayseri’ye gelir. Tam çarşı ortasında yürürken eski bir bakkalın önünde bir kedi bir çanaktan karnını doyuruyor. 

fıkranın devamı

Nasrettin hoca bir gün yolun kenarında kedisini yıkıyomuş.Yoldan geçen arkadaşı hocaya:
-Hocam kediyi yıkama ölür.
demiş.Hoca aldırış etmemiş ve yıkamış.Arkadaşı dönüşte hocayı tekrar yolun kenarında görmüş.Kedi ölmüştü. adam:
-Hocam ben size kediyi yıkamayın ölür demedimmi? demiş.Hoca:
-Ben kediyi yıkarken ölmediki sıkarken öldü demiş.
fıkranın devamı

Bir gün hamile bir kadın mağazada alışveriş yaparken, bir çatışma çıkar ve vurulur. Hemen hastaneye kaldırırlar. Doktor ameliyat sonrası kadına:
- Hanimefendi, hayati tehlikeyi atlattınız. Ancak iki kurşunu çıkaramadık. Bunlardan biri doğacak olan kız çocuğunuza diğeri ise erkek cocuğunuza isabet etmiş. Şimdi çıkarırsak ölürler. Ancak üzülmeyin ilerde bu kurşunları vücutlarından atarlar.
Kadın doğum yapmış. Çocuklar sağlıklı. Aradan yıllar geçmiş.
Kız çocuğu bir gün bahçede oynarken "Anne anne, çabuk gel." diye bağırmış.
Annesi telaş içinde "Ne oldu kızım?" diye koşmuş.
- Bak anne, vücudumdan bir demir parçası çıktı.
Kadın sevinmiş:
- Telaşlanma. Doktor amcan demişti. Bak kurşunu vücudundan attın.
Bundan birkaç gün sonra bu kez erkek çocuk bağırmış:
- Anne anne, çabuk gel.
Kadın yine telaşla koşmuş.
- Ne oldu oğlum?

- Anne, masturbasyon yaparken kediyi vurdum.
fıkranın devamı

Kadinin biri kocasina hediye olarak kopek almak icin bir dukkana girmis.Adama sormus:Kanis turu kopeginiz var mi?
-Maalesef hanimefendi ama size su kediyi verebilirim...
-Su pisirik kotu kediyi mi?
-Hanimefendi oyle durduguna bakmayin,bu kedi karate bilir.
ve adam soyledigini ispat etmek icin kediye seslendi:
-Masa karateci.. masa un ufak olmustu......
-sandalye karateci... sandalyenin akibetide ayni idi..Kadin ikna oldu ve kediyi alarak evine geldi.Amaci kocasina surpriz id yapmakti.Kocasi kediye soyle bir bakip:
-Bula bula bu aptal hayvani mi buldun?
-Oyle deme kocacigim bu kedi karateci....
Adam sinirlenmisti......

-Yarrak karateci

fıkranın devamı

Bir gün hamile bir kad?n ma?azada al??veri? yaparken, bir çat??ma ç?kar ve vurulur. Hemen hastaneye kald?r?rlar. Doktor ameliyat sonras? kad?na:
-"Han?mefendi hayati tehlikeyi atlatt?n?z. Ancak iki kursunu ç?karamad?k. Bunlardan biri do?acak olan k?z çocu?unuza di?eri ise erkek çocu?unuza isabet etmi?. ?imdi ç?kar?rsak ölürler. Ancak üzülmeyin ileride bu kur?unlar? vücutlar?ndan atarlar."
Kad?n do?um yapm??. Çocuklar sa?l?kl?. Aradan y?llar geçmi?. K?z çocu?u bir gün bahçede oynarken
-"Anne anne çabuk gel" diye ba??rm??.Annesi tela? içinde
-"Ne oldu k?z?m?" diye kosmu?.
-"Bak anne vücudumdan bir demir parças? ç?kt?. Kad?n sevinmi?:
-"Tela?lanma. Doktor amcan demi?ti. Bak kur?unu vücudundan att?n."
Bundan birkaç gün sonra bu kez erkek çocuk ba??rm??.
-"Anne anne çabuk gel!"
Kad?n yine tela?la ko?mu?:
-"Ne oldu o?lum?",

-"Anne, mastürbasyon yaparken kediyi vurdum!"
fıkranın devamı

 Adam karışının kedisinden o kadar nefret ediyormuş ki, ne yapıp yapıp ondan kurtulmanın yollarını düşünüyormuş.. sonunda bir sabah kediyi arabaya attığı gibi evlerinin 20 blok ötesinde bi sokağa götürmüş, onu orda bırakıp doğru ise gitmiş... aynı akşam isten eve gelmiş bi bakmış kedi evin bahçesinde karışıyla oynuyor, kadın neşe içinde "ayy bütün gün onu aradim" demis.. "ama akşamüstü bi baktım gelivermiş, evin yolunu nasıl da bulurmuş benim akıllı kedim"
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama