Nam-ı Fıkraları

loading...

Nam-i Kemal elciler toplantisina Fransaya gider .Toplanti sirasinda Napolyon kursuye cikar ve karata...
fıkranın devamı

Bizim Nam-ı Kemalin çok samimi bir papaz arkadaşı vardır.Yalnz bu papazın bir gözü gün geç...
fıkranın devamı

ülkenin birinde bir padişah varmış çok yetenekliymiş. yalnız şiir yazamazmış. birgün bah
fıkranın devamı

ülkenin birinde bi yarışma düzenlenir üç ülke finale kalır türkiye türkde namı kemal fran...
fıkranın devamı

Namık kemal ile bir fransız bir gün palan dökene geziye çıkar şanslarına çığ düşer ve e...
fıkranın devamı

Nammık Kemal hrıstıyanların ulkesıne gıder. Orada papazı arar ve bulur papaza sıkısme tekl
fıkranın devamı

Nam-ı Kemal ile bir Fransız bir gün Palandökene geziye çıkar. Şanslarına çığ düşer ve en yakın mağaraya girerler. Çığ mağaranın girişini kapatmıştır artık.
1 gün 2 gün bunlar açlıktan ölecek hale gelirler ve kurnaz Nam-ı Kemal akıllı bir fikir atar ortaya:
-Böyle olmaz aclıktan ölürüz böyle giderse gel sen benim ağzıma et bende senin der. herkes eşit miktarda... Fransızda okey der. Önce fransız eder 200 gr sıra Nam-ı Kemal'e gelmiştir. N.Kemal ağzına ederken Fransız da bunun pipisi ile oynar ve Nam-ı Kemal 2kg sıçar.
Fransız itiraz eder sen neden fazla ettin diye Nam-ı Kemal'de söz mü yok:
- "kardeşim sende teraziyle oynamasaydın"
fıkranın devamı

Nam-ı Kemal İngilteredeyken hiç bir kadınla ilişkiye girememiş artık düz duvara tırmanıyor. Dayanamayan Nam-ı Kemal bir kadına tecavüz eder kadın arkasından ''you fuck'' (yu fak) diye bagırır İngilizcesi olmayan Nam-ı Kemal kadın dönüp ''ufak mufak idare et ''der
fıkranın devamı

Fransa krallığında saraya hizmetçi aranıyormuş. Deneme için baş vuranlar arsından sınavı nam-ı kemal kazanmış ve işe alınmış. Aradan daha bir saat bile geçmeden nam-ı kemal doğruca kralın huzuruna çıkmış ve "efendim beni işe aldınız teşekkür ederim lakin benim bir kusurum var" demiş kıral nedir evladım senın kusurun dıye sorunca nam-ı kemal ismim efendim demiş, kral yenıden pekı nedır oğlum senın ısmın dıyınce nam-ı kemal de sik efendim demiş. Bunun üzerine kral "sorun değil yeterki kraliçe ve prensesin bundan haberi olmasın dıyerek nam-ı kemalı yollamıs. Bu olaydan sonra nam-ı kemal kralıceye isminin am , prensesede köfte oldugunu söyler. Gel zaman gıt zaman bır gun aksam yemegınde köfte cıkar prenseste en sevdiği yemek olan köftelerı yedıkce yer. Kralıçe hernekadar "kızım bukadar çok köfte yeme aksam senı sıkar" desede prenses yemege devam eder. Gece yarısı olup herkez yatmaya cekıldıgınde nam-ı kemal doğruca prensesın odasına gıderek baslar sıkıstırmaya, prenses hemen "anne anneeeeee köfte beni sıkıyor" diye bagırmaya başlar. Kraliçe "kızım ben sana okadar yeme, gece sıkar dıye söylemıstım"der prenses "anne bu hızmetcı köfte" dıye bagırır. Kralıce kızının odasına geldıgınde nam-ı kemalı gorur gormez avazı cıktıgı kadar bagırır "bey beeeeeeeyyyyy yetiş kızımın bacakları arasında am var" kral "saçmalama hanım başka ne olacak" dıye kralıceyı azarlar. Kralıce olayı krala ızah edene kadar nam-ı kemal işini bıtırmıs ve balkondan atlayarak kacmaya baslamıs bunu gören kralda derhal balkona cıkarak bagırmaya baslamıs "ey ahaliiii toplanıııınnn" butun halk toplanmış " siki tutuuuuuuunnnnnn" herkez sıkı tutmus "kafasını kesııııııııınnnnnnn" herkez kafasını kesmıs.
fıkranın devamı

Ülkenin birinde azgın mı azgın bir kadın varmis. Kimse bu kadını cinsel doyuma ulaştıramamış! En sonunda akıllara Nam-ı Kemal gelmiş olsa olsa bu işi o becerir demişler ve cağırmışlar!
Nam-ı Kemal´in de " Ben bu işi ancak karanlık bir oda da yaparım" diye özel bir isteği olmuş!
Neticede Nam-ı Kemal ve Kadın karanlık bir oda da başlamışlar sevişmeye...
1 saat, 2 saat 3,5,7,10,15,20 saat olmuş. İkisinde de tik yok...
24 saat sonra artık kadın pes etmeye baslamıs ve seslenmiş
-"Yeter artık Nam-ı Kemal yeter, ben öldüm!"
-" Ne Nam-ı Kemal´i abla ben Recep!"
-"Recep mi??? Peki ya Nam-ı Kemal? O nerde?
-"O dısarda bilet kesiyo abla"
fıkranın devamı

Birgün arabaların hız ve frenleri hakkında yarısma başlatılır ve yarışmaya Almanyadan mercedes-benz le bi Alman katılır, Fransadan renoult la Fransız ve Türkiyeden Nam-ı Kemal katılır. Altında Murat 124. Hakem yarışmanın kurallarını okur. Kurallar çıkabildiğiniz kadar yüksek hıza çıkıp karşıdaki duvara en yakın duran kazanıcak der... Ve yarısma başlar... Önce Alman basar basar duvara 10 cm kala durur. sonra Fransız basar basar frene bir basar araba 12 cm kala durur. Bu arada Alman ve Fransız aralarında konuşur fren sistemin ne? Alman benim abs der Fransız falan filan diye cevaplar. Onlar konuşurken bizim Nam-ı Kemal gazı kökler 1. vites 2 . vites 3 4 derken duvarı deler geçer. Fransızla Almanda konuşurlarken bu olayı görür ve N.Kemal'e de sorarlar senin fren sistemin ne diye... Nam-ı Kemal'de ASD der. Alman sorar asd ne oluyor diye... anasını *iksen durmaz der...
fıkranın devamı

Birgün İngiliz Fransız ve Nam-ı Kemal bi adada mahsur kalmışlar. Ada çorakmış. Karşıda da bir ada varmış. O adada da ne istersen varmış. İki ada arasında bir deniz varmış, denizin içindede bir timsah. Timsah denize gireni s*k*yormuş. S*k*ncede S'yi Ş okuyormuş gazabına uğrayanlar. İngiliz dayanamamış karşıya geçmeye karar vermiş. Gitmiş gelmiş. Sormuşlar; nasıl dı demişler "miş gibiydi miş gibiydi" demiş. Fransız da dayanamamış gitmiş. Nasıldı demişler o da "miş gibiydi miş gibiydi" demiş. Nam-ı Kemal de dayanamamış gitmiş. Gelince sormuşlar nasıldı demişler "mis gibiydi mis gibiydi demiş. Arkasından timsah çıkagelmiş "nerde o a*ını ş..tiğimin çocuğu"
fıkranın devamı

Nam-ı Kemal bir gün ajanlarıyla ünlü İtalya'ya gitmiş. Cebinde beş parası kalmadığı ve çok aç olduğu bir gün bir restaurantın önünde yemek yiyenleri seyrederken birden gözüne birşey çarpmış. Yemek yiyen sakallı insanlar iyice karınlarını doyurduktan sonra kasiyer bayana giderek sakallarını okşuyorlarmış ve hiç para vermeden çıkıp gidiyorlarmış. Durumu merak eden Nam-ı Kemal konuşmaları dinlemek için kapıya doğru yaklaşmış. Sakallı adamlar yemek yiyip karınlarını doyurduktan sonra kasiyere gidip sakallarını okşayarak "ben ajanım" diyerek hiç para vermeden çıkıp gidiyorlarmış. Birkaç adamı seyrettikten sonra Nam-ı Kemal de içeriye girmeye karar vermiş. Bir güzel karnını doyurduktan sonra sıra hesap ödemeye geldiğinde, kasiyer bayana giderek sakallarını okşamış ve "Ben ajanım" demiş. Kasiyer bayan "Ama beyefendi sizin sakallarınız yok" deyince, Nam-ı Kemal pantalonunu aşağıya indirmiş ve kasiyere "ben gizli ajanım" demiş.
fıkranın devamı

Deli olduğu söylenen bir padişah ferman salmış dört bir yana.
-"Eşeğimi güldürene bin altın vereceğim" diye. Ülkenin her köşesinden adaylar gelmiş uğraşmışlar, didinmişler ama bir türlü eşeği güldürmeyi başaramamışlar. En sonunda Nam-ı Kemal gelmiş eşeğin kulağına bir şeyler fısıldamış. Eşek başlamış kahkahalarla gülmeye. Nam-ı Kemal almış bin altını dönmüş evine. Eşek günler, haftalar hatta aylar geçtiği halde hala kahkahalarla gülmekteymiş. En sonunda padişah bir ferman daha yayınlatmış:
-"Eşeğimi ağlatana ikibin altın" diye. Yine ülkenin dört bir tarafından adaylar gelmiş ama eşeği bir türlü ağlatamamışlar. En sonunda Nam-ı Kemal gelmiş.
- Bizi eşekle yalnız bırakın, demiş. Ahırda geçen 1-2 dakikadan sonra eşek bağıra bağıra ağlamaya başlamış. Padişah ikibin altını verirken önce güldürmek, daha sonra ağlatmak için ne yaptığını sormuş. Cevap şöyle olmuş:
- İlk gelişimde eşeğe "Benimki seninkinden büyük" dedim, eşek gülmeye başladı. İkinci gelişimde ise çıkartıp gösterdim...
fıkranın devamı

Bir Fransız Bir İngiliz Birde bizim Nam-ıKemal`i ayrı ayrı adalara atmışlar yanlarına da birer maymun vermişler bunlardan nasıl bir nesil türeyecek diye merak etmişler aradan 5 yıl geçmiş bilim adamları Fransız`ın bulunduğu adaya gitmişler yarı maymun yarı insana tombul bakımlı bir çocuk bulmuşlar sevinmişler oradan, İngiliz`in bulunduğu adaya gitmişler oda aynı birde bizim Nam-ı Kemal`in bulunduğu adaya gitmişler bakmışlar ki bakımsız ,cılız ,kötü bakımlı, ne insana nede maymuna beziyor bilim adamları şaşırmış bizimkine sormuşlar bu ne hal namık İngiliz ve Fıransız`ın çocuklarını anlatmışlar Namık demişki
-Eee banada dişi maymun verseydiz ben daha iyisini yapardım erkek maymundan bukadar oluyor.
fıkranın devamı

Tek gözü kör bir adam varmış gözünün iyileşmesi için herşeyi denemiş bir gün eski bir arkadaşı ile karşılaşmış halini anlatmış arkadaşı da ona Nam-ı Kemal`in ...ktiği körlerin gözünü açtığını söyLemiş. Adam inanmamış kendisi görmek istemiş Nam-ı Kemal`in evine gitmişler Nam-ı KemaL'in her ....ktiği
-Oh Nam-ı oh gözlerim ışıdı diyip gözleri açılıyormuş.
Adam ikna olmuş odaya girmiş Nam-ı KemaL`e durumu anlatmış
-Benim tek gözüm kör ona göre muamele yap demiş.
Adamı yüz üstü yatırmış bir itelemiş 2 İtelemiş 3'cüye adam
-Yavaş Nam-ı öbürü de kararıyor, demiş.
fıkranın devamı

Bizim Nam-ı Kemal'in hiç sevmediği bir dostu varmış.Bu dostunun adı Ruhi'ymiş.
Tesadüf,
İkiside trende aynı kompartmana oturmuşlar.Şimdi Nam-ı Kemal Ruhi'nin kendisine kötü birşey yapacağını hissetmiş.
Yolda köpek ölüsü görünce Ruhi:
Bu köpekte Kemal'ine erdi demiş.
Namık Kemal sinirlenmiş.
- Bak kıçından Ruhi çıkıyor.
fıkranın devamı

Nam-ı Kemal iş için bir şehre gitmiş. Orada kendine 2 arkadaş edinmiş. Biri ingiliz biri Alman. Bakmış bunlar çok ukala davranıyorlar "sizinle bir iddaya girelim"demiş. Diğerleride kabul etmiş. İddaa ise "kadını en çok kim bağırtacak". Doğru bir otele gidip bir kadın bulmuşlar ve başlamışlar işe. İlk önce ingiliz girmiş içerden ses yok. İkinci olarak Alman girmiş onda da ses yok. Son olarak bizim Kemal girmiş ve içerden bağırtılar, inlemeler, çığlıklar gelmeye başlamış. Nam-ı Kemal çıkmış içerden ve hepsi büyük bir şaşkınlıkla sormuş: ya nasıl yaptın bunu. Biz ikimizde kadından ses çıkarmayı beceremedik diye. Nam-ı Kemal hemen cevap vermiş: kafanı kullanacaksın!
fıkranın devamı

Nam-ı kemal bir aralar ün yapmış. Kimse kendisi ile laf yarışına giremiyormuş. Bunu yunanlı bir kadın duymuş ve ben onu mort ederim demiş. Neyse bu kadın Türkiye'ye gelmiş Nam-ı Kemal'le görüşmüş. Nam-ı Kemal'e demiş ki seninle laf yarışına girmeden önce seninle sex yapmak istiyorum demiş. Nam-ı Kemal de kabul etmiş. Başlamışlar işe kadın sormuş Yunanistan mı büyük Türkiye mi. Nam-ı Kemal Türkiye demiş. Kadın birdaha sormuş Nam-ı Kemal yine Türkiye demiş. Kadın hayır yunanistan daha büyük bak Türkiye'yi içine aldı. Nam-ı Kemal söyleyecek bir şey bulamazken *aşşaklarını görür. ve derki bak adalar dışarıda kaldı.
fıkranın devamı

Boşalma yarışması yapılır. İngiliz Fransız ve doğal olarak Nam-Kemal. İngiliz gelip çeker. spiker sayar: 1kova, 2 kova, 3 kova tıkandı. Fransız çeker: 5 kova, 6 kova, 7 kova Nam-ı kemal çeker: 10 kova, 11 kova, 12 kova 1.tribün, 2. tribün, 3.tribün, 4. tribün glugluglu.
fıkranın devamı

Nam-ı kemal işi gereği sık sık yurt dışı seyahati yaparmiş. Gene gÜnlerden bir gün seyahate çıkmış fakat pasaportunu unuttuğu için geri dönmüş.
Birde ne görsün karısı başka biriyle beraber. Hemen karısı durumu idare için adamın bir şişme bebek oldugunu, Nam-ı Kemal uzun seyahetteyken onun özlemini dindirmek icin aldığını,söylemiş.
Tabiki Nam-ı Kemal inanmamış ve demişki yav karıcığım hiç şişme bebek *ikmemistim getir bi *ikeyim demiş. Karisi olmaz dediysede dinletememis,dayamis nam-i kemal aleti, adam fena halde *ikiyormus. Nam-ı Kemal bir türlü sokamamış ve demişki
-Hanım şu Almanyadan aldığım Matkabi getir acamiyorum deligi. Bunu duyan adam baslamis robot sesiyle
-''BIIIB BIIIB TEKRAR DENEYINIZ SISTEMDEKI ARIZA GIDERILDI....
fıkranın devamı

Nam-ı Kemal, Japon, Alman ve İngiliz en çok kimin karpuz taşıyacağı üzerine iddiaya girerler. Jopon der ki: - "Ben iki tane taşırım.. Koltuklarımın altına birer tane alarak." İngiliz der: - "Ben de 4 tane taşırım.. İki tane koltuk altlarıma, iki de omuzlarımın üstüne alırım." Alman da der ki: - "Ben de beş tane taşırım.." Herkes şaşırır "nasıl taşırsın?" - "İki tane koltuk altına alırım, iki tane omuzlarımın üstüne, bir tane de önüme takarım" demiş. Sıra Nam-ı Kemal'e gelmiş, o da "9 tane taşırım" demiş.. "Nasıl?" demişler.. - "İki tane koltuk altına, iki tane omuzlarıma alırım.. Almanı da önüme takarım."
fıkranın devamı

Uluslararası yalan atma yarışmasında üç ülke finale kalır, Almanya, Fransa ve Türkiye... Türkiye´yi temsilen de Nam-ı Kemal oradadır. Jüri yarışma konusunu ortaya atar: "Batan bir gemidekileri nasıl kurtarırsınız?" Önce Alman Palavracı dizer yalanları:
- "Ben çok iyi bir yüzücüyümdür. Gemideki bütün insanları yarım saat gibi kısa bir sürede gide-gele, gide-gele karaya taşırım."
- "ohaaa" der Fransız ve bu sefer o başlar:
- "Ben de sıçarak büyük bir ada oluştururum ve insanları o adaya çıkartarak kurtarırım!"
Sıra Nam-ı Kemal'dedir oda okkalı bir yalan söyler:
- "Bende de öyle bir "şey" var ki onu şöyle gemiden karaya doğru bir uzattım mı köprü olur ve bu insanları köprüden geçirir kurtarırım."
- "Çüşşş..." der Fransız, "hiç o kadar büyük şey olur mu?"
Bizimki cevap verir:
- "Öyle göte böyle şey!"
fıkranın devamı

10 yaşında olan Nam-ı Kemal birgün evde otururken birden ayağa kalkıp salonun girişine bir çizgi çizmiş. Tam bu sırada Nam-ı Kemal'in babaannesi salona yaklaşmış ve Nam-ı Kemal bağırmış. - "Babaanne sakın çizgiyi geçme yoksa seni **ker*m!!"
Babaannesi de
- "Oğlum git işine ben zaten çok yoruldum"
demiş. Nam-ı Kemal çizgiyi geçen babaannesini bi güzel **km*ş. Akşam Nam-ı Kemal'in babası olayı öğrenince Nam-ı Kemal'e sormuş.
- "Oğlum niye anamı **kt*n?"
Nam-ı Kemal
- "Sen benim anamı yıllardır **kiyon ben bişey diyo muyum?" Demiş...
fıkranın devamı

Amerika Başkanı'nın Kızı *iki en büyük olanla evlenecekmiş. Başkan her yere haber yollamış, aradan bir hafta geçmiş dünyanın dört bir tarafından erkekler gelmiş elemeler yapılmış finale üç kişi kalmış. Beyaz Sarayın önüne getirmişler. Biri bi çıkarmış sarayın etrafını bir kez dolanmış, diğeri çıkarmış iki kez, üçüncü üç kez dolandırmış. O arada kel, tek gözlü biri gelmiş kafasında şöle bir not varmiş:
Ben Nam-ı Kemal Türkiye'deyim bekleyin geliyorum...
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama