Piknik Fıkraları

loading...

4 kaplumbağa piknik yapmak için bir yere gideceklermiş.4 kaplumbağa herşeyini toplayıp yola koyulmuş.1 yıl,2 yıl, 3 yıl derken 20 yıl sonra piknik yerine varmışlar.Herşeyi ortalığa açmışlar.Gazozları almışlar.Bir de bakmışlar ki gazoz açacağını yanında getirmemişler.En genç kaplumbağaya söylemişler.Kaplumbağa bunu kabul etmiş ama demiş.-Ben gelene kadar bu yemeklere dokunmayacaksınız demiş.Bunu kabul etmişler.1 yıl, 2 yıl,3 yıl 20 yıl derken yaşlı kaplumabağalardan biri fenalaştı.Diğer kaplumbağaya dedi ki: -"Çok fenalaştım şu sarmalardan bir tane versen."demiş.Yaşlı kaplumbağa tam sarmayı yiyecekken genç kaplumbağa çalılıklardan çıkmış ve: -"Gitmiyorum işte gitmiyorum."demiş.
fıkranın devamı

Nasreddin Hoca, Akşehir’in eşrafı ile beraber piknik yapmak üzere bağlara gitmiş. Büyük ağaçların altında yemeklerini, ...
fıkranın devamı


Dort kaplumbaga piknige cikmaya karar veriyorlar. Erzaklari hazirlayip yola koyuluyorlar. Bir yil, iki yil, bes, on yil derken 30 yil sonra piknik yerine variyorlar. Hemen erzaklari cikariyorlar, gazozlar, yiyecekler, hersey ortaya cikiyor.
Gazozlar da sise gazoz. Ve acacak YOK! Tek cozum, birinin eve gidip acacagi alip getirmesi. Dogal olarak en genc kaplumbagayi seciyorlar. Genc eleman:
- "Giderim, ama bir sartim var." der ve ekler.
- "Buradaki yiyeceklerin hicbirine ben gelinceye kadar dokunulmayacak." Digerleri de bunu kabul eder. Elemanimiz yola cikar. Aradan bir, iki, on, yirmi yil gecer. Bu arada yasli kaplumbagalardan birisi fenalasir, ölmek uzeredir. Arkadaslari ne yapsa faydasiz. Kaplumbaga'nin son dilegi olup olmadigini sorarlar. O da:
- "Gerci genc kaplumbagaya soz verdik ama, suradaki sarmalardan bir tanesini yesem olur mu?" der. Digerleri de kiramaz ve:
- "Elbette!" diyerek, sarmalardan birini verirler.
Tam agzina atacagi sirada genc kaplumbaga calilarin arasindan firlar ve:
- "Gitmiyorum iste, gitmiyorum!"




fıkranın devamı


Dort kaplumbaga piknige cikmaya karar veriyorlar. Erzaklari hazirlayip yola koyuluyorlar. Bir yil, iki yil, bes, on yil derken 30 yil sonra piknik yerine variyorlar. Hemen erzaklari cikariyorlar, gazozlar, yiyecekler, hersey ortaya cikiyor.
Gazozlar da sise gazoz. Ve acacak YOK! Tek cozum, birinin eve gidip acacagi alip getirmesi. Dogal olarak en genc kaplumbagayi seciyorlar. Genc eleman:
- "Giderim, ama bir sartim var." der ve ekler.
- "Buradaki yiyeceklerin hicbirine ben gelinceye kadar dokunulmayacak." Digerleri de bunu kabul eder. Elemanimiz yola cikar. Aradan bir, iki, on, yirmi yil gecer. Bu arada yasli kaplumbagalardan birisi fenalasir, ölmek uzeredir. Arkadaslari ne yapsa faydasiz. Kaplumbaga'nin son dilegi olup olmadigini sorarlar. O da:
- "Gerci genc kaplumbagaya soz verdik ama, suradaki sarmalardan bir tanesini yesem olur mu?" der. Digerleri de kiramaz ve:
- "Elbette!" diyerek, sarmalardan birini verirler.
Tam agzina atacagi sirada genc kaplumbaga calilarin arasindan firlar ve:
- "Gitmiyorum iste, gitmiyorum!"

fıkranın devamı


Dort kaplumbaga piknige cikmaya karar veriyorlar. Erzaklari hazirlayip yola koyuluyorlar. Bir yil, iki yil, bes, on yil derken 30 yil sonra piknik yerine variyorlar. Hemen erzaklari cikariyorlar, gazozlar, yiyecekler, hersey ortaya cikiyor.
Gazozlar da sise gazoz. Ve acacak YOK! Tek cozum, birinin eve gidip acacagi alip getirmesi. Dogal olarak en genc kaplumbagayi seciyorlar. Genc eleman:
- "Giderim, ama bir sartim var." der ve ekler.
- "Buradaki yiyeceklerin hicbirine ben gelinceye kadar dokunulmayacak." Digerleri de bunu kabul eder. Elemanimiz yola cikar. Aradan bir, iki, on, yirmi yil gecer. Bu arada yasli kaplumbagalardan birisi fenalasir, ölmek uzeredir. Arkadaslari ne yapsa faydasiz. Kaplumbaga'nin son dilegi olup olmadigini sorarlar. O da:
- "Gerci genc kaplumbagaya soz verdik ama, suradaki sarmalardan bir tanesini yesem olur mu?" der. Digerleri de kiramaz ve:
- "Elbette!" diyerek, sarmalardan birini verirler.
Tam agzina atacagi sirada genc kaplumbaga calilarin arasindan firlar ve:
- "Gitmiyorum iste, gitmiyorum!"

fıkranın devamı


Dört kaplumbağa, pikniğe çıkmaya karar vermiş. Erzakları hazırlayıp; bir yıl, iki yıl, beş, on yıl derken, otuz yıl sonra piknik yerine varmışlar. Gazozları, yiyecekleri, herşeyi ortaya çıkarmışlar. Bir bakmışlar gazoz açacağı yok. Tek çözüm, birinin eve gidip açacağı alıp gelmesi. Görev, içlerinde en küçük kaplumbağa olan Temel'e düşmüş. Genç kaplumbağa:
-Ben gelene kadar buradaki yiyeceklere dokunmazsanız giderim...
Diğerleri bunu kabul etmiş. Temel, yola çıkmış; bir,iki, on, yirmi yıl geçmiş. Bu arada, yaşlı kaplumbağalardan biri fenalaşmış. Arkadaşları ne yapsa faydasız, son bir dileği olup olmadığını sormuşlar:
-Gerçi genç kaplumbağaya söz verdik ama, şuradaki sarmalardan bir tanesini yesem olur mu?...
-Elbette...
Diyerek, sarmalardan birini vermişler. Tam ağzına atacağı sırada, genç Temel, çalıların arasından fırlamış:
-Gitmiyorum işte, gitmiyorum...

fıkranın devamı

Dort kaplumbaga piknige cikmaya karar veriyorlar.Erzaklari hazirlayip yola koyuluyorlar.Bir yil, iki...
fıkranın devamı

kelime: Gazete
x: Bir tür haberlesme araci
y: Telefon
x: Devam et
y: internet, televizyon, radyo
x: Ya kagittan olur,
y: dergi
x: Büyük boyda acarsin okursun kocaman...
y: Kitap
x Allah belani versin be yuhhh..

Kelime: iskolik
-sen nesin?
-neyim?
-hani geç saatlere kadar kaliyosunya bankada! -enayi!!!!
-yo ya..
-dangalak
-ya öyle demek istemedim ya!


Kelime: eskimo
- kutupta yasarlar
- (hep bir agizdan) ayiiiiiii
- yok insan olanlari
- hee eskimo

Kelime: Pire
- Götünde ne var ?
- ???
- Hani kafada da olur
- KIL!
- Hayir, hani böcek gibi bisey...
- Ipek böcegi!
- Uhaa....!!!

Kelime: berlin duvari
- hani avrupa'da bi ülkee..
- berlin duvari !!!

Kelime: Çürük
hikaye: anlatacak olan askere gidecek.
-abi, ben ne olursam askere gidemem?
(... sessizlikten sonra) -ibneee...!!!


Kelime: muamele
-hani erkekler gider
-maç
-hayir...hani siftah yapilir milli olunur ya..
-genelev!!!!
-evet iste orda bisey..
-PEÇETE!!
-allah belani...igrençsin Yunus

Kelime: hamile
-hani atiyorum biz ileride ne yapabiliriz?
-evlenebiliriz
-atiyorum sonra ne olabilir?
-benden niye bu kadar kaçiyosun!!!
(ve iki lafin arasinda film kopar)
Kelime: Kapuska
-Bu ne yaa? Abi ben bunu anlatamam! (Pas dedikten sonra,)
igrenç bi yemek..
-Kapuska !!!

Kelime: dirdir
anlatan: - "her evde olur ..."
oyuncu1: - "kur'an "
> oyuncu2: - "prezervatif..."

Kelime: Yasemin'In Penceresi
Anlatici: "Hani böyle ünlü birisi var herkesi konuk ediyor sonrada güzel anilar yasiyolar.
Cevaplayici: Çagla Sikel
Anlatici: Ne çaglasi oglum
Cevaplayici: Hani herkesi evine aliyo ya sonra da
Anlatici: Uff bosver devam edelim hüzünlü seyler yasiyolar
Cevaplayici :..??!!
Anlatici: Hani kadinin adi bir çiçek adi sonra ikincikelime de evdeki bir nesnenin adi?
Cevaplayici: Menekse'nin Donu. (Topluluk Iptal, Anlatici aglar)

- Kelime: bes para etmez
- ben: baba benim deyerim ne kadar?;
- baba: dunyalar kadar kizim;
- ben: baba dunyanin deyeri ne kadar?;
- baba: bes para etmez kizim.... :)))

kelime: papatya
-hani geçen yaz piknikte sana takmistim ya
-grup: ?!?!?!?!?!?!?!?

kelime: tirbuson
a:hani hic acilmamis seyin icine sokarsin b:igrenc !!
a:tamam..tamam; icinden cikarirken zorlanirsin bazanda
fiskirir... b:yeter beeee !!

kelime: dövme
hikaye: (kelimeler:igne,deri,ejderha,resim...)
gökhan:hani ben hep elimi kaldirinca sen ne dersin!?
funda:DÖVME abijim!
gökhan:aferm söle adam ol!

kelime: Hakan Sükür
anlatan:Hani,kütük?!
grup:Hakan Sükür!

kelime: Çöp Ögütücüsü
hikaye: B: Sizin evde mutfakta, lavabonun altinda ne var >
D: Boru
B: Hayir Baska
D: Cöp Kutusu
B: Kes
D: Kutusu
B: öteki
D: Çöp
B: hah!. Simdi ikincisi biseyi küçültmek.
D: Ufalamak
B: hayir! Baska, kesmek, parçalamak.
D: Ögütmek.
B: Hah! Kes onu
D: Ögüt, ögütcü, ögütücü,
B: Evet birlestir
D: Çöp Ögütücü
B: Hayir ek getireceksin
D: Çöp Ögütücü, Çöp Ögüten, Çöp Ögütmek,
B: Hayir, Ne içeriz,
D: Su
B: hah ona benziyor.
D: ...... Çöp Ögütücüsu!!! (Süre çoktan bitmistir ve hala ugrasiyor olmalilar!)

Kelime: maraton
-mitsubisinin otobüsünü söyle
-prenses!
-bi önceki model?
-maraton

kelime: kaftan
anlatan:(kaf dagindan gitmek ister)hani masallardaki dag. >
cevaplayan:cudi dagi....?
anlatan: lan oglum 3 harfli bir dag...
cevaplayan: cud dagi..
ev halki komple yikilir tabii

kelime: Tamirat
A: televizyonunun çalismama sebebi ne olabilir?
B: bozulmustur.
A: hah! bisey bozulunca ne yaptirirsin?
B: tamir.
A: çok güzel! türet bunu.
B: neyini türetcem bunun be?
A: himzz..essegin büyügüne ne denir?
B: at
A: çok güsel.birlestir simdi ( umutlanmistir anlatici)
B: AT TAMIRI!!!
A: karti firlatir, mekani terkeder

kelime: Ters takla
B:Hani sen hep yaparsin ya.. TERSTEN..
M:hö? nasi yani.. tersten bisey yapmam ben saçmalama..
> > > > (süre biter) B:ters taklaydi bee..
M:yuh artik.. ben durmadan ters takla mi atiyom??

kelime: Pele
KIZ: Siz ne yapmayi seversiniz?
ERKEK: Poker oynamayi, mac seyretmeyi
KIZ: Ha ha iste o!! Hani guzel kizlar, kalcali falan (Brezilya'dan bahsediyo)
ERKEK: Sergen!!!!
GRUP: IPTAL

Kelime: koleksiyon
-hani erkekler kizlari tavlamak icin gelsana evdeki seyimigöstereyim ...
- !!!!!

Kelime: kestane
-basin belada neyi çizdirirsin?
-kestane!

K elime: makas
-böyle delikleri var parmagini içine sokuyosun sonra
oynatiyosun >uçlari
uzun hareket ediyo
-o ne ya (uzun süre anlattiktan sonra)
-lan gerizekali 2 deligi var onun içine parmak sokuyon
hareket
ediyo -burun
- ?
-karistirinca oluyo ööle
-salak ucu uzun mu ?
fıkranın devamı

1.. Serbest dolaşım çıkar . İyi bir eğitimi ve geçerli bir işi olmayanların hepsi (İpini koparanlar) çil yavruları gibi Avrupa'nın dört bir yanına dağılır .

2.. Hide Park'ta Türk usulü piknik yapar. (5 aile, 28 çocuk, kamyon, kebap, rakı, çiğ köfte, pijama, atlet, ip, top, tüp, çaydanlık, buz kabı, karpuz, tavla, okey, haşlanmış yumurta ve patates, pet şişe, naylon poşet, arabesk, gürültü ve kavga)

3.. Versailles Sarayının önünde seyyar satıcılık yapar.(Salatalık, lahmacun, simit v.s.)

4.. Wembley stadyumunun girişinde seyyar köfteci açar.

5.. Çocuklar trafik ışıklarında cam siler, mendil satar.

6.. Metro istasyonu girişlerinde kokoreç yapıp satar. Sakatat yasağını takmaz. Kolluk kuvvetlerinden koşarak kaçar. Kaçamazsa rüşvet vermeye çalışır.

7.. Lourvre müzesinde kapkaççılık yapar.

8.. Chapms Elises Bulvarı'nda düğün konvoyu yapar.

9.. Çeşitli alanlarda mafyalar oluşturur. Devlet arazilerini Türklere satar.

10.. Mafyadan aldığı arazilere gecekondu yapar. Gecekondularda inek, koyun, tavuk ve kaz besler. Kurduğu mahalleyi kurtarılmış bölge ilan eder.

11.. Yere tükürür. Kendini uyaran vatandaşı döver. Yakalandığında ise polise sürekli "abi !" diye hitap eder.

12.. Galatasaray Avrupa kupalarında başarı elde ettiğinde kutlama konvoyu yapar. Havaya ateş açar ve birkaç Avrupa vatandaşı için "Kim vurduya" tur ayarlarlar.

13.. Sanki asırlardır oradaymış da diğerleri yeni gelmiş ve kendisini rahatsız ediyormuş gibi davranır.

14.. Bir fast food'da yanındaki kız arkadaşına baktığından şüphelendiği adamı döver.

15.. Yenebilecek her şeye içinde domuz eti oluğu şüphesiyle bakar.

16.. Avrupalı tüm kadınlara şırfıntı gözüyle bakar ve günde 25 kadına sarkıntılık eder. Sonunda Avrupalı zannettiği bir Türk kızının ağabeylerinden dayak yer. Yaraları iyileştikten sonra aynı kızla çıkmaya başlar.

17.. Kızlar bir Avrupalı ile evlenebilmek için kırk takla atar. Babaları izin vermeyince evden kaçar. Babaları polisi arar. Kız 18 yaşından büyük olduğu için polis babayı pek sallamaz. Baba kendi işini kendi görmek ister ve herifin kardeşini öldürerek kan davası çıkarmaya çalışır.

18.. Arabasıyla caddelerde turlarken İbo'nun kasetini yüksek sesle çalarak kız tavlamaya çalışır.

19.. Evde bulgur pilavıyla beslenmeye çalışır ve tüm imkanlarını bir Mercedes sahibi olmak için seferber eder.

20.. Türkiye'ye gelip geri dönerken bir minibüs dolusu besin maddesi götürür. Sucuk ve pastırmaları halk sağlığına aykırılığı nedeniyle gümrükte terk eder. Terk etmeden önce iki saat süreyle arbede çıkarır.

21.. Seyyar lahmacun sattığı mahalleye servis yapan pizza dağıtıcısını döver. Olaya polis karışırsa başka bir gün tüm aşiretiyle gelip pizza dükkanını dağıtır.

22.. Kurban bayramlarında kamuya ait yerlerde kurban keser. Kan gövdeyi götürür.

23.. "Yok canım abarttın. Şu anda yurt dışında olanlar bu saydıklarının çoğunu yapmıyorlar ki" diye milletini savunanlar, o günler geldiğinde Türklerin Avrupa'da kanun, kitap dinlemeyecek kadar çoğunluk olacağını göz ardı ederler.

24.. Türkiye'nin nüfusu 16 milyona İstanbul'un nüfusu 1 milyona düşer. Refah seviyesi ve toplumsal kalite son haddine kadar yükselir. Kimse kimsenin malına, namusuna yan gözle bakmaz. Türkiye'de kalmış olanlar, dini bayramlarda ve yaz tatillerinde Avrupa'ya kaçarak Türkiye'nin sakinleşmesini beklerler.

25.. Türkiye'de eğitim seviyesi %98 üniversite düzeyine yükselir. İşsizlik kalmaz. İşçi ithaline başlanılır. Çevre kirliliği sıfıra düşer. Sanat ve kültür yurdun her köşesine yayılır. Arabesk sanatçıları iş alanlarını Avrupa'ya kaydırır. Turizm patlar.

26.. Ülkemiz temiz, sakin ve yaşanası bir memleket olur. Siyasi tartışmalar konuşma platformunda kalır.

27.. Hayal gücü iyi çalışan okuyucular bir bu kadar daha madde üretir.

Yaaa ! Dostlar . İşte böyle . Bundan sonra kimse "Biz Müslüman bir ülkeyiz; Avrupalılar bu yüzden bizi AB'ne almıyorlar" ya da "Türkiye'de demokratikleşme sağlanamadı; onun için giremiyoruz AB'ne" savunmalarını yapmasın . Çünkü alakası yok . İşte yukarıda sayılan maddeler yüzünden giremiyoruz AB'ne. Onlar yeni bir İstanbul olmaktan korkuyorlar . Kendi milletini tanımayan bazıları da hemen işi siyasi ve dini nedenlere dayandırıyorlar. "Yahu bir beceremediler şu AB'ne girmeyi" diye siyasetçileri suçluyorlar. Zavallı siyasetçi ne yapsın. Eldeki malzeme bu. AB'ne girer miyiz, girmez miyiz bilinmez ama fırsat bu fırsat, Avrupalılar Türkiye'deki bazı aksaklıkları gidermek için türlü şartlar sürüyorlar ortaya. Devlet seviyesinde çözülmesi gerekenlere eyvallah. Elbet çözülür ama ya bireyler ? Yani yukarıda anlatılanlar. Onu çözecek babayiğit ne Türkiye'de var ne Avrupa'da. Yoksa AB adam olana çocuk oyuncağı ama biz adam olamadık ki.
fıkranın devamı

kelime: mini etek
erkek: hani sen hep giyersin de, ben sana giyme derim ya..
kız: don!
topluluk: ohaaaaa!

kelime:sümüklü böcek
-hani bi hayvan var spiral şeklinde bi kabuğu var.
-salyangoz
-hah ona cok benziyo. ama sen nezle olunca ne akar burnundan
-sümük
-evet evet bu salyangoz benzeri hayvanda bundan var
-nası yani hayvanın sümüğü mü var?
-evet. karafatma nedir?
-hamamböceği
-hah 2. kelimeyi kes
-böc
-yok yok kelimenin tamami
-hamamböc
-allah belanı versin senin be

kelime: makas
-böyle delikleri var parmagini içine sokuyosun sonra
oynatiyosun uçlari uzun hareket ediyo
-o ne ya (uzun süre anlattiktan sonra)
-lan gerizekali 2 deligi var onun içine parmak
sokuyon hareket ediyo
-burun
- ?
-karistirinca oluyo ööle
-salak ucu uzun mu?!?!??!

kelime: berlin duvari
-hani avrupa'da bi ülkee..
- berlin duvari !!!

kelime: muamele
-hani erkekler gider
-maç
-hayir...hani siftah yapilir milli olunur ya..
-genelev!!!!
-evet iste orda bisey..
-peÇete!!
-allah belani...igrençsin yunus

kelime: gazete
x: bir tür haberlesme araci
y: telefon
x: devam et
y: internet, televizyon, radyo
x: ya kagittan olur,
y: dergi
x: büyük boyda acarsin okursun kocaman...
y: kitap
x allah belani versin be yuhhh..

kelime: yasemin'in penceresi
anlatici: "hani böyle ünlü birisi var herkesi konuk
ediyor sonrada iste güzel anilar yasiyolar.
cevaplayici: Çagla sikel
anlatici: ne çaglasi oglum
cevaplayici: hani herkesi evine aliyo ya sonra da
anlatici: uff bosver devam edelim hüzünlü seyler
yasiyolar
cevaplayici :..??!!
anlatici: hani kadinin adi bir çiçek adi sonra
ikinci kelime de evdeki bir nesnenin adi?
cevaplayici: menekse'nin donu
(topluluk iptal, anlatici aglar)

kelime: pire
- götünde ne var ?
- ???
- hani kafada da olur
- kil!
- hayir, hani böcek gibi bisey...
- ipek böcegi!
- uhaa....!!!

kelime: papatya
-hani geçen yaz piknikte sana takmistim ya
-grup:?!?!?!?!?!?!?!?

kelime: bes para etmez
ben: baba benim deyerim ne kadar?;
baba: dunyalar kadar kizim;
ben: baba dunyanin deyeri ne kadar?;
baba: bes para etmez kizim....

kelime: tamirat
a: televizyonunun çalismama sebebi ne olabilir?
b: bozulmustur.
a: hah! bisey bozulunca ne yaptirirsin?
b: tamir.
a: çok güzel! türet bunu.
b: neyini türetcem bunun be?
a: himzz..essegin büyügüne ne denir?
b: at
a: çok güsel.birlestir simdi ( umutlanmistir anlatici)
b: at tamiri!!!
a: karti firlatir, mekani terkeder

kelime: naz
a: kadinlarin evlenmeden once erkekleri tavlamak icin yaptiklari sey...
b: oral sex!
topluluk: ohha?

kelime: iska
- kar topu savasinda pelin'e atarim, o da egilir basini kaldirir ve ne der?
- hayvan?

kelime : sanatçi
- hani bööle tarkan gibi bisi...
- ibne !!
- ayy cok hayvansin murat..

kelime: manti
- hani biz toplanip yapariz, partisini veririz..
- seks!!
- ne zaman yaptik ya, ben niye kacirdim????

kelime : 1 nisan
- abi, 31 mart'tan sonra ne gelir ?
- 32 mart
- harbiden bravo yani... senin gibi lama'dan baska cevap beklenemezdi zaten..

fıkranın devamı

Menekşe moru gözlüm, al yanaklım, seni bir daha dövmeyeceğim. Lütfen artık eve dön. Bak Yaşar halıya kustu, kusmuk seni bekliyor. Ayaklarım bugün de hep seni aradı, yıkanmak için. Seni çok arıyorum, bir haftadır akşam rakılarının tadı tuzu yok... Ev sensiz çok ıssız. Gerçi nasıl, nerede yattığımı, kime nasıl çaktığımı falan hiç hatırlamıyorum ama onun sen olmadığını bir büyük rakının sonunda dahi hissedebiliyorum.
Kezban, ben sana aşığım. Eve döndüğün gün, bunu arkadaşlarla kutlayacağım. Sen, kanlar içerisinde evden kaçarken nasıl duygulandığımı bilemezsin. Elimdeki şişeyi, hırsımdan ananın fotoğrafına fırlattım. (Artık duvarları gelince silersin.) Kezban bir de gelirken 2 paket kısa Maltepe getirebilir misin?
Dün Zeynep okula gitmeyip dolma sardı, ben de okeye dönerken dikkatleri dağıtmak için habire dolma yiyip,"yiyin yiyin nefis olmuş" dedim. Nasıl zeka ama.. Zeynep'in tezkeresinde okul ve sınıf kısmını boş bıraktım. Onu da mı ben dolduracağım?
Bu sabah seni kaçırışım aklıma geldi, efkarlanıp bir cıgara yaktım. On dört yaşlarında taş gibi kızdın. Nasıl; Mehmet, Abidin, Ramazan, Yusuf gelip seni döve döve taksiye atmıştık? Peki, seni piknik tüpü ile dövüşümü hatırlıyor musun? Yeni evliydik, bir boğaz gezisi dönüşüydü. Mehmetgiller kapıda bekliyorlardı, sen daha roka bile hazırlamamıştın ve Ramazan içeriden "ROKA!" diye bağırmıştı. Mutfağın kapısını içeriden nasıl kilitlediğimi, ocağın oradan tüpü nasıl kaptığımı falan hiç hatırlamıyorum. O gece Ramazan 'lar gidince sen Yaşar 'ı doğurdun. Huysuz mu huysuz, koca burunlu Yaşarımı... Bu arada son maaşınla Yaşar 'a don falan aldım...
Artık yuvana dön, asabımı bozma!

Kocan Haydar

fıkranın devamı

Dört kaplumbağa, pikniğe çıkmaya karar vermiş. Erzakları hazırlayıp; bir yıl, iki yıl, beş, on yıl derken, otuz yıl sonra piknik yerine varmışlar. Gazozları, yiyecekleri, herşeyi ortaya çıkarmışlar. Bir bakmışlar gazoz açacağı yok. Tek çözüm, birinin eve gidip açacağı alıp gelmesi. Görev, içlerinde en küçük kaplumbağa olan Temel'e düşmüş. Genç kaplumbağa: -Ben gelene kadar buradaki yiyeceklere dokunmazsanız giderim... Diğerleri bunu kabul etmiş. Temel, yola çıkmış; bir,iki, on, yirmi yıl geçmiş. Bu arada, yaşlı kaplumbağalardan biri fenalaşmış. Arkadaşları ne yapsa faydasız, son bir dileği olup olmadığını sormuşlar: -Gerçi genç kaplumbağaya söz verdik ama, şuradaki sarmalardan bir tanesini yesem olur mu?... -Elbette... Diyerek, sarmalardan birini vermişler. Tam ağzına atacağı sırada, genç Temel, çalıların arasından fırlamış: -Gitmiyorum işte, gitmiyorum...
fıkranın devamı

Bir grup kaplumbağa pikniğe gitmeye karar vermişler. Bunlar böreklerini almışlar, koyulmuşlar yola... Piknik yerine gitmeleri de 1 yıl sürmüş. Kaplumbağalar da tuz olmadan yaşayamazlarmış yolda giderken bütün tuzu bitirmişler.1 yıl geçmış sonunda piknik yerine ulaşmışlar neyse böreklerini açmışlar bir bakmışlar ki; tuzları bitmiş. Elbette tuzsuz yaşayamazlar, kim gitsin derken en yaşlıları gitse gelene kadar ölür en iyisi "en gencimiz gitsin" demişler. Genç kaplumbağa da kabul etmiş ama "bir şartım var" demiş:
- Ben gidip gelene kadar kimse bu börekleri yemeyecek.
Herkes kabul etmiş.
Genç kaplumbağa gitmiş. Aradan 6 ay geçmiş yaşlı kaplumbağa ölmek üzereymiş, herkes "sen ye yaşlısın ölüceksin." demiş.
O :
- Hayır söz verdim gelene kadar yemiyecem.
1 senenin dolmasına cok az kalmış ki yaşlı kaplumbağa dayanamamış tam elini böreğe uzatmış çalıların arasından genç kaplumbağa çıkmış:
-Yaa ! Demek ki gitseydim börekleri yiyecekmişsin...
fıkranın devamı

2002'nin Nisan ayıydı. Üniversite 2. sınıftaydım. Havalar hızla düzeliyor, değişen havada içimiz coşkuyla doluyordu.. Oda arkadaşlarımın sınıf arkadaşlarıyla pikniklere gidiyorduk. Kendim hiç arkadaş edinemediğimden, onlarla olmaktan mutluluk duyuyordum.
Aralarında Cihan adında bir genç vardı ki...

Dünya iyisi, dünya tatlısıydı. Çok hoşlanmıştım ondan..

29 Mayıs 2002 günü oda arkadaşımın doğumgününü kutlamaya gittiğimizde nihayet duygularını açıklamayı başarmış, uğraşlar sonunda bana aşık olduğunu söyleyebilmişti.

Aslında onunla çıkmak değildi niyetim; bencilce beni sevmesini istiyordum. Daha doğrusu, çıkarsak, kıymetim kalmaz, diye düşünüyor; bana hep böyle tatlı tatlı baksa, diyordum.

Ama o kadar iyi niyetliydi ki, ona kanmam o kadar da zor olmadı..

Haziran ayının ortasında okullar tatile girmiş ve biz neredeyse(aynı şehirde olmamıza rağmen) görüşememiştik. Çünkü çok kıskanç bir babam vardı ve beni dışarı bile bırakmak istemiyordu..

Okullar tekrar açılıp geri döndüğümüzdeyse, o aşktan eser kalmamıştı. En azından benim için.. Oysa beni hala çılgınca seviyordu.. 15-20 günlük bir görüşmeden sonra beni nasıl sevebilmişti bu kadar, bilemiyorum..

Ona açıldım. Araya uzak mesafeli ayrılık girdiğinden, bu ayrılığın beni ondan soğuttuğundan bahsettim. Ağladı, ağladı...
"Yeter ki benden ayrılma, yanımda ol, sevmesen de razıyım." dedi. Ağlamasına dayanamayıp kabul ettim. Birkaç defa daha aynı şey tekrarlandı. Sonuç yine aynı..

Kör,topal 1,5 sene sürdü. Sonunda tahammülüm kalmamış, her şeyi, üzülüp ağlamasına rağmen bitirmiştim.

Ama bu da kar etmedi. Defalarca arayıp barışmak istedi. Ona son derece değer veriyordum. Onu kıracağıma, dünyayı karşıma alabilirdim. Ama aşk bu. Olmayınca olmuyordu.

Bu zamandan sonraki 1,5 yıl yolda her karşılaşmamızda arkasını dönüyor, heyecanlı hareketlerle benden kaçıyordu. Selam da vermek istemiyordu. Ama beni sevdiği gözlerinden, hareketlerinden okunuyordu. Oda arkadaşlarımdan aldığım duyuma göre, beni unutması için çevresi, ona 2 kız bulmuş, fakat o beni unutamadığını söyleyerek onlardan ayrılmıştı.

.......

Bu arada ben de üniversite öğrenimimi tamamlamış, yüksek lisansa başlamış; bulunduğum ilin bir ilçesinde Öğretim görevlisi olarak kalmayı başarmıştım.

Bir sabah derse gitmek üzere otobüse yetişmek için koştuğumda, ONU gördüğümü zannettim. Uyku sersemi olmama rağmen, hareketlerinin heyecanından onun da beni gördüğünü ve bunca zaman sonra Hala unutamadığını anladım.
Ama kim takar?.. Derse geç kalmak benim için ÖLÜMDÜ.

Keşke ölüm sadece derse geç kalmaktan ibaret olsaydı da, onu gördüğüm anın kıymetini bilseydim...

Ama keşkeler hiçbir şeyi geri getirmiyor..

Beni gördüğü gün, çok üzülmüş, arkadaşlarının yanına gidip çok hastalandığını söylemiş.. Boğazı şişmiş veee.. bilincini kaybettikten
BİRKAÇ GÜN SONRA KOMAYA GİRMİŞTİ..

78 gününü komada geçirdikten sonra HAYATA GÖZLERİNİ YUMDU..

Ağlamak, bağırmak, çırpınmak insanları geri getirebilseydi, inanıyorum ki, Cihan'ı Rabbim geri gönderirdi benim ağlamalarıma dayanamayıp. Öleli 8 ay olmasına rağmen bir an için bile olsa, hayali gözlerimin önünden gitmiyor.
Hiçbir işe yaramayacağını bilsem de, KEŞKE ONU ÜZMESEYDİM, onunla evlenseydimm..

Ama hak ettim ben böyle bir cezayı..

Şu an AŞKTAN o kadar korkuyorum ki...


fıkranın devamı

Dort kaplumbaga piknige cikmaya karar veriyorlar.Erzaklari hazirlayip yola koyuluyorlar.Bir yil, iki yil, bes, on yil derken 30 yil sonra piknik yerine variyorlar.
Hemen erzaklari cikariyorlar, gazozlar,yiyecekler, hersey ortaya cikiyor.
Gazozlar da sise gazoz. Ve acacak YOK!
Tek cozum, birinin eve gidip acacagi alip getirmesi.Dogal olarak en genc kaplumbagayi seciyorlar.
Genc eleman:
- Giderim, ama bir sartim var., der ve ekler.
- Buradaki yiyeceklerin hicbirine ben gelinceye kadar dokunulmayacak.
Digerleri de bunu kabul eder.Elemanimiz yola cikar.Aradan bir, iki, on, yirmi yil geger.
Bu arada yasli kaplumbagalardan birisi fenalasir.Ölmek uzeredir.Arkadaslari ne yapsa faydasiz.Kaplumbaganin son dilegi olup olmadigini sorarlar.O da:
- Gerci genc kaplumbagaya soz verdik ama, suradaki sarmalardan bir tanesini yesem olur mu?, der.
Digerleri de kiramaz ve:
- Elbette!,diyerek, sarmalardan birini verirler.Tam agzina atacagi sirada genc kaplumbaga calilarin arasindan firlar ve:

- Gitmiyorum iste, gitmiyorum!
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama