Mercedes Fıkraları

loading...

Rusun vahtında zaten 3-5 model araba varmış. Onlarada herkes sahip olamazmış. Neyse ukraynanın Zaparovşik yada ona benzer bir vilayetinde sakatlar için bir araba üretiyorlarmış Ona Azerbaycanda zapı derler. Küçük güzel hoş bir araba aslında ama hele rusun vaxtı bitenden sonra çok ucuza satılan ve genelde hiç tamir edilmediği için kırık dökük bir arabadır. Neyse Rusun vaxtı bitenden sonra ilk yıllar Azerbaycanda en lüks arbalar şissot dur. Rusça 600 demek kısacası mercedes 600 neyse bir gün sivetaforda trafik lambasında şissot gelir kırmızı yandı diye durur. Birden küüüt arkadan bir şey vurur. Düşer aşağı hırsla gelir. Arkaya bakar bir zapı gelip daldan (arkadan) vurmuş. Tutar şöförü çeker alır. Birkaç sille neyse zapı şöförü atam sensen anam sensen bağışla vallah pulum yoktur. Neyse adam zengin bir ikide vurunca rahatladı. Yahçı yahçı danışıp durma yeri get. der biner maşına. Hadiii bir kaç dakika sonra ikinci svetafor. Daldan küüüt. Bir hırsla düşer gene aynı zapı şöförü kızar bağırır çağırır. Neyse oda aynı hikaye sen allah atam bağışla pul yohdur. şudur. budur. bağışlar. Biner arabaya bir kaç dakika sonra 3 cü svetafor. kırmızıda durmaya kalmadan daldan bir ses daha küüüüt. Adam çıldırmak üzere tam elini atar kapıya gözü ilişir güzgüye (maşının aynası) dalda bir zapı camda bir adam kafasını elini çıkarmış ön tarafa el edip sesleniyor. Gardaaşşş (kardeş) Narahat olma (rahatsız olma) menem men (benim ben)
fıkranın devamı


Temel birgün son model bir mercedes araba ile Trabzon'a gelmiş ve arkadaşları ile muhabbete başlamış;
Konu arabalardan açılınca, Temel başlamış arabasını övmeye, Almanlar ne kadar zeki insanlar yahu, yaptıkları araba dört dörtlük. Şöyle iyi araba, böyle rahat araba, çok hızlı araba vs. neyse böyle konuşulurken iş iddiaya binmiş ve Temel 'Ben arabamla Trabzon'dan Samsuna 4 saatte giderim' demiş.
Arkadaşları gidemezsin demişler. Temel hemen heyecanlanarak arabasına binmiş ve 'gideyimde görün uşaklar'demiş.
Arkadaşları 'iyide biz senin oraya ne zaman vardığını nereden bileceğiz demişler.'
Temel'de 'Samsun'a varınca telefon ederim.' demiş.
Ordan hemen biri atılmış ve 'iyide Samsun'dan aradığını nereden bileceğiz. Sen git şu kişiyi bul ordan, o bizi arasın.' demiş.
Temel adresi alarak yola çıkmış ve 3,5 saatte Samsun'a varmış, sözü edilen kişiyi bulmuş ve Trabzon'a telefon etmişler.
Arkadaşları Temel'e 'oooo Temel iddiayı kazandın tamam hadi gel' demişler ve başlamışlar Temel'i beklemeye.
Aradan 5 saat geçmiş Temel yok. gece olmuş Temel yok.
Arkadaşları 'nerde kaldı bu yahu' diyerek evlerine gitmişler. Sabah erkenden herkes birbirine 'Temel geldimi? ' diye sormuş ama kimseden cevap yok.
O gün de Temel efendi Trabzon'a teşrif etmemiş.
Ertesi gün sabah yine yok, öğleden sonra çıkmış gelmiş!.
Arkadaşları Temel'e hemen 'yahu Temel Samsun'a 3,5 saatte gittin 3 günde ancak döndün, ne oldu uşağım' demişler
Temel de ' Sormayın be arkadaşlar bu Alman'lar ne gerizekalı bir millet' demiş.
Arkadaşları ' Ne oldu Temel' demişler
Temel ' Şu güzelim arabayı yapmışlar, 5 tane ileri vites koymuşlar ama 1 tane geri vitesi koymuşlar' demiş.




fıkranın devamı



Bir İngiliz, bir Alman, bir de bizim Temel arabalarıyla şov yapıyorlarmış. İngiliz binmiş Mercedes'ine bir fren yapmış araba olduğu yerde durmuş. İnmiş arabadan "abs abs" demiş. Alman binmiş BMW'sine bir fren yapmış, onun arabası da olduğu yerde durmuş, o da "abs abs" demiş. Sıra gelmiş bizim Temel'e... Binmiş Murat'ına basmış frene durmamış, bir daha bir daha derken duvara girmiş. "Asd asd" diye diye arabadan. Herkes merak etmiş 'asd'nin ne olduğu tabii. Temel açıklamış:
"Anasını sattığımın durmayi!"

fıkranın devamı


Temel yillarca deliler hastanesinde kalmistir.
Doktorlar bir gün delilerin akillanip akillanmayacagini test etmek için hepsini bir araya toplarlar. Doktorun biri duvara son model bir mercedes çizer ve herkese bu arabaya binmelerini söyler.
Delilerin hepsi arabaya binmeye çalisirlar ama Temel hic orali olmaz.
Doktorlar merak icinde:
-"Niye binmiyorsun arabaya, az sonra gitcek."
Temel:
-"O araba gidemezki."
Doktor:
-"Neden gidemez?"
Temel:
-"Çalismiyor da ondan."
Doktor:
-"Niye çalismiyormus?"
Temel:

-"Çünkü anahtari bende de ondan."

fıkranın devamı


Temel birgün son model bir mercedes araba ile Trabzon'a gelmiş ve arkadaşları ile muhabbete başlamış;
Konu arabalardan açılınca, Temel başlamış arabasını övmeye, Almanlar ne kadar zeki insanlar yahu, yaptıkları araba dört dörtlük. Şöyle iyi araba, böyle rahat araba, çok hızlı araba vs. neyse böyle konuşulurken iş iddiaya binmiş ve Temel 'Ben arabamla Trabzon'dan Samsuna 4 saatte giderim' demiş.
Arkadaşları gidemezsin demişler. Temel hemen heyecanlanarak arabasına binmiş ve 'gideyimde görün uşaklar'demiş.
Arkadaşları 'iyide biz senin oraya ne zaman vardığını nereden bileceğiz demişler.'
Temel'de 'Samsun'a varınca telefon ederim.' demiş.
Ordan hemen biri atılmış ve 'iyide Samsun'dan aradığını nereden bileceğiz. Sen git şu kişiyi bul ordan, o bizi arasın.' demiş.
Temel adresi alarak yola çıkmış ve 3,5 saatte Samsun'a varmış, sözü edilen kişiyi bulmuş ve Trabzon'a telefon etmişler.
Arkadaşları Temel'e 'oooo Temel iddiayı kazandın tamam hadi gel' demişler ve başlamışlar Temel'i beklemeye.
Aradan 5 saat geçmiş Temel yok. gece olmuş Temel yok.
Arkadaşları 'nerde kaldı bu yahu' diyerek evlerine gitmişler. Sabah erkenden herkes birbirine 'Temel geldimi? ' diye sormuş ama kimseden cevap yok.
O gün de Temel efendi Trabzon'a teşrif etmemiş.
Ertesi gün sabah yine yok, öğleden sonra çıkmış gelmiş!.
Arkadaşları Temel'e hemen 'yahu Temel Samsun'a 3,5 saatte gittin 3 günde ancak döndün, ne oldu uşağım' demişler
Temel de ' Sormayın be arkadaşlar bu Alman'lar ne gerizekalı bir millet' demiş.
Arkadaşları ' Ne oldu Temel' demişler
Temel ' Şu güzelim arabayı yapmışlar, 5 tane ileri vites koymuşlar ama 1 tane geri vitesi koymuşlar' demiş.

fıkranın devamı


Temel ve arkadaşı araç kiralama şirketine giderler, bir Mercedes kiralarlar ve yola koyulurlar giderken arabanın motoru patlar, bunun üzerine hemen araba kiralama şirketine geri dönerler :



-"Ya böyle böyle, arabanın motoru iyi değilmiş, falan... filan..." derler.

Hemen yeni araba verirler ve gene aynisi olur, araba kiralama şirketinin sahibi şaşırmıştır ve der ki,



-"Yahu Temel sen bu arabayı nasıl kullanıyorsun da böyle oluyor"

Temel de cevap verir :



-"Arabaya biniyorum birinci, ikinci, ucuncu, dorduncu ve besinci vites derken hacen orda bir de "R" var rocketleyrum patlayi motor"...

fıkranın devamı


Murat 131 aracın biri otobanda giderken benzininin bitmesi sonucu araç yerinde kalır aracın sahibi otobanda otostop yapmaya başlar tam o sırada mercedes marka bir arac murat 131 aracın yanında durur ve hayırdır kardeş der.:murat 131 aracın sahibi benzinim bittide size zahmet 20-30 km.ileride bir benzin istasyonu var giderken aracımıda çekermisiniz der. Mercedes aracın sahibi olur fakat ben buraları bilmem benzin istasyonuna yaklaştığımızda bana sellektör etki aracınızın farkına varayım ki benzin istasyonuna sizi bırakayım der. Murat 131 aracın sahibi aracını mercedese iyice halatla bağlar ve yola koyuyurlar.yaklaşık 10-15 km.giderken başka bir mercedes araba murat 131 mercedes arabaya yaklaşarak hız yapmaları için dalga geçer şeklinde murat 131 aracı çeken mercedes arabanın şöförüne hareket eder.bunu gören şöför dayanamayarak gaza basar ve murat 131 aracın varlığını bile unutur.(Bunun üzerine murat 131 arac benzin istasyonuna yaklaştığında boyuna sellektör eder.Bu sellektörleri murat 131 aracını çeken mercedes şöförü farkına varmaz.) Helikopterle trafik kontrollerini yapan trafik polisleri görürki 2 mercedes otobanda kapışmış ve süratlanmışlardır bunu derhal amirlerine haber verir amirim otoban yolunun üzerinde uçuyoruz fakat 2 mercedes kapışmış ve süratlı bir şekilde gidiyorlar demiş. Amirin cevabı olabilir orası otobandır karışma yetkimiz yoktur. demiş Trafik polisi tekrar ama amirim.: İKİ MERCEDES KAPIŞMIŞ GİDİYORLAR FAKAT ARKALARINDA BİR MURAT 131 ARACA BOYUNA SELLEKTÖR ETMESİNE RAĞMEN BU MURAT 131 ARACINA YOL VERMİYORLAR demiş.

fıkranın devamı


Temel Istanbul da bir is yeri açar ve isler tikirinda gidince altina hemen
Mercedes marka bir araba çeker. O günlerde Trabzon dan annesi arar ve :
- Temel oglum, baban öldi. Hemen cel.
Temel arabaya atlar ve hemen yola koyulur. 6 saatte trabzona varir.
Neyse, babasinin cenazesini kaldirirlar, aksam annesinden izin ister ve isleri
yüzünden hemen Istanbul a dönmesi gerektigini söyler. Annesi onayladiktan
sonra Istanbul a telefon açip yaninda çalisanlara :
- Usaklarim, benceliyoryum beni karsulayun.
Usaklar bekler Temel gelmez. 1 gün geçer, Temel yok. 2 gün geçer Temel,
yok. 3 gün geçer Temel yok. 4 gün sonunda Temel gelir. Hemen sorarlar
- Patron 6 saatte gittin, 4 günde döndün. Çok merak ettik seni.
Temel bunun üzerine usaklaruna döner ve der ki :
- Ula usaklarum bu Almanlari anlamiyorum... Arabaya 5 tane ileri fites
koymuslar, sanki isin geri dönüsü yok gibi geri fitesten sadece 1 tanecik
koymuslar. O sebepten geç celdum.

fıkranın devamı


Temel Kuzey Kutbuna gider. Buzda balik avlamak çok popüler oldugunu duyar, hemen kendine bir olta alir ve buldugu ilk genis buzlu alanda ise girisir.

Tam buzu kirmaya çalisirken gümbür gümbür bir ses duyar:

"Orada balik bulamazsin!".

Ne oldugunu anlamayarak etrafina bakinir ama sesin nereden geldigini çözemez. Biraz ileriye gidip tekrar buzu kirmaya çalisirken ayni ses yine duyulur:

"Sana söyledim geri zekali, orada balik bulamazsin!!".

Temel korku içinde basini yukari kaldirir ve dehset içinde sorar:

"Tanrim? Sen misin?".

Ayni ses cevap verir:

"Hayir, ben buz hokey sahasinin bekçisiyim"

Temel'e Mercedes Lazım

Bizim Temel ile Cemal bir gun luks bir otelin lobisinde harika bir hatun gorurler.Temel der ki, 'Ula Cemal, gidip bi bakayim, bu kadindan is cikar mi?'

Temel yaklasir kadina, sorar :

- 'Benimle bi yemek yemek ister misiniz ?'

- 'Bahse girerim su kapidaki Mercedes sizin degil'

- 'Degildir'

- 'Soyle iyi durumda bir banka hesabiniz da yoktur sanirim'

- 'Yoktur'

- 'Karadeniz kiyilarinda soyle iki katli bir ciftlik eviniz de yoktur heralde'

- 'Yoktur'

- 'Hadi o zaman cek arabani!'

Temel boynu bukuk doner Cemal'in yanina :

- 'Ula Cemal, benim Limuzini sana versem Mersedesini bana verirsin?'

- 'Veririm Temel'im'

- 'Bi telefon etsem kendi bankamda bana hesap acarlar mi ?'

- 'Acarlar Temel'im'

- 'Tamam o da kolay da, heralde bizim peder ucuncu kati yikmama izin vermez'

fıkranın devamı

Temel ve arkadaşı araç kiralama şirketine giderler, bir Mercedes kiralarlar ve yola koyulurlar g...
fıkranın devamı

Adamin biri cok lüks bir restorana girmiş.... yemegini ismarlamiş gelmesini beklerken bi bakmiş ...
fıkranın devamı

Üç adam ölür ve cennete giderler. Sorgu meleğibirincisine sorar, "Seni cennete yollamadan önce...
fıkranın devamı

Adamın biri çok lüks bir restorana girmiş yemeğini ısmarlamış gelmesini beklerken bir bakmış yan masada sarışın, iri göğüslü uzun bacaklı bir fıstık bir süre ağzı 5 karış açık vaziyette baktıktan sonra dayanamamış garsonu çağırmış;
- ''Yan masadaki şu nefis yaratığı görüyomusun ona en pahalı şarabınızdan ısmarlamak istiyorum''.
Böylece garson restorandaki en pahalı şaraptan 1 şişeyi bizim fıstığa götürmüş kadın bir şişeye bakmış bir adama bakmış ve çantasından bir kağıt çıkarıp bişiler yazmış, adama götürmesi için garsona vermiş.
Garson kağıdı adama vermiş adam bir bakmış'ki şöyle yazıyor;
- ''Bayım, eğer garajınızda son model bir BMW, banka hesabınızda 10 milyon ve bacaklarınızın arasında'da 20 cm'lik bir şeyiniz varsa gönderdiğiniz şişeyi zevkle kabul ederim''.
Adam bunları okuduktan sonra bir an durmuş, o da bir kağıt çıkarıp bişiler karalamış ve garsona vermiş;
- ''bayana götür bunu'' demiş garson notu götürmüş sarışın afet kağıdı açmış ve aynen şöyle yazıyor;
- ''Sadece bilmeni istedim benim garajımda bir Ferrari Testarosa, bir BMW 850iL ve bir'de Mercedes 560SEL var, banka hesabımda ise tam 30 milyon dolar var ama senin gibi muhteşem bir kadın için bile 3 cm. kestirmeye hiç niyetim yok onun için şişeyi geri gönder''...

fıkranın devamı

Cinsel isteği arttıran çeşitli mekanik cihazlar vardır, özellikle bayanlarda. Bunların en başında Mercedes-Benz SL500 gelir."

PJ O'Rourke

"Cinsel birliktelik sırasında duymayı hiç istemediğiniz üç sözcük nedir?
'Tatlım, ben geldim.' "

Ken Hammond.

" Paralı seks ve parasız seks arasındaki en büyük fark şudur: paralı seks daha ucuza gelir."

Brendan Francis

" 'Entellektüel' , yaşamında seksten daha ilginç birşeyler bulmuş kimseye denir."

Edgar Wallace

"Prezervatif takarken sandığınız kadar güvende değilsiniz. Geçenlerde bir arkadaşıma, prezervatif takmasına rağmen, otobüs çarptı."

Bob Rubin

"İki kişi arasındaki cinselligin güzel olduguna inanıyorum. Ama beş kişi arasında muhteşemdir. "

Woody Allen

"Aşkta çok başarılıyım, çünkü sürekli kendi üstümde pratik yapıyorum"

Woody Allen

"Mutluluk, elektrik kesintisi sırasında kız arkadaşının evinde TV
seyredebilmektir."

Bob Hope

"İyi ki biseksüel değilim. Kadınlar yetmiyormuş gibi bir de erkekler tarafından reddedilmeye dayanamazdım."

Bernard Manning.


"Aşık olduğum kızla büyük bir ortak özelliğimiz var: İkimiz de kızlar için hasta oluyoruz!"

Anonim

"Nenfomen(*), ortalama bir erkek kadar seks tutkunu olan kadındır."

Mignon McLaughlin
__________________________________________
(*) Nenfomani: Sürekli seks düşünme ve cinsel doyumsuzluk gibi belirtileri olan bir psikolojik-cinsel rahatsızlık. (Ç.N.)
fıkranın devamı

1.. Serbest dolaşım çıkar . İyi bir eğitimi ve geçerli bir işi olmayanların hepsi (İpini koparanlar) çil yavruları gibi Avrupa'nın dört bir yanına dağılır .

2.. Hide Park'ta Türk usulü piknik yapar. (5 aile, 28 çocuk, kamyon, kebap, rakı, çiğ köfte, pijama, atlet, ip, top, tüp, çaydanlık, buz kabı, karpuz, tavla, okey, haşlanmış yumurta ve patates, pet şişe, naylon poşet, arabesk, gürültü ve kavga)

3.. Versailles Sarayının önünde seyyar satıcılık yapar.(Salatalık, lahmacun, simit v.s.)

4.. Wembley stadyumunun girişinde seyyar köfteci açar.

5.. Çocuklar trafik ışıklarında cam siler, mendil satar.

6.. Metro istasyonu girişlerinde kokoreç yapıp satar. Sakatat yasağını takmaz. Kolluk kuvvetlerinden koşarak kaçar. Kaçamazsa rüşvet vermeye çalışır.

7.. Lourvre müzesinde kapkaççılık yapar.

8.. Chapms Elises Bulvarı'nda düğün konvoyu yapar.

9.. Çeşitli alanlarda mafyalar oluşturur. Devlet arazilerini Türklere satar.

10.. Mafyadan aldığı arazilere gecekondu yapar. Gecekondularda inek, koyun, tavuk ve kaz besler. Kurduğu mahalleyi kurtarılmış bölge ilan eder.

11.. Yere tükürür. Kendini uyaran vatandaşı döver. Yakalandığında ise polise sürekli "abi !" diye hitap eder.

12.. Galatasaray Avrupa kupalarında başarı elde ettiğinde kutlama konvoyu yapar. Havaya ateş açar ve birkaç Avrupa vatandaşı için "Kim vurduya" tur ayarlarlar.

13.. Sanki asırlardır oradaymış da diğerleri yeni gelmiş ve kendisini rahatsız ediyormuş gibi davranır.

14.. Bir fast food'da yanındaki kız arkadaşına baktığından şüphelendiği adamı döver.

15.. Yenebilecek her şeye içinde domuz eti oluğu şüphesiyle bakar.

16.. Avrupalı tüm kadınlara şırfıntı gözüyle bakar ve günde 25 kadına sarkıntılık eder. Sonunda Avrupalı zannettiği bir Türk kızının ağabeylerinden dayak yer. Yaraları iyileştikten sonra aynı kızla çıkmaya başlar.

17.. Kızlar bir Avrupalı ile evlenebilmek için kırk takla atar. Babaları izin vermeyince evden kaçar. Babaları polisi arar. Kız 18 yaşından büyük olduğu için polis babayı pek sallamaz. Baba kendi işini kendi görmek ister ve herifin kardeşini öldürerek kan davası çıkarmaya çalışır.

18.. Arabasıyla caddelerde turlarken İbo'nun kasetini yüksek sesle çalarak kız tavlamaya çalışır.

19.. Evde bulgur pilavıyla beslenmeye çalışır ve tüm imkanlarını bir Mercedes sahibi olmak için seferber eder.

20.. Türkiye'ye gelip geri dönerken bir minibüs dolusu besin maddesi götürür. Sucuk ve pastırmaları halk sağlığına aykırılığı nedeniyle gümrükte terk eder. Terk etmeden önce iki saat süreyle arbede çıkarır.

21.. Seyyar lahmacun sattığı mahalleye servis yapan pizza dağıtıcısını döver. Olaya polis karışırsa başka bir gün tüm aşiretiyle gelip pizza dükkanını dağıtır.

22.. Kurban bayramlarında kamuya ait yerlerde kurban keser. Kan gövdeyi götürür.

23.. "Yok canım abarttın. Şu anda yurt dışında olanlar bu saydıklarının çoğunu yapmıyorlar ki" diye milletini savunanlar, o günler geldiğinde Türklerin Avrupa'da kanun, kitap dinlemeyecek kadar çoğunluk olacağını göz ardı ederler.

24.. Türkiye'nin nüfusu 16 milyona İstanbul'un nüfusu 1 milyona düşer. Refah seviyesi ve toplumsal kalite son haddine kadar yükselir. Kimse kimsenin malına, namusuna yan gözle bakmaz. Türkiye'de kalmış olanlar, dini bayramlarda ve yaz tatillerinde Avrupa'ya kaçarak Türkiye'nin sakinleşmesini beklerler.

25.. Türkiye'de eğitim seviyesi %98 üniversite düzeyine yükselir. İşsizlik kalmaz. İşçi ithaline başlanılır. Çevre kirliliği sıfıra düşer. Sanat ve kültür yurdun her köşesine yayılır. Arabesk sanatçıları iş alanlarını Avrupa'ya kaydırır. Turizm patlar.

26.. Ülkemiz temiz, sakin ve yaşanası bir memleket olur. Siyasi tartışmalar konuşma platformunda kalır.

27.. Hayal gücü iyi çalışan okuyucular bir bu kadar daha madde üretir.

Yaaa ! Dostlar . İşte böyle . Bundan sonra kimse "Biz Müslüman bir ülkeyiz; Avrupalılar bu yüzden bizi AB'ne almıyorlar" ya da "Türkiye'de demokratikleşme sağlanamadı; onun için giremiyoruz AB'ne" savunmalarını yapmasın . Çünkü alakası yok . İşte yukarıda sayılan maddeler yüzünden giremiyoruz AB'ne. Onlar yeni bir İstanbul olmaktan korkuyorlar . Kendi milletini tanımayan bazıları da hemen işi siyasi ve dini nedenlere dayandırıyorlar. "Yahu bir beceremediler şu AB'ne girmeyi" diye siyasetçileri suçluyorlar. Zavallı siyasetçi ne yapsın. Eldeki malzeme bu. AB'ne girer miyiz, girmez miyiz bilinmez ama fırsat bu fırsat, Avrupalılar Türkiye'deki bazı aksaklıkları gidermek için türlü şartlar sürüyorlar ortaya. Devlet seviyesinde çözülmesi gerekenlere eyvallah. Elbet çözülür ama ya bireyler ? Yani yukarıda anlatılanlar. Onu çözecek babayiğit ne Türkiye'de var ne Avrupa'da. Yoksa AB adam olana çocuk oyuncağı ama biz adam olamadık ki.
fıkranın devamı

Adamin biri is muracaatina gitmis. Bir gurubun onunde
gorusmeye almislar... "Simdi sana bazi sorularimiz olacak
bakalim bilecek misin?" demisler,
Adam da "sorun" demis.. "Yolcu tasir, karayolunda gider,
sofor kullanir bil bakalim bu nedir?" Adam dusunmus ve
"yolcu otobusu" demis..."Tamam dogru ama hangi marka,
Mercedes var, Mitsubishi var di mi?
Bilemedin ama sana bir sans daha verecegiz" demisler...
"Soyle bakalim havada yolcu tasir, pilot kullanir bu nedir?
" Adam hemen cevaplamis "yolcu ucagi ..."
"Tamam ama" demisler " Boeing var Airbus var di mi hangisi?"
Bunu da bilemedin diyip is gorusmesini bitirip adami gonderirlerken,
adam donmus demiski"Bir soru da ben sorabilir miyim?"
"Tabi buyur sor bu en dogal hakkin" demisler
"Kadinlarin iki bacagi arasinda bulunur, uremeye yarar nedir bu?"
demis... Hemen herkes o malum kelimeyi soylemis.
Adam "tamam bildiniz ama ananinki var ebeninki var di mi hangisi?..."
fıkranın devamı

Üç Yahudi genç kardeş kendi işlerini kurup zengin birer adam olmuşlar ve yaşgününde annelerine aldıkları hediyeleri birbirine anlatarak böbürlenmişler.
Birincisi demiş ki:
-"Ben anneme kocaman bir ev aldim"
İkincisi:
-"Ben bir mercedes aldım ve bir de şoför tuttum"
Üçüncüsü:
-"Benim hediyem hepinizden güzel. Annemin Tevratı okumayı ne kadar çok sevdiğini ve artık gözleri iyi görmediği için okuyamadığını biliyorsunuz.
Ona bütün Tevratı ezbere bilen büyük kahverengi bir papağan gönderdim.
Onu eğitmek için 12 haham 12 yıl boyunca uğraşmış. Bu papağan için havraya 20 yıl boyunca her yıl 1 milyon dolar bağışlayacağım ama buna değer.
Annem sadece bölümün adını söyleyecek ve papağan ona ezbere okuyacak.
Kısa bir süre sonra anneleri üçünede birer teşekkür mektubu yazdırmış:

Birinciye:
"Milton, bu ev çok büyük. Bana birtek odası yetiyor ama hepsini temizlemek zorunda kalıyorum"

İkinciye:
"Marvin, yolculuk etmek için çok yaşlıyım, arabayı hiç kullanmıyorum ve şoför çok kaba"

Üçüncüye:
"Canım Melvin'im, annesini mutlu etmeyi bilen tek evladım sensin.
Tavuk çok lezzetliydi, teşekkür ederim.
fıkranın devamı

üç adam ölür ve cennete giderler. sorgu meleği birincisine sorar, "seni cennete yollamadan önce sana bir sorum var: karına karşı sadık oldun mu?" adam yanıtlar; "evet, asla bir başka kadına bakmadım." sorgu meleği, "suradaki rolls-royce'u görüyor musun? o senindir. cennetteyken kullanabilirsin.." sorgu meleği ikinci adama da aynı soruyu sorar ve şu cevabı alır; "bir kez karımı aldattım ama bunu ona itiraf ettim. beni bağışladı ve mutlu yuvamızı kurtardık." bunun üzerine sorgu meleği, "şuradaki mercedes'i görüyor musun? cennetteyken onu kullanacaksın.." der ve üçüncü adama da sorar, "karını hiç aldattın mı?" adam yutkunur ve şöyle der; "itiraf edeyim ki; bulduğum her kıza asıldım ve her fırsatta onlarla yattım, birçoğu ile beraber oldum. üzgünüm." sorgu meleği; "ehh" der, "ama temelde iyi bir adamsın. şuradaki eski vosvos'u görüyor musun? cennette onu kullanacaksın." bunun üzerine üç adam vedalaşır, arabalarına atlar ve kendi yollarına giderler. birkaç hafta sonra ikinci ve üçüncü adam birlikte gezerlerken barın önünde birinci adamın rolls-royce'unu görürler. bara girdiklerinde adamın perişan bir halde, etrafındaki boş şişelerin arasında salya sümük oturduğunu görürler ve şaşırırlar. "heyy! ne oldu sana?" der ikinci adam, "cennettesin, altında bir rolls-royce var, hersey mükemmel ama sen niye bu haldesin?" "bugün karımı gördüm!" der birinci adam. diğerleri; "aaaa! ne kadar güzel, peki derdin nedir?" diye sorarlar. adam içini çekerek konuşur, "kaykay'la dolaşıyordu..."
fıkranın devamı

Dört arkadas barda muhabbete dalmistir. Içlerinden biri tuvalete gider. Üç arkadas sohbetlerine devam ederler.
Birinci adam oglundan söz eder, "Benim oglan araba yikamakla ise basladi. Bir baltaya sap olamayacagindan korkuyordum ama bir gün arabasini yikadigi adamlardan biri ona is teklif etmis. Sonra iyi bir araba saticisi oldu. Hatta o kadar iyi para kazandi ki geçenlerde bir arkadasinin dogum gününde ona Mercedes aldi !"
Ikinci adam da mevzuya girer, "Benim oglum da biraz problemliydi. Büyük bir emlak sirketinde çalisirken inanilmaz bir is kapti ve ondan sonra ilerledi acayip zengin oldu. Çalistigi sirketi de satin aldi. Bir arkadasinin dogum gününde ona bir ev bile hediye etti."
Digerlerini dinleyen üçüncü adam da heyecanla söz alir, "Aynen benimki de öyle. Ise bir borsa sirketinde temizlik elemani olarak basladi. Bir gün kendi kendine hesaplar yaparken patron tarafindan fark edilince broker oldu ve büyük basarilarla inanilmaz bir servete sahip oldu. Üstelik de en iyi arkadasina bir milyon dolarlik hisse senedi armagan etti !"
Bu sirada dördüncü adam tuvaletten çikmis ve sohbete katilmistir. Digerleri ona çocuklarindan bahsettiklerini söyleyince adam içini çekerek konusmaya baslar,
"Ehh...benim oglumun bir hayal kirikligi oldugunu itiraf etmeliyim. Dogru düzgün bir iste dikis tutturamadi, berber çirakligi falan yapti, eroine bulasti. Derken onun yoldan çikmis oldugunu fark ettim, maalesef homoseksüelmis ! Çok çok üzüldüm. Bir sürü erkekle birlikte oldugunu duydum."
Adam, gülümsemeye çalisarak konusmasina devam eder, "Ama ise iyi tarafindan bakmaya çalisiyorum. Geçen dogum gününde bu homoseksüel arkadaslari ona bir Mercedes, bir ev ve bir milyon dolarlik hisse senedi hediye etmisler !"
fıkranın devamı

Üç adam ölür ve cennete giderler. Sorgu meleği birincisine sorar:
- "Seni cennete yollamadan önce sana bir sorum var:
- Karına karşı sadık oldun mu?" Adam yanıtlar;
- "Evet, asla bir başka kadına bakmadım."
Sorgu meleği;
- "Şuradaki Rolls-Royce'u görüyor musun? O senindir. Cennetteyken kullanabilirsin.."
Sorgu meleği ikinci adama da aynı soruyu sorar ve şu cevabı alır;
- "Bir kez karımı aldattım ama bunu ona itiraf ettim. Beni bağışladı ve mutlu yuvamızı kurtardık."
Bunun üzerine sorgu meleği;
- "Şuradaki Mercedes'i görüyor musun? Cennetteyken onu kullanacaksın.."
der ve üçüncü adama da sorar;
- "Karını hiç aldattın mı?"
Adam yutkunur ve şöyle der;
- "itiraf edeyim ki; bulduğum her kıza asıldım ve her fırsatta onlarla yattım, bir çoğu ile beraber oldum. Üzgünüm."
Sorgu meleği;
"Ehh" der; "Ama temelde iyi bir adamsın. Şuradaki eski vosvos'u görüyor musun? Cennette onu kullanacaksın."
Bunun üzerine üç adam vedalaşır, arabalarına atlar ve kendi yollarına giderler. Bir kaç hafta sonra ikinci ve üçüncü adam birlikte gezerlerken barın önünde birinci adamın Rolls-Royce'unu görürler. Bara girdiklerinde adamın perişan bir halde, etrafındaki boş şişelerin arasında salya sümük oturduğunu görürler ve şaşırırlar.
- "Heyy! ne oldu sana?" der ikinci adam, "Cennettesin, altında bir Rolls-Royce var, hersey mükemmel ama sen niye bu haldesin?"
- "Bugün karımı gördüm!" der birinci adam.
Diğerleri;
- "Aaaa! ne kadar güzel, peki derdin nedir?" diye sorarlar. Adam içini çekerek konuşur;
- "Kaykay'la dolaşıyordu..."
fıkranın devamı

Birgün arabaların hız ve frenleri hakkında yarısma başlatılır ve yarışmaya Almanyadan mercedes-benz le bi Alman katılır, Fransadan renoult la Fransız ve Türkiyeden Nam-ı Kemal katılır. Altında Murat 124. Hakem yarışmanın kurallarını okur. Kurallar çıkabildiğiniz kadar yüksek hıza çıkıp karşıdaki duvara en yakın duran kazanıcak der... Ve yarısma başlar... Önce Alman basar basar duvara 10 cm kala durur. sonra Fransız basar basar frene bir basar araba 12 cm kala durur. Bu arada Alman ve Fransız aralarında konuşur fren sistemin ne? Alman benim abs der Fransız falan filan diye cevaplar. Onlar konuşurken bizim Nam-ı Kemal gazı kökler 1. vites 2 . vites 3 4 derken duvarı deler geçer. Fransızla Almanda konuşurlarken bu olayı görür ve N.Kemal'e de sorarlar senin fren sistemin ne diye... Nam-ı Kemal'de ASD der. Alman sorar asd ne oluyor diye... anasını *iksen durmaz der...
fıkranın devamı

Bir gün küçük Temel`le dedesi yolda yürürken bir araba görmüşler küçük Temel`e dedesı;
-Bak yavrum düt düt geçiyor demiş.Bunu duyan küçük Temel dedesıne donup;
-Dedeciğim senin o düt düt dediğin 8 silindirli, otomatik vitesli, üstü açılıp kapanan, son model bir Mercedes'dir dedi.
fıkranın devamı

Temel yeni aldığı mercedes'i ile koyulmuş memlektin yoluna. Otoyolda 180 km hızla ilerlerken bir tabelaya rastlamış tabelada

"Yavaşla 80 km " yazıyordu.

Temel kurallara bağlı biri olduğu için yavaşlar istemesede. Aradan 30 dk. gectikten sonra bir tabela daha görür.

"Yavaşla 50 km"

Temel herhalde yolda çalışma var diye düşündü ve kaza yapmaktanda kaçındığı için hızını 50 km düşürdü. 45 dk sonra yine bir tabela gördü.

"Yavaşla 20 km"

Temel artık kıllanmaya başladı. Ama hızını düşürmekte de kusur bulmadı. yine tabela

"Yavaşla 5 km"

Temel korkmaya başlamıştı ki 10 dk sonra bir tabela daha

"YAVAŞLA' YA HOŞGELDİNİZ"
fıkranın devamı

Temel yillarca deliler hastanesinde kalmistir.
Doktorlar bir gün delilerin akillanip akillanmayacagini test etmek için hepsini bir araya toplarlar. Doktorun biri duvara son model bir mercedes çizer ve herkese bu arabaya binmelerini söyler.
Delilerin hepsi arabaya binmeye çalisirlar ama Temel hic orali olmaz.
Doktorlar merak icinde:
- Niye binmiyorsun arabaya, az sonra gitcek.
Temel:
- O araba gidemezki.
Doktor:
- Neden gidemez?
Temel:
- Çalismiyor da ondan.
Doktor:
- Niye çalismiyormus?
Temel:
- Çünkü anahtari bende de ondan.
fıkranın devamı

Bir gün Temel dandik arabası ile yolda kalmış. Dursun Ferrari'siyle gelmiş ve Temel'in arabasını çekmeye başlamış. Biraz sonra yanlarından hızla bir Mercedes geçmiş. Dursun: -"Ula sen misun benu geçen?!" demiş ve yüklenmiş gaza. Radar kontrolü yapan polis, amirine şöyle demiş: -"Efendim bir Ferrari ile Mercedes yarışıyor. Arkadan da onları geçmek isteyen bir Murat-124 geliyor!"
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :