Mısır Fıkraları

loading...

bir gün temel ile fadime lüna parka gitmiş temel demiş ki dönme dolaba binme donun gözükür temel gitmiş mısır almış gelmiş bakmış fadime yok aramış bulamamış temel yukarı bakmış ki fadime dönme dolabın taa en üstünde temel demiş ben sana demedim mi ki donun gözükür fadime demiş ki merak etme donum cebimde
fıkranın devamı

bir gün bir adam 3 delinin zıpladığını görmüş siz neden zıplıyorsunuz demiş deliler çünkü biz patlamşış mısırız o yüzden zıplarız demiş sonra adam bir delinin zıplamadığını görmüş e peki sen neden zıplamıyorsun demiş o delide çünkü ben tavaya yapıştım demiş. :D
fıkranın devamı


Mısıra gezmeye giden Temel ile Dursun'un kayıgı Nil nehrinde batar. Tabii hünerlerini ortaya
koymanın tam zamanı gelmiştir. Sampiyonlar gibi yüzmeye baslarlar. Bir ara Temel kocaman bir nesnenin kendilerine dogru geldigini görür. Dev bir timsah iştahla onlara dogru yüzmektedir.

Temel keyifle bagırır; Ula Dursun, işe bak, adamların kurtarma gemileri bile LAKOSTE.

fıkranın devamı


mısır kızıldenizde tüp geçit yaptırmaya karar verir
yapılan ihaleye,Bir Amerikan,bir Alman,bir Japon firmasıyla birlikte bizim temelin firmasıda katılır.İhaleye katılan Amerikan fiarmasına tüp geçidin nasıl yapılacağı sorulur,
-biz iki taraftan kazmaya başlarız ve ortada birleştiririz fark yaklaşık 1 metre olsada 30 metrelik geçitte bunu kolayca kapatırız der,daha sonra alman firması benzer bir öneriyle farkın 80 cm.olacağını vekolayca kapatabileceklerni söyler,
japonların farkı 50cm.ye indiren önersinden sonra sıra bizim temel'e gelir ve temel projesini açıklar:
-Bizde iki taraftan kazmaya başlarız ortada buluşursak buluşuruz buluşamazsak iki tane tünelimiz olur



fıkranın devamı


Mısır"a gezmeye giden Temel ile Dursun"un kayığı Nil nehrinde batar.

Tabii hünerlerini ortaya koymanın tam zamanı gelmiştir. Şampiyonlar gibi yüzmeye başlarlar.



Bir ara Temel kocaman bir nesnenin kendilerine doğru geldiğini

görür. Dev bir timsah iştahla onlara doğru yüzmektedir. Temel keyifle bağırır,



"Ula Dursun, işe bak, adamların kurtarma gemileri bile Lacoste!

fıkranın devamı


Misirlilar kendi aralarinda konusuyorlarmis.

-"Bu lazlari bütün dünya konusuyor. Biz de bir seyler yapsak da tum dünya bizi konussa" demisler.



Kimi "Çöle agaç ekelim", kimi "çöle havuz yapalim" biri de "çöle bogaz köprüsü yapalim" demis.



-"Hadi be, oyle sey mi olur, sacmalik" demisler.

-"Tamam, bizde sacmalik aramiyor muyuz " diyerek baslamislar bogaz koprusu yapmaya. 7 ayda bitirmisler. Acilisa bütün dünya gazetecilerini cagirmislar.



Acilisi yapmak icin kurdeleyi kesmisler, tam bezi indirecekler, bir bakmislar ki bizim Temel köprüde balik yakalamaya ugrasiyor.



Herkes saskin bakislarla:

-"Sen ne yapiyorsun, burada balik mi olur?"

Temel de : -"Ula kardesum, hapu çolde pogaz çöprüsü oli da balik olmayi mi?.."

fıkranın devamı


mısır kızıldenizde tüp geçit yaptırmaya karar verir
yapılan ihaleye,Bir Amerikan,bir Alman,bir Japon firmasıyla birlikte bizim temelin firmasıda katılır.İhaleye katılan Amerikan fiarmasına tüp geçidin nasıl yapılacağı sorulur,
-biz iki taraftan kazmaya başlarız ve ortada birleştiririz fark yaklaşık 1 metre olsada 30 metrelik geçitte bunu kolayca kapatırız der,daha sonra alman firması benzer bir öneriyle farkın 80 cm.olacağını vekolayca kapatabileceklerni söyler,
japonların farkı 50cm.ye indiren önersinden sonra sıra bizim temel'e gelir ve temel projesini açıklar:
-Bizde iki taraftan kazmaya başlarız ortada buluşursak buluşuruz buluşamazsak iki tane tünelimiz olur

fıkranın devamı


doktorlar aralarında idaaya tutuşmuşlar. Benim tedavi ettiğim hastalar daha çabuk iyileşiyor iddasına. Bunu anlamak içinde hastanede dolaşmaya başlamışlar. bi grup deliyi oldukları yerde zıplarken görmüşler.sormuş doktorlardan biri siz niye böyle zıplıyorsunuz diye. Onlarda biz mısırız patlıyoruz cevabını vermişler. ama yanlarında bi deli zıplamıyormuş. Bu hastanın doktoru kendinden emin sormuş. galiba bu iyileşmiş diye düşünerek. Sen niye patlamıyorsun mısır diğil misin diye. Deli üzgün bü şekilde cevzp vermiş: ben tavaya yapıştım...

fıkranın devamı


Akıl hastanesinin müdürü hastenenin odalarını geziyormuş bi odaya girdiğinde hastalarını bazılarının ayakta bazılarının ise oturmuş olduğunu görür ve ayaktakilere sorar neden ayaktasınızda yatmıyorsunuz. Delilerde şöle cvp verir biz mısırız patlıyoruz. Bunun üzerine müdür şaşırarak sorar , o zaman siz neden oturuyosunuz.Onlarda biz tavaya yapıştık demesinler mi?Müdür bunun üzerine gülerek odadan dışarı çıkar ;) ;) ;)

fıkranın devamı


Mısır hükümeti Kızıldeniz'in altına tüp geçit yaptırmak için ihale açar.
İhaleye İngiltere'den, Amerika'dan, Japonya'dan birer firma ve Türkiye'den de Temelin firması olmak üzere dört firma katılır. Firmaları teker teker mülakata çağırırlar ve teknik bilgi isterler.
İngiliz Firması:
- Biz iki taraftan da eşzamanlı olarak tüneli kazmaya başlarız ve denizin altında tam ortada buluşuruz.
Tüneller arasında maksimum 1 metre fark olur, 30 metre enindeki tünelde de 1 metreyi rahatlıkla düzeltiriz. derler.
Amerikan Firması:
- Biz de iki taraftan kazmaya başlarız ve tam ortada buluşuruz.
Maksimum 50cm fark olur. derler.
Japon Firması:
- Biz iki taraftan kazmaya başlarız ve tam ortada buluşuruz.
Maksimum 20cm fark olur. derler.
Sıra bizim Temel'e gelir.
Temel:
- lla biz de iki taraftan kazmaya başlarız.
Ortada buluştuuuk buluştuk, buluşamadık iki tüneliniz olur. der!!!

fıkranın devamı


Bir gün deliler hastanesindeki bütün deliler olduğu yerde durmadan zıplıyorlarmış. Doktor gelip delilere sormuş: niye zıplıyorsunuz.

Delinin biri demiş: biz mısır patlağıyız.
Aralarından sadece birisi köşede olduğu yerde sırtüstü yatıyomuş. Doktor gelip sormuş: Sen de mi mısır patlağısın? deli evet demiş.
doktor sen niye zıplamıyorsun demiş.
deli de demiş :ben tavaya yapıştım.

fıkranın devamı

Bir gün deliler hastanesindeki bütün deliler olduğu yerde durmadan zıplıyorlarmış. Doktor ge...
fıkranın devamı

Misirlilar kendi aralarinda konusuyorlarmis.-"Bu lazlari bütün dünya konusuyor. Biz de bir seyler...
fıkranın devamı

Chicken translation: Pilic cevirmeLeave the door december: Kapiyi aralik birakWhere is this waiter w...
fıkranın devamı

Mısır'a gezmeye giden Temel ile Dursun'un kayığı Nil nehrinde batar.Tabii hünerlerini ortaya k...
fıkranın devamı

Temel birgun baliga tutmaya cikmis.Tam denizin ortasinda kayik ters donmus, dolayisiyla Temel suya d...
fıkranın devamı

Hani bazen oynadığımız oyunlardan gına gelir, arkadaşlarımıza yaptığımız eşek şakaları da bööö olur, şansa televizyonda da saçmasalak şeyler olur işte tam o zamanlarda deneyebileceğiniz eğlence şeyleri yazdım. Okuyun. Okumakla yetinmeyin, mutlaka deneyin! Çok eğleneceksiniz. Ben eğlendim, ordan biliyorum.

1-
..Bütün gün evde sıkıldık kaldık. Yetmezmiş gibi gece de oldu. Oh iyi valla. "Hadi Serkan yatağa" yı da işittik. Gidip kös kös yatıcaz di mi. Hayıııır. Böyle durumlarda yatağınızda sinin ve kulaklarınızı dört açın. Birazdan anne babanızın ön sevişme seslerini işiteceksiniz. Biraz daha bekleyin iyice kızışsınlar. Tamam şimdi yatağınızdan çıkın ve hemen yatak odalarına damlayıp kapılarını açın. En masum ifadenizi takınıp "Anne, baba çok korkuyorum bu gece aranızda yatabilir miyim?" deyin. Nasıl şok geçirmiş gibi bakıyorlar di mi şu an? Heh he he! Çok güzel. Onlara cevap verme fırsatı bırakmadan hemen koşup aralarına yatın ve iyi geceler anneciğim diye annenize en şirininden bir öpücük kondurun. Babanızın yüzündeki elinden oyuncağı alınmış küçük kardeşinizin ifadesine benzeyen ifadesine bakıp bakıp eğlenin şimdi. Heh heh he! Şebek seniii!


2-
..Bir haftadır her gece aynı numarayı yapıyoruz. Naapalım çok eğlenceli yaa! Yalnız unutmayın bir hafta birlikte olamamaları yeni çözümler bulmalarına sebep olacaktır. Klasik yalan "evlilik yıldönümü" dür. Ne hoş di mi "kutsal aile" teorisinin arkasına saklanıp eğlencenizi bölecekler. Babanız elinize sıkıştırdığı üç kuruş parayla "haydi Serkancığım doğru sinemaya" diyecek. Paniklemeyin. Eğlence daha yeni başlıyor. Mümkün olduğunca para sızdırmaya bakın. Çünkü babalar bu en "kritik" dönemlerinde ellerinde avuçlarında ne varsa verirler. "babacığım ya yemek parası" "gazoz parası" "Alaska frigo parası" "tütün destekleme alımları parası" "balık tutan şaşı kedi parası" saçmalamaktan korkmayın. Çünkü babalar bu tür kritik durumlarda annenize iç geçirerek bakmaktan ne dediğinizi duymaya, duysalar bile duyduklarını da anlamaya fırsat bulamazlar. Sadece açık avucunuzu parayla doldururlar. Tamam babanızın parası bitti. Şimdi dışarıya çıkacakmış gibi yapın. Birkaç adım atın kapıya doğru. Çaktırmadan göz ucuyla arkanıza bakın. Allahım, ağızları kulaklarında nasıl da gülümsüyorlar böyle. Canıım, ne kadar sevimliler. Şimdi geri dönün. Annenizi öpün, babanızı öper gibi yaparken çaktırmadan önceden hazırladığınız "sarışın kadın saçını" babanızın görünür bir yerine (en garantisi alnıdır) koyun. Şimdi doğru dışarı. Siz dışarıda ayakkabılarınızı bağlarken annenizle babanız birbirlerine döndüler ve ilk bağırtı "Kim bu orospuuu Necatiii!" Hah hah ha! Onlar kavga ederken siz de bir internet cafeye koşup muhteşem servetinizi harcamaya bakın.

3-
.. Annenizle babanız bir haftadır küsler. Kavgadan önce de bir hafta birlikte olmadıklarını hesaba katarsak. Yedi, seki, dokuz, on, onbir, oniki, onüç, öndööört! Hah ha ha! Tam öndört gündür sevişemiyorlar. Süpeear! Ama ama bir saniye. Babanız eve bir çiçekle döndü. Alarm. Kadınlar çiçeğe dayanamazlar. Hemen bir şeyler yapmalısınız. Ama mümkün olduğunca bunu çaktırmadan yapmalısınız. Unutmayın sizden kıllanmaya başladılar. Bu yüzden siz onları barıştırıyormuşsunuz gibi yapın. En iyi taktiktir. Büyükler her zaman yer. - Anne, babamın seni ne kadar sevdiğini biliyorsun. Barışın haydi... - Hayatta olmaz... - Ama anne! Baba sen de bi şeyler söylesene! Onu ne kadar çok sevdiğini söyle mesela... (annenizin yavaş yavaş yakınlaştığını görüyorsunuz. Doğru yoldasınız) - Yok ya seviyo muymuş? (aldırmayın, kadınlarda klasiktir, laf sokmaya bayılırlar.) - Seviyo tabi, baba sen de bir şeyler söylesene... (anneniz iyice yakınlaştı di mi babanıza, babanız da sizin işi bitirişinizi takdir ve minnet duygularıyla seyrediyor.) - Ben.. Ben... (çok güzel kekelemeye başladılar.) - Ben de... (eyvah babanız ağzını açıp bir çift laf etti. Ve dahası birbirlerine bir türlü kavuşamayan hissiyatları kabarmış iki şebek gibi bakmaya başladılar. Eyvah eyvah! Hemen şimdi) - Baba onu çok sevdiğini söylesene. Haydi ama... (Evet, daha ne duruyorsunuz bombayı patlatın!) - Haydi ama baba, telefonda Rıfkı amcaya diyordun ya, o sarışın orospu da iyiymiş hoşmuş ama annem gibi sevişemiyomuş ya! Hadi onu da söylesene anneme! - Necatiiiiiii!!! Babanız tabi ki her masum insan gibi "hayatım yemin ederim ben öyle bir şey demedim" diyecektir. Ama unutmayın ki suçlu insanlar da aynı salak cümleyi kurarlar. Anneniz babanızın saçlarını yolarken siz annenizin gözünde "doğruculuğunuzu" pekiştirmek için "anne sevişmek ne demek" diye ekleyin. Heh heh he! Anneniz iyice kudurdu değil mi? - Bir de utanmadan çocuğun önünde böyle ayıp laflar ediyosun! Bittin sen Necatiii! Buzdolabınızdan mısır patlağınızı alıp kanepeye kurulun. İyi seyirler!

4 -
.. Annenizle babanız öyle dalgın dalgın otururlarken birdenbire "anne penis ne?" "baba klitoris kim?" "malak emzirmesi ne kadar büyük?" gibi abuk sorular sorarak apışıp kalmalarına sebep olun ve onlar ne diyeceklerini bilemeden size öyle bakarlarken eğlenmeye çalışın. Hakkaten komik ifadeler...

5 -
.. Aynı durumu misafirlerle denemek daha keyfili oluyor. Bekleyin. Özellikle yemekte "Rıfkı amca anal ilişki ne demek?" gibisinden abuk bir soruyu pattadanak patlatın. Ne oldu. Hepsi panikle birbirlerine bakıyorlar değil mi? Annenizle babanızın ifadesinde birazcık da utanma var sanki. Önemsemeyin. Büyükler hep utanır zaten. Rıfkı amca önce yutkunacak (düşünme süresi) sonra da sizin çocuk masumiyetinizi düşünerek çok salakça bir cevap verecektir emin olun. -Serkancığım anal ilişki iş ilişkisi gibi bir şey. Ya heh heh he! Kendince durumu kurtardı şebek. Yılmayın hemen, bulmuşsunuz salağı, böyle fırsat kaçırılır mı? - Nasıl yani? Şimdi senle babam arasında anal ilişki mi var yani? Heh heh he! Nasıl bok gibi kaldı di mi şebek? Ne kadar eğlenceli. Masadan kalkarken bir ekstra vuruş yapmayı ihmal etmeyin... - Bundansonra okulda öğretmenim babamın mesleğini sorduğunda "babamın Rıfkı amcayla anal ilişkisi varmış diycem" Hah hah ha! Onların dehşetli ifadeleri arasında salonu tek edin...

6-
.. Bilmem bir hesap yaptınız mı arkadaşlar? Annenizle babanız manyak yöntemleriniz sayesinde aylardır sevişemiyorlar. Ve artık cinselliklerni unuttular. Birbirlerine masaymış ya da sandalyeymişler gibi gibi ruhsuz davranıyorlar değil mi? Takdir edersiniz ki böylebir durumda "manyaklık yapma zemini" de tamamen yitirilmiş oluyor. Ama üzülmeyin. Kolayı var. Ailece televizyon karşısına kurulup "Haziran Gecesi'nin" 48. tekranını izlerken önceden kanepeye konuşlandırdığınız kumandanın üzerine RTL zappinglenecek şekilde oturun. Büyük ihtimalle o sırada erotik bir reklam olacaktır. (kablolu yayını olmayan arkadaşlara video kanalı önerilir) Ve annenizle bananızın gözleri faltaşı gibi açılacak ve unuttukları cinsellikleri zank diye tekrar geri gelecektir. Memee... Kalçaa... Adam... Adele... Ohşş! Ardından hemen şöyle bir cümleyle karşılaşacaksınız, sakın şaşırmayın. - Haydi uyku zamanı Serkan! Hah hah ha! Amma saflar di mi? Canlarım benim. Bırakın koşar adım odalarına gitsinler. Siz biraz oyalanın. İlk ön sevişme seslerini duyduğunuzda da kapılarına dayanın. Psikopat çocuğun Dönüşü-30 - Anne, baba çok korkuyorum. Yine aranızda yatabilir miyim? Hah hah hah!

fıkranın devamı

My mother to be my wife: Anam Avradım olsun

Come with ball my brother Come with ball: Topla Gel Abicim Topla gel

Chicken translation: Piliç çevirme

Leave the door december: Kapıyı aralık bırak

Where is this waiter who I put: Nerede bu kodumun garsonu!...

Clean family girl: Temiz aile kizi.

Your hand is on the job your eye is on playing: Elin işte gözün oynaşta

Sensitive meat ball: İçli köfte.

Urinate quickly, satan mixes: Acele işe şeytan karışır

There is no saturation to her observations: Onun gözlemelerine doyum olmaz

Man doesn't become from you: Senden adam olmaz

Enter the desk: Sıraya gir

Look my ram, I'm an Anatolian child, If I put, you sit.: Bak koçum, ben Anadolu çocuguyum, bir koyarsam oturursun

Airplane out of the fart, say hi to that sweetheart: Osuruktan teyyare,
Selam söyle o yare

Master !!! do something burning-turning in the middle: Usta !!! Ortaya yanardöner bişi yapsana

Exploded egypt has escaped to my bosphorus: Boğazıma patlamış mısır kaçtı

In every job there is a no: Her işte bir hayır vardır

She is such a mother's eye girl: Çok anasının gözü bi kız
fıkranın devamı

- Mısır yağı mısırdan, soya yağı soyadan, ayçiçeği yağı ayçiçeğinden, zeytin yağı zeytinden elde ediliyorsa; bebek yağı neyden elde ediliyor?
- Süper yapıştırıcılar madem her şeyi yapıştırabiliyorlar da kendilerinin içinde bulundukları tüpün iç cidarlarını niye yapıştırmıyorlar?
- Yanlış çevrilen telefon numaraları niye hiçbir zaman meşgul çalmaz?
- Sadece 'tek heceli' kelimesini söyleyebilmek için niçin dört hece kullanmaktayız?
- Neden insanlar gökyüzünde 400 milyon yıldız var denildiğinde inandıkları halde, 'yeni boyalı' yazan yüzeyi elleriyle yoklarlar?
- Niçin limonlu gazozların içerisinde bir sürü suni tatlandırıcı varken bulaşık deterjanında 'gerçek limon suyu' kullanılmaktadır?
- Evli insanlar gerçekten daha mı uzun yaşamaktadırlar, yoksa öyle mi hissetmektedirler?..
- Işık 300.000 km/sn hızla yayıldığına göre karanlık hangi hızla çökmektedir?
- Işık hızında giden bir arabada oturduğumuzu varsayarsak, farları (ışıkları) yakınca ne olur?
- Niçin fare kokulu kedi maması yok?
- Teflona hiçbir şey yapışmadığı halde teflon, 'tavaya' nasıl yapıştırılmıştır?
- 24 saat açık denen benzin istasyonlarının kapılarında neden kilit vardır?
- Eğer uçağın karakutusu kaza anında parçalanmıyorsa neden bütün uçak bu kutunun üretildiği maddeden yapılmamaktadır?
fıkranın devamı

Ay bu akşam değişik bir şeyler yapalım (Bırak)
Ay şekerim saçlarım böylemi güzel şöylemi güzel (Bırak)
Bazı şeyler artık bana yetmiyor (Bırak)
Annem seninle tanışmak istiyor (Bırak)
Babam seninle tanışmak istiyor (Bırak)
Bu gün kendimi yorgun istiyorum (Bırak)
Uçur beni (Bırak)
Hadi yiğidim, aslanım kalem kaşlım (Hemennn)
Ya bu ayki telefon faturamı sen ödesen (Düşünme bile)
Süreyya'nın erkek arkadaşının arabasını gördün mü? (Nee bırak tabi)
Ben demi o kıyafetten alsam (Koşarak uzaklaş)
Sinamamı olmaz ya günümüzü sinemayla berbat etmeyelim ama sen bilirsin
(Bırak, bırakmakla kalma tokat at)
Kendimi bu akşam ölecekmişim gibi hissediyorum (Bırak)
Evlenirsek ben ütü, çamaşır olayına girmem
(Bırak imkanın varsa kafa at yere düşerse tekmeyle devam et)
Ay bu kıyafet sana hiç yakışmamışşş
(Suz ve başka bir tarafa doğru ıslık çalarak yürümeye ba?la)
Sakaların batıyooooo (Uçan tekme at)
Diş etlerim de iltihaplanma çıktı öpüşmeyelim bir süre olurmu hayatım
(Döner tekme at midesine)
Cep telefonunu çaldırıp kapatırsa (Polis karakoluna yönlendir, bırak)
Hayatım ben makyajım? yapıp aşağıya ineceğim deyip 2 saat geçikiyorsa
(Saçlarını yol gözüne parmağını sok)
Burnumu biraz kaldırsam mı? (Kulağını ısır)
Siz erkekler futboldan ne anlıyorsunuz (Koşarak omuz at)
Özür dilerim geciktim
(Sopa varsa etrafta sopa ile kovala yoksa taş bul gerisini bırak içindeki hayvan bitirsin)
Eski erkek arkadaşımla bir yemek yesam ne olur ki
hem bana önemli bir şey söyleyecekmiş çok merak ettim
(Son sözlerinmi mezar taşın için biraz uzun oldu da )
Başkalarının hikayelerini dinleyipde siz erkekler çok hayvansınız derse
(Kafa göz dal suçu ben üzerime alırım)
Evlenince ben senin ayağına basacağım (Öyle bir tokat at ki anasını şaşırsın)
Ben eski hayatımda bir diktatörmüşüm biliyormusun
(İstiklal Marşını söylet :) ama siz şeklini biliyorsunuz kankalar)
Şu anda seninle konuşamam evde misafirler var (Dürbünlü tüfekle vur hemde 800 metreden)
Ay sıkıldım çıkalım bu filmden (Patlamış mısırları gırtlağına bas)
Hayır o arkadaşınla görüşmeni istemiyorum (!!!!!!!!!!!!!)
Ağızı açık yemek yediği zaman (Masayı fırlat sandalyeyi kır kafasında)
ALO KOCACIM NABER (!!!!! Evlenmeden hele aman amannnnnn bırak, hatta bırakma kaç)
fıkranın devamı

Bir İngiliz turist Mısır'daki Tutankamun heykelini ziyaret ederken, orada bulunan müze tercümanı gence sorar:
- Bu heykelin yaşı kaçtır?
Memur cevap verir:
- Dört bin bir sene, altı ay, on gün...
Turist çok şaşırmıştır, hemen sorar:
- Bu kadar ince bir hesabı, buralarda, hangi teknikle bulabiliyorsunuz?
Tercüman kendinden emin bir eda ile cevap verir:
- Teknik falan değil, ben burada işe başladığımda bunun dört bin senelik olduğunu söylemişlerdi. Ben ise burada bir sene, altı ay, on gündür çalışıyorum. Ne eder?
fıkranın devamı

Sibirya'nın köylerinden birinde cenaze mezarlığa doğru götürülüyormuş. Mısır tarlasının ortasında tabut köylülerin ellerinden düşüvermiş. Tabutun içindeki ceset düşüp dereye yuvarlanmış. Akıntı, cesedi dinamitle avlanan balıkçıların yanına sürüklemiş. Balıkçılar "Acaba adamı dinamitle biz mi öldürdük" diye endişeye kapılarak cesedi askeri kışlanın tellerine bırakmışlar. Nöbetçi er, bölgeye birinin yaklaştığını düşünerek cesedi yaylım ateşine tutmuş. Hemen ambulans çağrılmış. Delik deşik olan ceset hastaneye kaldırılmış. Operasyon altı saat sürmüş.
Ameliyattan çıkan doktor alnından akan terleri silmiş ve "çok zor oldu ama galiba yaşayacak" demiş.
fıkranın devamı

Adamın biri tarlasına o kadar korkunç, o kadar korkunç bir korkuluk yapmış ki, onu gören kargalar korkudan geçen sene aldıkları mısırları bile geri getirmişler.
fıkranın devamı

Mısır hükümeti Kızıldeniz'in altına tüp geçit yapmak için ihale açar. İhaleye İngiltere'den, Amerika'dan, Japonya'dan ve Türkiye'den de Temel'in firması olmak üzere birer firma katılır. Firmaları teker teker mülakata çağırırlar ve teknik bilgi isterler. İngiliz firması:
- Biz iki taraftan da eşzamanlı olarak tüneli kazmaya başlarız ve denizin altında tam ortada buluşuruz. Tüneller arasında maksimum 1 metre fark olur. 30 metrelik enindeki tünelde de 1 metreyi rahatlıkla düzeltiriz derler.
Amerikan firması:
- Biz de iki taraftan kazmaya başlarız ve tam ortada buluşuruz maksimum 50 cm fark olur, der.
Japon firması ise:
- Biz iki taraftan kazmaya başlarız ve tam ortada buluşuruz. Maksimum fark 20 cm olocak, diye belirtir.
Sıra bizim Temel'e gelir. Temel:
- Valla biz de iki taraftan kazmaya başlarız. Ortada buluştuk buluştuk, buluşamadık iki tüneliniz olur der.
fıkranın devamı

Temel ıssız bir adaya düşer. Uzun bir süre yalnız başına adada kaldıktan sonra aynı adaya bir kadın düşer.
Kadın Temel'e
- Uzun zamandır özlemini duyduğun şeye kavuşacaksın artık
der.
Temel'in gözleri parlar ve kadına der ki..
- Uy yanunda misur unu mi getirdun da......
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama