Otobüste Fıkraları

loading...

OTOBÜS ŞÖFÖRÜ İLE TRABZON'LU GENÇ ADAMIN ARASINDA GEÇEN DİYOLOK EMİNİM GÜLMEDEN GEÇEMİYECEKSİNİZ TRABZON SPOR'LU GENÇ ADAM BİR GÜN MEMLEKETİNE GİTMEK İÇİN BİR FİRMADAN BİLET ALIR VE OTOBÜSE BİNER VE İHTİYAÇ İÇİN DİNLENME TESİSİNE GİDERLER İHTİYAÇ GİDERDİKTEN SONRA YOLA ÇIKARLAR VE UYKUSU GELİR SABAH OLUR GÖZLERİNİ AÇAR BİRDE BAKAR'Kİ SAMSUN TERME'DE NE YAPACAĞINI ŞAŞIRIR AMA KENDİSİNİN TRABZON'DA OLABİLECEĞİNİ DÜŞÜNMÜŞTÜ ŞOK OLDU ULA PENMİ YANLUŞ GÖREYRUM DAAA PEN ŞİMDU HAÇAN SAMSUN'AMİYUM DAAA ULA PEN RÜYAMI GÖREYRUM KENDİSİNE BİR CİMCİK ATAR OTOBÜSTEN AŞAĞIYA İNER BİR BAKARKİ KAPTAN DIŞARIDA ATMIŞ BACAK BACAK ÜSTÜNE AMCACUM HAÇAN SAA BİR ŞEY SORACAĞUM DAAA DER ? KAPTAN HE BUYUR YEĞENİM NE OLDU SÖYLE BAKALIM ? YA PEN TRABZONA GİTMEK İÇUN BİLET ALMİŞİDUM DAA DER ? KAPTAN EEE NE OLMUŞ YEĞENİM DİYE SORAR ? GENÇ ADAM NASIL NE OLDU AMCACUĞUM DAA ? KAPTAN EEEEE DER ? AMA BEN SAMSUN'AYUM DAA DER ? KAPTAN TEKRAR EEEEEE DER ? YA EMİCE DALGAMI GEÇEYSUN HAÇAN PENUMLE DAA DER ? KAPTAN OLURMU YEĞENUM DER ? GENÇ AMA BEN SAMSUN'DAYIM NEDEN TARABZON'DA DEĞİLİM DER ? ULA YEĞENİM SİZE HER YER TRABZON DEĞİLMİYDİ DER ? GENÇ EVET EMİCE DER ? KAPTAN TAMAM İŞTE OĞLUM DAHA NEYİN TANTANASINI YAPIYORSUN DER ? GENÇ AMA AMCACUĞUM BURASI HER YER DEĞİL Kİ DER ? KAPTAN YA NERESİ DER ? GENÇ EMİCE BURASI ŞEHR - İ SAMSUN DAA DER
fıkranın devamı


Bir gün Temel ile Dursun otobüse bindiler. Dursun üst kata çıktı.İndi.Temel üst katın şöferi yok dedi.



fıkranın devamı


Yolcular uçagin yaninda otobüsten inmisler. Bavullarini gösteriyorlar.Bir bakmislar uçak sirketinin minibüsü yanlarinda durmus. Içinden kaptan pilotla, yardimci pilot inmisler.Yolcular fena halde sasirmislar. Nasil sasirmasinlar.Kaptan pilotun elinde bir beyaz baston. Kolunda üç noktali bant. Yardimci pilotun elinde bir köpek tasmasi. Tasmanin ucunda bir köpek. Saga sola çarparak öyle ilerliyorlar uçaga. Günlerden bir nisan degil ama, "Saka herhalde" demis yolcular, dolusmuslar uçaga. Uçak pistte hizla ilerlemeye baslamis. yolcularin gözleri camda. Uçak hizlanmis. Yolcular endiselenmeye baslamislar. Uçak daha hizlanmis. Pistin sonu hizla yaklasmaya baslamis. Uçak iyice hizlanmis. Bazi yolcular paniklemis dua etmeye baslamislar. Uçak son hiza ulasmis. Bu arada pistin sonuna da ulasmis. 10 metre sonra betonun bitip çimlerin basladigi gören yolcular dehset içinde çigligi basmislar. Tam o anda da kaptan pilot levyeyi sonuna kadar çekmis.Uçak tam pist biterken tekerleklerini yerden kesmis, havalanmis. Kaptan pilot arkasina yaslanmis. Derin bir nefes almis ve yardimci pilota dönmüs: "Biliyor musun?" demis, "Bir gün çiglik atmayacaklar ve hepimiz ölecegiz!.."

fıkranın devamı


Bir gün Temel ile Dursun otobüse bindiler. Dursun üst kata çıktı.İndi.Temel üst katın şöferi yok dedi.

fıkranın devamı


deliler hastanesinde en akıllı kim diye seçiyorlarmış bütün herkeze otobise binin demişler otobüse binmeyeni aklı olduguna inanıp deli hastanesinden çıkaracaklarmış. bütün deliler binmiş bir tanesi binmemiş işte akıllı o demişler neden otobüse binmedin demişler deli:otobüste yer kalmadıki demiş.

fıkranın devamı


Amerika da siyah-beyaz ayriminin en siddetli oldugu yillarda, Temel bir
fabrikanin servis soförlügünü yapiyordu. Bir gün paydos zamani siyahlarla
beyazlar, otobüste yok beyazlar öne oturacak, yok siyahlar öne oturacak diye
tartisiyorlardi.Bu duruma daha fazla dayanamayan Temel otobüsün kapisina
gelerek bagirdi :
- Arkadaslar birakin bu siyah-beyaz çatismasini, bundan sonra siyah-beyaz
yok, hepiniz yesilsiniz anladiniz mi hepiniz yesil. Simdi tartismayi birakinda
otobüsebinin bakayim, ama açik yesiller öne otursun, koyu yesiller arkaya...

fıkranın devamı


Dursun ev almis. Temel i aramis olayi anlatmis. Temel, adresi istemis. Dursun
baslamis anlatmaya :
- Otobüsten in, kaya sokagi bul. Ondan sonracigima 5/8 numarali daireyi bul,
sonra dirseginle zile bas!
Temel sasirmis :
- Ula Dursun, herseyi anladim da niye zile dirsegimle basiyom?
- Ee... Elin dolu olcak herhalde o yüzden tabii!..

fıkranın devamı

İri gögüslü, orta yaşın biraz üzerinde bir hanım otobüste cüzdanınınçalınması üzerin...
fıkranın devamı

Temel otobüste cep telefonuyla konuşuyormuş, yolcular uyarmış:-Otobüste cep telefonuyla konuş...
fıkranın devamı

Küçük çocukla babası belediye otobüsüne bindiler. Biletçi durmadan bağırıyordu:_Beyler ...
fıkranın devamı

Kedinin biri Tanrı dan bir günlüğüne sahibinin yerine geçmek istemiş.Tanrı kedinin isteğini...
fıkranın devamı

Kalabalik bir belediye otobüsünde, gayet iri kıyım bir adam zayıfça bir adamın ayağına basa...
fıkranın devamı

Kalabalık bir otobüste delikanlının biri, genç kızın dolgun kalçalarıyla meşgul olmakta ve...
fıkranın devamı

Köylü kız şehre indiğinde belediye otobüsüne binmiş. Otobüste adım atmaya yer yok. Neyse i...
fıkranın devamı

Temel bir sirkette otobüs soförüymüs. Bir gün otobüsle sarampolden asagi yuvarlanmis. Otobüst...
fıkranın devamı

Temel otobüste cep telefonuyla konusuyormus,yolcular uyarmis: -Otobüste cep telefonuyla konusmak y...
fıkranın devamı

Alican fizik dersindeymiş... Hoca bütün öğrencileri kaldırıp rutin sorular soruyormuş..." Ot...
fıkranın devamı

Yolcular uçağın yanında otobüsten inmişler.. Bavullarını gösteriyorlar. Bir bakmışlar uç...
fıkranın devamı

Üç mahkum cezaevi yolundadır. Her birine, hapiste geçirecekleri günler için bir eşya getirilm...
fıkranın devamı

Ibrahim Tatlises, tatlises turizm in personelini toplayip sunlari demis: -"Ula krolar bundan sonra t...
fıkranın devamı

''BU OTOBÜSÜN YOLCUSUMUYAM'

Otobüs Ankara'da mola verinceş yaşlı bir dadaş ihtiyaç giderp otobüse biniyor. Okuma yazma bilmeyen dadaş otobüsten başını uzatıp 'DADAŞLAR HALE BAKINKİ BEN BU OTOBÜSÜN YOLCUSUMUYAM'

'FARZETKİ ÖKÜZLER YİYİR'

A damın biri tanıdık köylü bir dostuna misafirliğe gidiyor. Köylü evsahibi izzet-i ikramda bulunuyor. Yemekten sonra misafirin önüne bir kalbur yer elması koyuyor. Bu kadar çok ikramdan mahçup olan misafir:
-AĞA NE ZAHMET ETTİNŞ BUNLARA NE LÜZÜM VARDIŞ
- NE ZAHMETİ EFENDİM FARZETKİ MUSURLUĞA TÖKMÜSEM ÖKÜZLER YİYİR.

'POHLİ YUMURTA'

Vali Erzurum'un köylerini ziyarete gidiyor. Bir köyde kendisine bolca yumurta kayganası ikram ediliyor. Vali oldukça memnun oluyor ve nezaket icabı şöyle diyor.
-MUHTAR ZAHMET ETMİŞSİNŞ BU KAYGANAYA GEREK YOKTUŞ AYRAN YETERDİ

-NE ZAHMETİ VALİ BEĞ İÇİNE TÜKÜRİM İKİ POHLİ YUMURTA NE GİYMETİ VAR AFİYET OLSİN....
fıkranın devamı

Böyle bir değişim daha önce hiç yaşanmadı.

Hiç kimsenin diş macunlarının, diş fırçalarının hatta deterjanlarının bile böyle büyük yenilikleri olmadı. Cep telefonlarına getirilen yenilikler o kadar çok ve hızlı ki, insan takip etmekte zorlanıyor. Bunların en sonuncusu 'nebu çalan?' servisi. Kulağınıza bir melodi geldi, dayıyorsunuz cep telefonunuzu müziğin geldiği yere, az sonra şarkının adı, söyleyeni
ekranda. Ama bu daha başlangıç. Bakın bizi 2005'te bekleyen yeni servisler neler:

Kimdi bu?: Yolda yürürken karşıdan biri geliyor ve siz bu kişiyi
fena halde tanır gibisiniz. Ama çıkaramıyorsunuz. Kimdi bu herif diye
kendinizi helak etmeyin. Cep telefonunuzla çekin resmini, az sonra cep telefonunun ekranından alın cevabınızı: "Ortaokulda iki sıra önünde oturan Kirpi Rasim.

Hani aynı kıza çıkma teklif etmiştiniz de kavga çıkmıştı."
Memleket nere?: Otobüste yolculuk yaparken konuşmayı seven birisiniz.
Yanınıza oturan kişi ise şansa bakın ki, pek konuşacak gibi değil.
Ortak bir nokta bulmalı ki, muhabbet gelişsin. İyi de nasıl? Keşke
nereli olduğunu bilseydiniz. Neyse ki cep telefonunuz var. Tutun cep
telefonunuzu yanınızdakine doğru, az sonra öğrenin nereli olduğunu.
Ne bu kokan?: İşte bir süper servis daha! Günün telaşı içinde oraya
buraya koştururken birden burnunuza nefis bir koku geldi. Neydi bu
yemek neydi? Cep telefonunuzu çevirin kokunun geldiği yöne ve bekleyin.

"Fransız usulü, şaraba yatırılmış ananas soslu hindi budu" cevabıyla
merakınızı yenin.
Dilimin ucu: Olacak şey değil, nasıl unutursunuz?! Hani dünya
yıkılsa bu ismi unutmanız mümkün değil. Ama gelmiyor işte. Aslında
dilinizin ucunda.
Panik yok. Hemen çıkarın cep telefonunuzu, çekin dilinizin ucunun
resmini, az sonra öğrenin beyninizi kurcalayan ismin ne olduğunu.
Baklayı çıkar: Karşınızda biri lafı geveleyip duruyor ve her ne
diyecekse bir türlü söyleyemiyor. Boşuna "Çıkar kardeşim ağzındaki
baklayı"
demekle vakit kaybetmeyin. Cep telefonunuzu karşınızda kıvranan
zavallının ağzına tutun, derdi neymiş öğrenin.
Sabah ne yedim?: O kadar meşgul birisiniz ki, hani yoğunluktan
neredeyse sabah ne yediğinizi bile unutuyorsunuz. Üzülmeyin. Cep
telefonunuzu midenize tutun. Sabah kahvaltısında ne yemişsiniz anında
öğrenin.

BEKARLARA YENİ YIL MÜJDESİ...

Kaynanan kim?: Karşı cinsten birinden fena halde hoşlandınız. O da
size karşı boş değil. Hani biraz gayretle işin sonu nikah masası. Ama
bir problem var. Ya sevdiğinizin anası Semra Hanım tadında bir kaynana ise ne yapacaksınız? Kolayı var. Tutun cep telefonunuzu sevdiğinizin suratına 'kaynana' yazın. Müstakbel kaynananıza ait tüm bilgiler ekranınıza gelsin.
fıkranın devamı

Kadının biri
...arabada gidiyormus hamile kalmis neden?
Vites bosalmis
...bir sey düsünmüs hamile kalmis neden?
Vazgecmis
...kitap okuyormus hamile kalmis neden?
Satir atlamis
...yolda yürüyormus hamile kalmis neden?
Yol düzmüs
...misafirlige gitmis hamile kalmis neden?
Kapiya kadar gecirmisler
...parkta gökyüzünü seyrediyormus hamile kalmis neden?
Yildiz kaymis
...evde oturuyormus hamile kalmis neden?
Yalnizlik koymus
...otobüste gidiyormus hamile kalmis neden?
Otobüs bosalmis
...hastaneye gitmis hamile kalmis neden?
Kan vermis
...Coca-Cola icmis hamile kalmis neden?
Coca-Cola cana can katar
fıkranın devamı

Bizim sülale Rize'lidir; ben de dahil. Yıl 1992 veya 1993 tam hatırlamıyorum. İstanbul'dan Karabük'e anneannemle yaptığım çileli otobüs seyahatini sizlerle paylaşmak isterim. Önce çok direndim. Kaybedeceğim karizmamın hasretini çekmeye başlamıştım bile. Teyzem ki; onu çok severim ,sırf onun hatırına kabul ettim bu kahır yolculuğunu...

Karabük gibi bir yere giden otobüs'e Türkiye'nin seçme güzelleri binmiş bir de.

-Eyvah! dedim, içimden.Her zaman hacı otobüsüne rastlardım anasını satiim. Bu ne yaaa!
Otobüse bindik ve kahır başladı. 10 dakika sonra anneannem:
-Celduk mi?
-Yok anneanne daha Topkapı'dayız.
-Orasi neredur?
-Yani daha İstanbul'dayız.
-Ula ne tersun!
.....
O soruyor ben cevap veriyorum. Yan koltukta kızlar. Onlarla sohbet edebilmek için bahane kollamaya çalışırken anneannem:

- Ha boyle orospilardan almayasun ha! Yoksa sağa hakkumi helal etmem. Namazinda Kuraninda kapali bi kiz bul çendune.

-Haydaaaaa. Anneanne yavaş konuş duyacak kızlar.
-Yok duymaz o. Sağur zaten. Bak kulaklarina bişey var. Kulaklari sağir ya ondan.
-Anneanne o müzik dinliyo onunla. Ama yine de yavaş konuş.

Bu arada kızlardan biri kikiriki diye gülmeye başlamıştı. Herhalde anneannemin ona yakıştırdığı sıfata meyilli bir hatundu.

......

Maltepe; E5 karayolu üzerinde orta şeritteyiz hala. Çünkü trafik çok yoğun. Tıkanmışcasına yoğun. Bizim otobüs sabit. Yan şeritteki otobüs yavaş yavaş ilerliyor. Anneannem de cam kenarında oturuyor.

-Vuuu, pokiyeeeen. Ula niye ceriye doğri cideyruuuk? Bu şofore iş yok. Pen kullanacağum otobusi.
-Anneanne sen bırak. 8 saatlik yol dayanamazsın. Uyu sen. Ben de arka tarafta muavinle takılırım.

Kabanımı yastık yapıverdim anneannem için. Anneannem uyudu. Ben de arkada muavinle sigara içiyorum. O zamanlar sigara serbest şehirlerarası otobüslerde. Bir saat kadar sonra yan koltuktaki güzel kız bize doğru yürümeye başaladı. Bana gelmediği açık. Kim ne yapsın çizik bir karizmayı! Kız bana:
-Yaşlı teyze uyandı. Dedi.
-Tamam. Gerisini söylemenize gerek yok.

Hemen kalktım ve gittim anneannemin yanına. Benim korktuğum DGM lik laflar etmesi. Ki çok şeyler söylemişti otobüste. 30'lu yıllardan, 40'lı yıllardan bahsetmişti. Zor susturabilmiştim.

Neyse...Saat 18 suları. Kış mevsimi ve hava karanlık. Anneannem uyanmış ve koltuğun altında birşeyler arıyor.

-Ne arıyorsun anneanne?

-Dişlerumi!... Vuuu ne yaparum ben şimdi. Ula çaldiler mi dersun.

-Yok anneanne merak etme. Buluruz.

Kızlar gülmekte... Ben kızarmakta... Anneannem ağlamakta...

Anneannem:
-Tamam, hatirladum. Senun paltonun cebineydi! Bi bak da uşağum.
Ben:
- ?
-Anneanne evde baksak. Yani buluruz merak etme.
-Yook. Şimdi bakacasun. Piliyrum cebineydi.

Cebi araladım. Uzaktan bakıyorum. Ürkekçe. Kızlar gülmekte hala. Zaten onlardan da tiksinmeye başlamıştım artık. Bir tanesi:

-Korkma ısırmaz. Deyince.
-İyi o zaman al. Dedim.

Sanki cebimde dişler hakikaten varmış da kızın üzerine boşaltırmış gibi yaptım. Bir çığlık akabinde otobüsün şoforü ışıkları yaktı. Anneannem de dişlerini buldu. Koyununa saklamış kimse çalmasın diye...

Mola anını da anlatmak isterdim. Ama bu kadar yeter. İsteyene yazacağım söz. Anneannemi 95 yılında kaybettik. Var mıydı gerçekten diyorum şimdi kendi kendime....Herşeye rağmen onu çok özlüyorum...
fıkranın devamı

İki yaşlı hanım otobüste konuşuyorlardı. Biri sordu:
- Sahi kardeş, kaç yaşındasın sen?
- Biliyorsun işte, otuz. Peki sen kaç yaşındasın?
- Ben de yirmi yedi.
Sonra ikisi de yanlarında ayakta duran ve konuşmalarına kulak misafiri olan genç kıza sordular:
- Kızım sen kaç yaşındasın?
- Sizin hesaba göre daha doğmadım ben!
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama