Parmak Fıkraları

loading...

Bir tıp üniversitesinde bir gün öğretmen bir soru sorar:


- Bilin bakalım benim bakalım bende 12 cm olan nedir? der ve sınıfta gülüşmeler başlar. Sınıfın tepkisini dindiren hoca, bir öğrenciyi tahtaya çağırır ve aynı soruyu tekrar sorar. Öğrenci elbette gülüşmeye devam eder. Hoca öğrenciye oturmasını sözler ve not alır. Ardından bir öğrenci ayağa kalkar ve cevabı bulduğunu söyler.

- Evet, cevabını duyalım.
- Sizde 12 cm olan, onikiparmak bağırsağıdır.
- Aferin,der hoca. Ve merak edenler için söyleyim, güldüğünüz şey 25 cm.

fıkranın devamı

Kadının Günlügü Bugün 3 yıl bitti... Onun karşısına gelinlikle çıktıgım günkü kadar mutluyum... Tanrım onu ne kadar seviyorum... Mükemmel bi erkek.. Cazibeli, yakışıklı anlayışlı, sevecen her şey var... Bugün cumartesi... Bıraktım arkadaşlarıyla eglensin... En sevdigi yemek olan pastırmalı kuru fasülye ile pilav yaptım... Yemek pişti demleniyor... Banyo yaptım. En sevdigi kıyafetimi giydim... Yemekten sonra, şöminenin karşısına bir şişe kırmızı şarapla uzanacagız... Eve geldi sonunda Beni öpüşü biraz soguktu... Aklı başka yerde sanki.. Aman tanrım yoksa?... Arkadaşlarıyla ne yaptıgını sordum, agzında bişeyler geveledi.. Yemekte keyfi biraz yerine gelir gibi oldu.. Ama hala dalgın.. Hala uzak.. Hala kabuguna çekilmiş.. Herhalde ÖTEKİNİ düşünüyor... Benden genç mi acaba?... İş yerindeki sarışın pazarlama temsilcisi olmasın sakın?.. Şöminenin karşısında şarabımızı yudumlarken dayanamadım, neyin var diye sordum.. Gülümsedi... Zoraki bir gülümseme.. Yok bir şeyim diye geçiştirdi... Belki de kilo alıyorum... Çok mu vırvır yapıyorum... Elini tuttum... Elimi okşadı, ama elle hissiz, parmak uçları soguk.. Stepe mi başlasam.. Çocuk mu istesem.. Yalan, yalan, yalan!... Bitti.. Bitti..Bitti.. Tanrım um... Kendimi son kez onun kollarına attım.. Aglaya aglaya uykuya dalmışım.. Erkegin Günlügü Ortada bir günlük bulunamadı... Sadece, uykuya dalmadan önce, belli belirsiz bir serzenişi yansıtan mırıltı duyuldu: Öff be takım yine yenildi... Ama kuru fasülye güzeldi..
fıkranın devamı

Dünya'ya en yakın yıldız güneş'tir.

Günışığından daha fazla yararlanmak için saat uygulamasını Benjamin Franklin başlatmıştır.

Bir okyanusun en derin yerinde, demir bir topun dibe çökmesi bir saatten uzun sürer.
fıkranın devamı

Akşehir’in zenginlerinden biri, şehrin eşrafına ziyafet veriyormuş. Herkesin tabağına özenle kızartılmış birer tavuk ko...
fıkranın devamı

Nasreddin Hoca’nın Konya kadısından bir mahkeme kararı alması gerekmiş. Ancak Kadı her gidişinde “bir kaç gün son...
fıkranın devamı

Hoca’ya sormuşlar :- “Saz çalmayı bilir misin?”- “Bilirim” demiş.- “Buyur, çal bakalım...
fıkranın devamı


Bir dönem bir genel müdür yardımcılığı yapmış birisi anlatıyor:
"Sene 1965. Bir genel müdürlükte özel kalem müdürü yardımcısıyım.. Bayrama 10 gün var.. Benim müdür hastalandı.. Ben ise işe gireli 2 hafta olmus, olmamış.
Genel Müdür bey beni çağırttı:
- Tebrik kartları hazır mı?.. Şaşırdım:
- Anlamadım! Hangi kartlar efendim?
- Aman evladim, Şükrü Bey sana söylemedi mi? Bayram geldi, tebrik kartları şimdiye kadar hazır olmalıydı.. Tüh tüh.. Eyvah...
- Çabuk hemen hazırlayıverin.
- Emredersiniz efendim! dedim. Ancak sabaha kadar 3 bin kartı nasıl yazacağım?
Genel müdür bey, bütün kartları çini mürekkebiyle ve en güzel yazımla yazmamı istedi. 3 bin karttan 2 bin tanesini kendisinden makamca alt'takilere şu sekilde yazacaktım:
"Bayramını kutlar, gözlerinden öperim"
1.000 tanesi de üst makamdakilere olacaktı ve onlarda da şu ifade yer alacaktı:
"Sizin ve eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, sıhhatli ve başarılı günler niyaz ederim." Sabaha kadar 3 bin kart, düşünebiliyor musunuz?!?..
Ne yapalım? Çaresiz mecburen kolları sıvadım ve başladım öncelikli 2000 karta:
"Bayramını kutlar, gözlerinden öperim",
"Bayramını kutlar, gözlerinden öperim",
"Bayramını kutlar, gözlerinden öperim"
1, 5, 10, 18, 28, 58, 108, 188, 558.. Yazıyorum, yazıyorum bitmiyor!.. Nasıl sıkıntı bastı bir bilseniz!... 738, 918..
2,5 paket Samsun'u bu arada bitirmişim. Öyle işkence çekiyorum ki, ekmek parası olmasa bırakıp kaçacağım. Sıra 2000. karta geldiğinde şafak söküyordu. Ben de bitmişim ama önümde hala yığınla kart duruyor!
Şimdi de 1.000 tane de üst makamlara yazılması gerekenler var. 4. Paket sigarayla birlikte "Sizin ve eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, sıhhatli ve başarılı günler niyaz ederim"e başladım..
Boyuna yazıyorum, göz kapaklarim iyice ağırlaştı, takoz koysam gene de kapanacak.
209, 529, 689.. Yaz babam yaz.. Ama artık kalemi parmaklarımın arasında tutamaz oldum. Ben kaleme değil, kalem bana hakim:
"Sizin ve eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, sıhhatli ve başarılı günler niyaz ederim."
"Sizin ve eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, sıhhatli ve başarılı günler niyaz ederim."
"Sizin ve eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, sıhhatli ve başarılı günler niyaz ederim."
Ve bir müddet sonra gerisini nasıl yazmışım hiç hatırlamıyorum:

"Niyaz ederim başarılı günler sizinle eşinizin bayramını kutlarken.."
"Kutlarken eşinizin bayramını saygıyla sıhhatli günler diler Niyazi ile beraber ederim.."
“Sizin, niyazi ile eşiniz birlikte bayramınızı sıhhat dilerim, tebrikle beraber.”
"Niyazi ile birlikte sizin ve eşinizin bayramını kutlarken ayrıca sıhhatle ederim.."
"Önce bayramınızı başarılı eder, sonra eşinizle Niyazi'ye tebrikli günler dilerim.."
"Sizin de eşinizin de Niyazi'nin de bayramını saygıyla eder, sıhhatli tebrik dilerim.."
“Bayramınız niyazi ile sıhhat bulsun, eşiniz ile birlikte tebrik olsun”
"Sıhhatli eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, Niyazi'ye başarılar diler aynı zamanda ederim.."
"Bayramınıza etmeden önce eşinizi saygıyla kutlar Niyazi'nin gözlerinden öperim.."
"Sizin de, eşinizin de, Niyazi'nin de, bayramini da, tatilini de, gemlisini de, geçmisini de bayramını beklerim.. Saygiyla tebrik ederken.."
"Önce niyazi bayramı tebrik etsin, yok öyle yağma, ben size ve eşinize sıhhat dilerim sonra"
“Bayram günü eşiniz ve niyaziye dikkat edin, size de daha bayram gelebilir.”
“Niyazi bey bayram günü eşiniz ile birlikte sizi sıhhat ile tebrik etsin”
“Tebrik ederim niyaziyi, eşiniz ile birlikte sizin bayram sabahı sıhhatinizi dilemiş”


Sabah tam mesai saatinde, gözlerim kan çanağı bir halde kartları yetiştirdim.. Genel müdür bir-ikisine şöyle bir baktı: "Aferin" dedi.

"Güzel yazmışsın. Hemen postalayın!" Bizde HEMEN POSTALADIK!..

3 gün sonra da önce bizim genel müdürü, sonra da tahmin ettiğiniz gibi bendenizi postaladılar!..

Eveeet, yahu ben bu ara Niyazi'yi merak ettim: Niyazi Nereden çıktı



fıkranın devamı


Günün birinde okula milli eğitimden müfettiş gelmiş sınıflarda denetim yapıyor sınıfın arka sıralarında süklüm püklüm oturan bir öğrenciyi kaldırmış
-söyle bakalım evladım alfabede kaç harf var
-25 öğretmenim demiş öğrenci
-müfettiş ; evladım yanlışın olmasın say bakalım
-öğrenci başlamış saymaya gerçekten de 25 çıkarmış
-müfettiş; evladım birdaha say bakalım
-yine saymış öğrenci ama nafile yine 25
ön sırada oturan bir öğrenci parmak kaldırmış
-öğretmenim o arkadaş fenerli u-e-f-a harflerini bilmiyor demiş.

fıkranın devamı


Öğretmen Hayat Bilgisi dersinde bulutların yeryüzündeki suların buharlaşmasından oluştuğunu uzun uzun anlattıktan sonra ön sıralarda oturan öğrencilerden birine şu soruyu sordu :
-Söyle bakalım oğlum, kara bulutlar neden olur?
Çocuk düşündü , yutkundu, birşey diyemedi.Onun yanında oturan küçük kız çocuğu parmak kaldırarak şu cevabı verdi :
-Kirli sulardan olur öğretmenim!..

fıkranın devamı


Tanri bakmis ki her gelen cennete giriyor ve de artik
kapasitesi dolmak uzere, meleklerini yanina cagirip, cennete girmeye hak kazananlarin ölüm hikayelerini dinleyin mantikli ve haklı bulduklarinizi iceri alın gerisini gonderin demis.
Cennetin kapisi ilk calista bir adam gormusler melekler karsilarinda.
-Anlat bakalim hikayen nedir demisler.
Adam da
- Ben Amerika da bir apartmanin 25.katinda oturuyorum demis,
bir gün eve geldigimde karimi cirilciplak yatakta gordum ve beni
aldattigini dusunerek hemen ortaligi aramaya basladim, karim da bir yandan arkamdan yapma nolur falan demekte, fakat hicbir yerde adami bulamadim, en sonunda gozu balkon demirine takildi, orada bir adamin demirlere tutunarak asagi sarktigini gordum, hemen kosup parmaklarini ittiriverdim, adam asagi dustu, dallara falan carpti sirtustu yere yapisti fakat olmedi.
Ben de Buzdolabini adamin ustune attim ve adam oldu, ben de sevincimden kalp krizi gecirip oldum demis.
Melekler bunun uzerine gec bakalim demisler, daha sonra
cennetin kapisi tekrar calinmis, ikinci adam ayni soru sorulunca
- Ben Amerika da bir apartmanin 26. katinda oturuyorum demis.
Balkona cikip hava aliyordum dengemi kaybedip asagi dustum tam bu
anda 25. katin parmakliklarini yakalayabildim fakat manyagin biri once beni asagi attı sonra da uzerime buzdolabi firlatti ve ben de oldum demis.
Melekler bu adam da masum diyerek gec bakalim demisler. Cennetin Kapisi ucuncu kere caldiginda iceri Bill Clinton girmis, melekler onu gorunce sasirmislar ve burada ne isi oldugunu sormuslar,
- Simdi hikayem soyle, ben cirilciplak bir buzdolabinin
icindeydim......

fıkranın devamı


Öğretmen Hayat Bilgisi dersinde bulutların yeryüzündeki suların buharlaşmasından oluştuğunu uzun uzun anlattıktan sonra ön sıralarda oturan öğrencilerden birine şu soruyu sordu :
-Söyle bakalım oğlum, kara bulutlar neden olur?
Çocuk düşündü , yutkundu, birşey diyemedi.Onun yanında oturan küçük kız çocuğu parmak kaldırarak şu cevabı verdi :
-Kirli sulardan olur öğretmenim!..

fıkranın devamı


Askeri hastanede yatan Temel ve arkadaşlarının aletleri kopmuş.
Sebebini soranlara Temel anlatıyor :
-El pombasu talimu yapayuduk, pimi çektuktan sonra ona kadar sayup atmamuz emredildi,
piz de parmaklarumuzla saymaya paşladuk, pir, içi, uç, tört, peş,
öpür ele geçmek için pompalaru apuş arasına koyalum tedük, alti, yeti, seçiz, tokuz..
.Bummm!

fıkranın devamı


Kucuk kiz sinifta Fen Bilgisi dersinde birden parmak kaldiriverdi: "Ogretmenim ben bisey sormak istiyorum!!" "Evet seni dinliyoruz..?" "Benim anneannemin bebegi olur mu???" Ogretmen tabi cok sasirmis ama "anneanneler bebek yapmak icin biraz yaslidirlar" diye gülumsemis.. Bizim bidik yine sormus: "Peki annemin bebegi olur mu??" Ogretmen cevaplamis: "Annelerin bebegi olur ama yaslari ilerledikce bebekleri olma ihtimali de azalir" Derken kucuk kiz "Peki ogretmenim.."demis.. "ya benim bebegim olurmu??" Ogretmen gulmus: "Canim senin yasin daha cok kucuk, olur mu oyle sey??" Bunun uzerine arka siralardan erkek cocuklardan biri bagirmis: "BAAAAAK!!! BEN SANA BISEY OLMAZ DEMEMIS MIYDIM".

fıkranın devamı


bi tane deli varmıs bu delininbi tane evi varmıs ama nedense evinden dısarı cıkmazmıis bi aakıllı sdelinin penceresine gidip sormu ya huuu deli adam sen hic evinden dısarı cıkmazsın deli adam iiiyide abi cıkamıyomki akılı niye kapı yok pencerede demir parmaklıklkarla kaplı iste kapı burdaya osahte kapı adammmm hahahhahaha



fıkranın devamı


Kucuk kiz sinifta Fen Bilgisi dersinde birden parmak kaldiriverdi: "Ogretmenim ben bisey sormak istiyorum!!" "Evet seni dinliyoruz..?" "Benim anneannemin bebegi olur mu???" Ogretmen tabi cok sasirmis ama "anneanneler bebek yapmak icin biraz yaslidirlar" diye gülumsemis.. Bizim bidik yine sormus: "Peki annemin bebegi olur mu??" Ogretmen cevaplamis: "Annelerin bebegi olur ama yaslari ilerledikce bebekleri olma ihtimali de azalir" Derken kucuk kiz "Peki ogretmenim.."demis.. "ya benim bebegim olurmu??" Ogretmen gulmus: "Canim senin yasin daha cok kucuk, olur mu oyle sey??" Bunun uzerine arka siralardan erkek cocuklardan biri bagirmis: "BAAAAAK!!! BEN SANA BISEY OLMAZ DEMEMIS MIYDIM".



fıkranın devamı


Bir gün temel bir minübüse durması için işaret etmiş adam ellerini havaya kaldırarak ve tüm parmaklarını oynatarak çok kalabalık demiş.



Temelde baş parmağını işaret ve orta parmağının arsına sokmuş. Şoför kızmış ve aşağı inmiş



-Sen ne kadar terbiyesiz adamsın demiş.



Temel "asıl sen ne kadar terbiyesizsin bana böle böle yaptın" demiş



Şoför "ben sana kalabalık" dedim diye yanıt vermiş. Bunun üzerine temel



-E bende beni araya sıkıştırırsın diyordum

fıkranın devamı


bi tane deli varmıs bu delininbi tane evi varmıs ama nedense evinden dısarı cıkmazmıis bi aakıllı sdelinin penceresine gidip sormu ya huuu deli adam sen hic evinden dısarı cıkmazsın deli adam iiiyide abi cıkamıyomki akılı niye kapı yok pencerede demir parmaklıklkarla kaplı iste kapı burdaya osahte kapı adammmm hahahhahaha

fıkranın devamı


Kucuk kiz sinifta Fen Bilgisi dersinde birden parmak kaldiriverdi: "Ogretmenim ben bisey sormak istiyorum!!" "Evet seni dinliyoruz..?" "Benim anneannemin bebegi olur mu???" Ogretmen tabi cok sasirmis ama "anneanneler bebek yapmak icin biraz yaslidirlar" diye gülumsemis.. Bizim bidik yine sormus: "Peki annemin bebegi olur mu??" Ogretmen cevaplamis: "Annelerin bebegi olur ama yaslari ilerledikce bebekleri olma ihtimali de azalir" Derken kucuk kiz "Peki ogretmenim.."demis.. "ya benim bebegim olurmu??" Ogretmen gulmus: "Canim senin yasin daha cok kucuk, olur mu oyle sey??" Bunun uzerine arka siralardan erkek cocuklardan biri bagirmis: "BAAAAAK!!! BEN SANA BISEY OLMAZ DEMEMIS MIYDIM".

fıkranın devamı


Dünyanın en komik kazası:
Bir duvarcı ustasının şantiyede başına gelen kaza ile ilgili şefine yazdigi mektup:
Sayın şantiye şefim; İş kazası tutanağına planlama hatası diye yazmıştım. Bunu yeterli görmeyerek ayrıntılı anlatmamı istemişsiniz. Şu anda hastanede yatmama neden olan olaylar aynen aşağıda anlattığım gibi olmuştur
.Bildiğiniz gibi ben bir duvar ustasıyım. İnşaatın altıncı katındaki işimi bitirdiğim zaman biraz tuğla artmıştı. Yaklaşık 250kg kadar olduğunu tahmin ettiğim bu tuğlaları aşağıya indirmek gerekiyordu,
.Aşağı indim, bir varil buldum, ona sağlam bir ip bağladım ve ardından altıncı kata çıktım.
.İpi bir çıkrıktan geçirip ucunu aşağıya saldım.
.Tekrar aşağıya indim ve ipi çekerek varili altıncı kata çıkardım.
.İpin ucunu sağlam bir yere bağlayıp tekrar yukarı çıktım.
.Bütün tuğlaları varile doldurdum.
.Aşağı indim, bağladığım ipin ucunu çözdüm.
.İpi çözmemle birlikte birden kendimi havalarda buldum. Nasıl bulmayayım? Ben yaklaşık 70 kiloyum. 250 kilogramlık varil süratle aşağıya düşerken beni yukarı çekti. Heyecan ve saşkınlıktan ipi bırakmayı akıl edemedim.
.Ben yukarı çıkarken yolun yarısında, aşağı inmekte olan tuğla dolu varille çarpıştık. Sağ iki kaburgamın kırıldığını hissetim.
.Tam yukarı çıkınca, iki parmağım iple beraber çıkrığa sıkıştı; Parmaklarım da bu sırada kırıldı.
.Bu esnada yere çarpan varilin dibi çıktı ve tuğlalar etrafa saçıldı. Varil hafifleyince, bu sefer ben aşağı inmeye varil ise yukarı çıkmaya başladı ve yolun yarısında yine varille çarpıştık! Sol bacağımın kaval kemiği de bu sırada kırıldı.
.Yere inince can havli ile ipi bırakmayı akıl ettim. Bu sefer de başımı yukarı kaldırdığımda boş varilin süratle üzerime geldiğini gördüm! Kafatasımın da böyle çatladığını sanıyorum. Bayılmışım, gözümü hastanede açtım.

fıkranın devamı


Bir uçakta 58 kayserili ile 1 laz yolculuk yapıyorlarmış kaptandan bir ses gelmiş uçaktaki ağır eşyaların hepsini atın yoksa düşecez bunun üzerine tüm ağır eşyalar atılmış. 10 dak sonra kaptan tekrar seslenmiş uçağın sağ kanadını koparmak zorundayız yoksa düşecez kanadıda koparmışlar. sonra kaptan tekrar seslenmiş sol kanadıda koparacaz. uçak kanatsız ilerlerken kaptan seslenmiş kusura bakmayın ama uçağın alt kısmını kesmezsek hepimiz ölecez tüm yolcular yukarıdaki tutacaklara tutunmuşlar ve alt kısım kesilmiş. yolculuk devam ederken kaptan bu son isteğim malesef kontrolü sağlayamıyoruz o yüzden içinizden 1 kişinin atlaması lzım der bunun üzerine 58 kayseliri laza döner laz ise şöyle der başını sallayarak tamam tamam anladım ama hani alkış der kayserililerde alkışlar.

fıkranın devamı


Adamin biri arabasiyla akil hastanesinin onunden gecerken arabanin lastigi patlar ve firlar gider. Adam aracini zorla kontrol eder ve sans eseri zararsizca yolun kenarina ceker.Bagajindan stepne lastigi cikarir fakat onu takmak icin hic bijonu yoktur.Adamcagiz baslar kara kara dusunmeye. Bu sirada akil hastanesinin parmakliklarina bir deli tirmanir ve adama seslenir
"Hist n'apiyorsun orada?"
Adam:
"Ya sorma lastik patladi, yenisini takacagim ama hic bijonum yok"
Deli guler:
"O da dert mi, diger obur tekerleklerden al birer bijon, boylece her tekerde 3 bijonun olur istedigin yere guvenle gidersin"
Adam bu akla hayret eder ve deliye sorar:
"Ya sen bunu nasil dusunebildin be kardesim"
Deli yeniden guler:
"Deliyiz ama aptal degiliz"

fıkranın devamı


Yaramaz bir çocuk varmış.öğretmeni bir soru soracakmış doğru biline 6 tane gofret verecekmiş.bunu duyan çocuk sevinmiş.öğretmen:5 tavuğm var birini kaybettim kaç tavuğum kaldı?diye sormuş yaramaz çocuk hemen parmak kldırmış.ve 4 demiş öğretmen nerden biliyosun demiş.cocuk öğretmenim ben gofreti severim 6tana vereceğiniz için bildim demiş.

fıkranın devamı


Tip fakültesinde profesör derse girer ve anlatmaya baslar :
- Tipta önemli 2 kural vardir. 1. si hiçbir seyden mideniz bulanmayacak, hiçbir
seyden tiksinmeyeceksiniz... Simdi size bunu uygulamali olarak gösterecegim.
Profesör, masanin üzerinde bulunan kadavranin anüsüne parmagini batirir ve
yalamaya baslar... Daha sonra bu isi tüm ögrencilerin yapmasini ister. Bütün
ögrenciler siraya girer ve kadavranin anüsüne parmaklarini sokup yalarlar. Bu
is bittikten sonra profesör :
- Simdi 2. kurala gelelim... Tipta 2. kural gözlemdir. Hiçbiriniz beni dogru
gözlemlemedi. Ben kadavranin anüsüne isaret parmagimi soktum ama orta
parmagimi yaladim :-)

fıkranın devamı


Temel ilk kez baleye gitmis. Parmaklarinin uçlarinda dans eden kizlara bakmis ve
aciyarak :
- Taha uzun poylu kizlaru seçselermis keske... Yazik kizlar uzun poylu görüncez
diye perisan oluyo...

fıkranın devamı


Kimya dersinde ögretmen, elindeki metal parayi gösterdi:
-Simdi bu besyüzlügü asite batiriyorum. Ne dersiniz eriyecek mi?
Nuri parmak kaldirip cevapladi:
-Erimez, ögretmenim:
-Evet erimez, neden erimez?
-Eriyecek olsa asite atmazdiniz da ondan...

fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama