Okyanusun Fıkraları

loading...

Bir kilogram ağırlığındaki bir cismin okyanusun en derin noktası olan Mariana Çukuru'na ulaşması tam bir saat alıyor.
fıkranın devamı

Dünya'ya en yakın yıldız güneş'tir.

Günışığından daha fazla yararlanmak için saat uygulamasını Benjamin Franklin başlatmıştır.

Bir okyanusun en derin yerinde, demir bir topun dibe çökmesi bir saatten uzun sürer.
fıkranın devamı


Temel büyük bir yük gemisinde kaptandır ve sürekli okyanuslara açılır.Birgün trabzona yolu düşmüş bi köye gideyim demiş,Köy kahvesinde Dursun"u görmüş ve Dursun"a



-Ula Dursun gel getureyim seni gemilan uzak denizlere.

Demiş ve Dursun"u nihayetinde ikna etmiştir. Yola çıkmışlar Büyük okyanusun ortalarına gelmişler. Dursun bide ne görsün küçücük bir adanın kenarında saçı sakalı uzun sefil durumda yaşlı bir adam el kol sallayarak gemiye doğru bağırıyor.



Dursun temele sormuş.

-Ula Temel bu adamda kimdur?

-La ne bileyim otuz senedur haburdan gelur giderum o adam bana hep oyle el sallar delimidur nedur anlamadumki.

fıkranın devamı

Adamin biri California`da sahil kiyisinda yururken bir sise bulur. Sisenin mantarini acar acmaz icin...
fıkranın devamı

Kalkistan 15 dakika sonra 50 kisilik Fokker 50 tipi ucagin hoparlorlerinden kaptan pilotun sesi duyu...
fıkranın devamı

İçerisinde 100 tane bayanın bulunduğu gemi okyanusun orta yerinde batar, kızlar yüzerek yakındaki adaya cıkarlar . Aynı anda yakınlarda da bir gemi batar ve kurtulan tek kişide kızların oldugu adaya doğru yüzer. Kızlar sahile yaklaşan kişiyi görünce birden hedefe kilitlenmiş mermi gibi erkek işte erkek diye çılgınca bizimkine doğru koşarlar bizimkisi denizde ayaklarını suda çeke çeke gelirken duydugu lafla kendine gelir ve:
- "Ay hani nerde?"
fıkranın devamı

İhanetin adı göçmen bir kuşa verilmiş,
Sadakatin adı ise; bir serçeye
Göçmen kuş bütün bahar ve yaz boyunca küçük köyün üstünde uçmuş,
serçeyle beraber.
Küçük sinekleri, kurtları yemişler,
Kış yagmurlarıyla şaha kalkmış, derelerden su içmişler.
Masmavi gökyüzünde dans etmişler,
Çiçek açan agaçlara konup, papatya tarlalarında gezmişler...
Birbirlerine söz vermişler kuşlar;
Ayrılmayacagız diye.
Ama kış gelmiş,
Göçmen kuş adına yakışanı yapmaya kararlıymış,
Serçe herzamanki gibi sadık
Ama sevdigi de yabana atılmaz bir gerçek
Ayrılık acı, ihanet kötüymüş serçe için
Yaşamaksa önemli imiş göçmen için.
O, baharların tatlı eglencesiymiş sadece
Gel demiş serçeye benle beraber...
Başka bir bahara uçalım.
Serçe ise burda bekleyelim demiş yeni baharı
Ama kış acımasızdır, demiş göçmen
Yaşayamayız burda, aç kalırız üşürüz.
Serçe hayır demiş korunuruz kötülüklerinden kışın, beraber
Göçmen inanmamış serçeye hayır demiş gidelim.
Serçe için gitmek nasıl bir ihanetse yaşadıgı yere
Kalmaksa aynı şekilde ihanetmiş sevgiliye.
Ve karar vermiş sevgiyi seçmiş
Uçacakmış yeni bahara...
Göçmen ve serçe çıkmışlar yola,
Ama serçe zayıflamış,
Onun kanatları uzun uçuşlar için degil.
Dayanamayacakmış bu yola
Oysa göçmenin kanatları güçlüymüş.
Çünkü hep kaçarlarmış kışlardan
Hep giderlermiş zorluklarından kışın, yeni baharlara
Bir fırtına yaklaşıyormuş
Göçmen hızlı gidiyormuş fırtınadan, yakalanmayacakmış
Ama serçe iyice zayıflamış, yavaşlamaya başlamış
Göçmene duralım artık demiş
Biraz dinlenelim
Göçmen itiraz etmiş, fırtına demiş, ölürüz.
Birazdan okyanusa varacagız.
Kurtuluşuymuş bu büyük deniz
Göçmen için , çok iyi bilirmiş buraları.
Ama serçe ilk kez görüyormuş ve sanki
Gökyüzünden daha büyükmüş bu yeni mavi
Serçe artık dayanamayacakmış,
Son bir sevgi ile seslenmiş göçmene
Artık gidemiyorum... Göçmen serçeye bakmış,
Bakmış ve devam etmiş......
Okyanus çok büyükmüş, serçe ise küçük
Serçenin sevgisi de çok büyükmüş ama göçmen küçük...
Mavi sularında okyanusun bir minik SADAKAT...
Yeni bir baharın koynunda koca bir İHANET...
fıkranın devamı

Adamin biri California`da sahil kiyisinda yururken bir sise bulur. Sisenin mantarini acar acmaz icinden bir cin cikar. Cin adama derki, beni sise icinde hapsolmaktan kurtardin, simdi benden bir sey dile. Yalniz iyi dusun cunku bir tek dilekte bulunabilirsin.".
Adam dusunur tasinir, "Ben," der "hayatim boyunca Hawaii`ye gitmek istedim ama beni deniz tuttugu icin gemiye binemiyorum, ucaktan da cok korkarim. Hawaii`ye gidebilmem icin bana buradan oraya bir yol yap."
Cin dusunur, "Bak, bu gercekten muazzam bir is" der. "Okyanusun icine o yolu tasimak icin yerlestirilmesi gereken yuzbinlerce kolonu, o kolonlarin deniz dibine cakilmasini, daha sonrada yolun kaplanmasi icin gereken milyonlarca ton malzemeyi dusun. Gercekten cok zor bir olay. Normalde ben boyle bir sey soylemem ama gel sen vazgec bu dileginden baska bir dilekte bulun."
Adam tekrar dusunur. "Peki," der "Hawaii`ye yol dilegimden vazgeciyorum. Bana kadinlari nasil anlayacagimi ogret. Onlari neler mutlu eder neler mutsuz? Kadinlari gercekten etkileyip harekete geciren seyler nelerdir? Degisik ruh durumlarini nasil anlarim?"
Cin sorar:
"Yolu iki serit mi istiyorsun yoksa dort mu?"
fıkranın devamı

Kalkistan 15 dakika sonra 50 kisilik Fokker 50 tipi ucagin hoparlorlerinden kaptan pilotun sesi duyulur:-Ucagimiza hosgeldiniz.... Su anda Atlantik Okyanusunun uzerinde 15.000 feet yukseklikte bulunmaktayiz. Sag tarafiniza
bakarsaniz ucagimizin bir motorunun yanmakta oldugunu goreceksiniz....... Sol tarafa bakarsaniz ucagimizin kanatinin kopmus oldugunu goreceksiniz....... Asagiya bakarsaniz bir sari bot icinde uc kisinin size el salladigini goreceksiniz. Bu kisiler ben kaptan pilotunuz, yardimci pilotum ve ucagin hostesi..... Dinlemekte oldugunuz ses bir bant kaydididir...
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama