Matematik Fıkraları

loading...

ALİ MATEMATİK DERSİNDEYMİŞİŞ. ALİ SAĞ CEBİNDE 5 LİRA SOL CEBİNDE 20 LİRAN VAR. DEMİŞ.ALİ BİRAZ DÜŞÜNDÜKTEN SONRA ŞÖYLE DEMİL: HERALDE ÜZERİMDE BAŞKA BİRİNİN PANTOLONU VAR. DEMİŞ.
fıkranın devamı

ayşe melikeye demiş ki: - ders demek 45 dak. işkence demektir,öğretmen ise bilgecan dede zil sesi cankurtaran sesi bahçe cennete gezinti demektir. melikede : - benimde matematiğe bir sözüm var. ayşe: - ney çabuk söyle melike : - sevgili matematik artık büyü e kendi problemlerini kendin çöz !
fıkranın devamı

ÇOCUK;Anne matematik yazılısından 95 aldım ANNE;Komsunun oglu yüz almış ÇOCUK;Anne komşunun oğlu annesinden 250 tl almış ANNE;Bizene elalemden oğlum
fıkranın devamı

çocuklar 1+1=? kaç eder öğretmenim tabi de 100 eder yavrum ne yüzü 200-100=100 çıkarmamı yapıyorsun
fıkranın devamı


Kız, babasına diplomasını gösteriyordu.

- Baba, nasıl diplomam? Kimya, fizik, matematik, edebiyat, felsefe, müzik, resim hepsi pekiyi? En iyi notlar benim? Babasının cevabı hazırdı.

- Oh oh? çok memnun kaldım kızım. İnşallah yemek pişirmesini, dikiş dikmesini, çocuk bakmasını, çamaşır yıkamasını iyi bilen bir kocaya düşersin de mutlu olursun?

fıkranın devamı


4 üniversite öğrencisi, uyanamadıkları için matematik finaline geç kalırlar. Okula gidince de hocaya arabalarının lastiğinin patladığını, bu yüzden geciktiklerini sınava girmek istediklerini söylerler..

Hoca önce bunlara inanmaz ama, öğrencilerinin yalvarmalarına dayanamayarak, onları 3 gün sonra sınav yapacağını söyler.

Sınav günü gelince hoca, 4 öğrencinin hepsini boş bir salonun ayrı ayrı
köşelerine oturtur.

Sınav geçme sistemi şöyledir:
100 üzerinden 50 puan alan herkes
sınavı geçebilir..

Hocanın hazırladığı sınavda kağıdın ön sayfasında da 10'ar puanlık 4 tane basit matematik sorusu vardır.
Bunları kolayca çözerler.

Arka sayfada ise 60 puanlık 1 tek soru vardır: "Hangi lastik patladı?"

fıkranın devamı


Bir kaç yıllık evli çiftin bir bebekleri olur..
2 yaşına geldiğinde bebeğin çok farklı ve insan üstü yetenekleri olduğu ortaya çıkar.. 3 yaşına geldiğinde yetişkin bir insan gibi konuşur..
5 yaşında, aklınıza gelen her dilde okuyup yazmaya başlar..
10 yaşında ileri matematik profesörleriyle ileri konularda açık oturumlara katılır..
13 yaşında gelecekle ilgili inanılmaz tahminlerde bulunmaya başlar...

Bir gün çocuk:
"Tam 1 yıl sonra bugün ben öleceğim.... Ben öldükten 2 yıl sonra 5 Kasım günü annem ölecek.. Annem öldükten 3 yıl sonra da 15 Haziranda babam ölecek.� Annesi ve babası çok şaşırırlar..

Gerçekten de bir yıl sonra çocuk ölür... Baba çok uyanık olduğu için karısını hemen milyarlar değerinde sigorta yaptırır... 2 yıl sonra da 5 Kasım günü anne ölür.... Baba 3 yıllık ömrünün kaldığını bildiğinden, sigortadan aldığı milyarlarla seyahatlere çıkar ve birbirinden güzel bayanlarla yer bitir. Hatta evini bile 16 Haziranda boşaltmak şartıyla satarak alemler yapar ve son günlerini bekler...

Ölümüne 1 gün kala son parasıyla bir hayat kadını kiralar, önce jakuzide eğlence, sonra yatak odasında zevk dolu saatlerle bir gece geçirir.. Adam her şey bittiğinde gözlerini kapatır ve:

"Vay be yarın ölmüş olacağım.. Karım olmadan 3 yıl ne hayat geçirdim ama her şeyi yaptım, dolu dolu yaşadım, helal olsun bana" diyerek, alkolün verdiği rehavetle ve yorgunlukla uykuya dalar..

Ama o da ne...... sabah bir de gözlerini açar ki hala yaşıyor..!!!!!!

Yatakta şaşkınlık içinde bakınırken geceyi beraber geçirdiği genç bayan çığlık çığlığa koşarak içeri girer...

"HEMEN ASAĞIYA GELİN NE OLUR.. UŞAĞINIZ SALONDA BOYLU BOYUNCA UZANMIŞ YATIYOR... GALİBA ÖLMÜŞ!!!!"

fıkranın devamı


TEMEK KARNESİNİ GETİRDİ.MATEMATİK NOTLARI ZAYIFTI
ANNESİNE SORDU:
_ANNECİĞİM MATEMATİKTEN PEKİYİ ALSAM NE YAPARSIN?
_BU DA SORU MU YAVRUM.SEVİNÇTEN DELİ OLURUM.
_ÖYLEYSE HİÇ KORKMA ANNECİĞİM DELİ OLMAYACAKSIN.
ÇÜNKÜ ZAYIF ALDIM.



fıkranın devamı


Lazın oğlu yüzünde üzgün bir ifade ile okuldan gelmiş. Babası durumu görünce sormuş:
- Ne oldu ?
- Matematik dersinden zayıf aldım.
- Niye ?
- Öğretmen 2 kere 2 kaç eder dedi, bende 6 dedim.
- E oğlum, 2 kere 2 dört eder, hadi bilemedin beş eder. 6 nerden çıktı?

fıkranın devamı


Matematik öğretmeni ilkokul çocuklarına sormuş :
-Ağaçta 5 kus var.Birini vurdum kaç kaldı.
Ahmet hemen :
-Hiç kalmaz.Çünkü sesten hepsi uçar, demiş.
öğretmeni bunun üzerine :
-Olmaz öyle şey, diye cevap vermiş.
Burası matematik dersi.5 taneden biri vurulursa 4 tane kalır. Ama düşünüş biçimini beğendim.
Ahmet fena halde hırslanmış :
-Bende bir şey sorabilir miyim öğretmenim, demiş.
Sor bakalım.
-3 kadın dondurma yiyor, biri ısırarak, biri yalayarak, biri emerek yiyor.Bunlardan hangisi evli.
Öğretmen kızarıp bozarmış.Sonunda :
-"Bilemem", demiş. "Emen mi?"
Ahmet cevabi yapıştırmış :
-Yoo, parmağında alyansı olan.Ama düşünüş biçiminizi beğendim..

fıkranın devamı


emel düşünüp duruyomuş yarınki matematik yazılısında ne yapsada beş olsa basit yöntemlere dönmüş bir kağıda çarpım toblosunu yazmış ve sınava girimiş. sınav başlayınca cabinden kağıdı çıkarmış. kağıdı çıkarırken sese gelen öğretmen:



-Temel oğlum sana kaç kez kopya çekme diyorum.

temel öğretmene bakarak



-Ama öğretmenim siz demezmisiniz öğrenmek en güzel şeydir.



-Temel yavrucuğum öğrenmak bunun neresinde



-Öğretmenim kopya çekesinki cevabını öğrenesin

fıkranın devamı


TEMEK KARNESİNİ GETİRDİ.MATEMATİK NOTLARI ZAYIFTI
ANNESİNE SORDU:
_ANNECİĞİM MATEMATİKTEN PEKİYİ ALSAM NE YAPARSIN?
_BU DA SORU MU YAVRUM.SEVİNÇTEN DELİ OLURUM.
_ÖYLEYSE HİÇ KORKMA ANNECİĞİM DELİ OLMAYACAKSIN.
ÇÜNKÜ ZAYIF ALDIM.

fıkranın devamı


Bir mühendis, bir fizikçi ve bir matematikçi bir hoteldedir.
Derken mühendis burnuna gelen duman kokusuyla uyanır, hole çıkar, bir de bakar ki bir yangın var. Eline geçirdiği bir kovaya su doldurarak yangını söndürmeye çalışır.
Daha sonra fizikçi uyanır, aynı yangını görür ve yangın hortumunu bulur ve başlar hesap yapmaya. Su basıncı, alevin şiddeti, aradaki mesafe falan derken hesaplara göre minimum miktarda suyla ve minimum enerjiyle yangını söndürür. (İkinci versiyon yaptığı hesaplara göre yangının sönmeyeceği ortaya çıkar ve yatağına geri döner.)
Daha sonra matematikçi kalkar kokunun etkisiyle hole koşar. Bir de bakar ki yangın var. Derken çözüm aramaya koyulur. Yangın hortumunu bulur ve - çözümü buldum diye bağırarak yatağına geri döner.

fıkranın devamı


Fizikçi, matematikçi, kimyacı, jeolog ve antropologdan oluşan bir heyet bir araştırma için arazide bulunmaktadır. Birden yağmur bastırır. Hemen yakındaki bir arazi evine sığınırlar. Ev sahibi bunlara bir şeyler ikram etmek için biraz ayrılır. Hepsinin dikkati soba üzerinde toplanır. Soba yerden 1 m. kadar yukarda, altındaki dizili taşların üzerindedir. Sobanın niçin böyle kurulmuş olabileceğine dair bir tartışma başlar.
Kimyacı:
-Adam sobayı yükselterek aktivasyon enerjisini düşürmüş, böylece daha kolay yakmayı amaçlamış.
Fizikçi:
-Adam sobayı yükselterek konveksiyon yoluyla odanın daha kısa sürede ısınmasını sağlamak istemiş.
Jeolog:
-Burası tektonik hareketlilik bölgesi olduğundan herhangi bir deprem anında sobanin taşların üzerine yıkılmasını sağlayarak yangın olasılığını azaltmayı amaçlamış.
Matematikçi:
-Sobayı odanın geometrik merkezine kurmuş, böylece de odanın düzgün bir şekilde ısınmasını sağlamış.
Antropolog:
- Adam ilkel topluluklarda görülen ateşe tapmanın daha hafif biçimi olan ateşe saygı nedeniyle sobayı yukarıya kurmuş.
Bu sırada ev sahibi içeri girer ve ona sobanın yukarda olmasının nedenini sorarlar. Adam cevap verir:
- Boru yetmedi!!!!!!

fıkranın devamı


Temel in oglu yüzünde üzgün bir ifade ile okuldan gelmis. Temel durumu
görünce sormus :
- Ne oldu ?
- Matematik dersinden zayif aldim.
- Niye ?
- Ögretmen 2 kere 2 kaç eder dedi, bende 6 dedim.
- E oglum, 2 kere 2 dört eder,hadi bilemedin 5 eder. 6 nerden çikti?

fıkranın devamı


Trabzonlu Temel Ağa'nın sevgili torunu Eda'ya verilen ödev ile başı derttedir...Eskişehir'e göç eden "teğerli arkadaşu" Niyazi'ye başına gelenleri yazar:

Niyazicuğum. Hani benim küçük torun var ya. Geçen akşam, geturdi ödevini önüme koydi. Bi yandan da ağlay. Zaten dertlerini hep bağa açar.Dedi ki; "habunlari anliyamadum. O yüzden da yapamadum. Yarin öğretmen beni dövecek."

Dedum ki; "Ağlama uşağum, bunun içun öğretmen adam dövmez. Simdi oni çözeruk." Ne mümkün Niyazi kardaşum:

Bi tirenlan, bi otobos ayni istasyondan kalkmislar. Tiren otobostan üçte bir daha hizli gidiy. Otobos iki yerde onbeşer dakka istirahat vermis. Tiren da bi yerde durmiş, 20 dakka su almiş. Otobos saatte 60 kilometro gidiymiş. Tiren 5 saat sonra gideceği yere varmiş. Otobos ise ne vakit sonra oraya varacakmiş. Ograstum yapamadum. Uşak ağlay. Derken bubasi geldi. O da çözemedi.

Diyrum oğa ki, "damat, senun taniduğun tahsilli bi otobos şofori var ise oğa soralim, belki o bilebilur. Yahutta sabah olsun ben uşağı şoforler cemiyetine götüreyum. Onlar arasinda belki tirenle yaris etmis bi sofor vardur da bize nasihat verur." Ha, biz bi yandan da uşağa tireni tarif ediyruk. Tiren görmemis ki... Ne anasi görmis, ne bubasi. Ben da bi tek askerlukte Erzurum'dan Sivas'a gittiydum. Neysa kardasum, o gece çok kızdum. Diyeceksun ki niye? Uşak daha incir ağacından duti ayiramay; mezgiti gosteriyrum, hamsi diy; efendum, yumurtanun fabrikada yapilduğuni sanay. Biz gelduk araba yariştiriyruk.Yani efendi, otobos saatinda varsa ne olur, geç varsa ne olur? Gurbetten yolci mi bekliysun? Eğer varacagi saat onemliysa, edersun yazihaneye bi telefon, derler saga otobosun ineceği zamani.. Bu kadarluk mesele içun sabiyi subyani niye telef edersun? Uşacuklarda şarkı yok, türki yok, oyun yok; dayamis matamatigi. Ayuptur...

fıkranın devamı


Temel Dursun'a üniversite çagindaki kizini matematik dersi çalistirmasi için emanet eder.
Aradan 9 ay geçer.
Kizi karni burnunda eve döner.
Temel sinirle Dursun'un evine gider. Ve Dursun'a bagirir:
"Ne yaptun kizuma?!" Dursun cevap verir:
"Ne yapayum daa?!
Ders çalismiyordu. Koskoca kiz, dövsen dövülmez......"

fıkranın devamı


Fizikçi, matematikçi, kimyacı, jeolog ve antropologdan oluşan bir heyet bir araştırma için arazide bulunmaktadır. Birden yağmur bastırır. Hemen yakındaki bir arazi evine sığınırlar. Ev sahibi bunlara bir şeyler ikram etmek için biraz ayrılır. Hepsinin dikkati soba üzerinde toplanır. Soba yerden 1 m. kadar yukarda, altındaki dizili taşların üzerindedir. Sobanın niçin böyle kurulmuş olabileceğine dair bir tartışma başlar. Kimyacı, "adam sobayı yükselterek aktivasyon enerjisini düşürmüş, böylece daha kolay yakmayı amaçlamış"; fizikçi, "adam sobayı yükselterek konveksiyon yoluyla odanın daha kısa sürede ısınmasını sağlamak istemiş"; jeolog, "burası tektonik hareketlilik bölgesi olduğundan herhangi bir deprem anında sobanin taşların üzerine yıkılmasını sağlayarak yangin olasılığını azaltmayı amaçlamış"; matematikçi, "sobayı odanın geometrik merkezine kurmuş, böylece de odanın düzgün bir şekilde ısınmasını sağlamış"; antropolog, "adam ilkel topluluklarda görülen ateşe tapmanın daha hafif biçimi olan ateşe saygı nedeniyle sobayı yukarıya kurmuş". Bu sırada ev sahibi içeri girer ve ona sobanın yukarda olmasının nedenini sorarlar., Adam cevap verir: - "Boru yetmedi."

fıkranın devamı

Size bir soru..Anne çocuğundan 21 yaş büyük. 6 yıl sonra anne çocuğundan 5 kat daha yaşlı ...
fıkranın devamı

Ilkokulda, matematik dersinde ögretmen üçgenin alanini, cocuklara susekilde ögretmis: Bir üçke...
fıkranın devamı

Temel düşünüp duruyomuş yarınki matematik yazılısında ne yapsada beş olsa basit yöntemler...
fıkranın devamı

Ünlü bir filozof dilbilim üzerine bir konuşma yapıyordu. Çifte olumsuzlamanın bazı dillerde ...
fıkranın devamı

Bir matematikçi, bir fizikçi ve bir kimyacıyı bir ay süreliğine ayrı ayrı odalara kapatmış...
fıkranın devamı

Çocuk babasından matematik ödevini yapmasına yardım etmesini ister ve- Doğru olmaz oğlum. cev...
fıkranın devamı

Matematikcinin biri kafayi usutmus. kendini diferansiyel operatoru zannetigi icin herkesin onune cik...
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama