Nasihat Fıkraları

loading...

Nasreddin Hoca, insanların kendilerine söylenenleri, verilen öğütleri iyi dinlemeleri, devamlı olarak bir şeyler öğrenmeye ça...
fıkranın devamı

Nasreddin Hoca’nın bütün gayretlerine rağmen kötü huylarından vazgeçiremediği bir yakını varmış. Namazdan sonra camiden...
fıkranın devamı

Nasreddin Hoca evinin damında biriken diz boyu karları sabah namazı sonrası kürümeye başlamış. Bir ara dengesini kaybederek d...
fıkranın devamı


Dursun, çok feci bir trafik kazası geçirir... Koma halinde hastaneye kaldırırlar. Tedavi olurken kendine gelir. Yatağında bakar ki bir kolu yok... Hepten morali bozulur, asabileşir. Bir taraftan da hastaneyi birbirine katar:
-Ben tek kolla nasıl yaşarım şimdi!
Diye bağırıp çağırır. Kendini hastanenin penceresinden atıp intihar edeceğini söyler. Doktorlar başına toplanır, bakarlar Dursun ciddi, başlarlar nasihata:
-Bak evladım, insan tek kolla da yaşayabilir, ölmediğine şükretsene. Sonra beterin beteri var. Geçen yıl Temel de kaza geçirdi. Onun iki kolunu birden kesmek zorunda kalmıştık... Ama o senin gibi bağırıp, hastaneyi birbirine katmadı. Şimdi de gül gibi yaşayıp gidiyor. İnanmazsan git de bak.
Dursun, bir an sakinleşir, gider yukarı mahallede Temel'i bulur. Bir de bakar ki, Temel'in hakikaten iki kolu kesik ama, Temel bahçede kıvır kıvır oynuyor, hem de nasıl oynuyor...
Bizim Dursun'un kafası karışır ve hayretle Temel'e yaklaşır:
-Ula Temel, eyi ki seni gördüm, yoksa hayatum gideyidi. Ula bizim bi kolumuz kesildi diye intihar edeceğidum. Ama senin, iki koli kesik vaziyette, hem de bi dansöz gibi oynamana karşı teselli oldum... Şu dünyanın haline bak, benum tek kolum kesildi diye intihar edecek kadar beyinsuzum, sense iki koli yok göbek ataysun... Derken, Bizim Temel patlar:
-Ula sen manyak misun, ne göbek atmasi. Sırtım fena halde kaşuniyi... Patlayrum.




fıkranın devamı


Dursun, çok feci bir trafik kazasi geçirir...



Koma halinde hastaneye kaldirirlar. Tedavi olurken kendine gelir.Yataginda bakar ki bir kolu yok... Hepten morali bozulur, asabilesir.



Bir taraftan da hastaneyi birbirine katar:



-"Ben tek kolla nasil yasarum simdi!?"



Diye bagirip çagirir. Kendini hastanenin penceresinden atip intihar edecegini söyler.



Doktorlar basina toplanir, bakarlar Dursun ciddi, baslarlar nasihata:



-"Bak evladim, insan tek kolla da yasayabilir, ölmedigine sükretsene. Sonra beterin beteri var. Geçen yil Temel de kaza geçirdi. Onun iki kolunu birden kesmek zorunda kalmistik... Ama o senin gibi bagirip, hastaneyi birbirine katmadi. simdi de gül gibi yasayip gidiyor. İnanmazsan git de bak."



Dursun, bir an sakinlesir, gider yukari mahallede Temel"i bulur.Bir de bakar ki, Temel"in hakikaten iki kolu kesik ama, Temel bahçede kivir kivir oynuyor,hem de nasil oynuyor...Bizim Dursun"un kafasi karisir ve hayretle Temel"e yaklasir:



-Ula Temel, eyi ki seni gördüm, yoksa hayatum gideyidi. Ula bizim bi kolumuz kesildi diye intihar edecegidum.Ama senin, iki koli kesik vaziyette, hem de bi dansöz gibi oynamana karsi teselli oldum..Şu dünyanin haline bak, benum tek kolum kesildi diye intihar edecek kadar beyinsuzum,sense iki koli yok göbek ataysun..."



Derken, Bizim Temel patlar:







-"Ula sen manyak misun, ne göbek atmasi. Sirtim fena halde kasuniyi... Patlayrum daa."

fıkranın devamı


Baba balik yavru baliklara nasihat ediyormus,
- Oltaya kanmayin, yem filan degil, basbayagi bir tuzaktir olta. Ondan kaçmak
mümkündür. Yedi sekli vardir oltanin, falan filan derken, yukaridan bir ag
inivermis tepelerine.
- Bu da ne, diye bagirmis bir küçük balik.
- Buna tepeden inme denir, demis baba balik, kurtulusu yoktur.

fıkranın devamı


Hocanin kizi evleniyormus.Gelin tam babasina veda ederken,hoca kizina son bir nasihat verecegini söyleyerek kizin kulagina bir seyler fisildamis..Bu önemli nasihati merak eden damat gece sormus;"-Baban sana ne dedi"?..
"-Ne diyecek,"kizim ipligi igneye geçirdikten sonra dügüm atmayi sakin unutma"dedi..

fıkranın devamı


Trabzonlu Temel Ağa'nın sevgili torunu Eda'ya verilen ödev ile başı derttedir...Eskişehir'e göç eden "teğerli arkadaşu" Niyazi'ye başına gelenleri yazar:

Niyazicuğum. Hani benim küçük torun var ya. Geçen akşam, geturdi ödevini önüme koydi. Bi yandan da ağlay. Zaten dertlerini hep bağa açar.Dedi ki; "habunlari anliyamadum. O yüzden da yapamadum. Yarin öğretmen beni dövecek."

Dedum ki; "Ağlama uşağum, bunun içun öğretmen adam dövmez. Simdi oni çözeruk." Ne mümkün Niyazi kardaşum:

Bi tirenlan, bi otobos ayni istasyondan kalkmislar. Tiren otobostan üçte bir daha hizli gidiy. Otobos iki yerde onbeşer dakka istirahat vermis. Tiren da bi yerde durmiş, 20 dakka su almiş. Otobos saatte 60 kilometro gidiymiş. Tiren 5 saat sonra gideceği yere varmiş. Otobos ise ne vakit sonra oraya varacakmiş. Ograstum yapamadum. Uşak ağlay. Derken bubasi geldi. O da çözemedi.

Diyrum oğa ki, "damat, senun taniduğun tahsilli bi otobos şofori var ise oğa soralim, belki o bilebilur. Yahutta sabah olsun ben uşağı şoforler cemiyetine götüreyum. Onlar arasinda belki tirenle yaris etmis bi sofor vardur da bize nasihat verur." Ha, biz bi yandan da uşağa tireni tarif ediyruk. Tiren görmemis ki... Ne anasi görmis, ne bubasi. Ben da bi tek askerlukte Erzurum'dan Sivas'a gittiydum. Neysa kardasum, o gece çok kızdum. Diyeceksun ki niye? Uşak daha incir ağacından duti ayiramay; mezgiti gosteriyrum, hamsi diy; efendum, yumurtanun fabrikada yapilduğuni sanay. Biz gelduk araba yariştiriyruk.Yani efendi, otobos saatinda varsa ne olur, geç varsa ne olur? Gurbetten yolci mi bekliysun? Eğer varacagi saat onemliysa, edersun yazihaneye bi telefon, derler saga otobosun ineceği zamani.. Bu kadarluk mesele içun sabiyi subyani niye telef edersun? Uşacuklarda şarkı yok, türki yok, oyun yok; dayamis matamatigi. Ayuptur...

fıkranın devamı


Dursun, çok feci bir trafik kazası geçirir... Koma halinde hastaneye kaldırırlar. Tedavi olurken kendine gelir. Yatağında bakar ki bir kolu yok... Hepten morali bozulur, asabileşir. Bir taraftan da hastaneyi birbirine katar:
-Ben tek kolla nasıl yaşarım şimdi!
Diye bağırıp çağırır. Kendini hastanenin penceresinden atıp intihar edeceğini söyler. Doktorlar başına toplanır, bakarlar Dursun ciddi, başlarlar nasihata:
-Bak evladım, insan tek kolla da yaşayabilir, ölmediğine şükretsene. Sonra beterin beteri var. Geçen yıl Temel de kaza geçirdi. Onun iki kolunu birden kesmek zorunda kalmıştık... Ama o senin gibi bağırıp, hastaneyi birbirine katmadı. Şimdi de gül gibi yaşayıp gidiyor. İnanmazsan git de bak.
Dursun, bir an sakinleşir, gider yukarı mahallede Temel'i bulur. Bir de bakar ki, Temel'in hakikaten iki kolu kesik ama, Temel bahçede kıvır kıvır oynuyor, hem de nasıl oynuyor...
Bizim Dursun'un kafası karışır ve hayretle Temel'e yaklaşır:
-Ula Temel, eyi ki seni gördüm, yoksa hayatum gideyidi. Ula bizim bi kolumuz kesildi diye intihar edeceğidum. Ama senin, iki koli kesik vaziyette, hem de bi dansöz gibi oynamana karşı teselli oldum... Şu dünyanın haline bak, benum tek kolum kesildi diye intihar edecek kadar beyinsuzum, sense iki koli yok göbek ataysun... Derken, Bizim Temel patlar:
-Ula sen manyak misun, ne göbek atmasi. Sırtım fena halde kaşuniyi... Patlayrum.

fıkranın devamı

Baba oğluna nasihat vermektedir: "Oğlum arabada yaşlı birini ya da bir bayanı görürsen hemen ...
fıkranın devamı

Hintli bir yasli usta, ciraginin surekli herseyden sikayet etmesindenbikmistir. Bir gun ciragini tuz...
fıkranın devamı

Adam ölüm döşeğinde... Üç oğlu başucunda nemli gözlerle beklemektedir.. Büyük olan dokto...
fıkranın devamı

Temel nasihat ediyor,-İnsanlar baluklar cibidur. Ağuzlarunu açmasalar paşlaru pelaya cirmez....
fıkranın devamı

Teksasta admın biri oğluna nasihat ediyormuş:-"Bak oğlum hayatta herişi yap ama asla Rus karıl...
fıkranın devamı

İran hükümdarı Enûşirvan'ın veziri Bozorcmihr her sabah erkenden sultanın huzuruna gider ve ona erken kalkanın mutlu olacağını söyler, sultan da bunu bir sitem olarak değerlendirirdi.
Bir gün Enûşirvan hizmetkarları çağırarak ertesi sabah erkenden kılık değiştirdikten sonra Bozorcmihr'e saldırmalarını, ona zarar vermeden elbiselerini üstünden almalarını emretti. Hizmetkarlar ertesi sabah sultanın emrini yerine getirdiler.
Üstünde giyecek bir şey kalmayan Bozorcmihr giyinmek için evine gitti.Bu yüzden de huzura geç çıktı. Sultan gecikmesinin sebebini sorunca Bozorcmihr "Hırsızlar yolumu kesip giysilerimi çaldılar. Eve gidip giyindiğim için geç kaldım" cevabını verdi.
Enûşirvan "Bana hep erken kalk diye nasihat eder misin? Bu bela da erken kalkmak yüzünden geldi başına!" deyince Bozorcmihr lafını esirgemedi:
- Bu kez erken kalkan hırsızlardı. Mutluluk onların da hakkı!
fıkranın devamı

Babası oğluna öğüt veriyordu,

-Bugünün işini yarına bırakmayacaksın.

Oğlu hemen annesine sesleniyor:

-Anne! Yarına bıraktığın baklavayı getir de bugün yiyeyim.

fıkranın devamı

Temel Rusya'ya gidecektir. Dursun'da daha evvelden tecrübeli, Temel'e nasihat eder.
- Temel Rusya'ya gidince nataşalarla sakın s..şme. Allah korusun aids olursun, senden karına bulaşır, karından bana bulaşır, benden anana bulaşır, anandan da tüm köye bulaşır. der.
fıkranın devamı

Bir gün Temel paraşüt kursuna yazılmış. Kurstan bir gün önce vefat etmiş annesi rüyasına girmiş ve demiş ki :
- Temel oğlum kursa gitme , gideceksen de uçaktan atlama demiş.
Temel uyanmış ve sabah kursa gitmiş.Hocasıyla beraber uçaktan atlarken annesinin nasihati aklına gelmiş ve hocasına :
- Ben atlamasam, yani dün annemi rüyamda gördümde atlama sakın diyordu demiş. Hocası :
- Saçmalama Temel nasıl böyle bir şeye inanıyorsun, yapma etme.
Temel :
- Taaam o zaman uşağum madem inanmiysun gel o zaman paraşütleri değiştirek da demiş. Hocası da kabul etmiş ve önce Temel uçaktan atlamış , paraşütü de açılmış. Hemen sonra hocası atlamış ama paraşütü açılmamış. Temel'in hocası Temel'in yanından çok hızlı şekilde geçmiş.Temel şaşkınlıkla hocasına dönerek:
- Nereye hocam böyle
Hocası kızgın bi o kadar hırçın:
- Ananın yanına...
fıkranın devamı

Temel'le bir adam parkta oturuyormuş. Temel de sigara içiyormuş. Adam dumandan rahatsız olmuş. Dönmüş Temel'e ve sormuş.
- Kaç yıldır sigara içiyorsun?
Temel cevap vermiş;
- 30 yıl
demiş. Adam başlamış nasihata:
- Bak 30 yılda sigaraya verdiğin parayı biriktirsen şu karşıdaki lüx villa ve önünde duran son model araba senin olabilirdi.
Temel dönmüş ve sormuş:
- Sen sigara içiyormusun?
Adam cevaplamış:
- Ben hiç sigara içmedim.
Temel tekrar sormuş:
- Peki şu villa ve lüx araba senin mi?
- Hayır !
Temel eklemiş:
- Fazla konuşma o zaman onlar benim...
fıkranın devamı

Trabzonlu Temel Ağa'nin sevgili torunu Eda'ya verilen ödev ile başı derttedir...Eskişehir'e göç eden arkadaşı Niyazi'ye başına gelenleri yazar:
- Niyazicugum. Hani benim küçük torun var ya.
Geçen akşam, geturdi ödevini önüme koydi. Bi yandan da ağlay. Zaten
dertlerini hep bağa açar.
Dedi ki;
- Ha bunlari anliyamadum. O yüzden da yapamadum. Yarın öğretmen beni dövecek.
Dedum ki;
- Ağlama uşağum, bunun içun ögretmen adam dövmez.. Şimdi oni çözeruk. Ne mümkün Niyazi kardasum Bi tirenlan, bi otobos ayni istasyondan kalkmışlar. Tiren otobostan üçte bir daha hizli gidiy. Otobos iki yerde onbeser dakka istirahat vermis. Tiren da bi yerde durmiş, 20 dakka su almis. Otobos saatte 60 kilometro gidiymiş. Tiren 5 saat sonra gideceği yere varmış. Otobos ise ne vakit sonra oraya varacakmış. Ograştum yapamadum. Usak aglay. Derken bubasi geldi. O da çözemedi. Diyrum oğa ki,
- Damat, senun taniduğun tahsilli bi otobos şofori var ise oğa soralim, belki o bilebilur. Yahutta sabah olsun ben uşaği şoforler cemiyetine götüreyum. Onlar arasinda belki tirenle yarış etmiş bi şofor vardur da bize nasihat verur.
Ha, biz bi yandan da uşağa tireni tarif ediyruk. Tiren görmemiş ki... Ne anasi görmis, ne bubasi. Ben da bi tek askerlukte Erzurum'dan Sivas'a gittiydum. Neysa kardaşum, o gece çok kizdum. Diyeceksun ki niye? Uşak daha incir ağacindan duti ayiramay; mezgiti gosteriyrum, hamsi diy; efendum, yumurtanun fabrikada yapilduguni sanay. Biz gelduk araba yariştiriyruk. Yani efendi, otobos saatinda varsa ne olur, geç varsa ne olur? Gurbetten yolci mi bekliysun? Eğer varacagi saat onemliysa, edersun yazihaneye bi telefon, derler saga otobosun inecegi zamani.. Bu kadarluk mesele içun sabiyi subyani niye telef edersun? Usacuklarda şarki yok, türki yok, oyun yok; dayamiş matamatiği. Ayuptur..
fıkranın devamı

Dursun, çok feci bir trafik kazası geçirir... Koma halinde hastaneye kaldırırlar. Tedavi olurken kendine gelir. Yatağında bakar ki bir kolu yok... Hepten morali bozulur, asabileşir. Bir taraftan da hastaneyi birbirine katar:
-Ben tek kolla nasıl yaşarım şimdi!
Diye bağırıp çağırır. Kendini hastanenin penceresinden atıp intihar edeceğini söyler. Doktorlar başına toplanır, bakarlar Dursun ciddi, başlarlar nasihata:
-Bak evladım, insan tek kolla da yaşayabilir, ölmediğine şükretsene. Sonra beterin beteri var. Geçen yıl Temel de kaza geçirdi. Onun iki kolunu birden kesmek zorunda kalmıştık... Ama o senin gibi bağırıp, hastaneyi birbirine katmadı. Şimdi de gül gibi yaşayıp gidiyor. İnanmazsan git de bak.
Dursun, bir an sakinleşir, gider yukarı mahallede Temel'i bulur. Bir de bakar ki, Temel'in hakikaten iki kolu kesik ama, Temel bahçede kıvır kıvır oynuyor, hem de nasıl oynuyor...
Bizim Dursun'un kafası karışır ve hayretle Temel'e yaklaşır:
-Ula Temel, eyi ki seni gördüm, yoksa hayatum gideyidi. Ula bizim bi kolumuz kesildi diye intihar edeceğidum. Ama senin, iki koli kesik vaziyette, hem de bi dansöz gibi oynamana karşı teselli oldum... Şu dünyanın haline bak, benum tek kolum kesildi diye intihar edecek kadar beyinsuzum, sense iki koli yok göbek ataysun... Derken, Bizim Temel patlar:
-Ula sen manyak misun, ne göbek atmasi. Sırtım fena halde kaşuniyi... Patlayrum.




fıkranın devamı

Öykümüz ünlü Çin düşünürü, Taoizm'in iki kurucusundan biri olan Lao Çu'nun (Lao Tzu) devrinde geçer. Lao Çu bu öyküyü çok sever, sık sık anlatırmış.



Efendim köyde yaşlı bir adam varmış. Çok fakir. Ama imparator bile onu kıskanırmış.. Öyle dillere destan beyaz bir atı varmış ki.. Imparator at için ihtiyara neredeyse hazinesinin tamamını teklif etmiş, ama adam satmaya yanaşmamış. "Bu at, bir at değil benim için.. Bir dost.. Insan dostunu satar mı?"dermiş hep..



Bir sabah kalkmışlar ki, at yok.. Köylüler ihtiyarın başına toplanmış.. "Seni ihtiyar bunak.. Bu atı sana bırakmayacakları, çalacakları belliydi. İmparatora satsaydın, ömrünün sonuna kadar beyler gibi yaşardın. Şimdi ne paran var, ne de atın" demişler..



İhtiyar, "karar vermek için acele etmeyin" demiş.. Sadece 'at kayıp' deyin. Çünkü gerçek bu.. Ondan ötesi sizin yorumunuz ve verdiğiniz karar. Atımın kaybolması bir talihsizlik mi, yoksa bir şans mı, bunu henüz bilmiyoruz. Çünkü bu olay henüz bir başlangıç. Arkasının nasıl geleceğini kimse bilemez.."



Köylüler ihtiyara kahkahalarla gülmüşler. Ama aradan iki hafta geçmeden, at bir gece ansızın dönmüş.. Meğer çalınmamış, dağlara gitmiş kendi başına. Dönerken de, vadideki 12 vahşi atı peşine takıp getirmiş.



Köylüler, ihtiyar adamın etrafına toplanıp özür dilemişler.. "Babalık" demişler.. "Sen haklı çıktın.. Atının kaybolması bir talihsizlik değil, adeta bir devlet kuşu oldu senin için.. Şimdi bir at sürün var.."



"Karar vermek için gene acele ediyorsunuz" demiş ihtiyar. Sadece atın geri döndüğünü söyleyin. Bilinen gerçek sadece bu. Ondan ötesinin ne getireceğini henüz bilmiyoruz. Bu daha başlangıç.. Birinci cümlenin ilk kelimesini okur okumaz kitap hakkında nasıl fikir yürütebilirsiniz?.."



Köylüler bu defa ihtiyarla dalga geçmemişler açıktan ama, içlerinden "Bu herif sahiden gerzek" diye düşünmüşler.. Bir hafta geçmeden, vahşi atları terbiye etmeye çalışan ihtiyarın tek oğlu attan düşmüş ve ayağını kırmış. Evin geçimini temin eden oğul şimdi uzun zaman yatakta kalacakmış.



Köylüler gene gelmişler ihtiyara..



"Bir kez daha haklı çıktın" demişler. "Bu atlar yüzünden tek oğlun uzun süre yürüyemeyecek. Sana bakacak başkası da yok.. Şimdi eskisinden daha fakir, daha zavallı olacaksın" demişler.



İhtiyar "Siz erken karar verme hastalığına tutulmuşsunuz" diye cevap vermiş. "O kadar acele etmeyin. Oğlum bacağını kırdı. Gerçek bu.. Ötesi sizin verdiğiniz karar.. Ama acaba ne kadar doğru.. Hayat böyle küçük parçalar halinde ilerler ve ondan sonra neler olacağı size aslabildirilmez.."



Birkaç hafta sonra, düşmanlar kat kat büyük bir ordu ile saldırmış. Imparator son bir ümitle eli silah tutan bütün gençleri askere çağırmış. Köye gelen görevliler, ihtiyarın kırık bacaklı oğlu dışında bütün gençleri askere almışlar. Köyü matem sarmış. Çünkü savaşın kazanılmasına imkan yok gibiymiş; giden gençlerin ya öleceğini ya esir düşüp köle diye satılacağını herkes adeta biliyormuş.



Köylüler, gene ihtiyara gelmişler..



"Gene haklı olduğun kanıtlandı" demişler. "Oğlunun bacağı kırık, ama hiç değilse yanında. Oysa bizimkiler belki asla köye dönemeyecekler. Oğlunun bacağının kırılması talihsizlik değil, şansmış meğer.."



"Siz erken karar vermeye devam edin" demiş, ihtiyar.. Oysa ne olacağını kimseler bilemez. Bilinen bir tek gerçek var. Benim oğlum yanımda, sizinkiler askerde.. Ama bunların hangisinin talih, hangisinin talihsizlik olduğunu sadece Allah biliyor."



Bir yol biter yenisi başlar



Lao Tzu, öyküsünü şu nasihatla tamamlarmış, etrafına anlattığında: "Acele karar vermeyin. O zaman sizin de herkesten farkınız kalmaz. Hayatın küçük bir parçasına bakıp tamamı hakkında karar vermekten kaçının.



Karar aklın durması halidir. Karar verdiniz mi, akıl düşünmeyi, dolayısıyla gelişmeyi durdurur. Buna rağmen akıl insanı daima karara zorlar. Çünkü gelişme halinde olmak tehlikelidir ve insanı huzursuz yapar. Oysa yolculuk asla sona ermez. Bir yol biterken, yenisi başlar. Bir kapı kapanırken, bir başkası açılır. Bir hedefe ulaşırsınız ve daha yüksek bir hedefin hemen oracıkta olduğunu görürsünüz.



Hayat çetrefil bir yolculuk. Güzergahı kimse bilmez. Acele karar vermek, ecele karar vermektir


fıkranın devamı

Temel nasihat ediyor,

-İnsanlar baluklar cibidur.Ağuzlarunu açmasalar paşlaru pelaya cirmez.
fıkranın devamı

Teksasta admın biri oğluna nasihat ediyormuş:
-"Bak oğlum hayatta herişi yap ama asla Rus karılarına gitme" demiş.Oğlu
-"Niye baba gitmiyim"

-"Bak oğlum şimdisen rus karılarına gidersin onlardan aids bulaşır,ondan sana senden geline,gelinden bana,bendende anana, ananada bulaştimi bütün teksasi aids kapar demiş."
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama