Padişah Fıkraları

loading...

Aksak Timur, Nasreddin Hocanın köyüne uğrar.Köylü padişahı layıkıyla ağırlar. Padişah da giderken bu konukseverliğe karşılık; "Köyünüze bir fil hediyem olsun" der ve gider.Fil bu zamanla bağ bahçe koymaz her yanı talan eder.Köylü ne yapsın çaresiz padişahın hediyesi diye ses çıkaramaz.Hocaya: -Hocam perişan olduk bizi kurtar.Biz bu file bişey yapsak padişah kellemizi alır derler.Hoca: -Benimle gelin padişaha durumu arz edeyim der.Köylüyü arkasına alır huzura çıkar.Timur: -Hoca niye geldin? Filim nasıl? diye sorar.Hoca: -Padişahım bu filiniz derken bi bakar korkudan arkasında kimse kalmamış herkes kaçmış.Padişah: -Eeeee ne olmuş file? Hoca: -Padişahım hediyeniz olan filden çok memnun kaldık.Yalnız kalıyor bir tane daha istiyoruz.
fıkranın devamı

Evvel zaman içinde vergileri arttıran padişah, kimsenin gıkının çıkmamasından fena halde kuşkulanmış. Vergileri önce iki katına, sonra dört katına çıkarmış. Ahalide yine çıt yok. Hemen vezirini çağırmış. Durumu karşılıklı değerlendirmişler ve bir karara varmışlar. Galata köprüsünün her iki başına iri yapılı ikişer tane zenci yerleştirmişler. Zencilerin görevi, köprüden gelip geçen herkesi pataklamakmış. Ama ahaliden yine ses yok. Padişahı almış bir endişe. Bir süre sonra ahaliden bazıları sarayın önünde toplanıp, padişahla görüşmek istediklerini söylemişler. Padişah bu tepki karşısında sevinmiş ve bu kimselerin huzura alınmasını istemiş. Huzura alınan ahaliyi gören padişah sertçe sormuş; - Tebaam ne ister?! İçlerinden en yaşlısı bir adım öne çıkıp cılız bir ses tonuyla cevap vermiş; - Padişahım bağışlayın, vergi koydunuz sesimizi çıkarmadık, arttırdınız sesimizi çıkarmadık, köprüden her geçişimizde dayak yedik sesimizi çıkarmadık. Lakin bir maruzatımız var. - Çekinme söyle, demiş padişah. - Padişahım, sabah ve akşam köprüde çok kuyruk oluyor. Sabah işe, akşamda eve geç kalıyoruz. Sizden istirhamımız, şu zencilerin sayısını dörtten sekize çıkarsanız da biz de köprüden rahat rahat geçsek.
fıkranın devamı

Kim Daha Büyük Hoca'ya: - "Efendi" demişler, "padişah mı büyük, yoksa çiftçi mi ?" - "Çiftçi büyük elbet" demiş Hoca ve eklemiş; "Çünkü çiftçi buğday yetiştirip vermezse pâdişah acından ölür."
fıkranın devamı

Hoca’ya:- “Efendi” demişler, “padişah mı büyük, yoksa çiftçi mi ?”- “Çiftçi büyük elbet&#...
fıkranın devamı

Hoca’ya:- “Efendi” demişler, “padişah mı büyük, yok...
fıkranın devamı

Hoca’ya:- “Efendi” demişler, “padişah mı büyük, yoksa çif...
fıkranın devamı


Bir gün padişah Nasreddin Hoca' ya sormuş.
Hocam ben ölünce cennete mi gideceğim yoksa cehenneme mi, söyle bakayım? demiş.
Hoca padişahtan korkmadan :
-Cehenneme gidersiniz padişahım? demiş.
Padişahın sinirden sakalları titremiş.
Bu durumu gören Hoca :
-Kızmayın padişahım ben aslında size cennete gidersiniz diyecektim fakat sizin cellatlarınızın kılıçlarıyla ölen suçsuz kişilerden cennet dolup taşmış.Bu yüzden cennete sığmazsınız diye cehenneme gidersiniz dedim, demiş.

fıkranın devamı


Bir gün padişah Nasreddin Hoca' ya sormuş.
Hocam ben ölünce cennete mi gideceğim yoksa cehenneme mi, söyle bakayım? demiş.
Hoca padişahtan korkmadan :
-Cehenneme gidersiniz padişahım? demiş.
Padişahın sinirden sakalları titremiş.
Bu durumu gören Hoca :
-Kızmayın padişahım ben aslında size cennete gidersiniz diyecektim fakat sizin cellatlarınızın kılıçlarıyla ölen suçsuz kişilerden cennet dolup taşmış.Bu yüzden cennete sığmazsınız diye cehenneme gidersiniz dedim, demiş.



fıkranın devamı


Bir adamın 3 oglu varmış bir gün vezir gelmiş padişah savaşa gidiyor bir oğlunu gönder savaşmak için der adam gönderir oğlan savaşta ölür sonra yine savaş çıkar öbür oğlan gider oda ölür yine vezir gelir savaş çıktı yine padişah oğlunu göndermeni istedi der adam en küçük oğlunuda gönderir oda ölür,zaman sonra padişah veziri bi daha gönderir vezir gelir adamdan asker olması için çocuk ister adam çok kızar ve derki söyleyin padişaha benim ..kime güvenipte herkese savaş açmasın..



fıkranın devamı


Bir adamın 3 oglu varmış bir gün vezir gelmiş padişah savaşa gidiyor bir oğlunu gönder savaşmak için der adam gönderir oğlan savaşta ölür sonra yine savaş çıkar öbür oğlan gider oda ölür yine vezir gelir savaş çıktı yine padişah oğlunu göndermeni istedi der adam en küçük oğlunuda gönderir oda ölür,zaman sonra padişah veziri bi daha gönderir vezir gelir adamdan asker olması için çocuk ister adam çok kızar ve derki söyleyin padişaha benim ..kime güvenipte herkese savaş açmasın...

fıkranın devamı


Padişah bir gün atıyla kır gezintisi yaparken seyislerine demiş ki:
-Bu atı çok sevdiğimi bilirsiniz. Bu atın ölüm haberini bana getiren seyisin kellesini vururum, atıma çok iyi bakacaksınız. Aradan birkaç yıl geçmiş, seyisler bakmışlar ki padişahın atı ahırda ölmüş. Seyislerden biri padişahın sözünü hatırlamış, telaşlanmışlar, ne yapacaklarını bilememişler. Birinin aklına İncili Çavuş gelmiş, bu işi ona danışalım demişler. İncili'ye varmışlar, durumu anlatmışlar. İncili demiş ki
-Ben bu işi çözerim, siz işinize gücünüze bakın. İncili, padişahın huzuruna varmış.
-Padişahım, senin bir küheylan vardı ya...
-Evet...
-Ahırda gördüm. Yanına yaklaştım. Su verdim içmedi, yem verdim yemedi, nalları da havaya dikmiş öylece duruyor.
-Yahu sen şuna öldü desene!
-Padişahım ben demedim, sen söyledin öldüğünü. Bir ceza vereceksen kendine ver.

fıkranın devamı


Bir yabancı elçiyi padişah kabul edecekti.
Bu elçi, ülkesinin çok varlıklı olduğunu göstermek İçin; ne kadar altın, inci, elmas gibi süs eşyası varsa, bunları üstüne başına takıp takıştırıp huzura çıkmak istedi.
Saray görevlileri bu adamın yaptığı garipliğin önüne geçmek istiyorlardı ama ne yapacaklarını bilmiyorlardı. Hemen akıllarına İncili çavuş geldi :
-Aman çavuş, şu adamı sen yola getirirsin Ne yapacaksan yap şu haline engel ol. İncili,
"Çaresini buluruz" dedi. Bir süre düşündü. Sonra altın - inci karışımı sedef kakmalı bir çift takunyayı onun gireceği tuvalete koydu.
Adam tuvalete girip bunları görünce şaşırdı. Çıkınca İncili Çavuş 'a sormadan edemedi:
-Altın, inci, sedef kakmalı nalın tuvalete konulur mu? Yazık değil mi?'' İncili, taşı gediğine koyacağı zamanı bulmuştu. Hemen cevabını yapıştırdı :
-Bizim padişahımız böyle süs eşyasına değer vermez.
Elçi, verilen cevabı duyunca, üzerine bakındı, sonra sessizce bunları çıkarıp, huzura girdi...

fıkranın devamı


Padişah bir gün vezirini çağırır ve der ki: - "Yeni bir kural çıkaralım, adı vergi olsun.
Herkesten alınacak, bakalım halk ayaklanacak mı?" Halk toplanır vezir vergiyi sunar, halk dağılır.
Bir hafta sonra padişah vezire sorar: - "Halk ayaklandı mı?" diye. Vezir "kimseden ses çıkmıyor" der.
Padişah'ın aklına başka bir fikir gelir ve der ki; "vezir, köprüden her geçeni becerin". Bir hafta sonra
padişah sorar, "nasıl halk ayaklandı mı?" Vezir de "kimseden ses çıkmıyor padişahım" der.
Padişah "o zaman gideni de geleni de becerin" der ve iki hafta sonra sorar vezire: - "Halk ayaklandı mı?" -
"Hayır..." Padişah sinirlenir bütün halkı meydana toplar ve der ki "ben vergi çıkardım kimse neden ayaklanmıyor?"
O sırada halktan biri bağırır: - "Efendim sabahları köprünün başında adamlarınız bizi becerirken sıra oluyor,
işimize geç kalıyoruz; acaba bir kaç adam daha koyabilir misiniz?

fıkranın devamı

ülkenin birinde bir padişah varmış çok yetenekliymiş. yalnız şiir yazamazmış. birgün bah
fıkranın devamı

Kadının birinin evi soyulmuş. Yalvara yakara konuyu padişaha kadar götürmüş.Padişah kadına...
fıkranın devamı

Padişahın biri bir gün sarayının etrafına kocaman bir göl yaptırır.Gölün içine bütün v...
fıkranın devamı

Eski bir devirde İngiliz, Fransız ve Türk arkadaşlar haremin camından içeriyi gözetlerken yak...
fıkranın devamı

Akşemsettin, birgün, padişah Fatih Sultan Mehmet ile konuşurken sözleri padişahı çok etkiled...
fıkranın devamı

Yavuz Sultan Selim, birçok Osmanlı padişahı gibi sefere çıkacağı yerleri gizli tutarmış. B...
fıkranın devamı

Padişah vezirini çağırmış, Bana öyle bişey yap ki özrün kabahatinden büyük olsun demiş....
fıkranın devamı

Temel'in on ikinci oğlunu askere çağırmışlar, ondan önceki on bir tanesi askerde olduğu içi...
fıkranın devamı

Ahmet sarayın hizmetkarlarından biri.. Yıllardır Kraliçeyi görür ve onun gögüslerine hayra...
fıkranın devamı

Temele padişahın habercisiyle bir yazı gelir,yazıda padişah savaşdan dolayı temelin oğlunu askere çağırmaktadır.
Temelin oniki oğlu vardır ve bunların 11 zaten askerdir.
Temel padişahın habercisiyle oğlunu gönderir ve padişaha habercisiyle bir not iletir,Padişaha söyleyin benim s*kime güvenipte oraya buraya savaş açmasın der....
fıkranın devamı

19.Yüzyılda Mora'da doğup büyüyen ve divanındaki bir şiirden Moralı Süleyman adlı bir şeyhin müridi olduğu anlaşilan Sümbülzade Vehbi, hece ve aruz vezniyle yazdığı şiirlerle tanınır.Vehbi, divan edebiyatı türlerinden "rücu" şiirleriyle ün yapmıştır."Rücu", mesajın ilk satırında tahmin edilenden çok farklı olduğunu ikinci satırda anlatan bir sanat tarzıydı.
Rivayete göre, padişahın "bana öyle bir beyit söyle ki, ilk satırın "cellat!"diye bağırırken, ikinci satırın sonunda sana bir kese altın vereyim"emri üzerine Sümbülzade Vehbi'nin hazırladığı divan edebiyatının en güzel ve en eğlenceli rücu orneğini aşağıda bulacaksınız

Sözlük

Rücu:Dönmek(sözünden dönmek)
Bezm:Toplantı
Zer:Altın
Drahsan:Süslü
Nevcivan:Genç kiş
Dest:Ayak
Sahtiyan:Kuzu derisi
Nagihan:Aniden
Saduman:Mutlu, sevinçli


*****************

Bezm-i hamam edelim, sürtüşürem ben sana,
Kese ile sabunu, rahat etsin cism-ü can

******************

Lal-u şarap içirem ve ıslatup geçirem,
Parmağına yüzüğü, hatem-i zer drahsan

******************

Eyil eyil sokayım, iki tutam az mıdır ?
Lale ile sümbülü kakülüne nevcivan

*****************

Diz çökerek önüne ilik ilik akıtam,
Bir gümüş ibrik ile destine ab-ı revan

*****************

Salınarak giderken,ardından ben sokayım,
Ard eteğin beline, olmasın çamur aman.

*****************
Kulaklarından tutup dibime kadar sokam,
Sahtiyandan çizmeyi, olasın yola revan

****************

Öyle bir sokayım ki kalmasın dışarda hiç
Düşmanın bağrına hançerimi nagihan

***************

Herkese vermektesin, birde bana versen,
Avuç avuç altını, olsun kulun saduman

***************

Eğer arzu edersen ben ağzına vereyim,
Yeterki sen kulundan lokum iste her zaman

***************

Sen her sabah gelesin, ben Vehbi'ye veresin,
Esselamü aleyküm ve aleykümselam

fıkranın devamı

1. Napıyosun?

-Telefonla konuşuyorum..

-Aaa sizin telefon konuşuyo mu?..

2. Basamakta durmayın otomatik kapı çarpar, böler, karekökünü alır.

3. Hangi çiçek hem kafaya takılabilir, hem de içinde çamaşır yıkanır?
Cevap: Fesleğen tabii ki de

4. Saç malanmaz, taranır...

5. Seven unutmaz olm, eight unutur...

6. 3 Japon sırayla uçaktan atlamış. Japonlar ölmüş,sıra ise kırılmış!..

7. 4 kişilik bi masa alcaktım vazgeçtim, kişiliksiz bi masa aldım!

8. Hadi oyun oynayalım.

Vazgeçtim, oymadan oynayalım!

9. Bir adamın ayakları tutulmuş, sonra da kulakları kiralanmış!..

10. İyi ki İtalya'da doğmamışız!.. Neden? Çünkü İtalyan'ca bilmiyoruz!..

11. Abi sizin araba ne malı? Alman malı! Bizimkide klimalı!!!

12. Adamın biri topalmış, karısı da oynamış...

13. Geçen gün arkadaşlarla fırında patates yiyorduk, fırın sıcak geldi
bahçeye çıktık?

14. Soru: Yangın dolabını açarsan ne olur?

Cevap:Yang kızar...

15. Soru:Padişah, tahta çıkınca ne yapmış?

Cevap:Tahtayı yerine taktırmış...

16. Adamın biri yarın ölücem demiş. Yarmışlar ölmüş...

17. Bir adam intahar edecekmiş, vaz geçmiş.

İki adam intahar edecekmiş, were geçmiş!!!

18. Soru: İnsanları niye kafasına su dökerek uyandırırlar?

Cevap: Çünkü suyun kaldırma kuvveti vardır.

19. Oğlum hayırlı olsun. Araba almışsın.

Evet aldık.

Peki niye araba aldın? Kendine alsaydın ya !..

20. Adamın biri elli lira bulmuş ama AYAKLI lira bulamamış!!!!

21. Abü, duydun mu, 50 kişiyi taramışlar.

Yapma ya, nerde?

Marketin karşısındaki berberde

22. "İyi günler, Aslı'yla görüşebilir miyim?"

"Aslı evde yok! Fotokopisi var!"

23. Dört yüz yetmiş üç yüz yetmemiş

24. Köfteyle möfte arasında ne fark vardır?

cevap: Biri kıymadan yapılır diğeri mıymadan

25. Emel'in selamı var!

Hangi Emel??

HTML

26. Kavun diyip geçme çünkü parola kavun değil !!!

27. Yarasa yararlı bir hayvandır. Yararlı bir hayvan olmasaydı yaramasa
derlerdi...

28. Geçen gün kamyonu sürdüm, Leonardo da Vinci

29. Fransızların nesi eksiktir ? "FRAN"ları tabii ki
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama