Pamuk Fıkraları

loading...


Cemal ile Temel askerde beraber nöbet tutarlarken, komutanları bir bakmış
Cemalin elinde bir mektup, okuyor.
- N'apıyorsunuz, demiş.
Temel:
- Sevculumden mektup celdi. Okuma yazma pilmem, Cemal okuyo pağa.
- Peki Cemal'in kulaklarındaki pamuk ne?
Temel:
- Mektubu tuymasin diye....




fıkranın devamı


Ilyas uzun suren bir Amerika yolculugundan donmustu. Temel,agabeyini
havalanindan aldi.Birlikte eve donerlerken, Ilyas sordu.

"Yahu benim sevgili kedim Pamuk ne alemde...ona iyi baktin herhalde ben yokken."kedin öldü." dedi Temel.

Ilyas yikildi birden. Tikandi kaldi...Kendini toparladiginda, soylendi:

"Ne kalpsiz adamsin sen...Pamuk'u ne kadar sevdigimi bilirken ,insan
oyle pat diye "oldu" der mi?"

Temel "ya ne der?" gibi bakti agabeyine. Ilyas anlatti:

"Bir kotu haberi daha alistira alistira daha duygusal vermenin yollari vardir. Mesela 'Pamuk bir gun catiya cikti.' diyebilirdin..

'Pamuk bir gün catiya cikti... Itfaiyeyi cagirdik Geldiler ama indiremediler. Sonunda Pamuk hayatta en sevdigi isi yaparken, catida guvercinlerin pesinde kosarken....' falan diye bir seyler soyleyebilirdin.. Cok mu zor boyle anlatmak, duygusuz adam..."

"Kusura bakma agabey" dedi Temel..."bir daha dikkat ederim."

"Oldu." dedi Ilyas.."simdi soyle bakalim, sen nasilsin,annemle babam nasil?"

"Seyyyy" dedi.. "Ben iyiyim...annem de iyi...babam birgun catiya
cikti.."

fıkranın devamı


Cemal ile Temel askerde beraber nöbet tutarlarken, komutanları bir bakmış
Cemalin elinde bir mektup, okuyor.
- N'apıyorsunuz, demiş.
Temel:
- Sevculumden mektup celdi. Okuma yazma pilmem, Cemal okuyo pağa.
- Peki Cemal'in kulaklarındaki pamuk ne?
Temel:
- Mektubu tuymasin diye....

fıkranın devamı


bir deliye annesinden mektup gelmiş . ÖBÜR DELİDE Okuma bilmediği için öbür deliye okuttruyormuş ama kulaklarında pamuk varmış başhekim görünce ne yaptıklarını sormuş delide cevap vermiş anam mektup yollamış mektubu okurken duymasın die pamuk taktık demiş.

fıkranın devamı


Cemal ile Temel askerde beraber nöbet tutarlarken, komutanlari bir bakmis
Cemal in elinde bir mektup, okuyor.
- N'apiyorsunuz, demis.
Temel :
- Sevculumden mektup celdi. Okuma yazma pilmem, Cemal okuyo paga.
- Peki Cemal in kulaklarindaki pamuk ne?
Temel:
- Mektubu duymasin diye...

fıkranın devamı

İki kadın tren yolculukları esnasında kendi aralarında fısır fısır 'Kız Ayten ge...
fıkranın devamı

Akıl hastanesinde doktor, davranışlarını normal bulduğu hastaya niçin hastanede bulunduğunu ...
fıkranın devamı

Bektaşinin birini ramazanda içki içtiği için yaka paça kadıya götürürler. Çakırkeyif Bek...
fıkranın devamı

Bir gün otururken pamuk prenses demiş ki: - Benim çadırımda sihirli ayna var girip sorayım hal...
fıkranın devamı

Bir USA Askeri Birliğinde açının yemekleri yüzünden millet hemoroid olmuş. Tam 107 kişi yata...
fıkranın devamı

Paşanın biri, tanıdığı bir Bektaşi ile konuşurken sorar : -Baba, geçen gün bir kadınla gi...
fıkranın devamı

Kadının biri, günün birinde doktora gitmiş. Sızlayıp duruyormuş. Doktor, "Neyin var?" diye ...
fıkranın devamı

Hamamdan çikan iki kadin sohbet ediyorlarmis. Ilki: -"Ayy bir temizlendim ki benimki Pamukbank gibi...
fıkranın devamı

Yedi cuceler ormanda geziyorlarmis. Birden en ondeki cuce pamuk prensesin evini gormus ve bagirmis :...
fıkranın devamı

Çok zengin adam çok lüks bir restauranta gider garsona siparis olarak kirmizi et, beyaz sarap ve ...
fıkranın devamı

Bu burcun insanının en belirgin özelliği cesur olmasıdır.O kadar cesurdurlar ki, enflasyonu yüzde binbeşyüzlere fırlatacağını bile bile, her hangi bir partiye üst üste iki kere oy verebilir; sırf afet bir kadın diye AIDS' li bir hatunla yatabilir; şeriatçı ve küfürbaz bir milletvekilinin karşısına Atatürk posteriyle çıkabilir; Reha Muhtar' ın sunduğu bir haber programını sonuna kadar izleyebilir; azar işiteceğini bile bile minibüs şoföründen o anda çalmakta olan Müslüm Abisinin kasetinin sesini kısmasını isteyebilir ve en tehlikelisi ise genç yaşlarında evliliği düşünebilir. Bu burcun erkekleri seks düşkünü iken, kadınları seksapel düşkünüdürler. Bu burcun kadın ve erkeği yanyana gelmeye görsünler, hemen chat yapmaya başlanır. Koç erkekleri, ne olur ne olmaz diyerek daha şimdiden 10 koli viagra stoku yapmışlardır. Bu on koli viagranın bir gün kullanılma ihtimaline karşılık olarak Koç kadını da kendisine on tane spiral taktırmıştır.

Koç burcu erkekleri çok meraklıdırlar ve çoğu maceraları karakolda biter. Örneğin, yağmurlu bir bahar gününde gitttikleri Topkapı Müzesi' nde, sırf alarmın çalışıp çalışmadığını öğrenmek için Kaşıkçı Elması' nın bulunduğu bölüme çekiçle vururlar.

Koç burcu kadınları sevgiye çok önem verirler(bilindiği üzere diğer burçlar sevgiye zerre kadar önem vermezler) ve çok kıskançtırlar. Ya benimsin ya toprağın, derler.

Koç Burcu mensuplarının diğer özelliklerine gelince:

Uğurlu günü : Sallanmayan salı
Uğurlu devesi : Yok deve!
Uğurlu ayakkabısı : Spor ayakkabısı
Uğurlu dizisi : Koçluğun Hikayesi
Uğurlu tv Sunucusu : Uğur Dündar
Tuttuğu takım : Şereflikoçhisarspor
Uğurlu taşı : Beşiktaş
Seyahat ettiği otobüs firması : En Hakiki Koç Kurizm
Hayata veda etttiği mevsim : Kurban Bayramı
Sevdiği Film : Pamuk Prenses ve 7 Koç Gibi Delikanlı
Burcun ünlüleri : Şereflikoçhisar, Engin Koç, Gülcihan Koç, Koç Turizm, Koç Bank, Koç' ero, Koç' aklama, MalKOÇoğlu
En büyük hatası : Ecele gitmek amacıylan acele etmek
En büyük arzusu : Puan ve averaj farkıyla lider olmak
En sevdiği müzik : Marşlar ve oyun havaları
En sevdiği tornavida : Yıldız tornavida
En hoşlandıkları vapur hatttı : Üsküdar- Harem arası
Sevdiği su : Gül suyu
En sevdikleri sigara : Sigara böreği
Tercih ettiği yüzme stili : Boynuzlama
Gezmekten hoşlandığı yer : Konya Ovası
Sevdikleri gıda maddesi : Koç yumurtası
En beğendikleri şiir klibi : Ben sevdim mi koç gibi severim
Tersinden okumasını en çok sevdikleri kelime: Çok
Sevdikleri Aktris : Hülya Koç' yiğit

2005 YILINDA SİZİN AÇINIZDAN NELER OLACAK: Herhangi bir suçtan yiyeceğiniz ceza için hiç üzülmeyin, aslanlar gibi medya arkanızda olacak. Tanrılar kurban istediği zaman, yine ilk akla gelen siz olacaksınız. Şimdiye kadar Türkiye sizden gurur duyarken, 2005 ortalarından itibaren hicap duymaya başlayacak.
fıkranın devamı

Cem Yılmaz 2002


Ünlü şovmen Cem Yılmaz, gösterilerinde 'Buradan çıkınca anlatılanların hepsini unutacaksınız' der. Ama star muhabiri unutmamis . Okuyun, gülmekten ölün...


BİR buçuk aydır sahnelere çıkmayan Cem Yılmaz, dün Ankara'daydı. Milli Eğitim Bakanlığı Şura Salonu'nda sahne aldı. Kırdı, geçirdi. 'Evde espri yapamıyorum. Eve iş getirme diyorlar' diyerek başladığı programında politik esprilere de yer verdi. İşte, kahkaha makinesinin unutulmaz esprileri:


BİR komedyenin programını izledim. Kadın sünnetçi çıkarmıştı. İlk kadın sünnetçi. Ben 1978'de sünnet oldum ve sünnetçi kadındı. Böyle hatıraların olması gerekiyor komedyen olman için. Ben 30 sene sonra anlatırım diye kendime 5 yaşında sünnet organize etmiş olamam.


BENİ kadın sünnet etti. Bundan bahsederken belden aşağı birşeyden bahsetmiyorum. Sünnet bir hadisedir. Erkek çocuğun mürüvvetinin görüldüğü yer. Erkek çocuğun mürüvvetinin görüldüğü yerler sünnet, askerlik, evlilik. Gerçi sünnette daha net görülür mürüvvet. Ona mürüvvet diyorlar, enteresan bir şey. Kadın ismi vermiş olmaları tuhaf. Gerçi rahim diye de adam var olsun.


DİYARBAKIR'A gidiyordum uçakla. Hostesle muhabbet ediyoruz. Business'ta oturuyorum. Hep Business'ta otururum. Buraya da Business geldim. Ankara'ya business açılmış çok süper bir şey. Bilmeyen varsa söyleyeyim. Business iş amaçlı gidilen seyahat manasına gelmiyor. Portakal suyu veriyorlar sen de kendini bir b.k zannediyorsun. Aynı uçağın içinde ne sınıf yapıyorsun ulan. Portakal suyu içerken kendini ne zannediyorsun. 'Mersi canım. Bunu içmeden uçamıyorum'. Bir de perdeyle ayırmıyorlar mı tavım ona. Soruyorsun 'Somon var mı?' Arkana bakıyorsun. 'Fakirler, ekonomi, allah belanızı versin. Uçak sizin neyinize'. Bir hava yaratırlar ki sanki uçak düşünce Business'takiler ölmüyor.


HOSTESLE muhabbet ediyorum. Laf döndü dolaştı sünnete geldi. Eh business'ta oluyor böyle şeyler. Beni kadın sünnet etti dedim. Hostes dedi ki, 'Aaa kadınlar bindiği dalı kesmez ama'. Hostesin şakasına bak. Biz yapsak, aforoz ederler.

NE yaparsan yap ne olursan ol öleceksin. İnsan ölümlü bir yaratıktır. İnsan öleceğini bilir. Belgesellerde gördüğün kaplanlar aslanlar gibi değil. Belgeselde gördüğün kaplan, aslan hep koşacam zannediyor. O erkek aslanı görmüyor musunuz. Fönlü böyle. Artık ormanda nerede buluyorsa fönü. Bizimki daha kompleks bir yaşam. Öleceğini biliyorsun ve sıklıkla unutuyorsun. Hani ölümden dönenler anlatır ya; bir ışık geldi falan diye. O, kıça tıkılan pamuk.


SENİN inancını bilemem. İstersen toteme tap. Herkes ölecek. Mahşer var ya. Orası işte. Kıyamet kopsun herkes orada olacak. Büyük bir kokteyl gibi düşünün. İlk gün imza almaktan anan ağlayacak. Herkes orada çünkü. Aaa Sezar.


REENKARNASYONA inananlar var. Yok öyle bir şey. Hep şöyle yapıyorlar. 'Önceki hayatımda Rus Çariçesiydim' Hiç o..... olan yok. Hiç duyuyor musunuz, 'Önceki hayatımda taksi şoförüydüm'. Herkes kral...


HERKES yanacak dediğim bir kişi hariç. O da Fedon. Çünkü Fedon daha yanamaz. Fedon artık limitte onu direk cennete alacaklar.


TÜRK Hava Kurumu bizim memleketin en iyi çalışan kurumu. Kurban derisini veriyorsun ondan uçak yapıyor. Artık nasıl katlıyorsa. Bi de tuzlarsan F-16 oluyor diye bir geyik var ama yalan olmasın.


ASKERDE seni mesleğinle yönlendirirler. Terzisin terzi yaparlar. Atom mühendisiysen gazinoda televizyondan sorumlu olursun. Şahsına santral kuracak değil ya...


GENÇLİĞİN bir lafı vardır, 'En verimli çağımda askere aldılar' Sanki herifi soğuk füzyonu bulurken götürdüler. Bunu söylediği zaman komik durum oluyor. Ama günde sekiz saat antrenman yapması gereken baleti 8 ay botla gezdirirsen Kuğu Gölü'nden manda b.kuna transfer olur.


EN verimli çağımda askere aldılar. Ne yapıyordun ki? Verimli verimli evde oturuyordum. Ulan ben para basıyordum beni aldılar askere.


NİYE bedelli yapmadın diyorlar. 15 bin mark veriyordun 28 gün yapıyordun. Ben hiç para vermeden 550 gün yaptım. Bir de orada olanı biteni anlatıyorum senede 2 milyon dolar kazanıyorum. 28 günlük birikiminle single çıkaramazsın.


300 erkek yan yana yatıyorsun abi. Kalabalık bir erkek topluluğu demek, başka bir organizma demek abi. Kadın olmasa b.k içinde yüzeriz. Kadın kendine özenmen için sebeptir. Deodorant mı at gitsin. Konyalı arkadaşına koksan ne olur ya. Ayaklarını haftada bir mi yıkıyorsun. Ayda bir yıka. Kim senin mantar yetiştirmene birşey diyebilir. Askerliği yapmış olan o
kokuyu bilir.


KÜFÜR konusunda ben muzdarip bir insanım. Bu konuda bir çifte standart var. Vizontele'de ben bir adamı canlandırdım. Yazıldığı haliyle bir o..... ç..... O adamı başka türlü canlandırmanın imkanı yok. Bizim eski filmlerimizde falan küfür yoktur. Trajedi yaşanır, adamın karısına, kızına tecavüz, bir de köyü yakarlar. Bizim filmin kahramanı finalde gelir, 'Alçaklaaar'. Yani hiçbir caydırıcılığı olmayan.


BİR eroin kaçakçısının hayatını yapıyor herif. Böyle konuşuyor: Mal geldi mi? Geldi efendim. Fakat, filhakika malımız kantara girdi. Olur mu lan böyle. Bu adamlar böyle konuşmuyor ki. Mal geldi mi? Geldi a... koyum. Malın anasını s....ler.


DENİZ Harp Okulu'nun kuruluş yıldönümünde sahneye çıkıyorum. İlk mezunlar da gelmiş. Nasıl bir yaş ortalaması anlatamam. İlk 20 dakika eski Türkçe anlattım. Filhakika, buna mukabil bir sonraki latifede buluşmak üzere. Benden sonra Ajda Pekkan vardı, şöyle sundum: Yeni yetenek Ajda Pekkan. Abicim sıfır reaksiyon. Herkes onaylıyor. 'Bu kız çok tutacak' diyorlar.
AL kadehi ver al... Lider taklidi yaptım durduk yerde. Eskiden lider taklidi vardı. Şimdi çok zor. İki kişi koluna girecek. Amma zor iş.

14 Mart Tıp Bayramı'nda doktor arkadaşlarla sohbet ediyoruz. Bizde sperm bankası var mı diye sordum. Yok dediler. Dedim isabet. İçinde banka lafı geçtiği için biri hortumlar rezillik olur.
fıkranın devamı

Pamuk prenses, Herkul ve Notredame'ın kamburu aynı sirkte sahneye çıkıyorlarmış. Bir gün otururken pamuk prenses demiş ki:
- Benim çadırımda sihirli ayna var girip sorayım hala en güzel ben mıyım?
Çadıra girip çıkan pamuk prenses demiş ki:
- Aynaya sordum hala en güzel benmişim.
Bunun üzerine herkul :
- Bir de ben sorayım hala en kuvvetli ben miyim ?
Ve çadıra girer. Çadırdan çıkınca derki
- Hala en kuvvetli benmişim.
Sıra notre dame'ın kamburuna gelmiştir. Oda
En çirkin hala ben mıyım sorayım diye çadıra girer.
Çadırdan on karış suratla çıkan nortedome'ın kamburu sınırlı bir şekilde derki;
- Kim lan bu Reha Muhtar?
fıkranın devamı

İlyas uzun süren bir Amerika yolculuğundan dönmüştü.
Temel, ağabeyini havalanından aldı. Birlikte eve dönerlerken,
İlyas sordu.
- Yahu benim sevgili kedim Pamuk ne alemde... ona iyi baktın herhalde ben yokken.
- Kedin öldü
demiş Temel.
İlyas yıkılmış birden. Tıkanmış kalmış... Kendini toparladığında,
söylenmiş
- Ne kalpsiz adamsın sen... Pamuk'u ne kadar sevdigimi bilirken, insan öyle pat diye öldü der mi?
Temel
- Ya ne der?
İlyas anlattı:
- Bir kötü haberi daha alıştıra alıştıra daha duygusal vermenin
yolları vardır. Mesela Pamuk bir gün çatıya çıktı. diyebilirdin..
Pamuk bir gün çatıya çıktı... İtfaiyeyi çağırdık, geldiler ama
indiremediler. Sonunda Pamuk hayatta en sevdiği işi yaparken,
çatıda güvercinlerin peşinde koşarken.... falan diye bir seyler
söyleyebilirdin.. Çok mu zor böyle anlatmak, duygusuz adam...
- Kusura bakma ağabey bir daha dikkat ederim
demiş Temel.
İlyas..
- Şimdi soyle bakalım, sen nasılsın,annemle babam nasıl?
- Şeyyyy dedi.. Ben iyiyim...annem de iyi... Babam birgün çatıya
çıktı..
fıkranın devamı

Temel bir gün kitap yazmaya karar verir ama ne türde yazacağına karar veremez. tanıdığı bir editöre gider.editör temel'e polisiye bir roman yazmasını söyler,ayrıca kitabın içine gizem olması ve çocuklarada hitap etmesi gerektiğini söyler.temel gider.aradan bir ay geçtikten sonra gelir.yazdığı kitabı editörün masasına atar.editör kitabın ismini sorduğunda temel:pamuk prensesi kim s.kti? cevabını verir.editör,temel'e kitaba dini birşeyler eklemediğini,eklemesi gerektiğini söyler.temel kitabı alır ve gider.aradan bir hafta geçtikten sonra temel gelir kitabı editörün önüne atar.editör temele dini birşeylerde ekledinmi diye sorduğunda temel evet der.editör kitabın ismini sorduğunda.temel'in cevabı:allah allah pamuk prensesi kim *kti?
fıkranın devamı

Temel parasızlıktan kıvranıyormuş.Bir kitap yazmaya karar vermiş.Yetenekliymiş ama konu bulamıyormuş.Bunun üzerine Orhan Pamuk'a danışmaya karar vermiş.Yanına gitmiş.Böyle böyle demiş.
Orhan Pamuk da:
- Bak kardeşim bu Türk milleti cinselliğe çok düşkündür. Sen en iyisi bunla ilgili bir kitap yaz.
Kitap çıkmış. Yüzbinler satıyor. Adı da Acaba Pamuk Prensesi Kim S.kti.
Temel milyarlar kazanmış. Gününü gün etmiş ama bir süre sonra para mara kalmamış. Bunun üzerine tekrar Orhan Pamuk'un yanına gitmiş fikir almak için. O da bu sefer:
- Bu Türk milleti cinselliğe düşkün olduğu kadar dinine de çok düşkündür. En iyisi sen bu sefer de bununla ilgili bir kitap yaz. Temel'in bu seferki kitabı da yok satmış.
Adı da: Allah Allah Acaba Pamuk Prensesi Kim S.kti.
fıkranın devamı

Eski devirde adamın biri delikleri konuştururmuş. Bu adam evlenmeye karar vermiş. Aramış taramış nihayet uygun bir bayan bulmuşlar, o zaman resmi nikah olmadığından imam nikahını kıyıp gerdeğe girmişler. Adam karısının elbiselerini çıkardıktan sonra karşısına geçmiş ve sormuş;
- ''ön delik hiç *arak gördünmü''.
hemen cevap gelmiş;
- ''oooo sayısını unuttum''.
Bunun üzerine adam üç defa;
- ''boşsun'' demiş ve kadını boşamış.
1,2,3,4,5 derken adam altı kadını boşamış. Eşi dostu araya araya köyün birinden garip bir kız bulmuşlar, adam nikahtan sonra gerdek gecesinde aynı işlemleri yapmış kadını soymuş yine aynı soruyu sormuş.
gelen cevap;
- ''bırak *arağı gün yüzü bile görmedim'' demiş.
Bunun üzeine adam işini bitirmiş mutlu bir şekilde yaşamaya başlamış. Gel zaman git zaman adamın boşadığı 6 kadın biraraya gelmişler, adamı mahkemeye verip nafaka almak için dava açmışlar. Kadının huzuruna çıkmışlar;
- ''kadı efendi biz filanca adamdan davacıyız, bu adam bizi aldı boşadı'' diye şikayette bulunmuşlar.
Kadı yanındaki görevlilerden adamın hemen bulunup getirilmesini istemiş, kasaba küçük bir yermiş, adamı hemen getirmişler. Kadı adama sormuş;
- ''Sen bu kadınları alıp boşadınmı''.
adamda;
- ''Evet boşadım'' deyince, kadı nedenini sormuş.
adam;
- ''bunların hepsi bozuktu'' demiş.
Bunun üzerine kadı nereden biliyorsun'' demiş,
adam;
- ''ben delikleri konuştururum'' deyince,
kadı;
- ''hadi konuştur bakalım'' demiş.
fakat kadınlar durumu bildikleri için;
- ''aman kadı efendi bu iş yarına kalsın'' deyince kadı mahkemeyi ertesi güne ertelemiş. Ertesi gün kadı efendi kürsüde yerini almış görevli kadınlar ile adamı kadının huzuruna getirmiş ve mahkeme başlamış. Kadı adama;
- ''hadi delikleri konuştur bakalım'' demiş.
bunun üzerine adam kadınların karşısına geçmiş;
- ''Ya ön delikler hiç *arak gördünüzmü'' demiş.
Fakat kadınlar durumu bildikleri için hazırlıklı gelmişler, ön tarafları pamukla tıkalı olduğu için,
- ''Tııııısssssssss'' diye ses çıkmış bunu duyan adam hemen;
- ''Ya arka delikler hiç *arak gördünüzmü'' deyince, az önce kadınlardan çıkan sesi duyan kadı efendi sağ ayağını altına alıp topuğu ile deliğini tıkadığı gibi;
- ''beraat beraat'' demiş.
fıkranın devamı

Pamuk Prenses, cücelerin evine geldikten sonra 7 tane cüce, prensesin tüm gün ne yaptığını merak etmişler. Sabahleyin evden çıkıp arka tarafa geçmişler ve arka arkaya dizilerek bir delikten içeriye bakmaya başlamışlar. En öndeki prensesin ne yaptığını söylüyor, arkadakiler ise sırayla birbirlerine fısıldanıyorlarmış.
- Prenses banyoya doğru ilerliyor!
- Prenses banyoya doğru ilerliyor!
- Prenses banyoya doğru ilerliyor...
- Banyoya girdi!
- Banyoya girdi!
- Banyoya girdi!..
- Duşu açtı!
- Duşu açtı!
- Duşu açtı!..
- Sabunu aldı!
- Sabunu aldı!
- Sabunu aldı!..
- Sabunu düşürdü!
- Sabunu düşürdü!
- Sabunu düşürdü!..
- Eğildi!
- Eğildi!
- Eğildi!..
- Kalktı!
- Benimki de!
-Benimki de!Benimki de!..
fıkranın devamı

Bir USA Askeri Birliğinde ahçının yemekleri yüzünden millet hemoroit olmuş. Tam 107 kişi yatak yorgan yatıyormuş. Bir gün Revire gezmeye gelen komutan her askerin önüne duruyor ve soruyormuş:
- Merhaba asker , hastalığın nedir ?
- Merhaba komutanım , hemeroidim var
- Tedavi olarak ne yapıyorlar ?
- İlaçlı pamuk efendim.
- Bir arzun var mi asker ?
- Bir an evvel iyileşip tekrar vazifeme dönmek istiyororum komutanım...
Komutan herkesin önünde durup ayni soruları sormuş ve hep ayni cevapları alınca memnun olmuş. sıra en son sıradaki adama gelmiş. Ona da aynı soruları sormaya başlamış:
- Merhaba asker , hastalığın nedir ?
- Bademciklerimden rahatsızım efendim.
- Öyle mi ? Peki ne ilaç kullanıyorlar ?
- İlaçlı pamuk efendim.
- Güzel. Peki bir isteğin var mi evladım?
- Var, efendim. Mümkünse sıra bana gelince pamuğu değiştirseler diyecektim de....
fıkranın devamı

Cemal ile Temel askerde beraber nobet tutarlarken, komutanlari bir bakmis
Cemalin elinde bir mektup, okuyor.
- Napiyorsunuz, demis.
Temel:
- Sevculumden mektup celdi. Okuma yazma pilmem, Cemal okuyo paga.
- Peki Cemalin kulaklarindaki pamuk ne?
temel:
- Mektubu tuymasin diye....
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama