Nişan Fıkraları

loading...

Timurlenk, Akşehirlilere:- “En yürekli adamınız kimse yanıma yollayın, Ona yüksek ücretle, çok önemli bir görev vereceğ...
fıkranın devamı


Temel, Fadime ile nişanlanmış.
Fadime'yi arabasına almış, gezmeye çıkarmış.
Arabayla biryerlerde durmuşlar.
Kalkarken Temel vitesi bire almak istemiş, eli Fadime'nin eline değimiş.
Fadime kızarmış.
Temel de utanmış.
Günler geçmiş.
Nihayet evlenmişler.
Balayına arabayla Bodrum'a yola çıkmışlar.
Bodrum'da otele vardıklarında Temel el frenini çekmiş.
O sırada yine eli Fadime'nin eline değmiş.
Fadime yine kıpkırmızı olmuş.
Ama laf etmekten de geri durmamış:
"Ula Temel, artuk evlüyüz daaa, daha ilerü cidebilürsün."
Temel bunu duyunca hemen el frenini indirmiş.
Marmaris'e doğru yola çıkmışlar...

fıkranın devamı


Kız nişanlısını eve çağırdı :
-Otur Ali`ciğim.Evlenmeden önce tüm mazimi sana açıkça anlatmalıyım.
-İyi ama hayatım iki hafta önce anlatmıştın ya...
-O iki hafta önceydi hayatım.



fıkranın devamı


Kız nişanlısını eve çağırdı :
-Otur Ali`ciğim.Evlenmeden önce tüm mazimi sana açıkça anlatmalıyım.
-İyi ama hayatım iki hafta önce anlatmıştın ya...
-O iki hafta önceydi hayatım.

fıkranın devamı


80 yaşında bir adam doktora gider. Doktor adamın sağlığını sorduğunda adam "harika, 18 yaşında bir karım var ve benden hamile" der. Doktor bir kaç dakika düşündükten sonra adama döner ve "sana bir hikaye anlatacağım "der";
Avlanmaktan çok hoşlanan bir adam varmış. Her gün tüfeğini alarak ava gidermiş. Fakat bir gün dalgınlıkla yanına tüfek yerine şemsiyesini almış. Ormana gitmiş. Ağaçların arasında yürürken karşıda bir geyik görmüş. Hemen şemsiyeyi çıkartmış nişan almiş ve ... pat ... geyik yere yığılmış. "Adam şaşırmış ve doktora dönerek" olamaz ... başka birisi vurmuş olmalı" demiş.
Doktor "KESiNLiKLE!"

fıkranın devamı


Delikanlı yanındaki genç kıza sorar: - Neden istemiyorsun, sevgilim üç gün sonra nişanlanacak ve bir ay içinde evleneceğiz biliyorsun.

Genç kız cevap verir: - Üç nedenden istemiyorum.

Birincisi uslu ve terbiyeli bir genç kız evlenmeden önce razı olmaz. İkincisi, annem yasak etti.
Üçüncüsü sonradan oramda hep yanma oluyor.

fıkranın devamı

Eskiden arap erkekleri sadece beyaz entari giyerler ve altlarına kilot dahi giymezlermiş.(belki ha...
fıkranın devamı

Dünya çapında katılımcıların olduğu silahla atıcılık yarışması yapılmış ve elemeler...
fıkranın devamı

Kızın nişanlısının bir kusuru varmış. O da bol bol osuruyormuş. Kız nişanlısına ne o...
fıkranın devamı

Hoca, Timur Han'ın askerlerinin yanından geçerken askerlerin nişancı komutanı tarafından çag...
fıkranın devamı

Genç nişanlılar ertesi gün evleniyorlardı.Erkek: "Sevgilim, sabrım tükendi. Ne olur odama gel...
fıkranın devamı

Mutluydum.Kız arkadaşımla bir yıldan beri nişanlıydık ve evlenmeye kararverdik. Ailem bize he...
fıkranın devamı

Üç arkadaş .bayram tatilini geçirmek için afrikaya safariye gider.hava ve ortam avlanmaya müsa...
fıkranın devamı

Kız nişanlısını eve çağırdı :-Otur Ali`ciğim.Evlenmeden önce tüm mazimi sana açıkça a...
fıkranın devamı

80 yaşında bir adam muayene için doktora gider. Doktor, adamın sağlığını sorduğunda şu ce...
fıkranın devamı

İki arkadaş pazar günü golf oynarlar. Bir pazar yine golf oynamaya hazırlanırken, biri de, onl...
fıkranın devamı

Bir tane adam varmış. Nişanlıymış ve askere gitmiş. Orada resim çektirip nişanlısına ve a...
fıkranın devamı

Bir genç kiz el falina bakan oldukça genç bir kadina gitmistir. Falci, kizin elini avuçlarinin a...
fıkranın devamı

İkisi de yetmiş yaşlarında olan Temel ile Fadime kendilerini bildi bileli nişanlıymışlar. - ...
fıkranın devamı

Delikanlı yanındaki genç kıza sorar;
- ''Neden istemiyorsun, sevgilim üç gün sonra nişanlanacak ve bir ay içinde evleneceğiz biliyorsun''.
Genç kız cevap verir;
- ''Üç nedenden istemiyorum, birincisi: uslu ve terbiyeli bir genç kız evlenmeden önce razı olmaz, ikincisi: annem yasak etti,
üçüncüsü: sonradan oramda hep yanma oluyor''.
fıkranın devamı

Her öğrenci evinde muhakkak 'nöbetçi sistemi' uygulanır ve günün nöbetçisi, resmi köle statüsünde kullanılır. Yemek sırasında en az elli kere mutfağa gönderilir.

· Evdekilerin temel gıda maddeleri yumurta ve patatestir. Bu ikisinin birleşiminden 12 çeşit yemek yapılabilir. Çay yemekten sonra değil, yemekle birlikte içilir.

· Her gece kesinlikle saçma sapan bir tartışma konusu açılır. (Düşünmüyorum o halde yok muyum yani? Dünya döndüğü için mi güzel? Attan inip eşşeğe binilir mi?)

· Her evin muhakkak suyu, çayı deviren bir sakarı vardır. Ha bi de işlerden kaytaran tembeli bulunmaktadır.

· Yemek yapmaya karar verilir ve yemek yapmaya başlandığında eksikler ortaya çıkar, zamanla yarışarak yemek tamamlanır.

· Kesinlikle ama kesinlikle temiz çatal, kaşık, tava kalmayıncaya kadar bulaşıklar yıkanmaz.

· Her sabah derse geç kalınır ve öğle kalkıp okula yemek yemeğe gidilir. (Okulun yemeği ucuz olduğu için...)

· Sınav dönemlerinin favori cümlesi "bu gece yatmıycam ders çalışcam"dır. Gece yatılmaz ama ders de çalışılmaz.

· Evin duvarları vize-final tarihleri, ilginç sözler, nöbetçi listesi, harcama listesi gibi yazılı belgelerle süslüdür.

· Öğrenci evinin, öğrenci misafirleri de eksik olmaz ve gelen misafire önce "bi kola al da içelim"diye başlanılan ısmarlatma olayına, iyice sövüşleninceye kadar devam edilir.

· Ev genelde bodrum ve giriş katta olduğundan, pencereden girilebilir özelliktedir. (Her ihtimale karşı bi pencere muhakkak içeriden kilitlenmeyerek açık bırakılır.) Dış kapı ise zaten kilitlenmez.

· Ev fertlerinin aşağı yukarı tamamı leyla gibidir, yani aşk trafiği yoğundur. Kimininki platoniktir, kafayı yer ve yedirtir, kimi romantik takılır, şiirler ezberlenir, kimi ise akşam ansızın nişanlı olarak eve dönebilir.
fıkranın devamı

Babaannem nişanlısından hamile kaldığını anlayana
kadar karnındaki bebek
dört aylık olmuş. Kilo almasına rağmen böyle bir şey
hiç aklına gelmemiş
çünkü "evlenmeden" hamile kalınmaz sanıyormuş.
Babaannem tam bir laz kadınıdır. Her zaman elleri ve
ayakları kınalıdır.
"Bir kadın öldüğü zaman ellerinde nişan yoksa
(tırnaklardaki kınayı kastediyor) zebaniler ellerini rendeleyecek" der.
Babaanne vallahi Stephen King halt etmiş yani yanında.
Babaannem namazında niyazında bir kadındır. Ziyaretine
gittiğimizde ev kalabalık da olsa hep televizyonlu odada
namaz kılar. Alışmış olsa gerek,
sesten falan hiç rahatsız olmaz. Bir gün o namaza
durmuşken biz televizyon
izliyorduk. Kanalları gezerken birden babaannemin
ahenkli sesi dua ile karışık bir şekilde bizi dumurlara yelken açtırdı:

Velem yuleeedd....Kanalı değiştirmeeee... Velem yekunlehu... Ajans
başlayacaaak...Kufuven ahad!"
Yetmiş sekiz yaşında, tonton bir babaannem var. Ne kadar
modern olsa da gelişmiş teknolojiye ayak uydurmakta epey
zorlanıyor. Buna en güzel örnek
evimi aradığında telesekretere bıraktığı not :
"Babaannesi aradı dersiniz."
Brezilya-Almanya final maçını izliyorduk. Brezilya'nın
önemli bir atağını
yavaş çekim gösteriyorlardı. Babaannemin
söylediklerini aynen yazıyorum:
"Bu oğlanlar da amma yavaş oynuyorlar. Bizim
yavrularımız aslan gibiydi.
Yine de elendiler." Canım babaannem seni çok seviyorum
ama teknoloji işte, çocuklar ne yapsın.
Ilkokuldayken Commodore 64 bilgisayarımla sık sık "Ghost'n
Goblins" oyununu
oynardım. Bu oyunda amaç, mezarlıkta dolaşırken
dirilen ölüleri yeniden
öldürmekti. Babaannem de ben oynarken izler, arkamda
sürekli Fatiha suresini
okurdu. "Babaanne onlar gavur, anlamazlar" deyince de
sinirlenip terlikle kovalardı. Tonton babaannemi çok özlüyorum.
Babaannem 58 milyon vererek aldığım gözaltı kremimi ellerine
sürüp bitirmiş
İzmir'deyken televizyonda Ajda Pekkan'ı seyreden, birkaç gün
sonra Ankara'ya
döndüğünde televizyonda yine Ajda Pekkan'a rastlayan
babaannemin yorumu:
Buraya da mı geldi bu zilli?! Nereye gitsem peşimde!
Bir spor programında Rıdvan Dilmen şu talihsiz cümleyi kurdu: "Ben

Washington'a inanan bir insanim." 85 yaşındaki
babaannemim tepkisi ani ve keskin oldu: "Allahsız herif! Geber e mi!"

fıkranın devamı

Kızın bir nişanlısı varmış ve nişanlısını ailesi ile tanıştıracakmış. Yalnız nişanlısının bir kusuru varmış. O da bol bol osuruyormuş. Kız nişanlısına ne olur ailemin yanında gaz çıkartma kendini tut demiş.
Akşam yemeğe gelmişler. Masaya oturmuşlar. Genç adamın oturduğu sandalyenin altında evin köpeği Hector da bulunuyormuş. Genç adamın bir müddet sonra gazı gelmiş tutmuş tutmuş ama sonunda dayanamayıp çıkarmış. Kızın babası yüksek sesle bağırmış "Hector".
Genç adam oh be köpekten bildiler diyerek hep gazını bırakmış.
Her seferinde kızın babası biraz daha gür olarak "Hector" diyerek bağırmış.
Adam öyle bir gaz çıkarmış ki baba dayanamamış ve demiş ki
- Hector oğlum kaç adam ağzına sıçaçak.
fıkranın devamı

Temel, Amerika'da bir bar'a girip bira istemiş. O anda bir Alman gelip barmeni kenara çekip kafasına bir elma koymuş ve uzaklaşarak,nişan alıp silahıyla barmenin kafasındaki elmayı tam ortasından vurmuş ve...
-"I AM RED KID" demiş.
Temel hayran kalmış.Biraz sonra aynı şeyi bir Fransız yaparak elmayı ok ile vurmuş ve...
- "I AM WILLIAM TELL" ,
bundan sonra cesaretlenen Temel dışarı çıkıp tekrar içeri girmiş ve aynı işlevi uygulayarak silahıyla ateş eden Temel barmeni alnının ortasından vurmuş adamın öldüğünü anlayan Temel,
-"I AM SORRY" demiş.
fıkranın devamı

Amerika'da yaşanmış Bir Hikaye.

HOŞ BİR ÖYKÜCÜK

Mutluydum, Kız arkadaşımla bir yıldan beri nişanlıydık ve evlenmeye
karar vermiştik.
Ailem bize her türlü yardımı yaptı, arkadaşlarım cesaretlendirdiler
ve kız arkadaşım rüya gibiydi!!. Ama beni rahatsız eden bir şey vardı;
Nişanlımın küçük kız kardeşi!.
Müstakbel baldızım açık, saçık giyinen, yirmi yaşında bir afetti.
Ne zaman yanıma gelse öne eğilip iç çamaşır şovu yapardı.
Bunu başkalarının yanında yapmadığı için temkinli olmalıydım.
Bir gün baldız düğün davetiyelerini kontrol etmek için beni yanına
çağırdı.
Yanına vardığımda yalnızdı, yakında evleneceğimi, bana karşı engelleyemediği ve engellemek istemediği duygu ve arzularının olduğunu kulağıma fısıldadı.
Kendimi ablasına adamamı ve evlenmeden önce benimle yatmak istediğini söyledi. Söyleyecek bir şey bulamadım. Tamamen şoke olmuştum.
- ''Yukarı yatak odama çıkıyorum ve eğer beni istiyorsan yukarı gel'' dedi.
Afallayıp kalmıştım, merdivenleri çıkarken arkasından şok içinde
bakıyordum. Merdivenlerin sonuna vardığında pantalonunu çıkartıp
aşağıya bana doğru fırlattı.
Birkaç dakika öylece kalakaldım.
Sonra arkama dönüp ön kapıya doğru yürüdüm.
Kapıyı açtım ve evden çıkarak arabama doğru yürümeye başladım.
Müstakbel kayınpederim dışarıda bekliyordu.
Gözyaşları içinde, sevgiyle bana sarılarak,
- ''Küçük sınavımızı başarıyla geçtiğin için hepimiz çok mutluyuz,
kızımıza senden iyi bir damat bulamazmışız ailemize hoşgeldin''.
Oysa şuana kadar kimseye itiraf edemedim, prezervetifimi almak için arabaya gittiğimi. :=)


fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama