Prova Fıkraları

loading...

köyün imamının tayini çıkmış ,imam köylü ile vedalaşıyor,muhtar akşam yemeğe seslemiş imamı sohbet esnasında muhtar imama ya hocam köyün karılarının yarısını becerdin nasıl yaptın bu işi banada tüyo versene imam bak ben genelde sabah cami dönüşü ahırlara bakarım karılar orda olurlar girdiğim ahırda sessizce kadına yaklaşır arkadan beline sarılır hafiften memelerini okşarım eğer gönlü varsa dönür karışılık verir yoksa bağırmaya kalkar hemen tüyerim der. İmam gittikten sonra muhtar ben bir prova yapayım der kendi karısında dener bahçede çamaşır yıkayan karısına sessizce yaklaşır beline sarılır memeleri okşar muhtarın karısı* imam efendi sen daha gitmedinmi der *
fıkranın devamı


Temel bir seyahate çikmis, otele gitmis ve odasina yerlesmis.

Aksam da bir kizla beraber olacakmis.

Laz oldugu anlasilmasin diye prova yapmaya karar vermis.

-"Pana pir pira.. olamadi"

-"Paga bir pira... gene olmadi"

-"Bana bir bira" demis ve tamam demis inmis asagiya.

Adama demis ki:

-"Bana bir bira."

Adam sormus:

-"Sen lazmisin?"

Temel de;

-"Nerden anladin?" -"Burasi resepsiyon, bar karsida.."

fıkranın devamı


iki deli hastanden kaçmış akşam geri dönmüşler..doktorlar demiş niye kaçıp niye döndünüz demişlerki biz aslında yarın kaççaktık bugün provasını yaptık.

fıkranın devamı


Bir gün deliler hastanesinden iki deli kaçmış.Doktorlar, hemşireler iki delinin kaçtığını duyunca onları aramaya koyulmuşlar.Akşam olunca iki deli gelir.Doktorlar ve hemşireler onları görünce sorarlar;
-Neden kaçtınız?
Deliler;
-Yarın kaçıcazda bugün provasını yaptık.


DELİ İŞTE

fıkranın devamı





Temel otelin birinin odasında kara kara düşünüyor.. 'Ulan' diyor, "Ben aşağıdan içki isterken laz olduğum anlaşılır mı acaba?" Geçiyor aynanın karşısına ve prova yapıyor. "Bana bir fvisku.. yok böyle anlarlar".. "Bana bir rakı, yok" diyor "böyle de anlarlar". "Bana bir bira.. tamam" diyor "böyle iyi.. anlamazlar". Ve aşağıya iniyor. Masaya dirseklerini dayıyor ve sesleniyor: - "Barmen bana bir bira". Barmen Temel'i biraz süzdükten sonra soruyor: - "Birader sen laz mısın?" Temel: "uuuy nasil anladın" diyor: - "Burası resepsiyon bar karşıda.."

fıkranın devamı

Temel bir seyahate çikmis, otele gitmis ve odasina yerlesmis.Aksam da bir kizla beraber olacakmis.L...
fıkranın devamı

Temel istanbula gelip bir otele yerlesir. gece yarisi uykusunun en tatli zamaninda yantaraftaki odad...
fıkranın devamı

İki deli hastaneden kaçarlar herkes onları aramaya başlar ama hiçkimse onları akşama kadar bu...
fıkranın devamı

Temel ile Dursun parasüt kursuna yazilir ve hafta sonlari egitim görmektedirler.Aradan aylar geçe...
fıkranın devamı

Temel Londra`da otelin birinin odasında kara kara düşünüyor."ulan" diyor Ben aşağıdan içki isterken laz olduğum anlaşılır mı acaba? Geçiyor aynanın karşısına ve prova yapıyor....
- Bana bir fisku.. yok böyle anlarlar
- Bana bir raki.. "yok" diyor "böyle de anlarlar..."
- Bana bir bira....Tamam diyor böyle iyi anlamazlar......Ve aşağıya iniyor,Masaya dirseklerini dayıyor ve sesleniyor. "Barmen bana bir bira. Barmen Temeli biraz süzdükten sonra soruyor:
- Birader sen laz mısın? Temel
- uuuy nasıl anladın diyor;
- Burası resepsiyon bar karşıda

fıkranın devamı

Temel ve Dursun akıl hastanesinden kaçınca doktorlar bütün gün ikiliyi aramış... Bakmadık yer bırakmamışlar ama bir türlü bulamamışlar. Akşam hastaneye dönünce Temel'le Dursun'u yerlerinde bulmuşlar;
- Sabahtan beri sizi arıyoruz, nereye gittiniz?
- Bugün prova yaptuk yarın kaçacağız.
fıkranın devamı

Temel Londra'ya çalışmaya gider. Bu arada kendine bir ev kiralar, fakat evin üst katında bir rock grubu oturmaktadır. Çok gürültü olduğu için temel şikayete gider prova yapan rock'çular temeli başlarından savmak için temel'e "today prova, tomorrow konser" diyerek yollarlar.
Bu olay haftalarca devam eder . Bir kaç hafta sonra temel yukarı şikayete çıkmayınca rock'çular merak eder ve aşağıya temelin yanına inerler birde bakarlar ki temel mastürbasyon yapıyor.
- Ne yapıyorsun ?
Temel cevap verir !...
- bugun prova, yarin da Ananizi s...cem ))))
fıkranın devamı

Temel yeni kiraladıgı evinde ilk geceyi gecirmek için uykuya dalmış.Tam uyuyacak yukarı kattan acayip gürültüler gelmeye baslamıs.Dayanamamıs cıkıp bakmaya karar vermis.bide bakmıski,folklör ekibi halay çekiyor. - Napıyosunuz gecenin bu vaktinde uyuyamıyorum
demis. Folklör ekibide :
- Yarın gösterimiz varda prova yapıyoruz
demisler. Neyse demis Temel gidip yatmıs. Ertesi gece yine aynın gürültüler.
- Gösteri ertelendi de prova yapıyoruz
demisler. Temel ya sabır! demiş gitmis.
3.gece yine aynı gürültü devam etmis. Temel yukarı cıkmayınca yukardakiler merak edip asagı inmisler. Birde ne görsünler Temel mastürbasyon yapıyo.
- Napıyosun diye sorduklarında
Temel'in cevabı su olur
- ANANIZI BELLİYCEM DE PROVASINI YAPIYORUM.
fıkranın devamı

Temel otelde kalıyormuş. Bara inip birşeyler içmek istiyormuş ama içkiyi ısmarlarken laz olduğunun anlaşılmasından çekiniyormuş. Geçmiş aynanın karşısına başlamış prova yapmaya:
- Bana bir fisku...Yok böyle anlarlar..
- Bana bir raki...Yok böyle de anlarlar..
- Bana bir cin...Hah, tamam. Böyle anlamazlar
demiş ve bara inmiş. Barmene seslenmiş:
- Barmen, bana bir bira.
Barmen Temeli biraz süzdükten sonra sormuş:
- Sen laz mısın?
Temel büyük bir şaşkınlıkla:
- Uyyy nasıl anladun, daa?
Barmen:
- Burası resepsiyon. Bar karşIda.
fıkranın devamı

temel istanbula gelip bir otele yerleşir. gece yarısı uykusunun en tatlı zamanında yantaraftaki odadan müzik sesleri gelmektedir. hiddetle yataktan kalkarak yan odaya girer. karşısında 4 tane genç ellerinde müzik aletleri birşeyler çalmaktadır. temel sorar: hayrola çocuklar der gecenin bu yarıse ne gürültüder. çocuklardan biri cevap verir: abi der biz yeni bir grup kurduk ve ilk işmize yarın bir barda çalarak başlayacağız. onun için bu akşam prova yapıyor yarın ise galamız var der. temel çocukalara hak verir nede olsa gençler heveslerini kırmamak lazım der ve gider. ertesi akşam yine yan odadan müzik sesleri gelir. temel yataktan kalkıp yan odaya gider ve sorar: hayrola çocuklar ne oldu der. çocuklar: abi gala ertelendi bugün prova yarın gala derler. temel tamam deyip odasına döner. ertesi akşam yine müzik sesleri yan odadan yine aynı cevaplar bu durum 1-2 gün daha devam eder. 3 gün ise gecenin bir yarısı yine müzik sesleri başlar fakat bu sefer temel çocukların odasına gitmemiştir. bu sefer çocuklar merak eder temelin odasına giderler ve gördükleri manzara karşısında şaşırırlar. temel yatağın üstünde oturmuş kendi kendini tatmin etmekte çoçuklar sorarlar temele hayrola abi bu halin nedir. temel cevap verir. bugün prova yarın hepinizin sülalesini der.
fıkranın devamı

İki deli birgün deliler hastanesinden kaçmışlar.Kimse bu delileri bulamamışlar.Doktorlar ümitlerini kestikleri an deliler çıka gelmiş.Doktorlar hayretle niye geldiniz demiş:
Deliler"Yarın kaçacağızda, onun provasını yaptık."demişler.
fıkranın devamı

Bir sonraki gece...

Birer birer gittiler yaşamımdan. Herbiri ayrı bir yaraydı , her biri ayrı bir yaşanmışlık, güzel ve çirkindiler, umutları, umutsuzlukları vardı, sevdaları vardı, en önemlisi insandılar , insan olmayı ve insanları seviyorlardı. Ben onları öylece seviyordum. Yanımdalarken kırıyordum onları, bazen küçük düşürüyordum , kendimi yükseltiyordum. Oysa paylaşılmışlıkların en güzelini yaşıyordum onlarla . Kurgu değildi bu, sıralı hayaller silsilesi değildi, kandı, etti , duyguydu tümüyle. Önceleri bebim için tutunacak birer daldılar, hiçliğimi eriten çokluğumdular , sonraları sevdamdılar .

Sabah...

Güneş penceremi tırmalıyordu artık. Ben geceden kalma mutluluklarınmı süzerek güne umutlu başlama kavgasındaydım . Yaşam sürecinin bir basamağını daha yılgın ve durağan atlamaya hazırlanıyordum. Geçmiş belleğimde dingin bir tutarlılıkla mıhlanıp kalmıştı. Bu yaşadığımız günlerin ne denli kepaze olduğunu mırıldanıyordum. İçimde acı tadı vardı ayrılıkların, yalnızlıkların .Boşluğu kucaklayan kollarımda yorgunluk ve yitikliği aynı anda yaşıyordum .Geleceği bilmiyordum ve bu beni yaralamıyor aksine kamçılıyordu . Dört elle olmasa da yaşama bağlanmamı sağlıyordu . İleriye dönük planlar yapmıyordum , dilidmde hep aynı dizeyi gezdiriyordum ; "Que sera sera" . Hoşuma gidiyordu bu. Ama kadercilik değildi benimkisi , sadece hoşuma gidiyordu. Çünkü bir bakıma doğruydu , olacak olan olurdu ve bu yabancı dildeki karşılığı içimi ısıtıyordu.

Dünü artık unutup beynimin ücra bir köşesine itmenin zamanı gelmişti. Bana yararı yoktu hatırlamanın . Unutmak ; o ne büyük bahtiyarlıktı. Ve çoğu insan kendini irdelemek yerine bu büyük zenaati kullanarak mutluluğa erişiyordu. Ama benim için yine de eşidi yaşamamaktı.

Evden çıktığımda kör bir vaktiydi sabahın ve körlük sanki tüm şehri sarmışcasına insanlar da yitik bir şeylercesine ararcasına , kör topal ilerilyorlardı caddelerde, birtaz sonra her biri işyerlerine, okullarına varacak ve akşama kadar yaşama ara vereceklerdi. Çünkü yazarın dediği gibi yaşam gecenin konusuydu, tek kalmanın ve içkinliğin konusuydu , gündüzün ve hengameli bir kalabalığın değil . Bu bir anlamda rahatlatıyordu insanları, işteyken sayılar ya da dosyalarla uğraşıyor , kimisi yük taşıyor, kimisi araba sürüyor ve akşama evlerine döndüklerinde rahat bir yorgunlukla uykuya dalıyorlardı ve bu ebedi istirahat provalarını habersizce yaptıktan sonra kendilerini ertesi güne aktarıyorlardı. Ben de bu yığınsal kalabalığa katılarak hızla yolumu eritmeye başladım. Kafamı hiçbir şey üstünde yoğunlaştıramıyor , sadece yürümekle yetiniyordum . Belki de bu benim mola verişimdi . Anlamsız bir rahatlıkla öylece ilerliyordum her sabah ve hergün yaptığım gibi işle ilgili ve birbiriyle ilintisiz bir sürü şeyi kafamdan hızla geçirirp sonuçta hiçbir yere varamamanın huzurunu yaşıyordum.

Mola...

İşe geldim artık. Rutin selamlaşmalardan sonra masama oturdum. Birkaç kişi gelip bir şeyler analttılar . Boş bir anlayışlılıkla suratlarına baktım . Ne anlattıklarını biliyordum , dinlemem de gerekmiyordu aslında ama büyük bir dikkatle dinliyormuş gibi yapıyordum . Hepsi dinlenilmiş olmanın ve onaylanmanın sevinciyle ayrıldılar yanımdan , ne büyük huzurdu onaylanmak. Dosyanı çıkardım , birşeyler yazdım , rutin , sıradan hep yazılagelen şeyler .Ezberlenmiş roller gibi rahatça akıyorlardı kağıda . Değişik olaylar olmasını bekliyordum . Ufak bir renkti aradığım. Ama yaşantımız ömylesine tek renk hale gelmişti ki o renk dışındaki rtenklere şüpheyle bakmaya da alışmıştık . Siyahın bile tek tonu vardı bizim için , versiyonları değil sadece kendisi ilgilendiriyordu bizi.

Bu karmaşa içerisinde daha fazla renge tahammülümüz kalmamaıştı sanki. Zaten varolan o tek renk bile yeterince korkutuyordu bizi . Daha büyük korkulara katlanamazdık , yaşantımızı diğer renklerle kirletemezdik . oysa yıllar sonra kirlenmenin güzel olduğuna dair reklamlar yapılacaktı .

Etrafımı boş gözlerle süzdüm . Bir arkadaşla göz göze geldik . Yine aynı sevimil bakşlar ve baş eğmeler . Ne kadar tanıdık bir yaşamdı bu , bana aitmiş gibi . Cidden benim miydi bu yaşam ? Telefon çaldı . Bir ses evecenlikle "Doktora gidiyorum , eve geç kalacağım" dedi. Tamam bile demedim , gereksizdi çünkü . Yemek vaktine kadar öylece oturdum , birkaç imza attım , birkaç demlik çay içtim , sigaramı hiç ettim onunla birlikte . Ne iyi ....

Yemekten dönünce gazete okudum . Kuponaları seyrettim . Kesmek külfet ama seyretmesi zor değil . Keşke "Kuzate" diye bir gazete çıksa ve ben kuponları öylece seyretsem . Ne haber , ne köşe yazısı , ne salya sümük duygu pazarlayıcıları, hiçbiri, bu tek renk hayatımızı kirletmese. Ama ben bunlarla avunabilecek miyim? Mutlu olmam şart mı? Gazeteleri karıştırdım. Kışırtısı beynimi zonklatıyor. Devam ettim , bir ara telefon çaldı. Sonra "Sizi arıyorlar" dediler. Büyük bir üşengeçlikle yarimdemn kalktım . Ses tanıdık ve sadece bir cümle "Gidiyorum"...

Öğle vakti...

Telaşla kapattım telefonu. Rengim değişmişti. Hızla çıktım işyerinden . Koşasım geldi ama yapamadım , çok istedim ama adımlarım ihanet etti bana . ( Kış , rüzgar her şeyi itekliyor. Yolda iki kişi öylece yürüyordu rüzgara aldırmadan. Üşüyorlardı ama elleri ceplerinde değil . Dar bir yola sapıp dik bir yokuşa çıktılar. Sonra bir koruluk . Şaraplarını çıkarıp sessiz çığlıklarla yudumladılar. Yanlarından birkaç kişi geçti , bakıp gülümseyerek. Sonra şişeleri bitiyor ve birisi yuvarlana yuvarlana , diğeri onu kaldırmaya uğraşarak ilerliyorlar. Sonra keskin bir soğuk , uzun bir yürüyüş ve sahne sona eriyor.)

Aklımdan hep paylaşımlarımız geçti. İnatla itekliyorum onları ama gitmediler. Gitmelerini istemiyordum aslında . Bağırıyorum , duymuyorlar , yıtıyorum kaldırımları karşıma dikiliyorlar , ağlıyordum. İskeleye geldim şimdi , etrafı kolaçan ederek. Gideceğim yolu bulunca hizla ilerledim. Orada , ileirde duruyordu . Sırtı bana dönük . Adınlarımı ağırlaştırdı. , bu süreyi uzatır diye. Yavaşça yaklaşıp sırtına dokundum . Donuk gözlerle baktı. Susutuk. Yırtıcı ve korkunç bir sessizlikti bu. Sokak boyunca ilerledik , durdu.

"Sana söylenecek çok şey yok dostum. Gidiyorum , çünkü bu aklayacak beni. Gidiyorum , çünkü kalırsam yoklaşacağım . Ağlamayacağım , göz yaşlarımı harcamayacağım. Son anımız salyalı sümüklü olsun istemiyorum . Biliyorsun gönlümüzde acılara daha çok yer var. İleride ellerimiz yine kavuşacak , kuvvetle sarılacağız birbirimize . O güne değin ağlamak yok , sevinçten ağlayana kadar ağlamak yok , dostum , gidiyorum." dedi .

Birşey söyleyemedim , boğazımdaki çığlık taşamadı dışarı. "Öyledir , dost , öyledir." dedim. Kucaklaştık ve yönlerimiz ayrıldı , belki sonsuza dek . Ama bu incitmedi bizi . Kırgınlığımızı ve haykırışlarımızı kalbimize gömdük . Ağlamadık , çünkü ağlamak yaralayacaktı bizi. Güldük ve isyanla boyun eğdik , güpegündüz.

İlk değil , son da ....

Artık kayboldu gözden ve ben yıllar sonra ilk kez gözlerimden akan yaşaş şaşarak ve aydınlığımızı elimde güneşe eş tutuarak işimin yolunu tuttum . O gitti ve güçlüler hep terk edenlerdir sözü geldi aklıma , güldüm.

Akşam...

Körpe mutlulukları daha başta yitirmenin ve umutlarımızı kararsız sabahlara ötelemeninne denli zor olduğunu ikimiz de biliyorduk artık . Devinen bir korkaklık içinde uykulu bir sanal yaşamın kıpırdanışlarını içimize akıttık. Dün günlerin en güzeli gibi görünse de henüz yaşamadıklarımızın da mutluluklara gebe olduğunu umuyorduk. Ama kendi dünyalarımızda bunu ne denli gerçekleyebileceğimizden habersisizdik. Ve bilmek işime gelmiyordu.

İkimizin de içimize sığmayan dünyalarımızı ortada bir yerelerde buluşturmayı umuyorduk . Bir bağlamda başarmıştık da bunu . Ama yine de olamamıştı . İki ayrı insandık , iki ayrı dünya . Düşlerimiz ve sevdalarımız vardı birbirine teğet , o özgürlüğü seçti ben sadece ipimi uzattım , fark buradaydı. Hayat bir sonraki ayrılığa kadar yeni bir yara açmıştı kalbimde ve zaman buna çare olacaktı , umut ediyordum.


fıkranın devamı

İki deli hastaneden kaçmaya karar verirler gece olunca planı yapıp kaçarlar ve ertesi gün hastaneye tekrar dönerler arkadaşları sorar neden kaçtınızda tekrar geldiniz?
fıkranın devamı

Temel istanbula gelip bir otele yerlesir. gece yarisi uykusunun en tatli zamaninda yantaraftaki odadan müzik sesleri gelmektedir. hiddetle yataktan kalkarak yan odaya girer. karsisinda 4 tane genç ellerinde müzik aletleri birseyler çalmaktadir. temel sorar: hayrola çocuklar der gecenin bu yarise ne gürültüder. çocuklardan biri cevap verir: abi der biz yeni bir grup kurduk ve ilk ismize yarin bir barda çalarak baslayacagiz. onun için bu aksam prova yapiyor yarin ise galamiz var der. temel çocukalara hak verir nede olsa gençler heveslerini kirmamak lazim der ve gider. ertesi aksam yine yan odadan müzik sesleri gelir. temel yataktan kalkip yan odaya gider ve sorar: hayrola çocuklar ne oldu der. çocuklar: abi gala ertelendi bugün prova yarin gala derler. temel tamam deyip odasina döner. ertesi aksam yine müzik sesleri yan odadan yine ayni cevaplar bu durum 1-2 gün daha devam eder. 3 gün ise gecenin bir yarisi yine müzik sesleri baslar fakat bu sefer temel çocuklarin odasina gitmemistir. bu sefer çocuklar merak eder temelin odasina giderler ve gördükleri manzara karsisinda sasirirlar. temel yatagin üstünde oturmus kendi kendini tatmin etmekte çoçuklar sorarlar temele hayrola abi bu halin nedir. temel cevap verir. bugün prova yarin hepinizin sülalesini der.
fıkranın devamı

Temel Londrada otelin birinin odasında kara kara düşünüyor. ulan diyor
- Ben aşağıdan içki isterken Laz olduğum anlaşılır mi acaba?
Geçiyor aynanın karşısına ve prova yapıyor....
- Bana bir fvisku,,,,,yok böyle anlarlar
- Bana bir raki......yok diyor böyle de anlarlar
- Bana bir bira....Tamam diyor böyle iyi anlamazlar......Ve
aşağıya iniyor Masaya dirseklerini dayıyor ve sesleniyor.
-Barmen bana bir bira.
Barmen Temeli biraz süzdükten sonra soruyor:
- Birader sen Laz misin?
Temel:
- Uuuy nasıl anladın diyor;
- Çünkü burası resepsiyon, bar karşıda.
fıkranın devamı

Temel ile Dursun parasüt kursuna yazilir ve hafta sonlari egitim
görmektedirler.Aradan aylar geçer ve egitim tamamlanir.Yapilacak bir gösteri için prova yapmaktadirlar.Uçaktan atlarlar lakin
Dursunun parasütü açilmaz,
Temel sorar "Dursun, parasütün açilmadi ne düsünüyorsun?".
Dursun : "Önemli degil ya demis,gerçek degil ki prova yapiyoruz.".
fıkranın devamı

Hapishanenin birinde sayim yapilirken görevli bir de bakmiski oda bos ve odanin tabaninda masanin altinda bir tünel var.
-"Eyvah!, simdi yandim, nasil söylerim bunu müdüre?" demiş.Bir bakmis ki tünelden iki mahkum çikiyor.Görevliyi görünce sasirmislar.
Görevli:
-"Tünel kazmisken niye kacmadiniz? niye tekrar geldiniz?" demis.
Mahkumlar:

-"Aslinda biz yarin kaçacaktık,bugün provasını yapiyorduk"
fıkranın devamı

İki deli hastaneden kaçarlar herkes onları aramaya başlar ama hiçkimse onları akşama kadar bulamaz.Akşam olunca deliler tekrar hastaneye geri dönerHerkes onlara nerede olduklarını sormaya başlar.Onlarda

-"Kaçışımızın provasını yapıyorduk"demişler.
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama