Kurbağa Fıkraları

loading...


Kadının birinin bir gün golf oynarken topu ormana kaçmış. Topunu aramaya koyulmuş ve bu sırada tuzağa yakalanmış bir kurbağa görmüş. Kurbağa ona, "Beni bu tuzaktan kurtarırsan, senin 3 dileğini yerine getireceğim" demiş. Kadın onu kurtarmış, kurbağa da "Teşekkür ederim, ama sana dileklerinle ilgili bir koşulu söylemeyi unuttum. Ne dilersen dile, kocan 10 kat iyisine veya fazlasına sahip olacak!" demiş. Kadın "Tamam" diyerek kurbağaya dileklerini söylemeye başlamış.

İlk dilek olarak Dünya'daki en güzel kadını olmak istemiş. Kurbağa onu uyarmış. "Bu dilek, senin kocanı da Dünya'nın en yakışıklı adamı yapacak ve kadınlar onun başına üşüşecek" demiş. Kadın ise; "Bu önemli değil, çünkü ben nasıl olsa Dünya'nın en güzel kadını olacağım ve sonuçta da onun gözü benden başkasını görmeyecek" demiş. Böylece Dünya'daki en güzel kadın olmuş.

İkinci dilek olarak, Dünya'daki en zengin kadın olmak istemiş. Kurbağa kadını yine uyarmış: "Bu kocanı da Dünya'daki en zengin adam yapacak, senden de 10 kat zengin olacak" demiş. Kadın; "Bu da önemli değil, çünkü benim olan onun, onun olan da benimdir" demiş ve böylece Dünya'daki zengin kadın oluvermiş.

Kurbağa, üçüncü dileğini sorduğunda ise kadın; "Hafif bir kalp krizi geçirmek istiyorum" demiş…

fıkranın devamı


Fıkra bu ya, fadime golfe merak sarmış. Kaybolan topunu
aramak için ormanın derinliklerine doğru ilerlerken yolda
tuzağa düşmüş bir kurbağa görmüş.
Kurbağa konuşmuş:
-"Bayan, beni bu tuzaktan kurtarıirsanız; 3 dileğinizi hemen
yerine getireceğim ."

Bunu duyan Fadime kurbağayı kurtarıp avucunun icine aldı.

"Az kalsın hatırlatmayı unutuyordum." dedi kurbağa. "Dilediğiniz
şey ne olursa olsun; kocan Temel bunun 10 kat fazlasına sahip
olacak"

Fadime
"Önce, dünyanun en güzel kadinu olmak isteyrum" dedi.
Kurbağa Fadime'yi uyardı:
"Unutma ki; Temel de dünyanın en yakışıklısı olacak"
-"Olsun. En güzel kaduni da ben olacağuma göre yine benümle
evlenecektir." dedi ve devam etti. "İkinci olarak da dünyanun
en zengun kadinu olmak isteyrum".
Kurbağa iyice sapıttı.
"Temel'in de senden 10 kat daha zengin olmasına razısın
demek ki" dedi.
-"Evet, o penum kocam. Mallarımuzu ve paramizu ortak olarak
paylaşacağuz."
Sıra üçüncü ve son dileğe gelmişti. Hiç düşünmeden atıldı
Fadime
-"Şimdi de hafüf bir kalp krizu geçirmek isteyrum!"

fıkranın devamı


Fıkra bu ya, fadime golfe merak sarmış. Kaybolan topunu aramak için ormanın derinliklerine doğru ilerlerken yolda



tuzağa düşmüş bir kurbağa görmüş.



Kurbağa konuşmuş:



-"Bayan, beni bu tuzaktan kurtarıirsanız; 3 dileğinizi hemen yerine getireceğim ."Bunu duyan Fadime kurbağayı kurtarıp avucunun icine aldı.



"Az kalsın hatırlatmayı unutuyordum." dedi kurbağa. "Dilediğiniz şey ne olursa olsun; kocan Temel bunun 10 kat fazlasına sahip



olacak".
Fadime:

"Önce, dünyanun en güzel kadinu olmak isteyrum" dedi.
Kurbağa Fadime"yi uyardı:

"Unutma ki; Temel de dünyanın en yakışıklısı olacak"

"Olsun. En güzel kaduni da ben olacağuma göre yine benümle evlenecektir." dedi ve devam etti:
"İkinci olarak da dünyanun

en zengun kadinu olmak isteyrum".
Kurbağa iyice sapıttı.
"Temel"in de senden 10 kat daha zengin olmasına razısın demek ki" dedi.

"Evet, o penum kocam. Mallarımuzu ve paramizu ortak olarak paylaşacağuz."Sıra üçüncü ve son dileğe gelmişti. Hiç düşünmeden atıldı.Fadime:

-"Şimdi de hafüf bir kalp krizu geçirmek isteyrum!"


fıkranın devamı


Adamın biri bir gün yolda giderken bir kurbağa görür ve kurbağa dile gelir
- Ben aslında bir insanım, eğer beni bir kere öpersen çok güzel bir prenses haline gelirim"
Adam kurbağayı eline alır ve cebine koyar. Kurbağa tekrar dile gelir
- Eğer beni öpersen çok güzel bir prenses olacağım, ve seninle 1 hafta kalmaya razıyım.
Adam kurbağayı cebinden çıkarır, şöyle bir bakar ve gülümseyerek yeniden cebine koyar.
Kurbağa yalvarmaya başlar
- Eğer beni öper ve güzel bir prenses haline çevirirsen seninle bir hafta kalırım ve istediğin her şeyi yaparım
Adam tekrar kurbağayı çıkarır, şöyle bir bakar ve gülümseyerek cebine koyar
Sonunda kurbağa dayanamaz
- Senin neyin var? Sana çok güzel bir prenses olduğumu ve beni öpersen 1 hafta seninle kalıp istediğin her şeyi yapacağımı söyledim. Neden beni öpmüyorsun?
Sonunda adam konuşur
- Bak, ben bir mühendisim. Kızlarla uğraşacak vaktim yok, fakat konuşan bir kurbağa çok ilginç geliyor.

fıkranın devamı


Birgün bir kız ile annesi varmış kızın annesi git kızım ekmek al 2 tane demiş kızda ok demiş ve gitmiş almış ekmekleri sonra eve gelirken bir kurbaya raslamış kurbağa vırak vırak demiş kızda bırak bırak anlamış ekmekleri bırakmış eve gitmiş annesi sormuş kızım ekmekler nerde diye kızda karşıma kurbağa çıktı bırak bırak dedi bende ekmekleri bıraktım demiş. :D

fıkranın devamı


Kadının biri bir gün golf oynarken topu ormana kaçmış. Topunu aramaya koyulmuş ve tuzağa yakalanmış bir kurbağa görmüş.
Kurbağa ona,
"Beni bu tuzaktan kurtarırsan, sana 3 dilek hakkı tanıyacağım".
Kadın onu kurtarmış, kurbağa da
"Teşekkür ederim, ama sana dileklerinle ilgili bir koşulu söylemeyi unuttum. Ne dilersen dile, kocan 10 kat iyisine veya fazlasına sahip olacak!"
Kadın
"Tamam" demiş.
İlk dilek olarak dünyadaki en güzel kadını olmak istemiş. Kurbağa onu uyarmış, "Bu dilek, senin kocanı da dünyanın en yakışıklı adamı yapacak ve kadınlar onun başına üşüşecek"
Kadın,
"Bu önemli değil, çünkü ben en güzel kadın olacağım, onun gözü benden başkasını görmeyecek".
KAZAM ve dünyadaki en güzel kadın olmuş.
İkinci dilek olarak, dünyadaki en zengin kadın olmak istemiş. Kurbağa da,
"Bu kocanı dünyadaki en zengin adam yapacak, senden de 10 kat zengin olacak"
demiş. Kadın,
"Bu da önemli değil, çünkü benim olan onun, onun olan da benimdir",
KAZAM ve dünyadaki en zengin kadın oluvermiş.
Kurbağa, üçüncü dileğini sorduğunda, kadın
"Hafif bir kalp krizi geçirmek istiyorum" demiş...
Bu hikayeden çıkarılacak ders: Kadınlar akıllıdır. Onlarla uğraşmayın!

fıkranın devamı

Bayan öğretmen bioleji dersinde afacana sorar:"Bana bir örnek ver! der. Ormanda durmadan zıplaya...
fıkranın devamı

Genç, güzel, sarışın ve dul bir bayan Hilton oteline gider. Resepsiyonda formu doldururken masa...
fıkranın devamı

Kadının biri bir gün golf oynarken topu ormana kaçmış. Topunu aramaya koyulmuş ve tuzağa yak...
fıkranın devamı

Bir C++ programcısı, kafasında son projenin detaylarıyla boğuşurken bir sesle irkilir, "Hey, g...
fıkranın devamı

Bir gün bir kurbağa, bir pire,bir tahta kurusu kadının organına yerleşmişler..Kurbağa hemen ...
fıkranın devamı

Bekar hatunun biri bir otele gider. Odasinin anahtarini alir yukari cikar. Neyse odaya yerlesir, bu ...
fıkranın devamı

1. Bir gün içinde ne kadar seks yapmış olursan ol, yeni bir teklif
aldığında yine kabul et... çünkü alacağın her teklifin son teklif olma
ihtimali vardır.

2. Bir sihirbazın elindeki çubuğun uzunluğu değil, o çubukla ne numaralar yapabildiği önemlidir.

3. Seks, kar gibidir. içine ne kadar gömüleceğini önceden bilemezsin,
ne kadar süreceğini de...

4. Bakireliğin tedavisi vardır.

5. Erkeği şeyinden yakalarsan, kalbi ve akli da pesinden gelir.

6. Seksin ilacı daha fazla sekstir.

7. Yakışıklı prensi bulmanın yolu, bir suru çirkin kurbağa öpmekten geçer.

8. Hayatta seksten daha iyi şeyler vardır, seksten daha kotu şeyler de
vardır, ama seks gibi bir şey daha yoktur...

9. Aşk bir kimya olayıdır, seks bir fizik olayı...

10.Kadın sahip olabileceği erkeği asla unutmaz..erkek ise sahip
olamadığı kadını...

11. Evdeki bir erkek sokaktaki 2 taneye bedeldir.

12. Bir kadının bir erkekte ilk vurulduğu özellikler,yıllar sonra onda
en sinir olacaklarıdır...

13. Cinsel cazibe %50 sende olan her şey + %50baskalarinin sende olduğunu sandığı herseldir

14. Seks kalıtımsaldır... ananla baban hiç yapmamışlarsa senin de yapma
sansın olamaz.

15. Arkadaşını sev, ama esine yakalanma !

16. Aşk, hayal gücünün zekaya üstünlük sağlamasıdır.

17. İki tur kadınla asla tartışma: 1- yorgun, 2-dinlenmiş.

18. Bir erkek her kadınla mutlu olabilir, yeter ki asık olmasın.

19. Konu "asık olmaz"sa bir bilgeyle bir aptal arasında hiçbir fark yoktur.

fıkranın devamı

Adamın biri bir gün yolda giderken bir kurbağa görür ve kurbağa dile gelir
- Ben aslında bir insanım, eğer beni bir kere öpersen çok güzel bir prenses haline gelirim"
Adam kurbağayı eline alır ve cebine koyar. Kurbağa tekrar dile gelir
- Eğer beni öpersen çok güzel bir prenses olacağım, ve seninle 1 hafta kalmaya razıyım.
Adam kurbağayı cebinden çıkarır, şöyle bir bakar ve gülümseyerek yeniden cebine koyar.
Kurbağa yalvarmaya başlar
- Eğer beni öper ve güzel bir prenses haline çevirirsen seninle bir hafta kalırım ve istediğin her şeyi yaparım
Adam tekrar kurbağayı çıkarır, şöyle bir bakar ve gülümseyerek cebine koyar
Sonunda kurbağa dayanamaz
- Senin neyin var? Sana çok güzel bir prenses olduğumu ve beni öpersen 1 hafta seninle kalıp istediğin her şeyi yapacağımı söyledim. Neden beni öpmüyorsun?
Sonunda adam konuşur
- Bak, ben bir mühendisim. Kızlarla uğraşacak vaktim yok, fakat konuşan bir kurbağa çok ilginç geliyor.
fıkranın devamı

Hoş bir bayan, uzunca bir yolculuktan sonra oteldeki odasına çekilmiş, yatmaya hazırlanırken, birden komodinin uzerinde duran kurbağayı görünce irkilmiş, korkmuş, derhal resepsiyonu arayarak:
"Odamda bir kurbağa var hemen gelin" demiş. Görevli:
"Efendim o kurbağa özeldir ve bayanları mutlu etmek için odaya konmuştur, denemek isterseniz, bacaklarınızın arasına koyun!" diye cevap vermiş.
Kadın şaşırmış, ama merak ta etmeye baslamış, denemeye karar vermiş,
Kurbağayı bacaklarının arasına koymuş... Kurbağada hiç hareket yok...
Tekrar resepsiyonu aramış:
"Bu kurbağa anlattığınız şeyi yapmıyor!"
"Hemen geliyorum" demiş adam, içeri girdiğinde bayan yatağın üzerine uzanmış halde merakla beklemekte.. Adam kızgın bir sesle kurbağaya seslenmiş:
"Bak son kez nasıl yapılacağını gösteriyorum ona
göre......."
fıkranın devamı

Sihirli Kurbağa bir gün ormanda gezerken, Tavşan kovalayan ayı ile karşılaşmış. Tavşan can derdinde, ayı et derdinde derken sihirli Kurbağa duruma el koyup demiş ki:
- Her ikinizin de üç hakkı var. Dileyin benden ne dilerseniz ! Ayı :
- Bu ormandaki tüm ayılar dişi olsun ve tümü bana tutkun olsun" demiş. Kurbağa anında ayının isteğini yerine getirmiş. Tavşan ise:
- Bana bi kask ver demiş... O da hemen olmuş. Ama ayı içinden :
- Bu Tavşan geri zekalı. Çuvalla para isteseydi, bin tane kask alırdı. demiş. Kurbağa ikinci isteklerini sormuş. Ayı (babası da ayıymış zaten!):
- Yan ormandaki tüm ayılar da dişi olsun ve hepsi sadece beni arzulasın demiş. Trilink!!!! O da tamam. Tavşan ise:
- Ben hızlı bir motosiklet isterim demiş. Ayı iyice şaşırmış. "Bu Tavşan hepten aklını yemiş olmalı !" diye düşünmüş. Sıra gelmiş son isteklere.... Ayı:
- Bu gezegendeki tüm ayılar dişi olsun ve hepsi benim için çıldırsın demiş. Kurbağa bu isteği de hemen yerine getirmiş. Tavşan önce kaskı takmış, sonra motora binip marşa basmış ve son isteğini söyleyip gaza basmış:
- Bu ayi ibne olsuuuun !
fıkranın devamı

Kadın bir petshop'a gitmiş, kocasına hediye ediceği bir hayvan arıyomuş, ama fiyatları çok pahalı bulmuş, satıcıya demiş ki;
- ''Kocama bir hayvan hediye edicem ama çok da pahalıya gelsin istemiyorum''.
Satıcı bunun üzerine;
- ''tam size göre bişeyim var oldukça iri bir kurbağa, üstelik bunu diğerlerinden ayıran bir özelliği var bu kurbağa oral sex yapıyor bunlardan daha dün 30 tane sattım''.
Kadın kulaklarına inanamamış, ama düşünmüş;
- ''bunu benim adama alırım, her gece oral sex diye tutturmasından da kurtulurum'' demiş.
kurbağayı almış evine götürmüş kocasına kurbağayı vermiş ve yeteneklerini anlatmış, adamın çok hoşuna gitmiş kurbağayı alıp yatak odasına çıkmış.
Derken gecenin köründe kadın bi patırtı gürültüyle uyanmış, bir de koşarak aşağı inmiş'ki adam mutfakta, elinde yemek kitabıyla kurbağanın peşinden koşturuyo, kurbağa ordan oraya zıplıyo tavalar tencereler havada uçuşuyo...
kadın;
- ''nooluyor burda'' diye bağırmış.
adam cevap vermiş;
- ''Bu kurbağa yemek yapmayı'da öğrendi'mi sen artık doğru annenin evine''...
fıkranın devamı

Babam askeri personel olduğundan sık sık yer değiştiriyorduk.Her gittiğimiz yeni yere alışmak hepimizi yoruyordu.İşte yine yeni bir yere gelmiştik.Allahtan okulumuz bitmişti ve öyle gelmiştik.Şirin bir mahalleydi burası,evler müstakil ve bahçeli, sokağın sonunda bir çocuk parkı vardı,belediye tarafından yaptırılan salıncak,kaydırak ve tahtaravalli kopmuş veya iyice yıpranmıştı,kalan demirlerinde mahallenin çocukları kendilerine göre eğleniyorlardı.Sabah kahvaltımı yapmış,annemin öğleden sonra gelecek misafirleri için siparişlerini almış ve temizlik yapacağım bahanesi ile kapı dişarı edilmiştim evden.Bir süre bahçe kapısından sokağı izledim.Parkta yine bir sürü çocuk gürültülü biçimde oynuyordu.İlk okulu bitirmiş orta okula gidecektim artık.Kimseyi tanımıyordum,oysa annem çık bak bir sürü çocuk var oynarsın onlarla demişti.Nasıl tanışacaktım ki onlarla,mutlaka kavga ile olacaktı bu.Çok sık yer değiştirdiğimizden sokak kavgalarına alışkındım artık. Haydi bakalım diyerek parkın yolunu tuttum,topumu da götürüyordum,belki maç bahanesi ile tanışacaktık çocuklarla.Çocuklar beni görünce garipsediler önce,aralarında fısıldaştılar,salıncak demirinin en üstüne çıkmış iri bir çocuk çevik bir hareketle atladı yere,yanıma gelerek,hoş geldin mahallemize dedi gülerek,ben mustafa,herkes bana ayı mustafa da der ama,senin böyle demeni tavsiye etmem,Gülümsedim içimden açık sözlü bir çocuktu bu,sonra diğerlerini de çağırdı,teker teker tanıştık onlarla da,çocukların lideriydi adeta mıstık,tüm çocuklar onun sözünden çıkmıyordu,genelde oyunları o kuruyordu ve bozuyordu. Ben de fena sayılmazdım,spora yatkındım,mıstığın yaptığı en zor hareketleri ben de yapabiliyordum,o nedenle mıstıkla çok iyi bir arkadaşlığımız başladı,ikimizde liderdik mahallede.O yaz mükemmel geçti benim için,bu arada orta okula da yazılmıştık, hatta mıstıkla aynı sınıfta okuyacaktık.Ailelerimiz de çok iyi anlaşmıştı.Bazen yemekleri filan beraber yerdik onunla.Çok ilginç bir insandı o,bazen odasında kaplumbağa yavruları,bazen sapanla kanadını kırdığı sonrada iyileştirmek için çabaladığı kuşlar,bir akvaryumda dereden yakaladığı balıklar ve kurbağa yavruları.Bir ipe sakız bağlayıp yer altında yaşayan örümcekleri yakalamayı mıstıktan öğrenmiştim.
Okulların açılmasına bir hafta filan vardı,biz bir akşam vakti yine parkta toplanmış mıstığın öğreteceği zor hareketleri yapmaya çalışıyorduk.Bir çocuk atladı ortaya,ya bakın haydi güreş yapalım bu defa,hatta sen mıstıkla güreş,eminim onu yenebilirsin sen.Çünkü bu güne kadar onu kimse yenemedi.Yüzüm aydınlandı birden,çocukalr bana bu kadar güveniyorlardı. Heyecanlandım,ayrıca gururum da okşanmıştı.Pehlivan edasıyla gömleğimi çıkardım ortaya yürüdüm,olur dedim,neden olmasın? Mıstık yüzünü buruşturdu,hayır dedi,ben seninle güreşmem,"neden dedim? Alt tarafı bir güreş,haydi şu çocuklara gösterelim" yine hayır dedi,seninle güreşmek istemiyorum,içimden belki yenileceğinden korkuyor diye bir his geçti,bu düşünce beni daha da azdırdı,haydi dedim yoksa çocuklar senin korktuğunu snacak.
Pekala dedi,haydi o zaman başlayalım.Güreşimiz yarım saat kadar sürdü,yenişemedik,mıstık boy ve cüsse olarak benden çok iri olmasına rağmen beni yenemedi,birden ayağa kalktı sinirliydi,bu kadar yeter dedi,ben eve gidiyorum.
Ağır adımlarla giderken arkasını dönmeden"Arkadaşların birbirlerine,hele başkalarına kanıtlayacakları üstünlükleri yoktur" dedi.Buz gibi oldum o an,anlamıştım,mıstık beni bilerek yenmemişti.Ağlamaklı oldum,ağlayamadım.
Orta ikiyi bitirdiğimiz yıl yeni bir yere taşındık.Ama sık sık mektup yazıyorduk.Gerçi hep ben yazardım,mıstık pek yazmayı sevmezdi,bahanesi de "yüzünü göremedikten,karşılıklı oturup konuşamadıktan sonra yazmak saçma geliyor" olurdu.
Lise sona giderken okul takımında oynuyordum.Liseler arası futbol turnuvasında finale çıkmıştık.İlk yarıyı 1-0 yenik kapamıştık.Soyunma odalarına giderken,birden onu gördüm.Mıstık gelmişti.Uzamış,baya irileşmişti.Yüzünde hala o kocaman gülümsemesi duruyordu.Hasretle kucaklaştık,konuştuk,İkinci devrede bir gol atarak beraberliği sağlamış,penaltılarda elenmiştik.sahadan ayrılırken çok yorgundum,üzgündüm, mıstık geldi kucaklayarak havaya kaldırdı."Boş ver dedi,sen elinden geleni yaptın,bu önemli"
Yıllar yılı kovaladı,üniversite yılları,yeni arkadaşlıklar,mıstıkla pek haberleşemiyorduk,en son düğününde gördüm onu, eşi de onun gibi iri yarı neşeli bir kızdı,seneden seneye telefonla filan görüşüyorduk artık,ben de öğretmen olarak anadolu köylerine yol almıştım.Dün okul bahçesinde birbiri ile kavga eden iki çocuğu karşıma alarak dedim ki,
"Arkadaşların birbirlerine,hele başkalarına kanıtlayacakları bir şeyleri yoktur."
Mıstık benim en iyi arkadaşımdı,şimdi nerede mi? Bilmiyorum desem yalan olurmu?


fıkranın devamı

Karakurbağa yirmiyedi ocak gecesi şehrin kuzey yakasındaki evini terkedip gitti. O gece şehirdekiler, karakurbağanın neden vıraklamadığını düşünüyorlardı. Şehre doğru vıraklayan kurbağa göçmeye karar verdiği gün susmak zorunda kalmıştı. Yosun yatağını, ıvır zıvır eşyaları toparlayarak nehir kıyısına yüzdü. Büyükçe bir nilüfer yaprağına veda mektubunu yazdı. Yirmisekiz ocak sabahı, meraklı birkaç adam kurbağayı aramak için yola koyuldular. Adamlardan biri su ürünleri uzmanıydı. Diğeri tankerlerle evlere su taşıyan bir firmanın sahibi. Bir diğeri de çevreyi koruma derneği kurucu üyesi. Karakurbağanın veda mektubu şehrin büyük meydanında halka karşı okundu. Herkes gözyaşları içinde çılgınca alkış tuttu. Müzeler genel müdürü bu kıymetli bir vesikadır diyerek mektuba el koydu. Onu büyük bir cam fanus içinde turistlere göstermek istiyordu. Hiçkimse ama hiçkimse kurbağanın nereye gittiğini merak etmemişti. Çirkin, zavallı ve kaygan karakurbağa kimin umurundaydı. Yıllar sonra mavı gözlü bir çocuk, müzeyi gezerken veda mektubunu gördü. Babasına nilüfer yaprağının niçin müzeye konulduğunu sordu. Baba, o bir mektuptur dedi. Karakurbağanın göçünü anlatıyor. Okursan daha iyi anlarsın. Mavi gözlü çocuk mektuba eğildi ve okumaya başladı ; ''Bana şehre doğru vıraklayan kurbağa adını siz verdiniz. Yıllar var ki nehrimi kirletmemeniz için haykırıyorum. Artık evimi terketmek zorundayım. Size yalnızlığı, kirletilmiş güzellikleri ve sun'i alışkanlıklarınızı bırakıyorum. İçimde saklı kalan binlerce satır var. Vıraklamak nedir bilemezsiniz. Bizim de gönlümüzce ağlamaya, anlamaya, yaşamaya hakkımız var. Bunu bilemezsiniz. Ben sizin halinize ağlamıyorum. Evimi terkedeceğim, onun için üzülüyorum. Bu nehrin anlamı, yosun bağlamış kurbağa yuvalarında saklıdır. Sizin gözleriniz mavi. Ama benim nehrim kahverengiye çalıyor. İçinizde bir kurbağa barındıramayacak kadar küçüldünüz.. Nehir akıp giden bir yoldur. Asırlar bu yolu izliyor atalarımız. Yosun bahçelerinde büyüyor çocuklarımız. Kirli nehir, solmuş beyaz bir gül gibi dağılır gider. Siz hiç güneşin misafir olmadığı karanlık bir yuvada yaşamak ister misiniz ? Ben istemem Yine de ağlamayacağım. İçinizdeki nehirleri soldurmuşsunuz, benim nehrim solmuş ne çıkar. Mavi gözlü çocuğun içi burkulmuş, gözleri dolu dolu olmuştu. Babasına döndü sorular sormaya başladı ; İçimizdeki nehrin anlamını öğrenmek istiyordu. Bütün ısrarlarına rağmen baba, soruları cevapsız bıraktı. Doğrusu ne diyeceğini bilememişti. Mavi gözlü çocuk karakurbağanın neden göçtüğünü anlamak istiyordu. Söylemek istediği önemli düşünceleri vardı. Son bir kez daha babasına döndü ve ''içimdeki nehrin kurumasını istemiyorum'' dedi. Hem hiç bir kurbağa nehrini terketmesin. Ya da benim gözlerim mavi olmasın.




fıkranın devamı

Fıkra bu ya, fadime golfe merak sarmış. Kaybolan topunu aramak için ormanın derinliklerine doğru ilerlerken yolda
tuzağa düşmüş bir kurbağa görmüş.
Kurbağa konuşmuş:
-"Bayan, beni bu tuzaktan kurtarıirsanız; 3 dileğinizi hemen yerine getireceğim ."Bunu duyan Fadime kurbağayı kurtarıp avucunun icine aldı.
"Az kalsın hatırlatmayı unutuyordum." dedi kurbağa. "Dilediğiniz şey ne olursa olsun; kocan Temel bunun 10 kat fazlasına sahip
olacak".
Fadime:
"Önce, dünyanun en güzel kadinu olmak isteyrum" dedi.
Kurbağa Fadimeyi uyardı:
"Unutma ki; Temel de dünyanın en yakışıklısı olacak"
"Olsun. En güzel kaduni da ben olacağuma göre yine benümle evlenecektir." dedi ve devam etti:
"İkinci olarak da dünyanun
en zengun kadinu olmak isteyrum".
Kurbağa iyice sapıttı.
"Temelin de senden 10 kat daha zengin olmasına razısın demek ki" dedi.
"Evet, o penum kocam. Mallarımuzu ve paramizu ortak olarak paylaşacağuz."
Sıra üçüncü ve son dileğe gelmişti. Hiç düşünmeden atıldı.Fadime:
-"Şimdi de hafüf bir kalp krizu geçirmek isteyrum!"
fıkranın devamı

Kış mevsiminde iki kurbağa konuşuyorlarmış:
-Çok üşüyorum.
-Geçen gün ben de üşüyordum, dere kenarına gelen kadının kutusuna girdim, çok sıcaktı.
Bu arada kadın gelir, çamaşır yıkamaya başlar. Bu sırada kurbağa kutuya girer. Ertesi gün belini tutarak, aksayarak gelir:
-Gece sıcak ortamda yatarken, şapkalı bir adam geldi, beni dövdü. Sonra da suratıma tükürüp gitti...
fıkranın devamı

Bekar hatunun biri bir otele gider. Odasinin anahtarini alir yukari cikar.Neyse odaya yerlesir, bu sirada bufenin ustunde bir kurbaga gorur.Hemen asagidaki yetkiliye haber verir.
-"Odamda bir kurbaga var!"
-"Ha! O mu, O kurbaga sey icin. Eger caniniz sikilirsa onu bacaklarinizin arasina koyun sizi memnun eder!"
Hatunda biraz bozulur falan,neyse uzanir kitap okumaya baslar.Bir yanda da akli kurbagadadir.
Bir deneyim yaw diyerek kurbagaciki bacaklarinin arasina koyar. Fakat kurbagada tik yok.Biraz ugrasir falan ama yok,olmuyo.
Sonra asagiya telefon eder.
-"Beyfendi kurbagayi dediginiz gibi yaptim ama hic bisey olmuyo."
-"Tamam hanfendi hemen geliyorum."
Adam sinirli bir sekilde cikar kadinin odasina, heme kadinin ustune gecer,kurbaga donerek ;

-"Bak Kurbaga bu sana son gösterişim!"
fıkranın devamı

Adamin biri bir gün yolda giderken bir kurbaga görür ve kurbaga dile gelir:
-"Ben aslinda bir insanim, eger beni bir kere öpersen çok güzel bir prenses haline gelirim".
Adam kurbagayi eline alir ve cebine koyar.
Kurbaga tekrar dile gelir:
-"Eger beni öpersen çok güzel bir prenses olacagim, ve seninle 1 hafta kalmaya raziyim".
Adam kurbagayi cebinden çikarir, söyle bir bakar ve gülümseyerek yeniden cebine kor.
Kurbaga yalvarmaya baslar:
-"Eger beni öper ve güzel bir prenses haline çevirirsen seninle bir hafta kalirim ve istedigin her seyi yaparim".
Adam tekrar kurbagayi çikarir, söyle bir bakar ve gülümseyerek cebine kor.Sonunda kurbaga dayanamaz
-"Senin neyin var? Sana çok güzel bir prenses oldugumu ve beni öpersen 1 hafta seninle kalip istedigin her seyi yapacagimi söyledim.
Neden beni öpmüyorsun?"
Sonunda adam konusur:

-"Bak, ben bir mühendisim. Kizlarla ugrasacak vaktim yok, fakat konusan bir kurbaga çok ilginç geliyor. "
fıkranın devamı

Bir C++ programcısı, kafasında son projenin detaylarıyla boğuşurken bir sesle irkilir, "Hey, genç adam lütfen beni kurtar!" programcı telaşla etrafına bakındığında sesin yerde duran bir kurbağadan geldiğini anlar ve çok şaşırır!Kurbağayı eline alır ve kurbağa tekrar konuşmaya başlar,
"Teşekkür ederim.Ben aslında güzel bir prensesim. Bir büyüyle beni kurbağa haline getirdiler. Eğer sen beni öpersen tekrar eski güzel halime dönebilirim"Programcı,
"Vay canına" der ve kurbağa elinde olduğu halde yoluna devam eder. Kurbağa,
"Bak, anlamadın herhalde.Lütfen beni öp ve tekrar bir prenses olayım. Sana ne istersen veririm anlıyormusun? NE İSTERSEN!"
Programcı heyecanla yoluna devam eder. Kurbağa,
"LÜTFEEN! beni öp ve eski halime döneyim! sana bir erkeğin isteyebileceği EN ZEVKLİ ŞEYİ vereceğim! hem de bir yıl boyunca!".
Programcı omuzlarını silker,

"Ben bir programcıyım bebeğim.Bir kıza ayıracak zamanım yok. Ama konuşan bir kurbağa yeterince ilginç!"
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama