Muamele Fıkraları

loading...


Cobanin biri babasi ile birlikte cok uzun yillardan beri her seyden uzak, hic bir seyden habersiz yasiyormus. Bir gun coban ergenlik cagina gelince aleti kalkmis. Hicbir seyden haberi olmadigi icin hemen babasina kosmus

-"Baba baba suna bir baksana birseyler oldu, odun gibi sertlesti" demis.

Babasida oyle seyleri unutali cok oldugu icin;

-"Valla ben bilemiyecegim sen istersen kasabaya in doktora bir goster" demis.

Ve coban kasabanin yolunu tutmus. Doktor soyle bir baktiktan sonra:

-"Senin isin kolay" deyip bir odunla aletin kafasina bir tane oturtmus ,cobanin cani cok yanmis ama alette inmis. Aradan gunler gecmis alet tekrar kalmis, coban tekrar kasabaya inmis, odunu tekrar alete yemis, tekrar daga cikmis. Sonra tekrar alet kalmis, coban tekrar kasabaya inmis fakat bu sefer kapiyi doktorun karisi acmis :

-"Hayirdir delikanli derdin ne" demis çobana.

Çoban da boyle boyle diye anlatmis. Kadin

-"Gel seni ben iyi ederim" diyerek cobana iyi bir muamele cekmis. Coban da mest bir sekilde daga geri donmus. Aradan gunler gecmis alet tekrar kalmis, coban tekrar buyuk bir hevesle kasabaya inmis,kapiyi calmis ama kapiyi doktor acmis.

Çoban doktora :

-"Doktor bey yenge yok mu?" demis.

Doktorda sinirli bir sekilde :

-""Ne yapacaksin yengeyi?" demis.

Çoban da :

-"Tamam da yenge hem canimi yakmiyor, hem de icinin pisligini de aliyor."

fıkranın devamı

Emeklilik sınırına dayanan Memur Temel, yolda ayni işyerinden birkaç ay önce emekli olan arkad...
fıkranın devamı

Temel evleneceğini açıklamış, kiminle diye sormuşlar. Soy lemis. İyi araştırdın mi, sorup ...
fıkranın devamı

Amerikan uçak gemisinde görev yapan üç arkadaş, geminin Fıransa'nın bir liman şehrini ziyare...
fıkranın devamı

Cobanin biri babasi ile birlikte cok uzun yillardan beri her seyden uzak, hic bir seyden habersiz ya...
fıkranın devamı

Bizim yedikule'li Baryama sayısaldan büyük ikramiye vurur. Baryam parasını alıp evine son mode...
fıkranın devamı

Bir devlet dairesinin büyük bir odasında 8-10 memur çalışırmış. Bunlardan iki tanesinin mas...
fıkranın devamı

kelime: Gazete
x: Bir tür haberlesme araci
y: Telefon
x: Devam et
y: internet, televizyon, radyo
x: Ya kagittan olur,
y: dergi
x: Büyük boyda acarsin okursun kocaman...
y: Kitap
x Allah belani versin be yuhhh..

Kelime: iskolik
-sen nesin?
-neyim?
-hani geç saatlere kadar kaliyosunya bankada! -enayi!!!!
-yo ya..
-dangalak
-ya öyle demek istemedim ya!


Kelime: eskimo
- kutupta yasarlar
- (hep bir agizdan) ayiiiiiii
- yok insan olanlari
- hee eskimo

Kelime: Pire
- Götünde ne var ?
- ???
- Hani kafada da olur
- KIL!
- Hayir, hani böcek gibi bisey...
- Ipek böcegi!
- Uhaa....!!!

Kelime: berlin duvari
- hani avrupa'da bi ülkee..
- berlin duvari !!!

Kelime: Çürük
hikaye: anlatacak olan askere gidecek.
-abi, ben ne olursam askere gidemem?
(... sessizlikten sonra) -ibneee...!!!


Kelime: muamele
-hani erkekler gider
-maç
-hayir...hani siftah yapilir milli olunur ya..
-genelev!!!!
-evet iste orda bisey..
-PEÇETE!!
-allah belani...igrençsin Yunus

Kelime: hamile
-hani atiyorum biz ileride ne yapabiliriz?
-evlenebiliriz
-atiyorum sonra ne olabilir?
-benden niye bu kadar kaçiyosun!!!
(ve iki lafin arasinda film kopar)
Kelime: Kapuska
-Bu ne yaa? Abi ben bunu anlatamam! (Pas dedikten sonra,)
igrenç bi yemek..
-Kapuska !!!

Kelime: dirdir
anlatan: - "her evde olur ..."
oyuncu1: - "kur'an "
> oyuncu2: - "prezervatif..."

Kelime: Yasemin'In Penceresi
Anlatici: "Hani böyle ünlü birisi var herkesi konuk ediyor sonrada güzel anilar yasiyolar.
Cevaplayici: Çagla Sikel
Anlatici: Ne çaglasi oglum
Cevaplayici: Hani herkesi evine aliyo ya sonra da
Anlatici: Uff bosver devam edelim hüzünlü seyler yasiyolar
Cevaplayici :..??!!
Anlatici: Hani kadinin adi bir çiçek adi sonra ikincikelime de evdeki bir nesnenin adi?
Cevaplayici: Menekse'nin Donu. (Topluluk Iptal, Anlatici aglar)

- Kelime: bes para etmez
- ben: baba benim deyerim ne kadar?;
- baba: dunyalar kadar kizim;
- ben: baba dunyanin deyeri ne kadar?;
- baba: bes para etmez kizim.... :)))

kelime: papatya
-hani geçen yaz piknikte sana takmistim ya
-grup: ?!?!?!?!?!?!?!?

kelime: tirbuson
a:hani hic acilmamis seyin icine sokarsin b:igrenc !!
a:tamam..tamam; icinden cikarirken zorlanirsin bazanda
fiskirir... b:yeter beeee !!

kelime: dövme
hikaye: (kelimeler:igne,deri,ejderha,resim...)
gökhan:hani ben hep elimi kaldirinca sen ne dersin!?
funda:DÖVME abijim!
gökhan:aferm söle adam ol!

kelime: Hakan Sükür
anlatan:Hani,kütük?!
grup:Hakan Sükür!

kelime: Çöp Ögütücüsü
hikaye: B: Sizin evde mutfakta, lavabonun altinda ne var >
D: Boru
B: Hayir Baska
D: Cöp Kutusu
B: Kes
D: Kutusu
B: öteki
D: Çöp
B: hah!. Simdi ikincisi biseyi küçültmek.
D: Ufalamak
B: hayir! Baska, kesmek, parçalamak.
D: Ögütmek.
B: Hah! Kes onu
D: Ögüt, ögütcü, ögütücü,
B: Evet birlestir
D: Çöp Ögütücü
B: Hayir ek getireceksin
D: Çöp Ögütücü, Çöp Ögüten, Çöp Ögütmek,
B: Hayir, Ne içeriz,
D: Su
B: hah ona benziyor.
D: ...... Çöp Ögütücüsu!!! (Süre çoktan bitmistir ve hala ugrasiyor olmalilar!)

Kelime: maraton
-mitsubisinin otobüsünü söyle
-prenses!
-bi önceki model?
-maraton

kelime: kaftan
anlatan:(kaf dagindan gitmek ister)hani masallardaki dag. >
cevaplayan:cudi dagi....?
anlatan: lan oglum 3 harfli bir dag...
cevaplayan: cud dagi..
ev halki komple yikilir tabii

kelime: Tamirat
A: televizyonunun çalismama sebebi ne olabilir?
B: bozulmustur.
A: hah! bisey bozulunca ne yaptirirsin?
B: tamir.
A: çok güzel! türet bunu.
B: neyini türetcem bunun be?
A: himzz..essegin büyügüne ne denir?
B: at
A: çok güsel.birlestir simdi ( umutlanmistir anlatici)
B: AT TAMIRI!!!
A: karti firlatir, mekani terkeder

kelime: Ters takla
B:Hani sen hep yaparsin ya.. TERSTEN..
M:hö? nasi yani.. tersten bisey yapmam ben saçmalama..
> > > > (süre biter) B:ters taklaydi bee..
M:yuh artik.. ben durmadan ters takla mi atiyom??

kelime: Pele
KIZ: Siz ne yapmayi seversiniz?
ERKEK: Poker oynamayi, mac seyretmeyi
KIZ: Ha ha iste o!! Hani guzel kizlar, kalcali falan (Brezilya'dan bahsediyo)
ERKEK: Sergen!!!!
GRUP: IPTAL

Kelime: koleksiyon
-hani erkekler kizlari tavlamak icin gelsana evdeki seyimigöstereyim ...
- !!!!!

Kelime: kestane
-basin belada neyi çizdirirsin?
-kestane!

K elime: makas
-böyle delikleri var parmagini içine sokuyosun sonra
oynatiyosun >uçlari
uzun hareket ediyo
-o ne ya (uzun süre anlattiktan sonra)
-lan gerizekali 2 deligi var onun içine parmak sokuyon
hareket
ediyo -burun
- ?
-karistirinca oluyo ööle
-salak ucu uzun mu ?
fıkranın devamı

kelime: mini etek
erkek: hani sen hep giyersin de, ben sana giyme derim ya..
kız: don!
topluluk: ohaaaaa!

kelime:sümüklü böcek
-hani bi hayvan var spiral şeklinde bi kabuğu var.
-salyangoz
-hah ona cok benziyo. ama sen nezle olunca ne akar burnundan
-sümük
-evet evet bu salyangoz benzeri hayvanda bundan var
-nası yani hayvanın sümüğü mü var?
-evet. karafatma nedir?
-hamamböceği
-hah 2. kelimeyi kes
-böc
-yok yok kelimenin tamami
-hamamböc
-allah belanı versin senin be

kelime: makas
-böyle delikleri var parmagini içine sokuyosun sonra
oynatiyosun uçlari uzun hareket ediyo
-o ne ya (uzun süre anlattiktan sonra)
-lan gerizekali 2 deligi var onun içine parmak
sokuyon hareket ediyo
-burun
- ?
-karistirinca oluyo ööle
-salak ucu uzun mu?!?!??!

kelime: berlin duvari
-hani avrupa'da bi ülkee..
- berlin duvari !!!

kelime: muamele
-hani erkekler gider
-maç
-hayir...hani siftah yapilir milli olunur ya..
-genelev!!!!
-evet iste orda bisey..
-peÇete!!
-allah belani...igrençsin yunus

kelime: gazete
x: bir tür haberlesme araci
y: telefon
x: devam et
y: internet, televizyon, radyo
x: ya kagittan olur,
y: dergi
x: büyük boyda acarsin okursun kocaman...
y: kitap
x allah belani versin be yuhhh..

kelime: yasemin'in penceresi
anlatici: "hani böyle ünlü birisi var herkesi konuk
ediyor sonrada iste güzel anilar yasiyolar.
cevaplayici: Çagla sikel
anlatici: ne çaglasi oglum
cevaplayici: hani herkesi evine aliyo ya sonra da
anlatici: uff bosver devam edelim hüzünlü seyler
yasiyolar
cevaplayici :..??!!
anlatici: hani kadinin adi bir çiçek adi sonra
ikinci kelime de evdeki bir nesnenin adi?
cevaplayici: menekse'nin donu
(topluluk iptal, anlatici aglar)

kelime: pire
- götünde ne var ?
- ???
- hani kafada da olur
- kil!
- hayir, hani böcek gibi bisey...
- ipek böcegi!
- uhaa....!!!

kelime: papatya
-hani geçen yaz piknikte sana takmistim ya
-grup:?!?!?!?!?!?!?!?

kelime: bes para etmez
ben: baba benim deyerim ne kadar?;
baba: dunyalar kadar kizim;
ben: baba dunyanin deyeri ne kadar?;
baba: bes para etmez kizim....

kelime: tamirat
a: televizyonunun çalismama sebebi ne olabilir?
b: bozulmustur.
a: hah! bisey bozulunca ne yaptirirsin?
b: tamir.
a: çok güzel! türet bunu.
b: neyini türetcem bunun be?
a: himzz..essegin büyügüne ne denir?
b: at
a: çok güsel.birlestir simdi ( umutlanmistir anlatici)
b: at tamiri!!!
a: karti firlatir, mekani terkeder

kelime: naz
a: kadinlarin evlenmeden once erkekleri tavlamak icin yaptiklari sey...
b: oral sex!
topluluk: ohha?

kelime: iska
- kar topu savasinda pelin'e atarim, o da egilir basini kaldirir ve ne der?
- hayvan?

kelime : sanatçi
- hani bööle tarkan gibi bisi...
- ibne !!
- ayy cok hayvansin murat..

kelime: manti
- hani biz toplanip yapariz, partisini veririz..
- seks!!
- ne zaman yaptik ya, ben niye kacirdim????

kelime : 1 nisan
- abi, 31 mart'tan sonra ne gelir ?
- 32 mart
- harbiden bravo yani... senin gibi lama'dan baska cevap beklenemezdi zaten..

fıkranın devamı

Bir şirkete kozalanmak
(Koza: Tırtılın kelebek
oluncaya kadar misafir kaldığı korunaklı yuva.)
Yeni mezun elemanın; askerliğini beklerken, daha iyi
bir iş ararken veya yurt dışında bir master kazanana
kadar düşük profilli ve sıkıcı bir başlangıç
pozisyonunda çalışmayı kabul etmesi. Kelebek olur
olmaz da arkasına bile bakmadan o şirketten uçması...

Leblebi Profesörü
Astları ona bir şey açıklamaya çalışırken, daha leb
demeden bütün konuyu anladığını düşünüp, ikinci
kelimede söz kesen, her şeyi en iyi kendisinin
bildiğini sanan dinleme özürlü yönetici.

Bariyer Plânlaması
Çekirdekten yetişmiş alaylı yöneticinin, ileride
kendisine rakip olabilecek zehir gibi ve eğitimli genç
elemanını, "Rotasyon iyidir; satışı da öğrenirsin.
Kariyerin için faydalı olur." ayaklarıyla kandırıp
başka bir bölüme postalaması. Koltuğunu elinden almak
amacıyla gelecekte yapılabilecek olası hamlelere karşı
engel yaratması.

Hız Tümseği
En basit görevlerde bile bin bir zorluk çıkartarak
işlerinizin akışını yavaşlatan kıl meslektaş.

Iş Ingilizcesi
Türkçe cümlelerin içine Ingilizce kelimeler
serpiştirilerek konuşulan ucube şirket lisanı. Örnek,
"Ebru, benim reportu final hâle getirdim; yarın
birlikte review edelim mi?" Gerçek Ingilizce ile
ilgisi olmadığı için, bu lisan yabancılarla iletişimde
pek işe yaramaz. Az önce Amerikan aksanıyla Türkçe
konuşan kişinin, böyle bir durumda aniden nutku
tutulur. Kekelemelere gelir...

Pijama Yakalı
Mavi veya beyaz yakalıyken, işini kaybedip evde
oturmak zorunda kalan kimse.

Menopozisyon
Sittinsene olarak ifade edilebilecek uzun bir süredir
şirkette çalıştığı için işten çıkarılamayan sadık
çalışanın, emekliliğini beklerken oyalandığı,
yetkileri ve fonksiyonları azaltılmış pozisyon.

Kalite Çemberi
Kaliteyi iyileştirmek veya işin asıl sahiplerinin bile
bulaşmak istemediği kemiklikteki sorunları çözmek
hedefiyle bir araya getirilen insanların, bir dolu
mesai saati ve tonla kırtasiye malzemesi harcadıktan
sonra, bir tam daireyi tamamlayarak başladıkları
noktaya geri dönmeleri.

Kartvizit Bebeği
Çok hatırlı kişilerden torpil getirdiği için işe
alınmak zorunda kalınan, müdürlerin kendi bölümlerinde
istemediği, elemanların evlilik dışı bebek muamelesi
yaptığı vasıfsız kimse.

Masa Saati
Bütün gün ceketini çıkarmadan masasında oturan, mesai
saati bittikten sonra ofiste bir saniye bile durmayan,
suya-sabuna ve zor işlere dokunmayan kişi. Saatinizi,
hareketlerine göre ayarlayabileceğiniz dakik insan...

Ego Müzesi
Üst düzey yöneticinin odasında; diplomalarını, dandik
golf kupalarını ve önemli kişilerle çekilmiş
resimlerini sergilediği bölüm.

Ritm Saz Tamiratı
Bilgisayar, printer, fotokopi makinesi gibi elektronik
ofis ıvır zıvırından hiç çakmayan tiplerin, arıza
anında bir bileni çağırmak yerine alete vurarak tamir
etmeye çalışmaları.

Geyik Fırtınası
Ofis insanlarının bir odaya tıkılıp, saatler boyunca
akıllarına gelen her şeyi konuştukları, hazırlık
yapılmadan gelindiği için de hiçbir sonuç veya karar
alınamadan biten, litrelerce çay ve kahvenin
tüketildiği plânsız, programsız toplantılar. Iş
hayatının yüzde altmışını oluşturan akla ziyan
seanslar.

Estrojenerasyon
(Estrojen: Kadınlık hormonu)
Eğitimli, vasıflı ve ekonomik özgürlüğe sahip
kadınlardan oluşan profesyonel nesil. Sağlıklı bir
gelişme; kahvehaneleri andıran klâsik iş
ortamlarımızın panzehiri.

fıkranın devamı

Emeklilik sınırına dayanan Memur Temel, yolda ayni işyerinden birkaç ay önce emekli olan arkadaşı Dursun ile karşılaşır.
TEMEL:Ula Dursun..Nasılsun?.Eyimi- sun?..Emeklilik nasıl gidiyii?..
DURSUN:Çok iyi gidiyii..Hayatimın ikinci paharını yaşıyrum..
TEMEL:Nasıl olii bu.?..
DURSUN:Gece penum karuya hadi diyuyrum.. Bir.. İki.. üç..dört..ohh
dünya var imiş..
TEMEL:Hiç dinlenmeden mi?
DURSUN:Haçan her muameleden sonra bir soluk alıyrım da..
Dursundan ayrılan Temel, eve yollanır. Aklı Dursunun söylediklerinde kalmıştır. Kendi kendine "Ha bu Dursun benden yaşli.. o dört vuruyi ise bende vururim."deyip, gece Fadimenin üstüne biner.. Ha bakalım de bakalım birinci seferi zorla halleder. Fadime arkasını dönünce Temel kızar:
- Bana bak karu.. Bu gece uyumak yok.. Dinlenip dinlenip yapacağum senü...
Temel dinlenir; İkinci... Biraz daha dinlenir; Üçüncü.. biraz,biraz daha;dördüncü...

Ertesi sabah işe geç kalmıştır.
Soluk soluğa iş yerine gelir. Merdivenlerde müdür hiddetle bağırmaktadır:
-Be adam,nerde kaldın.?..
Temel saatine bakar;onbeş-yirmi dakika gecikmiştir.Müdüre:
-sevcilü müdürim der,bunca senedür çalşıyrim,ha bi kerede yirmü dakkacık geç kalmayı bana çok görme da..
Temelin bu savunması karşısında şaşıran müdür daha da hiddetlenir:
-Ne yirmi dakikası kardeşim..ondan geçtik;Pazartesi..Salı..Çarşamba...perşembe..Tam dört gündür nerdesin.?..
fıkranın devamı

Temel ile Dursun çalışmaya Amerika'ya giderler bir süre sonra Temel dayanamayıp - Dursun ya ben memleketi özledim bu yüzden iki haftalığına memlekete gideceğim söyleyeceğin varmı? der. Dursun selam söyle der. Temel iki hafta sonra gelir. Dursun sorar. - Memleketten haber getirdin mi? Temel de bir iyi bir kötü haberim var sana der. Dursun da ne olduğunu sorar. Temel de iyi o zaman önce kötüsünü söyleyeyim de peşinden iyisini söylerim moralin düzelir der. - Oğlun ibne olmuş der. Bunu duyan Dursun çok üzülür ve sonra sorar. - iyi haberin nedir? Temel de *ma bir muamelesi var çok iyi



fıkranın devamı

Temel evleneceğini açıklamış.
Kiminle diye sormuşlar.
Söylemiş.
"İyi araştırdın mı, soruşturdun mu, evlilik ciddi iştir." demişler.
Temel' de: " Valla demiş, mahallesindeki bütün delikanlılara sordum, taş gibi kızdır, muameleside çok iyidir", dediler demiş.
fıkranın devamı

Dursun,köyünden ayrılıp,çalışmak için İstanbul'a gider..
Aradan uzunca bir süre geçer, ama,Dursun'dan haber alınamaz..
Köyde sevilen bir kişi olan Dursun'un akibetini araştırmak üzere arkadaşı Temel!i İstanbul'a gönderirler..
Onbeş-yirmi gün sonra Temel döner..Kahvede toplanan köylüler merakla Temel'e sorarlar:
-Ula Temel,Dursun'i buldun mi.?...
- Hee..bulmuşim oni...
-Peçii nasildir?..İyi mudir..köti mi.?..
- açan,hem iyudurr..he mi de kötii..
- Ula o nasıl oluyii..hem iyi,hem kötii..
-Kötüdir,Çünkü Dursun ibne olmuştirr..
- uyy..Haçan bunun iyiliği nerde dür.?..
- Valla ben kendisini düzdüm..Muamelesi çok iyi daa..
fıkranın devamı

Tek gözü kör bir adam varmış gözünün iyileşmesi için herşeyi denemiş bir gün eski bir arkadaşı ile karşılaşmış halini anlatmış arkadaşı da ona Nam-ı Kemal`in ...ktiği körlerin gözünü açtığını söyLemiş. Adam inanmamış kendisi görmek istemiş Nam-ı Kemal`in evine gitmişler Nam-ı KemaL'in her ....ktiği
-Oh Nam-ı oh gözlerim ışıdı diyip gözleri açılıyormuş.
Adam ikna olmuş odaya girmiş Nam-ı KemaL`e durumu anlatmış
-Benim tek gözüm kör ona göre muamele yap demiş.
Adamı yüz üstü yatırmış bir itelemiş 2 İtelemiş 3'cüye adam
-Yavaş Nam-ı öbürü de kararıyor, demiş.
fıkranın devamı

Ormancının biri günlük kontrollerini yaparken, bir kadının elindeki küçük baltayla ağaçlardan dal kestiğini görmüş.
Hemen müdahale etmiş. "Ber dal daha kesersen..." "Eeee" demiş kadın. Ormancı düşünmüş... "Yatırır sikerim."
Bunun üzerine kadın bir dal daha kesmiş.
Ormancı da sözünü tutmuş. Muamele kadının hoşuna gitmiş ve kalkar kalkmaz bir dal daha kesmiş.
Ormancı yine sözünü tutmuş. Kadın hem gidiyor hem önüne çıkan ağaçlardan dal kesiyor ve ormancı tarafından cezalandırılıyormuş.
Bu işlem üç beş kez tekrarlanmış. Tabii bu arada ormancıda derman kalmamış. Kadın ise dal kesmeye devam ediyormuş.
Ormancı, son dalı kestikten sonra yine cezalandırılmayı bekleyen kadına dönmüş ve "Valla, buradan sonrası Ali ormancının mıntıkası" demiş.
fıkranın devamı

Temel ile Dursun çalışmaya Amerika'ya giderler bir süre sonra temel dayanamayıp
- Dursun ya ben memleketi özledim bu yüzden iki haftalığına memlekete gideceğim söyleyeceğin var mı?
Dursun:
- Selam söyle.
Temel iki hafta sonra gelir. Dursun sorar:
- Memleketten haber getirdin mi?
Temel de:
- Bir iyi bir kötü haberim var sana_!
Dursun da ne olduğunu sorar. Temel ise:
- İyi o zaman önce kötüsünü söyleyeyim de peşinden iyisini söylerim moralin düzelir. Oğlun ibne olmuş_!
Bunu duyan Dursun çok üzülür ve sonra sorar:
- İyi haberin nedir?
- Ama bir muamelesi var çok iyi_!

fıkranın devamı

Şoparın biri altılıdan büyük ikramiyeyi tutturur eve gelir ve olayı karısına anlatır:
- abe nebayat kocan altılıyı tutturdu be zengin artıkın
- deme be biz şindi zengin oldukya ne istesem alacan deel mi
- yapasın güzel muamele alayım her bişeycikler be
tabi kadın erkeğinin dileğini yerine getirir kocasıda ona ne isterse alır karı doğru kardeşine koşar ve olayı anlatır
baldız çaktırmadan eniştesinin yanına gelir
- abe enişte be duyduk ki zengin olmuşsun alasın bana da incik boncuk
- alayım baldız be sen bi saxso yap memnun olayım der
baldız adamın fermuarı indirip sokulunca kokudan bayılacak gibi irkilir:
- enişte bok kokar bu be
- normaldir baldız be az önce kayınçoya çizme aldık be...

fıkranın devamı

Evlendiğinden beri evinde kalan babası yüzünden eşiyle sürekli tartışıyordu. Eşi babasını istemiyor ve onun evde bir fazlalık olduğunu düşünüyordu. Tartışmalar bazen inanılmaz boyutlara ulaşıyordu. Yine böyle bir tartışma anında; eşi, bütün bağları kopardı ve "Ya ben giderim, ya da baban bu evde kalmayacak" diyerek rest çekti... Eşini kaybetmeyi göze alamazdı.

Babası yüzünden çıkan tartışmalar dışında mutlu bir yuvası, sevdiği ve kendini seven bir eşi ve birde çocukları vardı. Eşi için çok mücadele etmişti evliliği sırasında. Ailesini ikna etmek için çok uğraşmış ve çok sorunlarla karşılaşmıştı. Hâlâ onu ölürcesine seviyordu.

Çaresizlik içinde ne yapacağını düşündü ve kendince bir çözüm yolu buldu. Yıllar önce avcılık merakı yüzünden kendisi için yaptırdığı kulübe tipi dağ evine götürecekti babasını. Haftada bir uğrayacak ve ihtiyacı neyse karşılayacak,böylelikle eşiyle de bu tür sorunlar yaşamayacaktı.

Babasına lâzım olacak bütün malzemeleri hazırladıktan sonra yatalak babasını yatağından kaldırdı ve kucakladığı gibi arabaya attı. Oğlu Can, "Baba bende seninle gelmek istiyorum" diye ısrar edince onu da arabaya aldı ve birlikte yola koyuldular.

Karakışın tam ortalarıydı ve korkunç bir soğuk vardı. Kar ve tipi yüzünden yolu zor seçiyorlardı. Minik Can, sürekli babasına "Baba nereye gidiyoruz ?" diye soruyor ama cevap alamıyordu. Öte yandan; nereye götürüldüğünü anlayan yaşlı adamsa gizli gizli gözyaşı döküyor oğlu ve torununa belli etmemeye çalışıyordu.

Saatler süren zorlu yolculuktan sonra dağ evine ulaştılar. Epeydir buraya gelmemişti. Baraka tipindeki dağ evi artık çürümeye yüz tutmuş, tavan akıyordu. Barakanın bir köşesini temizledi hazırladı ve arabadan yüklendiği yatağı oraya itina ile serdi.Sonra diğer malzemeleri taşıdı en son da babasını sırtlayarak yatağa yerleştirdi.

Tipi, adeta barakanın içinde hissediliyordu. Barakanın içinde fırtına vardı adeta. Çaresizlik içinde babasını izledi. Daha şimdiden üşümeye başlamıştı.Yarın yine gelir bir yorgan ve birkaç battaniye getiririm diye düşündü.

Öyle üzgündü ki, dünya başına göçüyor gibiydi. O, bu duygular içindeyken babası, yüreğine bıçak saplanmış gibiydi. Yıllarca emek verdiği oğlu tarafından bir barakaya terk ediliyordu. Gururu incinmişti, içi yanıyordu ama belli etmemeye çalışıyordu. Minik Can ise olanlara hiçbir anlam veremiyordu. Anlamsızca ama dedesinden ayrılacak olmanın vermiş olduğu üzüntüyle sadece seyrediyordu.

Artık gitme zamanıydı. Babasının yatağına eğildi, yanaklarını ve ellerini defalarca öptü.Beni affet der gibi sarıldı, kokladı. Artık ikisi de kendine hakim olamıyor ve hıçkıra hıçkıra ağlıyordu. Buna mecburum der gibi baktı babasının yüzüne ve Can'ın elini tutup hızla barakayı terketti. Arabaya bindiler.

Can yola çıktıklarında ağlamaya başladı, neden dedemi o soğuk yerde bıraktın diye. Verecek hiçbir cevap bulamıyordu, annen böyle istiyor diyemiyordu.

Can: "Baba, sen yaşlandığında ben de seni buraya mı getireceğim?" diye sorunca dünyası başına yıkıldı. O sorunun yöneltilmesiyle birlikte deliler gibi geri çevirdi arabayı. Barakaya ulaştığında "Beni affet baba." diyerek babasının boynuna sarıldı. Baba oğul sıkı sıkı sarılmış çocuklar gibi hıçkıra hıçkıra ağlıyorlardı.

Oğlu: "Baba beni affet! Sana bu muameleyi yaptığım için beni affet!" diye hatasını belli ediyordu...Babası oğlunun bu sözlerine en anlamlı cevabı veriyordu..."Geri geleceğini biliyordum yavrum. Ben babamı dağ başına atmadım ki, sen beni atasın... Beni bu dağda bırakamayacağını biliyordum.

fıkranın devamı

Temel evleneceğini açıklamış, kiminle diye sormuşlar. Soy lemis. İyi araştırdın mi, sorup soruşturdun mu, evlilik ciddi istir, demişler.
- Valla, demiş, mahallesindeki telikanlilara sordum, tas gibi kizdir, muamelesi çok iyidir, dediler.
fıkranın devamı

Cobanin biri babasi ile birlikte cok uzun yillardan beri her seyden uzak, hic bir seyden habersiz yasiyormus.Bir gun coban ergenlik cagina gelince aleti kalkmis. Hicbir seyden haberi olmadigi icin hemen babasina kosmus
-"Baba baba suna bir baksana birseyler oldu, odun gibi sertlesti" demis.
Babasida oyle seyleri unutali cok oldugu icin;
-"Valla ben bilemiyecegim sen istersen kasabaya in doktora bir goster" demis.
Ve coban kasabanin yolunu tutmus.Doktor soyle bir baktiktan sonra:
-"Senin isin kolay" deyip bir odunla aletin kafasina bir tane oturtmus,cobanin cani cok yanmis ama alette inmis.Aradan gunler gecmis alet tekrar kalmis, coban tekrar kasabaya inmis, odunu tekrar alete yemis, tekrar daga cikmis.Sonra tekrar alet kalmis, coban tekrar kasabaya inmis fakat bu sefer kapiyi doktorun karisi acmis :
-"Hayirdir delikanli derdin ne" demis çobana.
Çoban da boyle boyle diye anlatmis.Kadin
-"Gel seni ben iyi ederim" diyerek cobana iyi bir muamele cekmis.Coban da mest bir sekilde daga geri donmus.Aradan gunler gecmis alet tekrar kalmis, coban tekrar buyuk bir hevesle kasabaya inmis,kapiyi calmis ama kapiyi doktor acmis.
Çoban doktora :
-"Doktor bey yenge yok mu?" demis.
Doktorda sinirli bir sekilde :
-""Ne yapacaksin yengeyi?" demis.
Çoban da :

-"Tamam da yenge hem canimi yakmiyor, hem de icinin pisligini de aliyor."
fıkranın devamı

Bizim yedikuleli Baryama sayısaldan büyük ikramiye vurur.Baryam parasını alıp evine son model bir mersedesle gider.Baryamın altındaki mersedesi gören karısı
-Tebe baryam nerden bulmuşsun bu arabayi?
-Sorma be hatun sayısaldan büyük ikramiye bana vurmuştur onunla almışımdır bu arabayı
-Tebe doğrumu söylersin baryam öyleyse ben bu akşam sana iyi bir muamele çekeyimde benim şu kollarımı bilezikle doldur beyav
-Olur hatun neden olmasın"
Hanımı bir güzel muamele çeker ve baryam ertesi gün hatunun kollarını bilezikle doldurur. Hatun da direk kız kardeşinin yanına gider,bilezikleri gören baldız hatuna
-Tebe nerden buldun bunca bileziği? der.Hatunda anlatır olayı
-Tebe oyleyse bende gidip enişteyi tebrik edeyim der ve gider baryamın yanına
-Tebe enişte tebrik ederim büyük ikramiye sana vurmuştur gelsana iyi bir sakso çekeyimde bir iki bilezikte bana al beyav olur baldız neden olmasın."
der ve alır baryamın malzemeyi eline ve
-Tebe enişte senin alet bok kokar beyav

-He baldız az ön ce bacanak yanımdaydı motosiklet istedi bende kıramadım neyapayım beyav.
fıkranın devamı

Bir devlet dairesinin büyük bir odasında 8-10 memur çalışırmış.Bunlardan iki tanesinin masaları karşı karşıya olmasına rağmen
senelerden beri hiç birbirleri ile konuşmamışlar, tanışmamışlar.Memurlardan biri saat tam beşte önündeki bütün dosyaların muamelesini bitirir ve çıkıp giderken diğer memur önündeki dosyaların işi bitmediği
için hep geç kalırmış.Bu böyle senelerce sürüp gitmiş. Bir gün dehşetli bir kar fırtınası
başladığı için kimse daireden çıkamamış. Bütün gece orada kalmak zorunda olduklarını anlayan memurlar dışarıdan kebap, lahmacun, rakı getirtip eğlenmeye başlamışlar.Masaları çok yakın olduğu halde birbiri ile hiç konuşmayan iki memur alel acele kurulan rakı masasında da yan yana düşmüşler.Bir tanesi kadehini kaldırıp
-Yahu arkadaş bu kadar senedir hiç konuşmak kısmet olmadı. Haydi şerefe! demiş.Öteki de
-Şerefe arkadaşım deyip mukabele etmiş.Kadehi ilk kaldıran
-Arkadaşım senelerden beri konuşmadık. Bari bundan sonra arada bir iş bitince beraber çıkalım, köşedeki meyhanede bir iki kadeh çekelimdemiş. Öteki memur
-Çok iyi olur ama benim işim sizinki gibi
saat 5 te bir türlü bitmiyor. Siz nasıl oluyor da işiniziz tam zamanında bitirebiliyorsunuz? diye sormuş.Öbürü cevap vermiş
-Kimseye söylemiyeceğine dair söz verirsen sana bir sırrımı açıklayacağım demiş ve anlatmaya başlamış
-Bana karışık, içinden çıkılması zor olan bir dosya getirdikleri zaman üstüne Ahmet beye havale yazıp kaleme geri gönderirim. Senelerce önce Nasıl olsa bu koca bakanlıkta bir Ahmet bey vardır diye düşündüm ve haklı çıktım. Şimdiye kadar havale ettiğim
dosyaların hiç biri bana geri gelmedi..Öteki adam ayağa kalkmış, elini uzatmış ve

-Galiba artık tanışmamızın zamanı geldi,
bendeniz Ahmet demiş..
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama