POLİTİKACI DALINDA...
1) "Füzelerle savaş kazanabilirsiniz, ama füzelerin üzerine oturamazsınız..." (Deniz Baykal)
2) "Afrikalı zombiler gibi..." (Bülent Arınç)
3) "Sekiz yıl Özal'a verdiniz, onun iki yılını ananıza verin, o zaman Türkiye şahlanır..." (Tansu Çiller)
3) "Powell'ın ziyareti daha önce yapılsaydı daha iyi olurdu, ancak bu ziyaret tam zamanında yapılmıştır..." (Abdullah Gül)
5) "Ben 1960'larda çalışma bakanlığı yapmıştım. Yani tam hatırlamıyorum ama 1995'e kadar sürdü bu görevim..." (Bülent Ecevit)
KADIN SUNUCU DALINDA...
1) "Evet, bugün perşembe, haftanın son günü, yani bugünü saymazsak..." (Pınar Altuğ, TRT'deki programında)
2) "Sıfır puan kazanırsaniz toplam puanınıza sıfır puan ekleriz..." (Ebru Şallı, Pazar Yıldızı adlı yarışmada)
3) "Siz ben olmuşum, ben siz olmuşsunuz..." (Esra Ceyhan, Huysuz Virjin'e rüyasını anlatıyor)
4) "Tuğba Özay'ı alkışlayan gruba bakıyorum. Büyük bir çoğunluğunu kadın ve erkekler oluşturuyor..." (Ece Erken, Passaparola'da)
5) "Bütün o elektronik şeyler aslında biraz mekanik kaçıyor..." (Gülben Ergen, SMS, e-card gibi yöntemlerden hoşlanmadığını belirtmek istiyor)
ERKEK SUNUCU DALINDA...
1) "Yani şimdi sizin annenizin bütün evliliklerinden elde ettiği toplam çocuk sayısı kaç?" (Sinan Çetin, Film Gibi programında konuğa)
2) "Süreyya Ayhan sizin cinsiniz bilirsiniz..." (Tarik Tarcan, En Büyük Yarışma'da kadın yarışmacıya)
3) "Makul ağla!.." (Savaş Ay, A Takımı'nda sinir krizi geçirttiği Niran Ünsal'a)
4) "Ben, aşki iki kişinin yaşamasından yanayım..." (Vatan Şaşmaz)
5) "Bu çocuk üçünüzden!.." (Erman Toroğlu, Karar Anı adlı programda, karı-koca ve sevgiliye söylüyor)
ERKEK ŞARKICI DALINDA...
1) "Siz düşük yapma halini, her şeyi olan Richard Gere'in mutluluğu Hindistan'da aramasına da benzetebilirsiniz. Düşünsenize, her şeyiniz var ama mutlu degilsiniz..." (Çelik Erişçi)
2) "Müzikte tek eksiğim opera..." (Doğuş)
3) "İlham kaynağım şu gördüğünüz Boğaz. Bu deniz, öküze bile ilham verir..." (Serdar Ortaç)
4) "Her sene bir sene daha geçiyor..." (Tarkan)
5) "Ben, yıllardır süregelen ve gitgide gerileyen arabesk türkücü imajını roketlemek istiyorum. Arabaların torpidolarında en arkada duran kasetleri önlere çıkartmak istiyorum..." (Özcan Deniz)
KADIN ŞARKICI DALINDA...
1) "Estetik haramsa bütün hastaneleri kapatsınlar..." (Petek Dinçöz)
2) "Ses, bedende en geç yaşlanan organdır..." (Nükhet Duru)
3) "Yıllardır olmamıştı, uzun zamandan beri ilk defa tek partili koalisyon oluyor..." (Nil Karaibrahimgil, Bogaziçi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü mezunu)
4) "Afrika'dan yamyam getireceğiz..." (Ebru Gündeş, balayına giderken)
5) "Benim o kültürsüz insanlarla işim olmaz, zaten şimdi ultrasyondan çıktım çok mutluyum..." (Ceylan)
MANKEN DALINDA...
1) "Kel miyim, topal mıyım gidip de yasak bir ilişki yaşayayım..." (Didem Taslan)
2) "Birçok arkadaşımın içime girmesine izin verdim, ve ben öyle her arkadaşımı içime alan biri değilimdir..." (Deniz Akkaya)
3) "Şimdiye kadar beraber olduğum erkek arkadaşlarım beni darmadağın etti..." (Gizem Özdilli)
4) "Bu tür şeyler gerçek hayatta da, normal hayatta da yanına yaklaşmam artı sevmem..." (Tuğba Özay)
5) "Erkeğimi asla kahvaltısız bırakmam!.." (Şenay Akay)
DİZİ OYUNCUSU DALINDA...
1) "Tangoya başlarken kadınlar sağ ön, erkekler sol arka ayaklarıyla başlar..." (İpek Tuzcuoğlu)
2) "Laf olsun diye bir şey söyleyecek bir kadın değil o, mutlaka altını doldurur!.." (Tamer Karadağlı, Hülya Avşar için)
3) "Şimdi ben gitsem Amerika'yı ikna etmeye çalışsam beni iplemeyecektir..." (Mehmet Ali Alabora)
4) "Atatürk yaşasaydı, magazin gazetecileri onun da bir frikiğini yakalardı..." (Nurseli İdiz)
5) "Filmin finalini soran anketler internetlerde yayınlandı..." (Özcan Deniz)
SPOR YORUMCUSU DALINDA...
1) "Ağzınla kuş tutsan... ne kuşu?! Ejderha tutsan bunlara yaranamazsınız..." (Ahmet Çakar)
2) "Hayırlı vilayetler..." (Ziya Şengül, İstanbul Valisi ile konuşurken)
3) "İyi püskürtmüş!.." (Şansal Büyüka, hakeme tüküren oyuncu için)
4) "İkinci gol de Boer'un ayağının şeyinden oldu, üçüncü gol gene de Boer'un şeyinden oldu..." (Turgay Şeren)
5) "Bakirelik yalnız bayanda mı olur? Mesela hakemin bakiresi olmaz mı? Yani bozulmamış bir hakem..." (Erman Toroğlu)
HABER SPİKERİ DALINDA...
1) "İnsan, hayvan... her canlının yavrusu ne güzel, öyle değil mi sevgili seyirciler?" (Defne Samyeli, Show Haber)
2) "Bu akşam oynanacak olan Beşiktaş-Galatasaray derbisinin sonucu henüz belli değil..." (Zeynep Kasımlıoğlu)
3) "Bugün çok şey oldu sayın seyirciler..." (Can Ataklı, ana haberi açış cümlesi)
4) "Babayı buldunuz mu?" (Reha Muhtar, haber sunduğu günlerde babasıyla buluşturduğu kıza)
5) "Bize nasıl kullanıldığını gösterebilir misiniz lütfen?" (Gülgün Feyman, kadınlar için üretilmiş prezervatifi tutarak, üretici firma yetkilisine)
fıkranın devamı
Politikacının yolu Temellerin köyüne düşmüştü. Köyde gezinirken bir ara politikacının gözü yoldan geçen boynunda çıngırağı olan eşeğe takılmış. Eşeğin arkasından gelen Temele sormuş politikacı;
-Ya bu eşeğin boynuna çıngırağı niye taktınız?
Temel;
-Eşek yürürken çıngırak çalıyor, durunca çıngırak sesi kesiliyor. O sırada ben de koşup eşeği yürütüyorum.
Politikacı;
-E peki ya eşek durup sadece boynunu sallarsa nerden anlayacaksın peki? diye sorunca ukala ukala..
Temel de yapıştırmış cevabı;
-Sizin gibi akıllı eşeği nerden bulacağız ki!
fıkranın devamı
Orta okul oğrencisi kahramanımız, babasının omuzuna dokunarak, sorar:
-Baba, okulda ders verdiler, "plitika nedir", anlatmamız lazım. Nedir politika?
Baba oğlunun yaşına uygun bir formül bulur:
-Bak yavrum, şimdi şu kelimeleri iyice aklında tut.. Ben ücretli calışıyorum, buna KAPİTALİZİM diyoruz. Parayı nasıl yöneteceğimize annen karar veriyor, ona HÜKÜMET de. Hepimiz aslında senin için cabalıyoruz, sen HALK'sın. Bebek kardeşine bakan dadın, İŞCİ SINIFI. Kardeşini de GELECEK diye düşün. Şimdi bunları böyle ezberle, yarın kahvaltıda sana politikayı anlatırım.
Oğlan bunları ezberler, akşam olur, her kez yatar. Gece bizimki, kardeşi küçük bebeğin ağlamasıyla uyanır. Gider bebeğin odasına bebek altını kirletmiş ağlamaktadır. Annesinin odasına girer, annesi derin bir uyku cekmektedir, uyanamaz. Dadısının odasına gider, bir bakar ki, babası dadısını beceriyor, "bebek ağlıyor" demesine hic aldırıs eden bir halleri yok. Bizimkisi arkasını döner, ve isyan ede ede yatar.
Ertesi sabah kahvaltıda babasına şöyle der:
-Baba ben politika neymiş cözdüm.
-söyle neymiş bakalim yavrum? Diye sorar babası..
-HÜKÜMET uyurken, KAPİTALİZİM İŞCİ SINIFINI s*kiyor, HALK isyanlarda ve kimsenin umrunda değil ve geleceğimiz böylece bok içinde..
fıkranın devamı
Şirkette eski genel müdür kovulmuş, yeni bir genel müdür atanmıştı. Eski müdür görevi devrederken, yenisine tavsiyelerde bulundu ve 3 adet zarf verdi. Her biri numaralanmıştı. Eski müdür yenisine ileride her başı sıkıştığında bir zarfı açmasını söyledi. Ve yeni müdür işe başladı. Altı ay işler yolunda gitti. Fakat sonra satışlar birdenbire düştü. Ne yapacağını bilemeyen yeni müdür, en sonunda 1. zarfı açtı. Zarfta şöyle yazıyordu:
- Kendinden önceki müdürü suçla... Yeni müdür hemen bir basın toplantısı ayarladı ve sorunlar için kendinden önceki müdürün politikalarını suçladı. Basın ve borsa bu açıklamalara olumlu baktı, şirket hisseleri toparlandı, bu arada da satışlar düzeldi... İşler bir süre daha yolunda gitti. Fakat sonra üretim sorunları çıktı. Önceki olaydan tecrübeli yeni müdür gecikmeden 2. zarfı açtı. zarfta şu yazıyordu:
- Şirketi yeniden organize et. Yeni müdür reorganizasyonu uygulamaya koydu, sorun çözüldü. Bir süre sonra işler yine bozuldu. Yeni müdür koşa koşa gitti ve 3. zarfı açtı:
- 3 zarf hazırla...
fıkranın devamı
Gercek bir olay. Bu olay Kayseri'nin Bünyan ilçesi'nde yasanmis. Olay Alfred Hitchcock'un meshur
korku filmlerini bile çok gerilerde
birakacak kadar tüyler ürpertici. Gece bindiginiz otomobilde direksiyonda kimse yoksa ne
yapardiniz? Kendisi Bünyanli olmayan,
politikayla ugrasmis ve halen Kayseri'de yasayan isadami, 22 Subat 2005 tarihinde Bünyan
sinirinda, Kayseri Malatya kara yolu
üzerinde, bir benzin istasyonuna girer. Lokantaya Oturur ve orada kalabalik toplulukla
birlikte bir ufak raki içer.
Yürüyüs mesafesindeki Bünyan'a gitmek için, lokantadan çikar. Ancak disarisi hem zifiri
karanliktir hem de korkunç bir kar-tipi
firtinasi baslamistir. Benzin istasyonuna yaklasik 300 metre mesafedeki, Bünyan'a dönüs
yolu kenarina varir. Oradan geçen bir
arabaya binip, Bünyan'a ulasma derdindedir. Firtina daha da siddetlenir. Adam bir-kaç
adim ötesini bile görememektedir.
Gelip-geçen bir araba da yoktur. Nihayet karanliklar içerisinde, hayalet gibi yavas yavas
yaklasan bir arabanin iki farini farkeder.
Arabanin, tam önünde yavaslamasiyla birlikte hemen arka kapiyi açar ve arabaya biner.
Kapiyi kapatir, araba yeniden hareket eder.
Içeridekilere merhaba demek ister. Ama o da ne? Arabada kimse olmadigi gibi, direksiyonda
da kimse yok. Birden panige kapilir.
Korkuyla, hemen arabadan atlayip, oradan kosarak uzaklasmak ister ama hem araba hizlanmis,
hem de korku ile dizleri baglanmis,
hareket edemez hale gelmistir. Araba keskin bir viraja dogru yaklasir. Adam dua etmeye baslar.
Tüm günahlari için tövbe eder.
Arabayi durdurmasi için Allaha yalvarir. Tam bu esnada, pencereden bir
el uzanir ve direksiyonu kivirarak sert virajdan arabanin dogru yola dönmesini saglar.
Her tehlikeli dönemece yaklastikca,
Allah'a yalvaris ve yakarisi artar ve her seferinde de bir el disaridan uzanip, direksiyonu çevirir.
Sonunda kendisini biraz toparlar,
ayaklarini kimildatir. "Ya Allah koru beni..." deyip, kapiyi açmasiyla birlikte, kendisini
arabadan disari firlatir. Bir kaç takla attiktan sonra,
sarampolde kendisine gelir.
Defalarca üç Kulfu-bir Elham okuyarak, Bünyan'a yürüyerek ulasir ve bir kahvehaneye girer.
Üstü basi islak ve soka girmis haldedir.
Kendisini taniyanlar hemence sobanin basina alirlar. Eline bir çay verirler. Bir müddet sonra
kendisine gelip, sesi titreyerek, basina
gelen doga üstü ve korkunç olayi anlatir. Olayi dinleyenler inanmak istemeseler de, anlatan
kisinin akli basinda ve toplumsal sorumluluk
tasiyan bir pozisyonda oldugunu bildiklerinden, herkeste derin bir sessizlik olusur. Yaklasik
yarim saat sonra, ayni kahvehaneye
Koyunabdal Köyü'nden iki kisi girer. Bir masaya oturur ve iki bardak çay söylerler. Bu arada,
gelenlerden birisi, digerine sunlari söyler :
- Ahmet baksana, su sobanin basin da oturan gerizekali, bizim araba yolda kalinca, biz arabayi iterken,
arabaya binip-inen salak degil mi?
fıkranın devamı
Katolik mahallenin papazı, o kiliseye gelişinin 25. yıldönümü şerefine verilen bir yeme
fıkranın devamı
PolitikaBir bürokrat yoksul bir adamı ziyarete gitmiş demiş ki: "seninoğlana bir eş bulalım, ...
fıkranın devamı
Şirkette eski genel müdür kovulmuş, yeni bir genel müdür atanmıştı. Eski müdür görevi de...
fıkranın devamı
Bir gün Temelle Dursun otururlarken Temel Dursun'a;-"Ula usagum ben politikaci olacagum." demisDurs...
fıkranın devamı
Büyük bir hastahane de 5 meşhur cerrah oturmuş hangi meslekten olan insanları ameliyat etmenin ...
fıkranın devamı
Bir zamanlar oldukca yuksek mevkilere ulasmis bir bayan politikacimiz issiz kalinca sirayla is adaml...
fıkranın devamı
Çok eskilerde türkiyede yaşayan vatandaşımız uzun senler yurt dışında kaldıktan sonra bir ...
fıkranın devamı
- Yere tükürme alışkanlıkları sayesinde cehennemin ateşini söndürebilirler...
- Zebanilere rüşvet verip cennete girmeye çalışabilirler...
- Arazi mafyası bir Türk mevta, bütün cehennemi gasp edip 'burayı boşaltın' diye ahaliye zulüm edebilir. Olmadı zor koşup her tarafı ateşe verebilir.
- Abi burası çok fena sıcak oldu, bi vantilatör alalım diyebilirler.
- Cehenneme gitmekten memnun kalmayan Türkler ben bi arkadaşa bakıp çıkacam deyip zebanileri kandırmaya çalışabilirler.
- Cehennemin tam göbeğinde, karşıdan ağzında sigara gelmekte olan bir Türk, abi ateşini bi verebilir misin diyebilir.
- Cehennemde Türkler itfaiyeyi arayıp burda yangın çıktı diyebilirler. Dahası Türk itfaiyesi bütün cehennem ateşi yanıp bittikten sonra gelebilir.
- Abi şu ateşi bulmuşken iki kilo kanat alalım da mangal yapalım diyen Türkler çıkabilir.
- Girişimci bir Türk Aygazın Cehennem bayiliğini alıp 'Aygaaaaaz' diye bağırtabilir. Çünkü yemek için ateşe ihtiyaç vardır.
- Cehennem sıcağından bunalan bazı taşralı Türkler havlu ıslatıp enselerine koyabilirler.
- Aşrı sıcaktan bunalan bazı Güneyli cehennemliklerimiz "hanım hazırlanalım, yayla mevsimi çoktaaan geldi" diyebilir.
- Cehennemin daha az sıcak yerlerine tüymek isteyen bazı uyanıklar, politikacı cehennemlikleri araya koyabilirler. Ve dahi hamili kart yakinimdir çıkartıp zebanileri uyutmaya çalışabilirler.
- Bazı ders almaz, uslanmaz edepsizler "bu ne oğlum ortalık gavur gibi yanıyo" diyebilirler.
- Türk Meteorolojisi cehennemde sıcaklıkların mevsim normallerinin üzerinde seyrettiğini hafta sonu yağış beklendiğini, söyleyebilir. Sıcak havanın da Sahra çölünden geldiğini söyleyip günahı Araplara atabilirler.
fıkranın devamı
Tankut nedir?
Hayatınızdaki sevdiğiniz, değer verdiğiniz bayanların yanına yakıştıramadığınız veya
acayip kıl olduğunuz erkek arkadaşı ve/veya adayına kısaca TANKUT diyoruz.
Neden kızlar tankutları seçer?
Çunki her genç kızın rüyası olan tiplerdirler.
Yakışıklı
Karizmatik
İyi para kazanan
Kariyer planlamasını yapmış ve bu yönde adım adım ilerleyen.
Entellektüel birikimi olan
Kızı ezmeden sahiplenen
Romantik
Ciks mekanları sık sık ziyaret eden
Neden tankut'tan nefret ediyoruz?
Tankut her zaman bize alternatiftir çünki,
her zaman bize göre bir artıları vardır
çirkinse karizmatiktir (bakınız okan bayülgen)
veya acaip yakışıklıdır (bakınız achiles)
sıradandır ama çok zengindir.
Alternatif tankut isimleri
Tankut, Berk, Taşkın, Berkcan, Çağıl, Çağan,
Barçın, Ufuk, Gökhan, Gökmen, Baran, Aybars, Göktürk
Tankut meslekleri
Bir borsa aracı kurumunda Dealer, Analist veya Broker
x bir firmada, İş Geliştirme Müdürü / Genel Koodinatör / Yönetim Kurulu üyesi
Bar/Cafe İşletmecisi
Ressam, tanınmamış müzisyen veya fotoğrafçı (ama aileden zengin)
Reklamcı (metin yazarı mesela)
Mücevher tasarımcısı
Tankut evleri
Tankutların evleri genelde şu özellikler barındırır.
Geniş en az 200 metre kare stüdyo daire,
az mobilyalı olacak evimiz ama teknolojik olacak,
ikiz yatak (yatağın tavanında ayna) ayna uygulaması tavşan ruhlu olanlarında vardır
büyük rahat koltuklardan oluşan oturma grubu,
amerikan mutfak,
oturma grubunun karşısına bir ev sineması sistemi,
mükemmel bir müzik seti dvd li filan,
evin içine serpiştirilmiş bir sürü irili ufaklı hoperörler,
muhakak ana tv sistemine bağlı hazır bekleyen xbox oyun makinesi ve kumandaları
Çekim yapmaya hazır amatörden biraz daha iyi video kamera ve ışık sistemi
yatak odasında geniş bir gardrop, boy boy kıyafetler.
geniş bir banyo (Fantaziye uygun büyüklükte küvet veya duruma göre jakuzi),
Evin temizliği ile uğraşan her gün öğleye doğru gelen 45 yaşlarında bir hanım.
Tankut Arabaları
Tankutların vazgeçilmez aksesuarı arabadır.
En büyük zevkleri hızlı araba kullanmaktır.
Çok zenginleri ferrari filan kasmaya çalışırlar ama genelde kullandıkları
araçlar 80 milyarın üzerindeki ithal otomobillerdir.
Mecbur kalmadıkları sürece arabada sevişmezler, araba onların mabedidir.
Tankut Bilgisayarları
Paraya para demediklerinden paranın alabileceği son model diz üstü bilgisayarları
kullanırlar. Meslekleri ile alakalı yazılımları kullanırlar ve pek nadir de olsa
chat yaparlar, güzelim makineler heba olur bu adilerin ellerinde.
Bu yetmezmiş gibi diz üstü bilgisayarlarına ipod veya cep telefonuna davranır gibi
davranırlar. Evde çalışma odalarında ayrıca büyük ve yine son model oyun oynamak
için hayvan bilgisayar sistemleri vardır.
Tankut Cep telefonları
Arkadaşlar nokia yeni model çıkardıkça cep telefonu değiştirirler. Anlaşmalı oldukları
sürekli yeni modelleri takip edip yeni model çıktıkça kendilerine haber veren
telefoncuları vardır.
İçlerinde maceracı ruha sahip olanları Motorolanın Hello Moto sunu veya simensin en
pahalı modellerinide tercih edebilirler.
Tankut ve nakit para
Klasik bir tankut'un üzerinde günlük harcamalar içim yaklaşık 500 YTL civarında nakit,
en az 200 euro ve en az 300 USD bulunur.
Ayrıca ani bir trafik kazası yapıp çarptıkları adamı şikayetten vaz geçirmek için 1 adet
1000 USD lik banknot katlı olarak cüzdanlarının dibinde saklıdır.
Tankut ve Kredi kartları
Tankutlar her daim likit olsalarda harcamalarının büyük kısmını Kredi Kartı ile yaparlar,
Tankutlara göre bar/cafe/restoran gibi mekanlarda ödemeyi nakit veya ticket (yemek çeki)
ile yapmak ayıptır. Yemek çekini sadece iş arkadaşları ile öğle yemeğinde sosisli yerken
kullanırlar.
Tankut ve Sinema
Tankutlarda kız portföyü geniş olduğundan vizyondaki tüm filimleri izlerler hatta
bazılarını birkaç kez tekrar izlemek zorunda kalırlar. Film zevkleri yoktur. Sinemayı
kızlarla vakit geçirilen bir mekan olarak düşünürler.
Tankut ve Tiyatro
Tankutlar sürekli sinema izleyicisi olmalarına rağmen tiyatroya ancak entel dantel bir
kızla çıkıyorlarsa mecburen giderler. Keza şiir dinletisi, imza günü, panel, konferans
gibi etkinlikleride tiyatro gibi değerlendirirler.
Tankut ve Müzik
Tankutların klasik bir müzik anlayışı vardır. Rakı içerken arabesk veya türk sanat müziği
dinlerler ancak günlük hayatta genelde yabancı pop olayındadırlar. Portföylerindeki
kızların müzik tercihlerine göre ritmini sevdikleri her müziği dinlerler.
Bunun yanında evlerinde geniş bir Klasik Müzik ve New Age arşivleri olur.
Sevişirken bu müzikleri tercih ederler.
Tankut ve Siyaset
Tankutlar Anap'ın Anap olduğu dönemde genelde Anaplıydılar. Bunlardan bazıları geçtiğimiz
dönemde uzan gazıyla genç partili oldular. Halen büyük çoğunluğu anap-dyp çizgisindedir.
Politikayla aktif olarak ilgilenmezler, faiz/euro-USD/güncel araba fiyatları gibi değerleri
vardır.
İçlerinde aile baskısı ile politikaya sokulmuş olanları vardır. Ülkemizde çok zengin ve büyük
aileler bizimde bi vekilimiz olsun diyerek zaman zaman bu gençleri ilerde girdiği partide bir
konuma getirip vekil seçtiririz düşüncesiyle gençlik kolları başkanlığı filan yaptırtırlar.
Tankut ve Kitap
Tankutlar kitap okur. Entellektüel birikimleri vardır. Siyaset hariç her konuda okurlar.
Tüm yeni çıkan kitapları okurlar, özellikle kızların takip ettiği Ahmet Altan (aldatmak),
Murathan Mungan (sende aşkları temize çektim...) gibi yazarları takip ederler. Özellikle
geçerli bir meslek sahibi olmayanları (misal : yazar, ressam, müzisyen vb...) muhakkak bir
roman denemesi yaparak en az bir 20 adet A4 dolduracak birşeyler karalamışlardır. Kızlardan
çok anlarlarmış gibi bu denemeleri okuyarak yorum yapmalarını isteyerek pirim yaparlar.
Tankut ve Televizyon
Klasik bir Tankut popüler dizileri takip eder, özellikle kızların sevdiği "Bir istanbul masalı",
"Haziran Gecesi" ve bunun gibi diziler favorileridir. kızlar sevdikleri diziler ile ilgili sohbet
etmeye bayılır. Bunun yanında yükselen değerlerimizden cnbc-e, ntv, cnn türk üçlüsünün sürekli
takipçileridirler. Bu 3 kanalın hemen her programını izlerler.
Tankut ve Romantizim
Tankutlar duruma göre romantizmi bir silah olarak kullanabilmeyi beceren yetenekli erkeklerdir.
Kızlar romantik erkeklere bayılır. İtiraf etmek gerekirse, Tankutlar gerçekten romantiktirler
ve kızların çoğunlukla onları tercih etmelerinin sebebide budur. Biz sıradan erkekler romantizm'i
kızlara karşı bir silah olarak görürken bu tankutlar romantizmi gerçekten yaşayıp yaşatarak
parsayı götürürler.
Tankut ve Moda / Giyim kuşam
Tankutlar her zaman için trendy giyinir, genelde tek bir gömleğe 200$ verecek kadar sapkındırlar.
Geniş bir gardropları vardır. Her zaman gardoplarında hiç giyilmemiş bir kaç takım kyafetleri olur.
Modayı sadece kendileri için değil kızları içinde takip ederler, renk seçimleri genelde kötüde olsa
marka aldıkları için öyle yada böyle hediye ettikleri tüm kyafetler çok beğenilir.
Tankut ve Yemek
Damak zevkleri yoktur. Ot yada bok yiyebilirler, Portföylerindeki kızların damak zevklerine göre
herşeyi yiyebilirler. Genelde güzel tadların nerde olduğunu bilirler, kızlar damak zevki olan ve
kendilerine farklı tadları keşfettiren erkekleri beğenir çünki.
Tankut ve mutfak
Tankut aynı zamanda iyi bir aşçıdır da,
kızların tav olacağı sebze ağırlıklı kolay pişirilen tüm yemekleri bilirler.
Misal prtaik bir Tankut yemeği tarifi :
Malzemelerimiz :
2 adet havuç
1 adet kabak
1 adet patates
1 adet pırasa
2 adet acı biber
1 bağ maydonoz
2 domates
1 bardak haşlanmış bezelye
yarım bardak şarap
yarım tane kalın doğranmış tatlı soğan
4 yaprak nane
4 yaprak fesleğen
2 kaşık sıvı yağ
tuz-karabiber
havuç-kabak-patates-pırasa-soğan-acı biber tavada az pişmiş hale getirilir.
üstüne baharat ile şarap ve soyulmuş küp küp doğranmış domates ilave edilir biraz daha pişirilir.
çok az tuz ve kızın acı sevip sevmediğine bağlı olarak biber miktarı çok tutulabilir.
pişmiş sebzeler iki servis tabağına pay edilir,yanına bezelye konur,
fesleğen ve nane ile şekil yapılır. yanında minimum 100$ lık bir şarap ile servis yapılır.
Sıradan bir erkek için saçma sapan bir yemek olan bu yarı pişmiş sebze tabağının kesin çince bir
ismi vardır. Ve özellikle tiki kızlar bu yemeğe bayılır.
Tankut ve seks
Tankut en az 2 farklı kızla haftada en az 4 gece ve 1 gündüz seks yapar.
Tankutlar tatminsiz olduklarından sekste azimlidirler. bari kızı mutlu edelim diyerek çok
çalışırlar, işte kızların tankutları tercih nedenlerinden biride budur.
fıkranın devamı
1. Eğer şişmanladığını düşünüyorsan büyük ihtimalle şişmanlamışsındır. Zaten, bana sorma, cevap vermeyi redediyorum.
2. Eğer bir şey istiyorsan sorman yeterli. Bir şeyi açığa kavuşturalım.
Biz erkekler basitizdir. Öyle farklı anlamlar taşıyan dolaylı soruları
anlamayız. Ne istiyorsan direk söyle.
3. Eğer aslında cevap beklemediğin bir soru sorduğunda duymak
istemediğin bir cevap alırsan sakın şaşırıp kızma.
4. Biz erkekler basitizdir. Mesela senden ekmeği getirmeni istiyorsam,
aslında ekmeği getirmeni istiyorumdur. Bundan ekmek masada değil diye
bir iğneleme yaptığım sonucunu çıkarma. Bunda ne bir dolaylı anlam ne de
bir iğneleme var. Biz gercekten basitizdir.
5. Biz basitiz. Bana ne düşündüğümü sormanın o yuzden hiçbir anlamı yok.
Erkekler zamanlarının % 96.5'inde seks düsünürler. Yanlış anlama, biz
sapık değiliz, sadece en çok hoşumuza giden şey seks.
6. Biz basitiz. Seni düşünmediğim zamanlar da olabilir. Bu kötü bir şey
değil, buna alışmalısın. Bana ne düşündüğümü sakın sorma, çünkü bu benim
için senin politika, ekonomi, felsefe, futbol, kafa cekmek, gögüsler,
kalçalar ve arabalar hakkında muhabbet edebileceğini gösterir, ama
edemezsin.
7. Cuma + Cumartesi + Pazar = Bol bol yemek yemek = Arkadaşlarla
muhabbet = Futbol = Bira. Benden başka bir şey bekleme. İster deprem,
ister yangın, ister sel, ister dolunay olsun bizim için haftasonları
budur.
8. Alışveriş yapmak zevkli değildir ve asla da olmayacak.
9. Bir yere gittiğimizde, hangi kıyafeti giyersen giy sana çok
yakışıyor, yemin ederim, o yüzden bir daha sorma.
10. Yeteri kadar ayakkabın ve elbisen var. Beni iflas ettirmek bir sevgi
gösterisi değildir.
11. Erkeklerin coğunun en fazla 3 cift ayakkabısı vardır. Tekrar
ediyorum, biz basitiz. O yüzden 30 çift ayakkabından hangisinin
kıyafetine uyacağını sorma, bilmiyorum, 9. maddeye bak yeter.
12. Evet ya da hayır gibi cevaplar yeterlidir, soru ne olursa olsun.
Başka anlamlar arama, evet ya da hayır iste.
13. Bir problemin olduğunda benden sorunu cözmek için yardım iste.
Benden seninle aynı üzüntüyü çekmemi bekleme, o senin kız arkadaslarının
işi.
14. 8 hafta süren baş ağrıları baş ağrısı olamaz, bir doktora git.
15. Eğer 2 değisik şekilde anlayabileceğin bir şey söylemişsem ve
bunlardan biri kötü ve seni.
16. Erkekler sadece 16 renk görürler. Şampanya bir renk değil bir
içkidir.
17. Siz el çantalarını ne kadar seviyorsanız biz de birayı o kadar
seviyoruz. Bunu anlamanı beklemiyorum çünkü ben de sizinkini
anlamıyorum.
18. Sana neyin var diye sorduğumda hiç bir şeyim yok dersen sana
inanırım, benim için olay bitmistir. O yüzden bir şeyin varsa direk
söyle.
19. Beni seviyor musun diye sorma. Emin ol ki sevmesem yanında 1 saniye
bile durmam.
20. En karmasık durumda bile bizim için temel kural şudur: En kolayını
seç. Bizden komplike şeyler bekleme. Biz gerçekten basitiz.
fıkranın devamı
Bunlar bir Amerikan dergisinden alınmış... Bakın adamlar kendilerini, bizi ve dünyayı ne iyi tanıyolar :
* Amerika'da yasalara göre herşey serbesttir.
* Almanya'da yasalara göre izin verilenler dışında herşey yasaktır.
* Fransa'da yasalara göre yasaklananlar dışında herşey serbesttir.
* Rusya'da yasalara göre izin verilenler dahil herşey yasaktır.
* İtalya'da yasalara göre yasaklananlar dahil herşey serbesttir.
* Turkiye'de yasalara göre ya herşey yasaktır ya da herşey serbesttir.
Durum sizin zengin, akıllı, veya politikacı oluşunuza göre değişir.
fıkranın devamı
Sirkette eski genel mudur kovulmus, yeni bir genel mudur atanmisti. Eski mudur gorevi devrederken, yenisine tavsiyelerde bulundu ve 3 adet zarf verdi. Her biri numaralanmisti. Eski mudur yenisine ileride her basi sikistiginda bir zarfi acmasini soyledi. Ve yeni mudur ise basladi.
Alti ay isler yolunda gitti. Fakat sonra satislar birdenbire dustu. Ne yapacagini bilemeyen yeni mudur, en sonunda birinci zarfi acti. Zarfta soyle yaziyordu:
- Kendinden onceki muduru sucla...
Yeni mudur hemen bir basin toplantisi ayarladi ve sorunlar icin kendinden onceki mudurun politikalarini sucladi. Basin ve borsa bu aciklamalara olumlu bakti, sirket hisseleri toparlandi, bu arada da satislar duzeldi...
Isler bir sure daha yolunda gitti. Fakat sonra uretim sorunlari cikti. Onceki olaydan tecrubeli yeni mudur gecikmeden ikinci zarfi acti. zarfta su yaziyordu:
- Sirketi yeniden organize et.
Yeni mudur reorganizasyonu uygulamaya koydu, sorun cozuldu.
Bir sure sonra isler yine bozuldu. Yeni mudur kosa kosa gitti ve ucuncu zarfi acti. zarfta soyle yaziyordu:
- 3 zarf hazirla...:)
fıkranın devamı
Temel bir gün eve natasa ile birlikte gelmis. Temelin karisi Fadime kapiyi açmis. Birde ne görsün, temel natasa ile birlikte kapida. Fadime beyninden vurulmusa döner. Temel hemen karisini yumusatma politikasi uygular, "Tur Fadime, kizma hemep canum, yeni bir fantezi teneyecoguz. "der. Aradan bir saat geçer, bir saat daha geçer. Fadime elleri iki yaninda yatakta yatmaktadir. Cani sıkkın bir sesle;
- Ula Temel, ha pu fantezinun adinun 169 oltuguna emin misun?
fıkranın devamı
Bir otobüs dolusu politikacı seçim kampanyası için TEKSAS' ta dolaşıyorlarmış. Otobüs büyük bir çiftliğin yanından geçerken, otobüs şoförün dalgınlığı yüzünden derin bir şarampole uçmuş. Çiftçi koşarak gelmiş, gece kurda kusa yem olmasınlar diye cesetleri gömmeye başlamış. Ertesi sabah, Şerif soruşturma için çiftliğe gelmiş. Çiftçiye sormuş: "Otobüsteki bütün politikacıları gömdün demek...Hepsi de ölüydü, eminsin değil mi?" Çiftçi cevap vermiş: "Bazıları yaşadıklarını iddia ettiler ama politikacıları bilirsiniz. Nasıl yalan söylerler! ".
fıkranın devamı
Çok eskilerde türkiyede yaşayan vatandaşımız uzun seneler yurt dışında kaldıktan sonra bir arkadaşıyla konuşuyormuş Türk siyaseti ve siyasetçileri hakkında
Telefonda sormuş
- eskiden çok karizmatik bir adam vardı ismi ecevitdi ve bir de çok klasik bir politikacı olan birisi vardı..demirel..şimdi ne oldu onlara neler yapıyorlar diye
bizimkisi cevaplamış
- ikisi de duruyor... ikisi de başımızda hala... yanlız bitakım değişiklikler oldu... birinin karizması gitti "tik" i kaldı... diğeri ise klasiği gitti "sik" i kaldı
fıkranın devamı
Büyük bir hastanede 5 ünlü cerrah oturmuş hangi meslekten olan insanları ameliyat etmenin daha kolay olduğuna dair sohbet ediyorlarmış.
İlk cerrah; "-Ben" demiş, "-Muhasebecileri, hesap uzmanlarını ameliyat etmeyi severim. İçlerini açtığım zaman her şey numaralıdır, iş kolay olur"
İkincisi;"-Doğru ama" demiş, "-Elektrikçilerin, elektronikçilerin ameliyatı daha kolay olur. Her şey ayrı, ayrı renktedir."
Üçüncü cerrah;"-Siz bir de kütüphanecileri, arşivcileri görün. Her şey alfabetik sıradadır, onun için onların ameliyatı çok kolay olur."
Dördüncüsü;"-İnşaatçıların ameliyatı da pek kolay olur, projeleri hazırdır." demiş,"-Üstelik onlar iş bittikten sonra içeride parçalar, yabancı maddeler kalmasına alışıktırlar."
Sonuncu cerrah;"-Arkadaşlar" demiş, "Siz her halde hiç politikacıyı ameliyat etmediniz. Onları kalbi, yürekleri yoktur. İçleri bomboştur. Beyinleri de öyle. En kolay ameliyat onlarınkidir.Üstelik kafaları ile popolarının yeri karıştırılsa bile birbirlerinin yerine takılabilir!"
fıkranın devamı
Orta okul oğrencisi kahramanımız, babasının omuzuna dokunarak, sorar:
-Baba, okulda ders verdiler, "plitika nedir", anlatmamız lazım. Nedir politika?
Baba oğlunun yaşına uygun bir formül bulur:
-Bak yavrum, şimdi şu kelimeleri iyice aklında tut.. Ben ücretli calışıyorum, buna KAPİTALİZİM diyoruz. Parayı nasıl yöneteceğimize annen karar veriyor, ona HÜKÜMET de. Hepimiz aslında senin için cabalıyoruz, sen HALK'sın. Bebek kardeşine bakan dadın, İŞCİ SINIFI. Kardeşini de GELECEK diye düşün. Şimdi bunları böyle ezberle, yarın kahvaltıda sana politikayı anlatırım.
Oğlan bunları ezberler, akşam olur, her kez yatar. Gece bizimki, kardeşi küçük bebeğin ağlamasıyla uyanır. Gider bebeğin odasına bebek altını kirletmiş ağlamaktadır. Annesinin odasına girer, annesi derin bir uyku cekmektedir, uyanamaz. Dadısının odasına gider, bir bakar ki, babası dadısını beceriyor, "bebek ağlıyor" demesine hic aldırıs eden bir halleri yok. Bizimkisi arkasını döner, ve isyan ede ede yatar.
Ertesi sabah kahvaltıda babasına şöyle der:
-Baba ben politika neymiş cözdüm.
-söyle neymiş bakalim yavrum? Diye sorar babası..
-HÜKÜMET uyurken, KAPİTALİZİM İŞCİ SINIFINI s*kiyor, HALK isyanlarda ve kimsenin umrunda değil ve geleceğimiz böylece bok içinde..
fıkranın devamı
süleyman demirel'in gittigi berberde bi papagan varmış.Bu papagandemirelin keline hep küfür edermiş.Demirel berbere söylemiş bu papagan bi daha küfür ederse gelmem demiş.berber papagana söylemiş bi daha küfür edersen senin tüylerini yolar tavuk kümesini atarım demiş.neyse 2 ay sonra demirel gelmiş.papagan dayanamamış küürü basmış.berberde dedigini yapmış.kümese atmış. tavukda horozda yanyana duruyormuş.horoz tavuga demiş sen benim 40 yıllık karımsın bi gün karşımda soyunmadın demiş o sıra papagan atlamış biz bura orusbuluktan degil siyasetten düştük demiş...
fıkranın devamı
Bir otobus dolusu politikaci secim kampanyasi icin Teksasta dolasiyorlardi.Otobus buyuk bir ciftligin yanindan gecerken, otobus soforunun dalginligi yuzunden derin bir sarampole uctu.
Ciftci kosarak geldigece kurda kusa yem olmasinlar diye cesetleri gommeye basladi.
Ertesi sabah,serif sorusturma icin ciftlige geldi.Ciftciye Sordu:
-"Otobusdeki butun polikitacilari gomdun
demek...Hepside oluydu, eminsin degil mi?"
Ciftci cevap verdi:
-"Bazilari yasadiklarini iddia ettiler ama politikacilari bilirsiniz..Nasil yalan
soylerler."
fıkranın devamı
Çok eskilerde türkiyede yaşayan vatandaşımız uzun senler yurt dışında kaldıktan sonra bir arkadaşıyla konuşuyormuş...türk siyaseti ve siyasetçileri hakkında..
telefonda sormuş
- eskiden çok karizmatik bir adam vardı ismi ecevitdi ve bir de çok klasik bir politikacı olan birisi vardı..demirel..şimdi ne oldu onlara neler yapıyorlar diye
bizimkisi cevaplamış
- ikisi de duruyor..ikisi de başımızda hala...yanlız bitakım değişiklikler oldu..birinin karizması gitti "tik" i kaldı...diğeri ise klasiği gitti "*ik" i kaldı...onunla da anamızı belledi..biz de ona "baba" diyoruz artık ...
fıkranın devamı
Kategoriler
Dost Siteler
etiketlerTemele Referans Goril Deri yigit-ozgur-1269 Roman Şikayetler Sağdakiler Savunma Tezgahtar Çalınan Hanımdan Yerli İndiremezsin Kedi Soygun yigit-ozgur-1149 Dede Dolmuş Rötuş Boşanmış Büyük Neden Benziyor Altılı Kaymış Hayırlı Gerdek Anam Tövbe Ananı Temel Ayıp Pilot Timsah Göreceli KAÇ Rakı Tahlil Keşke Maymun Ayşe Çıkar İyi Soğuk Türk Denizaltı Teknik yigit-ozgur-1003 Adres İşaret Havuz Elimize Yazıcı Genç yigit-ozgur-1425 Kırmızı Gerçek Baba Beşiktaş Feda