Nasreddin Hoca’nın eşeğinin arkasında, kuyruğunun altında yara çıkmış. Yarası acıyan hayvan yürümekte zorlanıyormuş. Te...
fıkranın devamı

Hoca’yla yardımcısı İmad kurt avına çıkmışlar. İmad, bir kurt yavrusu yakalamak için ine dalmış. Tam o sırada anne kurt...
fıkranın devamı

- Dünyayı dolaşan üç bilgin papaz Akşehir’e de uğramışlar. Hocanın ününü duyunca kendisiyle tanışmak istemişler. Akşeh...
fıkranın devamı


Bir süvari alayının denetlemesi varmış.

-Günlerce süren hazırlıklardan ve eğitimden sonra denetleme günü gelmiş çatmış.Bütün hazırlıklar bitmiş herkes denetleme alanında toplanmış.

-Alay komutanı birliğini son kez gözden geçirmiş.Herşey yolunda giderken süvari atlarından biri düzeni bozuyormuş.

-Bütün atlar normal birşekilde beklerken içlerinden biri malını çıkarmış habire sallıyormuş.

-Atı normale döndürmek için yapmadıkları kalmamış.

-Yanına cins cins beygirler getirilmiş,kamçıyla dövülmüş ama at banamısın demiyor.İnadına malı sallıyor.

-Bütün bu olanları alay komutanının karısı da, birliğin yakınındaki lojmanın penceresinden izliyormuş.Herkes tam ümidi kesmişken atın birisi tarafından normale döndürüldüğünü lojmanın pencersinden gören alay komutanının karısı duruma çok sevinmiş.

-Yoksa kocasının paşalık hayalleri suya düşecek.

-Denetleme başarılı geçmiş ama bir şey alay komutanının karısının aklına takılmış.

-Denetleme günü atın yanına gidip onu normale döndüren kişiyi buldurup, sorunu nasıl çözdüğünü öğrenmek ve o kişiyi tebrik etmek için yanına çağırmış.

-İşi düzelten kişi hanımefendinin yakından tanıdığı bölük başçavuşundan başkası değilmiş.Kendisini tebrik ettikten sonra ,atı nasıl normale döndürdüğünü sormuş.

-Sen gittin atın kuyruğunu kaldırıp indirdikten sonra at normale döndü.

-Onlarca kişi uğraştı ama başaramamıştı, sen ne yaptın da sorunu giderdin?

-Başçavuş hanımefendiye ''bu atın huysuzluğunu bildiğim için gidip kuyruğunun altına sıkışmış olan saman çöpünü aldım ..''deyince alay komutanının karısı dayanamayıp şöyle demiş:

-Böyle bir şeyin olduğunu daha önce niye söylemedin.

-Atın kıçına küçük bir saman çöpü kaçmasıyla bu hale geliyorsa ben de albayınıza oklava kaçırırdım.........

fıkranın devamı


Evli çift, seks zamanlarını bir türlü düzene sokamamışlar. Çocuklarından dolayıda, canları isteyince söyleyemiyorlarmış. Gizli bir haberleşme yöntemi bulmak için karar vermişler. Bu arada kadın seks konusunda daha isteksiz, erkek ise sürekli ister konumdaymış. Kadın söze başlamış :
- Eğer o gün saçlarım sağdan sola taranmışsa anlaki canım hiç istemiyor, hiç boşuna yaklaşma, eğer o gün saçlarım soldan sağa taranmış ise canım yine istemiyor yine sen bana hiç yaklaşma, ama eğer saçlarımı at kuyruğu yapmışsam o zaman belki birşeyler olabilir.. Erkek sükunetle dinledikten sonra;
- ''Bak hanım, eğer o akşam bir duble rakı içmişsem canım istiyor demektir, eğer iki duble rakı içmişsem anlaki canım çok istiyor demektir, ama eğer üç duble rakı içmişsem saçına başına bakmam *ikerim''...

fıkranın devamı


Bir gün köyün birinde öLüm döşeğinde oLan yaşLı bir çiftçi warmış.Bu çiftçinin 3 tane de oğLu warmış.Fakat bu 3 oğLuda birbirinden akıLLıymış.Bu yüzden çiftçi mirasını bu 3 oğLu arasında payLaştıramıyormuş.Hangi birine ne kadar maL wereceğini biLemiyormuş.Bu yüzden her şeyi köyün kadı'sına anLatmış.Sonrada oğuLLarına kendisi öLünce mirası gidip kadı'dan aLmaLarını söyLemiş ve bundan 2 gün sonra öLmüş.OğuLLarı da mirasLarını aLmak için düşmüşLer yoLa.
YoLda giderken bir adama rastLamışLar.Adam iLk önce en küçük kardeşe sormuş:
-şeyy... Benim devem kayboLdu da onu gördün mü ?
En küçük kardeşte cevap wermiş:
-Bi gözü körmüydü?
Adam da ewet deyince , en küçük kardeş:
-hayır görmedim , demiş.
Adam şaşırmış ve kızmış.Sonra ortanca kardeşe sormuş:
-Sen benim devemi gördün mü ?
Ortanca kardeşte:
-Bi ayağı topaL mıydı?
Adam da ewet deyince , ortanca kardeş:
-Hayır görmedim , demiş.
Adam iyice sinirLenmiş.Ve en büyük kardeşe sormuş:
-Sen benim devemi gördün mü ?
En büyük kardeşte:
-Kuyruğu kesikmiydi?
Adam da ewet deyince en büyük kardeş:
-Hayır görmedim , demiş.
İyice sinirLenen adam bunun üzerine:
-Sizi kadıya şikayet edicem , demiş.
Ve hep birLikte kadıya wardıkLarında adam kadıyı derdini anLatmış.Bunu duyan kadı da en küçük kardeşe sormuş:
-Sen devenin bi gözünün kör oLduğunu söyLüyorsun ve görmediğini iddia ediyorsun , peki gözünün kör oLduğunu nasıL biLdin?
En küçük kardeş:
-Kör oLduğunu anLadım,çünkü yoLdaki otLarın bi tarafını otLamış , bi tarafını otLamamış.Eğer bi gözü kör oLmasaydı her iki tarafıda otLardı , demiş.
Kadı sonra ortanca kardeşe sormuş:
-Peki sen bi ayağının topaL oLduğunu nasıL anLadın
Ortanca kardeşte:
-Çünkü yoLdaki ayak izLerinde 3 ayağın izi wardı.Eğer bi ayağı topaL oLmasaydı 4 ayak izi oLurdu , demiş.
Kadı en büyük kardeşe dönmüş , ve:
-Peki sen kuyruğunun kesik oLduğunu nasıL anLadın?
En büyük kardeşte:
-Çünkü yoLdaki devenin tezekLeri dağıLmış , her yere sıçramış bi şekiLdeydi. Eğer kuyruğu kesik oLmasaydı yuvarLak oLurdu , demiş.
Bunu duyan kadı kardeşLerin üçünün de gerçekten çok akıLLı oLduğunu anLamış ve onLarı akşam yemeğine davet etmiş.Amacı yemeğin ortasında tuvaLete gidiyorum diyerek kaLkmak ve kapıdan onLarın konuşmaLarını dinLemekmiş.Akşam oLmuş ve kardeşLer sofraya oturmuş.Kadının karısı çok güzeL kuzu çevirme yapmış yemek oLarak ve ayriyetten şarapta warmış.Kadı da yemeğin tam ortasında tuvaLete gidiyorum diyerek kaLkmış.Ve geçmiş kapının arkasına , başLamış dinLemeye.KardeşLer araLarında konuşuyorLarmış.
En küçük:
-Kuzu çok güzeL ama keşke yaşarken köpek emzirmeseydi , demiş.
Ortanca:
-Şarap çok güzeL ama keşke öLüm kokmasaydı , demiş.
En büyük:
-Kadı çok iyi adam ama keşke kötü yoLa düşüp , or.spu oLmasaydı , demiş.
Bunu duyan kadı yarın hemen şarabı aLdığı içkiciye gidip sormuş:
-Bu şarap niye öLüm kokuyor ? demiş.
İçkici de:
-Kadı bey biLmiyor musunuz bu köydeki en iyi şarapLar mezarLıktaki üzüm ağaçLarından yapıLır , demiş.
Kadı sonra kuzuyu aLdığı kasaba gitmiş ve sormuş:
-Bu kuzu köprkmi emzirdi? demiş.
Kasapta:
-Ya kadı bey , küçük yavrucağın anası öLdü bizde o da öLmesin diye kuzuya emzirdik işte , faLan fiLan demiş.
Kadı sonra annesine gidip:
-Anne ben küçükken or.spuLuk mu yaptım? demiş.
Annesi de:
-Ya işte paramız faLan yoktu , bizde karnımızı doyurmak,hayatta kaLabiLmek için seni başkaLarına sattık , demiş.
Bütün bunLarı duyan kadı ertesi gün kardeşLeri yine yanına çağırmış.Ve hepsine teker teker sormaya başLamış.
En küçüğüne:
-Sen bu kuzunun köpek emzirdiğini nerden biLdin?
En küçük kardeşte:
-Kadı bey , eğer bu kuzu köpek emzirmiş oLmasaydı , soL memesinin yanı şiş oLmazdı.Yani köpeğn dişLeri batmazdı ve burada bir beze oLmazdı , demiş.
Sonra ortanca kardeşe:
-Peki sen bu şarabın öLüm koktuğunu nasıL anLadın
Ortanca kardeşte:
-Kadı bey, biLmiyormusunuz bu köydeki en iyi şarap mezarLıktaki üzüm asmaLarından yapıLır , demiş.
Kadı son oLarakta en büyük kardeşe:
-uLan peki sen benim bi or.spu oLduğumu nasıL anLadın ? demiş.
En büyük kardeşte cevap wermiş:
-EĞER SİZ Bİ OR.SPU OLMASAYDINIZ GİRİŞTEKİ KAPINIZDA fenerbahçe BAYRAĞI OLMAZDI , demiş.

fıkranın devamı


Çiftçinin biri komşu barda oturmuş deli gibi içerken arkadaşı
gelmiş ve "Hey, bu güzel günde niye sarhoşlar gibi oturup içki içiyorsun ki?" demiş..
Çiftçi : Bazı şeyler vardır ki açıklanamaz...
Adam : Bu kadar kötü olan şey ne?
Çiftçi : Bugün oturmuş bizim ineği sağıyordum. Kova tam dolmuştu ki sol ayağıyla bir tekme attı ve kova devrildi.
Adam : Tamam ama buna bu kadar üzülmeye değmez...
Çiftçi : Bazı şeyler vardır ki açıklanamaz...
Adam : Sonra ne oldu?
Çiftçi : Bende bir ip aldım ve sol ayağını yandaki direğe bağladım...
Adam : Sonra?
Çiftçi : Tekrar oturdum sağmaya devam ettim . Kova tam dolmuştu
ki sağ ayağıyla bir tekme daha attı ve kova yine devrildi.
Adam : Yine mi?
Çiftçi : Bazı şeyler vardır ki açıklanamaz...
Adam : Sonra?
Çiftçi : Bende başka bir ip alıp sağ ayağını da yandaki direğe
bağladım. Tekrar sağmaya başladım. Tam kova dolmuştu ki aptal inek bu kez de kuyruğuyla bir kova sütü devirdi..
Adam : Hmmm...
Çiftçi : Bazı şeyler vardır ki açıklanamaz...
Adam : Sonra ne yaptın peki?
Çiftçi : Bende başka bir ip aradım bulamayınca da kemerimle ineğin kuyruğunu tavana bağladım. Ve tam o sırada pantolonum düştü ve
karım içeri girdi....
Bazı şeyler vardır ki açıklanamaz...

fıkranın devamı


Alman, İngiliz ve bizim Nam-ı Kemal yine bir yarışmada karşılışırlar. Yarışma eşeği anırtma yarışmasıdır. Önce ingiliz girer, eşeğe vurur, iter kakar ama eşek gık demez, oda vazgeçer. Alman girer, kuyruğundan çeker, kulağından ısırır ama eşek gene ses çıkarmaz. Sıra Nam-ı Kemal'dedir. Eşeğin yanına girer arkasına geçer ve eşekle birlikte olur. Eşek bi anda çılgınlar gibi anırmaya başlar. ilk yarışmayı Nam-ı Kemal kazanır. İkinci yarışmaya geçilir. Bu sefer amaç eşeğin kafasını önce yukarı aşağı daha sonrada sağa sola hareket ettirmektir. İngiliz girer gene, hayvanın kafasını aşağı çeker sola iter ama kıpırdatamaz. Alman kendinden emin gelir, eşeğin kafasının üzerinde zıplar, sağa iter ama eşek yine kıpırdamaz. Sıra Nam-ı Kemal'e gelir, Bu sefer N.Kemal eşeğin karşısına geçer ve sorar "beni tanıdınmı" eşek evet anlamında kafasını bi aşağı bi yukarı sallar. N.Kemal ikinci sorusunu sorar. "Bidaha yapıyımmı" eşek korku dolu gözlerle kafasını iki yana sallar.

fıkranın devamı


dursunla temel at almışlar yolda gelirken dursun ağlamaya başlamış noldu dursun diye sormuş temel yaa temel biz bu atları nasıl ayırt edicez temel demiş ben benimkinin kuyruğunu keseyim gece cemal ahıra girer ve öbür atında kuyruğunu keser sabah gene aynı dursuna ğlar ve temel bir çare bulur ula dursun siyah olan senin olsun beyza olan benim olsun daaa

fıkranın devamı


Dagin dorugunda oturmakta olan kartallardan biri, önlerinden geçen jeti
göstererek, kinarcasina :
- Bu kus bir yerlere çok acele yetismek istiyor herhalde, dedi.
Öteki, gagasiyla isaret etti :
- Baksana, kuyrugu tutusmus. Sen de yanmaya baslasan en az onun kadar
acele edersin...

fıkranın devamı

Avcının biri kahvehaneye gelir.benim vurduğum tilkinin kuyruğu der yüksekten atarmış. bir gü...
fıkranın devamı

Bir gün temelle dursun at almaya karar verirler. Bunlar giderler at satan kişiye iki tane at al
fıkranın devamı

Aslan, maymun hariç ormandaki tüm hayvanları yer ve artık sohbet edecek vakit geçirecek hiç ar...
fıkranın devamı

Temel ile İdris bir gün 2 tane at almışlar. Ancak bir tane ahırları varmış iki atı da aynı...
fıkranın devamı

Adamın birisi kendine çok güçlü bir büyü yaptırmak istemiş.Tutmuş ülkenin en ünlü büy
fıkranın devamı

Temelin gözü morarmış. Soranlara ineğin kuyruğu çarptı diyormuş.Cemal:-Ataysun inek kuyruğ...
fıkranın devamı

Polis genelevlere bir baskın düzenleyip izin belgesi olmayan hayat kadınlarını gözaltına alı...
fıkranın devamı

Mahallenin iki afacan kardeşi tüm mahalleliyi bıktırmış. Sürekli ana ve babalarına şikayet geliyor mahalleliden. Kırılan camların, kuyruğuna teneke bağlanan kedilerin, lastiği indirilen arabaların sorumlusu hep afacan kardeşler.
Ana ve babası usanıp bu durumdan kilisenin papazına anlatırlar durumu ve yardım isterler.
Papaz;
- ''gönderin çocukları konuşayım'' der.
Çocukları gönderirler. Papaz önce büyük oğlanı çağırır;
- ''Söyle bakiim evladım, Tanrı nerede?''.
Çocuk susar. Papaz tekrar sorar;
- ''evladım söylesene tanrımız nerede?''.
Çocuk susmaya devam eder. Papaz ısrarla sormaya devam eder, çocuk susmaya.. Sinirlenir Papaz;
- ''konuşsana be çocuk nerde tanrı?''.
Çocuk aniden fırlar kiliseden koşarak kaçıyorken seslenir kardeşine
- ''kaçalım çabuk''.
Eve giderler, odalarına çıkıp kapıyı iyice kapatırlar, küçük oğlan sorar büyüğüne;
- ''neden kaçıyoruz?''.
Büyük yanıtlar;
- ''işte şimdi hapı yuttuk, tanrı kaybolmuş bizden biliyorlar!''...
fıkranın devamı

Medyanın sürekli gözü önünde bulunan iki insan.. İki taban tabana zıt
karakter... "Film Gibi" programı ile vatandaşı ekran başında ağlatan
yönetmen Sinan Çetin ile "Biri Bizi Gözetliyor" programında izleyenlerinin
kanını donduran Doğa Bey..

İmaj durumları
Sinan Çetin: Sadece Türkiye'nin değil dünyanın en kıllı program sunucusudur.
Ülkemizin en fazla reklam filmi çeken yönetmeni olduğu halde bir tane bile traş bıçağı reklamı işi alamamıştır. Özellikle Derby firması bu arkadaştan umudu kestiği için kendisine kin beslemektedir. Son numarası saçlarını arkadan bağlamasıdır. Milli bayramlarda beyaz kurdele takarsa şaşırtıcı olmaz..

Doğa Bey: Sinan Bey'in aksine yüzünde bir tane bile kıl yoktur.. Epilasyonu doğuştan yapılmış gibidir.. Eline bir kez bile kara saplı Derby bıçağı almamıştır.. Buna rağmen ekrana çıktığında cillop gibi ışıldar.. Onun da traş bıçağı firmalarından reklam teklifi alma şansı yoktur.. "Ne traş takımı ne makyaj takımı, ille cilt bakımı.. İlle cilt bakımı" sloganıdır..

Giyim tarzları
Sinan Çetin: Sadece siyah rengi kullandığından Neslihan Yargıcı'nın emmioğlu gibi durur.. Kıyafette seçici değildir.. Onun için siyah olduktan sonra DKNY'tan alınma bir kabanla Sivas işi keçe kepenek arasında fark yoktur.. Ayakkabıya da sıcak bakmaz ya postal türü botlar giyer veya yalınayak gezer.. Programına smokin ile çıkmasının sebebi seçiciliği değildir.. Günün birinde Komser Şekspir filmine Oscar vereceklerine inandığından kalabalık önüne smokinle çıkar..

Doğa Bey: Altında smokin pantolon, üstünde gömlekle ekrana çıkar..
Prodüksiyon amiri programın bu kadar tutacağını ummadığından smokinin ceketini almamıştır.. Pantolon belinin göğüs hizasında durması terzilik hatası değil bilinçli bir tercihtir.. Prodüksiyon amiri Onun boy atacağına inandığından pantolonu üç beden büyük seçmiştir..

Teknik kullanma
Sinan Çetin: Yakınlarına kavuşma umudu ile programa katılanlarla başarılı bir şekilde duygusal yakınlık kurar.. Temsil, programına katılan bir kadın onu tanıyınca "Evden kaçan kocam iyi ki buraya gelmedi.. Gelseydi Sinan Bey ile aramızda yaratılan büyü bozulurdu" diye düşünür.. Birbirlerine kavuşanlar ise sorunun çözülmesinden çok Sinan Bey ile yakınlaştıklarına sevinirler..

Doğa Bey: Yarışmacılarla kesinlikle duygusal yakınlık kurmaz.. Talimatlarını tekdüze bir ses tonu ile ekrandan verir.. Ekranın karşısında hiç kıpırdamadan dakikalarca durması televizyon sektörüne duyduğu saygıdandır..
Ama durumu bilmeyen seyirci Doğa Bey'in pille çalıştığını, hareketsiz kaldığı zaman da pilinin zayıfladığını sanmaktadır..

İnsani ilişkiler
Sinan Çetin: İnsanları sever, tanıdığı herkese "potansiyel sanatçı" gözüyle bakar.. Şefkatli ve vericidir.. Film çekimleri sırasında sürekli meyve yemesine rağmen artanları çalışanlara dağıtır.. İnsanlarla rahat ilişki kurar.. Yeni tanıdığı insanları hemen yemeğe davet etmesi ve onların beslenme alışkanlıklarını izlemesi en büyük zevkidir..

Doğa Bey: Onun için insan yok yarışmacı vardır.. Yarışmacıları da numaraları ile tanır.. Yüz günlük yarışma süresince sabah akşam izlediği yarışmacılara numaraları ile hitap etmesi bu yüzdendir.. Temsil "Sıfır beş Edi.. Sıfır beş Edi.." diye diye ikinci dönemde birinci olan yarışmacıyı psikiyatrislerin eline düşürmüştür ama bunda kasıt yoktur.. O yarışmada birçok Edi olabileceğini düşündüğünden tedbirli davranmaktadır..

Psikolojik durum
Sinan Çetin: Rahat ve komplekssizdir.. Kimin hakkında olursa olsun aklına geleni söyleyip rahatlar.. Sonra rahatı kaçanların tedavisine girişip aylarca zaman harcar.. Ancak onun bu rahat tavrı kolay anlaşılmaz.. Yine de tanıyan herkes ona katlanır. Özellikle yakın çalışma arkadaşları "Birgün bunun da ilacı bulunacak.." diye umutlandıklarından "Horoza yükleyin odunu, getirin sineğin budunu.." türünden talimatlarına tepki vermezler.. O bir hiperaktiftir.

Doğa Bey: Psikolojisi yoktur.. Soluk alıp verme refleksi vardır.. Hakkında söylenenlere ya da yarışmacıların kendisi için ne düşündüklerine aldırmaz.. Hakkında çıkarılan "Mustafa Topaloğlu'ndan duyduk o da uzaylıymış.." söylentilerinden etkilenmeden işini sürdürür.. O bir hiperpasiftir..

TakıntIıları var mı?
Sinan Çetin: Çekeceği filme uygun bir cümle bulmadan çalışmaya başlayamama takıntısı vardır.. "Evi ev eden avrat, yurdu yurt eden devlet.." lafını bulamadan Propaganda filmine başlayamamıştır.. Komser Şekspir'i çekmek için de aklına "Fare deliğine sığamamış, bir de kuyruğuna kabak bağlamış.." lafının gelmesini beklemiştir..

Doğa Bey: Elenecek kişiyi seçmek için görüşme odasına aldığı haftanın birincisine "Kapının kapandığından emin misiniz?" diye ısrarla sorması takıntısıdır.. Canlı yayında olduklarını, bu gizliliğe gerek olmadığını kendisi de bilir ancak sormadan duramaz.. Bir de 'üçte bir kuralını' bir yarışma boyunca en az yirmi kere hatırlatmaktan zevk alır..

Ailevi durumları
Sinan Çetin: Kalabalığı sever.. Eşi, dört çocuğu, yüzlerce yakın akrabası vardır.. Kent aşiretleri arasındaki sayısal sıralamada "Çetin ailesi" ikinci sırayı alır.. Adana'nın Cano aşiretine geçilmeyi hazmedemediği için film setlerinde ihtiyacından dört kat fazla eleman çalıştırır..

Doğa Bey: Bugüne kadar medyada kimse ile görünmemiştir.. Türkiye'nin en popüler programının yıldızı olduğu halde soyadını bilen de yoktur.. Memleketi de bilinmediği için hakkında çıkarılan "Uzaydan geldiği" söylentileri inandırıcılık kazanmaktadır.. Yine de tekdüze bir ses tonu ve sıfır mimik ile konuşması, her üç kelimede bir "mekanik olarak" es vermesi bir "android" olduğunu kanıtlamaz..

fıkranın devamı

Rebaka ile Moiz biraz kültür ve sanatla ilgilenmeye karar vermişler.Bunun üzerine AKM'ye gitmiş ve bilet kuyruğuna girmişler.Arada hangi oyuna bilet alacakları konusunda da fikir edinmek için etraflarına bakınıyor, kulak kabartıyorlarmış:
-Kerem ile Aslı'ya 2 bilet.
-Romeo ve Juliet'e 2 bilet.
-Yusuf ile Züleyha'ya iki bilet.
Sıra bizimkilere gelmiş:
-Rebeka ile Moiz'e 2 bilet.
fıkranın devamı

Büyük bir kedi, kuyruğuyla oynayan küçük bir kediye sormuş:
"Neden kuyruğunu kovalıyorsun?"
Yavru kedi yanıt vermiş:
"Bir kedi için en güzel şeyin mutluluk, mutluluğun da kuyruğum olduğunu ögrendim. Bu nedenle onu kovalıyorum, yakaladığımda mutluluğa kavuşacağım."
Bunun üzerine yaşlı kedi şöyle demiş:
"Gençken ben de mutluluğun kuyruğum olduğuna karar vermiştim. Ama şunu farkettim; ne zaman onu kovalasam benden uzaklaşıyor, ne zaman kendi işime baksam hep peşimden geliyor."
fıkranın devamı

Hoca eşeğini pazara götürüp satmak ister. Bir müşteri çıkar. Eşeğin yaşını anlamak için dişine bakacak olur. Eşek onun elini ısırır. Adam söylenerek çeker gider. Başka bir müşteri de kuyruğunu kaldıracak olur. Kaba etine bir çifte yer. O da kızar ve topallayarak oradan uzaklaşır. Onları gören biri der ki:
- Hocam, bu eşeği kimse almaz. Baksanıza, önüne geleni ısırıyor, tekmeliyor.
Hoca şöyle cevap verir:
- Zaten ben de onu pazara satmak için getirmedim. İnsanlar görsünler de benim neler çektiğimi anlasınlar diye getirdim.
fıkranın devamı

Alman, İngiliz ve bizim Nam-ı Kemal yine bir yarışmada karşılışırlar. Yarışma eşeği anırtma yarışmasıdır. Önce ingiliz girer, eşeğe vurur, iter kakar ama eşek gık demez, oda vazgeçer. Alman girer, kuyruğundan çeker, kulağından ısırır ama eşek gene ses çıkarmaz. Sıra Nam-ı Kemal'dedir. Eşeğin yanına girer arkasına geçer ve eşekle birlikte olur. Eşek bi anda çılgınlar gibi anırmaya başlar. ilk yarışmayı Nam-ı Kemal kazanır. İkinci yarışmaya geçilir. Bu sefer amaç eşeğin kafasını önce yukarı aşağı daha sonrada sağa sola hareket ettirmektir. İngiliz girer gene, hayvanın kafasını aşağı çeker sola iter ama kıpırdatamaz. Alman kendinden emin gelir, eşeğin kafasının üzerinde zıplar, sağa iter ama eşek yine kıpırdamaz. Sıra Nam-ı Kemal'e gelir, Bu sefer N.Kemal eşeğin karşısına geçer ve sorar "beni tanıdınmı" eşek evet anlamında kafasını bi aşağı bi yukarı sallar. N.Kemal ikinci sorusunu sorar. "Bidaha yapıyımmı" eşek korku dolu gözlerle kafasını iki yana sallar.
fıkranın devamı

Bir süvari alayının denetlemesi varmış.

-Günlerce süren hazırlıklardan ve eğitimden sonra denetleme günü gelmiş çatmış.Bütün hazırlıklar bitmiş herkes denetleme alanında toplanmış.

-Alay komutanı birliğini son kez gözden geçirmiş.Herşey yolunda giderken süvari atlarından biri düzeni bozuyormuş.

-Bütün atlar normal birşekilde beklerken içlerinden biri malını çıkarmış habire sallıyormuş.

-Atı normale döndürmek için yapmadıkları kalmamış.

-Yanına cins cins beygirler getirilmiş,kamçıyla dövülmüş ama at banamısın demiyor.İnadına malı sallıyor.

-Bütün bu olanları alay komutanının karısı da, birliğin yakınındaki lojmanın penceresinden izliyormuş.Herkes tam ümidi kesmişken atın birisi tarafından normale döndürüldüğünü lojmanın pencersinden gören alay komutanının karısı duruma çok sevinmiş.

-Yoksa kocasının paşalık hayalleri suya düşecek.

-Denetleme başarılı geçmiş ama bir şey alay komutanının karısının aklına takılmış.

-Denetleme günü atın yanına gidip onu normale döndüren kişiyi buldurup, sorunu nasıl çözdüğünü öğrenmek ve o kişiyi tebrik etmek için yanına çağırmış.

-İşi düzelten kişi hanımefendinin yakından tanıdığı bölük başçavuşundan başkası değilmiş.Kendisini tebrik ettikten sonra ,atı nasıl normale döndürdüğünü sormuş.

-Sen gittin atın kuyruğunu kaldırıp indirdikten sonra at normale döndü.

-Onlarca kişi uğraştı ama başaramamıştı, sen ne yaptın da sorunu giderdin?

-Başçavuş hanımefendiye ''bu atın huysuzluğunu bildiğim için gidip kuyruğunun altına sıkışmış olan saman çöpünü aldım ..''deyince alay komutanının karısı dayanamayıp şöyle demiş:

-Böyle bir şeyin olduğunu daha önce niye söylemedin.

-Atın kıçına küçük bir saman çöpü kaçmasıyla bu hale geliyorsa ben de albayınıza oklava kaçırırdım.........
fıkranın devamı

Bir çöpçatanlık servisi sayesinde tanışan bir kadın bir erkek birbirlerini tanımaya çalışıyorlarmış. Birbirlerini beğenmişler ve özelliklerini birbirlerine anlatmaya başlamışlar. Birçok konudan sonra sıra sekse gelmiş.

-Kadın "dedim ya benim prensiplerim vardır, mesela eve geldiğinde saçlarımı dağınık görürsen bil ki canım seks istemiyor, eğer at kuyruğu yapmışsam sen istersen sevişebiliriz, ama saçlarımı topuz yapmışsam mutlaka sevişmeliyiz."

-Adam "senin prensiplerin var da benim yok mu? Eğer o gün hiç içmezsem seks istemem, 1-2 duble atarsam sana bağlı, ama 2 dubleden sonra saçını başını dinlemem ananı bile *ikerim...
fıkranın devamı

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
etiketler

ilanzi.com

FikraCenneti.com sitemizde çeşitli kategorilerde fıkralar okuyabilirsiniz.
sarışın fıkralarıçocuk fıkralarıpomak fıkralarımühendis fıkralarıerzurumlu fıkralarınasrettin hoca fıkralarıkısa fıkraaşk nasıl birşey