Adamın biri Nasreddin Hoca’ya gelip;- “Gözüm çok ağarıyor Hocam. Bana bir nefes ediver,” demiş.- “Geç...
fıkranın devamı

Günün birinde bir köylü, uyuz keçisini Hoca’ya getirmiş ;- “Şuna bir nefes ediver Hocam” demiş, “seni...
fıkranın devamı

Bir gün Nasreddin Hoca’ya komşu kadınlardan biri,- “Hoca efendi” demiş, “bizim deli kıza muska mı yaz...
fıkranın devamı


Minik oğlan bahçede oynarken, babasının arabasıyla sokaktan geçip, ormana doğru gittiğini görmüş. Merak bu ya. O da arabayı izleyerek ormana gitmiş.
Bir de ne görsün. Babası ile teyzesi arabanın yanında durmuş öpüşüyorlar. Çocuk bu ya, gördüğünden etkilenmiş durumda koşarak eve dönmüş, nefes nefese heyecanlı bir şekilde annesine;
- "Anne anne, biraz önce babamı ormanda" derken annesi sözünü kesmiş;
- "Dur biraz, nefes al, sakinleş öyle anlat" demiş.
Oğlan sakinleştikten sonra devam etmiş;
- "Bahçede oynarken babamın arabasıyla ormana doğru gittiğini gördüm. Ben de ormana gittim. Orada babamı teyzemle öpüşürlerken gördüm. Bir süre sonra babam ceketini, teyzemde gömleğini çıkardı. Sonra arabanın arka koltuğuna geçtiler".
Anne çocuğa dönmüş;
- "Dur bakalım, ne kadar ilğinç bir öykü bu. Devamını anlatma, sakla. Akşam yemeğinde babanla beraberken bitirirsin. Sen bu öyküyü bitirirken babanın suratını görmek istiyorum" der.
Akşam olmuş, yemeğe oturmuşlar. Anne çocuğa dönmüş;
- "Bu gün neler yaptığını bize anlatsana" der.
Oğlan başlamış;
- "Bahçede oynarken babamın arabasıyla ormana doğru gittiğini gördüm. Ben de ormana gittim. Orada babamı teyzemle öpüşürlerken gördüm. Bir süre sonra babam ceketini, teyzemde gömleğini çıkardı. Sonra arabanın arka koltuğuna geçtiler. Ardından geçen sene babam seyahatteyken senin Amcam'la yaptığın şeyden yaptılar" demiş...

fıkranın devamı


Köylü eşeğine binmiş ormandan türkü çığıra çığıra geçerken karşılarına birden aslan çıkmış. Aslan azgın mı azgın ,ikinizi de becermeden bu ormandan çıkamazsınız diye kürkremiş. Köylü de eşek de tir tir titriyor.Aslan ikisine de bakmış ,köylüye "sen bekle önce eşek "demiş.Aslan eşeği becerirken köylü de titreyerek sırasını beklemiş.Aslan köylüyü de becerdikten sonra keyif sigarasını tüttürürken,köylü korka korka sormuş."Anlamadığım bir şey var , niye önce eşekten başladın?".Aslan sigarasından bir nefes çekmiş,"seni önce becerseydim,ben seni hallederken eşek kaçardı be aptal" demiş.

fıkranın devamı


Vücudu oldukça güzel genç bayan tatilinin hemen her gününü kaldığı otelin terasında güneş banyosu yaparak geçirirmiş. İlk günü mayosu ile güneşlenmiş, ama sonraki günler bakmışki otelin en üst katında onu kimse göremiyor, mayosuz sere serpe güneşlenmeye başlamış. Gene böyle yüzüstü güneşlenirken merdivenlerden birisinin çıktığını duyarak havlusu ile poposunu örtmüş. Merdivenleri bir solukta çıkan otelin müdür yardımcısı nefes nefese;
- "Pardon, Hilton oteli güneşlenmeniz konusunda birşey diyemez ama dünkü gibi mayonuzla güneşlenirseniz çok iyi olacak"...
- "Ne farkeder, Beni burada kimse göremez, ayrıca bu havlu ilede örtünüyorum bakın"...
- "Tam olarak değil, Tavanı cam olan restoranın üzerinde güneşleniyorsunuz"....

fıkranın devamı


Memur otobüs beklemektedir. Yanına yaklaşan afacan saati sorar?
Adam;
- "Sekizi yirmi geçiyor" der.
Çocuk fırlama,
- "Buçuğu beş geçe gel, seni arka sokakta bir *ikim" der kaçar.
Adam arkasından koşmaca bir türlü yakalayamaz, nefeslenirken işe gecikmiş arkadaşı yanaşır yanına, hayrola? der.
- "Sorma durakta bekliyorum yanıma bi hergele yanaşıp saati sordu".
- "Ne var bunda canım".
- "Bende sekizi yirmi geçiyor dedim".
- "Eee".
- "Buçuğu beş geçe gel arka sokağa seni bi *ikim dedi".
Bunun üzerine arkadaşı saatine bakar sekiz buçuktur, ve;
- "Acelen ne kardeşim daha beş dakikan var"...


fıkranın devamı


Adamın biri yeni evlenmiş O heyecanla her gece her gece o işi istemekte doğal olarak..
2-3 ay derken karısı nefes almanın yollarını aramaktayken bir arkadaşı imdadına yetişir.. Akşam olup da bizim şehvet düşkünü azğın ağzı kulaklarındadır.. Karısı ise için için gülmektedir... İş yatağa gelince kadının geceliğini sıyıran adam kadının vağinasının siyah bir kurdelayla fiyonklanıp sarıldığını görür;
- ''Hayır ola bu da ne'' der...
Kadın;
- ''Bizim akrabalardan biri öldü adettendir İş yok Matemdeyiz'' der.. Adam her gece kontrol etmektedir... Hep kurdele kurdele... Bir gece yine kontrol sonrası, kadın tam mutluyken adam arkasında sakladığı bir demet çiçeği karısına uzatır pantolonunu indirir.. Penisinde siyah bir kurdele vardır;
- ''Evet biliyorum canım matemdesiniz bizde taziye'ye geldik beş dakika girip çıkacağı

fıkranın devamı


Adamın çok sevdiği köpeği hastadır. Veteriner veteriner dolaşmış çare yok, hayvancık her geçen gün biraz daha eriyor.

Derken arkadaşının biri "filanca köyde nefesi kuvvetli bir hoca var" deyince bizim ki çaresiz soluğu o köyde almış ve hocayı bulmuş.

-"Hocam köpeğime bir oku üfle de iyileşsin" demiş.
Hoca bir hayvana dua etmeyeceğini söyleyip adamımızı geri çevirmiş.
Bizimki bozuk bir moralle giderken yolda biri
- "Hoca biraz paragözdür, anlarsın ya!" demiş.
Adamımız bir kuzu kestirip fırında pişirttirdikten sonra hocanın kapısını bir kez daha çalmış. Kuzuyu gören hoca adamla köpeği içeri davet edip bir muska yazmış ve göndermiş.
Adamımız daha yoldayken hayvan iyileşmeye başlayınca muskaya ne yazdığını merak edip açmış. Muskada şunlar yazıyormuş:
- "Muska yazdım itine, nail oldum etine, tutsa da *ikime, tutmasa da *ikime."

fıkranın devamı


Memur otobüs beklemektedir. Yanına yaklaşan afacan saati sorar?
Adam;
- "Sekizi yirmi geçiyor" der.
Çocuk fırlama,
- "Buçuğu beş geçe gel, seni arka sokakta bir *ikim" der kaçar.
Adam arkasından koşmaca bir türlü yakalayamaz, nefeslenirken işe gecikmiş arkadaşı yanaşır yanına, hayrola? der.
- "Sorma durakta bekliyorum yanıma bi hergele yanaşıp saati sordu".
- "Ne var bunda canım".
- "Bende sekizi yirmi geçiyor dedim".
- "Eee".
- "Buçuğu beş geçe gel arka sokağa seni bi *ikim dedi".
Bunun üzerine arkadaşı saatine bakar sekiz buçuktur, ve;
- "Acelen ne kardeşim daha beş dakikan var"...

fıkranın devamı


Bir adamla karısı Mısır'da eski bir çarşıda geziyorlarmış.
Ayakkabı satılan bir dükkanın önünden geçerlerken satıcı içerden seslenmiş, buyur etmiş.
Girmişler, satıcı;
- "Çok özel büyülü sandaletlerim var beyefendi, sizi sex'te çok vahşi ve kuvvetli yapacak sandaletler".
Adam tabii'ki erkekliğe leke sürdürmemek için pek önemsememiş ama eski günleri özleyen karısının ısrarlarına dayanamayıp sandaletleri denemeye karar vermiş.
Adam sandaletleri giyer giymez gözleri parlamış, kalbi hızlı hızlı atmış fiziksel değişimler başlamış, nefesi serileşmiş gözleri büyümüş ve etrafına seri bir şekilde bakınmaya başlamış.
Karısı bir adım geri kaçmış.
- "Aman Allahım dur dur" derken adam koşmuş, satıcıyı yakaladığı gibi tezgaha yatırmış, pantolonunu parçalayarak çıkarmaya başlamış, bu arada satıcı bir yandan kurtulmaya çalışırken bağırıyormuş,
- "Sandaletleri ters giydin laaaaan!"...

fıkranın devamı


Köyün agasının oglu komşu köyün agasının kızına sevdalanır.
Oglanın babası, amcaları toplanıp kızı istemeye giderler.
Karşılaşma faslından sonra pazarlık başlar. Kızın babası aç gözlü oldugu gibi kızı vermeye niyetleri olmadıgından işi yokuşa sürmek isterler..
5 inek bir boga isterim. Karşı taraf kızı almaya kararlıdır.
Veririz agam.
100 baş koyun da isterim.
Veririz agam.
dere boyundaki 5 tarlanızdan birisini de isterim.
Veririz agam.
Kızın babası bastırır, 10 mt altın kordon isterim.
Veririz agam.
Kızın babası kendince son darbeyi vurur;
Damatta 30 cm lik alet isterim... diyince oglanın babası, amcaları yerlerinden şöle bi kımıldanıp birbirlerine kaş göz ederler
Oglanın babası şölee bi derin nefes alır cevabı yapıştırır;
KESTİRİRİZ BE AGAM!

fıkranın devamı


Şovalyenin biri haçlı seferine çıkarken, yaverini yanına çağırmış;
- ''Ben haçlı seferine katılacağım. Karımın bekaret kemerini sana veriyorum. Sana güveniyorum, 10 yıl içinde dönmezsem anahtarı kullanabilirsin''.
Şovalye yola koyulur ve son bir kez arkaya dönerek şatosuna bakar. Birden yaverinin bağırarak nefes nefese kendisine koştuğunu görür. Yaver bağırır;
- ''Durun durun majesteleri yanlış anahtar vermişsinizde''.

fıkranın devamı


Üç deli hastaneden kaçmak için karar verirler. Fakat üçüncü katta olduklarından işleri biraz zordur. En yaşlılarının aklına bir fikir gelir. - "Hergün bir çarşaf çalacağız, birbirlerine bağlayıp pencereden ineceğiz, üç çarşaf, üç gün sonra özgürüz."
Anlaştıkları gibi her gün bir çarşaf çalarlar, üç çarşafı tamamladıktak sonra birbirlerine bağlarlar. En küçüklerinin denemesi için aşağıya sarkıtmaya karar verirler.
- "Şimdi deneme zamanı en küçüğümüz ilk olarak denesin."
En küçükleri bağlanan çarşaflardan aşağı iner bir süre sonra nefes nefese yukarı tekrar çıkar, gözleri çıkacakmışcasına:
- "Mahvolduk, bittik, işimiz zor, çarşaf otuz santim uzun geldi makas lazım...!"

fıkranın devamı


Yolcular uçagin yaninda otobüsten inmisler. Bavullarini gösteriyorlar.Bir bakmislar uçak sirketinin minibüsü yanlarinda durmus. Içinden kaptan pilotla, yardimci pilot inmisler.Yolcular fena halde sasirmislar. Nasil sasirmasinlar.Kaptan pilotun elinde bir beyaz baston. Kolunda üç noktali bant. Yardimci pilotun elinde bir köpek tasmasi. Tasmanin ucunda bir köpek. Saga sola çarparak öyle ilerliyorlar uçaga. Günlerden bir nisan degil ama, "Saka herhalde" demis yolcular, dolusmuslar uçaga. Uçak pistte hizla ilerlemeye baslamis. yolcularin gözleri camda. Uçak hizlanmis. Yolcular endiselenmeye baslamislar. Uçak daha hizlanmis. Pistin sonu hizla yaklasmaya baslamis. Uçak iyice hizlanmis. Bazi yolcular paniklemis dua etmeye baslamislar. Uçak son hiza ulasmis. Bu arada pistin sonuna da ulasmis. 10 metre sonra betonun bitip çimlerin basladigi gören yolcular dehset içinde çigligi basmislar. Tam o anda da kaptan pilot levyeyi sonuna kadar çekmis.Uçak tam pist biterken tekerleklerini yerden kesmis, havalanmis. Kaptan pilot arkasina yaslanmis. Derin bir nefes almis ve yardimci pilota dönmüs: "Biliyor musun?" demis, "Bir gün çiglik atmayacaklar ve hepimiz ölecegiz!.."

fıkranın devamı


Koleler ciftlikten kacarken sihirli lamba bulmuslar ve cini lambadan cikarmislar. Cin 10 zenciye sormus: Dileyin benden ne dilerseniz. Birer dilek dileme hakkInIz var.
1. zenci 'beyaz olmak istiyorum' demis, olmus.
10. zenci tebessum etmeye baslamIs.
2. zenci de beyaz olmak istedigini soylemis, olmus.
10. zenci sIrItmaya devam etmi?.
3. zenci de beyaz olmus diledigi dilegiyle...
10. zenci kIkIrdamaya baslamIs.
4. zencinin de istegi aynI... 10. zenci gulmeye devam...
5,6,7,8 derkeeen 9. zenci de beyaz olma yonunde istegini kullanmIs. sIra 10. zenciye gelmis ama adam yerlerde... Gulmekten geberiyor. Cin istegini sormus... Adam nefes almaya fIrsat buldugu bi ara istegini garip bir bogurtu ile belirtmis:
"HEPSİNİ ZENCİ YAP!".

fıkranın devamı


Beyaz gocmen Kanada'nin ucsuz bucaksiz ormanlarinda bir kulube yapmis, kisa hazirlaniyordu. Tam odun keserken bir kizilderili gecti.
"Hey kizilderili", diye seslendi, "Kis nasil olacak?"
"Soguk" dedi kizilderili ve yoluna devam etti. Yerlilerin doga bilgisine buyuk guven duyan gocmen epey endiselendi ve her ihtimale karsi daha fazla odun kesti.
Aksam kizilderili tekrar gecerken "Hey arkadas", diye beyaz gocmen bir kez daha seslendi. "Kis gercekten cok mu soguk gececek?"
"Cok hem de cok soguk", dedi kizilerili ve yoluna devam etti.
Gocmen artik fena halde korkmustu. Cilginlar gibi odun kesip istifledi. Ertesi sabah kizilderili seslendi, gecerken:
"Bu kis, insan oglunun yasayamayacagi kadar soguk olmak!"
"Nereden biliyorsun?" diye nefes nefese butun gece odun durmadan odun kesip bitkin dusen gocmen sordu.
"Eski bir kizilderili sozu var, beyaz adam cok odun kesmek, kis cok cok soguk olmak

fıkranın devamı



Bayan profesör, solunum olayini sormak amaciyla, sigarasindan bir nefes çekip
ögrencisinin yüzüne üfledi :
- Söyle bakalim, bu nedir?
- Terbiyesizliktir efendim...

fıkranın devamı


Uzun yillardir görüsmeyen Temel'le Idris bir gün tesadüfen karsilasmislardi. Sakin bir yere oturup saatlerce sohbet ettiler. Bir ara Temel :
- Ula Idris, senin ufak bir kizin vardi, kocaman olmustur, ne yapiyor o simdi, diye sordu.
- Valla Temelcugum benim kiz çok güzel bir is buldu. Patronu onu çok seviyor, Ankara'dan ve Istanbul'dan birer ev aldi kizima, altina son model bir araba çekti, kürkler katkat elbiseler, ayakkabilar aliyor, sükür iyi bir is buldu kizim, sahi benim kizla yasit birde senin kizin vardi, o ne yapiyor simdi ? deyince Temel derin bir nefes aldiktan sonra,
- Valla Idrisçugum benim kizda orospi oldu ama ben senin kadar güzel anlatamayrum daa.

fıkranın devamı


Bayan profesör, solunum olayini sormak amaciyla, sigarasindan bir nefes çekip
ögrencisinin yüzüne üfledi :
- Söyle bakalim, bu nedir?
- Terbiyesizliktir efendim...

fıkranın devamı


Minik oglan bahçede oynarken, babasinin arabasiyla sokaktan geçip, ormana dogru gittigini görmüs. Merak bu ya. O da arabayi izleyerek ormana gitmis.
Bir de ne görsün. Babasi ile teyzesi arabanin yaninda durmus öpüsüyorlar. Çocuk bu ya, gördügünden etkilenmis durumda kosarak eve dönmüs, nefes nefese heyecanli bir sekilde annesine, "Anne, anne. Biraz önce babami ormanda" derken annesi sözünü kesmis ve "Dur biraz. Nefes al. Sakinles. Öyle anlat" demis.
Oglan sakinlestikten sonra devam etmis, "Bahçede oynarken babamin arabasiyla ormana dogru gittigini gördüm. Ben de ormana gittim. Orada babami teyzemle öpüsürlerken gördüm. Bir süre sonra babam ceketini, teyzemde gömlegini çikardi. Sonra arabanin arka koltuguna geçtiler".
Anne çocuga dönmüs, "Dur bakalim, ne kadar ilginç bir öykü bu. Devamini anlatma, sakla. Aksam yemeginde babanla beraberken bitirirsin. Sen bu öyküyü bitirirken babanin suratini görmek istiyorum".
Aksam olmus, yemege oturmuslar. Anne çocuga dönmüs; "Bu gün neler yaptigini bize anlatsana" demis.
Oglan baslamis; "Bahçede oynarken babamin arabasiyla ormana dogru gittigini gördüm. Ben de ormana gittim. Orada babami teyzemle öpüsürlerken gördüm. Bir süre sonra babam ceketini, teyzemde gömlegini çikardi. Sonra arabanin arka koltuguna geçtiler. Ardindan geçen sene babam seyahatteykenn senin Amcamla yaptigin seyden yaptilar".

fıkranın devamı


Joe, yatak kariyeri başarılarla dolu bir insandır. Ancak yaşlandıkça bu meziyeti inanılmaz bir baş ağrısı yüzünden durmuştur. Sağlığı ve aşk hayatı, çekilmez bir hal aldığında tıbbı bir yardıma ihtiyacı olduğunu fark eder.
Kapı kapı, doktor doktor gezdikten sonra problemini çözebilecek bir uzman hekim bulur kendine;
"- Size bir iyi, bir de kötü bir haberim var." der doktor.
" - Doktor, önce iyi haberi duymak istiyorum."
" - Sizi baş ağrınızdan kurtarabilirim."
" - Peki kötü haber nedir doktor bey?"
" - Çok nadir görülen bir durum. Söylemesi zor ama hadım edilmeniz gerekiyor. Cinsel organınız, omurganızın alt kısmına baskı yapıyor ve bu baskı sizde dayanılmaz bir baş ağrısı yaratıyor. Bu baskıdan kurtulmanın tek yolu erkeklik organınızı almak."
Joe bu haber karşısında şok olur ve morali çok bozulur. Kendi kendine sorar;
" - Ne yapsam acaba. Erkeklik organım alınırsa ben nasıl yaşarım. Kimin için yaşarım. El içine nasıl çıkarım!"
Cevap vermek için fazla düşünmez ve başka bir şansı olmadığı için bıçak altına yatmaya karar verir.
Hastaneden taburcu olduğunda;
" - Oh be! Dünya varmış. Kurtuldum şu lanet ağrıdan" diye derin bir nefes alır, ancak üstünde önemli bir parçasının eksik olduğunu hisseder. Caddede yürürken farklı bir kişi olduğunu sezinler. Yeni bir başlangıç yapmaya ve yeni bir hayata başlamaya karar verir. Bir erkek giyim mağazasının önünden geçerken vitrinde duran bir takım elbiseye takılır gözleri.
" - İşte tam aradığım takım elbise!" der ve dükkana girer.
Tezgahtara;
" - Yeni bir takım elbise istiyorum" der.
Tezgahtar Joe'yu söyle tepeden tırnağa bir süzer ve;
" - Bir bakalım. 44 beden!" der.
Joe gülerek;
" - Kesinlikle doğru, nerden anladınız?"
" - Bu benim işim."
Joe takım elbiseyi dener. Üstüne cuk diye oturur. Joe aynada kendisine hayran hayran bakarken, tezgahtar sorar;
" - Yeni bir gömlek de ister misiniz?"
Joe bir kaç saniye düşündükten sonra;
" - Elbette" der.
Tezgahtar Joe'ya şöyle bir bakar;
" - Kol numarası 34 ve 16 numara yarım yaka."
Joe şaşırır;
" - Kesinlikle doğru nerden anladınız?"
" - Bu benim işim!"
Joe gömleği giydi. Evet gömlek süper olmuştur. Yakasını aynada düzeltirken tezgahtar sorar;
" - Yeni ayakkabıya ne dersiniz?"
" - Evet lütfen. Bir de ayakkabılarınıza bakayım"
Tezgahtar Joe'nun ayaklarına bakarak;
" - Evet...9-1/2... E."
Joe iyiden iyiye afallar;
" - İnanamıyorum bir bakışta kaç numara ayakkabı giydiğimi nasıl anladınız? Vallahi bravo!"
Tezgahtar;
" - Efendim. Bu benim işim."
Joe ayakkabıları da giyer. Gerçekten de ayakkabılar cillop gibi oturur ayaklarına. Şöyle dükkan içerisinde bir tur atarken tezgahtar sorar;
" - Beyefendi vallahi jilet gibi oldunuz! Size bir tane de şapka veriyim ben!"
Joe aynaya bakarak;
" - Heyt ulan be façayı o biçim düzdüm." diye içinden geçirir ve " - Evet bir de şapka bakayım kendime!" der tezgahtara.
Tezgahtar Joe'nun kafasına bakarak;
" - Eveeeeet...7-5/8."
Joe dumur üstüne dumur yaşamış bir şekilde tezgahtara;
" - Evet..doğru..nerden bildiniz?" diye sorar.
Tezgahtar iyiden iyiye havaya girmiş bir şekilde;
" - Bu benim işim efendim" der.
Şapka da süper oturmuştur kafasına.
" - Vayyy beee, ulan ben neymişim beee. Ulan ben var ya ben..." diye düşünürken tezgahtar yine sorar;
" - Size bir tane de don verelim efendim."
Joe bir kaç saniye düşünür ve;
" - Tamam! Hemen bana en fiyakalı donlarınızdan getirin!" der.
Tezgahtar geri adim atarak "Eveeeeet..36 beden!" der.
Joe gülerek;
" - İlk defa yanıldınız. Ben 18 yaşımdan beri 34 beden giyiyorum!" der.
Tezgahtar kafasını sallayarak;
" - Hayır..size 34 olmaz. Erkeklik organınızı sıkıştırır ve omurganıza basınç yapar, bu da dayanılması güç bir baş ağrısı çekmenize sebep olur!..."

fıkranın devamı


Sovalyelerin gozupek oldugu eski zamanlarda bu sovalyelerden biri Hacli Seferlerine cikmaya karar verir. Yola cikmadan once kahyayi yanina cagirir:
- Hacli Seferlerine katilacagim. Karimin bekaret kemerini sana veriyorum. Sana guveniyorum. 10 yil icinde donmezsem anahtari kullanabilirsin.
Sovalye bastan asagi donanir, tozlu yollara revan olmadan once donup son bir kez satosuna bakar. Birden kahyanin, bagirarak nefes nefese satodan disari kostugunu gorur:
- Durun! Durun! Majesteleri. Oh, iyi ki size yetisebildim. Yanlis anahtar vermissiniz.

fıkranın devamı


Hasta dahiliye uzmanina gider doktor hastayi soyar ve sadece dinleme aletiyle dinleyerek
- Nefes al birak nefes al birak diyerek muayeneyi tamamlar.
Hasta parayi çikarir doktora uzarir
- Kokla-birak,kokla,birak..

fıkranın devamı


Temel, 55 yaşına kadar canını dişine takmış çalışmıştı..Pastacı çıraklığı ile alışdığı hayata, pastane sahibi olarak devam etmiş, yetenekleri ve becerisi sayesinde Türkiye"nin en ünlü pastanesinin sahibi olmuş, milyarlar kazanmıştı.. Bir gün karısına "Paraları mezara götürecek halimiz yok. Kendimize yeni ve rahat bir hayat seçtim" dedi.."Bizim oradaki hemşerilerle konuştum... Herseyi iyice öğrendim. Kaliforniya"ya gideceğiz. Kazandığım para bize ömrümüzün sonuna kadar yeter.. Çocuklar da güzel üniversitelerde okurlar..."Temel, neyi var, neyin yok sattı. Paralarını dolara çevirdi. Bir milyon doları olmuştu. Karısını yanına aldı. Uçağa bindi.. Los Angeles"e uçtular birgün... Uçsuz bucaksız Nevada çölleri üzerinde uçarken, motorda bir arıza belirdi. Las Vegasa zorunlu iniş yapmak zorunda kaldılar. Uçak şirketi görevlileri" Buranın en lüks otelinde, şirketimizin konuğu olarak kalacaksınız. Yalnız bu kentin Las Vegas olduğunu unutmayın. Kumar oynarsanız eğer, kendi hesabınıza.." derler.. "Kumar mı" dedi, Temel, karısına.."Kumardan kazanmayı düsünen kafayı yemiş olmalı... Allah göstermesin.." Ama bir kez şansını denemek için, rulete 500 dolarlık bir fiş atmaktan da kendini alamadı. Arkası çorap söküğü gibi geldi.Temel herşeyini rulet masasında biraktı. Rulet başında nefes almadan geçirdiği saatler sırasında fena halde de sıkıştığını hissetti. Hızla tuvalete koştu. Tuvalet kapıları otomatikti. 25 sentlik bozuk para atılınca açılıyordu. Oysa Temel"de metelik kalmamıştı. Sıkıntı içinde dolanırken, oradan geçen biri, avucuna bi 25 sentlik sıkıştırdı.. Bu konularda deneyimliydi. Temelin başına gelenleri anlamıştı.



Temel"çok iyi bir insansınız. Bu iyiliğinizi hayat boyu unutmayacağım. Bana lütfen kartınızı verin. Bu borcumu da size ödeyeceğim" dedi. Kartı aldı, cebine attı.. Tuvalete döndüğünde kapıyı açık buldu. İçeri girdi, rahatladı..Çıktı..Elinde kalan 25 sentle yürürken karşısına, Tek Kollu Canavar çıktı.Parayı deliğe attı, kolu çekti ve bir şangırtı ...Alet boşaldı adeta.. Temel bir kova dolusu 25 sent kazanmıştı. Bunlari fişe çevirdi, rulet masasına döndü..Gerisi peri masalı.. İki saat içinde tam 2 milyon dolari olmuştu. İki ay sonra yeni Kalifornıyalı Temel, boş oturmanın kendisine göre bir iş olmadığını farketti. Elinden gelen tek iş pastacılıktı.Parası da vardı. Bir pastane açtı. Pastaları öylesine tutuldu ki, önce Los Angele"e, sonra Kaliforniya"ya, sonrada tüm Amerika"ya yayıldı,Temel Pastaneleri... Bir kaç yıl sonra, Temel, Amerika"nın en zengin adamları arasına girdi. Temel Pastaneleri"nin onuncu yılı dolayısı ile büyük bir gece düzenlendi. Şirketin en gözde elemanları ile, ünlü konuklar bir araya geldiler. Temel yemeğin sonunda konusma yapmak için kürsüye çıktı.. Tüm başına gelenleri anlattı..



"Bütün bu başarıyı ve bu serveti bir tek kişiye borçluyum. O kişiyi bulana kadar, işte size söz veriyorum, gerekirse Amerika"daki her taşın altına bakacağım.." Şirketin genel müdürü sordu: "Ama Temel bey, size 25 sent borç veren adamın kartını aldığınızı söylemiştiniz... Adı, adresi sizde olmalı zaten.." "Bana 25 sent veren umurumda değil" dedi temel.. "Ben,tuvaletin kapısını açık bırakan adamı arıyorum!.."


fıkranın devamı

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
etiketler

ilanzi.com

FikraCenneti.com sitemizde çeşitli kategorilerde fıkralar okuyabilirsiniz.
sarışın fıkralarıçocuk fıkralarıpomak fıkralarımühendis fıkralarıerzurumlu fıkralarınasrettin hoca fıkralarıkısa fıkraaşk nasıl birşey