RUSYA Fıkraları

loading...


Laz banka muduru Rusya"ya geziye gitmis ve bir lokantadan iceri girmis. Siparislerini verdikten sonra birde bakmiski karsisinda afet bir hatun surekli kendisine bakiyor. Davetkar bakislarla hatunu masaya cagirmis, hatun gelip masaya oturmus. Ancak ikiside birbirlerinin dilinden anlamiyormus. Hatun cantasindan kalem ve kagit cikarmis ve kagidin uzerine sigara resmi cizmis.



Bizim laz mudur hemen sigarasina davranmis, kadina ikram etmis.

Hatun daha sonra kagidin uzerine kadeh resmi cizmis. Bizimki hemen garsonu cagirmis ve en iyi saraptan siparis vermis.

Hatun bu seferde kagida ev resmi cizmis yanina da 100 dolar resmi cizmis.



Bizimki icinden : -"Ula kariya bak, haçan banka muduru oldugumi anladi konut kredisi isti..""



fıkranın devamı


Kahvede otururken sohbet arası biri sorar?

-Temel Reis, haçan sen kaç senedur tekneyle Rusya" ya gidup geleysun?

-Olmuştur bir kırk sene.



Bir başkası:

-O zaman sen Rusçayu eyi kapmışsındır, Reis?

-Ben Rusçanun alasunu pilirum, da.



Bir diğeri:

-O zaman de bakalum... deveye Rusça ne denur?

Kaptan:

-Huy uşağum, sen de soraysun pek büyüğünü, da.



Bir diğeri:

-O zaman de bakalum... sineğe Rusça ne denur?

Kaptan:

-Huy uşağum, sen de soraysun pek küçüğünü, da.



Bir diğeri atılır:

-Peki keçiye ne derler o zaman?

Reis şöyle bir çenesini sıvazlar ve:

-Valla uşağum keçiyi pilmeyrum ama koyuna bir acayip dirler...



fıkranın devamı


Bir gün bi uçakta Fransız, İngiliz, Alman, Rus, İranlı, Hollandalı ve Türk, laylaylom gidiyorlarmış. Uçak rotasını takip ederek giderken İngiltere’nin üstünden geçiyor.
İngiliz şöyle bi aşağıları süzüyor ve lafa giriyor:
- Arkadaşlar, burası benim memleketim İngiltere. Bizim biramız acayip meşhurdur, şahane biralar üretiriz, içmelere doyamazsınız.
İngiltere bitiyor, Fransa’nın üstünden geçerken Fransız lafa başlıyor:
- Burası da Fransa. Bizim kızlarımız meşhurdur, öpmelere kıyamazsın.
Derken Almanya’ya geliyor uçak,
Alman bi iç çekiyor:
- Hey gidi memleket diyor. Biz bi arabalar üretiriz, binmelere kıyamazsınız.
Sonra Hollanda’nın üzerinden geçerken Hollandalı bakıyor şöyle bi aşağıya:
- Burası da Hollanda diyor. Ah o güzel evler, bizim evlerimiz meşhurdur...
Uçak geçiyor Rusya’ya sonra (nasıl bi rotaysa artık)
Rus bakıyor aşağıya:
- Bizim KGB miz meşhurdur. Dünyada sinek havalansa haberdardır.
Sonra İran’a dönüyor uçak.
İranlı bakıyor şöyle bi göz süzerek:
- Abiler burası da İran bizim de halımız meşhurdur, yumuşacıktır..
Geldik Türkiye’ye...
Türk bakıyor aşağıya, düşün düşün nerden başlasam ki (o kadar çok meşhur şeyimiz var ki en orijinalini söylemeliyim diye) Sonra başlıyor anlatmaya...
- Arkadaşlar burası Türkiye. Bizim delikanlımız çok meşhurdur...Öyle ki; alır Fransız’ın kızını, içer İngiliz’in birasını, atar Almanın arabasına, götürür Hollandalının evine, yatırır İranlının halısında çatır çatır s.ker… KGB nin de bi s.kimden haberi olmaz

fıkranın devamı

Kahvede otururken sohbet arası biri sorar? -Temel Reis, haçan sen kaç senedur tekneyle Rusya' y...
fıkranın devamı

Almanlar rusyada bir kasabayı ele geçirmişler, kasabanın tek barına içmeye gidiyorlar. Bardak...
fıkranın devamı

Bir Afrika ulkesinin devlet baskani Rusya'ya Yeltsin'e ziyarette bulunur. Resmi gorusmeler derken ...
fıkranın devamı

Laz banka muduru Rusya'ya geziye gitmis ve bir lokantadan iceri girmis. Siparislerini verdikten sonr...
fıkranın devamı

Clinton, Yeltsin, Ciller seytanin huzuruna cikarlar.Hepsi seytana dileklerini soyleyeceklerdir oda o...
fıkranın devamı

CIA, Rusya"da bir kasabaya casus yerlestirecek, cevrede Ruslar"in nukleer arastirma merkezleri var. ...
fıkranın devamı

3 arkadas rusya da bir kiza tecavuz edip hapse atlir. Mahkeme gunu gelir ve hakem onune cikacaklar ,...
fıkranın devamı

Rus devlet başkanı Brejnev Amerika'yı ziyaret ettiğinde Ford'un davetlisi olarak Beyaz sarayda d...
fıkranın devamı

Bunlar bir Amerikan dergisinden alınmış... Bakın adamlar kendilerini, bizi ve dünyayı ne iyi tanıyolar :

* Amerika'da yasalara göre herşey serbesttir.

* Almanya'da yasalara göre izin verilenler dışında herşey yasaktır.

* Fransa'da yasalara göre yasaklananlar dışında herşey serbesttir.

* Rusya'da yasalara göre izin verilenler dahil herşey yasaktır.

* İtalya'da yasalara göre yasaklananlar dahil herşey serbesttir.

* Turkiye'de yasalara göre ya herşey yasaktır ya da herşey serbesttir.
Durum sizin zengin, akıllı, veya politikacı oluşunuza göre değişir.
fıkranın devamı

Rusya'da torunu babaannesine sormuş.
- Lenin nasıl biri?
Babaanne
- Çok iyi biriydi bize ekmek verdi.
Torun
- Peki Brejnew nasıl biriydi?
Babaanne
- Çok kötüydü çok insan öldürdü ve bizi ekmeksiz bıraktı.
Torun
- Peki Yeltsin nasıl?
Babaanne
- Eee daha bilmiyoruz. Öldüğü zaman öğreniriz.
fıkranın devamı

Temel Rusya'ya gidecektir. Dursun'da daha evvelden tecrübeli, Temel'e nasihat eder.
- Temel Rusya'ya gidince nataşalarla sakın s..şme. Allah korusun aids olursun, senden karına bulaşır, karından bana bulaşır, benden anana bulaşır, anandan da tüm köye bulaşır. der.
fıkranın devamı

Bir gün bi uçakta çeşitli ülkelerden işadamları Fransız, İngiliz, Alman, Rus, İranlı, Hollandalı ve Türk, laylaylom gidiyorlarmış.Rus her konuşmasında Rus KGB sinin çok iyi çalıştığını herşeyden haberdar olduğunu çok iyi ajanlarının olduğunu anlatarak yolculuğu iyice sıkmış.Uçak rotasını takip ederek giderken İngiltere'nin üstünden geçiyor. İngiliz şöyle bi aşağıları süzüyor ve lafa giriyor:
- Arkadaşlar,burası benim memleketim İngiltere. Bizim biramız acayip meşhurdur, şahane biralar üretiriz, içmelere doyamazsınız. İngiltere bitiyor, Fransa'nın üstünden geçerken Fransız lafa başlıyor:
- Burası da Fransa. Bizim kızlarımız meşhurdur, öpmelere kıyamazsın. Derken Almanya'ya geliyor uçak, Alman bi iç çekiyor:
- Hey gidi memleket diyor. Biz bi arabalar üretiriz, binmelere kıyamazsınız. Sonra Hollanda'nın üzerinden geçerken Hollandalı bakıyor şöyle bi aşağıya:
- Burası da Hollanda diyor. Ah o güzel evler, bizim evlerimiz meşhurdur... Uçak geçiyor Rusya'ya sonra (nasıl bi rotaysa artık) Rus bakıyor aşağıya:
- Bizim KGB miz meşhurdur. Dünyada sinek havalansa haberdardır. Sonra İran'a dönüyor uçak. İranlı bakıyor şöyle bi göz süzerek:
- Abiler burası da İran bizim de halımız meşhurdur, yumuşacıktır.. Geldik Türkiye'ye... Türk sinirli muhabbetten....mına koyim bakıyor aşağıya, düşün düşün nerden başlasam ki (o kadar çok meşhur şeyimiz var ki en orijinalini söylemeliyim diye) Sonra başlıyor anlatmaya...
- Arkadaşlar burası Türkiye. Bizim delikanlımız çok meşhurdur...Öyle ki; alır Fransız'ın kızını, içer İngiliz'in birasını, atar Almanın arabasına, götürür Hollandalının evine, yatırır İranlının halısında çatır çatır s.ker. KGB nin de bi s.kimden haberi olmaz.

fıkranın devamı

Bi gün bi uçakta fransız, ingiliz, alman, rus, iranlı, hollandalı ve
türk laylaylom gidiyolarmış. neyse uçak rotasını takip ederek giderken ingilterenin üstünden geçiyor. İngiliz şöyle bi aşağıları süzüyor ve lafa giriyo:-arkadaşlar, burası benim memleketim İngiltere. Bizim diyor, biramız acaip meşhurdur, şahane biralar üretiriz, içimine doyamazsınız.
ingiltere bitiyor. Uçak Fransa'nın üstünden geçiyor ve Fransız dalıyor:
-burası da Fransa. Bizim kızlarımız meşhurdur, öpmeye kıyamazsıniz.
derken Almanya ya geliyor uçak. Alman bi iç çekiyo.
-hey gidi memleket diyor, biz bi arabalar üretiriz. binmeye
kıyamazsınız.Sonra efenim geliyor Hollanda'ya. Hollandalı bakıyor şööyle bir aşağı: - burası da Hollanda diyor.. ah o güzel evler diyo. bizim evlerimiz
meşhurdur. uçak sonra Rusyaya geçiyor (nasıl bi rotaysa artık):
-Rus bakıyor aşşağı..bizim diyo kgb'miz meşhurdur. dünyada sinek
havalansa haberdardır. sonra İrana dönüyor uçak. İranlı bakıyo şöyle bi göz süzerek:
-abiler diyor. burası da İran bizim de halımız meşhurdur diyor. yumuşacıktır.
geldik Türkiye'ye. Türk bakıyor aşşağıya. düşün düşün.. nerden başlasam ki (o
kadar çok meşhur şeyimiz var ki, en orjinalini söylemeliyim ) hah buldum diye düşünüyor ve başlıyor anlatmaya...
- Arkadaşlar diyor..burası Türkiye.. bizim, diyor..delikanlımız çok meşhurdur... öyle ki alır Fransızın kızını, içer ingilizin birasını, atar Almanın arabasına, götürür Hollandalının evine, yatırır İranlının halısına..çatır çatır s.ker.. kgb nin de bi s.kimden haberi olmaz



fıkranın devamı

Bir gün bi uçakta Fransız, İngiliz, Alman, Rus, İranlı, Hollandalı ve Türk, laylaylom gidiyorlarmış. Uçak rotasını takip ederek giderken İngiltere'nin üstünden geçiyor.
İngiliz şöyle bi aşağıları süzüyor ve lafa giriyor:
- Arkadaşlar, burası benim memleketim İngiltere. Bizim biramız acayip meşhurdur, şahane biralar üretiriz, içmelere doyamazsınız.
İngiltere bitiyor, Fransa'nın üstünden geçerken Fransız lafa başlıyor:
- Burası da Fransa. Bizim kızlarımız meşhurdur, öpmelere kıyamazsın.
Derken Almanya'ya geliyor uçak,
Alman bi iç çekiyor:
- Hey gidi memleketim diyor. Biz bi arabalar üretiriz, binmelere kıyamazsınız.
Sonra Hollanda'nın üzerinden geçerken Hollandalı bakıyor şöyle bi aşağıya:
- Burası da Hollanda; diyor. Ah o güzel evler, bizim evlerimiz meşhurdur...
Uçak geçiyor Rusya'ya sonra (nasıl bi rotaysa artık)
Rus bakıyor aşağıya:
- Bizim KGB miz meşhurdur. Dünyada sinek havalansa haberdardır.
Sonra İran'a dönüyor uçak.
İranlı bakıyor şöyle bi göz süzerek:
- Abiler burası da İran bizim de halımız meşhurdur, yumuşacıktır..
Geldik Türkiye'ye...
Türk bakıyor aşağıya, düşün düşün nerden başlasam ki (o kadar çok meşhur şeyimiz var ki en orijinalini söylemeliyim diye) Sonra başlıyor anlatmaya...
- Arkadaşlar burası Türkiye. Bizim delikanlımız çok meşhurdur...Öyle ki; alır Fransız'ın kızını, içer İngiliz'in birasını, atar Almanın arabasına, götürür Hollandalının evine, yatırır İranlının halısına çatır çatır s.ker. KGB nin de bi s.kimden haberi olmaz
fıkranın devamı

Laz banka müdürü Rusya'ya geziye gitmiş ve bir lokantadan içeri
girmis. Siparişlerini verdikten sonra birde bakmışki karşısında afet
bir hatun sürekli kendisine bakıyor. Davetkar bakışlarla hatunu masaya
çağırmış, hatun gelip masaya oturmuş. Ancak ikiside birbirlerinin dilinden
anlamıyormuş. Hatun çantasından kalem ve kağıt çıkarmıs ve kağıdın uzerine
sigara resmi çizmiş. Bizim laz müdür hemen sigarasına davranmış, kadına
ikram etmiş. Hatun daha sonra kağıdın üzerine kadeh resmi çizmiş. Bizimki
hemen garsonu çağırmış ve en iyi şaraptan sipariş vermiş. Hatun bu
seferde kağıda ev resmi çizmiş yanına da 100 dolar resmi çizmiş. Bizimki içinden
- "Ula karıya bak, banka müdürü olduğumu anladı konut kredisi istiyoo.." :)

fıkranın devamı

CIA Rusya'daki çok gizli bir görev için seçmece adaylarını bir imtihana tabi tuıtar. Başarılı olan adayları son bir sınav olarak sır tutma sınavına alır. Her birine bir sır verirler ve bunu söyleyip söylemeyecekleri konusunda işkenceye başlarlar. Ajanların çoğu çözülür fakat Temel ne yaparlarsa yapsın sırrı vermemektedir. En ağır işkenceleri geçtikten sonra tamam derler Temel bu işe uygun.Yalnız uykusunda konuşup konuşmadığını öğrenmek için birde odasına kamera koyalım onu izleyelim.Ve Temel'in odasına gizlice kamera koyarlar. Temel odya döner dönmez kafasını duvarlara vurmaya başlar ve bir taraftan da söylenir;
-Hatırla oni..hatırla oni. Boşuboşuna işkence görüyorsun hatırla oni...
fıkranın devamı

Rus devlet başkanı Brejnev Amerika'yı ziyaret ettiğinde Ford'un davetlisi olarak Beyaz Sarayda davet edilmişti. Ziyaretin ertesi sabahı Ford Brejnev'e geceyi nasıl geçirdiğini sordu: Çok iyi uyudum ve ilginç bir rüya gördüm. Yaa ne gördünüz? Beyaz sarayda komünist bayrağının dalgalandığını gördüm. Brejnev'in bu cevabına Ford karşılık vermedi. Bir yıl sonra Ford'da Rusya'ya ziyarete gitti.Sabah olunca Brejnev ona nasıl uyuduğunu sordu. Ford: İyi uyudum ve ilginç bir rüya gördüm. Ne gördünüz? Kremlin'de komünist bayrağı dalgalanıyordu. Brejnev pek memnun olmuştu. Ford devam etti: Ama bayrakta acaip yazılar vardı. Ne yazıyordu ne yazıyordu? Vallahi okuyamadım zira yazılar Çince idi.
fıkranın devamı

Clinton, Yeltsin ve Çiller şeytanın huzuruna çıkarlar. Hepsi şeytana dileklerini söyleyeceklerdir o da onlara ne zaman gerçekleşeceğini söyleyecektir.
İlk önce Clinton sorar;
-Amerika ne zaman her yönden tam olarak dünyanın hakimi olacak?, der. Şeytan da;
-50 yıl sonra, der. Clinton ağlamaya başlar
-Ben göremicem, ben göremicem... Sıra yeltsine gelmiştir.O da sorar
-Rusya ne zaman eski gücüne kavuşacak? Şeytan cevap verir
-100 yıl sonra. Yeltsin de başlar ağlamaya
-Ben göremicem, ben göremicem... Sıra Çiller'e gelmiştir, O da sorusunu sorar
-Ne zaman Türkiye'deki enflasyon düşecek?
Bu sefer şeytan ağlamaya başlar
-Ben göremicem, ben göremicem!
fıkranın devamı

Bir Afrika ülkesinin devlet başkanı Rusya'ya Yeltsin'e ziyarette bulunur. Resmi görüşmeler derken Rus ruletini öğrenir ve çok beğenir. Yeltsin'e de kendi ülkesine geldiği zaman Afrika ruleti öğreteceğine söz verir. Bir zaman sonra Yeltsin bu ülkeye gider. Resmi görüşmelerden sonra "Sayın Başkanım, bana Afrika Ruleti öğreteceğinizi söylemiştiniz" der.
başkan:
-Tabi sayın Yeltsin.
Yanlarına 6 tane birbirinden güzel ve çıplak kız getirilir.
Afrikalı başkan:
-İste Sayın Yeltsin bunlardan seçtiğiniz bir tanesi size oral seks yapacak.
Yeltsin:
-İyi ama heyecan bunun neresinde?
Afrikalı başkan:
-Sayın Yeltsin, bu kızlardan biri YAMYAM!...
fıkranın devamı

Röntgenci Çocuklar
5 Yaşındaki Johnny ve kız kardeşi anahtar deliğinden anne ve babalarını aşk yaparken gözetliyorlardı.
- Wooww, şunlara bak... Bizim parmağımızı burnumuza sokmamıza bile izin vermiyolar...

Grevin Sonuçları
Hollanda da bir yıl aşırı nüfus patlaması olmuş. Liman isçileri grev yapınca, Hollandalı köylüler çalıştırılmış... Onlar da prezervatif kolilerini tırmıkla indirip kaldırırken hepsini delik deşik etmişler... Sonrası malum...

Kere
Rusya da öğretmen soruyor:
- Türkiye'nin para birimi nedir?
- Kere öğretmenim, diyor bir çocuk. Annem ve ablam Türkiye'den döndüklerinde birbirlerine bavullardaki eşyaları gösterip kaç "kere" verdin, diye soruyor.

fıkranın devamı

Hakan Özkahya, inşaat teknikeriydi.
İşsizdi.Bir gün tesisat teknikerliği işi buldu.
"Nerede?" diye sordu.
"Sibirya'da" dediler.
Rusya'nın en doğusunda, buzlar üzerine kurulmuş Anadir'de ihale alan bir Türk firmasında çalışacaktı. Isı -40 dereceydi. Kış 9 ay sürüyor, 3 ay gece olmuyordu.Sivaslıydı Hakan... Bekârdı. 30 yaşındaydı. Para kazanıp bir hayat kurması gerekiyordu. Kabul etti.
***
Anadir'de çalışma koşulları çok ağırdı. Rus işçiler haftada 6 gün, günde 8 saat çalışarak 1000 dolar alırken, Türk işçiler o para için haftada 7 gün, günde 14 saat çalışmak zorundaydı. Ayda sadece 1 gün izin vardı. Yılmadı, çalıştı Hakan... Tekniker olarak işçilerden daha fazla kazanıyor, ayda 1500 dolar biriktirebiliyordu. Ama Sibirya'da, soğukta oksijensizlikten ciğerler büyüyor, ciddi sağlık sorunları baş gösteriyordu. 2 yılın sonunda Türkiye'ye döndü. Sivas'ta iş kurmak istiyordu. Olmadı. Biriktirdiği paranın bir kısmı hasta olan annesiyle babasının tedavisine gitti. O da İstanbul'a yerleşmeye karar verdi. Orada bir ev alacak, iş bulacak ve aile kuracaktı.
***
Lakin biriktirdiği para, İstanbul'da ev almaya da yetmedi. İş de yoktu. Yine bir gurbet işi bulabildi Hakan...
Afganistan'daki Amerikan askeri kampında iş alan bir Türk şirketi eleman arıyordu. Bavulu toplayıp bu kez Afgan yollarına düştü.
Kutuplardan çöllere savrulmuştu. Herat'ta kuruluydu şantiye... Koşullar felaketti. Çalışanlar sobasız hangarlarda yerde yatıyordu. Yetersiz besleniyor, üşüyorlardı. Ayda 700 dolar içindi bunca eziyet...
3 ayın sonunda tedavi için izin aldı Hakan... En ucuz havayolu şirketinden Türkiye'ye kestirdi biletini...
Uçağı geçen hafta Herat'tan havalandı. Kâbil'e yaklaşırken 104 yolcusuyla düştü. Hakan'ın cesedi Kâbil'in doğusundaki bir karlı dağda bulundu.
***
Okuyup "Vah vah" deyip geçtiğimiz haberlerin arkasında yürek burkan insan hikâyeleri gizli...
Sadece insan hikâyeleri de değil; "Döviz geliyor" diye gurbette işçilerinin denetimsiz, sefil şartlarda
çalışmasına göz yuman bir ülkenin,
...ucuz işçilik sayesinde ihale alıp hiç gidip görmediği coğrafyalarda çalışanlarını köle gibi çalıştıran şirket patronlarının,
...ucuza daha çok adam taşıyabilmek için bakım harcamalarından kısan "uçan tabutlar"ın,
...bu uçak firmalarını ve işçileri perişan eden şirketleri uyarmayan elçiliklerin,
...kendi canları pahasına kazanılmış başarı haberlerinde hiç adları geçmeyip ancak kazada can verdiklerinde haber olabilen, kurtulduğunda ise kazandığını sağlık harcamalarına döken "Allah'a emanet" yüz binlerce işçinin, mühendisin, teknisyenin,
...ve Anadolu'da onları bekleyen acılı yüreklerin de hikâyesi bu...
Bu ülkenin çocukları, yaban elde karın tokluğuna çalışan işçi, ırkçılarca linç edilmiş gurbetçi, savaş bölgesinde katledilmiş kamyoncu, dönüş uçağında ikinci sınıf yolcu olmaktan ne zaman kurtulacak?

fıkranın devamı

Türkiye'den Rusya'ya 3 tane ajan gidecekmiş.Türk komutanı ajanlara 'çuvallar içinde gideceksiniz.Rus komutanı yakalarsa bir başka şeyin taklitini yapın'demiş.Ajanlar gitmiş.Rus komutanı ajan Ahmet'in bulunduğu çuvala tekme atmış.Çuvaldan miyav miyav diye ses gelmiş.Komutan bunda birşey yok diye bırakmış.Ajan Ali'nin çuvala tekme atmış.Çuvaldan hav hav diye ses gelmiş.Komutan bunu da bırakmış.Sıra ajan Mustafa'ya gelmiş.Komutan vurmuş,ses yok.Bir daha vurmuş,yine ses yok.Birdaha vurmuş ;artık ajan dayanamamış 'patates lan patates'
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama