Olta Fıkraları

loading...

Nasreddin Hoca , yeni öğrencilerine [mollalarına] dünya ve ahireti genel anlamı ile anlatmaya, kavratmaya çalışmış.“Ahi...
fıkranın devamı

Hoca’nın iki yüz akçe parası kaybolmuş. Bulunması için dua etmeye başlamış. O sırada Akşehir’in zenginlerinden b...
fıkranın devamı


Temel dünya turuna çıkar ve yolu Canada'ya da düşer.
Kırk yılda bir Karadeniz'de hamsi avlamaktan daha değişik bir fırsat çıktığını düşünerek buz tutmuş bir gölde, buzu kırıp balık tutmaya özenir. Oltasını ve takımlarını alarak işe koyulur.
Tam buzu kıracakken, insanın içini titreten bir ses duyulur:
- Oğlum burada balık yok!
Temel az öteye gidip tekrar buzu kıracakken ses yine gürler,
- Burada balık yok dedim sana...
Temel'in eli ayağı titreyerek seslenir:
- Tanrım, sen misun yoksa?
Ses yeniden duyulur,
- Hayır oğlum, ben buz hokeyi stadının spikeriyim.

fıkranın devamı


Deli duvara oturmuş.Elindeki oltanın ucu sokağa sarkmış....
Yoldan geçen soruyor;
Orada balık mı tutuyorsun sen?
Hayır alık tutuyorum.
Tutabildin mi bari ?
çook ... Seninle 23 oldu !

fıkranın devamı


Adamın biri en iyi arkadaşının karısının cenazesine gitmiş. Cenazede bir bakmış tabutun üzerinde bir olta. Cenaze merasiminden hemen sonra taziyetlerini bildirmek üzere arkadaşının yanına gitmiş. Baş sağlığı diledikten sonra, - Tabutun üzerinde bir olta gördüm... Her halde eşinle ilgili özel bir anısı vardı? diye sormuş. Adamda : - Yooo, cenazeden sonra balığa gidicem de.. diye cevap vermiş..

fıkranın devamı


Nasrettin Hoca bir gün balık avına gitmiş. Dere kenarında bir ağacın altına oturmuş. Oltasını çıkarmış. Kancanın ucuna yanında getirdiği küçük beyaz kurtçuklardan birini takmış, suya fırlatmış. Başlamış beklemeye…
İki üç dakika geçmiş geçmemiş, büyükçe bir balık oltanın önünde peydah olmuş. Balık oltanın etrafında birkaç tur atmış ve yemi kancasından çıkarıp yemiş. Nasrettin Hoca bu işe çok şaşmış.
Kancanın ucuna bir kurtçuk daha takmış. Balık aynı şekilde kurtçuğu yemiş, kancaya tutulmamış. Nasrettin Hoca balığa oyun oynamaya karar vermiş. Oltanın ucundaki kancanın ucuna biraz daha küçük bir kanca takmış, suya fırlatmış. Az sonra balık alışkın hareketlerle gelmiş, küçük kancayı kurtçuk zannedip ısırmış ve oltaya yakalanmış. Başlamış çırpınmaya…Nasrettin Hoca hemen oltayı sudan çıkarmış ve balığı tutmuş:
“ Seni köftehor, bütün yemleri yedin bitirdin. İyi alışmıştın hazırlopçuluğa. Ben buraya doyunmaya gelmiştim, doyurmaya değil ” demiş ve balığı pişirip, afiyetle yemiş.


fıkranın devamı


Deli duvara oturmuş.Elindeki oltanın ucu sokağa sarkmış....
Yoldan geçen soruyor;
- Orada balık mı tutuyorsun sen?
- Hayır alık tutuyorum.
- Tutabildin mi bari ?
- çook ... Seninle 23 oldu !

fıkranın devamı


Delinin biri deliler hastenesinin balkonundan asagiya olta sarkitmis.
Bunu goren bashekim kendi kendine:
- Dur sununla bir dalga gecim, demis.
Delinin yanina gitmis ve:
- Evladim sabahtan beri burdasin, soyle bakalim, kac balik tuttun?
Deli:
- Delimisin nesin ya, burda balik ne gezer...

fıkranın devamı


Baba balik yavru baliklara nasihat ediyormus,
- Oltaya kanmayin, yem filan degil, basbayagi bir tuzaktir olta. Ondan kaçmak
mümkündür. Yedi sekli vardir oltanin, falan filan derken, yukaridan bir ag
inivermis tepelerine.
- Bu da ne, diye bagirmis bir küçük balik.
- Buna tepeden inme denir, demis baba balik, kurtulusu yoktur.

fıkranın devamı


Temel, takasina atlayip baliga çikarken :
- Allahum, dedi, bugün ilk palugu bir fakire verecegum.
Denize açildi, oltayi atti, biraz bekleyip çekti. Koskocaman bir balik yakalamisti.
- Heç bu da fakire verilur mu... derken balik çirpindi, oltadan kurtulup denize
düstü. Temel dövünmeye basladi :
- Allahum, sen de sakadan hiç anlamaysun daa!..

fıkranın devamı


Temel Kuzey Kutbuna gider. Buzda balik avlamak çok popüler oldugunu duyar, hemen kendine bir olta alir ve buldugu ilk genis buzlu alanda ise girisir.

Tam buzu kirmaya çalisirken gümbür gümbür bir ses duyar:

"Orada balik bulamazsin!".

Ne oldugunu anlamayarak etrafina bakinir ama sesin nereden geldigini çözemez. Biraz ileriye gidip tekrar buzu kirmaya çalisirken ayni ses yine duyulur:

"Sana söyledim geri zekali, orada balik bulamazsin!!".

Temel korku içinde basini yukari kaldirir ve dehset içinde sorar:

"Tanrim? Sen misin?".

Ayni ses cevap verir:

"Hayir, ben buz hokey sahasinin bekçisiyim"

Temel'e Mercedes Lazım

Bizim Temel ile Cemal bir gun luks bir otelin lobisinde harika bir hatun gorurler.Temel der ki, 'Ula Cemal, gidip bi bakayim, bu kadindan is cikar mi?'

Temel yaklasir kadina, sorar :

- 'Benimle bi yemek yemek ister misiniz ?'

- 'Bahse girerim su kapidaki Mercedes sizin degil'

- 'Degildir'

- 'Soyle iyi durumda bir banka hesabiniz da yoktur sanirim'

- 'Yoktur'

- 'Karadeniz kiyilarinda soyle iki katli bir ciftlik eviniz de yoktur heralde'

- 'Yoktur'

- 'Hadi o zaman cek arabani!'

Temel boynu bukuk doner Cemal'in yanina :

- 'Ula Cemal, benim Limuzini sana versem Mersedesini bana verirsin?'

- 'Veririm Temel'im'

- 'Bi telefon etsem kendi bankamda bana hesap acarlar mi ?'

- 'Acarlar Temel'im'

- 'Tamam o da kolay da, heralde bizim peder ucuncu kati yikmama izin vermez'

fıkranın devamı


Atesli bir köy çocugu sehrin en büyük marketinde ise basvurur. Dünyanin bu en büyük alisveris merkezinde her sey ama her sey satilmaktadir. Patron sorar :

- Daha önce hiç saticilik yaptin mi?

- Evet köyümde bu isi yaptim. Patronun gözü çocugu tutar :

- Iyi, yarin basliyorsun.

Ertesi gün aksam olur ve patron çocugu karsisina alir ;

- Evet, bugün kaç satis yaptin??

- Bir!

- Ne bir mi? Digerleri 20-30 satis yaptilar, Nasil bir? Kaç dolar tuttu peki?

- 320.334 USD dolari. Patron sasirir ve sorar:

- Nasil becerdin bunu?

- Adama basta küçük boy bir olta, sonra orta boy ve sonra da büyük boy bir olta sattim. Adama nerede balik tutacagini sordum. Kiyida diyince bir tekneye ihtiyaci oldugunu söyledim. Tekne bölümüne indik ve çift motorlu, yelkenli, lüks bir yat sattim. Vosvosuyla bunu çekemeyecegini söyleyince son model 4x4 bir jeep sattim. Patron kendinden geçer:

- Ne diyorsun, bütün bunlari bir küçük olta almaya gelen adama mi sattin? Genç çocuk cevap verir :

- Yoo aslinda karisi için bir tane orkid istemisti... Ben de ona söyle dedim:" Hafta sonun mahvolmus, sen en iyisi baliga git..."

fıkranın devamı

Deli duvara oturmuş.Elindeki oltanın ucu sokağa sarkmış.... Yoldan geçen soruyor; - Orada bal
fıkranın devamı

Adamın birinin bir papağanı varmış.Papağan devamlı televizyon seyrediyormuş.Adamda işten ev...
fıkranın devamı

Deli adamın biri bir gün balkondan aşağı olta sarkıtmış yoldan geçen biriyse adama sormuş:...
fıkranın devamı

John isten cikmadan once karisini evden arar; Tatlim , patron bir kac arkadasiyla beraber komsu ...
fıkranın devamı

Bizim Rifki Bebek'te bir elinde olta, bir elinde tas balik tutuyormus.Yoldan gecen guzel bir bayan, ...
fıkranın devamı

Günün birinde Namık ile bir Fransız balığa cıkarlar. Yanlarında sadece bir olta vardır ve i...
fıkranın devamı

Temel Kuzey Kutbuna gider. Buzda balik avlamak çok popüler oldugunu duyar, hemen kendine bir olta ...
fıkranın devamı

Bilgisayarınızı, direkt güneş ışığı alabilecek bir yerde kullanın.
Yakınlarda kalorifer veya benzeri bir ısıtma cihazı da bulunursa iyi olur. Ortamın nemli olması, olaya ayrı bir anlam katacaktır.
:))

Bilgisayarınız kilitlendiği zaman, "reset" tuşuyla filan uğraşmayın.
Power tuşuyla kapatın ve birkaç saniye bile geçmeden hemen açın. :)

Elektrikler kesildiğinde, bilgisayarınızı kapatmayın.
Elektrik geldiğinde yaşanacak ani voltaj değişiminin, monitörünüzde oluşturacağı görüntü ile sabit diskinizden gelecek garip seslerin senfonik uyumu size ilginç bile gelebilir. :))

Bilgisayar masanızı sabitlemeyin. Böylece her tuşa
bastığınızda sallanan bilgisayar, size ''interaktif'' bir his verecektir. :)))

Bilgisayarınızın kasasını, havalandırma delikleri kapanacak şekilde bir duvara yaslayın. Böylece işlemcinizin soğuması için gereken hava
dolaşımını ve ısı kaybını önleyebilir, bilgisayarınızla ''sıcak'' ilişkiler kurabilirsiniz. :))))))

Bilgisayar monitörünüzde sabit bir görüntüyü saatlerce tutun. Böylece, monitörünüzün fosfor tabakasında oluşacak zedelenme sonucu, monitorünüz kapalı iken bile o görüntünün siluetini görebilirsiniz. :)))

Bilgisayarınızın fişini topraksız bir prize takın.
Aynı prizden diğer elektronik cihazların da güç sağlaması,
bilgisayarınıza giden akımda hoş değişiklikler yapacaktır. :))

Küçük kardesinizin veya çocuğunuzun bilgisayarınızın
disket sürücüsüne bozuk para ve benzeri şeyleri sokmasına aldırmayın. Bilgisayarınızın içinde birikecek bozuk paralar, ona tasarruf alışkanlığı, bilgisayar tamircinize de para kazandıracaktır. :)))

Eğer modem kartı, ses kartı ve benzeri kartları çok sık takip
çıkartıyorsanız, her seferinde bilgisayarınızın kasasındaki o vidaları açmak büyük dert haline gelebilir. :)) Hele bir de yildiz
tornavidaniz yoksa, bu iş bir eziyet halini alabilir. Bu kadar
uğrasacağınıza, birakın bilgisayarınızın kasası sürekli açık kalsın. Annenize de söyleyin, sehpanın tozunu alırken bilgisayarınızın devrelerine de bir el atsın. :))))))

Tüm bunlari yaptığınız halde, bilgisayarınız hala çalışmakta ısrar ediyorsa, en etkili ve son çare olarak kaldiırıp pencereden atabilirsiniz.
:))))
fıkranın devamı

Ateşli bir köy çocuğu şehrin en büyük marketinde işe başvurur. Dünyanın bu
en büyük alışveriş merkezinde herşey ama herşey satılmaktadır.
Patron sorar:
- Daha önce hiç satıcılık yaptın mı?
- Evet köyümde bu işi yaptım.
- Patronun gözü cocugu tutar:
- İyi, yarın başlıyorsun. Ertesi gün akşam olur ve patron çocuğu karşısına
alır;
- Evet, bugün kaç satış yaptın??
- Bir!
- Ne bir mi? Ötekiler 20-30 satış yaptılar, Nasıl bir? Kaç dolar tuttu
peki?
- 320.334 USD doları.
- Patron şaşırır ve sorar:
- Nasıl becerdin bunu?
- Adama batta küçük boy bir olta, sonra orta boy ve sonra da büyük boy bir
olta sattım.
- Adama nerede balık tutucağını sordum. Kıyıda diyince bir tekneye
gereksinimi olduğunu söyledim. Tekne bölümüne indik ve çift motorlu,
yelkenli, lüks bir yat sattım. Vosvosuyla bunu çekemeyeceğini söyleyince
son model 4x4 bir jeep sattım. Patron kendinden geçer:
- Ne diyorsun, tüm bunları bir küçük olta almaya gelen adama mı sattın?
- Genç çocuk yanıt verir:
- Yoo aslında karısı için bir tane orkid istemişti... Ben de ona şöyle
dedim:
- Haftasonun mahvolmuş, sen en iyisi balığa git...

fıkranın devamı

Balıkçı oltasını atıp küçük bir balık yakaladı. Tam sepete atacakken balık:
-Sevgili balıkçı; ben henüz çok küçüğüm. Ancak bir lokma olurum sana. Beni bırak da büyüyeyim. Ertesi yıl gel, al beni. Bütün ailen doyacaktır benimle, dedi.
Balıkçı :
- Sevgili balık; doğru diyorsun da, kabul edemem bunu. Çünkü "peşin tokat veresiye helvadan iyidir" demişler
fıkranın devamı

Temel köyünden ayrılıp, zengin olmak için düşmüş yollara. Aradan yıllar geçmiş ve çok zengin olarak dönmüş köyüne. En samimim arkadaşı olan Dursun bu serveti nasıl yaptığını sormuş. Temel hiç kimseye söylememek şartı ile sırrını açıklamış:
- Haçan pen Afrika diye pir yere cittim. Orada Nil nehri dedikleri bir yerden timsah avladım ve zengin oldum.
Deyince Dursun daha çok şaşırmış.
-Ula uşağım ne ettun o timsah denen hayvanları?
Temel:
- Uşağum haçan en değerli çantalar timsahlardan çıkayi.
Deyince Dursun tarlayı takkayı satıp düşmüş yollara. Aradan yıllar geçmiş ama geri dönmemiş. Merak eden Temel atlamış özel uçağına ve nil nehri kıyılarına gelmiş. Oradaki yerlilere arkadaşı Dursun'u tarif edip nerede olduğu sormuş. Yerini öğrenip yanına gittiğinde Dursun'un elinde bir olta ve yanında dağ gibi yığılı ölü timsahları görmüş. Dursun timsahı yakalayıp ağzını açıp içine bakıyor "Tüh be bundan da çanta çıkmadı" deyip yan tarafa atıyormuş.
fıkranın devamı

lazın biri,sandalın içine oturmuş,Allah'a yalvarmaktadır:
- allahum,bugün tuttuğum ilk baluğu bir fakire vereceum,der.
Ve laz oltasını denize atar ve beklemeye başlar.Sonra oltayı çeker,bakarki bir de ne görsün,koskocaman bir balık oltanın ucunda çırpınmakta.Lazın ağzı sulanır:
Haçan bu da fakire verulur mu daa!..diye düşünürken birden balık bir çırpınışta oltadan kurtulur ve denize atlar.Laz üzgün ve şaşkın:
- allahum,sen de heç şakadan anlamaysun daa...
fıkranın devamı

Karadeniz'li arkadaşıyla balık tutuyormuş. Arkadaşı onu bir süre izledikten sonra dayanamayıp sormuş, - Senin oltanda kurt yerine kiraz var. Karadeniz'li sinirlenmiş: "Aptal, kurt kirazın içinde!" demiş.
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama