Mavi Fıkraları

loading...

Gökyüzünün mavi görünmesinin (dikkat! olmasının değil görünmesinin! çünkü normalde atmosferimiz daha doğrusu hava renksiz bir gazdır!) tek sebebi kırılma hadisesidir.
fıkranın devamı

Nasreddin Hoca’nın iki karısı varmış. Aralarında kıskançlık, geçimsizlik başgösterince, her ikisine de birbirinden gizl...
fıkranın devamı


Temel ile dursun uzun zamandır birbirlerini görmüyorlarmış.büyük bir alışveriş merkezinde karşılaşmışlar.ikiside panik içindebirbirlerine eşlerini görüp görmediklerini sormuşlar.ama ikiside birbirlerinin eşlerini tanımıyorlarmış ve birbirlerine tarif etmeye başlamışlar.temel ''benim kerım 1.80 boyunda, sarışın, mavi gözlü, 90 60 90ebadında güzel bir kadın.'' demiş."ya senin karın nasıl?"diye sormuş temel.dursun"benimkini boşver.seninkini arayalım" demiş.

fıkranın devamı


Bir zamanlar uzaklarda bir ulkede cok yakişikli bir prens yaşarmiş. Ancak prens daha kucukken ulkedeki kotu kalpli cadinin lanetine ugramiş, ve uzerindeki bu lanet yuzunden her yil sadece 1 kelime konuşabiliyormuş. Prens 2 kelime soyliyecegi zaman ise bir yil boyunca susuyor, boylece ertesi yil da 2 kelime soyleme hakki oluyormuş.

Bir gun bu yakişikli ama talihsiz prens dere kenarinda otururken, bir de bakmiş karşida kucuk bir kulube, ve kulubenin bahcesinde muhteşem bir kiz. Saclari altindan daha sari, gozleri gokyuzunden daha mavi, dudaklari kirazdan daha kirmiziymiş. Prens bu guzelligi gorunce akli başindan gitmiş, o anda vurulmuş.. ve 2 yil boyunca konuşmamaya karar vermiş, 2 yil sonunda kiza "cok guzelsiniz" diyebilmek icin..

Ama 2 yilin doldugu gun prensin icindeki bu ateş daha da buyumuş ve kiza "size aşik oldum" demek icin yanip tutuşur olmuş... boylece:

COK+GUZELSINIZ+SIZE+AŞIK+OLDUM=toplam 5 kelimeyi soyleyebilmek icin, gecen 2 yilin ardindan 3 yil daha konuşmamayi goze almış.

Ve 5 yilin sonunda prens konuşmak icin hazir oldugu sirada, birden bu muhteşem guzel ve zarif kizla evlenmeyi, onu sarayinin prensesi yapmayi ne kadar istedigini farketmiş... boylece

COK+GUZELSINIZ+SIZE+AşIK+OLDUM+BENIMLE+EVLENIR MISINIZ= toplam 7 kelime soyleyebilmek için 5 yilin ardindan 2 yil daha sabretmeye karar vermiş..

Ve prens bu platonik duygularla 7 koskoca yili tamamladigi gun, artik dunyanin en heyecanli ve en mutlu erkegi olarak kizin yaşadigi kulubeye koşmuş. Kiz yine kulubenin bahcesinde oturuyormuş ve bir kitap okuyormuş. Prens elindeki bir tek kirmizi gulu kiza uzatmiş ve sormuş:

- "COK GUZELSINIZ, SIZE AŞIK OLDUM, BENIMLE EVLENIR MISINIZ?"
Kız başını kaldırıp prense bakmış.
... kulaklarini orten altin sarisi saclarini geriye atmış...
... ve prense şoyle demiş:
- "PARDON?"

fıkranın devamı


1. Exxon'a ait bir petrol tankeri Kanada aciklarinda battiktan sonra, iki tane deniz ayisi 80.000 dolar harcanarak temizlenmis ve buyuk bir torenle denize birakilmislar. Tam 2 dakika sonra herkesin gozleri onunde bir mavi balina deniz ayilarini yemis.
(Neymiiiş: dogaya asla mudahale etmeyeceksiiiin)

2. New York'ta yasayan bir psikoloji ogrencisi kiz bos odasini bir marangoza kiralar. Amaci onunla konusup, adamin davranislarini incelemek. Ama iki hafta sonra marangoz kizi bir balta ile parcalar..
(Neymiiiş: insanin basina ne gelirse ya meraktan...)

3. Bonn'da iki gosterici, domuzlarin kesimevi'ne barbarca goturulup orada kesilmelerini protesto ederken, domuzlarin bulundugu yerin kapilari kirilir ve 2000 domuz kacisirken, iki gostericiyi ezerek oldururler..
(Neymiiiş: demek ki domuz domuzlugunu yapar)

4. Amerika'da kadinin biri evine gelir ve kocasini mutfakta titrerken gorur. Belinden su-kaynatici'ya dogru bir kablo gitmektedir. Kadin hemen kalin bir tahta parcasi bulur ve adamin koluna vurarak onu elektrik sokundan ayirmaya calisir. Adamin kolu iki yerinden kirilir. Sonradan anlasilir ki, kocasi orada mutlu bir sekilde wallkman dinliyordur..
(Neymiiiş: kadin milleti her zaman erkek milletinin mutluluguna engeldir

fıkranın devamı



Genç is adami uçaga binmek üzere havaalanina gelir ve bilet kontrolü yapilan masaya giderek, elindeki valizleri teslim eder.
Görevli; "Biletinizi alabilir miyim?"
Adam biletini verir ve ekler; "Biletimden göreceginiz gibi New York'a gidiyorum. Ancak, verdigim yesil valizin Londra'ya, mavi olanin da Paris'e gitmesini istiyorum".
Görevli kiz saskinlikla; "Özür dilerim, ancak bunu yapmam mümkün degil".
Bunun üzerine genç adam; "Bunu duyduguma çok sevindim. Geçen sene yapmistiniz da!




fıkranın devamı


- Lan olum Rus ruleti öyle mi oynanır dur da göstereyim.
- Teker teker gelin layn...
- Sevgilim, abin bizi böyle görse ne yapardı?
- Korkma, bu tünelden yllardr tren geçmiyor...
- Abi çevremizde fazla polis yok, teslim olmayalım, kaçalım abi...
- Geeel, geeel, sağ yap gel.
- Abi çok seri bi araba bu yaaa...
- Demek piranha dedikleri şey bu. Hiho, bak Hulusi abi bıyıkları ile oynuyom bi şey olmuyo.
- O irmikleri neden aldın Nurhan, helva mı yapıcan? Niye?
- Burası Fener tribünü değil mi?
- Bah bah bah hala uzunlarla geliyo...
- Müjdemi isterim Turhan abi bi kızın daha oldu.
- Ordular ileri... Allah, allah, allah, allah...
- Kim bekler lan yeşilin yanmasını?!
- Bekle Cemşit abi ben bi dalıp çıkıcam.
- Hala karlı gösteriyor mu hanım?
- Elektrikçiye ne gerek var canım, ben hallederim.
- Gel abi burası boyu geçmiyo.
- Vakkas abi. Senin için öyle böyle diyorlar, doğru mu?
- Hihoha... Bak gelen şey köpekbalığına ne kadar da benziyor.
- Rasim abi, kafesin kapısı kapalı değil mi?
- Baba... Ben hamileyim.
- Yapma Satılmış abi, şeytan doldurur.
- Bu külüstür essahtan 200 yapıyor mu?
- Semra'cığım bak arabanın ibresi 200'ü gösteriyor.
- Ben öldükten sonra tablolarım çok para edecek Ayşegül..
- Boğaza gelip temiz hava almayı iyi akıl ettik... Çocuğum oynama şu arabanın el freniyle...
- Doktora neyin gerek yok. Beni üfürükçü Sabit hocaya götürün.
- Ohooo doktorun her dediğini yapsak açlıktan ölürüz birader. Hadi yeyin yeyin afiyet olsun...
- Ulan, biz bugüne kadar kaç bomba imha ettik be! İşimi bana mi öğretiyon, lavuk! Kes şu mavi teli!
- Sayın seyirciler! Simdi en büyük numaraya geldik. Aslanın ağzını açıp, başımı içine sokuyorum.
- Burası eskiden mayın tarlasıymış ama artık bi tane bile kalma...
- Havlayarak üzerimize geliyor, çünkü bu cinsler çok insan canlısıdır.
- Paraşütü en aşağıda ben açacağım.
- Komutanım, pimini çektikten sonra kaça kadar sayıcaktık?
- Olum bu mantarlar zehirli değil, bak ben nasıl yiyorum.
- Amma keskin virajmış yav!!
- Dikkat kaptanınız konuşuyor: Eşhedü en la ilahe illallah ... (Pilot Temel)
- Önüne baksana lan! Ne çarpıyon omzuma?
- Bu kadar korkma canım! Bu yılanların hepsinin zehirleri alınmış.
- Uçağın pervanesini görüyon mu? O kadar hızlı dönüyo ki sankim dönmüyomuş gibi.
- Kaplanlar da aynı kedi yavruları gibidir. Bak böyle gıdışından sevicen bak iyi bak...

fıkranın devamı


temel ile dursu uzun zamandır birbirlerini görmüyorlarmış bir büyük bir alışveriş merkezinde karşılaşmışlar.ikiside panik icinde birbirlerine eşlerini görüp görmedıklerinı sormuslar.ama ıkısıde bırbırlerının karılarını tanımıyormus ve bırbırlerıne tarıf etmeye baslamıslar: temel benım karım 1.80 boyunda, sarısın, mavi gözlü,90-60-90 ebadında güzel bır kadın demis ya senın karın nasıldı demıs.dursun cevap vermıs:benımkını bosver senınkını arıyalım demıs



fıkranın devamı


temel ile dursu uzun zamandır birbirlerini görmüyorlarmış bir büyük bir alışveriş merkezinde karşılaşmışlar.ikiside panik icinde birbirlerine eşlerini görüp görmedıklerinı sormuslar.ama ıkısıde bırbırlerının karılarını tanımıyormus ve bırbırlerıne tarıf etmeye baslamıslar: temel benım karım 1.80 boyunda, sarısın, mavi gözlü,90-60-90 ebadında güzel bır kadın demis ya senın karın nasıldı demıs.dursun cevap vermıs:benımkını bosver senınkını arıyalım demıs.

fıkranın devamı


Milli Park Polisleri, adamin birini, nesli tükenmekte oldugu için koruma altina alinan bir Boz Kartal'i kesmis, pisirip yerken görmüs ve derhal tutuklamislar... Mahkemede adamin avukatlari müthis bir savunma yapmislar: "Bu adam ormanda yolunu kaybetmisti. Günlerdir aç oldugu için ya kartali öldürecekti, ya kendisi ölecekti." diye... Yargiç bu savunmayi kabul edebilecegini söylemis. Kararini açiklamadan önce, saniga dönmüs: - "Son bir sey sormak istiyorum" demis, "Ben de av meraklisiyim da.. Bu Boz Kartalin tadi nasil bir sey?" - "Valla efendim!" demis adam, "Tam olarak Kelaynak ile Mavi Gagali Puhu Kusu tatlarinin arasinda bir sey..!"

fıkranın devamı


Ormanda oturan acil vaka bir hasta varmış, hastaneye gitmesi mecburmuş. Bizim doktor da ne yapsın, almış jipini gitmiş kadının ormandaki evine. Almış kadını atmış jipinin arkasına ve ormanda gidiyorlarmış. Önüne kıpkırmızı bir adam çıkmış, ben demiş ormanın kırmızılı i.nesiyim . Bana bir yiyecek. Adam düşünmüş, sandvicini vermiş ib.eye. Sonra bir gölün etrafından geçerken sapsarı bir tip çıkmış, el kol sallamış falan, bizimkini durdurmuş. Ben demiş bu gölün sarılı i.nesiyim demiş. Bana bir içecek. Bizimki durmuş düşünmüş, vermiş kolasını. Sonra yola devam etmiş. Bizimki işte bildiğimiz asfalta çıkmış en sonunda. Önüne masmavi bir adam çıkmış, el kol sallamış falan durdurmuş bizimkini. Bizimki sinirlenmiş. "Yaa asfaltın mavili i.nesi!!!! Sen ne istiyorsun????" Mavili herif dönmüş: "Ehliyet, ruhsat lütfen!"

fıkranın devamı


Sarışın yıldız adayı, üstü açık kırmızı arabasını gecenin bir vakti iyice tenhalaşmış ve loşlaşmış Hollywood Bulvarı'nda hızla sürerken trafik polisi çevirdi.. - "Hanımefendi, ehliyetiniz lütfen.." - "Ehliyet nedir, afedersiniz?." - "Kredi kartı büyüklüğünde bir karttır, hanımefendi. Üzerinde resminiz vardır." Sarışın yıldız adayı cüzdanını çıkardı, içinden bir yığın kart döküldü. Üzerinde resmi olanı buldu, uzattı. Polis "Teşekkür ederim" dedi, "Şimdi de ruhsatınız lütfen.." Sarışın mahçup mahçup sordu gene.. "Ruhsat nedir?.." "O da deyim yerinde ise arabanızın kimlik kartıdır. Genelde torpido gözünde durur" diye sabırla yanıtladı polis.. Sarışın torpido gözüne uzandı. Orada gerçekten öyle bir kart vardı. Onu da polise uzattı. Polis ehliyet ve ruhsatı inceledi. İkisi de mükemmeldi. Görünürde her şey normaldi ama ortada da bir gariplik vardı. "Bir dakika lütfen" dedi sarışına ve motosikletinin yanına gitti, telsizle merkezdeki nöbetçi arkadaşını aradı. Olanlari anlattı. Merkezdeki sordu: "Kadin sarışın mı?.." "Evet!.." "Mavi gözlü mü?.." "Evet!.." "Süper mini mi giyiyor?.." "Evet.." "Göğüsleri kazağından fırlıyor mu?." "Evet.." "O zaman hemen arabanın yanına git ve fermuarını indir." "Ne çıldırdın mı sen?.. Ben bunu nasıl yaparım!" diye bağırdı trafik polisi. "Sen git dediğimi yap" dedi, merkezdeki.. Trafik polisi sarışının yanına geldi, fermuarını indirdi.. "Neee" diye bağırdı, sarışın.. "Gene mi alkol muayenesi.."

fıkranın devamı


Ruh çağırmaya düşkün ve ölümden sonra yeniden dirilişe inanan iki sevgili, birbirlerine söz vermişlerdi. Hangisi önce ölürse, öteki tarafından "çağrıldığında" hemen gelecek kendisine sorulan her soruyu doğru olarak yanıtlayacaktı.
John öldükten birkaç ay sonra sevgilisi Martha, birbirlerine verdikleri bu sözü anımsadı ve John'un ruhunu çağırdı, onunla konuşmaya başladı:
"Birbirimize verdiğimiz sözü anımsıyorsun değil mi, John?" dedi. "Bana oralar hakkında biraz bilgi vereceksin, değil mi?"
John tane tane anlatmaya başladı:
"Burada bulut denen şey yok, gök her gün masmavi, güneş her zaman pırıl pırıl, öğleden sonraları tatlı bir meltem esiyor, geceler ise sımsıcak..."
Martha, biraz daha ayrıntı öğrenmek istedi. John, herşeyi çekinmeden anlattı:
"Sabahları saat onbirde uyanıyoruz... Nefis bir kahvaltıdan sonra plaja gidiyoruz...

Önüm, arkam, sağım, solum, dünyanın en güzel kadınlarıyla dolu...

Tümü üstsüz olarak dolaşıyor ya da yatıp, güneşleniyor. İçlerinden gözüne çarptıklarım, kendilerini tutamıyorlar, ya başımı ya da vücudumun başka bir yerini okşuyorlar ve bana çok çok güzel şeyler söylüyorlar...
Kimileri daha ileri gidip, bana sarılıyorlar, beni kucaklıyorlar...
Öğle yemeğinden sonra özel odalara çekilip, bir iki saat şekerleme yapıyoruz...
Sonra da harika bir gece yaşamına başlıyoruz. Gece de, gündüz de aşk ve eğlence içinde burası..."
Martha bir yandan kendini frenleyip, kıskançlığını belli etmemeye çalışırken, bir yandan da hafif bir öfkeyle mırıldandı:
"Bizim cennet diye bildiğimiz, meğer böyle bir yermiş, ha?"
John birden sesini yükseltti:
"Sana cennetten söz eden kim?" dedi. "Ben şimdi şirin bir fino köpeğiyim ve şu anda sahibim bayanla Miami'de tatildeyiz...

fıkranın devamı

Gökyüzü nün mavi görünmesinin (dikkat! olmasının değil görünmesinin! çünkü normalde at...
fıkranın devamı

Bir gün bir iş adamı sevişmek için geneleve gider bir bayan begenir ve parasını öder derlerk...
fıkranın devamı

Adam gecenin bir vakti evine giderken, yol kenarinda otostop yapan guzel bir kadin gordu.. Durdu. La...
fıkranın devamı

Evleneli 15 -20 sene gecmisti. Kadin bahcede egilmis fide ekerken kenardan izleyen kocasi "Hanim han...
fıkranın devamı

Genç is adami uçaga binmek üzere havaalanina gelir ve bilet kontrolü yapilan masaya giderek, eli...
fıkranın devamı

Milli Park Polisleri, adamın birini, nesli tükenmekte olduğu için koruma altına alınan bir Boz...
fıkranın devamı

John isten cikmadan once karisini evden arar; Tatlim , patron bir kac arkadasiyla beraber komsu ...
fıkranın devamı

Güzel bir bahar gününün sabahinda IETT söförü garaja gider, otobüsünü çalistirir ve yola ...
fıkranın devamı

Yaşlı bir amca parkta bir banka çökmüş etrafı seyrediyormuş... derken yanına bir delikanli ...
fıkranın devamı

3 rahibe kiliseye giderlerken her gun bir kuscu dukkaninin onunden gecerlermis. Dukkanin disarisinda...
fıkranın devamı

Adamin biri arabasiyla yola cikmis. Bir golun kenarindan gecerken kirmizi elbiseli bir adam elini ka...
fıkranın devamı

2 adam Akmerkez de karilarini kaybetmis hararetle ariyorlarmis. Ortada kosusturup dururken birbirler...
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama