Kulaklar Fıkraları

loading...

rahmetli mustafa amca yaşınında ilerlemesi dolayısı ile kulakları ağır duyuyordu : kolu ağrıdığı için doktora gitmişti, masasında oturan doktor bilgisayarı ile meşguldu. mustafa amcaya köşeyi göstererek oraya geç ve kolunu soy demişti. anlam veremiyen mustafa amca köşeye gitmiş ve donunu soyduktan sonra dr.hanıma seslenmiş. ben hazırım demiş. dr.hnm.masadan kalkmış ve tam mustafa amcanın yanına gidecek, manzarayı görünce hiddetle bagırmış; ben sana kolunu soy dedim... mustafa amca mahçup bir şekilde donunu toplarken; biraz önce niye bu şekilde bağırarak söylemediniz diye söylenerek muayenehaneyi terketmiş.
fıkranın devamı


Cemal ile Temel askerde beraber nöbet tutarlarken, komutanları bir bakmış
Cemalin elinde bir mektup, okuyor.
- N'apıyorsunuz, demiş.
Temel:
- Sevculumden mektup celdi. Okuma yazma pilmem, Cemal okuyo pağa.
- Peki Cemal'in kulaklarındaki pamuk ne?
Temel:
- Mektubu tuymasin diye....




fıkranın devamı


Bir zamanlar uzaklarda bir ulkede cok yakişikli bir prens yaşarmiş. Ancak prens daha kucukken ulkedeki kotu kalpli cadinin lanetine ugramiş, ve uzerindeki bu lanet yuzunden her yil sadece 1 kelime konuşabiliyormuş. Prens 2 kelime soyliyecegi zaman ise bir yil boyunca susuyor, boylece ertesi yil da 2 kelime soyleme hakki oluyormuş.

Bir gun bu yakişikli ama talihsiz prens dere kenarinda otururken, bir de bakmiş karşida kucuk bir kulube, ve kulubenin bahcesinde muhteşem bir kiz. Saclari altindan daha sari, gozleri gokyuzunden daha mavi, dudaklari kirazdan daha kirmiziymiş. Prens bu guzelligi gorunce akli başindan gitmiş, o anda vurulmuş.. ve 2 yil boyunca konuşmamaya karar vermiş, 2 yil sonunda kiza "cok guzelsiniz" diyebilmek icin..

Ama 2 yilin doldugu gun prensin icindeki bu ateş daha da buyumuş ve kiza "size aşik oldum" demek icin yanip tutuşur olmuş... boylece:

COK+GUZELSINIZ+SIZE+AŞIK+OLDUM=toplam 5 kelimeyi soyleyebilmek icin, gecen 2 yilin ardindan 3 yil daha konuşmamayi goze almış.

Ve 5 yilin sonunda prens konuşmak icin hazir oldugu sirada, birden bu muhteşem guzel ve zarif kizla evlenmeyi, onu sarayinin prensesi yapmayi ne kadar istedigini farketmiş... boylece

COK+GUZELSINIZ+SIZE+AşIK+OLDUM+BENIMLE+EVLENIR MISINIZ= toplam 7 kelime soyleyebilmek için 5 yilin ardindan 2 yil daha sabretmeye karar vermiş..

Ve prens bu platonik duygularla 7 koskoca yili tamamladigi gun, artik dunyanin en heyecanli ve en mutlu erkegi olarak kizin yaşadigi kulubeye koşmuş. Kiz yine kulubenin bahcesinde oturuyormuş ve bir kitap okuyormuş. Prens elindeki bir tek kirmizi gulu kiza uzatmiş ve sormuş:

- "COK GUZELSINIZ, SIZE AŞIK OLDUM, BENIMLE EVLENIR MISINIZ?"
Kız başını kaldırıp prense bakmış.
... kulaklarini orten altin sarisi saclarini geriye atmış...
... ve prense şoyle demiş:
- "PARDON?"

fıkranın devamı



İki Yahudi arkadaş, piyasayı arastırmışlar ve o sene haki renkteki kumaşın moda olacağını öğrenmişlerdi. Bütün varlıklarını paraya çevirdiler. Piyasadaki bütün haki kumaşları satın aldılar. Depoları bu renkteki kumaşlarla doldu ancak kimsenin bu kumaşlara talip olmadığı görüldü.

İki kafadar artık iflasın eşiğine gelmişlerdi. Moiz ve David dertli dertli oturuyorlardı. Artik bıçağın kemiğe dayandığıbir gün kapı çalındı ve içeriye bir albay girdi:

- "Sizde haki renkte kumaş var mı?" diye sorunca, kulaklarına inanamadılar. Hemen atıldılar:
- "Evet albayım var, gösterelim" dediler. Albay, dikkatle kumaşları inceledi.
- "Çok beğendim" dedi. "Bu sene askerlere 200.000, subaylara 50.000 adet haki renkte elbise yaptıracağız. Ancak tabii ki benim tek başıma beğenmem yetmez. Generalimin de oluru lazım. Bana bir parça numune verin. Yarın öğlen 12'ye kadar telgraf çekersem iptal ederim. Eger telgraf gelmezse kumaşları kesip imalata baslayabilirsiniz."

O gece bitmek bilmedi. Kimi zaman ümitlendiler, kimi zaman "ya iptal olursa" diye göğüs geçirdiler. Ertesi gün saat 11, 11.30, 11.45, gözleri yolda, korku ile gelmesin diye dua ederek postacıyı beklediler. 12'ye 5 kala postacı sokağın köşesinden gözüktü.

- "Belki bize gelmiyordur" diye ümitlendiler. Ancak postacı gelip kapılarını çaldı. Moiz, büyük bir kederle koltuğa çöktü. David da çaresiz kapıyı açtı. Postacının elinde bir telgraf vardı. David titreyen elleri ile telgrafı açtı, okudu ve sevinçle seslendi:

- "Müjde Moiz, baban ölmüş."

fıkranın devamı


Karı-koca fare, mahzende oturuyorlardı.Birden kulaklarına bir şıpırtı sesi geldi.Erkek gitti baktı; delik fıçılardan birinden şarap damlıyordu.Hemen çağırdı dişisini.Geçtiler damlaların başına bir güzel çektiler kafayı.Alkolün etkisiyle coşan dişi fare, erkeğin yanına yaklaştı.Erkek hiç oralı değildi ve merdivenlere doğru yürüyordu.Dişi fare seslendi :
-Sevgilim, nereye gidiyorsun?Gelsen de tatlı tatlı sevişsek olmaz mı?
-Hadi yahu, dedi erkek.Sana kim bakar! Ben şimdi kedinin hakkından gelmeye gidiyorum!...




fıkranın devamı


Bir hanimefendi doktora gitmis.. Checkupa.. Yani yillik kontrola..
"Doktor" demis.. "Ben fevkalade saglikli bir kadinim. Bir tek kusurum var.Gaz kaciriyorum.. Durmadan gaz kaciriyorum.. Evde.. Iste.. Kilisede.. Otobuste, asansorde, super markette..Durmadan kaciriyorum.. Ama fazla da sikayetim yok. Kendime hic sorun yapmiyorum bunu.. Cunku benim kacirdigim gazin ne kokusu var, ne de sesi cikiyor.."
Doktor, bir hap yazmis kadinin recetesine.. "Bu haplardan gunde uc tane al, haftaya gel gene beni gor" diye..
Ertesi hafta kadin hisimla girmis doktorun muayenehanesine.. "Doktor" demis.. "Hey doktor.. Gecen hafta verdigin haplardan sonra, kacirdigim gazlar les gibi kokmaya basladi.."
Doktor "Guzel" demis.. "Cok guzel.. Sinuslerinizi tedavi ettik demek. Simdi sira geldi, kulaklariniz uzerinde calismaya.."

fıkranın devamı


Karı-koca fare, mahzende oturuyorlardı.Birden kulaklarına bir şıpırtı sesi geldi.Erkek gitti baktı; delik fıçılardan birinden şarap damlıyordu.Hemen çağırdı dişisini.Geçtiler damlaların başına bir güzel çektiler kafayı.Alkolün etkisiyle coşan dişi fare, erkeğin yanına yaklaştı.Erkek hiç oralı değildi ve merdivenlere doğru yürüyordu.Dişi fare seslendi :
-Sevgilim, nereye gidiyorsun?Gelsen de tatlı tatlı sevişsek olmaz mı?
-Hadi yahu, dedi erkek.Sana kim bakar! Ben şimdi kedinin hakkından gelmeye gidiyorum!...

fıkranın devamı


Cemal ile Temel askerde beraber nöbet tutarlarken, komutanları bir bakmış
Cemalin elinde bir mektup, okuyor.
- N'apıyorsunuz, demiş.
Temel:
- Sevculumden mektup celdi. Okuma yazma pilmem, Cemal okuyo pağa.
- Peki Cemal'in kulaklarındaki pamuk ne?
Temel:
- Mektubu tuymasin diye....

fıkranın devamı


bir deliye annesinden mektup gelmiş . ÖBÜR DELİDE Okuma bilmediği için öbür deliye okuttruyormuş ama kulaklarında pamuk varmış başhekim görünce ne yaptıklarını sormuş delide cevap vermiş anam mektup yollamış mektubu okurken duymasın die pamuk taktık demiş.

fıkranın devamı


Kirmizi baslikli kiz ninesine kurabiye götürüyormus. Yolda yürürken bir agacin
arkasindan kurdun burnunu görmüs :
- Kurt çik ordan gördüm seni...
Kurt :
- Hey Allahim, demis ve ortaya çikmis.
Kirmizi baslikli kiz yürümeye devam etmis. Az sonra bir çalinin arkasindan kurdun
kulaklarini görmüs :
- Kurt çik ordan gördüm seni...
Kurt :
- Hey Allahim, demis ve yine ortaya çikmis.
Kirmizi baslikli kiz yürümeye devam etmis. Biraz sonra bir kütügün arkasindan
kurdun kuyrugunu görmüs :
- Kurt çik ordan gördüm seni...
Kurt sinirlenip bagirmaya baslamis :
- Ulan gördüysen gördün, rahat rahay bi tuvaletimizi de mi yapamiycaz be!..

fıkranın devamı


Cemal ile Temel askerde beraber nöbet tutarlarken, komutanlari bir bakmis
Cemal in elinde bir mektup, okuyor.
- N'apiyorsunuz, demis.
Temel :
- Sevculumden mektup celdi. Okuma yazma pilmem, Cemal okuyo paga.
- Peki Cemal in kulaklarindaki pamuk ne?
Temel:
- Mektubu duymasin diye...

fıkranın devamı


Temel Üniversite de profesörmüs ve çekirgeler konusunda bir arastirma
yapiyormus. Prof. Temel in arastirma notlari :
1.gün
- Çekirgenin 1 ayagini kopardigimizda, zipla deyince zipliyor.
2.gün
- Çekirgenin 2 ayagini kopardigimizdazipla deyince zipliyor.
3.gün
- Çekirgenin 3 ayagini kopardigimizda zipla deyince zipliyor.
4.gün
- Çekirgenin 4. ve sonuncu ayagini kopardigimizda kulaklari duymuyor..

fıkranın devamı


Bir mahkeme salonu düşünün...
Bir davada tanıklık etmesi için kürsüye yaşlı bir teyzeyi çağırırlar.Kadın yerine oturur ve davalının avukatı kadına yaklaşır.
"Bayan Jones,beni tanıyormusunuz?"Yaşlı teyze cevap verir:
"Ah evet bay Williams,sizi çocukluğunuzdn beri tanıyorum.Siz taaa o zamanlar bile aileniz için baş belasıydınız,sürekli yalan söylüyorsunuz,karınızı komşunuzla aldatıyorsunuz ,en yakınım dediğiniz insanların arkasından konuşuyorsunuz,2 dolar fazla kazanmak için herkesi satarsınız"
Davalının avukatı başta olmak üzere tüm salon şok olur.
Adam ne yapacağını bilmez bir halde kadına tekrar sorar.
"Peki bayan Jones, ya karşı tarafın avukatını tanıyormusunuz?"
Kadın yine cevaplar:
"Elbette tanıyorum.çocukluğunda ona dadılık yapmıştım.Tembel,ödlek ve alkolik adamın tekidir.Etrafında bir tek dostu yoktur ve herkes onun hala geceleri altına kaçırdığını söylüyor.."
Yine herkes şokta.
Bütün salonu bir uğultu kaplar.Hakim kürsüye tak tak vurup herkesi susturur ve her iki tarafın avukatını da kürsüye çağırır.
Ve ikisine de eğilmelerini söyleyerek, kulaklarına şunları fısıldar:
"Eğer bu kadına beni tanıyıp tanımadığını sorarsanız, ikinizi de harcarım."

fıkranın devamı


Adamin biri bara girmis.. Üç duble viski içtikten sonra barmene
-"Ödeyecek param yok,Ama cebimde 25 santimlik bir piyanist var.Sana istedigin herseyi çalabilir.."
-"Hadi ordan sarhos" demis,barmen.Adam elini cebine atmis. Çikarmis 25 santim boyunda bir piyanist. Piyanosu da önünde..
Barmen saskin
-"Türk marsi"diyebilmis.Bir döktürmüs 25 santimlik piyanist, Mozart'i..
-"Bu nasil is" demis barmen saskinlik içinde..
-"Hurdalikta bir lamba buldum,bin yillik.. Parlatmak için ovarken içinden bir cin çikti..
Bin yasinda.Çökmüs.Kulaklari da zor duyuyor.."
Elini öbür cebine atmis, bir eski lamba çikarmis. Barmen'in önüne koymus.
-"Ovala ve dilek dile" diye..
Barmen ovalamis lambayi.Hakikaten bir ihtiyar, ayakta zor duran cin.Bir eli kulaginda
-"Haa.. Hii.." deyip duruyor..
-"Burada bu sigara dumani ve içki kokulari arasinda, iki cigerim de perisan hale geldi.. Bana iki yeni ciger" demis, barmen..
Hooop!.. Barin basinda, pos biyiklari , kocaman sapkalari, yesil kirmizi kiliklari ile iki Yeniçeri.
-"Ama ben yeniçeri degil, yeni ciger istemistim" demis barmen..
-"Ya ben 25 santimlik piyanist mi istedim sanirsin!.."

fıkranın devamı


Trabzonlularla kayserililer savaş yapıyorlarmış. kayserililer trabzonlularda temelle dursun çoktur diyip bağırıyorlarmış kalkanı vuruyorlarmış bizim temelle dursunun da bu aralar kulakları pek duymazmış. o yüzden trabzon ordusunda tek temelle dursun onlar kalmış. dursun demişki bizde ahmet diyelim kalkanı vuralım mehmet diyelim kalkanı vuralım demişler bağırmaya başlamışlar ama kimse kalkmamış . bu arada temelde yerde 500.000TL bulmuş ve cömert davranarak ha bu 500.000TL kimundur daa diye bağırmış ve herkez ayağa kalkınca kayserililerin hepsi vurulmuşlar . (savaşın galibi bizim trabzonlulardır daa)

fıkranın devamı


Temel güzel bir at almis, yanliz bir problem var. At ahira girip
çikarken kulaklari ahirin üst kirisine degiyor, hayvanin cani yaniyor...
Bir cumartesi günü Temel almis eline bir ege ahirin üst kirisini egeliyor.
Oldukça zor bir islem oldugu için de iki saattir ugrasmakta... O
sirada ordan geçmekte olan bir ihtiyar soruyor Temel'e ve atin
kulaklarinin kirise degdigini anlayinca, akil veriyor:
" Oglum böyle ugrasma al eline bir kazma da asagidaki topragi kaz,
daha kolay olur.."
Temel cevap veriyor:
"Amca iyice bunadin galiba.. Atin ayaklari sürtse dedigin dogru
da,atin kulaklari sürtüyor, kulaklari... Anladin mi?"

fıkranın devamı


Kızılderili bir adamla beyaz adam cadde de yuruyorlar..
birden kizilderili adam beyaz adama:
cekirge sesi duyuyorum der.

fakat beyaz adam:
bu kadar kalabalik bir cadde de cekirge sesi duyman imkansiz,
yaniliyorsun der.

kizilderili usteler hayir duyuyorum der ..
daha sonra bir bahceye girerler ve gercekten orada cekirgeler
vardir beyaz adam sasirir ..
senin kulaklarin farkli der.
bu gurultude cekirge sesini duymak imkansiz der.
kizil derilide hayir benim kulaklarim diger insanlarin kulaklariyla ayni der.
normal kulaklara sahibim ben der..
beyaz adam israrla kulaklarinin farkli oldugunu soyler..

bunun uzerine kizilderili cebinden bir bozuk para cikarir
ve o parayi cadde uzerine atar para yuvarlanir
ve caddedeki herkes cebini yoklamaya baslar paranin
gittigi yone dogru bakarlar...

herkes duymak istedigi sesi duyar
ve o sesin pesinden gider...

fıkranın devamı

Adamın birisi iş kazası geçirmiş kaza sonucu kulaklarını yitiren adam yüklü bir tazminat al...
fıkranın devamı

Avukat Temel, cinayet sanığını savunmaktadır.- Müvekkilim masumdur Hakim Bey. Cinayet kaza ile...
fıkranın devamı

Adamın hayatta hiç şeyi kalkmazmış...İşten anlayan birine gitmiş. İşten anlayan ona senin ...
fıkranın devamı

Allah-in unuttuğu Teksas kasabasındaki -The Saloon-a girdi yalniz koyboy. Uzun yoldan geldigi bell...
fıkranın devamı

- Merhaba ben kredi kartınızla köpek almıştım... * Evet efendim?... - Bu köpeğin kulakları ...
fıkranın devamı

Bir adam son günlerini yasiyormus. Uzuvlari meleklerin huzuruna çikmislar. Göz saygiyla ayaga kal...
fıkranın devamı

Temel'e bir ise girmek icin saglik raporu lazim olmus. Gitmis tam tesekkullu bir hastaneye. Epey mua...
fıkranın devamı

Trabzonlularla kayserililer savaş yapıyorlarmış. kayserililer trabzonlularda temelle dursun çok...
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama