Motosiklet Fıkraları

loading...


Temel motorsiklet kursunu gidiyormus ve çok basarili bir ogrenciymis. Ogretmenleri tam olarak hazir oldugunu belirtmeden once Temel ve arkadaslarina son bir uyarida bulunmak istemiş:

- "Bakin, eğer gece motorsiklet ile gezerken karsida bir ışık görürseniz bilin ki bu baska bir motorsiklettir, dikkat edin."

Temel ehliyetini almis ama 2 ay sonra hocalari Temeli hastanede tüm kemikleri kirik bir halde görmüsler. Sormuslar:

- "Temel ne oldu?"

- "Karsida 2 isik gördüm, aralarindan geceyim dedim."

fıkranın devamı


temel bir gün yeni bir motorsiklet alı ve dursun ile bereber bir gezinti ye cıkar baya gezerler va hava kararır tam o sırada önlerinde iki ışk görürler ve dursun temel önumuzda iki motosiklet var der ve temelde ula dursun az bekle ikisunun ortasunda geceum de havamuz olsun temel gaza basar tam iki ışıgın artasına gelince birden devrilirler ve dursun ula temel ne oldi temelde usaum artadaki lambaları yakmayı ünitmiş

fıkranın devamı


Sarışın yıldız adayı, üstü açık kırmızı arabasını gecenin bir vakti iyice tenhalaşmış ve loşlaşmış Hollywood Bulvarı'nda hızla sürerken trafik polisi çevirdi.. - "Hanımefendi, ehliyetiniz lütfen.." - "Ehliyet nedir, afedersiniz?." - "Kredi kartı büyüklüğünde bir karttır, hanımefendi. Üzerinde resminiz vardır." Sarışın yıldız adayı cüzdanını çıkardı, içinden bir yığın kart döküldü. Üzerinde resmi olanı buldu, uzattı. Polis "Teşekkür ederim" dedi, "Şimdi de ruhsatınız lütfen.." Sarışın mahçup mahçup sordu gene.. "Ruhsat nedir?.." "O da deyim yerinde ise arabanızın kimlik kartıdır. Genelde torpido gözünde durur" diye sabırla yanıtladı polis.. Sarışın torpido gözüne uzandı. Orada gerçekten öyle bir kart vardı. Onu da polise uzattı. Polis ehliyet ve ruhsatı inceledi. İkisi de mükemmeldi. Görünürde her şey normaldi ama ortada da bir gariplik vardı. "Bir dakika lütfen" dedi sarışına ve motosikletinin yanına gitti, telsizle merkezdeki nöbetçi arkadaşını aradı. Olanlari anlattı. Merkezdeki sordu: "Kadin sarışın mı?.." "Evet!.." "Mavi gözlü mü?.." "Evet!.." "Süper mini mi giyiyor?.." "Evet.." "Göğüsleri kazağından fırlıyor mu?." "Evet.." "O zaman hemen arabanın yanına git ve fermuarını indir." "Ne çıldırdın mı sen?.. Ben bunu nasıl yaparım!" diye bağırdı trafik polisi. "Sen git dediğimi yap" dedi, merkezdeki.. Trafik polisi sarışının yanına geldi, fermuarını indirdi.. "Neee" diye bağırdı, sarışın.. "Gene mi alkol muayenesi.."

fıkranın devamı

İki travesti motosikletle gidiyorlarmış.Birden önlerine bir araba çıkmış ve kaza yapmışlar...
fıkranın devamı

Temel ile fadimenin hiç çocukları olmuyormuş. Fadime kocası Temel'e; birde derdimizi doktora an...
fıkranın devamı

Sihirli bir kurbaga ormanda yalniz yasiyomus. bi gun etrafi gezmeye cikmis ve onune ilk cikan bir ay...
fıkranın devamı

Bizim yedikule'li Baryama sayısaldan büyük ikramiye vurur. Baryam parasını alıp evine son mode...
fıkranın devamı

Temel birgün istanbul'a gider çok çalışır kazanır memleketine dönerken bir motorsiklet alır ve memlekete motorsikletle gider. Köyüne gelir akşam kavede dursun'a; "hadi gel bir tur atak" der. Dursun'da "peki" der ve bunlar gezmeye başlarlar. Biraz gittikten sonra temel dursun'der ki. "Haçen bak dursun karşıdan yanyana iki motorsiklet gelii ben onların ikisinin arasından geçeceğum". Ertesi gün gazetelerdeki haber şöyledir.

"Bir motosiklet bir tıra çarptı, 2 kişi ağır yaralı".
fıkranın devamı

Adamın biri motosiklet almış. Satıcı adama bir kutu vazelin hediye ederek:
- Yağmurlu havalar da bunu metallere sür, pas yapmaz.
Adam motorunu göstermek üzere kzı arkadaşına gitmiş. Akşama doğru kız:
- Gel seni bize götürüp ailem ile tanıştırayım hem de akşam yemeği yeriz.
Hemen arkasından da bir hatırlatmada bulunmuş:
- Yalnız dikkat et bizim evde yemek yerken kimse konuşmaz. Konuşan olursa o btün bulaşıkları yıkar.
Adam dört kişinin bulaşığından ne olacak diye düşünürken eve girdiklerinde bir de ne görsün dağ taş her yer bulaşık. İçinden "uulan ir konuşursak yandık" demiş. Yemek yerken aklına:
- "Ben şimdi bu kızın elini tutsam kimse bir şey diyemez" fikri gelmiş. Kızın elini tutmuş kimseden çıt yok. Bir de öpeyim demiş, öpmüş yine çıt yok. Ulan ben bununla bu işi de pişireyim demiş. Herkesin gözü önünde kızla yatmış ama yine çıt yok. Adam iyice pişkinliğe vurup "yahu bunun anası da güzelmiş" deyip onunla da yatmış. Tekrardan çıt yok. Tam bu sırada dışarıda gök gürleyip yağmur yağmaya başlamış. Bizim ki motoru paslanmasın diye aldığı vazelini cebinden çıkardığı anda kızın babası bağırarak ayağa fırlamış:
- Tamam tamam!!! Koy onu yerine bulaşıkları ben yıkarım!
fıkranın devamı

Adamin biri motosiklet almis. Satici adama bir kutu vazelin hediye ederek yagmurlu havalarda bunu metallere sur pas yapmaz demis ve adam motorunu gostermek uzere kiz arkadasina gitmis. Neyse aksama dogru kiz gel seni bize goturup ailemle tanistirayim hemde aksam yemegi yeriz. demis ve bir hatirlatmada bulunmus :


"Yalniz dikkat et bizim evde yemek yerken kimse konusmaz. Konusan bulasiklari yikar..."

Adam 4 kisinin bulasigindan ne olacak diye dusunurken eve girdiklerinde bir de ne gorsun dag tas her yer bulasik... Ulan bir konusursak yandik demis.... Yemek yerken aklina "Ulan ben simdi bu kizin elini tutsam kimse bir sey diyemez" fikri gelmis. Kizin elini tutmus kimseden cit yok. Bir de opeyim demis, Opmus gene cit yok.. Ulan ben bunu becereyim demis, herkesin gozu onunde becermis ama gene cit yok.. Adam iyice piskinlige vurup yahu bunun anasi da guzelmis deyip onu da
becermis.. Gene cit yok.. Tam bu sirada disarda gok gurleyip yagmur yagmaya baslamis.. Bizimki motoru paslanmasin diye aldigi vazelini cebinden cikardigi anda kizin babasi bagirarak ayaga firlamis...

"Tamam tamam koy onu yerine bulasiklari ben yikarim
fıkranın devamı

Sihirli Kurbağa bir gün ormanda gezerken, Tavşan kovalayan ayı ile karşılaşmış. Tavşan can derdinde, ayı et derdinde derken sihirli Kurbağa duruma el koyup demiş ki:
- Her ikinizin de üç hakkı var. Dileyin benden ne dilerseniz ! Ayı :
- Bu ormandaki tüm ayılar dişi olsun ve tümü bana tutkun olsun" demiş. Kurbağa anında ayının isteğini yerine getirmiş. Tavşan ise:
- Bana bi kask ver demiş... O da hemen olmuş. Ama ayı içinden :
- Bu Tavşan geri zekalı. Çuvalla para isteseydi, bin tane kask alırdı. demiş. Kurbağa ikinci isteklerini sormuş. Ayı (babası da ayıymış zaten!):
- Yan ormandaki tüm ayılar da dişi olsun ve hepsi sadece beni arzulasın demiş. Trilink!!!! O da tamam. Tavşan ise:
- Ben hızlı bir motosiklet isterim demiş. Ayı iyice şaşırmış. "Bu Tavşan hepten aklını yemiş olmalı !" diye düşünmüş. Sıra gelmiş son isteklere.... Ayı:
- Bu gezegendeki tüm ayılar dişi olsun ve hepsi benim için çıldırsın demiş. Kurbağa bu isteği de hemen yerine getirmiş. Tavşan önce kaskı takmış, sonra motora binip marşa basmış ve son isteğini söyleyip gaza basmış:
- Bu ayi ibne olsuuuun !
fıkranın devamı

Sihirli bir kurbaga ormanda yalniz yasiyomus. bi gun etrafi gezmeye cikmis ve onune ilk cikan bir ayi ve tavsana kiyak yapmak istemis.

"3 sey dileyin benden ne dilerseniz" demis.

ayi

- bu ormandaki tum ayilar disi olsun ve hepsi bana
hasta olsun demis. kurbaga hemen yerine getirmis istegi
tavsan

- bana bi kask ver demis o da hemen olmus ama ayi
icinden "manyak mi bu tavsan cuvalla para istesin istedigi
kadar kask alsin. deli bu yaaa" demis.

ikinci istek olarak ayi yine

-yan ormandaki tum ayilar disi olsun ve hepsi beni arzulasin demis. trilink!!!! o da tamam tavsan

- bana bi motosiklet verin

demis ve yerine gelmis ama ayi iyicene sasirmis. bu tavsan deli olmali diye dusunmus.

sira gelmis son isteklere ayi

-bu gezgendeki tum ayilar disi olsun ve hepsi benim yanimda olsun demis. kurbaga bu istegi de hemen yerine getirmis.

tavsan once kaski takmis, motora binmis. marsi calistirmis. ve istegini son istegini soyleyip gaza basmis:

- bu ayi ibne olsun!
fıkranın devamı

Evliliğinin üçüncü yılında kocası Barry'yi motosiklet kazasında yitiren Sharon dünyaya küsmüş, hele hele aşktan elini eteğini iyice çekmiş. Büyük bir kozmetik firmasında çalışıyor. 25 yaşındaki Sharon, çok sevdiği Barry'nin olmadığı bir hayata henüz hazır değil.

Sharon: Barry'nin ölümünden bu yana bir yıl geçti. Ancak bir türlü onu unutamadım. Acaba son saatlerini hangi duygularla geçirmişti? Neler hissetmişti? Kazadan sonra kendime "yeni yaşamıma" çabucak uyum göstermem gerek diye düşündüğümü biliyorum. Ancak bunu başardığımı söyleyemem. Her şey anlamını yitirmiş gibi. Sanırım tekrar başka biriyle ilişki kuramayacağım. Tabii ki ciddi bir ilişkiden sözediyorum. Başka birini öpme ve onunla aşk yapma düşüncesi dayanılmaz geliyor bana. Hele hele evlenmek düşüncesi öyle uzak ki. Ancak diğer yandan da yaşamımın geri kalanını yalnız geçirme düşüncesi de korkutuyor. Öyle yalnızım ki.

Sue: Belki de "ciddi" ilişki için daha çok erken, belki de henüz hazır değilsin. Ne dersin?

Sharon: Evet sanırım öyle. Ancak belki de bir kez daha hiç sevmeyeceğim diye korkuyorum. Ne dersiniz?

Sue: Ben bir daha sevmeyeceksin gibi bir sonucun geçerli olmasını gösteren herhangi bir şey görmüyorum. Ancak sanırım öncelikle çözmen gereken bazı sorunlar var. Son yılda çok ağladın mı?

Sharon: Hayır, pek değil.

Sue: Peki nedenini biliyor musun?

Sharon: Tüm yaşamınızı ağlayarak geçiremezsiniz, değil mi?

Sue: Görünürde bu kötü deneyi büyük bir cesaretle karşılamışsın. Ancak endişen tekrar ilişkiye geçemeyeceğin konusunda. Kendini serbestmiş gibi hissedemiyorsun. Çünkü içinde ifade edemediğin büyük bir üzüntü var. Ağlaman çok normal. Böyle duygularla yüklü olman da normal. Daha önce ailenden birinin ölümünü gördün mü?

Sharon: Evet, babam ben 16 yaşındayken ölmüştü.

Sue: Sen ve ailen yas tuttunuz mu?

Sharon: Hepimiz babamı çok severdik. Elbette çok üzüldük. Ancak duygularımızı pek açığa vurmadık. Annem çok cesurdu. Eğer üzüntüsünü belli ederse bunun bizi üzmekten başka bir sonuç vermeyeceğini düşünüyordu. Erkek kardeşim ise 12 yaşındaydı. Ve olayı tam olarak anlamıyordu. Annem sırf bizim için kendini cesur olmaya zorluyordu.

Sue: Sen de Barry'yi yitirdiğinde annen gibi cesur olman gerektiğini mi hissettin?

Sharon: Evet. Ancak bunu annem kadar iyi başardığımı sanıyorum. Kendimi çaresiz hissediyorum. Anneme büyük bir umutsuzlukla doluyken nasıl bu kadar cesur görünebildiğini sormak istedim. Ancak onunla bu konu hakkında konuşamadım. Annemle gerçi çok görüşüyoruz. Barry öldüğünden beri çoğu haftasonlarını annemle geçiriyorum. Ancak duygularımız hakkında pek konuşmuyoruz. Ben bu konulardan annemin önünde söz etmekten özellikle kaçınıyorum. Ona kötü anılarını tekrar anımsatmak istemiyorum.

Sue: Sanırım birbirinize açılmaya alışmalısınız... Barry'nin ölümünden sonra yine aynı evde mi kalmaya devam ettiniz?

Sharon: Evet. Başka bir yere taşınmayı hiç düşünmedim. Oturduğumuz daireyi evlenmeden hemen önce almıştık. Bir yıldır çıkıyorduk. Ve daireyi almak için bayağı uğraştık. Balayımızı bile bu dairede geçirdik. Başka bir yere gitmeye gücümüz yetmiyordu. Ancak balayımız çok güzeldi. Burası bizim, sadece ikimizin yeriydi.

Sue: Boş zamanlarında neler yapıyorsunuz?

Sharon: Fazla boş zamanım olmuyor. Büyük bir kozmetik şirketinde müdürün özel asistanıyım. Bu nedenle çok çalışmam gerekiyor. İtiraf etmeliyim bu da benim işime geliyor. Beni meşgul ediyor. Ve üzülmeye fırsat bulamıyorum. Eve geç geliyorum. Birşeyler yedikten sonra, ya biraz televizyon seyrediyor ya da duş alıyor ve yatağa gidiyorum. Daha iyi birşeyler yapmak için pek zamanım yok.

Sue: Olay olduktan sonra işe gitmemezlik ettin mi?

Sharon: Birkaç gün. Daha fazla gitmemek beraber çalıştığım arkadaşlarıma karşı haksızlık olurdu. Zaten evde ne yapacaktım? Evde hep kendimi kederli hissedecektim. Ben de işe döndüm. Herkes bana karşı çok nazikti. Onlarla birlikte olmayı istiyordum.

Sue: Arkadaşların sana yardımcı oldu mu?

Sharon: Evet, ellerinden geldiğince. Ancak beni anlayabildiklerini sanmıyorum. Bana yeni başlangıç yapmam gerektiğini söylüyorlar. Ancak söylemek yapmaktan daha kolay. Arkadaşlarımın çoğu evli çiftler. Beni bekar erkeklerle tanıştırmaya çalışıyorlar. Ancak bu beni daha da kötüleştirmekten başka birşeye yaramıyor. Bilmiyorlar ki hiçbiri Barry gibi olamaz.

Sue: Ya hafta sonları? Sadece anneni mi görüyorsun?

Sharon: Çoğunlukla annemi görüyorum. Bazen Barry'nin ailesini de görmeye gidiyorum. Barry onların tek çocuğuydu. Barry'nin ölümü onları elbette çok etkiledi. Onları hep sevdim ve onları görmekten çok mutluyum. Onlarla Barry hakkında konuşabiliyorum. Barry'nin babası tıpkı Barry gibi. Ve bundan hoşlanıyorum.

Sue: İdeal olarak nasıl yaşamak isterdin?

Sharon: Sorun bu. Barry'siz bir yaşam çok zor. Kendimi başka biriyle düşünemiyorum. Annemin babamın ölümünden sonra neden bir daha evlenmediğini merak etmişimdir. Gerçi babamı yitirdiğinde benim Barry'i yitirdiğim yaştan daha yaşlıydı. Ancak hala çok çekiciydi. Şimdi onun neden tekrar evlenmediğini anlayabiliyorum. Bir bebeğim olmadığı için gerçekten büyük bir pişmanlık duyuyorum. Hep istedik. Ama çok gençtik. Ve önümüzde çocuk sahibi olmak için uzun yıllar olduğunu düşünüyorduk. Eğer bir bebeğim olsaydı, ondan bir parçam olmuş olacaktı. Ancak insan gençken kendini sanki ölümsüz sanıyor.

Sue: Barry neden özel biriydi?

Sharon: O sevdiğim tek erkekti. Önceden birkaç erkek arkadaşım olmuştu. Ancak Barry benim tüm yaşamımdı. Bazen onun ölümünde benim de suçum varmış gibi hissediyorum.

Sue: Barry'nin ölümünden neden kendini suçluyorsun?

Sharon: Barry ne zamandır bir motosiklet almak istiyordu. Ben de iş arkaşdaşlarımdan birinin motosikletini sattığını ona söyledim. Bunu söylemeseydim belki de Barry hala hayatta olacaktı. Ve hala akşamları evde beni bekliyor olacaktı. Bu beni kahrediyor.

Sue: Böylesi bir olayı yaşayanlar genellikle "ah olmasaydı" diyerek kendilerini suçlarlar. Ancak tabii ki gerçekte böyle bir suçluluk duygusu mantıksızdır. Şimdi biraz zor bir soru soracağım. Öldükten sonra Barry'nin bedenini gördün mü?

Sharon: Hayır. Ne ben ne de ailesi buna daynamadı. Amcam onu teşhis etti. Sonraları keşke onu son bir kez görüp "elveda" diyebilseydim diye hayıflandığım oldu.

ÖZETLE

SUE GOODERHEM:
"Sharon çok sevdiği Barry'nin kaybıyla unufak olmuştu. Acısını bu denli arttıran nedenlerden biri de, babasının ölümünde de kederini dışa vuramamaktı. Birlikte birçok seans yaptık. Şimdi kendisine yeniden aşık olabilecek cesareti buluyor"

"Toplum ölüm olayına bir tabu gibi yaklaşır. Her şey hakkında konuşulabilir. Ancak bu konuda konuşmak pek iyi karşılanmaz.Barry'nin ki gibi ani ve kötü bir yokoluştu. Sharon, bu ölümü kabullenmekte gerçekten büyük zorluklar çekti. Uzun süren bir hastalık, kişiyi ölüme hazırlaması için zaman verir. Ama ani ölüm bir şansı vermez.

Üç adımda ölüm...
Sevdiğini yitiren kişinin duygusal yaşamı üç aşamada farklılıklar gösterir. Öncelikle ölümü kabul etme durumunda kalır. O artık yoktur. İkincisi büyük bir üzüntü: Gözyaşları, öfke ve suçluluk duygusu... Ve üçüncüsü olarak yeni bir kimlik arayışı: Onsuz yeni bir yaşama başlamak...Bu aşamalar sevilenin ölümü ya da bir ilişkinin bitiminden sonra yaşanan duygulardır. Ve sağlıklı bir başlangıç için bu aşamalardan geçilir. Sharon'a Barry'nin bedenini öldükten sonra görüp görmediğini sordum. Çünkü görseydi, bu ona gerçeği kabullemede yardımcı olacaktı. Anlaşılan nedenlerle akrabalar cesedi yaralar içinde görmekten çekinirler. Ancak ceset onların görebileceği gibi hazırlanırsa girmelerinde bir sakınca yoktur. Ölü bedeni görmek psikolojik açıdan faydalıdır. Aksi takdirde her an geri dönebileceği takıntısından kurtulmak zor olur. Sharon da Barry'inn öldüğünü tam anlamıyla kabullenmiş değildi.

Kederiyle yaşamak
Sharon üzüntüsüne ifade etmekten büyük oranda kaçınıyor. Çünkü kendisini annesi gibi cesur davranmak zorunda hissediyor. Bu nedenle annesiyle duyguları hakkında konuşmuyor. Öte yandan arkadaşları da ona bu konuda pek yardımcı olmuyor. Oysa sorunlarını çözmeden cesur bir yüz takınmanın pek faydası yok. Kendisini Barry'nin motosiklet almasına ön ayak olduğu için suçlu hissediyor. Eğer biraz konu hakkında daha akılcı düşünürse Barry'nin istedikten sonra başka bir yerden motosiklet satın alabileceğini anlayabilir. Öte yandan, ağlayabilmek, duygularını kontrol altında tutmadan açığa vurabilmek için birini onu cesaretlendirmesini bekliyor. Duygularını içine atmadan bunları biriyle paylaşmayı denemek sorunun büyük bir bölümünü çözecektir. Çünkü bastırılmış duygular ciddi bir depresyon nedeni olabilir.

Gelecek var mı?
Sharon'un acısını daha zorlu ve derin yapan nedenlerden biri de kaybetmeyi ilk kez yaşadığı babasının ölümünde de kederini tam anlamıyla dışa vuramadığındandır.Birkaç seans sonunda Sharon geleceğe daha olumlu bir yaklaşım içine girdi. Hatta kendisini yeni bir ilişkiye girebilecek ve aşık olabilecek kadar serbest bile hissedebilirdi. Barry'i asla unutamayacak. Ve unutmayı da istemiyor. Ancak onun için artık şu olasılık geçerlidir: Yeni bir evde, yeni bir erkekle, yeni bir yaşam.

fıkranın devamı

Bu hikayeyi bize Avustralya'dan Mary Nol gönderdi.
Kendisine bu hikaye
için tesekkür ediyoruz.
Bir kiz ve bir delikanli, bir motosikletin üzerinde
180 Km hizla
gidiyorlar ve aralarinda söyle bir konusma geçiyor;
Kiz : Lütfen yavasla, ben korkuyorum
Delikanli : Hayir, bak ne kadar eglenceli
Kiz : Lütfen, lütfen, çok korkuyorum
Delikanli : Peki, beni sevdigini söyle
Kiz : Seni çok seviyorum, lütfen yavasla
Delikanli : Simdi de bana sikica saril
* Kiz delikanliya sikica sarilir
Delikanli : Sapkami alip, kendine takar misin? Basimi çok sikti..
Ertesi gün gazetelerde söyle bir haber çikti:
Motorsiklet Kazasi;
Motorsiklet, fren arizasi nedeniyle, bir binaya çarpti. Üzerindeki 2
kisiden sadece biri kurtuldu.
Gerçek ise söyleydi; Yolun yarisinda, delikanli frenlerin bozuldugunu
anlamis ama bunu kiza belli etmek istememisti. Bunun yerine, kizdan kendisini sevdigini söylemesini istemis ve
kendisine son defa sarilmasini istemisti. Sonra da kendi ölümü pahasina, kizin basligi takmasini ve hayatta kalmasini saglamisti.
fıkranın devamı

Sarisin yildiz adayi, ustu acik kirmizi arabasini gecenin bir vakti iyice tenhalasmis ve loslasmis Hollywood Bulvarinda hizla surerken trafik polisi cevirdi..
"Hanimefendi, ehliyetiniz lutfen.."
"Ehliyet nedir, afedersiniz?."
"Kredi karti buyuklugunde bir karttir, hanimefendi. Uzerinde resminiz vardir."
Sarisin yildiz adayi cuzdanini cikardi, icinden bir yigin kart dokuldu. Uzerinde resmi olani buldu, uzatti.
Polis "Tesekkur ederim" dedi, "Simdi de ruhsatiniz lutfen.."
Sarisin mahcup mahcup sordu gene..
"Ruhsat nedir?.."
"O da deyim yerinde ise arabanizin kimlik kartidir. Genelde torpido gozunde durur" diye sabirla yanitladi, polis..
Sarisin torpido gozune uzandi. Orada gercekten oyle bir kart vardi. Onu da polise uzatti.
Polis ehliyet ve ruhsati inceledi. Ikisi de mukemmeldi. Gorunurde her sey normaldi ama ortada da bir gariplik vardi.
"Bir dakika lutfen" dedi sarisina ve motosikletinin yanina gitti, telsizle merkezdeki nobetci arkadasini aradi.. Olanlari anlatti.
Merkezdeki sordu:
"Kadin sarisin mi?.."
"Evet!.."
"Mavi gozlu mu?.."
"Evet!.."
"Super mini mi giyiyor?.."
"Evet.."
"Gogusleri kazagindan firliyor mu?."
"Evet.."
"O zaman hemen arabanin yanina git ve fermuarini indir."
"Ne cildirdin mi sen?.. Ben bunu nasil yaparim" diye bagirdi trafik polisi.
"Sen git dedigimi yap" dedi, merkezdeki..
Trafik polisi sarisinin yanina geldi, fermuarini indirdi..
"Neee" diye bagirdi, sarisin.. "Gene mi alkol muayenesi.."
fıkranın devamı

Bizim yedikuleli Baryama sayısaldan büyük ikramiye vurur.Baryam parasını alıp evine son model bir mersedesle gider.Baryamın altındaki mersedesi gören karısı
-Tebe baryam nerden bulmuşsun bu arabayi?
-Sorma be hatun sayısaldan büyük ikramiye bana vurmuştur onunla almışımdır bu arabayı
-Tebe doğrumu söylersin baryam öyleyse ben bu akşam sana iyi bir muamele çekeyimde benim şu kollarımı bilezikle doldur beyav
-Olur hatun neden olmasın"
Hanımı bir güzel muamele çeker ve baryam ertesi gün hatunun kollarını bilezikle doldurur. Hatun da direk kız kardeşinin yanına gider,bilezikleri gören baldız hatuna
-Tebe nerden buldun bunca bileziği? der.Hatunda anlatır olayı
-Tebe oyleyse bende gidip enişteyi tebrik edeyim der ve gider baryamın yanına
-Tebe enişte tebrik ederim büyük ikramiye sana vurmuştur gelsana iyi bir sakso çekeyimde bir iki bilezikte bana al beyav olur baldız neden olmasın."
der ve alır baryamın malzemeyi eline ve
-Tebe enişte senin alet bok kokar beyav

-He baldız az ön ce bacanak yanımdaydı motosiklet istedi bende kıramadım neyapayım beyav.
fıkranın devamı

Adamin biri motosiklet almis.Satici adama bir kutu vazelin hediye ederek yagmurlu havalarda bunu metallere sur pas yapmaz demis ve adam motorunu göstermek üzere kiz arkadasina gitmis.Neyse aksama dogru kiz gel senibize götürüp ailemle tanistirayim hemde aksam yemegi yeriz.. demis ve bir hatirlatmada bulunmus
-"Yalniz dikkat et bizim evde yemek yerken kimse konusmaz.Konusan bulasiklari yikar"..
Adam 4 kisinin bulasigindan ne olacak diye düsünürken eve girdiklerinde bir de ne görsün dag tas her yer bulasik.Ulan bir konusursak yandik demis.Yemek yerken aklina ulan ben simdi bu kizin elini tutsam kimse bir sey diyemez" fikri gelmis.Kizin elini tutmus kimseden çit yok."bir de öpeyim demis"
Öpmüs gene çit yok."ulan ben bunu becereyim demis" herkesin gözü önünde becermis ama gene çit yok.Adam iyice piskinlige vurup yahu bunun anasi da güzelmis deyip onuda becermis..
Gene çit yok.Tam bu sirada disarda gök gürleyip yagmur yagmaya baslamis.Bizimki motoru paslanmasin diye aldigi vazelini cebinden çikardigi anda kizin babasi bagirarak ayaga firlamis.

"Tamam tamam koy onu yerine bulasiklari ben yikarim"
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama