Kepçe Fıkraları

loading...

Sıcak bir yaz günü Nasreddin Hoca’yı iftara çağırmışlar. Ortaya önce bir tencere soğuk hoşaf gelmiş. Muzip ev sahibi el...
fıkranın devamı

Nasreddin Hoca , yeni öğrencilerine [mollalarına] dünya ve ahireti genel anlamı ile anlatmaya, kavratmaya çalışmış.“Ahi...
fıkranın devamı


Hasan annesini akşam yemeğine davet etmiş.
Yemek sırasında anne hep Hasan'ın ev arkadaşının ne kadar çekici olduğunu düşünmeden edememiş.
Yemek boyunca oğluyla kız arasında neler olduğu konusunda meraktan çıldırıyormuş.
Bunu farkeden Hasan ? Anneciğim Ayşe ile aramızda inan hiçbir şey yok. Biz sadece ev arkadaşıyız ? demiş.

Bir hafta kadar sonra Ayşe Hasan'a sormuş:
- Annenin yemeğe geldiği geceden beri çorba kepçesini bir türlü bulamıyorum. Nerde olduğu konusunda bir fikrin var mı?
Sence annen almış olabilir mi??
Hasan cevap vermiş:

-"Aldığını sanmıyorum ama bir e-mail gönderip ona sorayım" ve annesine şöyle yazmış:
-"Anneciğim, sana aldın demiyorum, almadın da demiyorum ama gerçek şu ki bize yemeğe geldiğinden beri çorba kepçesi kayıp"

Bir kaç saat sonra annesinden şöyle bir e-mail gelmiş:

-"Sevgili oğlum, sana Ayşe ile yatıyorsun yada yatmıyorsun demiyorum. Ama gerçek şu ki eğer o kendi yatağında uyuyor
olsaydı şimdiye kadar çorba kepçesini çoktan bulmuş olmalıydı.."

fıkranın devamı


Kardinal, genc rahibi aksam yemegine evine davet etmisti. Gece boyu, genc rahip, kapali giysiler icinde de olsa, hizmetcinin fevkalade vucudundan gozlerini pek ayiramadi. Bir ara, bir kardinale bakti, bir bu guzellige.. Aralarinda bir sey var miydi acaba?.. Kardinal genc rahibin dusuncelerini okumustu sanki..
- "Bu genc ve guzel kizla iliskimiz, tamamiyle profesyonel. Evin islerini gormek uzere tutulmus bir hizmetcidir o.. Degil bir gece, bir saniye bile benim yatagima girmedi. Aklina baska sey getirme oglum" dedi. Bir hafta kadar sonra, hizmetci, kardinalin calisma odasina geldi.
- "Misafirinizin geldigi aksamdan beri, o guzel gumus corba kepcesini bulamiyorum. Onun alip goturdugunu dusunmezsiniz degil mi?".
- "Ondan asla suphe etmem. Ama gene de bir mektup yazarim" dedi, kardinal ve yazdi..
- "Sevgili Oglum, evimden bir gumus corba kepcesi aldigini soylemiyorum. Almadigini da soylemiyorum. Ama bildigim bir gercek var. Sen geldigin geceden beri, gumus corba kepcesini bulamiyoruz." Birkac gun sonra, kardinal, genc rahipten bir yanit aldi.
- "Muhterem Peder, hizmetcinizle yattiginizi soylemiyorum. Yatmadiginizi da soylemiyorum. Ama bildigim bir gercek var. Eger geceleri kendi yataginizda yatiyor olsaydiniz, gumus corba kepcesini simdiye kadar coktan bulurdunuz."

fıkranın devamı

Temel istanbula trabzondan gelir ve ev aramaya başlar istanbul kazan temel kepçe günlerçe dolaş...
fıkranın devamı

Dört samimi arkadaş aynı arabada yolculuk ederken trafik kazasında ölürler. Azrail "Türk cehe...
fıkranın devamı

Üç karadenizli bir aksam meyhanede acaip dertli bir sekilde kafa çekiyorlar. Kafalar kiyaklas...
fıkranın devamı

Kadin kocasi evden gider gitmez komsusunun kocasini eve alir ve baslarlar sikismeye. Bir ara kadin o...
fıkranın devamı

Hasan annesini aksam yemeğine davet etmiş.
Yemek sırasında anne hep Hasan'ın ev arkadasının
ne kadar cekici oldugunu dusunmeden edememis. Yemek
boyunca ogluyla kız arasında neler oldugu konusunda
meraktan çıldırıyormuş. Bunu farkeden Hasan 'Anneciğim
Ayse ile aramızda inan hicbir sey yok. Biz sadece ev
arkadasıyız' demis.Bir hafta kadar sonra Ayse Hasan'a sormus:
' Annenin yemege geldigi geceden beri çorba kepçesini
bir türlü bulamıyorum. Nerde oldugu konusunda bir fikrin var mı?
Sence annen almış olabilir mi?'
Hasan cevap vermis 'Aldığını sanmıyorum ama bir e-mail
gönderip ona sorayım' ve annesine şöyle yazmıs:
'Annecigim, sana aldın demiyorum, almadın da demiyorum ama
gercek şu ki bize yemege geldiginden beri çorba kepçesi kayıp'
Bir kac saat sonra annesinden soyle bir e-mail gelmis:
' Sevgili oğlum, sana Ayse ile yatıyorsun ya da yatmıyorsun
demiyorum. Ama gercek su ki eger o kendi yatagında uyuyor
olsaydı simdiye kadar corba kepcesini coktan bulmus olmalıydı..'


fıkranın devamı

Hitler'in gözü İngiltere'de ama oraya gitmesine imkan yok. Çünkü bir sürü tankı var ama savaş gemisi yok..
Bir gün yardımcıları ile Manş denizinin kıyısına geldiğinde "Denizi kurutup tankları karşıya geçirmek" gibi müthiş bir fikir geliyor aklına..
Ve hemen emir veriyor. Tüm Alman ordusu denize girecek ve denizin suyunu içip bitirecek...
Hitler emir verdimi akan sular durur.. Eline kaşık, kepçe, maşrapa alan tüm asker denize giriyor ve komutan emri veriyor.
- Bir iki üç iç...
- Bir iki üç iç...
- Bir iki üç iç...
Bu komutla askerler bütün gün deniz suyunu içiyorlar ve gece olunca istirahate çekiliyorlar. Bir hafta sonra müthiş planının ne halde olduğunu görmek üzere Hitler deniz kenarına geliyor. Görüyor ki denizde bir litre bile eksilme yok.. Tam dönüp komutanlarına bağıracağı sırada karşı sahillerden bir ses duyuyor...
- Bir iki üç çişşşşş...
- Bir iki üç çişşşşşş...
- Bir iki üç çişşşşşş...
fıkranın devamı

Üç karadenizli bir aksam meyhanede acaip dertli bir sekilde kafa çekiyorlar.
Kafalar kiyaklasinca Idris basliyor
-"Karim nasil beni aldatir ? Hem de bir yazarla " diye söylenmeye.
-"Nereden anladin bir yazarla aldattigini?" diye sorunca digerleri
-"Nereden olucak bir aksam eve geldigimde yatagin altinda bir roman buldum" der.
Biraz sonra Dursun bir of çeker ve o da baslar derdini anlatmaya
-"Benim kari da beni bir ahci ile aldatiyor."
-"Nasil anladin?" diye sorunca digerleri.
Dursun
-"Gecen gün gündüz vakti eve geldigimde bizim yatagin altinda bir kepçe buldum" der. Bunlari dinleyen bizim Temel öyle bir of ceker ki masayi titretir.
Hayrola der digerleri. Temel:
-"Sormayin arkadaslar sizi dinleyince benim derdim on kat daha artti." der.
Digerleri buna bir anlam veremez
-"Nasil yani?" diye sorarlar.
Temel
-"Uzun zamandir bizim karidan supheleneydum. Gecen gun gunduz vakti eve bir baskin yapayim dedim. Bi baktim yatagin altinda bir jokey var. Demekkim bu kari beni bir at ile aldatayi."
fıkranın devamı

Temel istanbula trabzondan gelir ve ev aramaya başlar istanbul kazan temel kepçe günlerçe dolaşır ve en sonunda bir kiralık daire bulur.evin sahibine dairenin kirasını sorar adamda şunları söyler;
-650.000.000 tl
-Temelde zalakmısın sen 2 oda 1 salon ev 650.000.000 tl olur mu.
temel biraz düşünür ve der ki peki bu evin ahırı var mı?
-Ahırı ne yapacaksın
-Bu evi alacak öküz nerede yatacak
fıkranın devamı

Kadin kocasi evden gider gitmez komsusunun kocasini eve alir ve baslarlar sikismeye.
Bir ara kadin offf çok kötü seninkide bana yetmiyor artik der.Ne yapsak diye düsünürken aklina parlak bir fikir gelir.Erkege git mutfaktan kepçeyi al seninkinle beraber sok der.Adam kepçeyi alir ve isleme baslar. Kadin ohhh ya iste boyle çok iyi der.Tam bu arada kapi açilir ve kadinin kocasi içeri girer.
Manzara çok kötüdür.Herkes susmus birbirlerine bakakalmistir.Ve kizgin koca konusmaya baslar:

-Bir daha o kepçeyle pilav yiyenin amina koyiiim.

fıkranın devamı

Dört samimi arkadaş aynı arabada yolculuk ederken trafik kazasında ölürler. Azrail "Türk cehennemine mi yoksa avrupa cehennemine mi gitmek istersiniz?" diye sorar. "Fark nedir?" diye sorarlar. Azrail "Avrupa cehenneminde her gün bir kepçe Türk cehenneminde her gün bir kova bok yersiniz" der. Üç tanesi "biz Türk doğduk, Türk ölürüz" der. Bir tanesi ise uyanıktır, Avrupa cehennemini seçer. Ve aradan epey zaman geçer avrupa cehennemindeki adam artık kepçe kepçe yemekten bıkmıştır, arkadaşlarının durumunu merak eder, hallerini görmek için ziyarete gider. Oysa onlar şen şakrak gülerek karşılarlar onu. Dayanamaz sorar: "Ben bir kepçesini hazmedemezken siz her gün bir kova bok yiyip nasıl bu kadar neşeli olursunuz?" "Oğlum oğlum" derler "Burası Türk cehennemi, bir gün bok olur kova olmaz bir gün kova olur bok olmaz, 3 aydır bir bok yediğimiz yok!"
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama