Londra Fıkraları

loading...



Genç is adami uçaga binmek üzere havaalanina gelir ve bilet kontrolü yapilan masaya giderek, elindeki valizleri teslim eder.
Görevli; "Biletinizi alabilir miyim?"
Adam biletini verir ve ekler; "Biletimden göreceginiz gibi New York'a gidiyorum. Ancak, verdigim yesil valizin Londra'ya, mavi olanin da Paris'e gitmesini istiyorum".
Görevli kiz saskinlikla; "Özür dilerim, ancak bunu yapmam mümkün degil".
Bunun üzerine genç adam; "Bunu duyduguma çok sevindim. Geçen sene yapmistiniz da!




fıkranın devamı


Temel ingiltere`ye gidecekti. Onun icin bir arkadasindan Ingilizce hakkinda bilgi istemisti. Arkadasi turkce kelimelerin son hecesinin uzatilmasi seklinde Temel`e bilgi verdi. Temel ucaga bindi ve on dakika sonra hostesi cagirmak icin, Hosteeees. O da ne hostes gelmisti. Temel ingilizce`yi sokmeye basladigini dusunuyordu. Havaalanindan cikti...Taksiiiii Vay be taksi de durmustu. Temel agir agir kendini kaptirdi...Hoteeeeeeel Otele gitti. Odasina cikti, dus aldiktan sonra bara indi...Viskiiiii. Daha snra Londra sokaklarinda dolasmaya basladi. Parkta bir adam gordu:
-Merhabaaaaa,nasilsiniiiiz?
-Iyiyiiiiim,sagoooooool
-Turk musunuuuuz?
-Eveeeeet
-Kardesim Turksun de neden iki saattir Ingilizce konusuyorsunnn

fıkranın devamı


Genc bir kadin sol gozu mosmor bir halde evine gelmis.
- aman allahim kim yapti bunu kizim?
- kocam.
- peki ama o londra da degil miydi?
- bende oyle zannediyordum anne.

fıkranın devamı


Bunalima giren rahip, ruh doktoruna gitti. Doktor, uzun uzun dinledi ve tedaviyi soyledi:
"Birkac gun icin uzerinden bu elbiseleri cikar.. Alelade insanlar gibi giyin. Buyuk sehre git. Keyfince yasa.."
Rahip atladi gitti Londra'ya.. Guzel yemekler yedi, guzel filmler, muzikaller izledi. Sonunda bir gece bir topless bara ugradi..
Masanin basina bikinisinin sadece alti olan bir harika sarisin geldi..
"Ne icersiniz peder?.."
Rahip panikledi..
"Nereden anladiniz?" diye sordu telas icinde..
"Bakin" dedi garson kiz.. "Ben Rahibe Teresa.. Benim doktorum da ayni.."

fıkranın devamı

Genç is adami uçaga binmek üzere havaalanina gelir ve bilet kontrolü yapilan masaya giderek, eli...
fıkranın devamı

Genc bir kadin sol gozu mosmor bir halde evine gelmis.annesi sok olmus bir sekilde sorar; - kim yap...
fıkranın devamı

Temel ingiltere`ye gidecekti. Onun icin bir arkadasindan Ingilizce hakkinda bilgi istemisti. Arkadas...
fıkranın devamı

Genc bir kadin sol gozu mosmor bir halde evine gelmis. - aman allahim kim yapti bunu kizim? ...
fıkranın devamı

Ucak dunyanin en kalabalik hava meydanlarindan biri olan Londra Heathrow'a yaklasirken hoparlorlerde...
fıkranın devamı

KUTSAL ÜÇLEME
yalan

ŞİŞME ÖRDEK
Plastik kadın üreticilerinin zoofilileri de düşünmüş olmaları ne
büyük incelik...

CÜMLE İÇİNDE KULLANIMI
Bir kelimeyi bir salağın kafasına soka soka öğretmek istediğimizde Cümle İçinde Kullanımı'ndan yararlanırız. Cümle içinde kullanmamız gerekirse hah hah ha, ay ölcem...

ÇEK
Çekoslavak para birimi...

YUG
Yugoslavak para birimi... Hah hah hah amma safsınız lan. Buraya ne
yazsak salak gibi inanıyorsunuz ya.

BAYRAK
Ülkelerin gururunu, rakımını ve konfeksiyonel zevklerini simgeleyen
saten bez parçası... Bayrak bulunmadan önce göndere isteğe göre
sütyen, don, mini etek gibi daha cazip şeyler çekilirdi. Doğal
olarak okullardaki Cuma günleri törenlerinden de hiç bir öğrenci
kaçmazdı... Çünkü bayrağın henüz icat edilmediği o dönemlerde
törenlerde istiklal marşı yerine okul müdürleri daha yeni
öğrendikleri seks fıkralarını anlatırlar, böylece çocuklara
güleryüzlü olmayı öğretirlerdi. Sonra okulun en güzel kızının donu
çıkarılır ve saygı eşliğinde göndere çekilirdi. Bunu müteakip bütün
öğrenciler el pişirmece oynayarak evlere dağılırlardı... Hele
Pazartesi törenleri daha bir zevkli olurdu. Cuma günü donu göndere
çekilen kıza toplu halde tecavüz edilir ama onun da zevk alması
sağlanırdı... Şimdi dönüp o tatlı günlere baktığımda öğrencilerin
bayrak törenlerini kırmaya çalışmalarını daha iyi anlıyorum.

SUYUN KALDIRMA KUVVETİ
Arşimet bu kanunu bulmamış olsaydı gemiler suyun üzerinde duramayıp
hala batıyor olacaklardı.

CEZMİ ERSÖZ
Kör bir adamın resim yapmaya çalışması ne kadar takdire şayan bir
olaysa, aptal bir adamın yazı yazmaya çalışması da bence aynı oranda
takdire şayandır.

MÖÖ
Selam Aleyküm

MÖÖ
Aleyküm selam

HEADBENG
Salla başını al maaşını...

3.İNÖNÜ YASTIK SAVAŞI
Bazı olaylar ulusların kaderinde çok önemli roller oynadığı halde
bazen o ulusların tarihlerinde yer almayabilir. Mesela 1921 yılının
Ekim ayında İsmet İnönü komutasındaki Kuva-i Milliye ordusu Afyon
yakınlarında sayıca çok üstün olan Yunan ordusuyla büyük bir yastık
savaşına tutuşmuş, savaş sonrasında sersemleyen (sayıca üstün) Yunan
ordusunu Bilecik yakınlarındaki havuza dökmüşlerdir. Kurtuluş
savaşının kazanılmasında en büyük rolü 3.İnönü Yastık Savaşı
oynamasına rağmen bırakın tarih kitaplarında matematik kitaplarında
bile bu olayın bahsine rastlayamazsınız.

KABIZLIK
Kıç iştahsızlığı...

MÜSHİL
İştah şurubu...

REDİAL TUŞU
Pişkinlik de diyebiliriz yani...

21 PARE TOP ATIŞI
Atışı yaptıran generalin uğurlu sayısına göre bazen 24 pare, 8 pare
veyahut şekerpare bile olabiliyor.Ay ay ay hepten zırvaladık.
Hihehe...

NEVRUZ
Nevruz aslında sanıldığı gibi 21 mart'ta değil 18 martta
kutlanmalıdır. Atalarım, başlarına bela olan zalim hükümdar
Dehhak'tan kurtulabilmek için demirci Kava'dan yardım istediler.
Kava da onlara yardım sözü verdi. Buna göre Kava hükümdarı
öldürdüğünde işaret olsun diye bir ateş yakacak böylece kürtler
bayram hazırlığına başlayabileceklerdi. Kava cesurdu, yiğitti,
gözüpekti, fakat belleğinin güçlü olduğu pek söylenemezdi. Hükümdarı
öldürdüğünde yanına kiprit almamış olduğunu farketti. En yakın tekel
bayisinin de üç günlük uzaklıkta olduğunu söylersem Nevruz
bayramının bu gün neden geç kutlandığını sanırım daha iyi
anlayacaksınız.

BATI YAKASINDA YENİ BİR ŞEY YOK
Hala da yeni bir şey yok...

WILLIAM JAMES
Traş olurken aynaya bakmayı icad eden İngiliz bilimadamı ve
berberi...

KORKAKPARİS
Amma manyak bi milletiz ha! Kurtuluş savaşında kahramanlık gösteren
illerimize Kahramanmaraş, Şanlıurfa, Gaziantep gibi ünvanlar
verildi. Peki ya bu savaşta yendiğimiz Fransızlar niye kendi
devletlerine Korkakparis, İngilizler Tırsaklondra, İzmir'de denize
döktüğümüz Yunanlar Atina'ya Islakatina ünvanlarını vermediler?
Sorarım!... Sordum bile!

KISA BOY KOMPLEKSİ
Kısa boy kompleksi

fıkranın devamı

Londra' da arkadaslar Turk mahallesine gitmisler. Oradaki Turklerden bazilari tek kelime ingilizce bilmiyor.
Cunku adamlar manavdan alis veris yapiyor, manav Turk, ev sahipleri Turk, arkadaslari Turk, esnaf Turk filan...
Neyse efendim bunlar giriyorlar bir bakkala, kasadaki elemanla bir hos sohbet derken iceri bir İngiliz giriyor.
Kasadaki eleman patronuna bagiriyor:
- "Ismail abi bakivercen mi, turist geldi bi tane
fıkranın devamı

Hikaye bir İngilizin bir Çinli bayan ile evlenip Londraya yerleşmesi ile başlar. Çinli kadın İngilizce konusunda oldukça zayıftır. Tarzanca da olsa eşi ile anlaşabilmektedir.
Sorun kadın alış verişe yalnız çıktığında ayyuka çıkmaktadır. Yine bir gün bayan kasaba domuz butu almaya gider. Ama bir türlü derdini anlatamaz en sonunda eteğini sıyırarak kendi poposunu göstermiş ve kasap bayanın ne anlattığını kavrayarak bayana istediğini vermiş. Ertesi gün bu kez kasaba tavuk göğsü almaya gitmiş ve bu kez de gömleğinin dügmelerini açarak göğüslerini göstermiş ve istediğini almış üçüncü gün bu Çinli bayan sosis almak istemiş ve yanına kocasını alarak kasaba gitmiş ne mi olmuş aşağıya bakın:












Ne kadar fesatsınız. Unuttunuz galiba Çinli bayanın kocası İngilizce konuşabiliyor. Hadi işinize geri dönün şimdi.
fıkranın devamı

* Yerin kulagi var derler... Benim de kulagim var... Peki ben yer miyim?....
Hayir yemem!


* Iyi, sen kamyonu al, leonardo da vinci!


* Ben yürüyelim diyorum Jerar depar diyo.


* Celin Dion baska bisey demiyon.


* Yeni bir ruj çikmis...valla Christian diyor


* Elisabeth Arden neden hamile kalmis?...çünkü Max Faktör


* Heykel!!! sacin dökülmüs...


-Abi bizim ali'yi gordun mu?
-Hangi ali?
-sehirler arasi otobus terminali.

-Cocuklar konu ile ilgili soru sorun bakalim!
-Kim sorsun?
-Gillette sensor

-Abi sana büdünün selami var.
-Hangi büdü?
-Iyyakenabüdü...

Tenyalar bagirsakta yasar, bagirmasakta.. (Benim favorim)

Adam, hindistan sokaklarinda gezerken balkonun
birinden basina buda heykeli dusmus ,
"basima buda mi gelecekti" demis..

Amerika'nin en cok nete baglanilan eyaleti hangisidir?
Connecticut.

Osmanlilar yemegi surekli suyuna banarak yerlermis,
surekli bana bana kollarinda bi kas olusmus.
Bu kasin ismi nedir?
Osmanli Bankasi

Adamin biri gokdelenin tepesinden atliyacakmis
altindan bir sey gecmis atlamamis. Ne gecmis?
Vazgecmis
Peki iki kisi atliycakmis; atlamamislar neden?
Were gecmis

Aykut gol atamayinca ne der?
-I couldn't.

Bosluktaki file ne denir?
Fill in the blanks

Londra'da kar yagarsa Ankara'da ne yagar?
Araba

Adamin biri gece bilgisayar bassinda uyuyakalmis
hasta olmus neden?
Windows acik kalmis
fıkranın devamı

Bir zamanlar İngiliz hükümeti çocuğu olmayan ailelerin bu sorununu
çozmek için "Cici Baba" servisi kurmuş.Cici Baba evliliklerinin ilk
beş yılında çocuk sahibi olamayanlara yardım eden bir devlet memuru.
Smith ailesi de boyle bir servis için başvuruda bulunur , heyecanla
"CiciBaba" yi beklerken kapı calınır, ancak gelen kişi cici baba adayı değil,kapı kapı dolaşan bir bebek fotoğrafcısıdır. Konuşma şöyle gelişir:
Ms Smith: Günaydın
SATICI : Günaydın efendim ben şey için gelmiştim
Ms Smith: Açıklamanıza gerek yok kocam herşeyi anlattı. Buyrun
içeri girin
SATICI : Öylemi? Bebek işinde üstüme yoktur, özellikle ikizlerde.
Ms Smith: Kocamda öyle söyledi buyrun oturun.
SATICI : O zaman kocanız belki de size . .. . . . . . . . . . . . .
. . .
Ms Smith: Aa evet, ikimizde en iyi sonucun böyle alınacağını
düşünüyoruz.
SATICI : Öyleyse hemen başlayalım.
Ms Smith: (KIZARARAK) şey nerede başlamalı?
SATICI : Her şeyi bana bırakın. Ben genellikle iki kez banyo
küvetinde,
bir kez kanapede ve belki bir kaç kez yatakta denerim. Bazen oturma
odasının halısınde iyi oluyor
Ms Smith: Banyo ! ! Oturma odasının halısı! ! ! Neden bizim
beceremediğimiz anlaşılıyor.
SATICI : Şey hanımefendi , hiç kimse ilk seferinde iyi bir sonuç
garanti edemez ama altı yedi kere denersek bir tanesi mutlaka şahane
olacaktır.
Ms Smith: Afedersiniz ama biraz fazla olmuyor musunuz?
SATICI : Kesinlikle değil benim işimde insanlar aceleci
olmamalıdır.
Ms Smith: Başarılı oluyor musunuz bari?
SATICI : (Çantasını açarak bebek fotoğrafları gösterir)Şu bebeklere
bakın bunlar benim işlerim. Bakın bu dört saat sürdü.
Ms Smith: Evet çok güzel bir bebek
SATICI : Fakat gerçekten güç bir iş. Görmek istiyorsanız şuna
bakın, ister
inanın ister inanmayın bu Londra'nın ortasında , otobüsün üzerinde
oldu.
Ms Smith: TANRIM ! ! ! ! ! ! !
SATICI : Bunlar da şehrin en şirin ikizleri.Anneleri ile çalışmanın
ne zor olduğunu bilseniz ikizlerin şirinliğine daha cok şaşırırsınız.
Ms Smith: Öyle mi ?
SATICI : Sormayın. Şununda işi doğru yapabilmek için onu Hyde
Park'a göturdüm. Herkes çevremizi sardı. Peş peşe dört beş tam boy ve iş bitti.
Ms Smith: Dört beş tam boy ! ! ! ! !
SATICI : Evet üstelik üç saatten fazla sürdü. Sonunda bir kaç kişi
kalabalığı tuttu . Karanlık olmadan önce yeniden denemeliydik ancak
serçeler aletimin uzerine konup gagalamaya başladılar bu yüzden işi
bırakmak zorunda kaldık.
Ms Smith: Yani gerçekten serçeler şeyinizi aaa-aletinizi ısırdıler
mı?
SATICI : Evet böyle şeyler oluyor tabi. Ben tekniğimi geliştirmek
için tam üç yıl harcadım. Mesela şu bebek. Bu neticeye ancak büyük bir mağazanın ön vitrininde ulaşabilirsiniz.
Ms Smith: Bu kadar da olmaz!
SATICI : Hanfendi hazırsak ayaği alıp geleyim.
Ms Smith: Ayak mı ? ? ? ? ! ! ! ! !
SATICI : Aa evet , ağır olduğu için sürekli elde taşımak zor oluyor
bunun için ayak kullanıyorum.
- Hanımefendi . . . . . Hanımefendi . . . . .
Hayallah neden bayıldı şimdi bu. . .
fıkranın devamı

Genç işadamı uçağa binmek üzere havaalanına geldi ve bilet denetimi yapılan masaya giderek elindeki valizleri teslim etti. "Biletimden anlayacağınız gibi, New York'a gidiyorum" dedi. Sonra da, valizlerini göstererek sözüne devam etti: "Ancak verdiğim yeşil valizini Londra'ya, mavi olanın da Paris'e gitmesini istiyorum." Görevli bayan, adama şaşkınlıkla cevap verdi: "Özür dilerim efendim ama, bunu yapmamız mümkün değil." Genç adam gülümseyerek: "Bunu duyduğuma çok sevindim" dedi. "Geçen sene yapmışsınız da!"
fıkranın devamı

Temel Londra`da otelin birinin odasında kara kara düşünüyor."ulan" diyor Ben aşağıdan içki isterken laz olduğum anlaşılır mı acaba? Geçiyor aynanın karşısına ve prova yapıyor....
- Bana bir fisku.. yok böyle anlarlar
- Bana bir raki.. "yok" diyor "böyle de anlarlar..."
- Bana bir bira....Tamam diyor böyle iyi anlamazlar......Ve aşağıya iniyor,Masaya dirseklerini dayıyor ve sesleniyor. "Barmen bana bir bira. Barmen Temeli biraz süzdükten sonra soruyor:
- Birader sen laz mısın? Temel
- uuuy nasıl anladın diyor;
- Burası resepsiyon bar karşıda

fıkranın devamı

İki hırsız, Londra'nın en büyük bankasını soyarlar. Soluk soluğa eve gelince, biri arkadaşına der ki:
"Şu paraları bir sayalım bakalım, ne kadar paramız oldu?"
Öbürü gayet sakin cevap verir:
"Şunun merakına bak! Böyle zor işlerle kendini ne yoruyorsun? Yarınki gazeteler ne kadar olduğunu muhakkak yazacaklar, alırız bir gazete, olur biter!"
fıkranın devamı

Türk, İngiliz, Alman, ve Yunan aynı uçakta Amerikadan Türkiyeye doğru yola çıkarlar.
Uçak Londradan geçerken İngiliz kendini uçaktan atmaya kalkar fakat başaramaz.
Görevliler bunu neden denediğini sorarlar . İngiliz
-"benim annem Londra da fahişelik yapıyor. Ölmek istiyorum." diye cevap verir.
Uçak Berlinden geçerken Alman kendini uçaktan atmaya kalkar fakat başaramaz.
görevliler bunu neden denediğini sorarlar . Alman,
-"benim kız kardeşim Berlin de fahişelik yapıyor. Ölmek istiyorum." diye cevap verir.
Uçak Atinadan geçerken Yunan kendini uçaktan atmaya kalkar fakat başaramaz.
Görevliler bunu neden denediğini sorarlar . Yunan,
-"benim hem annem hem kız kardeşim Atina da fahişelik yapıyor. Ölmek istiyorum." diye cevap verir.
Uçak tam hava alanına yaklaştığı sırada Türk uçaktan atlamaya kalkar.
görevliler engeller ve
-senin kimin orospu diye sorarlar. Türk,
-"tanıdığım hiç kimse orospoluk yapmıyor." der.
Bunun üzerine görevliler iyide o zaman sen niye ölmek istiyorsun ki diye sorar.
Türk ün cevabı şu şekildedir.
-"Bu kadar orospu çocuğuyla aynı uçaktan indiğimi gören olmasın!"
fıkranın devamı

temel uçagına ingiliz alman fıransız 3 yolcu alır dünya turuna çıkarlar.londranın üstünden geçerken ingiliz kapıyı açıp intihara kalkışır zor zaptedip yerine oturturlar.neden diye sorarlar ingilize
-:benim annem londranı en ünlü orospusudur der.bunun için bu lekeyle yaşayamam bunun için intihar edecektim der. uçak tam berlinin üstünden uçarken bu seferde alman aynı şekilde intihara kalkışır.onuda zor ikna ederler yerine oturturlar.oda aynı şeylri söyler annesi için.intihar sebebide aynıdır.derken parisin üstünden uçarkende aynı şekilde fıransızda.bu şekilde uçak ANKARAnın üstünde uçarken TEMEL aynı şeyleri yapar .onuda zor ikna ederler.
-senindemi annen orospu derler. oda :
-hayır annemden bir şikayetim yok ben bu kadar orospu çocuğunun içinde ne işim var diyerek intihar edeceğim.der.
fıkranın devamı

İkinci Dünya Savaşı sıralarında Berlin'i bombalamaya gelen filodaki İngiliz uçak pilotu ağır yaralı olarak ele geçirilmiş. Pilotu hastaneye kaldırmışlar ve tedavi etmeye başlamışlar. Alman doktor İngiliz'in yanına gelip;
- Size kötü bir haberim var, bir bacağınızı kesmek zorundayız, demiş. Hasta çaresiz bir şekilde Alman doktora;
- En azından sizinkiler Londra'yı bombalamaya gittiklerinde kestiğiniz bacağımı bizim topraklara atmalarını sağlar mısınız ? diye sormuş. Doktor da kabul etmiş. İngiliz'in bacağını İngiltere topraklarına bıraktırmış. Aradan birkaç hafta daha geçmiş ve doktor bu kez diğer bacağının da iyi durumda olmadığını, kesmek zorunda kalacaklarını söylemiş. İngiliz yine aynı isteğini tekrarlamış. Doktor yine kabul etmiş ve Almanlar İngiliz'in bacağını yine atmışlar İngiltere toprağına. İngiliz'in iki hafta sonra da kolu kötüleşmeye başlamış. Doktor yine kesmek zorunda olduklarını söylemiş. İngiliz de aynı isteği kolu için yinelemiş. Doktor bu kez kabul etmemiş. İngiliz şaşkınlık içinde sormuş:
- Neden ama ? İki bacağımı da attınız. Kolumu niye atmıyorsunuz ? Doktor:
- İyi de sen galiba ufak ufak kaçmaya çalışıyorsun.

fıkranın devamı

Temel Londra'ya çalışmaya gider. Bu arada kendine bir ev kiralar, fakat evin üst katında bir rock grubu oturmaktadır. Çok gürültü olduğu için temel şikayete gider prova yapan rock'çular temeli başlarından savmak için temel'e "today prova, tomorrow konser" diyerek yollarlar.
Bu olay haftalarca devam eder . Bir kaç hafta sonra temel yukarı şikayete çıkmayınca rock'çular merak eder ve aşağıya temelin yanına inerler birde bakarlar ki temel mastürbasyon yapıyor.
- Ne yapıyorsun ?
Temel cevap verir !...
- bugun prova, yarin da Ananizi s...cem ))))
fıkranın devamı

Temel Londra'da gezerken az otede ciplak bir kadinin yattigini gorur. Merak eder ve yaklasir. Kadin olmustur ve ciplak oldugundan centilmenin biri kadinin orasina sapkasini koymustur. Temel hayretler icinde bakar, bakar:
"Ulaa ha pen pu adamu nasul cikaracagum ordan daa?"
fıkranın devamı

Bay Tutturmayan'ın yaptığı bir seyahat sırasında Londra hava limanında başına bir sorun gelir. Elinde New York dönüş bileti olduğu halde, havayolu şirketinin bilgisayar sistemi uçak biletini iptal etmiştir.
Havayolu şirketi yetkilileri, sorunun kendi hataları olduğunu kabul etmektedir. Bununla birlikte Bay Tutturmayan'ın binmek istediği uçakta yer kalmamıştır. Bay Tutturmayan'ın insanlarla ilişkisi çok iyidir ve insanları nasıl harekete geçireceğini, nasıl onların kalplerini kazanacağını çok iyi bilmektedir. Bay Tutturmayan, havayolu şirketi yetkililerine hiç bağırıp çağırmadan;
"Sizin için de, benim için de çok zor bir durum. Ama sizler çok yetenekli insanlarsınız ve bir şekilde bu problemi çözeceğinize inanıyorum. Beni ne yapıp edip New York'taki toplantıma yetiştireceksiniz sonunda." der.
Bu arada beş dakika yetkililerin yanından ayrılır ve iki buket gül almaya gider. Aldığı iki buket gülü, kendisinin sorunuyla ilgilenen iki kadın yetkiliye verir. Amaçları, onların tüm enerjilerini ve yüreklerini kendi sorununun çözümü için kullanmalarını sağlamaktır. İki kadın yetkili, bu zor durumda Bay Tutturmayan'ın tavrı karşısında hem sevinirler hem de mahcubiyetlerinden yanaklarına kadar kızarırlar. Ama ne var ki, sorun çözülememektedir. Uçağın yolcuları birer birer gelmektedir. Aslında hemen her zaman bir-iki yolcu uçağı kaçırır ya da gitmekten vazgeçer... Ama bu uçağın yolcuları inatçı bir şekilde gelir.
Bay Tutturmayan, uçağa binme şansının azaldığını fark ettiği için son gelen yolculara 12 saat sonraki uçağa binmeleri için 100 dolar teklif etmeye başlar. Ne var ki, kimse beklemek istemez. Uçağın yolcularının tamamı gelince, havayolu şirketinin yetkililerine döner ve pilot kabininde de olsa gidebileceğini söyler. Ancak 11 Eylül olaylarından sonra güvenlik açısından bu imkansızdır. Bay Tutturmayan, o zaman hosteslerden birinin kalabileceğini ve kendisinin yardım edebileceğini söyler. Ancak bu da olmaz. Bu arada problemi çözmek için hava limanındaki yetkililer, ulaşabildikleri en üst düzey yetkililere kadar yardım isterler. Ancak dolu bir uçağa binmenin tek yolu, uçaktaki yolculardan biriyle yer değiştirmektir.
Bay Tutturmayan'ın tüm bu çabası ve zarafeti karşısında havayolu yetkilileri, ona ücretsiz ayrıca bir uçuş vereceklerini belirtirler. Ama ne yaparlarsa yapsınlar mevcut uçakla uçuramayacaklardır. Bay Tutturmayan, aslında o ana kadar uçağa binmek için "tutturmuştur". Yani isteğinin olması için elinden geleni yapmıştır. Ama istenmeyen sonuçla karşılaşmıştır. Uçak o olmadan uçmuştur. Havayolu şirketinin yetkilileri, bu zarif adamın sabrının son noktasına geldiğini düşünmektedir. Bu zarif ve son derece rahat bir ses tonuyla, sesinin her tonunu kontrol edebilen adam artık öyle bir patlayacaktır, öyle bir bağırıp çağıracaktır ki, tüm hava limanı onun sesiyle çınlayacaktır. Ama ne var ki, öyle olmaz.
Tutturmayan adam, görevlilere der ki;
"Ben Allah'a teslim oldum. Belki Londra'da bir gece daha kalmam, burada birisiyle tanışmama neden olacak. Ya da New York'a bir gün geç gitmem orada daha uygun koşullara ulaşmama neden olacak ya da New York'taki işi kaçıracağım ve belki daha iyi bir iş alacağım. Sonuç olarak uçabilseydim bu, bana Allah'ın bir hediyesi olacaktı; ama Londra'da bir gün daha kalmak da Allah'ın başka bir hediyesi. Her halükarda ben hediyemi aldım."
Bay Tutturmayan, yaşamda istediklerinin olması için tüm enerjisini, bilgisini, zekasını kullanarak elinden gelenin en iyisini yapmayı da, istedikleri olmadığı zamanda onların hepsini kucaklamayı ve tutturmayı öğrenmişti. Kalbi ve kafası bu kadar iyi çalışan ve dünyayı da olduğu gibi alabilmeyi/kucaklayabilmeyi başarabilen ender insanlardandı. Havayolu şirketinin yetkilileri, Bay Tutturmayan'ın tavrına şaşırdılar ve hayran oldular. Kendisine ayrıca bir ücretsiz bilet vermekle kalmadılar, bir sonraki uçuşta da kendisine Business Class'tan bir yer verdiler.


fıkranın devamı

Temel Londrada otelin birinin odasında kara kara düşünüyor. ulan diyor
- Ben aşağıdan içki isterken Laz olduğum anlaşılır mi acaba?
Geçiyor aynanın karşısına ve prova yapıyor....
- Bana bir fvisku,,,,,yok böyle anlarlar
- Bana bir raki......yok diyor böyle de anlarlar
- Bana bir bira....Tamam diyor böyle iyi anlamazlar......Ve
aşağıya iniyor Masaya dirseklerini dayıyor ve sesleniyor.
-Barmen bana bir bira.
Barmen Temeli biraz süzdükten sonra soruyor:
- Birader sen Laz misin?
Temel:
- Uuuy nasıl anladın diyor;
- Çünkü burası resepsiyon, bar karşıda.
fıkranın devamı

Temel ingiltere`ye gidecekti. Onun icin bir arkadasindan Ingilizce hakkinda bilgi istemisti. Arkadasi turkce kelimelerin son hecesinin uzatilmasi seklinde Temel`e bilgi verdi. Temel ucaga bindi ve on dakika sonra hostesi cagirmak icin, Hosteeees. O da ne hostes gelmisti. Temel ingilizce`yi sokmeye basladigini dusunuyordu. Havaalanindan cikti...Taksiiiii Vay be taksi de durmustu. Temel agir agir kendini kaptirdi...Hoteeeeeeel Otele gitti. Odasina cikti, dus aldiktan sonra bara indi...Viskiiiii. Daha snra Londra sokaklarinda dolasmaya basladi. Parkta bir adam gordu:
-Merhabaaaaa,nasilsiniiiiz?
-Iyiyiiiiim,sagoooooool
-Turk musunuuuuz?
-Eveeeeet
-Kardesim Turksun de neden iki saattir Ingilizce konusuyorsun
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama