Meraklı Fıkraları

loading...

hoca bir gece karısıyla tartışırken evde olağanüstü bir gürültü kopmuş.meraklı komşusu hocaya gürültünün nedenini sormuş.hoca,önemli değil komşum, bizim hatunla tartışıyorduk,kızdı ve cübbemi merdivenlerden aşğı attı.komşusu,aman hocam merdivenlerden aşğı atılan cübbeden ses çıkar mı hiç.hoca gülümsemiş.uzatma komşum,cübbenin içinde bende vardım.
fıkranın devamı

Nasreddin Hoca Konya’ya gidiyormuş. Yolda, Konya’ya gitmekte olan Sivrihisarlı bir hemşerisiyle karşılaşmış. Selâ...
fıkranın devamı


85 yaşında bir adam doğumhanenin
kapısında beklemektedir. Doğum haneden çıkan doktor şöyle bir bakındıktan sonra yaşlı adama sorar:
D-"içerde doğum yapan bayan yakınınız mı?"
A-"Evet, eşim."
D-"Ama bayan 25 yaşlarında..."
A-"Tamam işte, eşim o. Niye şaşırdınız,
baba olamaz mıyım yani?"
D-"Yoo, aklıma benim dedem geldi de."
A-"Nesi varmış dedenizin?"
D-"Kendisi av meraklısı idi. sürekli ava çıkardı. Ancak yaşlanınca
zorlanmaya başladı. Bir gün ava
çıkacakken kendisini uyardık, aman
yapma dedecim,
sen yaşlandın, ava
gidemezsin diye. Kendisi Israr etti ve
hazırlandı. E, tabi yaşlılık, çıkarken
tüfek yerine baston aldı eline.
Ben de kendisiyle gittim. Ormanda bayağı
yol yürüdükten sonra bir geyik
gördük.Dedim ya, dedem yaşlı. Bastonu
omzuna koydu, doğrulttu ve geyiğe
bastonla ateş etti. Geyik o anda vurulup yere düştü..."
A-"Olur mu, başkası vurmuştur onu."
D-"Ben de onu demeye çalışıyorum..!

fıkranın devamı


Bir devrin tüm as ve klas futbolcuları cennette buluşmuş. Cennetin baş meleği de futbol meraklısıymış. Şeytanı çağırtmış :
-Cennetle cehennem arasında bir maç düzenleyelim ne dersin?
-Boşuna oynamayalım, biz kazanırız, demiş seytan.
-Olur mu en iyi futbolcular bizde. Ne kadar da kötü futbolcu varsa sizde.
Şeytan şeytanca gülümsemiş :
-Ama bütün hakemler de bizde.



fıkranın devamı


Genç deve annesine sormuş:
- Anne niye bizim ayaklarımız bu kadar büyük?
Anne cevap vermiş:
- Çölde kuma batmamak için.
Genç deve tekrar sormuş:
- Peki kirpiklerimiz niye bu kadar gür?
Anne tekrar cevap vermiş:
- Çölde kum fırtınalarında kum kaçmasın diye.
Merakı yatışmamış olan genç deve bir soru daha sormuş:
- Bizim niye hörgüçlerimiz var?
Anne deve sabırla yanıtlamış:
- Çölde çok uzun süre susuz idare edebilmek için suyu hörgüçlerimizde depolarız.
Sonunda dayanamayan genç deve sormuş:
- Peki bizim bu hayvanat bahçesinde ne işimiz var?




fıkranın devamı


Bir gün meraklı çocuk annesine ve babasına sorar "Anne ben nasıl oldum?"
Aile hafiften telaşa kapılır, olayı çocuğa nasıl anlatacakları hakkında.
Ama baba hiç bozuntuya vermeden der ki "Biz annenle bir akşam yastığımızın altına iki küp şeker koyduk, sabahına sen oldun"
Bunun üzerine akşam çocuk yastığının altına iki küp şeker koymuş. Sabah kalktığında görmüş ki şekerlerin üstü bir sürü karınca ile dolu... Tam elini kaldırmış, vuracakmış ki, duraksayarak kendi kendine "Baba yüreği işte, kıyamıyor insan" diye iç geçirmiş...

fıkranın devamı


Bir devrin tüm as ve klas futbolcuları cennette buluşmuş. Cennetin baş meleği de futbol meraklısıymış. Şeytanı çağırtmış :
-Cennetle cehennem arasında bir maç düzenleyelim ne dersin?
-Boşuna oynamayalım, biz kazanırız, demiş seytan.
-Olur mu en iyi futbolcular bizde. Ne kadar da kötü futbolcu varsa sizde.
Şeytan şeytanca gülümsemiş :
-Ama bütün hakemler de bizde.

fıkranın devamı


Genç deve annesine sormuş:
- Anne niye bizim ayaklarımız bu kadar büyük?
Anne cevap vermiş:
- Çölde kuma batmamak için.
Genç deve tekrar sormuş:
- Peki kirpiklerimiz niye bu kadar gür?
Anne tekrar cevap vermiş:
- Çölde kum fırtınalarında kum kaçmasın diye.
Merakı yatışmamış olan genç deve bir soru daha sormuş:
- Bizim niye hörgüçlerimiz var?
Anne deve sabırla yanıtlamış:
- Çölde çok uzun süre susuz idare edebilmek için suyu hörgüçlerimizde depolarız.
Sonunda dayanamayan genç deve sormuş:
- Peki bizim bu hayvanat bahçesinde ne işimiz var?

fıkranın devamı


Temel dava açmış ve ilk duruşmada Hakim sormuş ;

- Nedir şikayetin ?

- Hakim bey bu Temel fıkraları var ya,benle Fadime'yi ağızlarına dolamışlar bizi rezil ediyorlar..hepsinden davacıyım... kim fıkra diye bizi anlatıyorsa onlardan tazminat talebim olacak..

- Senin adın Temel mi ?

- Evet Temel

- İyi de binlerce Temel var... o fıkralar neden senin için anlatılmış olsun..

- Hakim bey,ben çok iyi biliyorum beni kastediyorlar.. Hakim karşısında duran Temel'i iyice süzdükten sonra ;

- Bak ama o Temel fıkralarının çoğu belden aşağı... oysa sana bakıyorum çelimsiz ve yaşını almış bir Temel'sin... o fıkralar senden çok daha genç, güçlü kuvvetli ve çapkın bir Temel için anlatılıyor... seninle hiç ilgisi yok... bu dava düşer..

-Madem Hakim bey siz böyle takdir ediyorsunuz mesele yok... demek tevatürmüş, ben değilmişim...

- Evet sen olamazsın, başka Temel'dir onlar... sana sıra gelene kadar...

- İyi hoş da Hakim bey bu dava için köyden kalktım buralara kadar geldim... boş dönmeyeyim... hiç değilse o güçlü kuvvetli Temel'den sana bir fıkra anlatayım...

- Anlat bakalım..

- Bizim bu iri kıyım pazulu Temel Hakim karılarına çok düşkünmüş...

- Dur,dur be,ne diyorsun sen...

- N'oldu Hakim bey ?

- Daha ne olacak ,benim Hakim olduğumu bile bile Temel hakim karılarına meraklıymış diyorsun..ağzından çıkanı kulağın işitmiyor galiba..

- Rica ederim Hakim bey, Temel fıkrası için karısı güzel binlerce hakim var... seninkine sıra gelene kadar..

fıkranın devamı


Merakli civciv annesi olan tavuga sorar :
- Anne babam niye yumurtlamiyor?
Annesi cevaplar :
- Anotomisi izin vermiyor...
Civciv düsünür ve :
- Bu anatomi de kim ki? Neden izin vermiyor babama?

fıkranın devamı


Genç deve annesine sormuş
-"Anne niye bizim ayaklarımız bu kadar büyük?"
Anne cevap vermiş:
-"Çölde kuma batmamak için."
Genç deve tekrar sormuş:
-"Peki kipiklerimiz niye bu kadar gür.
Anne tekrar cevap vermiş:
-"Çölde kum fırtınalarında kum kaçmasın diye."
Merakı yatışmamış olan genç deve bir soru daha sormuş:
-"Bizim niye hörgüçlerimiz var."
Anne deve sabırla yanıtlamış :
-"Çölde çok uzun süre susuz idare edebilmek için suyu hörgüçlerimizde depolarız."
Sonunda dayanamayan genç deve sormuş :
-"Peki bizim bu hayvanat bahçesinde ne işimiz var?"

fıkranın devamı

Amerikanın ıssız bir kasabasında faili meçhul bir zenci cinayeti işlenmiştir. Şerif kalabal
fıkranın devamı

Afacan, Annesi ile ilk defa Hayvanat Bahçesine gider. Ömründe ilk defa canlı olarak gördüğü ...
fıkranın devamı

Kaza yerinin etrafını önce polis kordonu sonra da büyük bir meraklı kalabalığı çevirmişti...
fıkranın devamı

Hocanın tavuğu ölmüş.Civcivlerin de başı boş kalmış.Hoca kaybolmalarından korkmuş.Boyunl...
fıkranın devamı

Bir devrin tüm as ve klas futbolcuları cennette buluşmuş. Cennetin baş meleği de futbol merakl...
fıkranın devamı

Milli Park Polisleri, adamın birini, nesli tükenmekte olduğu için koruma altına alınan bir Boz...
fıkranın devamı

Köyün birinde meşur bir dolandırıcı varmış, dolandırmadıgı kimse kalmamış. Meraklılard...
fıkranın devamı

Bu burcun insanının en belirgin özelliği cesur olmasıdır.O kadar cesurdurlar ki, enflasyonu yüzde binbeşyüzlere fırlatacağını bile bile, her hangi bir partiye üst üste iki kere oy verebilir; sırf afet bir kadın diye AIDS' li bir hatunla yatabilir; şeriatçı ve küfürbaz bir milletvekilinin karşısına Atatürk posteriyle çıkabilir; Reha Muhtar' ın sunduğu bir haber programını sonuna kadar izleyebilir; azar işiteceğini bile bile minibüs şoföründen o anda çalmakta olan Müslüm Abisinin kasetinin sesini kısmasını isteyebilir ve en tehlikelisi ise genç yaşlarında evliliği düşünebilir. Bu burcun erkekleri seks düşkünü iken, kadınları seksapel düşkünüdürler. Bu burcun kadın ve erkeği yanyana gelmeye görsünler, hemen chat yapmaya başlanır. Koç erkekleri, ne olur ne olmaz diyerek daha şimdiden 10 koli viagra stoku yapmışlardır. Bu on koli viagranın bir gün kullanılma ihtimaline karşılık olarak Koç kadını da kendisine on tane spiral taktırmıştır.

Koç burcu erkekleri çok meraklıdırlar ve çoğu maceraları karakolda biter. Örneğin, yağmurlu bir bahar gününde gitttikleri Topkapı Müzesi' nde, sırf alarmın çalışıp çalışmadığını öğrenmek için Kaşıkçı Elması' nın bulunduğu bölüme çekiçle vururlar.

Koç burcu kadınları sevgiye çok önem verirler(bilindiği üzere diğer burçlar sevgiye zerre kadar önem vermezler) ve çok kıskançtırlar. Ya benimsin ya toprağın, derler.

Koç Burcu mensuplarının diğer özelliklerine gelince:

Uğurlu günü : Sallanmayan salı
Uğurlu devesi : Yok deve!
Uğurlu ayakkabısı : Spor ayakkabısı
Uğurlu dizisi : Koçluğun Hikayesi
Uğurlu tv Sunucusu : Uğur Dündar
Tuttuğu takım : Şereflikoçhisarspor
Uğurlu taşı : Beşiktaş
Seyahat ettiği otobüs firması : En Hakiki Koç Kurizm
Hayata veda etttiği mevsim : Kurban Bayramı
Sevdiği Film : Pamuk Prenses ve 7 Koç Gibi Delikanlı
Burcun ünlüleri : Şereflikoçhisar, Engin Koç, Gülcihan Koç, Koç Turizm, Koç Bank, Koç' ero, Koç' aklama, MalKOÇoğlu
En büyük hatası : Ecele gitmek amacıylan acele etmek
En büyük arzusu : Puan ve averaj farkıyla lider olmak
En sevdiği müzik : Marşlar ve oyun havaları
En sevdiği tornavida : Yıldız tornavida
En hoşlandıkları vapur hatttı : Üsküdar- Harem arası
Sevdiği su : Gül suyu
En sevdikleri sigara : Sigara böreği
Tercih ettiği yüzme stili : Boynuzlama
Gezmekten hoşlandığı yer : Konya Ovası
Sevdikleri gıda maddesi : Koç yumurtası
En beğendikleri şiir klibi : Ben sevdim mi koç gibi severim
Tersinden okumasını en çok sevdikleri kelime: Çok
Sevdikleri Aktris : Hülya Koç' yiğit

2005 YILINDA SİZİN AÇINIZDAN NELER OLACAK: Herhangi bir suçtan yiyeceğiniz ceza için hiç üzülmeyin, aslanlar gibi medya arkanızda olacak. Tanrılar kurban istediği zaman, yine ilk akla gelen siz olacaksınız. Şimdiye kadar Türkiye sizden gurur duyarken, 2005 ortalarından itibaren hicap duymaya başlayacak.
fıkranın devamı

1) Delikanlı Bilgisayarcı, silmek istediği bir dosyayı shift+del kombinasyonu ile siler, geri dönüşüm kutusu kullanmaz, tükürdüğünü yalamaz.

2) Delikanlı Bilgisayarcı, Windows gezgini kullanmaz, aradığı dosyayı anında bulur!

3) Delikanlı bilgisayarcı, IP numarasını gizlemez.

4) Delikanlı Bilgisayarcı, WindowsXP'de bir hata olduğunda hata raporu göndermez, ispiyonculuktan hoşlanmaz. Hoşgörülüdür.

5) Delikanlı Bilgisayarcı, MS Office yardımcısı kullanmaz.

6) Delikanlı Bilgisayarcı, yardım menüsünü de kullanmaz.İhtiyacı olmaz.

7) Delikanlı Bilgisayarcı, Windows'taki Pinball oyununu uninstall
eder. Oyun bile olsa toplarla işi olmaz!

8) Delikanlı bilgisayarcı, IMAC gibi renkli cicili-bicili bilgisayar kullanmaz.

9) Delikanlı Bilgisayarcı, bilgisayarını sleep modunda
bırakmaz, bilgisayarı her daim hazır ve nazırdır.

10) Delikanlı bilgisayarcı, bilgisayarcı kültürüne saygı gösterir:
Örneğin: "tek rakibim AMD" , "rahmetli de X386ydı", "bir sana
hasretim, birde 3 Ghz cpu hızına", " Windows'un ustasıyım Linux'un
hastasıyım" vb..

11) Delikanlı Bilgisayarcı, görev zamanlayıcı kullanmaz, kafasına
estiğinde defrag yapar.

12) Delikanlı bilgisayarcı monitörünün üstüne meraklı ördek, kuş böcük vb. materyaller koymaz.

13) Delikanlı Bilgisayarcı internette sörf yapmaz, olsa olsa tavla oynar...

... o kadar!..
fıkranın devamı

Kaza yerinin etrafını önce polis kordonu sonra da büyük bir meraklı kalabalığı çevirmişti.. Gazetesine,iyi bir kaza fotoğrafı yetiştirmek isteyen uyanık foto
muhabiri çemberleri aşamayınca "Yol verin.. Yol verin.. Ben kaza kurbanının oğluyum" diye bağırmağa başladı. Kenara çekilip yol verdiler.. Foto muhabiri yaklaştı.Arabanın önünde bir eşek yatıyordu. :-))))
fıkranın devamı

Temel dava açmış ve ilk duruşmada Hakim sormuş ;

- Nedir şikayetin ?

- Hakim bey bu Temel fıkraları var ya,benle Fadime'yi ağızlarına dolamışlar bizi rezil ediyorlar..hepsinden davacıyım... kim fıkra diye bizi anlatıyorsa onlardan tazminat talebim olacak..

- Senin adın Temel mi ?

- Evet Temel

- İyi de binlerce Temel var... o fıkralar neden senin için anlatılmış olsun..

- Hakim bey,ben çok iyi biliyorum beni kastediyorlar.. Hakim karşısında duran Temel'i iyice süzdükten sonra ;

- Bak ama o Temel fıkralarının çoğu belden aşağı... oysa sana bakıyorum çelimsiz ve yaşını almış bir Temel'sin... o fıkralar senden çok daha genç, güçlü kuvvetli ve çapkın bir Temel için anlatılıyor... seninle hiç ilgisi yok... bu dava düşer..

-Madem Hakim bey siz böyle takdir ediyorsunuz mesele yok... demek tevatürmüş, ben değilmişim...

- Evet sen olamazsın, başka Temel'dir onlar... sana sıra gelene kadar...

- İyi hoş da Hakim bey bu dava için köyden kalktım buralara kadar geldim... boş dönmeyeyim... hiç değilse o güçlü kuvvetli Temel'den sana bir fıkra anlatayım...

- Anlat bakalım..

- Bizim bu iri kıyım pazulu Temel Hakim karılarına çok düşkünmüş...

- Dur,dur be,ne diyorsun sen...

- N'oldu Hakim bey ?

- Daha ne olacak ,benim Hakim olduğumu bile bile Temel hakim karılarına meraklıymış diyorsun..ağzından çıkanı kulağın işitmiyor galiba..

- Rica ederim Hakim bey, Temel fıkrası için karısı güzel binlerce hakim var... seninkine sıra gelene kadar..

fıkranın devamı

Temel yüksek bir binanın altıncı katından aşağı düşer. Hemen başına meraklı bir kalabalık toplanır. Yoldan geçen bir adam meraklı kalabalığı yararak yaralı Temel'e doğru eğilerek sorar:

"Hayrola kardeş ne oldu."

Yaralı Temel güç bela konuşarak cevaplar:

"Haçan bilmeyrum, pen da şimdu celdum."
fıkranın devamı

Bir devrin tüm as ve klas futbolcuları cennette buluşmuş. Cennetin baş meleği de futbol meraklısıymış. Şeytanı çağırtmış: -Cennetle cehennem arasında bir maç düzenleyelim ne dersin? -Boşuna oynamayalım, biz kazanırız, demiş şeytan. -Olur mu en iyi futbolcular bizde, ne kadar da kötü futbolcu varsa sizde... Şeytan şeytanca gülümsemiş: -Ama bütün hakemler de bizde...
fıkranın devamı

Hocanın tavuğu ölmüş. civcivlerin de başı boş kalmış. hoca kaybolmalarından korkmuş. boyunlarına siyah bezler bağlamış. sonra da içlerinden ip geçirip birbirlerine bağlamış. meraklı bir komşusu sormuş: -hoca o civcivlerin boynundaki de nedir? komşusunun merakına içerleyen hoca, cevabı yapıştırmış:- anneleri öldü de yas tutuyorlar.
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama