Kokusu Fıkraları

loading...

Nasreddin Hoca'yı bir dostu ısrarla evine davet eder. Hoca daveti kabul eder.


Dostu Hoca'yı güleryüzüyle karşılar. Dereden tepeden konuşurlar. Sıra gelir ev sahibinin kendi elleriyle yetiştirdiği arıların balının övülmesine... Kokusunun güzelliği, renginin altın sarısı oluşu, tadının tartışılamaz olduğu... Neler neler!..

Bu arada Hoca'nın önüne kocaman bir kase ba konur. Hoca önce balı ekmekle yemeye başlar. Sonra ekmek bitince ekmeksiz yemeğe devam eder.

Ev sahibi, Hoca'nın balı bitirmeye niyetli olduğunu anlar, canı gider. "Yeme" dese ayıp olacak. Çünkü Hoca'yı çağıran kendisidir.

Ne desem de Hoca'yı böyle iştahla yemekten vazgeçirsem, diye düşündükten sonra Hoca'ya:

- Ekmeksiz bal içini yakar Hocam! der.

Hoca , dostunun ne demek istediğini çok iyi anlar. Fakat aldırış etmeden balı yemeğe devam ederken:

- Kimin içinin yandığını Allah bilir dostum! diye cevap verir.

ÖĞÜTLER

Nasreddin Hoca, bu hikayede, başkalarının menfaatini veya hakkını düşünüyor gözükerek, aslında kendi menfaatını düşünen insanlara bir örnek vermiştir.

* Sofrana oturanın karnı doysun. Misafire cimrilik edilmemelidir.

MÜRŞİDE UYSAL - RESİMLİ NASREDDİN HOCA
UYSAL KİTABEVİ

fıkranın devamı

Bir kadın varmış. çocuğunla tarlaya gidiyormuş. çocuk 2 3 dakika sonra anne acıktım demiş.annesi ona sütlen ekmek vermiş.sonra yılan sütün kokusuna gelmiş. çocuk sütü bırakmış.başlamış yılan sütü içmeye.çocuk almş kaşığı yılanın kafaya vurmuş çocuk demişki ehmenlen ye ehmenlen aslında şaka komik olsun diye yapmışlar.
fıkranın devamı

Hoca’nın yanında seslice yellenen biri, kabahatini örtbas edebilmek için ayağını tahtaya sürtmeye başlamış. Hoca gülüms...
fıkranın devamı

Nasreddin Hoca’nın canı bol naneli, yoğurtlu çorba istemiş. Şimdi sofraya gelse de kaşıklasam diye düşünürken kapı çalı...
fıkranın devamı


Dallas'daki NASA uzay ussunde, us komutani, George ve Bob adindaki astronotlari yanina cagirip, ertesi gun cikacaklari Mars yolculugu hakkinda son talimatlari verir ve bu zor yolculugun oncesinde uyumak uzere evlerine gitmelerini soyler. Her iki astronot da, talimata uyup evlerine giderler. George tam uyumak uzereyken telefon gelir. Arayan Bob'dur.

- "Alo, George. Ben Bob. Uyudun mu?"
- "Henuz degil."
- "Ben cok heyecanliyim. Uyku tutmadi. Sana da uyarsa, benimle birlikte icmeye ne dersin? Uzun sure icki icemiyecegiz..."
- "Ok."
Bir saat sonra George ve Bob bulusurlar, bir bara girip icki soylerler. Barmen tam ickiyi verirken ikisine de dikkatlice bakar.

- "Hey men. Sizi tanidim. Yarin Mars'a gidecek astronotlarsiniz. Size icki verdigim ortaya cikarsa bir daha Dallas'ta ekmek yiyemem ben. Kusura bakmayin."

George ve Bob barmenle tartismalarina ragmen o barda icki icemezler.

Baska barlarda sanslarini denerler; ama TV programlarini surekli izleyen barmenler onlari her seferinde tanirlar ve icki vermeyi reddederler.

Marketler de kapalidir. Tam eve donmeye karar verdiklerinde Bob'un aklina bir fikir gelir.

- "Yahu George'cugum. Bizim uzay roketine koyduklari yakitin kokusunu hatirliyor musun. Ayni viski gibiydi. Istiyorsan ondan icelim."

Birlikte uzay ussune girerler. Kontrol etmek bahanesiyle yakit tankinin yanina gelirler. Kimse suphelenmez. Onlara guvenmeyip te kime guveneceklerdir ki zaten. Ertesi sabah fuzeye binecek olanlar onlardir.

George ve Bob yakit tankindan aldiklari yakittan birer kadeh icerler sonra da evlerine giderler. George tam uyumak uzereyken telefon calar. Arayan yine Bob'dur.

- "Alo George. Yine ben. Rahatsiz ettim ama kusura bakma. Sana birsey sormak istiyorum. Karnin agriyor mu?"
- "Evet Bob. Hem de cok."

- "Peki. O zaman sakin gaz çıkarayım deme. Ben seni TOKYO'dan ariyorum..."




fıkranın devamı


Dallas'daki NASA uzay ussunde, us komutani, George ve Bob adindaki astronotlari yanina cagirip, ertesi gun cikacaklari Mars yolculugu hakkinda son talimatlari verir ve bu zor yolculugun oncesinde uyumak uzere evlerine gitmelerini soyler. Her iki astronot da, talimata uyup evlerine giderler. George tam uyumak uzereyken telefon gelir. Arayan Bob'dur.
"Alo, George. Ben Bob. Uyudun mu?"
"Henuz degil."
"Ben cok heyecanliyim. Uyku tutmadi. Sana da uyarsa, benimle birlikte icmeye ne dersin? Uzun sure icki icemiyecegiz..."
"Ok."
Bir saat sonra George ve Bob bulusurlar, bir bara girip icki soylerler. Barmen tam ickiyi verirken ikisine de dikkatlice bakar.
"Hey men. Sizi tanidim. Yarin Mars'a gidecek astronotlarsiniz. Size icki verdigim ortaya cikarsa bir daha Dallas'ta ekmek yiyemem ben. Kusura bakmayin."
George ve Bob barmenle tartismalarina ragmen o barda icki icemezler. Baska barlarda sanslarini denerler; ama TV programlarini surekli izleyen barmenler onlari her seferinde tanirlar ve icki vermeyi reddederler. Marketlerde kapalidir. Tam eve donmeye karar verdiklerinde Bob'un aklina bir fikir gelir.
"Yahu George'cugum. Bizim uzay roketine koyduklari yakitin kokusunu hatirliyor musun. Ayni viski gibiydi. Istiyorsan ondan icelim."
Birlikte uzay ussune girerler. Kontrol etmek bahanesiyle yakit tankinin yanina gelirler. Kimse suphelenmez. Onlara guvenmeyip te kime guveneceklerdir ki zaten. Ertesi sabah fuzeye binecek olanlar onlardir. George ve Bob yakit tankindan aldiklari yakittan birer kadeh
icerler; sonra da evlerine giderler. George tam uyumak uzereyken telefon calar. Arayan yine Bob'dur.
"Alo George. Yine ben. Rahatsiz ettim ama kusura bakma. Sana birsey sormak istiyorum. Karnin agriyor mu?"
"Evet Bob. Hem de cok."
"Peki. O zaman sakin gaz çıkarayım deme. Ben seni TOKYO'dan ariyorum..."

fıkranın devamı


Bir hanimefendi doktora gitmis.. Checkupa.. Yani yillik kontrola..
"Doktor" demis.. "Ben fevkalade saglikli bir kadinim. Bir tek kusurum var.Gaz kaciriyorum.. Durmadan gaz kaciriyorum.. Evde.. Iste.. Kilisede.. Otobuste, asansorde, super markette..Durmadan kaciriyorum.. Ama fazla da sikayetim yok. Kendime hic sorun yapmiyorum bunu.. Cunku benim kacirdigim gazin ne kokusu var, ne de sesi cikiyor.."
Doktor, bir hap yazmis kadinin recetesine.. "Bu haplardan gunde uc tane al, haftaya gel gene beni gor" diye..
Ertesi hafta kadin hisimla girmis doktorun muayenehanesine.. "Doktor" demis.. "Hey doktor.. Gecen hafta verdigin haplardan sonra, kacirdigim gazlar les gibi kokmaya basladi.."
Doktor "Guzel" demis.. "Cok guzel.. Sinuslerinizi tedavi ettik demek. Simdi sira geldi, kulaklariniz uzerinde calismaya.."

fıkranın devamı


Bir mühendis, bir fizikçi ve bir matematikçi bir hoteldedir.
Derken mühendis burnuna gelen duman kokusuyla uyanır, hole çıkar, bir de bakar ki bir yangın var. Eline geçirdiği bir kovaya su doldurarak yangını söndürmeye çalışır.
Daha sonra fizikçi uyanır, aynı yangını görür ve yangın hortumunu bulur ve başlar hesap yapmaya. Su basıncı, alevin şiddeti, aradaki mesafe falan derken hesaplara göre minimum miktarda suyla ve minimum enerjiyle yangını söndürür. (İkinci versiyon yaptığı hesaplara göre yangının sönmeyeceği ortaya çıkar ve yatağına geri döner.)
Daha sonra matematikçi kalkar kokunun etkisiyle hole koşar. Bir de bakar ki yangın var. Derken çözüm aramaya koyulur. Yangın hortumunu bulur ve - çözümü buldum diye bağırarak yatağına geri döner.

fıkranın devamı

Adamın biri ölmüş, yaşarken ayakları çok fena kokarmış.cenaze namazında Hoca cemate sormu
fıkranın devamı

Yaslı kadın, luks otelın en ust katından ınıyordu. Ara Katlardan bırınde asansor durdu. ...
fıkranın devamı

Iki bebek süpermarketin sebze bölümünde pusetlerinde sohbet ediyorlarmis."Ay" demis biraz büyü...
fıkranın devamı

Fare bir peynir kokusu duyup, kafasini disari uzatmisti. Fakat bunun kedinin bir tuzagi olabilecegin...
fıkranın devamı

Küçük Onur 4-5 yasilarina gelince annesine sormus:- anne ben nasil dunyaya geldim? annesi- bir ak...
fıkranın devamı

Bir hanimefendi doktora gitmis.. Checkupa.. Yani yillik kontrola.."Doktor" demis.. "Ben fevkalade sa...
fıkranın devamı

Temel ile Dursun kahvede oturuyorlarmis.Dursun aksam fazla kurufasulye yediginden gaz kaçirmis.Sesi...
fıkranın devamı

Dallas'daki NASA uzay ussunde, us komutani, George ve Bob adindaki astronotlari yanina cagirip, erte...
fıkranın devamı

* Kim bekleyecek lan şimdi yeşil ışığın yanmasını..

* Bak şimdi nasıl balıklama atlıycam..

* Gönder, gönder ben tutarım..

* Ay ! ne cici; ısırır mı ?

* Geel, geel, sağ yap geel!

* Yapma abi, şeytan doldurur..

* Yav bu prizde elektrik var mı ?

* Aabi, acaip seri bu araba yaa..

* Lan eşşek şakası yapmayın bee..

* Kocan eve erken dönmez değil mi sevgilim..

* Hala karlı mı gösteriyor hanım..

* Aaa! Nevzat bak abim geliyor..

* Hocam ne olur son bir soru daha sorun..

* ALLAH, ALLAH ! Bu tuttuğum da ne ?

* Bekle beni, bir dalıp çıkacağım..

* Beyefendi biraz kayabilir misiniz acaba ?


KARDEŞLERiN SON SÖZLERi

* Abiii, FORMAT /U ne demek?

* Abi, seninki aradı, "bi kızı götürcekmiş" dedim.

* Ablaa, babama söyledim, bana da senin balonlarından alcak.

* Abii, Müjgan geldi, ona sünnet resimlerini gösterdim.

* Bak babama söölerim haa.


DALGIÇLARIN SON SÖZLERi

* 20kg ağırlık yeter mi?

* Şu mağarada ne var?

* 100m ye dalarım, bişi olmaz


BALIKÇILARIN SON SÖZLERi

* Hava bugün ne güzel.

* AAa ne güzel balık!

* Şu tıpa ne işe yarıyor abi?

* Çapayı almadık mı?

* Burnu dalgaya mı verecektik?

* Şu koya girdik mi tamam.


MOTORSiKLETÇiLERiN SON SÖZLERi

* Ben şu iki motorun arasından geçerim.(far ışığında)

* Bak şimdi ibreyi sona dayandırcam.

* Kaç basıyorum acaba.

* Demek daha önce motora binmedin. Atla arkama biraz dolaşalım.

* Virajda hangi tarafa yatacaktık?

* Bunun önü nasıl kalkıyo?

* Motor bozuldu, sen beni şu iple çek.

* Nihaaaa köprü! (250 basarken)


DiĞER SON SÖZLER

* Bak Sadık'çığım seninle ilgili bir dedikodu duydum ama önce sana sorayım dedim. Sahi senin Kontrgerilla ile ilişkin var mı ?

* Doğalgazın ülkemize hayırlı olmasını diliyor ve doğalgaz ile çalışan ilk ocağı huzurlarınızda yakıyorum.

* Korkma hanım bu saatte kapımızı kim çalacak. Tanıdık biridir...

* Gerdeğe girmeden önce sana açıklamak istediğim bir şey var Sinan.

* Tahliye mi oluyorum hoca efendi ?

* Postanede bana ait bir koli varmış onu almaya geldim..

* Müjdemi isterim Turhan abi. Bir kızın daha oldu..

* O irmikleri neden aldın Nurhan ? Helva mı yapacaksın? Niçin?

* Bana bişey olmaz...

* Hayatımda hiç bu kadar güzel bir yemek yememiştim..

* Yalan söylüyorsam şuracıkta öliim....

* Yaw şuna bak, ne kadar gerçekci bir oyun....

* Rasim abi, kafesin kapısı kapalı, değil mi?

* Karıcığım, son günlerde biraz kilo aldın galiba?

* Elektrikçiye ne gerek var canım, ben şimdi hallederim...

* Abi bu yeni aldığım modem için paratoner taktık, bişey olmaz.

* Ben kırmızı yanmadan sarı ışıkta geçerim.

* Gel abi burası boyu geçmiyo..

* help help borgkkkkkggggggz help help (hehe turiz karı bize el sallıyo)

* Hanım, bi kibrit yak da bakalım bu ne kokusuymuş....

* Aya bak aya!! Kamyon farı gibi...

* Yaklaşırsanz atlarımm..

* Korkma ben attığımı vururum.

* Suyun derinliği önemli değil,asıl iş atlamasını bilmek.

* Baba..Ben hamileyim.

* Olum beş taş çaldım, ruhun bile duymadı

* Evladım beni karşıdan karşıya geçirir misin ?

* Bakın çocuklar, bu deney seti, kapağı açılınca güvenlik önlemi olaraktan elektriği keser.

* Ey ruuh...Geldiyseeeen.........

* Yaw Ruhi abi burası galiba Fener tribunu diil yaw...

* Moha agam soninda devlet babo köyümüza el attı..Bah uçahlarla hediye atıyolar...

* Bak olm hani akşamlar HARLEM`de dolaşlmazdı, mis gibi dolaş...

* Yaw karıcım koskoca TiTANiK bu hiç batar mı....

* Çavuş bu fitilin uzunluğu ne kadardı?

* Uff anam hepsi seninmi?

fıkranın devamı

Adama carpip oldurdum! Davaciyim efendim...
Dunyada insanlar cok cesitli nedenlerle firmalara ve kurumlara dava aciyor. Bir gazetemiz bunlari derlemis. Ben de oturdum, ayni davalar Turkiye'de acilsa neler olurdu, diye arastirdim. Iste arastirma sonuclarim.

Eline kahve dokulen kadin: Uzerinde "sicaktir" yazmadigini iddia ederek dava ettigi McDonald's'tan 2.5 milyon dolar tazminat kazandi.

BIZDE OLSAYDI: Kadinin eline dis macunu surulur. Kadin yaygaraya devam edince de garsonlar kadini bi temiz dover, sonra da derin dondurucuya kapatirlardi...
* * *
San Diego'da bir adam, erkekler tuvaletinde kadin gordugunu soyleyerek duygusal travma gecirdigi iddiasiyla dava acti...

BIZDE OLSAYDI: Oncelikle travmayi erkek degil erkekler tuvaletine giren kadin gecirirdi. Hem de duygusal olmayanindan... Hatta basina daha neler gelirdi Allah bilir.
* * *
Bir soyguncu kendisine bedava deodorant vermedigi icin hapishane yonetiminden sikayetci oldu.

BIZDE OLSAYDI: Adam once "Burasi Mikros mu lan" cumleleri esliginde guzelce bir islatilir, adamin ter kokusu hafifletilir, cezaevinde parasiz hicbir seye sahip olamayacagi bir guzel anlatilirdi.

Ertesi gun de mahkûma sadece deodorant degil, cep telefonundan tabancaya kadar satin alabilecegi her turlu urunun listesi verilirdi.
* * *
Gene Amerika'da bir kanser hastasi, ongorulen sure icerisinde olmedigini soyleyerek saglik mudurlugunu dava etti. Doktorlarin koydugu teshise gore coktan olmesi gerektigini soyleyen davaci tazminat istedi...

BIZDE OLSAYDI: Hasta tazminat talebinin ardindan yetkililerce apar topar SSK hastanelerinden birine yatirilir, kanserden olmasa da kaptigi baska bir enfeksiyondan olmesi kesin olarak saglanirdi.
* * *
Bira duskunu bir Alman, Anheuser - Busch biralari ureten sirkete 10 bin dolarlik dava acti. Biraciya gore reklamda birayla kadinlarin tavlanacagi soyleniyordu. Ancak kendisi basarili olamamisti.

BIZDE OLSAYDI: Actigi davanin ardindan derhal ana haber bultenlerine cikar. Magazin programlarina konuk olur ve kendi capinda ciddi bir sohrete ulasirdi adam. Ve bu sayede kadin buldugundan bira sirketi de tazminat odemekten kurtulurdu.
* * *
Florida'da bir balikcinin ailesi hava tahmini tutmadigi icin firtinada olen babalarinin ardindan, hava tahmini yapan kanali mahkemeye verdiler.

BIZDE OLSAYDI: Dava asla acilamaz ve sonuclanamazdi. Cunku Turkiye'de hava tahminleri her turlu ihtimal goz onune alinarak yapilir. "Yarin hava kar yagisli olacak ve zaman zaman da gunesli gececek." Veya "denizlerimizde hava 2 ile 6 kuvvetinde olacak." (Bu hava tahmini gercekten yapilir bizde ve inanin yasayan bilir, ama 2 ile 6 hava arasinda daglar kadar fark vardir.)
* * *
Bir kadin surucu carptigi ve oldurdugu adamin esinden kaza aninda kendisine sok yasattigi icin tazminat talebinde bulundu.

BIZDE OLSAYDI: Sik sik olan bir vakadir bizde bu. "Onune baksaydi kardesim"le baslayan ve "onlar da dikkat etseydiler birader" denilerek salinan cok trafik canavari vardir bu ulkede.

Tazminat istemediklerine dua edelim...
***
Reha Muhtar'a konuk olan Ibrahim'den inciler...
* Capkin olmayan erkek evine bagli olmaz...
* Kadin oyle her dakka dovulmez...
* Erkek yaparsa capkinlik olur, kadin yaparsa gerisini soylemek istemiyorum...
* Para para para, diyen kimdi yav... (Sorusuna bir sure cevap alamadi.)
* Lutven gonusurken duzgun gonusun.
* Kameralara soyledigimiz hersey iki saat sonra 60 milyona ulasiyor kardesim. (Canli yayinda soyledi.)
* Derya hanimin soyledigi hersey dogrudur.
* Ben mi sucluyum, gozlerim mi suclu, yoksa o bacak mi suclu? (Mini etek giymis bir konuga bakarak...)
fıkranın devamı

Renk renk çiçeklerle bezenmis,mis kokulu bir bahçe düsünün.Iste insanligin kültür bahçesinden derlenen demette küçük bir güzellik armagani.

Olsa ile bulsayi ekmisler,hiç bitmis.
Türk Atasözü

Kör bir dilenci de hiç olmazsa çiçeklerin kokusunu duyar
Japon atasözü

Dinlemekten akil,söylemekten pismanlik dogar.
Italyan atasözü

Düsmek suç degildir,düsüp kalkmak suçtur.
Alman atasözü

Zorluk seni zorlayincaya kadar,sen zorlugu zorla.
Amerikan atasözü

Insani elbisesine göre karsilarlar,bilgisine göre agirlarlar.
Rus atasözü

Temiz bir vijdan kadar yumusak bir yastik yoktur.
Fransiz atasözü

Satin alirken kulaklarini degil,gözlerini kullan.
Çin atasözü

Düsünmeden konusmak,nisan almadan ates etmeye benzer.
Ingiliz atasözü

Baskasindan üstün olmamiz önemli degildir.Asil önemli olan sey,dünkü halimizden üstün olmamizdir.
Hint atasözü

Gençligin güzel bir yüzü,ihtiyarligin güzel bir ruhu vardir.
Isveç atasözü

Gençligin degeri bilinse,ihtiyarligin sikayeti azalir.
Türk atasözü

Sagir bir kocayla,kör bir kadin mutlu bir çifttir.
Danimarka atasözü

Kadeh içinde,denizde bogulanlardan çok daha fazla insan bogulmustur.
Alman atasözü

Yigit harpte,dost dertte,olgun adam hiddette belli olur.
Arap atasözü

Tutkunun bittigi yerde mutluluk baslar.
Macar atasözü

Mirasa "nereye gidiyorsun?" demisler"esip yagmaya,sürüp savurmaya"demis.
Türk atasözü

Bir dostunuz, yemis bahçesini geziyorsa, dalgin görünmeniz en büyük nezakettir.
Japon atasözü

Köpekle yatan pireyle kalkar.
Ispanyol atasözü

Dostunuzu sik sik ziyaret ediniz,çünkü üzerinde yürünmeyen yollar diken ve çalilarla kaplidir.
Hint atasözü

Bir kere evlenmek ödev, iki kere evlenmek eglence, üç kere evlenmek çilginliktir.
Hollanda atasözü

Asilan,hirsiz degil yakalandir.
Çek atasözü

Beyaz saç, aklin degil yasin isaretidir.
Yunan atasözü

Büyük zekalar birlikte düsünürler.
Fransiz atasözü

Sersemler, akillilarin yedi yilda cevaplandiramiyacagi sorulari bir günde sorarlar.
Ingiliz atasözü

Uyuyan tilki rüyasinda tavuk görürmüs.
Rus atasözü

Borç verirken ya parani, ya dostunu kaybedersin.
Arnavut atasözü

Cesur adamin bakisi, korkagin kilicindan daha çok düsman titretir.
Amerikan atasözü

Vaadler memleketinde insan açliktan ölür.
Danimarka atasözü

Babalar,doganin yarattigi bankerlerdir.
Fransiz atasözü

Dagin tepesine hangi yoldan çikarsan çik,manzara aynidir.
Çin atasözü

Kabahatini itiraf ederek affini iste;zira bir suçu gizlemek o suçu ikilestirir.
Arap atasözü

Kuvvetine güvenerek zayiflari hor görenin kuvveti basina bela olur.
Hint atasözü

Gözler kendilerine,kulaklar baskalarina inanirlar.
Alman atasözü


fıkranın devamı

(Sevgiliye mektup)

Türev tanem, bir tanem, bir sigma işareti kadar kıvrak bir Pi sayısı kadar sonsuzsun sevgilim. Sana olan sevgim limitlerin sonsuzluğuna ulaşıyor. Bir bakışın kalbimde matris kadar derin etkiler yapıyor. Kalem gibi kaşların, trigonametri gibi karışık saçların, tebeşir kokusu gibi burnumda tütüyor. Çarpanlara ayrılmayan denklemler gibi nazlanma. Senden mektup almak inan integral almaktan daha zor. Bilinmeyenlerimiz farklı olsa bile polinomlar gibiyiz. Eğer böyle devam ederse seni keşfedilmemiş dizi kuralları ile izleyeceğim.
Seninle bir daire olalım. Merkezde ben, etrafımda eşit uzaklıklarda sen. Nereye bakarsam seni göreyim. Üzüntülerimiz teğet, sevinçlerimiz kiriş olsun. Birbirimize o kadar yakın olalım ki, yarıçaplarımızın limiti sıfıra yaklaşsın. Şu anda y=ax+bx+c parabolünün iki ayrı kolu isek de bir gün tepe noktasında buluşacağız. Sana bir sinx eğrisi gibi sürekli "k" sabiti kadar bağlıyım. Hiçbir parantez bizi ayıramaz.


*Ondokuz Mayıs Üniversitesi Eğitim Fakültesi Matematik Öğretmenliği 1994-1995
Mezuniyet Yıllığı'ndan alınmıştır.
fıkranın devamı

- Burasi Galatasaray tribünü degil mi?
- AAbi çok seri bi araba bu yaaa...
- Korkma hayatim, arabamizda ABS ve airbag mevcut.
- Postanede bana ait bi koli varmis onu almaya geldim.
- Oolum, 5 tas çaldim ruhun bile duymadi.
- Bakin çocuklar, bu deney seti, kapagi açilinca güvenlik önlemi olarak elektrigi keser.
- Demek piranha dedikleri sey bu. Hiho, bak Hulusi abi biyiklari ile oynuyom bi sey olmuyo.
- Ey ruuuuhhh, geldiyseeen...
- O irmikleri neden aldin Nurhan, helva mi yapican? Niye?
- Dogalgazin ülkemize hayirli ve ugurlu olmasini diliyor ve dogalgazla çalisan ilk ocagi huzurlarinizda yakiyorum.
- Evladim, beni karsidan karsiya geçirir misin?
- Geeel, geeel sag yap geeel...
- Bah bah bah hala uzunlarla geliyo...
- Canikom, bu etin tadi sana da biraz garip gelmedi mi?
- Müjdemi isterim Turhan abi bi kizin daha oldu.
- Ordular ileri... Allah, allah, allah, allah...
- Kim bekler lan yesilin yanmasini?!
- Esek sakasi yapmayin lan...
- Bekle Cemsit abi ben bi dalip çikicam.
- Korkma hanim bu saatte kapimizi kim çalacak, tanidik biridir.
- Hala karli gösteriyor mu hanim?
- Elektrikçiye ne gerek var canim, ben hallederim.
- Bak simdi nasil solliycaz...
- Gel abi burasi boyu geçmiyo.
- Aya bak aya, kamyon fari gibi !!!
- Ben denedim korkmayin.
- Bak Kadri abi, suyun derinligi önemli diil, asil is atlamasini bilmek...
- Yav Hayrettin abi, burasi Galatasaray tribünü diil galiba...
- Vakkas abi. senin için öyle böyle diyorlar, dogru mu?
- Hihoha... Bak gelen sey köpekbaligina ne kadar da benziyor.
- Rasim abi, kafesin kapisi kapali degil mi?
- Nalan, bi kibrit yak da bak bakalim ne kokusuymus...
- Baba... Ben hamileyim.
- Yapma Satilmis abi, seytan doldurur.
- Rasim abi su omzumu bi kütürdetsene.
- Sözünü geri alman için sana bes dakka veriyorum.
- Bu külüstür essahtan 200 yapiyor mu?
- Ben bunu bilir bunu söylerim Refik. Tren yolculugu en guvenilir yolculuktur.
- Arkamda duracagina gel de uçurumun manzarasina bak kocacigim...
- Semra'cigim bak arabanin ibresi 200'u gösteriyor.

fıkranın devamı

Genç kadın bebegin güzelligi karşısında büyülenmiş gibiydi. Kıvırcık sarı saçları, iri mavi gözleri, kalkık bi burun ve küçük kırmızı dudaklarıyla bir kartpostalı andıran bebek, kadının şimdiye kadar gördügü en cana yakın kız çocuguydu.
Onun ipek yanaklarını doya doya öpmek ve cennet kokusunu içine çekmek için egildiginde;
Dokunma bana...'' diye bir ses duydu.
''Beni okşamaya hakkın yok senin...''
Kadın korkuyla irkilip etrafına bakındı. Bebekle kendisinden başka kimse yoktu içeride.
Aynı sesi tekrar duydugunda bebege döndü. Aman allahım!.. Yeni dogmuş görünmesine ragmen konuşan oydu.
''Bana yaklaşmanı istemiyorum'' diye devam etti.
''Hemen uzaklaş benden...''
Kadın, biraz olsun kendini toparlayarak:
''Çocuklarımız hep erkek oluyor'' dedi.
''Onlar da güzel ama kız çocukları başka. Bu yüzden seni öpmek istedim.''
''Beni öpemezsin'' diye aglamaya başladı bebek.
''Benim de seni öpemeyecegim gibi...''
''Neden?'' diye sordu kadın. ''Neden öpemezsin ki?''
Bebek, hıçkırıklara bogulurken:
''Bunun sebebini bilmen gerekir'' dedi.
''Düşünürsen mutlaka bulacaksın...''
Kadın, neler olup bittigini hatırlamak üzereyken kendine geldi. Özel bir hastanenin en lüks odasında yatıyor ve narkozun tesirinden midesi bulanıyordu. Aile dostları olan tanınmış doktor, odayı dolduran çiçeklerden bir tanesini vazodan çıkarıp kadına uzatırken:
''Geçmiş olsun hanımefendi'' dedi.
''Başarılı bir kürtajdı dogrusu.
Ha..! Sahi, ''kız''mış aldırdıgınız bebek.''
fıkranın devamı

Hoca,camide ickinin kötülügünden bahsediyormus.Cemaat arasinda bulunan Bektasi,nin fena halde cani sikilmis.Gitmek üzere kalkayim derken,koynundaki sarap sisesi düsüp kirilmis.Ortaligi sarap kokusu sarinca Baba bozuntuya vermeden:

-iste kör olasicayi kaldirip attim,Sizde varsa,tam zamani,sizde atin!
fıkranın devamı

Adamın biri aklını kuru fasulye ile bozmuş. Her gün en az 5 porsiyon kuru fasulye yiyormuş. Tabi doğal olarak sürekli gaz çıkartıyormuş. Bir gün bir kıza aşık olmuş. Sonuçta evlenmeye karar vermişler. Ama kızın bir şartı varmış, o izin verene kadar bir daha kuru fasulye yemeyecekmiş. Adam kızı çok sevdiğinden çaresiz kabul etmiş şartı ve evlenmişler. Aradan 2 yıl geçmiş. Kadın kocasının iş yerine telefon etmiş ve geç kalmamasını, kendisine bir sürprizi olduğunu söylemiş. Adam içinden "yaşasın" demiş "demek bana en sonunda kuru fasulye pişirdi". İşten izin alıp erken çıkmış. Tam evine doğru yürürken bir lokantanın önünde mis gibi kuru fasulye kokusu gelmiş burnuna. "Nasıl olsa evde de yiyeceğim şurada bir porsiyon yesem birşey olmaz" diye düşünüp girmiş lokantaya. Kuru fasulyeyi görünce kendisini kaybetmiş ve 10 porsiyon yemiş. Daha sonra hemen kalkıp evinin yolunu tutmuş. Karısı onu kapıda karşılamış ve sürprizi görene kadar gözlerini bağlayacağını, sakın açmamasını söylemiş. Adam denileni yapmış. Kadın kocasının gözlerini bağlayıp onu salona götürmüş. Tam gözlerini açacakken telefon çalmış.Kadın:
- Sakın bir yere ayrılma ve gözlerinide açma. Sürprizin bozulmasını istemiyorum.
Diyerek, diğer odada bulunan telefonu açmaya gitmiş. Sürprizin kuru fasulye olduğundan emin olan adam beklemeye başlamış. Tam o anda 10 porsiyon kuru fasulyenin gazı adamı sıkıştırmaya başlamış. Karısı gelene kadar rahatlamak için zaaaaart diye bırakmış. Koku gitsin diye el yordamı ile pencereyi açıp ceketi ile kokuyu dışarı doğru süpürmüş. Karısı telefonu kapatıp geri dönmüş. Tam gözünü açacağı sırada yine telefon çalmış. Kadın yine gözlerini açmamasını tembihleyip diğer odaya geçince adam yine koyuvermiş zaaaaaart diye. Hemen pencereyi açıp aynı şekilde havalandırmış salonu. Sonunda karısı gelmiş. Adamın gözündeki mendili açmış ve
-Müjde hayatım annemle babam bize geldi!
Demiş, heyecanla kanepede oturan yaşlı çifti göstererek.
fıkranın devamı

Dallas'daki NASA uzay ussunde, us komutani, George ve Bob adindaki astronotlari yanina cagirip, ertesi gun cikacaklari Mars yolculugu hakkinda son talimatlari verir ve bu zor yolculugun oncesinde uyumak uzere evlerine gitmelerini soyler. Her iki astronot da, talimata uyup evlerine giderler. George tam uyumak uzereyken telefon gelir. Arayan Bob'dur.
"Alo, George. Ben Bob. Uyudun mu?"
"Henuz degil."
"Ben cok heyecanliyim. Uyku tutmadi. Sana da uyarsa, benimle birlikte icmeye ne dersin? Uzun sure icki icemiyecegiz..."
"Ok."
Bir saat sonra George ve Bob bulusurlar, bir bara girip icki soylerler. Barmen tam ickiyi verirken ikisine de dikkatlice bakar.
"Hey men. Sizi tanidim. Yarin Mars'a gidecek astronotlarsiniz. Size icki verdigim ortaya cikarsa bir daha Dallas'ta ekmek yiyemem ben. Kusura bakmayin."
George ve Bob barmenle tartismalarina ragmen o barda icki icemezler. Baska barlarda sanslarini denerler; ama TV programlarini surekli izleyen barmenler onlari her seferinde tanirlar ve icki vermeyi reddederler. Marketlerde kapalidir. Tam eve donmeye karar verdiklerinde Bob'un aklina bir fikir gelir.
"Yahu George'cugum. Bizim uzay roketine koyduklari yakitin kokusunu hatirliyor musun. Ayni viski gibiydi. Istiyorsan ondan icelim."
Birlikte uzay ussune girerler. Kontrol etmek bahanesiyle yakit tankinin yanina gelirler. Kimse suphelenmez. Onlara guvenmeyip te kime guveneceklerdir ki zaten. Ertesi sabah fuzeye binecek olanlar onlardir. George ve Bob yakit tankindan aldiklari yakittan birer kadeh
icerler; sonra da evlerine giderler. George tam uyumak uzereyken telefon calar. Arayan yine Bob'dur.
"Alo George. Yine ben. Rahatsiz ettim ama kusura bakma. Sana birsey sormak istiyorum. Karnin agriyor mu?"
"Evet Bob. Hem de cok."
"Peki. O zaman sakin gaz çıkarayım deme. Ben seni TOKYO'dan ariyorum..."

fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama